Yeni Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2026 Pazartesi

SA11871/KY20-MEK115: TBMM Raporu | Devlet Aklı, Tarihsel Yük ve Yeni Model Arayışı

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunda ifade edilen hususlar, sosyolojik gerçekliğe ve entegrasyona odaklanmakta, sürecin tasarımında ve tatbikinde uluslararası konjonktürün yarattığı risk ve fırsatların dikkate alındığına, devlet kapasitesine dayalı milli bir çözüm modeli olduğuna dikkat çekmektedir."


State Reason, Historical Burden and the Search for a New Model

5 Ağustos 2025 tarihinde çalışmalarına başlayan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye tarihinin en kritik siyasi komisyonu olarak vasıflandırılsa yeridir. Çünkü sadece Türkiye’nin değil bölgedeki deve dişi devletlerin de sorun haline getirdiği muazzam büyüklükteki bir etnik yapıya dönük ezber bozan bir girişim Komisyonun yüklendiği. elli bir üyeli komisyonun, Meclisteki temsil tablosu dikkate alındığında, (TBMM Başkanına göre yüzde 90) oldukça geniş bir toplumsal temsili haiz olduğu aşikâr. 

19 Mayıs 2025 Pazartesi

SA11430/KY20-MEK104: Türkler, Kürtler, Kehanet ve Gerçek

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Hayatın dinamik ve dönüştürücü gücü her şeyi olduğu gibi bizzat gerçeği de dönüştürerek süreğen biçimde yeniden inşa ediyor. Sadece bir insan ömründe yaşanan değişimlere dair bireysel deneyim bile, katı ve kült bir gerçeğin varlığının muhal olduğunu idrake yeter de artar bile"


Turks, Kurds, Prophecy and Reality

ر\يت حممه

خرجت من ظلمه

فوقعت بأرضي تهمه

فاكلت منها كل ذات جمجمه

Kâhin Satıh, cinlendiği ıstırap dolu seanslarında bütün bedenini bir kumaş gibi kıvırırdı. Sanki vücudunda hiç kemik yokmuş gibi. Bu seanslarındaki kehanetlerini çoğunlukla bir seci’ biçiminde ifade ederdi. Yukarıdaki seci’ kâhin Satıh’ın ünlü kehanetlerinden biridir ve Habeşlilerin Yemeni işgalini haber verdiği rivayet edilir.

26 Şubat 2024 Pazartesi

SA10602/EK13: Türkiye ve Mısır Neden Yeniden Dost?

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Atina'daki Avrupa ve Amerika İlişkileri Araştırma Enstitüsü'nde uluslararası danışman olarak görev yapan, Türkiye analisti ve yorumcusu Robert Ellis'a aittir ve Türkiye'nin Batı Bloku tarafından terör ve askerî darbe ile birlikte finansal kuşatma altına alınmasına, Mısır'ın da askerî darbe ile demokrasiden koparılmasına hiç değinmeden, nesnellikten uzak bir dille yeni bir eksen oluşturacak olan Türkiye-Mısır ilişkilerine odaklanmaktadır. Neyin nasıl algılandığına dair iyi bir örnek sayılabilecek bu metnin kimi ürküttüğüne de dikkatle bakmak gerekmektedir. Türkiye-Mısır Ekseni tarihi değiştirecek bir güç birliğinin yollarını genişletebilir.
Seçkin Deniz, 26.02.2024, Sonsuz Ark 

Why Turkey and Egypt are Friendly Again

Erdoǧan ve Sisi arasındaki yakınlaşma, daha entegre bir bölgeye doğru yeni bir ivme üretebilir.

Geçtiğimiz hafta Kahire'de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi arasında varılan Sevgililer Günü anlaşması önemli bir diplomatik başarı olarak değerlendirilmelidir.

1 Mayıs 2023 Pazartesi

SA10151/KY20-MEK103: Türkiye Yüzyılı Doktrini

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Cumhurbaşkanlığının ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak kavramlaştırdığı ve kanımca biraz amorf duran vizyon, genç ulus devletten çok, eski köklerle ilintili yeni ufuklara işaret etse gerektir. Evet kanımca devletin biraz mahcup ortaya koyduğu bu vizyon, aslında bir devlet doktrini olmak makamındadır."

"Kuşkusuz hiçbir şey, Roma’nın büyüklüğüne, kentin her zaman yendiği insanlarla birleşmesinden ve onları içine almasından daha büyük bir katkıda bulunmadı.” 
Plutarkhos

Küresel veya bölgesel güç odaklarının varoluş zeminlerini tek başına basit anlamda kaba güç (askeri/silahlı güç) ile izah etmek zordur. Küresel çapta etkiye sahip güç olgusu, silahlı gücü de kapsayan daha karmaşık bir mekanizmadır. Bu mekanizmanın temelinde hemen her zaman bir doktrin yatmaktadır. 

