30 Kasım 2015 Pazartesi

SA2120/ÇY4-DB52: Paranoyakların Kehanetleri ya da Rus-Türk Çatışması'nın Akibeti

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analiz Türkiye Kamuoyu'nun pek de haberdar olmadığı Türkiye karşıtı bir histerik arka planı deşifre etmektedir. Azizlerin kehanetleri, efsaneler, hayaller, siyâsi hedeflerle bir çorba hâline getirilmiş, Rus Ortodoks Patriğinin kutsadığı Putin ve askerlerinin hedefindeki karmaşadan Türkiye düşmanlığı ve İstanbul'un yeniden ele geçirilip Ortodos Hristiyanlığın merkezi hâline getirilme hedefi çıkarılmıştır. Putin'in Kur'an'ı Kerim hediye ettiği İran lideri Hamaney ve Tahran Cuma İmamının Suriye'de İran'ın Şii Devrim Muhafızları ve Lübnanlı Şii Hizbullah milisleri ile birlikte sünni müslümanları öldüren Putin'in askerlerinin başarısı için dua etmesi konunun arkaplanda olgunlaştırıldığına işaret etmektedir. Ki; Putin'in ısrarla Türkiye Hava Sahası'nı ihlal eden savaş uçaklarına yönelik Türkiye'nin savunma refleksi göstermeyeceğini düşünmesi imkansız olduğuna göre, Dünya'yı değiştirme kararındaki Putin'e ve onun Ortodoks Hristiyan-Şii ortaklarına  karşı çok daha stratejik adımlar atmak zorundayız. Anlaşılan Irkçı Rus siyasetçi Jirinovski'nin "İstanbul'a atom bombası atalım" lafı öyle tesadüfen söylenmiş bir söz değil...
Seçkin Deniz, 30.11.2015


Eschatology of the Russian-Turkish conflict


Yeni Türk-Rus krizi ve savaş ihtimali Ortodoks Hıristiyanlar, Protestanlar ve Müslümanlara yeni eskatolojik ( eskatoloji: Dünyanın sonu, cennet-cehennem konularını ele alan, teolojinin bir dalı) beklentiler getiriyor. İki güç arasındaki olası çatışma Konstantinopolis'in (bugünkü İstanbul)  kaderi, ve önümüzdeki Kıyamet Savaşı hakkında soru işaretleri uyandırmakta.

SA2119/KY28-ATA88: Rusya’nın Amacı Belli

"Rusya’nın gerçek hedefi ise çok farklı ve Suriye’ye tüm gücü ile yerleşmek, hava ve deniz sahalarını kontrol altına almak."


Rusya belli ki Suriye’nin geleceğinde etkin bir rol almayı planlıyor ki, kendi bölgesel çıkarları doğrultusunda Suriye’ye yerleşme amacı ile ilk adımını attı. Bölgede yapay bir sorun yaratarak, Türkiye’nin talebi olan “Uçuşa yasak” bölge uygulamasını önlemenin yollarını arıyor.

Gerçekte Rusya Federasyonu’nun Türk hava sahasını kasten ihlal etmesi, Türkiye’nin hava savunma yeteneği ile NATO’nun bölgesel gücünü ve yeteneklerini sınamak istemesinden kaynaklanıyor.

SA2117/KY33-YO52: Kaçakçılık ve Organize Haberler Dairesi...

"Yanlış anlaşılmaya ne kadar da müsait. Yani el âlem koskoca New York Times tetikçilik yaptı desin?"


4-5 Eylül 2014 tarihlerinde Galler’de toplanan NATO zirvesinde liderlerin gündemi IŞİD’e karşı kurulacak koalisyondu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı zirvede Türkiye, Suriye’de çözüm için sadece IŞİD’e değil, Esad’a karşı da operasyon yapılmasını ve mutlaka güvenlikli bölge kurulmasını, muhaliflerin silahlandırılmasını savunuyor, müttefiklerini bu konuda iknaya çalışıyordu.

SA2116/KY36-CK29: Одна минута [i]

"Türkiye'nin bu jet düşürme hadisesi ile hem Suriye siyasetinde, hem de küresel ölçekte imajında kazandığı itibar, bu iyi hesaplanmış hamlenin akıllıca olduğunu gösteriyor."


Türkiye ve Rusya'nın tarihlerinde dostluktan ziyade ihtilaf var. Son on yıl boyunca iki ülke arasında fikir ayrılıkları devam etti. Karadeniz, Kafkaslar, Ermenistan, enerji politikaları konusundaki görüş ayrılıklarına, Rus istihbaratının Türkiye'de Çeçen liderleri hedef alan operasyonları eşlik etti.

Fakat tüm bu fikir ayrılıkları “anlaşmamak üzere anlaşan” bu iki bölgesel güç arasındaki diplomatik jestleri engellemedi. Hatta bu jestler zaman zaman Batı kamuoyunda, Türkiye'nin NATO'dan uzaklaşması olarak yorumlandı.

29 Kasım 2015 Pazar

SA2115/KY38-SevDur6: SDE Başkan Yrd. Mehmet Şahin İle Mülâkât: Türkiye'yi Koalisyona Zorluyorlar

"Ama sonuç konusunda bence koalisyon isteniyor. Tek başına iktidara gelse bile, ülkeyi yönetmekte zorlanacağı şeklinde söylemler de dillendiriliyor."