17 Temmuz 2022 Pazar

SA9749/SD2463: Kalkınan Büyük Bir Güç Olarak Türkiye

  Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Ulusal Güvenlik ve Stratejik İstihbarat alanında Yüksek Lisans derecesine sahip uluslararası ilişkiler uzmanı, analist, araştırmacı, yönetici danışman, danışman, öğretim görevlisi ve akademik makalelerin yazarı, halen Yeni Zelanda Massey Üniversitesi'nde Savunma ve Güvenlik Çalışmaları alanında doktora yapmakta olan Profesör Jose Miguel Alonso-Trabanco'ya aittir ve 'Türkiye'nin Yükselişi'ne odaklanmaktadır. Analistin Batı'nın özellikle çarpık olarak tasarlanan 'Türkiye'ye düşman' bakış açısına göre yaptığı kısa tarihî değerlendirmeler sonrası çaresizce itiraf ettiği gerçeği şu cümlelerinde net bir şekilde yansıtmaktadır: "Türkiye kendini yeniden öne çıkarmaya çalışan bir devlet olarak sadece kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edecektir. Ankara için, çatışmacı koalisyonları küçük bir ortak olarak savurmaya gerek yoktur, ancak büyük paydaşlarla taraf tutmadan kazan-kazan temelinde pragmatik bir şekilde anlaşmaya yönelik güçlü bir siyasi isteklilik göstermiştir. Türkiye, küresel düzenin süregelen yeniden yapılandırılmasında nihai olarak hangi blok hakim olursa olsun, dikkate alınması gereken önemli bir güçtür." Analistin Türkiye'yi durduracak şeytanî önerileri de ABD Başkanı Joe Biden başta olmak üzere bütün ABD Başkanlarının 70 yıldır yaptığı şeyleri içermektedir: "Ankara'nın stratejik yönelimini değiştirmekle ilgilenen yabancı güçler, Ankara'yı istikrarsızlaştırmak için örtülü eylemlere güvenebilir; bu, Türkiye'nin iddialı planlarını rejim değişikliği, renkli bir devrim veya iç gerilimlerin teşvik edilmesi yoluyla tehlikeye atabilecek aktif bir önlemdir." 15 Temmuz 2015'da ABD-NATO-AB-FETÖ askerî darbesini durdurarak tarihin akışını değiştiren ve Batı'nın çöküşünü hızlandıran Türkiye, 2002'den beri elde ettiği kazanımlarını korumak zorundadır. Türkiye'nin yeni dönemde ilişkilerini geliştirmeye devam ettiği Güney ve Orta Amerika (Latin Amerika) ülkelerinden biri olan Meksika'da doğan analistin şu tespiti bu bağlamda ciddi bir şekilde düşünülmelidir: "Sonuç olarak, başarı, sert gücün zımni desteğini gerektirir. Aksi takdirde, iyi niyet ve iyimser beklentiler tek başına yeterli olmayacak ve tüm reformist çaba er ya da geç kağıttan bir ev gibi çözülecektir. Floransalı filozofun sözleriyle, silahlı peygamberlerin zafer kazanma şansı varken, silahsız peygamberler genellikle boyun eğerler ve erdemli yasalar, etkili bir şekilde uygulanmadıkça değersizdir." Cumhurbaşkanı Erdoğan 15 Temmuz darbesinin durdurulmasının 6. yıl dönümünde, 15 Temmuz 2022'de, İstanbul/Saraçhane'de yaptığı konuşmada, "Büyük ve Güçlü Türkiye'nin inşâsını mutlaka tamamlayacağız" diyerek hedefini yeniden tekrarlamıştır.
Seçkin Deniz, 17.07.2022, Sonsuz Ark 


Turkey as an Aspiring Great Power

Rusya ve Batı arasında Ukrayna'da süregelen çok boyutlu çatışma, büyük güçlerin dahil olduğu doğrudan askeri gerilimlerin yeniden harekete geçmesi, ABD ile Çin arasındaki artan stratejik rekabet, ittifakların yeniden yapılandırılması ve enflasyon, ulusötesi tedarik zincirlerinin bozulması, finansal oynaklık ve kritik malların kıtlığı gibi fenomenlere yansıyan keskin bir küresel ekonomik gerilemenin sonucu olarak dünya düzeni muhtemelen yeniden yazılacaktır.

24 Ocak 2021 Pazar

SA9044/SD1942: Yunanistan'ın Megali İdea Hırsları; Dışişleri Bakanı Nikos Dendias: "Bu, 1947'den Beri Yaşanan İlk Bölgesel Genişlemedir"

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız metin, Yunan Kathimerini gazetesinden Vassilis Nedos'un, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'la yaptığı röportajın içeriğini yansıtmaktadır ve Yunanistan'ın yayılmacı dış politika (Megali İdea) stratejisinin ne durumda olduğunu göstermeye ve nasıl gelişeceğine odaklanmaktadır. Rus Sputnik Türkçe'de, Yunanistan Dışişleri Bakanı: Türkiye, 2000 ya da 2016'daki Türkiye değil, İngiliz BBC Türkçe'de Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias: "Türkiye eski Türkiye değil"  gibi tam da Yunanistan'ın istediği türden bir başlıkla gündeme gelen ve gevşemeyi sağlamak amacıyla Türk gururunu okşayarak ve özetle verilen bu röportajın içeriğinin, Yunanistan'ın küstah, saldırgan ve yayılmacı politikalarını net bir şekilde yansıttığını, ama bunu yaparken de boyunu aşan bir arsızlıkla, Türkiye'yi yayılmacı ve saldırgan olarak nitelediğini ve böylece baskı altına almaya çalıştığını göreceksiniz. Aynı Dendias, Müslüman-Türk azınlıklarla ilgili Yunanistan'ın AİHM tarafından tescil edilmiş suçları olmasına rağmen, Türkiye'de neredeyse bulunmayan Rum Azınlıkla ilgili provokasyonlarına devam etmektedir. Dendias Yunan genişlemesinin sınırlarını değiştirme küstahlığını 19 Ocak 2021'de, şöyle ifade etmektedir: "Girit'in doğusunda da kara sularımızı genişletmeyi planlıyoruz. Başbakan’ın belirlediği politikanın dışında bir çizgi izlenmesi mümkün değil. Yunanistan'ın hiçbir başbakanı kara suları meselesini müzakere etmez çünkü egemenlik meselesidir ve müzakere konusu değildir." Dendias, Megali İdea (*) saplantısının etkisiyle azgınlaşan Yunan saldırganlığının sonucu olarak, 100 yıl önce binlerce yunan askerinin işgal ettikleri Anadolu topraklarında sivil Müslüman Türklere yönelik hırsızlık, tecavüz, katliam ve soykırım yaparken öldürüldüğünü ve Yunanistan'ın bütün hırslarıyla sefil bir yenilgi yaşadığını, 1974'te Kıbrıs'ta aldığı tarihi yenilgiyle bütün siyasi sisteminin çöktüğünü unutmuş görünmektedir. Fransız Cumhurbaşkanı Macron'un, Avrupa Birliği'nin ve ABD'nin etkisi ve körüklemesi ile Türkiye'ye karşı saldırgan ve küstah davranışlarının işe yaramayacağını anlaması gereken Yunanistan'ın borç yükü altında ezilen Yunan halkının geleceğini düşünmesi, açlıkla boğuşurken olmayan parasıyla silahlanmaya milyarlarca dolar harcaması ve maceralara atılmaması gerekmektedir. ABD'nin Türkiye'yi kuşatma stratejisi bugüne dek başarısızlığa uğramıştır, Türkiye bu stratejinin yerel piyonlarına ağır bedeller ödetmiştir, ödetmeye de devam edecektir. ABD ve Çin'in çıkarlarının çatıştığı topraklarını bu ülkelere peşkeş çekerken ulusal onurunu hatırlamayan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ve "Türkiye son zamanlarda oldukça agresif davranıyor. Yunanistan'ın genel anlamda saldırganlık eğilimi gösteren bu tür bir davranışla tek başa çıkma yönteminin, bir yandan kendi diplomatik silahını kullanmak, diğer yandan Silahlı Kuvvetleri'nin caydırıcı gücünü arttırmak olduğuna inanıyorum" diyen Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos gibi açıkça savaş çığlıkları atan Yunan siyasetçilerin hırsları Yunanistan'ın sonunu getirebilir.
Seçkin Deniz, 24.01.2021


Dendias: Turkey not the same as in 2000 or 2016

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Kathimerini ile yaptığı röportajda, Ankara ile samimi ve yapıcı bir diyaloğa katılacağını, ancak aynı zamanda Türkiye'nin artık 2000 yılında olduğu gibi, Avrupa Birliği'ne katılma arzusuyla ve istikşâfi görüşmelerin başladığı 2016'daki ülke ile aynı ülke olmadığının da tamamen farkında olacağını söylüyor.

22 Aralık 2020 Salı

SA8993/SD1902: Foreign Policy: Türkiye'yi Serbest Bırakma Zamanı

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız Foreign Policy analizi, 1953'te, bir Yunan Ortodoks rahibi olan Peder George Mastrantonis tarafından  Chicago, Illinois'de kurulan Helenik (Yunan) Vakfı (Hellenic Foundation) kıdemli araştırma görevlisi Nicholas Danforth'a aittir ve 'düşman' bir dille Joe Biden başkanlığındaki ABD'nin Türkiye ve Erdoğan'la ilişkilerine odaklanmaktadır. Analiz, yazarının nesnel olmaya çalışan yaklaşımıyla, Amerikan-Yunan ruhuna uygun olarak, 'düşman nesne' olarak algılanan Türkiye'ye bakışının (kibirli ABD'nin diliyle) 'aşağılayıcı' olduğu kadar, (ABD ve AB'den Türkiye'ye karşı yardım dilenen Yunanistan kadar) 'korkak' olduğunu da net bir şekilde ortaya koymaktadır. Nicholas Danforth, Erdoğan'ın ilişkileri sıfırlama ve yeniden tanımlama teklifini reddetmesini tavsiye ettiği Biden'a, desteklediği CHP-HDP-İP-SP-GEP-DAP-FETÖ-PKK-DAEŞ ittifakının bütün beklentilerini karşılayabilecek bir politik yaklaşım önermekte ve aksi halde gerçekleşecek olanı açıkça söylemektedir: "Daha endişe verici gerçek ise, ideolojinin, şikayetlerin ve iç politikanın, ABD'yi büyük bir tehdit olarak tanımlayan yeni bir Türk güvenlik doktrinini şekillendirmek için bir araya gelmesidir." Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin bağımsızlık yolunda önündeki bütün engelleri aşma hedefinden zerre kadar sapmaması ve liderliğini tescil ettirdiği 21.yüzyıl dünyasında 'Türkiye Ekseni'ni oluşturması şarttır.
Seçkin Deniz, 22.12.2020


It Is Time to Let Turkey Go
"Uzun vadede bağları tamir etmenin en iyi yolu bu olabilir."

Gözlemcilerin önerdiği gibi, ABD-Türkiye ilişkisi ağır çekim tren kazasına benziyorsa, iyi haber, trenlerin beklenenden daha yavaş hareket ediyor olmasıdır. Kötü haber şu ki, hala aynı yolda birbirlerine doğru gidiyorlar. Şimdiki seçilmiş Joe Biden şu anda frenci konumunda... ve yaklaşmakta olan trende muadilinden fazla yardım bekleyemez.

20 Aralık 2020 Pazar

SA8990/SD1900: Türkiye'nin NATO'daki Günleri Sayılı mı?

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz The National'da savunma ve dış ilişkiler köşe yazarı olan Con Coughlin'e aittir ve Erdoğan'ın şahsına odaklanarak, Türkiye'nin Batı karşısındaki haklı varoluş mücadelesine karşı bir perspektifle telif edilmiştir. Rusya-S400, Macron, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, İbrahim Anlaşmaları, Suriye, Libya gibi alt başlıklarda doğrudan Erdoğan'ın suçlandığı analizde, ABD-Avrupa ortaklığının temsil ettiği Batı'nın İslam'a, Müslümanlar'a, Türkiye'ye ve İslam dünyasına yönelik saldırılarına karşı herhangi bir eleştirel dil olmadığı gibi, bu saldırılara karşı duran Erdoğan liderliğindeki 'Duruş', ABD-İngiltere-Fransa ortaklığı ile üretilen terör örgütleri ve eylemleri temel alınarak basit ve sığ bir 'Radikal İslamcılık' safsatasıyla tanımlanmaya çalışılmakta, Türkiye'yi NATO'dan ihraç etmekle tehdit etmek gibi bir basitlik sergilenmektedir. 17 Şubat 2020'de Türkiye'nin NATO üyeliğinin 68. yıl dönümünde (17 Şubat 1952), "Türkiye transatlantik ailenin 68 yıldır çok değerli bir üyesi olmuştur." diyen ve Türkiye'nin NATO'nun Afganistan, Kosova ve Irak gibi misyon ve operasyonlarına en fazla katkı sağlayan üyelerden biri olduğuna dikkati çekerek, "Orta Doğu'daki istikrarsızlık, şiddet ve karmaşadan en fazla etkilenen ve terör saldırısına uğrayan müttefik Türkiye olmuştur. NATO'ya üyeliğinin yıl dönümünde, Türkiye'ye ittifaka olan değerli ve süregelen desteği için teşekkür ederim. Türkiye NATO'nun güçlü ve kıymetli üyesi olmaya devam edecektir." şeklinde açıklamalar yapan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'i de yalanlayan aşağıdaki analizden çıkarılacak sonuç şudur; Türkiye, 68 yıldır olduğu gibi NATO konseptinde basit bir emir eri ya da kukla olarak emir dinlemeye devam etmezse NATO'dan 13. Madde engelini içeren Kuruluş Belgesi değiştirilerek ihraç edilecektir. Türkiye'de 'derin devlet-gladio' ile terör üreten, 15 Temmuz dahil askerî darbeler yaptıran ve resmî bir terör örgütüne dönüşen ABD yönetimindeki NATO artık Türkiye için bir ittifak değil aksine açık bir tehdittir; ABD'nin 'Hasımları'na yönelik yaptırımları CAATSA ile Türkiye'ye yöneltmesi bunun aksini iddia edecek olan bütün tezleri çürütecek niteliktedir. Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin bağımsızlık yolunda önündeki bütün engelleri aşma hedefinden zerre kadar sapmaması ve liderliğini tescil ettirdiği 21.yüzyıl dünyasında 'Türkiye Ekseni'ni oluşturması şarttır, ancak bunu da Vahşi Batı'nın artık çürüyen zekasının anlayamayacağı bir incelik ve ustalıkla planlamalıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Aralık 2020'de Kuzey Marmara Otoyolu 6. Kesim Açılış Töreni'nde Batı'ya net bir mesaj vermiştir: “Terör örgütlerini kullanmaktan, darbe girişimlerine, siyasi ve ekonomik tuzaklardan, yaptırımlara kadar her yöntemi kullanarak ülkemizin önünü kesmeye çalıştılar. Hamdolsun şu ana kadar başarılı olamadılar. Türkiye’nin egemenlik haklarını kullanmaktan asla tereddüt göstermeyecek bir ülke olduğunu kabul ettirmekte kararlıyız. Bizimle eşit şartlarda oturup konuşmaya, adil tekliflerle anlaşmaya hazır olan herkese kapımız da, gönlümüz de açıktır. Tehditle, dayatmayla, riyakârlıkla, ayak oyunlarıyla ülkemize diz çöktürtme gayreti içinde olanlara söylüyorum, sizleri hayal kırıklığına uğratmaya devam edeceğiz.” 
Seçkin Deniz, 20.12.2020