Takdim: 

Ankara’da patlayan bombanın ardından birçok şey yazıldı, çizildi. “Kim yaptı, niçin yaptı, kimi hedefledi, kime hizmet ediyor vs.” sorularıyla insanlar bir yerlere yönlendirilmeye çalışıldı. Herkes kendine göre bir suçlu bulmuştu. 7 Haziran seçimlerinden sonra terör eylemleriyle ülkemizi getirmek istedikleri durum ortada. SDE Başkan yardımcısı Mehmet Şahin’e bunları sormak için buluştuk. Tam o sırada, Suriye sınırında Türkiye’nin hava sahası içerisinde, milliyeti bilinmeyen bir hava aracının Türk uçakları tarafından düşürüldüğü haberini aldık. Mehmet Bey canlı yayına bağlandı ve açıklamalarda bulundu. 20 Ekim 2015

SA2114/KY1-CÇ167: Pazar Yazıları 1

"Sevgili karîlerimin (okuyucularımın) inanılmaz baskıları karşısında yelkenleri indirip yazmam isteklerine boyun eğdiğimi itirafla:)"


PAZAR YAZILARI -1-

Not 1: Yazı başlığının uzunluğu ürkütmesin
Not 2: Eczacıbaşı ve Koç ailesinden birilerinin geçen günlerde sarf ettikleri sözlere ilişkin bir gönderme değildir
Not 3: Yazacağım bir şey daha vardı unuttum:) 


HÖPÜRDETEREK ÇORBA İÇMENİN NELİĞİ ÜZERİNE OLUŞTURULMASI ZORUNLU ANLAŞILABİLİR ÖNERMELER ÜZERİNE ANALİTİK BİR ÇÖZÜMLEME
- ya da dışlanmış düşünselliğin belgitliği üzerine incelikli bir yordam-

Öncelikle kalıtsal yorgunlukların dışrak etkilerinden biri olarak örgensel vasıfların ayrıştırılması için yapılacak ussal yordamların biricikliğinden duyulacak kuşkuların yersizliği üzerine bulunulması gereken yargının süresizliğinin sağlanması usun öncelikli görevi olduğu yargısındayız. 

SA2113/KY37-AZ29: Alexander Dugin’i Tanımadan, Putin’i Anlayamazsınız...

"Türkiye’nin bu noktada, mevcut paragidmayı değişterecek radikal bir adım atması gerekiyor, seyredemeyiz. Çünkü ABD ve AB’nin PYD/PKK ısrarı, Rusya’nın Bayırbucak saldırısı iki kırılma noktasıdır."


Onun, Putin’in “yakın çevresinde” bulunduğunu biliyoruz. Kremlin, özellikle Rus ordusu üzerindeki etkisi çok yüksek. 2014 yılında yazdığı “Putin, Putin’e Karşı” kitabında zaten, Rus lidere “artık kesin bir tercih yapması gerektiğini”söyleyen de o oldu. 

Moskova Üniversitesi’nin Siyaset ve Sosyoloji Bölümü eski öğretim üyelerinden Prof. Dr. Alexander Dugin’e göre, tarihsel süreç, Putin’in önüne bir yol ayrımı getirmişti: Ya, Batı ile iyi geçinme politikasını sürdürecekti, ya da, Rus İmparatorluğu’nun mirası üzerinden yürüyecekti...

SA2112/KY35-YTK38: Bu Bir Kabine Yazısı Değil

"İmkanlarla isteklerin kesişim noktası slogan ve hayallerin yoğurduğu gereksiz tartışmaların zirvesinden her zaman daha yüksek, daha doğru bir yer."


Yazılarımızı bekletebileceğimiz son ana kadar beklettik, ama sanırım çok az kişi makalesinde yeni hükümetten bahsedebilecek. Son gelen haberler Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın Çankaya semtindeki sırt sırta bulunan konutları sayesinde gazetecilerin ruhunun duyamayacağı bir şekilde öğleden beri görüştükleri yönündeydi.

Yazıyı yazdığım şu dakikalarda sanırım 64. Hükümet'in son şekli de veriliyordur. Ama resmi liste açıklanmadıkça söylenebilecek çok fazla şey yok.

SA2111/KY5-PT86: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 6

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***


Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 6


51. Abdülkadir Geylani’nin şirk ve küfür manzumesi (S.57–62)

 Gavs-ı A'zam'ın Vesile Adlı Manzumesi (Bu manzume, zikirden sonra okunur).

Düşünce gözüyle Hazretinin merhametine baktım,
O'nu gönüllere tecelli edip şefkatli bir dost olarak gördüm!
Sevgisinin dolu kabından bir kâse bana içirdi,
Böylece benim sarhoşluğum o kâseyi sunandan oldu!
O artık her gün ve her gece bana bu şerbeti sunup durdu.
Ve beni tam bir sevgi gözüyle koruyup gözetti.
Benim kabrim Beytullah'dır, gelen onu ziyaret eder,
Ona seğirtir de izzet ve Rıfat ile yüce makama erişir.

SA2110/KY29-YA45: Devletlerin Sırrı Olmaz mı?

"Devletlerin sırrı olmaz mı? Bir çekişmeden mütevellit ele geçirme fırsatı bulduğunuz bu sırları ifşa etmek ne zamandan beri habercilik oldu?"


“Tarih tekerrürden ibarettir” lafı mecaz değil. Bundan beş yıl önce yazdığım “Savaş değil, savaşçılık oyunu mu var” başlıklı yazıda yazdıklarım bugün biraz takla attırılıp kullanılabilir sanki…

Ne demişim; “Türk Arap Medya Forumunda birçok haberin farklı aktarıldığını, bize anlatılanla yaşananın farklı olduğunu anlatıyor konuşmacılar.

28 Kasım 2015 Cumartesi

SA2109/KY40-HF5: İdamlık Bir Şia Eleştirisi-Hüsameddin Ferzîzâde: İslâm’dan İslâm’a-Uydurulan İslâm’dan İndirilen İslâm’a Yolculuk 5

Sonsuz Ark'ın Notu:
22 yaşında Azerî kökenli İran vatandaşı bir Üniversite öğrencisi olan Hüsameddin Ferzîzâde Şiâ'ya yönelik sistematik eleştirisi yüzünden İran İslam Cumhuriyeti adı ile anılan Faşist Velayet- Ruhbanlık Sistemi tarafından idam'a mahkum edilmiştir. Aşağıda bu tertemiz delikanlının aziz hâtırâsına ve eserine dair tercümeyi bulacaksınız. Ona destek olmak için bu çalışmayı yayınlıyoruz. Çevirisini yapan Mustafa İkbâl'e, tahik eden ve notlar ekleyen Bülent Şahin Erdeğer'e de teşekkür ederiz. 
Seçkin Deniz, 31.10.2015

Bismillahirrahmanirrahim

“Şeyhi olmayanın Şeyhi Şeytandır” Sözü

“Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” sözü de muhtelif fırkaların meydana çıkması için çıkarcılar tarafından uydurulmuştur. Bu hadis bütün mezhep ve fırkalar arasında düşmanlık yaratmaktadır. Böylece her şeyhin görüşü dini kaynak olarak kabul edilerek, diğerleri tekfir edilmektedir. Hem Şia hem de sünnilikte pek çok fırkanın ortaya çıkmasına sebep olan bu söz onları kendi aralarında da birbirine düşürmüştür. Bu tür belaların hepsi bu tür sahte hadislerden kaynaklanmaktadır. (22)

SA2108/KY32-YR22: Katı Yürekli Olsaydın...

"Aslında hiç kimse inandığı yaşam biçimini empoze etmekten geri durmuyor, bu silahla, dayatmayla, asimilasyonla ya da daha sofistike yöntemlerle gerçekleşiyor."


İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği’nin geçtiğimiz hafta sonu düzenlediği ‘Davet Tebliğ ve İrşad Dili Üzerine Güncel Sorunlar Çalıştayı’ birçok ilahiyat profesörünü bir araya getirdi.

Açılış konuşmasını yapan önder başkanı Halit Bekiroğlu yeni nesillerin yetiştirilmesinde nitelikli bir yenilenme ihtiyacından söz etti. Yeterli bilgi finans ve insan kaynağının bulunduğundan hareketle öncü kuşaklar yetiştirmenin önünde bir bahane kalmadığını ifade ederken artık çevre, şehir, sanat gibi daha ince işlerin zamanının geldiğini ima ediyordu. 

SA2107/KY26-CA30: Roman'a Geciken Fukahâ

"Fakat hikayelerin anlatılabilir açılarını yakalamak da bir maharet olsa gerek. Anlatılması gerekeni göz ardı etmeye ne ölçüde hakkımız olabilir?"


"Masa üstünde roman/Okurum zaman zaman.” 
(İhsaniye Türküsü)

Önceki hafta sonu Ankara’da, Kurtuba Yayınevi’nde “Roman, fıkıh, futbol ve komplo” başlıklı bir konuşma yaptım. Roman okuma değilse de yazma konusundaki üşengeçliğimizle 50 yıllık planlardan yoksunluğumuz arasında bir bağ yok mudur?

Fethi Naci, “Ne kadar futbolumuz varsa o kadar romanımız var” demişti. Bu tespiti şu şekilde genişletebiliriz gibi geliyor: “Ne kadar komplomuz varsa o kadar da fıkhımız var. Komplo teorilerine açıklığımızla roman türüne mesafemiz arasında da bir ilişki kurulamaz mı?

SA2106/KY27-ŞT30: Ateş Hattı'ndaki Gönüllü Teşhirci: Pier Paolo Passolini

"Onun görüntü imlerle yaratılmış bir dil olarak anlatmaya çalıştığı bu dil hali hazır durumdan seçilip alınmış, varsayıma dayalı ve konuşulmasa da kendini gösterip duyurabilen bir görsel kaynağın ürünüdür."


Birinci Büyük Savaş'ın sonunda Bütün Avrupa’yı kuşatan ve farklı tonlarda olsa da hemen hemen  Avrupa’nın bütününde hissedilen büyük kaos bekleneceği üzere ilk etkisini kültürel ve sanatsal alanlarda gösteriyordu.

Başta Almanya ve İngiltere olmak üzere klasik Avrupa düşüncesi sürdürülmekle beraber hızla ilerleyen Amerikan tarzı karşı karşısında yoğun bir alternatif oluşturma çabası gözleniyor, İngiltere’deki kısa vadeli gelişmeler bir yana Almanya’da ortaya çıkan ‘Dışavurumcu’ akıma benzer biçimde Fransa’da da ‘Avangard’ın doğuşu selamlanıyordu.

27 Kasım 2015 Cuma

SA2105/KY25-NO40: Köy'ün Hâli

"İşte böyle Can Kardeşim. Daha yazacak çok şey var ,amma ne bende yazacak takat kaldı ne sende okuyacak hâl!"


"Sorma Hasan, sorma köyün halini,
Delindi köprüler geçemez olduk
Herifler her yere sokar elini
Keyfimize göre sövemez olduk"
Abdurrahim Karakoç

Kısa bir süreliğine aramızdan ayrılan bir kardeşe durum raporudur

Kardeşim! Senin yokluğunda buralarda değişen hiç bir şey yok! Her şey bildiğin gibi.

Bizim muhalif taife dilini çıkarmış hazır beklemede. Kim Türkiye'ye çemkirirse rüzgar gülü gibi o tarafa dönüp yalamaya başlıyorlar. Hafta başından beri Putin'in yalanmadık yeri kalmadı. Yalamaktan dilleri kahverengi oldu senin anlayacağın.

SA2104/KY29-YA44: Basın Özgürlüğü ve Can Dündar'ın Tutuklanması

"Sözün özü Amerikayı yeniden keşfe gerek yok. Hepimiz; her basın kuruluşunun belli görüşleri olduğunu, orada çalışanların da bu görüşler doğrultusunda hareket etme zorunluluğu olduğunu biliyoruz."