Are Turkey's days in Nato numbered?

Türkiye’nin NATO ittifakına gelecekteki katılım durumu, Washington’un bu hafta son zamanlarda aldığı sofistike, Rus yapımı S-400 uçaksavar füzesi sistemi üzerine Ankara’ya yaptırım uygulama kararının ardından yeniden incelemeye alınacak gibi görünüyor.

3 Mart 2020 Salı

SA8403/SD1631: Distopya'dan Çıkış; Türkiye'nin 'Hard Power' Dış Politikası, Yankıları ve Bahar Kalkanı Harekâtı

"ABD, Avrupa Birliği ve Rusya, 'Bağımsız Politikalar' uygulamamızı ve Türkiye'nin çıkarlarını korumamızı istemiyorlar."




Rusya, hiç ara vermediği ancak Şubat 2020 sonlarına doğru arttırdığı vahşi saldırılarda katil Esat rejimine destek vererek İdlib'de sivilleri katletti ve yüz binlerce insanı Türkiye'ye doğru sürdü. Türkiye, ısrarla Astana-Soçi süreçlerini ve varılan mutabakatları hatırlatarak bu katliamın durdurulmasını istedi. Putin ve Hamaney Türkiye'nin uyarılarını umursamadı. 

2 Ocak 2020 Perşembe

SA8257/SD1581: Rusya Orta Doğu'nun Yeni Hegemonu mu?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, eski İsrail dışişleri bakanlarından Toledo Uluslararası Barış Merkezi başkan yardımcısı Shlomo Ben-Ami'ye aittir ve Rusya'nın Ortadoğu'da girdiği ABD ile egemenlik rekabetine odaklanmaktadır. Shlomo Ben-Ami yaptığı analizde Rusya-İsrail ilişkilerini tanımlarken, "İsrail'in Suriye'deki İran askeri tesislerine yaptığı saldırıları Rusya ile koordine etmekten başka seçeneği yok. Ancak İsrail'in ABD ile olan benzersiz ilişkisinden vazgeçme konusunda hiçbir gerekçesi veya düşüncesi yoktur." derken, "Rusya, Suriye ile Türkiye, Suudi Arabistan ve İran, Türkiye ve Kürtler ile İsrail ve İran arasındaki yerel rekabetlerde çamura battı. Tarafsızlık politikası, Rusya’nın çeşitli taraflarla diyalogu sürdürmesini sağlarken, yeni bir bölgesel düzen oluşturmakta hiçbir işe yaramayacaktır." diyerek Rusya'nın ABD ile hegemonya rekabetinde başarılı olamayacağını ifade etmektedir. Libya'da meşru hükümete karşı Rusya ile birlikte terörist Hafter'i destekleyen Mısır Devlet Başkanı Abdel Fattah el-Sisi'yi, "Rusya’yı öncü bir müttefik olarak görmekten uzak, Mısır’ın patronu ABD karşısında konumunu güçlendirmek için bu ilişkiden yararlanıyor." şeklinde değerlendiriyor. Analiz'in bize gösterdiği temel çerçeve, İsrail hariç Müslüman ülkelerden oluşan Ortadoğu'nun hıristiyan iki hegemon güç olan ABD ve Rusya tarafından nasıl parsellendiği ve yahudi İsrail'in bu iki gücü amaçlarına uygun olarak nasıl kullandığı gerçeğidir. Türkiye'nin yükselen müslüman bir güç olarak bu kan ve savaş döngüsünden müslüman ülkeleri kurtaracak bir stratejik bakışa sahip olması tek başına yeterli olmamaktadır; bölge ülkelerinin (İran, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, BAE, Ürdün, Yemen, Mısır) yaşadıkları sefaletten kurtulmak adına Türkiye ile işbirliği yapmak yerine, hristiyan ve yahudi devletlerle yaptıkları gizli ve açık işbirliği ile Türkiye düşmanlığı yapmaları bütün müslümanların geleceğini tehdit etmektedir. Türkiye, Libya'da meşru hükümetin askerî destek çağrısına olumlu cevap vererek 2 Ocak 2020'de TBMM'den geçirdiği Libya Tezkeresi ile Ortadoğu'da kalıcı bir barışın tesis edilmesi için ilk ve en büyük adımını atmış olacaktır. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar 31 Aralık 2019'da yaptığı açıklamada Türkiye'nin kararlılığını açıkça vurgulamıştır: "Libya ile uzun bir tarihi ve kültürel birlikteliğimiz var. Temaslarımız devam etmekte. Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması muhtırası geçtiğimiz ay imzalandı. Bir yanda asi general Hafter’in masum insanlara yaptığı saldırılar söz konusu. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Birçok yabancı ülke Libya’daki olaylara müdahil olmuş durumda. Biz bunların farkındayız. Sivillere yönelik hareketlere bizim ilgisiz kalmamız mümkün değil. Sayın Sarraj’dan bir yardım davet mektubu gelmiş durumda. Bu millet daima mazlumların yanında olmuştur.Bu tezkerenin çıkması hukuki zarurettir. Tezkere hazırlandı ve TBMM’ye sevk edildi. Oylamayı müteakip, oylamayı beklemeden yapmamamız gereken hazırlıklar neyse zaten yapıyoruz. Asıl mesele tezkereyle beraber bu görev TSK’ya verilecek. Buna göre gereğini yapacağız. Libya’daki ihtiyaçları bir bütün olarak düşünmemiz gerekir.
Elimizdeki imkanlar çerçevesinde gereğini yapacağız." Türkiye'nin Libya'da olduğu gibi, Suriye ve Mısır'da da ABD tarafından kucağına itildiği Rusya'ya karşı stratejik adımlarını tereddütsüz atması şarttır.
Seçkin Deniz, 02.01.2020