Can Dündar'ın tutuklanmasıyla birlikte, "Türkiye'de basın özgürlüğü yok" türküsünü çığırmaya başladık da Allah aşkına basın özgürlüğünden anladığınız ne? Basın özgürlüğü devlet sırlarını ifşa etmek mi? Veya hakaret etmek? 

Rahmetli Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu'ya yöneltilen suçlamalardan biri nereye gittiği belli olmayan silahlardı. Söylemediler nereye gittiğini. O silahların Kıbrıs'a geleceği yıllar sonra ortaya çıktı. 

SA2103/KY28-ATA87: Su Konusunda Neler biliyoruz? (2)

"Türkiye Cumhuriyeti’ne ne kadar teşekkür etsek azdır."


Türkiye’den KKTC’ye sınır ötesi direkt su ihracatı Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk değildir. Gerçekte günümüzde Türkiye Cumhuriyeti, kaynakları kendi sınırları içinde bulunan 3 nehrin, Asi, Fırat ve Dicle nehirleri sularını, sınır ötesinde devam ediyor olmaları nedeni ile Suriye ve Irak’a yıllardır ihraç etmektedir. Yapılan söz konusu su ihracatı anlaşmalarının kökeni 1980’li yıllara kadar geri gitmektedir. Bu konuda birtakım devletler tarafından kabul edilmiş uluslararası hukuk kuralları bulunmasına rağmen hepsinin de yenilenmesi ve çağdaşlaştırılması gerekmektedir. 

SA2102/TG164: ABD Yaptırımları/ Petrol Ticareti - IŞİD, Suriye Rejimi ve Rusya

"Beşar Esad hükümeti IŞİD’ten petrol satın almak için anlaşma yapmıştır." 


U.S. sanctions businessman helping Syrian gov't buy oil from ISIS


WASHINGTON: Çarşamba günü, militan grup IŞİD’e akmakta olan fonların kesilmesi kapsamında, IŞİD ve Suriye hükümeti arasında aracı olduğunu ifade eden Suriyeli bir iş adamına ABD tarafından hukuki yaptırım uygulandı. 

Amerikan Hazine Bakanlığı tarafından, Suriye hükümetine destek sağlamakta olan üç diğer şahsa ve onlarla bağlantılı, içlerinde bir Rus bankası da bulunan ticari kuruluşlara karşı da hukuki yaptırım uygulandığı bildirildi.   

SA2101/KY33-YO51: Hayır Diyebilen, Hatta Jet Düşürebilen Türkiye

"Türkiye, dış politikada da kendi yolunu çiziyor. İttifaklar içerisinde kalarak kendi pozisyonlarını inşa ediyor, savunuyor."


Geçen hafta 86 yaşında vefat eden Kamran İnan bir süre Türkiye’nin Cenevre’deki BM temsilciliğini yapmış, dış politika konusunda uzman bir siyasetçiydi. 1995 yılında çıkardığı ünlü kitabına bir dilek olarak şu adı vermişti: “Hayır diyebilen Türkiye”

Kamran İnan 2000’lerin başlarında AK Parti’nin Batı’yla güçlü ilişkileri olduğu yıllarda sert bir ulusalcı bir çizgiye kaymış, Türkiye’nin “Hayır” demeye başladığı yıllarda ise o “Hayır” demeye başlayan iktidarın politikalarına karşı çıkmıştı.

SA2100/KY36-CK28: Patolojik Yalancılığın Sonu

"Son dört senedir ısrarla yalan söylemek dışında bir siyaset stratejisi geliştirmeyen HDP'nin beyanlarına kamuoyunda itibar edilmemesi normal değil mi?"


HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş'a düzenlendiği iddia edilen suikast girişimi konusunda "Suikast iddiası gündemi altüst etmeli" diye konuşmuş.

Haklı. Normalde Türkiye'de bir siyasetçiye yönelik bir suikast iddiasının gerçekten de gündemi altüst etmesi gerekirdi. Peki niye etmiyor?

Demirtaş'ın iddialarının aksine polisin araçta bir kurşun izine rastlanmadığını açıklaması kamuoyunu şaşırttı mı?

SA2099/KY1-CÇ166: Bir Köşe Kapma Sevk-i Tâbisinin Kırılgan Duyarlıkları Üzerine

"düştüğünü gören adam, düştüğünü görene inanmayan adam, düştüğünü gördüğüne inanan adam, düştüğünü gördüğüne inanmayan adama inanan, düştüğünü gördüğünü sanan adam, düştüğünü gördüğünü sanan adama inanmayan adamlardan hangisi yanıtlamalıydı?" 


düştüğünde beklendiği kadar bir ses çıkardı. kuşkusuz böylesi devasa boyutta bir şeyin düşüşü bu çıkardığı sesten daha az bir sesi çıkarması beklenmezdi. hem zaten böyle bir beklenti içinde olan da yoktu. pek önemsiz bir gürültü, dedi düştüğünü gören adam. hangi gürültü, dedi gürültüden habersiz olan adam. birkaç salise önce düştü ya, işte onun sesi, dedi düştüğünü gören adam. düşen bir şey görmedim, dedi düştüğünü gören adamın savını kabullenmeyen adam. düştüğünü gören adam, düştüğüne inanmayan adama inanmaz gözlerle baktı. belki kendisiyle eğlendiğini düşündü ve benimle eğleniyorsunuz sanırım, dedi düştüğünü gören adam. hayır, dedi düştüğünü gören adama inanmayan adam, sizinle niçin eğleneyim ki? 

26 Kasım 2015 Perşembe

SA2098/ÇY9-SU2: Mavi'ye Uzanan Koru

“İncir kabuğunu anlamlı kılan, içindekidir, dışındaki değil.”


Bir Kasım sabahıydı. Günün ışımamış saatleri. Yedi tepeli şehrin en yüksek mahallelerinden birinde, apartmanın en üst katındaki dairesinin balkonundan seyrine doyamadığı boğazın karşısındaydı. 

Arnavutköy İskelesi’nden başlayan manzarayı Boğaziçi Köprüsü’nün altından Büyük Mecidiye Camii’ne, oradan sırasıyla Çırağan Sarayı’nı ve Dolmabahçe Sarayı’nı gezdirerek Haliç Köprüsü’ne kadar taşıyordu. Ayaklarının altından maviye uzanan korular, evlerin çatıları arasından onu nihayet bir balıkçı sandalının beşiğine salıyordu.

SA2097/TG163: Putin Erdoğan’ı Yanlış Değerlendirdi

"Rusya’nın sınır ötesindeki Türkleri bombalayarak ve sürekli Türk hava sahasını ihlal ederek kendi seyircisi önünde Erdoğan’ı tekraren aşağılaması yüksek risk taşıyan bir stratejiydi."


Putin Has Misjudged Turkey's Erdogan

Bir Rus jetinin Türkiye-Suriye sınırında düşürülmesinin ayrıntıları hala belirsiz, ancak hâlihazırda şu söylenebilir: Rusya Başkanı Vladimir Putin Türk mevkidaşı ve eski dostu Recep Tayyip Erdoğan’ı yanlış değerlendirmiştir. 

Türk Ordusu'nun açıklamasına göre; Türk hava sahasına giren jetlerin pilotlarına ayrılmaları için on kez uyarı yapılmasına rağmen bu uyarı dikkate alınmayınca, F-16’larından bir tanesi jetlerden birine ateş açmıştır. Böylece NATO’nun ikinci büyük ordusu muhtemelen Rusya’ya ait olan bir uçağı düşürdüğü iddiasıyla şimdi NATO müttefikleri ile “görüşmektedir”.  

SA2096/KY35-YTK37: Batı’daki Fay Hatları ve Biz

"Tarih bazen büyüme, fırsatları kullanma imkânı verir; bazen olanı korumanın, risk almamanın gerekliliğini dayatır."



“Kabine listesi internete düşmüş” diyor bir gazeteci arkadaş. Kaynak kim? “İstanbul'dan bir gazeteci söyledi…”

Kaynağın kim olduğu, düşen listenin nerede yayınlandığı, listede kimlerin adının olduğu aslında Ankara'daki gazetecilerin umurunda değil çünkü biliyorlar ki böyle bir liste yok. Başbakan'ın görmediği, Cumhurbaşkanı'nın onaylamadığı listeler uçuşuyor.

Tahminin bini bir para bu ara. Herkes birbirine soruyor yine de.

SA2094/ Sonsuz Ark-YD-20: Neşe Kutlutaş Hanımefendi'ye Teşekkür

"Her bir yazıyı yayına hazırlarken, ince ve zarif bir ruhun nasıl işlediğine şahit oldum."


Zaman nasıl da çabuk geçiyor, diye başlarken aslında kimin için çabuk, kimin için yavaş geçtiğini de düşünmekten kendimi alamıyorum. Neşe Kutlutaş Hanımefendi'nin geçen hafta 87. ve sonuncu yazısını yayınladığımda, bu hafta, onun günü olan perşembe gününde bir teşekkür yazısı yazmayı planlamıştım. Şükür ki; şu anda bu teşekkür yazısını yazıyorum, ancak aynı zamanda da bir dosttan ayrı kalmanın hüznünü yaşıyorum. 

SA2093/KY1-CÇ165: Hasırlı/ Roman- Bölüm 5-4- SON

"Yazgım kadınlara eşlik içinmiş; bunu şimdi daha iyi kavradım. Bu yerde, bu kadınlar cehenneminde daha bir iyi anlaşılıyor her bir şey."


N’olaydı görmeye idi bu macerayı gözüm
Yazuklar ana reva görmedi bu ray’ı gözüm
Taşlıcalı Yahya

BÖLÜM BEŞ
4
Bunalmıştı insanlık. Görüyordum. Ve ferahlatmak için gönlünü insanlığın kapandım kendime. Çıktım kendimin ululuklarına! Dağarcığımda bilinmedik sözcüklerim var sanıyordum apışıp kaldım. 

Çalınmıştı sözcüklerim: Kim Çaldı Sözcüklerimi kim?
Kim bu utanmaz hırsız?
İşte dünyanın en tepesindeyim ve fakat yapayalnızım? Sözcüklerim olsa yalnız olur muydum?
İşte şimdi ne yapayım?
Geri mi döneyim? Var mı geri dönüş yolu? Hem ayıp olmaz mı?

25 Kasım 2015 Çarşamba

SA2092/KY13-AO36: İktidar Dönüyor, Onunla Birlikte Bizler de Dönüyor(muy)uz?

"Umarım birliğimiz bozulmaz ve bizlere oynanmak istenen oyunlardan yeni başarılar üretiriz..."


Ak Parti iktidarı iş başına geldiği günden beri bir çok konuda fikir değişikliği yaşadı. Zaman zaman iktidarın birbiriyle çelişik, hatta çatışır politikalarıyla karşılaştık. Bu görüş değişimiyle birlikte bu partiye destek verenlerin çoğunluğu da değişimi hoş gördü; hatta savundu.

Neden böyle?

Bu soruya anlaşılabilir cevaplar bulmak için öncelikle Ak Parti'nin nasıl bir parti olduğuna bakmak gerekiyor...

SA2091/KY37-AZ28: İnsanlık Kendi Felaketini Hazırladı, Ülkenize Sahip Çıkın!

"Dünya büyük felakete doğru ilerliyor, nedeni, emperyalist/hegemonyacı ulusların aç gözlüğü ve bencilliğidir..."