Is Russia the Middle East’s New Hegemon?
"Güney Kore ekonomisi kadar olan ekonomik büyüklüğü ve Amerika'ya denk olmayan askeri yetenekleri ile Rusya, Orta Doğu’da tartışmasız bir hegemon olarak hareket etmek için gereken araçlara sahip değil. Amerika Birleşik Devletleri tekrar demokrasi ve barış anlayışını öncelemeye karar verdiğinde, Rusya buna uygun olmayacak."

Otuz yıl Sovyetler Birliği'nin yıkılışı, bir zamanlar Orta Doğu'daki güçlü varlığının da çökmesi anlamına geliyordu. Bugün ABD, bölgeden çekilirken, Rusya, askeri güç, silah anlaşmaları, stratejik ortaklıklar ve yumuşak güç konuşlandırılmasıyla Sovyetler Birliği'nin eski konumunu yeniden ele geçirmek için çabalıyor. Ancak başarısı önemli ölçüde abartılıyor.

31 Aralık 2019 Salı

SA8250/SD1578: Ankara'dan Orta Asya'ya: 'Hepimiz Türküz'

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, hakkında Asia Times yazarı olmak dışında çok fazla bilgi bulunmayan Alexander Kruglov'a aittir ve Türkiye ile Orta Asya'daki Türkî Devletler arasındaki ilişkilere yönelik olarak, profesyonel bir istihbarat ajanının dikkate alacağı noktalara odaklanarak telif edilmiştir. Analiz'in temel hedefi, Türkiye'nin kendi doğal etki alanı olan Orta Asya'da Rusya ve Çin'in etkilerini azaltma olasılığını sınırlamak ya da engellemektir. Sovyet Rusya ve Çin'in laiklik adı altında ateizmi yaydığı bu coğrafyada, Türkiye'nin yüz yıldır insan haklarına aykırı bir şekilde din eğitiminden mahrum bırakılan müslüman insanların bu haklarına yönelik çabaları Rus-Çin çıkarlarına aykırı görülmektedir. ABD-Avrupa-Rus-İsrail ortak üretimi olan terör örgütü DAEŞ'in Türkiye-Orta Asya ilişkilerini zehirleme potansiyeli olarak kullanılma çabaları da dikkate değerdir. Müslümanların dinî hassasiyetleri, (Wagner adlı paralı terörist örgütü kurduran ve ABD-Avrupa ve İsrail ile birlikte çalışarak iç savaşa sürüklediği her ülkeye gönderen) Putin tarafından, Suriye, Irak ve Libya'da olduğu gibi Orta Asya'da da DAEŞ maskesiyle tehdit edilmektedir. Türkiye küresel politik mülahazalarını güçlü olduğu sürece hayata yansıtabilir, bu anlamda BMGK üyesi ülkeler dahil, müslüman düşmanı yönetimler de Türkiye'nin karşısında yer almaktadır. Bu büyük yolculuğun sonunda Türkiye insanlığa büyük bir barış getirecek ve müslümanların öldürülmesinin, işkencelere ve tecavüzlere uğramasının önünü kesecektir.
Seçkin Deniz, 31.12.2019

Ankara to Central Asia: ‘We’re all Turks’
"Moskova etkisinin ve Pekin nakit parasının hakim olduğu alanda (Stans; ülke adlarının sonundaki istan'a yapılan vurgu, Kazakistan gibi), yeni bir iddiaya sahip Türkiye’nin büyük hedefleri var"

Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'in tozlu banliyölerinde, alışveriş yapan müşteri orduları, Dordoy toptan satış pazarında dolaşıyor. Dışarıdakilere göre, bu -Orta Asya'daki en büyük pazar-  kaotik bir konteyner ve gecekondu labirenti gibi görünebilir.. Avrasya ticaretinin bu giriş kapısında her zamanki gibi, dar sokaklar telaşlı ve hareketli; ulaşım yolları gece geç saatlere kadar trafikle tıkanmış durumda. 

26 Kasım 2019 Salı

SA8161/SD1547: Batı Afrika Para Birliği Çalışabilir mi?

Sonsuz Ark'ın Notu:
 Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Afrika Yönetişim ve Kalkınma Enstitüsü Direktörü ve Baş Ekonomisti Basit A. Asongu'ya aittir ve Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS)'na üye 15 ülkenin, 1 Ocak 2020 itibariyle, yeni bir ortak para birimi olarak kabul ettiği “ECO”ya odaklanmakta, risklere ve fırsatlara yönelik değerlendirmeler içermektedir. Basit A. Asongu Dünya kamuoyunun pek haberdar olmadığı bir gerçeğe işaret etmektedir: ECOWAS, Fransız sömürge yönetiminden bu yana, tek bir para birimi olan Batı Afrika CFA Frangı olan sekiz Frankofon ülkeyi (Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Gine-Bissau, Mali, Nijer, Senegal ve Togo) de içermektedir.  Ve Fransa CFA frangı ülkelerinin ECO’yu reddetmesini istiyor, çünkü bu ülkeler yabancı para rezervlerinin yarısını Fransız hazinesine yatırıyorlar. Frankofon olarak tanınmak istemeyen Sekiz Batı Afrika ülkesi para rezervlerini Fransız merkez bankasından çekme isteği Fransa'yı rahatsız etti. Fransa 1961’den beri 14 Afrika ülkesinin ulusal rezervlerini elinde tutmaktadır, bu ülkeler: Benin, Burkina Faso, Gine-Bissau, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Senegal, Togo, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi ve Gabon’dur. Bu ülkeler Fransa’ya sömürge vergisi ödemek zorunda bırakılmıştır. Bunu reddeden Afrika liderleri ya öldürülmüş ya da darbe kurbanı olmuşlardır. Kendilerine itaat eden liderler, halkları aşırı yoksulluk ve çaresizlikle karşı karşıya kalırken, Fransa tarafından müsrif bir hayat tarzıyla ödüllendirilmişlerdir. Türkiye, Afrika ile ilişkilerini geliştiriyor, özellikle Fransa'nın halen sömürge prosedürleri uyguladığı Frankofon sekiz ülke ile yakından ilgileniyor. Eylül 2018'de Türkiye'yi ziyaret eden ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ağırlanan Benin Cumhurbaşkanı Patrice Talon, Türkiye'yi ülkesine davet etmişti: "Türkiye'nin kalkınmaya devam etmesi bizim arzumuz. Türkiye'nin kalkınmasının da Afrika'ya bir etkisi olmasını bekliyoruz." Nisan 2019'da Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) düzenlediği Türkiye-Burkina Faso İş Forumu'nda konuşan Burkina Faso Cumhurbaşkanı Roch Marc Christian Kabore, Burkina Faso'da özellikle pamuk alanında büyük atılımlar olduğunu, kendilerinin de Türkiye ve Türk iş adamları seviyesine ulaşmak istediğini söyledi. Haziran 2019'da Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ile Nijer Halk Sağlığı Bakanlığınca ortak işletme modeliyle 3 yıl süreyle hizmet verecek hastanenin açılışı yapıldı. Temmuz 2019'da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Fildişi Sahili Cumhuriyeti İnşaat, Konut ve Şehircilik Bakanlığı arasında "Konut Alanında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Zaptı" imzalandı. Ağustos 2019'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Diyanet Vakfı’na (TDV) vekalet verdiği hissenin de yer aldığı kurbanlar, Batı Afrika’daki Togo’da kesildi. Eylül 2019'da Türkiye'yi ziyaret eden Mali Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Vahdettin Köşkü'nde kahvaltı yaptı. Ekim 2019'da Türkiye'yi ziyaret eden Gine-Bissau Dışişleri Bakanı Suzi Carla Barbosa, ülkesinin siyasi anlamda Türkiye'yi desteklediğini açıklamıştı: "Dost ülkelerle ilgili olarak ve özellikle Türkiye ile ilgili konularda uluslararası alanda sesimizi yükseltiyoruz ve buna devam edeceğiz." 19 Kasım 2019'da Burkina Faso, ülkedeki terör faaliyetlerini desteklediğinden şüphelenilen Fransa'yı "savaş uçaklarını düşürmekle" tehdit etti. Burkina Faso Genelkurmay Başkanlığı, Fransa'ya, "hükümete bilgi verilmeden yaptığı uçuşların düşman saldırısı olarak nitelendirileceği ve uçakların vurulacağı uyarısında bulundu. 20 Kasım 2019'da Türkiye'yi ziyaret eden Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile akşam yemeğinde bir araya geldi. 23 Kasım 2019'da Nijer, Fransız sömürgesi olduğu yıllara yüceltici atıflarda bulunan Fransa referanslı ulusal marşını değiştireceğini açıkladı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Barış Pınarı Harekatı'na karşı duyduğu öfkeyi, "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti" diyerek dışa vurmasının ve PKK-YPG'nin temsilcilerinin Macron tarafından ağırlanmasının, Fransa Meclisi'nde Türkiye'nin hedef alınarak 'NATO kesinlikle hasta', 'Müttefikimiz Kürtleri bombalıyor' gibi kontrolsüz tepkilerin arka planında Çözülen, çöken ve iki yıldır süren ayaklanmalarla istikrarsızlaşan, sömürgeci, terör destekçisi bir Fransa'ya karşı atağa kalkan Türkiye gerçeği yatmaktadır... Batı Afrika Para Birliği aynı zamanda Fransız sömürge zincirlerinin de kırılması anlamına gelmektedir. Mart 2008'de  eski Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac şöyle demiştir: “Afrika olmadığı takdirde Fransa üçüncü dünya sıralamasına düşecektir.”
Seçkin Deniz, 26.11.2019

Can a West African Currency Union Work?
"Euro Bölgesi'nin tecrübesi, idare edilmesi zor para birimlerinin nasıl olabileceğini ve denemeye ve uyarlamaya devam etmenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğunun 15 üyesini içeren bir para birliği farklı olmayacak; ancak bu işe yaramayacağı anlamına gelmiyor."

Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğunun 15 ülkesi, gelecek yıl itibariyle, yeni bir ortak para birimi olan “ECO” yu kabul etti. Ancak, Euro bölgesi tecrübesinin gösterdiği gibi, para birlikleri hantal olabilir. Başarılı bir para birliği oluşturmak, ECOWAS ülkelerinin ciddi zorlukların üstesinden gelmesini gerektirecektir.

1 Kasım 2019 Cuma

SA8097/SD1524: 'ABD Yetkilileri Suriye'de Trump'ı Görmezden Geldi ve Hepimiz Bedelini Ödedik'