Son sözü baştan söyleyeyim, bu bir isyan yazısıdır... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın G20 Zirvesi’nde Türkiye’nin beş yıldır sürdürdüğü “vicdan diplomasisini” dünya liderlerinin gözlerinin içine bakarak bir “vicdan ekonomisi” arayışına çevirmesini takdirle izledim... 

Ama yakın geleceğe dönük umut arayışım güçlü mü, hayır...

Çünkü adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz, adaletsizliği “küresel sisteme” dönüştürmüş güçlerin direnişiyle karşı karşıyayız ve bu sistem, bizleri, bi’tek toplu felakete götürür!..

SA2089/KY33-YO50: Pazar Kâbusu…

"Bu kâbustan nasıl uyanacağımızı şimdi birlikte düşünebiliriz…"


Arap Haber Ajansı’nın geçtiği habere göre dün gece Suriye Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklar bir kez daha Marsilya’daki Puget Dağı çevresinde mevzilenmiş terörist kamplarını vurdu.

Dört yıldır iç savaşın sürdüğü Fransa’da görev yapan Kızılhaç yetkilileri hava saldırılarında sivil kayıplar da yaşandığını duyurdu. Kızılay’ın verdiği son rakamlara göre Fransa’da dört yıldır devam eden iç savaşta ölenlerin sayısı 400 bini geçti. 7 milyon mülteci ise halen zor şartlar altında komşu ülkeler İspanya, Portekiz ve İtalya’daki kamplarda yaşıyor.

SA2088/KY36-CK27: Medeniyetsizler İttifakı

Yaşanan medeniyetler çatışması mı sahiden? Yoksa medeniyetler içi bir çatışma mı?


Fransız Devlet Başkanı François Hollande, Paris saldırılarından sonra “medeniyetler arasında bir savaşın içinde değiliz, çünkü bu katiller herhangi bir medeniyeti temsil etmiyor” diyerek Samuel Huntington'ın artık bir slogan hâline gelmiş medeniyetler çatışması tezine belki de en güçlü cevaplardan birini vermiş olmasına rağmen birçok çevrede bu tez kabul görüyor.

Tezin özü şu: Dünyadaki çatışmaların temel sebebi kültürel ve dinî kimlik. Yani soğuk savaşın bitmesi ile dinî kimlikler dünyadaki savaşların temel sebebini belirleyecek öngörüsü bu tezin temelini oluşturuyor.

SA2087/KY28-ATA86: Su Konusunda Neler Biliyoruz? (1)

"Türkiye Cumhuriyeti’ne ne kadar teşekkür etsek azdır."



Gerçekte biz Kıbrıslı Türklerin üzerine, bildiğimiz veya da bilmediğimiz her konuda ahkam kesmede başka hiçbir millet yoktur. Her konuyu biliriz ve de hiç araştırmaya gerek duymadan da konuşur, fikir üretiriz. Bunlardan bir tanesi de KKTC’ye deniz içinden borularla Anadolu’dan su getirilmesi projesidir.

SA2086/ÂA30: Türkiye Rus Savaş Uçağını Neden Vurdu?

"Bu cevabı bütün dünya açık ve net bir şekilde öğrendi."


Üst Düzey İşbirliği Konseyi kuran ve sık sık görüşen Rusya-Türkiye 24 Kasım günü neden birdenbire düşman hâline geldi? Türkiye, güney sınırlarında sınır ihlali yapan kimliği belirsiz savaş uçağını düşürdüğü için. Peki, Türkiye aslında kimliğini bildiği Rus Savaş uçağını neden vurdu?

Suriye’yi kan gölüne çeviren Pentagon politikalarını hatırlayarak bu soruya cevap aramak şart. İran’la 36 yıllık görünürde kopuk-derinlerde bütünleşik politikalarını artık mağaralardan çıkarıp kamu önünde meşrulaştırmak isteyen bir ABD’den; belki de Humeyni’ye 1979 Devrimi(!)ni yaptırıp SSCB’ye karşı Yeşil Kuşak oluşturmak isteyen ve bugün Irak’ı ve Suriye’yi İran’ın egemenlik alanı hâline getiren NATO’dan bahsetmeliyiz.

24 Kasım 2015 Salı

SA2085/SD332: Kaygusuz Dem/ Duru Demler 7

duru demler 7

Fotoğraf: Seçkin Deniz, 2013, Yıldız Sarayı Parkı, İstanbul

Işık, perdelerin koyu rengine değmeden bulabildiği tüm renk boşluklarına ulaşıyordu... onları, renkleri var ve görünür kılıyordu... Güneşin sıcak ve hoş dokunuşları tenlerinde yükseliveriyordu, insanların...

"Bahar güneşi'nin sevimli olmadığını söyleyecek olan lâl olur", derdi eskiler...

SA2084/SD331: "çirkin fısıltıların işlem babası" /04.05.2006/ 480. patika


...bir el tarafından sıkılmış/sıkıştırılmış bir kalbin en ince damarlarında gezinen, çoğu zaman iblistir...
...ve dilin kemiğine yerleşip zihnin o anına hükmeden çirkin fısıltıların da işlem babası odur...
...sebepsizce çıkagelir onun fısıltıları...
...incir çekirdeğinden daha minik sebepler onun fısıltılarıyla bir çığ gibi büyür, zihnin yokuş aşağı yollarında...
...örümcek ağları gibi sarar her tarafını fikirlerin...
...daralan, daraldıkça ritmi bozulan etten bir yürek...
...damarlarda biriken tazyikle alay eden iblis...
...o lanetlinin lanetli fısıltılarında boğulan varlık ise; sadece insan...

SA2083/SD330: Dalgaların Sesi - Son Gün/ Sessizlik

"Çok olana ne kadar açlardı oysa... ve yürekleri ne kadar da kanlıydı..."


Su, var olduğu günden bu yana hiç bu kadar güzel görünmemişti belki... Okyanus, derinliklerini apaçık seriveriyordu günün ışıklarıyla göklerin yankısını sunarken...

Ve dalgındı dalgalar… hayrandı kadın... suskundu erkek... Ve dar kalınan her kıyı gibi oluvermişti işte sonlu kıyısı okyanus'un...

23 Kasım 2015 Pazartesi

SA2082/ÇY9-SU1: Merhaba

"Canımın kaynama, ruhumun teğet, aklımın durma noktası"


Ustam'la nasıl karşılaştığımın bir önemi yok. Önemli olan karşılaşmamızın kendisiydi. Ben ona “Ustam” demeden önce, okul hayatım dışında kimsenin bana akıl hocalığı yapmasına müsaade etmedim. Asi, başına buyruk ve kendi bildiğini okuyan biri oldum çok zaman. Bundan hoşnut muydum dersiniz? Elbet değildim. Vicdanım özellikle, insanlarla aramıza koyduğum mesafeden dolayı beni için için oyuyordu. Ancak hayat bize, kimsenin bizi kendimizden daha fazla düşünmeyeceğini öğretti.

SA2079/KY33-YO49: Havalar Daha da Soğumadan Bir Balkona Çıkmaya Ne Dersiniz?

"Hatta o epey eski bir hikaye. İttihatçılardan Kemalistlere damarlarda hep aktı self-oryantalist mavi kan."


“Haydi yurttaşlar, sıklaştırın safları
silahları kapın
yürüyün ki
şu alçakların kanlarıyla
toprağımız sulansın”

Bu dizeler, 1790’larda kabul edilmiş sadece Fransa’nın değil 19. Yüzyıl dünyasının bütün direniş hareketlerinin, muhaliflerinin de marşı olmuş, epey ağır milliyetçi, hamasi, savaşkan La Marseillaise’den…

SA2078/KY28-ATA85: Kıbrıs Su Çalıştayı

"Çalıştay'a katılmadan önce “KKTC Su Temin Projesi”nin mühendislik yönünü araştırırken, hukuki yönlerini de iyice araştırdım."


EkoAvrasya Derneği’nin Cumartesi günü Ankara’da düzenlediği “KKTC Su Temin Projesi ve Doğu Akdeniz’de Değişen Dengeler” Çalıştayı’na katıldım. Dernek Başkanı Sayın Hikmet Eren’i KKTC’ye yönelik çalışmalarından dolayı kutlarım.  

Mükemmel bir Çalıştaydı benim değerlendirmelerime göre.

22 Kasım 2015 Pazar

SA2077/KY37-AZ27: Türkiye’yi Dışlama Gayretlerinin Sonu: G20 Zirvesi

"Anladılar mı, bunu da zaman gösterecek..."


Türkiye 2013 yılının ortalarından başlayan, ülkenin iç ve dış siyaseti ile ekonomisine hatırı sayılır etkileri olan bir dönemi Antalya’daki G20 Zirvesi’nde tamamladı... 

Ortadoğu gelişmelere Doğu Akdeniz stratejik dengelerinin damgasını vurduğu dönemde “küresel güçler”in kontrol altına almaya çalıştığı, bu çabaları doğrultusunda da düzenli ve güçlü algı operasyonlarının öne çıktığı bir dönem yaşandı...

SA2076/KY35-YTK36: Ortadoğu’da Işıklar Sönerken

"Sebepler, ilişkiler, açıklamalar, yaşananlar bu hükmü değiştirmek, farklı yorumlamak için onca seçenek sunuyor, ama benim gördüğüm içinde olduğumuz coğrafya için işlerin çok daha zorlu olacağı çetin bir dönemin başladığı."


3 Ağustos 1914 Pazartesi günü Almanya'nın Paris Büyükelçisi, ülkesinin Fransa'ya savaş ilan ettiğini belirten notayı muhataplarına verdi. Aynı akşam İngiltere Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey'in penceresinden dışarı bakarken “Avrupa'nın dört bir yanında ışıklar sönüyor” dediği rivayet edildi.

Batı, kendi arasındaki paylaşım savaşlarını bir sefer de 1939-45 arasında halletmeyi denedi. İki savaş on milyonlarca ölü karşılığında patronun kim olduğunu silah gücüyle belirledi. Arkasından AET, BM, AB gibi kurumlarla yüzlerce yıldır aralarındaki mücadelenin bir daha kanlı olmaması için kurumsal önlemler aldılar.

SA2075/KY5-PT85: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 5

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***


Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 5

41. Abdulkadir Geylani'nin Sahrada Kendini Üç Yıl Bekleten Hızır Uydurması

Abdülkâdir Geylânî'nin iki defa Hızır (a.s.) ile karşılaştığı rivâyet edilir. Bunların ilki, Abdülkâdir Geylânî'nin Bağdat'a ilk ge­lişi sırasında gerçekleşmiştir. Yolculuk esnasında Hızır (a.s.) ge­lerek, kendisine muhalefet etmemesi şartıyla Abdülkâdir Geylâ­nî'ye refakat edebileceğini bildirir. Bu anda Abdülkâdir Geylânî, o zâtın Hızır (a.s.) olduğunu bilmemektedir. Ama teklifini kabul eder. 

21 Kasım 2015 Cumartesi

SA2074/KY6-SK51: İki Boksörün Hikayesi: İstanbul’da Son Raund

Avedikian, yıllar önce dedesinin İznik Göl’ü çevresinde bulunan köyü Sölöz’ü ziyaret ederek ‘Aynı Suyu İçtik’ belgeselini çekmişti.


Fransa’da yaşayan yönetmen Serge Avedikian, geçtiğimiz hafta Yerevan’da düzenlenen Uluslararası Animasyon ve Çizgi Roman Festivali ReAnimania’nın konuğuydu.

Avedikian yeti yıldır üzerinde çalıştığı animasyon film projesini izleyicilerle paylaştı. Senaryo, gerçek bir hikayeden esinlenerek Avedikian ve Michel Leviant tarafından yazıldı. Film bir Ermeni ve Türk boksörün karşılaşmasına odaklanıyor.

SA2073/KY27-ŞT29: Baudrillard'ı Anla(ma)mak…

''Dünya köyünü Maya'nın peçesi örtmüş. Kaşlarının üstünde şaşkınlığın gölgesi. Konuştuğumuz sadece oyun değil; hayali şeyler galaksisinde içkin dünya oyunu…'' 
H. BLAU


''Biri, olayı görür; kendini görür; kendini olayı görürken görür, kendini olayı gören başkalarını görürken görür ki; bu başkaları da belki kendilerini olayı görürken görmektedir. Demek ki icra, icracılar ve izleyiciler vardır; ve kendini gören bir kendi vardır ki, bu icracı, izleyici ya da izleyicilerin izleyicisi olabilir…'' 
R. SCHECNER
I-

20.Yüzyılın son çeyreğine doğru postmodernize edilmiş batılı düşünce dünyasına, nereye yerleştirileceği bilinemeyen bir puzzle'ın parçaları gibi düşen Baudrillard'ın yapıtı aslında onun daha erken dönemlerinde aklına koyduğu kararlı bir kopuş düşüncesinin ürünleridir.

SA2072/KY32-YR21: Her Şeye Rağmen Suriyeliler

"Artık şehirlerimizin bir parçası Suriyeliler."


Çanakkale savaşında şehit düşen kimi askerlerin künyelerinde Halep,Şam, Rakka, Hama, Humus yazdığını biliriz. Bu künyeler aslında aramızda sınırlar olsa da Suriye halkına neden kayıtsız kalamayacağımızın ve nasıl ortak kader birliği içinde olduğumuzun en büyük kanıtı.

Beşinci yılına giren iç savaşta Rusya’nın da bombalamaya başlamasıyla birlikte insanlık krizi vahim bir boyut kazandı. Muhaliflerin denetimindeki bölgelerde İdlib, Halep kent merkezleri, Şam, Hama Humus, Dera, Lazkiye kırsalı ekim ayından beri Rusya tarafından bombalanıyor.

SA2071/KY26-CA29: Seçim Muhasebesi İhtiyacı

"İrfan ehli, olguları sürekli yeniden okumakla mükellef, gurur meselesi yapmadan, kibre kapılmadan."


Bunu daha önce İranlı reformistlerle ilgili bir yazımda ifade etmiştim: Siyasal mücadele bağlamında kendini yenik hisseden aydınlar, hayatın yavaş akan kanallarına çekilerek Heideggerize oluyorlar. 

Bunun anlamı nedir? Siyasal mücadeleye inançlarını yitirip, kendi meşgaleleri içinde, gündelik hayatın ayrıntılarında Heideggervari bir varoluş arama yolunu tutuyorlar. Türkiye’de de muhalif aydınlar arasında şimdilerde bu eğilim kendini duyuruyor. Kimileri gitme planlarından dem vuruyor, kimileri yazmayı terk ediyor. 

SA2070/KY40-HF4: İdamlık Bir Şia Eleştirisi-Hüsameddin Ferzîzâde: İslâm’dan İslâm’a-Uydurulan İslâm’dan İndirilen İslâm’a Yolculuk 4

Sonsuz Ark'ın Notu:
22 yaşında Azerî kökenli İran vatandaşı bir Üniversite öğrencisi olan Hüsameddin Ferzîzâde Şiâ'ya yönelik sistematik eleştirisi yüzünden İran İslam Cumhuriyeti adı ile anılan Faşist Velayet- Ruhbanlık Sistemi tarafından idam'a mahkum edilmiştir. Aşağıda bu tertemiz delikanlının aziz hâtırâsına ve eserine dair tercümeyi bulacaksınız. Ona destek olmak için bu çalışmayı yayınlıyoruz. Çevirisini yapan Mustafa İkbâl'e, tahik eden ve notlar ekleyen Bülent Şahin Erdeğer'e de teşekkür ederiz. 
Seçkin Deniz, 31.10.2015

Bismillahirrahmanirrahim

Hz. Hüseyin’in Kerbelâ Mesajı

Hz. Hüseyin’in Kufe ehline yazdığı mektup tek başına bu konudaki Şia yalanlarını ortaya koymaya yeter. Çünkü Hüseyin Kufelilere yazdığı mektupta hiçbir şekilde Hz. Peygamber’in torunu olduğundan bahsetmemektedir. Zira Hz. Hüseyin Kur’ân merkezli davranıyordu ve Kur’ân’a göre Peygamber soyundan olmanın tek başına hiçbir önemi yoktur. Önemli olan ferdin takvasıdır. 

20 Kasım 2015 Cuma

SA2069/TG162:Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2005-2007/ 17. Bölüm

     “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:


İtiraf-46

Kendi adıma el-Halil’den aklımda en çok kalan, beni en çok şaşkına çeviren şey tamamen serbest olmaktı. Aslında yasak olan birçok şeyi yapmanıza göz yumuluyordu. Canınız ne isterse, orada kanun sizdiniz.

Ve insanlar bu serbestliği kullanmaya cüret edebiliyordu?

Tabi. Çok iğrenç bir dönemdi. Birçok sorunum vardı. Geceleri uyuyamıyordum, uyuduğum zaman bu çok uzun sürmüyordu. Sanırım vicdan azabı yüzünden, bilmiyorum.

Seçkin Deniz Twitter Akışı