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Foreign Policy Research Institute Middle East Program (Orta Doğu Programı) direktörü Aaron Stein'a aittir ve terör örgütü PKK/YPG'ye yönelik olarak 9 Ekim 2019'da başlattığımız Barış Pınarı Harekâtı sonrası 8 yıldır işgal ettiği Kuzeydoğu Suriye'den çekilmek zorunda kalan terör örgütü destekçisi ABD'nin yaşadığı ezikliğe ve hezimete odaklanmakta ve asıl sorumluların, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın telefonuyla aniden ABD özel kuvvetlerini Kuzeydoğu Suriye'den çektiği için suçlanan Başkan Trump'ın değil, (Erdoğan'ın baskısıyla) bir yıldan fazla süredir ABD Kuvvetlerini Suriye'den çekeceğini dillendiren Başkan Trump'ı ciddiye almayarak onurlu bir geri çekilme stratejisi hazırlamayan ABD'li yetkililer olduğunu ifade etmektedir: "Personeli, dünyanın en güçlü adamına ne kadar uzun süre bir bebek gibi davranmaya devam ederse, Başkan'ın acil bir geri çekilme emri vermesi o kadar fazla olasıydı" Aaron Stein, bundan sonra olacaklara odaklanmak gerektiğini ifade ederken Rusya ve Türkiye'nin elde ettikleri 'zafer'in bedelinin de ödetilmesinin yollarını da göstermektedir. Neocon -siyonist perspektifli yazarın ve eş perspektifli bütün aktif düşünce kuruluşlarının önerdiği gibi, 29 Ekim 2019 salı günü,  Cumhuriyet Bayramı'nın kutlandığı gün, ABD Kongresi'nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi'nden peş peşe Türkiye karşıtı iki tasarı geçti. İlki 1915 olaylarını 'Ermeni soykırımı' olarak nitelendiren tasarı, diğeri ise Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle Türkiye'ye yaptırımlar öngören tasarıydı. Bu bir intikam alma çabasıydı, ancak etkisiz kalacaktı. Avrupa Birliği'ne Erdoğan'ın güvenli bölgede tesis edilecek ve mültecilerin geri dönüşünü sağlayacak olan projeye para desteği vermemesini öneren Aaron Stein'ın yaptırımlarla ilgili endişeleri vardı, o ve benzerleri NATO üyesi Türkiye'yi kaybetmek istemiyorlardı. Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen tasarının gideceği yer Senato'ydu. 31 Ekim 2019'da Senato Cumhuriyetçi Çoğunluk Lideri Mitch McConnell Amerikan çıkarları için kaygılandıklarını açıkça söyleyecekti: “Türkiye’nin davranışlarını şekillendirmek için Avrupalı müttefiklerle birlikte çalışmanın mı yoksa Avrupalı müttefikleri yaptırım tehditleri üzerinden Türkiye’yle bağlarını kesmeye zorlamanın mı bizim daha yararımıza olacağı üzerinde kafa yormalıyız. 80 milyonluk bir demokrasiye karşı, İran ve Kuzey Kore’ye kullandığımız türden politika araçlarına başvurmadan önce, yaptırımların Türk halkı üzerinde yapacağı siyasi etkileri değerlendirmeliyiz. Yaptırımlar onları bizim mi yoksa Erdoğan’ın tarafına mı çekecek? Daha hedefe odaklı yaptırımlar, bu istenmeyen sonuçların bir kısmını belki önleyebilir mi? İlgili komisyonlarımızın ve yönetimin, harekete geçmeden önce bu sorular üzerinde düşünmesini ümit ediyorum.” Aşağıdaki analizin yazarının sıfatları ve ortaya çıkan Amerikan zavallılığı ışığında bakıldığında, Türkiye 9 Ekim 2019'da ABD Başkanı Trump'ın tehditkâr mektubuna rağmen başlattığı Barış Pınarı Harekâtı ile Amerikan Yüzyılı'nın sona erdiğini ilan ve tescil etmiştir. Bunun sonuçlarını zaman içinde daha net bir şekilde görebileceğiz.
Seçkin Deniz, 01.11.2019

U.S. OFFICIALS IGNORED TRUMP ON SYRIA AND WE ARE ALL PAYING THE PRICE


"Başkan Donald Trump’ın ABD’nin özel harekat kuvvetlerini, bir Türk saldırısından önce kuzeydoğu Suriye’den çekme kararı bölgeyi sarsmaya devam ediyor."

Cumhuriyetçiler, Demokratlar ve Avrupalı ​​liderler, bu kez, IS (DAEŞ-IŞİD-ISIS)'ı yenmek için Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte savaşan Kürt militanlara (Seçkin Deniz'in Notu: Metin'de gerçek çarpıtılarak Kürt militan olarak tanımlanan terör çetesi PKK-YPG üyesi teröristlerin çoğunluğu ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Kanada gibi batılı ülkelerin eski askerlerinden ve lejyonerlerden oluşmaktadır) operasyon yapan Türkiye'nin kuzeydoğu Suriye işgalini etkili bir şekilde desteklediği için Başkan Donald Trump'a karşı öfkede birleşiyorlar.

28 Ekim 2019 Pazartesi

SA8085/KY13-AO312: Herkes Gördü: "Türkiye Eski Türkiye Değil"

"Nasıl oluyor da kırmızı bültenle aranan böyle birisi hem Trump, hem de Putin tarafından muhatap kabul edilebiliyor?"


PKK’nın Suriye'deki uzantısı YPG’nin çatı örgütü Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) başındaki terörist Mazlum Kobani (Şahin Cilo), Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdiği gündem yaratan mektupta da isminin geçmesiyle, kim olduğu daha çok konuşulmaya başlandı.

Gerçek ismi Ferhat Abdi Şahin olan ve Şahin Cilo veya Mazlum Kobani gibi farklı kod adları bulunan terör örgütü lideri, PKK'nın üst düzey isimlerinden, Öcalan’ın manevi oğlu olduğu belirtilen biri. 1967 doğumlu olan Şahin, PKK'nın kurulmasından kısa bir süre sonra 1990 senesinde örgüte katılmış bir isim.

30 Mart 2019 Cumartesi

SA7547/SD1333: Türkiye Tarihî Rekreasyon Alanı'na Giriyor

"1 Nisan 2019 itibarı ile Türkiye, son stres alanından uzaklaşacak ve her görüşten, inanıştan, ideolojiden hemen herkes kendi hayat alanında değişiklikler yapmak için zaman bulacak ve kendisi ile ilgili tasarımlar yapma imkanına kavuşacaktır. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti de tarihî rekreasyon alanına girecek, yürüdüğü yolda daha sakin, daha geniş ve daha derin bir analiz yapma imkanına kavuşacak; toplumun bütün kesimlerine ulaşmanın yollarını aramaya devam edecek, kendi iç bütünlüğünü tesis ettikten sonra ya da eş zamanlı olarak sınır komşusu olan ülkelerden başlayarak küresel alana yönelik stratejilerini güçlendirecek ve çeşitlendirecektir."


Bir medeniyet kolay inşâ edilmez, var olan bir medeniyet de kolaylıkla yok edilemez; ancak bir medeniyetin sürekliliği kendisini yenilemesiyle, hayatın hemen bütün ayrıntılarında incelikle çalışmasıyla mümkün; Türkiye bugün tarihî bir dönemeci aşıyor. 31 Mart 2019 seçimleri bu anlamda sonucu ne olursa olsun çok yoğun bir kaotik yakın iki, uzak dört yüzyıllık geçmişin sona erdiği dönemi temsil edecektir.

5 Mart 2019 Salı

SA7487/SD1308: Sonsuz Ark Sohbetleri 35

"Şu anda bizi kuşatan ve bize ait olmaktan çıkan kültürümüz görüntümüzle birlikte bizi Batı'nın köksüz, özelliksiz ve ruhsuz basit bir mukallidi olmaktan koruyacak bir güce sahip değil."


Yaklaşık yüz yıldır Kuzey-Batı yörüngesinde Dünya büyük bir değişim içinde ve Türkiye de bu değişimi Batı'ya entegre kültürü ve algısı ile birlikte ruhunun bütün zerrelerine kadar yaşıyor. Ne yazık ki bu değişim değerler almaşığında iyiye doğru gelişmiyor. 

Türkiye, Batı'ya rağmen, Batı'nın akış çizgisinden ayrışsa da, kültürünü ve inancıyla kültürü arasındaki bağı korumak konusunda kararlı bir tutuma sahip değil. Felsefemiz, bilimimiz, edebiyatımız, görsel ve işitsel sanatlarımız gibi gündelik yaşantımız, giyim-kuşamımız, evlerimiz, eşyalarımız, beslenme alışkanlıklarımız , 'moda' saplantısı içinde, ne yazık ki kendi doğal akışının dışında bir baskı altında kendi özelliklerini yitirmeye devam ediyor. Şu anda bizi kuşatan ve bize ait olmaktan çıkan kültürümüz görüntümüzle birlikte bizi Batı'nın köksüz, özelliksiz ve ruhsuz basit bir mukallidi olmaktan koruyacak bir güce sahip değil. 

26 Şubat 2019 Salı

SA7473/SD1300: Sonsuz Ark Sohbetleri 34

"Hristiyanların, yahudilerin, budistlerin hatta ateistlerin kimlik krizi yaşadığı bugünde müslümanların yaşadığı kriz artık Sufizmin tekerlemeleriyle uyutulamaz, ölü İslamcılığın kaskatı çaresizliği ile tıkanamaz."


İnsanlık büyük bir boşluğun içinde; artık dinler tahrik, tahrif ve tazyif edildikleri yerde çözüm olarak ilgi çekmiyorlar. İyiliği, Barış'ı ve Adalet'i tesis edici tek güç olan din, her türlü şiddetin, istismarın, sömürünün ve ideolojik-politik manipülasyonun meşrulaştırılması ve yaygınlaştırılması için kullanılmaktan dolayı öldü. Bugün Kötülük, Savaş ve Zulüm, insanın gündeminde ve ilgi aralığında 'Din' olmadığı için artık engelsiz bir şekilde, eşitsiz bir şekilde insanlığın şimdisinde ve geleceğinde egemen olan tek gücün Şeytan'ın simgeleri olarak duruyorlar.

15 Şubat 2019 Cuma

SA7445/KY61-FÖ3: Oyun Kurucu Aktör: Türkiye

"Tarihten gelen bir misyonumuz var ve biz bundan kaçamayız. Dünyanın en stratejik, en hareketli coğrafyasının tam ortasındayız, bin yıldır oyunlar bitmedi bundan sonra da bitmeyecek ve de tuzaklar  her zaman vardı bundan sonra da olacak.."


Alman birinci televizyon kanalı  ARD’nin ana haber programı Tagesschau’da çıkan bir haber şöyle başlıyordu, ”Rusya, ABD, İran büyük oyuncular Türkiye ise mülteci alan ülkeydi.  Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kilit oyunculardan biri haline geldi. Erdoğan önce Fırat Kalkanı Harekatı’nı gerçekleştirdi, Suriye krizinde önemli bir eşik olan Astana sürecini başlattı, İstanbul’da Putin, Macron, Merkel’in katıldığı dörtlü zirveyi topladı, pek çok analisti şaşırtacak şekilde Afrin’e girdi… Erdoğan şimdi Putin ile görüşüyor, Trump’ı Ankara’ya davet ediyor ve de bu stratejisi ise yarıyor. Türkiye artık bölgede daha geniş bir alanı kontrol ediyor.  Erdoğan çok zekice davranıyor ve nüfuz kazanıyor.”

14 Şubat 2019 Perşembe

SA7442/SD1285: Türkiye'de Din'e Bakış, Korku ve İnsan'ın Tanrılaştırılması

"Ancak başaramadıkları tek şey vardı; toplumlar köklerinin temel özelliklerini taşıyan genetik kodları nesillerine aktarırlar...ve bu kodlar toplumların yeniden dirilmesini sağlarlar..."


Toplumların planlanmış ve organize edilmiş, belirli hedeflere uygunluğu sabit olan tüm insan kaynaklı programlara, uzun bir zaman dilimi içerisinde arzulanan hedefe olumlu sayılabilecek tepkiler vermesi mümkündür. Buna karşılık söz edilen programların tam olarak uygulanabilir olduğunu iddia etmek mümkün değildir; ancak toplumların genel görüntüsü ve etkileyici önderleri hedeflere uygun portreler haline gelebilir/getirilebilir.

11 Şubat 2019 Pazartesi

SA7435/SD1281: Türkiye ve Bağımsızlık

"Türkiye bağımsız olacaksa artık olmalıydı...olacaktır da... Ortadoğu ve Dünya ABD olmadan da Türkiye'nin var olduğunu görmekte gecikmeyecektir..."


Uluslararası siyâset, ulusların çıkarlarıyla doğrudan ilgilidir ve her ulus kendi çıkar mekanizmalarını kontrol eden tek güç olmak ister. Ne yazık ki; bu istek, herhangi bir devlet için -eğer güçlü değilse- sadece bir hayalden ibaret olmuştur, olmaya devam edecektir de...

Türkiye, tarihi varlığı süresince, özellikle Osmanlı Devleti dönemi itibariyle dünyaya hükmeden bir sistemin merkezi olmuştur; ancak bu durum, cumhuriyetin kuruluşundan sonra -özellikle batılı ülkelerin uzun süren çalışmaları sonucunda- kendi dar ve küçük 'ulus devlet modeli'nin içine hapsedilmiştir. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı