28 Şubat 2014 Cuma

SA571/SD103: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 19 (16-20 Ağustos 2011)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.” 


(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

16-20  Ağustos 2011 ( 847 Tweet)

20 Ağustos 2011
7086. @hesap23 Endülüsü yıkan da yahudilerin kabalasının zerkedildiği tasavvuf zehridir

20 Ağustos 2011
7085. @hesap23 Bilerek ve isteyerek yapıyorlar.Kur'an okumuyorlar.Kur'an'ı o ilkel bakış açısı ile görüyorlar… Emirleri zahir diye geçiştiriyorlar

20 Ağustos 2011
7084. Alper Selçuk - Antiseptik Anafor: 19. tasavvuf ölü adamların yapılmış i̇şidir; ekmek kapısı’dır. alperselcuk.fikir.tk/index/blog/19-…

20 Ağustos 2011
7083. @hesap23 Koca imparatorluğu batırdılar... Cumhuriyetin ömrü müddetince mevleviler bakanlık vekillik yaptılar... Bugünkü zulümlerin kökleri..

27 Şubat 2014 Perşembe

SA570/AS48: Üç Maymun Konseptinde Korunan Erbakan

 “Demirel benim sınıf arkadaşımdır. Şahsen dostumdur, kardeşimdir.”
Necmettin Erbakan, 
(28.03.2009, Zaman Gazetesi)

Gözlerimiz görüyor, kulaklarımız duyuyorken; duyduklarımıza ve gördüklerimize şaşkınlıkla ve inanmazlıkla bakıyorken; akl etmez misiniz, diye emreden Allah’ı düşünüyorum. Diyorum ki; Bunları söylemesem, gündeme getirmesem sorumlu olurum. Gadre uğramış binlerce gencin, milyonlarca yoksulun; bu ülkede yaşayan inanmış insanların çektiklerini görünce de yapacağım işte dedikodu/gıybetle iştigal etmiş olmaktan endişelenmeyeceğim. Bu gün burada bu ülkenin sade bir insanı olarak yaklaşık elli yıla varan bir dönemde insanların hayatlarını derinlemesine etkilemiş bir insanı söyledikleriyle izleyeceğim. Herhangi bir ayrışmaya sebep olma riskim yok, çok şükür. Ayrışma risk olmaktan çıkıp gerçeğe döndüğü için yazıyorum zaten. Bu ayrışmayı başlatan, körükleyen ve sürdüren de Erbakan ve çocukları.

26 Şubat 2014 Çarşamba

SA569/KY10-MrÖz5: R.T.E’ye Ait Olduğu İddia Edilen Ses

“R.T.E'yi seslendirmeye çalışan kişi ara ara benzetmeyi başarmış ya da az bir kısmı montaj olabilir.”

(Lütfen bakınız; Güncel Not, Seçkin Deniz, 17.11.2016)



R.T.Erdoğan ve oğlu N.B.Erdoğan'a ait olduğu iddia edilen ses kayıtları ülke gündemini meşgul ediyor. İnternete düştüğü anda dinlemeye başladım. Kaydın ilk dakikasında montaj ya da dublaj olduğunu, ciddiye almaya gerek olmadığını düşünmüştüm. Ne yazık ki bu kayıtların gerçek olmadığını bildikleri halde bazı kişiler ve medya ciddiye aldı, gerçek olduğunu ispatlama çabasına giriştiler.

Konuşmanın tamamını defalarca dinledim, okudum ve görüşlerimi yazdım. İşin teknik kısmında yanılıyor olabilirim. Çok az montaj olsa da dublaj ağırlıklı olduğu iddiasındayım. Neden mi?

SA568/AŞ38: Olimpos’un Uşakları, Kahve Bilinci, Kriptolar, Günahlar, Suçlar ve Fahişeler

“Biz generalden yarıtanrılar gördük, başbakanlardan da, cumhurbaşkanlarından da… Ve hep bildik, kahvedekiler de bildiler; o yarıtanrıları yöneten başka tanrılar vardı.”


Ergenekonun nasıl çalıştığını, Susurluğu, Gladio’yu, suikastleri, darbeleri ve darbelerin öncesindeki terörü biz hep yıllar sonra öğrendik. İşler olup biterdi, birkaç gazeteci ‘kahraman’ ya da ‘araştırmacı gazeteci-televizyoncu’ payesiyle kendisine sızdırılan çorbalaştırılmış bilgileri yazar, izlettirir geçerdi; biz de bu çıkar çatışmalarından kırıntılar alır, üzerinde tartışırdık.

Güzel günlerdi diyemeyeceğim bu iğrenç zamanlarda olanlar için, ama en azından sindire sindire ilerleyen bir akış vardı. Hamle yapılır, beklenir, karşı hamle aylar sonra gelince de hemen yazılır, çizilir ve dar bir hareket alanında birileri çok bilgili gibi görünür, hepimizi aydınlatırlardı. En akıl almaz şeyleri utanmadan sindirirdik açıkçası ve susardık. Korkardık. Bir şey söyleyeceğimiz zaman elli olasılığı dikkate alır, süze süze konuşurduk.

23 Şubat 2014 Pazar

SA567/SD102: İki Ses Arasında Sıkışmış Bir Ruh; İlker Başbuğ -Suçlamalara Karşı Gerçekler-

“Başbuğ klasik bir cumhuriyet çocuğu ve ödediği bedel cumhuriyetin günahlarından besleniyor.”


Gerçek nedir? Yaşadığımız, gözlemlediğimiz, etkileriyle hayatımızı her açıdan bağımlılıklara mahkûm ettiğini bildiğimiz olayları ve olguları nasıl algılarız? O olguları ve olayları planlayanlar, organize edenler ve hayatın her alanına serpiştirenler nasıl algılarlar? İki yüz yıllık keskin tabakalaşmanın üst ve alt katlarındakilerin dışında olanlar, doğuştan alt kattakilerden oldukları halde bulundukları statü dolayısıyla üst kattakilere daha yakın ve daha aktif olanlar gerçeği nasıl algılarlar?

Platon’un Metaller Efsanesi böyle bir şey; insanların metal katmanları arasında sıkışmalarını hesaplayan bir gerçekten bahsediyoruz. Gerçek elbette algılama biçimlerinin tamamını içerdiği gibi muhtemel, mümkün tüm durumları da içerir.

21 Şubat 2014 Cuma

SA566/SD101: "size dokunan her şeydeki uç" /12.02.2007/ 580. patika


...her şey ucundan dokunur, size...
...siz, size dokunan her şeyin o ucuna bakarsınız...
...içinizde kıpırdayan şeylerden hangisi size dokunan o uca yaklaşırsa, sizin o şeye olan ilginiz artar...
...eğer; sizin şeyleriniz, o her şeyin ucundan uzaklara, içinizin karanlık/izbe köşelerine kaçıp saklanıyorsa, siz o her şeyin ucuna ilgisiz kalırsınız...
...insanların olgunluk merdivenlerini tırmanırken karşılaştıkları şeyler, neredeyse tamamen aynıdırlar...
...bu merdivenlerde önem yerleri değişenler, daha sorumsuz varlık döngülerinde buzlanır veya daha gerçekçi kısırdöngülerde varlığa ya da yokluğa saplanmış süngüleriyle oynarlar...
...diğerleri ile kendileri arasındaki farkların izâfî yokluğuna şaşkın şaşkın bakarlar...

SA565/KY9-NK7: Ölüm Korkusu

“Kendimden ölüm kokusu alıyordum sanki; kesif, sinsi bir koku, tanımadığım bir koku…”


Nerede kalmıştık? Evet, Afak'a söyledik ve hızlıca ameliyat hazırlıklarına başladık. Bu arada Jale çok telaşlıydı, annesine ve Nuran'a ameliyat olmamam gerektiğine dair beni ikna etmeleri için çok ısrar etmiş. Onlar da bu kararın çok zor olduğunu kimsenin benim yerime karar veremeyeceğini söylemişler üzüntüyle.

Teşhisten Sonra
Teşhis konulduktan sonra bana garip bir şey oldu, bir yandan soluğum sık sık kesiliyor, bir yandan da alabildiğine koşmak istiyordum. Koşma isteği o kadar üst düzeydeydi ki fırsat bulduğum her an dışarı çıkıp koşuyordum. Aslında kaçıyordum ve aslında korkuyordum, kanserden kaçıyordum ama kaçacak bir yer yoktu. Ben yine de arkamdan azgın bir köpek kovalıyormuş gibi durmadan koşuyordum, soluk soluğa kaldıktan sonra biraz duraklayıp tekrar koşmaya başlıyordum.

SA564/ÂA27: ABD Panik Odası’nda/ Küresel Kaos’ta ABD’nin Rolü

“Dünya’nın yaşadığı bu büyük ve derin kaos varlığını Amerika Birleşik Devletlerine borçlu.” 


Dünya, her tarafı kanayan, irin dolu damarlarında gezinen virüslerle yüksek ateşte can çekişen bir insan vücudu gibi. Virüs’ün güçlendirildiği bölgelerde acı ve ölüm sıradanlaşıyor; hedefteki masum hücreler ani müdahalelerle acımasızca öldürülüyor, öldürtülüyor, kalan sağlar paranoyak bir ruh haliyle baş başa bırakılıyor.


Dünya’nın yaşadığı bu büyük ve derin kaos varlığını Amerika Birleşik Devletlerine borçlu. Yeni doğan çocuklarına küreyi yönetme hakkını miras olarak bırakamayacağını anlayan kokmuş, katil ruhuyla Amerika kürenin kılcal damarlarına dilediği zaman müdahale edip hastalık ve ölüm yayarak kendi çöküşünü geciktirmeye çalışıyor. Rejimlere muhalif insanları kışkırtıyor, örgütlüyor; onlara parasal destek veriyor, büyükelçilikleri aracılığıyla liderlik ediyor ve hedefteki ülkeler ateşler içindeyken hükümetlere baskı yapıyor.

20 Şubat 2014 Perşembe

SA563/KY11-TG5: WinNews/ Haber Penceresi 4 (17.02.2014-20.02.2014)

Putin-Obama Ukrayna'da Karşı karşıya, Ceneve II ve Kerry’den Putin’e Salvo, Coca-Cola’dan ABD’ye Ayrıcalıklı İçerik, İngiltere’de Kamusal İş Azaltımı, İran’ın Liderlik Saplantısı, Ortadoğu’da Çin Diplomasisi, PressTV’de Bir Amerikalı, BMGK’den Suriye’ye Yardım Bilmecesi, Suudiler Somalili Göçmenleri Reddetti, Çin Ekonomisi-Olasılıklar, S. Arabistan’da Öldürülen Aktivistler, İsrail Afrikalı Mültecileri Uganda’ya Gönderiyor, Kırım Ukrayna’dan Ayrılabilir


1-Eski Bush hükümeti görevlisi ve şimdi Atlantic Council isimli think tank kuruluşunda çalışan Damon Wilson, "Stratejik nedenlerden dolayı ABD başkanları Rusya ile Soğuk Savaş parametlerinin ötesine giden bir ilişki kurmak istiyor. Fakat tabii ki bu konuda henüz ortaklık kurmaya hazır olmayan bir muhatapları var" dedi. 
Dış ilişkiler uzmanları Putin'in dünyaya bakış açısının "bizler ve onlar" olduğunu Beyaz Saray'ın yavaş gördüğünü ama bunu yavaş yavaş kavradığını söylüyor.

19 Şubat 2014 Çarşamba

SA562/DT24: Geçmişte Olmak İstiyorum, Çocuklarımı da Alıp…

“Annem, balık kızartırdı koridordan bahçeye açılan sahanlıkta. Gaz ocağının üstündeki tavada mis gibi kokardı istavrit, hamsi…”

(Gaz Ocağı)
Anket yaparlardı öğretmenlerimiz, ilkokul ve ortaokulda iken. 80 Darbesi’nden sonrasını daha net hatırlıyorum. Bu anket sorularından birkaç tanesi kalmış aklımda. ‘Size ait odanız var mı?’, ‘Annenizin eğitim durumu nedir?’, ‘Babanızın eğitim durumu nedir?’, ‘Eviniz Kira mı?’ Bu sorulardan zevkle cevapladığım sadece bir tanesi vardı. Evimiz kira değildi, bize aitti; hemen işaretlerdim. Kendim ikna olmamış bir halde, ‘Evet’ dediğim diğer soruda ise ‘Kendime ait odam var!’ seçeneğini...

Sonradan öğrenecektim tabi, gecekondu deniyormuş bizim ev gibi evlere. Gecekonduda oturmak da iyi bir şey değilmiş. Gelişmemişlik düzeyini gösteriyormuş, apartmanda oturmalıymışız. Ama biz kira ödemiyorduk, ev bizimdi. Kim umursardı ki? İstatistikler daha önemliydi. Ev sahibi olmamızın ne önemi var? Öğrendiğimde çocukluğumun bu en keyif verici cevabı da öylece sıkıntılı hatıralar arasına girdi.

SA561/KY10-MrÖz4: Tâciz’in Psiko-Sosyolojisi ve Kabataş'ta Adalet

Kabataş, Oklar Yalan Söylemez, Ali İsmail’i Kim Öldürdü?


Zordur bir kadının 'Ben tacize uğradım' demesi, ispatı zordur çünkü; genellikle de imkânsızdır. İspatlayamadığınızda suçlu durumuna düşersiniz, bu yüzden taciz edilen çoğu kadın susmuştur. Bedeli ağırdır ve sussa da anlatsa da o bedeli hep kadın öder…

Her statüde kadın taciz riski taşır; yaşlı, genç, güzel, çirkin, evli, bekâr fark etmez, giyim ve yaşam tarzıyla da alakası yok. Kadının eğitimli, maddi manevi açıdan güçlü olması da bu riski ortadan kaldırmaz. Olay ortaya çıktığında, genellikle ilk tepki,  'Dişi kuyruk sallamasa erkek cesaret edemez; kim bilir ne yaptı?' düşüncesidir. Kimi sözle kimi bakışlarla çarpar yüzüne; hisseder kadın.

18 Şubat 2014 Salı

SA560/AS47: Leş Kargalarının Ellerinde Bir Hain, Bir Eğri Top -Curve Ball-

 "O Bir Curve Ball, O Hainlerden Bir Hain!"


CIA, o olmasaydı, başka birini veya birilerini bulacaktı; buna zerre kadar kuşku yok. Pakistan’ı ‘Taş Devri’ne döndürmekle tehdit eden ve Pakistan’ın mevcut hâli ile de bu vaadini yerine getirmiş bulunan George W. Bush ve ferikleri, Irak’ı Tunç Devri’ne döndürmekten çekinmeyecekti. Afganistan’ın mağaralar dönemindeki hâlini Ruslardan devralarak Karzai ve benzerleri ile daha da pekiştiren Neocon wampirler herhangi bir hain devşirmekte zorluk çekmeyeceklerdi.
***
Fakat şimdi sadece o var. CIA işi bittikten sonra onu leşleşmiş hâliyle leş kargalarının önüne atacaktı. Ama bu leş sadece kargaların değil, vicdanı olan konuşan tüm iki ayaklıların önünde şimdi. Leş kargaları bu leşi sürükleyerek, aşağılayarak insanların önüne taşıyorlardı. Evet; aşağılıktı, ama o kadar… Kendisini kullananlar ve ülkesini işgal edip milyonlarca insanın hayatını sona erdiren veya zindana çeviren aşağılıklar kadar çok değil… Danimarka askerlerinin Irak’ta ne aradıklarını sorgulamayan Danimarkalı televizyoncular Iraklı bir vatan hainini Almanya’da saklandığı fare deliğinde bulmuşlardı. Buldukları fare Curve Ball (Eğri Top-Muhbir) kod adlı Iraklı hain: Râfid Ahmed Elwân.

SA559/KY11-TG4: Teksas Eğitim Haklarına Sahip Çıkmalı- Merrill Hope/Çeviri

“Halihazırda süren temel ve federal olarak yönlendirilen eğitim dönüşümü, kültürel yapının üzerini kaplayarak çocuklarımızın her birini etkisi altında bırakıyor.”


Her neslin bir tanımlama sorunu vardır ve hiçbir sorun bir nesli, çocuklarını nasıl eğittiğinden daha fazla tanımlayamaz. Eğitim geleceği, bir toplumu ve onun kültürünü etkiler. Tarih bize tekraren aynı dersi öğretir; özgürlük ve bağımsızlık, diktatörlere ve despotlara göre çok daha farklı bir gelecek inşa eder.

Adil olmak gerekirse, Amerikan eğitim sistemi asla mükemmel veya her şeye çare olacak şekilde dizayn edilmedi. Endüstriyel çağ ile ortaya çıkmış, işgücü oluşturmak için yapılandırılmış zorunlu bir sistemdi. Ancak bu gerçeklikle beraber her zaman açık bir pencere vardı: Amerikan İstisnacılığı.

17 Şubat 2014 Pazartesi

SA558/SD100: 2009'dan Bir 21. Yüzyıl Analizi: "Barack Hussein Obama Neden Türkiye’de?"

“Bu analiz, 21.Yüzyıl Dünyası'nın kalın ayrıntılarının fotoğrafını çekmek için yapılmıştır.”


Dünya, 2008 Krizinden doğacak polifather (çok babalı) çocuğa ‘Üçüncü Dünya Savaşı’ adını takacak mı? Dünya’da neler oluyor? Bugün yerkürede yaşayan her insan, yer kürede yaşananlar hakkında, yetmiş yıl önce yaşayan herhangi bir insanın kendi döneminde bildiğinden daha fazla şey biliyor. Ancak bildikleri, bilmediklerini içeren gelecek için onu daha çok endişelendiriyor.


Hepimiz, Dünya’nın bütün insanları, büyük bir tedirginlik içinde sıkışan, alışageldikleri güç gösterilerini sergileyemeyen büyük Devletlerin- bu devletler kendi devletlerimiz olsalar bile- başımıza açacakları belalardan kaygı duyuyoruz. Türkiye’de yaşayan bizler, Dünya’nın ekonomik krizle tetiklenen büyük kaos’unu derinden hissetmesek de büyük çatışmaların bizleri etkilememesinin mümkün olmadığını biliyoruz. Ve bundan sonra neler olacağını bilmek istiyoruz.

SA557/ÇY2- HK1: Kadın Muhafız, Yaşlı Bilge ve Cevher


Kalenin eteğinde oturuyordu Kadın Muhafız.
Eski, bilindik davulun sesi zamansızlıkta...
Gökyüzü bungun ve belirsiz,
Kısır ve bereketsizdi toprak.
Yeni diye bir şey yoktu bu diyarda.

Korkuyordu Kadın Muhafız
Davulun baştan çıkaran temposuna
Surların ihtişamına kapılmaktan.
Bakmıyordu kaleye...

16 Şubat 2014 Pazar

SA556/SD99: "kötülük" /09.02.2007/ 579. patika

Narmer
...Allah'ın bize verdiği haberlerin çağlara göre algılanabilirliğini düşündükçe, ilgili haberlerdeki ayrıntıların mevcut gerçeklerle nasıl örtüştüklerini de kavramak mümkün olabiliyor...
...yine bu, göreliliğin geçici sınırlarını unutmak demek değil tabi....
...aslında kötülük, kurumsal bir kimlikmiş gibi geliyor insana...
...yeryüzünü sıkı örülmüş güçlü bir ağla kuşatan devasa bir kimlik...
...Allah'a ve onun emirlerine karşı bir sistem geliştirmeye çalışan, iblis destekli bir kimlik...
...insanları tüm kılcal damarlarına kadar derdest eden, ancak bunu tepeden aşağıya doğru dikey bağlar ve paralel katmanlarla oluşturduğu sistemler eliyle yapan bir kurumsal kimlik...
...katı, ölümcül kurallarla bezenmiş gizli ve dev bir kimlikler bütünleşiği olan kimlik...
...insanları Allah'tan uzaklaştıracak olan her şeyi inceleyin...
...bir günün nasıl değerlendirildiğini izleyin...

15 Şubat 2014 Cumartesi

SA555/AŞ37: Kabataş’taki 30 Saniye ve Türkiye

“Kabataş’taki 30 Saniye’de genç bir kadının başına ne geldiyse, bugün Türkiye’nin başına gelen de o.”


Her şey netleşiyor; tabi hayatın, okyanus gibi, tüm pislikleri kıyılara yığmak gibi bir özelliği var. Kim insan kim değil, kim takipçi kim değil, kim operasyon çocuğu kim değil, kim kiminle ne tür işbirlikleri içinde; hepimiz er veya geç öğreniyoruz. İtiraf etmeseler de, sözleri, fiilleri ve nihâî amaçları bize olan biteni tek tek ayrıntıları ile anlatıyor; ayrıntılardaki şeytan net bir şekilde poz veriyor.


Star Gazetesi’nin ‘Paralel yapının yüksek yargı üyesi hâkim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı’ diyerek verdiği haber, istikrar kaygılı hepimize anlamsız gelen, tabi biraz da, verilerden yola çıkarak anlamlandırdığımız ‘gerçeği’ somut bir şekilde ortaya koydu.

SA554/KY7-NY9: Bir Gidişin Geride Bıraktığı

“Yavrumu benden sonraya bırakma Allah’ım!”


Gökyüzü grimsi bir renge bürünmüş.. hava ise puslu.. semada asılı kalmış bulutlar gibi duygularım da hüznün tüm koyu tonlarına salmış kendini... Dışarıdaki puslu hava beni de çekiyor içine.. zihnimin derinliklerinde kalmış, ruhumda izler bırakan tüm acı hatıralarım canlanırken gözlerimde, gözyaşlarım süzülüyor hafiften yağan yağmurla birlikte..

Şimdi sadece geçmişin yaşanmışlığında anı olarak kalan tüm acıları düşünüyorum… neden ve niçinlerle sorgulamak istemeden.. sadece öylesine.. içlerinden bir tanesinde duruyorum. Acılara beden olmuş ismin en yalın haliyle…”Anne” kelimesinde kalıyorum…ardından içini hüzün kaplayan keder diye doldurduğumuz diğer her şey boş geliyor bana....geçiniz dercesine…takıldığım bu kelimeyi düşünürken,  yıllar önce annelik nasıl bir duygu diye soran bir arkadaşıma, yüreğini ellerine alırsın da dolanırsın ya yollarda.. işte o ruh hali nasıl bir şeyse, annelik de öylesi bir şey dediğimi hatırlıyorum şimdi de.

13 Şubat 2014 Perşembe

SA553/KY11-TG3: WinNews/ Haber Penceresi 3 (10.02.2014-13.02.2014)

Solcu Yahudilerden İsrail Lobisi'ne Destek veren New York Belediye Başkanı'na Tepki;  Ultra-Ortadoks Yahudi Hahamlar'dan WhatsAp'a Sert Eleştiri; İsrail Ordusuna Arap Kökenli Hristiyan Katılımında Artış; Berlin'de 330.000 Evsiz; İngiltere, Altın Tapınak (Golden Temple/Hindistan/1984) Katliamındaki Rolünü İtiraf Etti; ABD, Güney Çin Denizi'ndeki Sınırlamaları Hukuksuz Buluyor; AB'den İsrail'e Boykot Yok; Hamas'tan Siyonist Unsurlar Taşıyan BM Yönetimindeki Okul Müfredatlarına Tepki; Ariel Sharon’un 1972'de Sina'da Ölüme Terk ettiği 3000 Bedevi; Müslüman Kardeşler AB'yi Darbeye Destek vermekle Suçladı; P5+1'le Anlaşma İran'ın Bölgesel Gücünü Arttıracak; ABD, Bagram'dan Tahliyeleri Kınadı; Putin'den Sisi'nin Cumhurbaşkanlığı Adaylığına Destek; İranlı General General Hassan Firouzabadi: "ABD ve Siyonist Rejime Karşı Savaşa Hazırız!"; Analiz: Problem İran Değil /Lawrence Davidson


1- Yeni New York Belediye Başkanı Bill de Blasio Amerikan İsrail Hakla İlişkiler Komitesinde (AIPAC) yaptığı konuşmadan dolayı tepki aldı. Blasio konuşmasında “Bu şehir meclisi her zaman AIPAC’a açık olacaktır. Bana Washington’da veya başka bir yerde ihtiyacınız olduğunda çağrınıza memnuniyetle cevap vereceğim, çünkü bu benim işim” demişti.

SA552/KY9-NK6: Nefessiz Kaldım

“Durum ne kadar ciddi, ameliyat olduktan sonra hastalık bitecek mi, ne kadar acı çekecek?”


Daha ilk patoloji raporunu beklerken, çevremdeki koro neredeyse hep bir ağızdan ve beni teselli etmek için şu cümleyi öznelerini değiştirerek söylemeye başladılar: "Bizim komşunun görümcesi de aynı senin gibi biyopsi yaptırdı, hiçbir şey çıkmadı, merak etme sende de bir şey yoktur."

Bu tür cümleleri söyleyenlerin sayısı arttıkça benim de moralim kelimenin tam manasıyla dibi buluyordu. İçimden herkese bağırmak geliyordu: “Susuuuuun artııııkkkk! Yeter, sizin komşunun görümcesi ile benim bünyem aynı mı, daha doktor bile neticeyi bilmiyor siz nereden biliyorsunuz, bunlar işime yaramıyor, yalnızca daha fazla boğulmama sebep oluyor!” Bunları bazılarına söylemiş olabilirim gerçekten, tam hatırlamıyorum; ama bu tür konuşmalardan fevkalade sıkılmıştım, onu çok net hatırlıyorum.

12 Şubat 2014 Çarşamba

SA551/ KY5-PT13: Kiziroğlu Mustafa Bey/ Roman- 2/3: Kısrak

-3-
Aysema, geleli daha üç günü geçmeyen Şehrinaz’a öyle bir candan bağlanmıştı ki, görenler birlikte büyümüş sanırlardı. Şehrinaz hem güvenini hem samimi dostluğunu kazanıvermişti Aysema’nın. “Bu kızda şeytan tüyü var!” demişti içinden Murat ağa. Sevinçliydi. Ummadığı bir biçimde Şehreminoğulları’ndan birini harcamıştı. Hem de tereyağından kıl çeker gibi. Kendisi etrafında her hangi bir kuşkuya mahal vermeden..

“Sen ne büyüksün Rabbim!” dedi kahvesini yudumlarken. Artık kahvesini kızı değil Şehrinaz getiriyordu. Kızının duygularını düşüncelerini tek tek öğrenmiş, öğrendiklerinin ışığında tasarladığı şeyin gerçekleşebileceğine iyiden iyiye inanmıştı.

Şehrinaz boş kahve fincanını almaya geldi. Murat ağa oturmasını işaret edip yeni bir gelişme olup-olmadığını sordu. Şehrinaz dün gece neredeyse Aysema ile sabahladıklarını kaçma düşüncesini ucun ucun işlediğini, Aysema’nın git gide bu işe aklının yattığını fakat kızın babasına aşırı düşkünlüğü işini güçleştirdiğini anlatıp birkaç güne kadar o güçlüğü de aşacağına inandığını belirtti.

11 Şubat 2014 Salı

SA550/SD98: "zorunlu heyecan dengesi veya türevleri pozitif olan heyecanlar" /18.02.2007/ 581. patika


...orta yaşı geçenlerin heyecanlarının azaldığı söylenir...
...nitekim bu kısmen doğrudur...
...eğer; heyecan denilen şey, suflî sebeplerle terkib edilmiş ise, elbette bedenin ve toplumun verdiği izne tabidir heyecanlar ve orta yaştan sonra söz konusu izinler rafa kalkar; zorunlu heyecan dengesi kurulur...
...buna karşılık ulvî sebeplere de sırtını dayamış heyecanlar varsa, onların azalması ve sona ermesi mümkün değildir...
...zira yeni nesle yüklenecek olan ödevlerin tümü, daima heyecan gerektirir ve ortayaşı geçenin heyecanı buna binâen azalma eğiliminde olamaz...
...bilâkis, kişisel endişelerden uzak, yeni heyecanlar gerek şart kipindedir...
...hayat, süregiden her seferinde daha yüce nitelikler gerektirir...
...bir anne-babadan türemiş olma, anne-babandan izdüşenleri sürdürüyor olmak, demektir...

10 Şubat 2014 Pazartesi

SA549/KY10-MrÖz3: Lütfen Algılarınızın Ayarları ile Oynamayın!

“Cam gerçekten kirli miydi? Parmak izleri söylenen kişilere mi aitti? İsmi geçen kişiler evin hizmetkârlarıydı, camda izlerinin olması hizmet amaçlı olamaz mıydı?


Algı; bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesidir. Duyu organlarının kontrol mekanizması, beynin yönlendirilmesi de diyebiliriz.

Bakmak ve görmek arasındaki fark gibi. Örneğin pencerenin önünde iseniz seçenekleriniz arasında cama bakarak camın durumunu görmek, camdan bakarak dışarının durumunu görmek vardır; niyet ve isteğe bağlı bakış açısı görüş alanı oluşturursunuz ve gördüklerinizi beyinde depolanmış bilgilerden seçtiklerinizle birleştirerek yorumlar ve karar verirsiniz.

Algı Yönetimi; Amerikan ordusu tarafından keşfedilmiş, adı konmuş resmi olarak uygulanmaya başlanmıştır. Olayları olduğundan farklı göstererek yorum ve kararları kontrol etme çalışmasıdır. Örneğin camdan dışarı bakarken görüş alanınız da olmayan bölgede yağışın olup olmadığı, konusunda bilgi kaynaklarınızın sizi yönlendirme işlemidir; tek ya da çoklu kaynak kullanabilirsiniz, hangisine güveneceğiniz sizin bilgi tecrübe ve isteğinize bağlıdır.

9 Şubat 2014 Pazar

SA548/SD97: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 18 (11-15 Ağustos 2011)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.” 


(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

11-15  Ağustos 2011 ( 848 Tweet)

15 Ağustos 2011
6239. Şimdilik Allah'a ısmarladık dostlar...

15 Ağustos 2011
6238. Acaba PKK yönetimdeki Tunceli etkisini kırmak mı istiyor Kamer Genç'in akrabasını öldürerek?

15 Ağustos 2011
6237. @Rind_Semender elbet!!

15 Ağustos 2011
6236. @zizizu Allah müslümanları korusun, masumları da @ibrahim_karagul

15 Ağustos 2011
6235. Vatikan, inceden inceye işlediği/ördüğü ağlarıyla siyonizmin ipini ancak 21.yüzyılda çekebildi.

8 Şubat 2014 Cumartesi

SA547/KY11-TG2: WinNews/ Haber Penceresi 2

CIA’in Çin-Suudi Füze Pazarlığındaki Rolü, Suudî Arabistan-Savaşan Gruplar, İsrail-Türkiye Boru Hattı, İHH Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Neden Yok, Robert Fisk-Suriye’de Vahşet Fotoğrafları, İsrail ve Suriye’den Lübnan’a Silah Transferi, İsrail-Amerika İlişkileri, Humus’ta Geçici Ateşkes, ABD İran’ı El Kaide’ye Destek Vermekle Suçluyor, ABD’de İşsizlik, Siber Güvenlik ve Siber Savaş, ABD Donanması Olimpiyat Güvenliği için Soçi’de, İsrail Ultra Ortodoks Yahudilere Fon Desteğini Kesiyor


1- 2007 yılında yapılan  Çin ve Suudi Arabistan arasındaki gizli füze pazarlığında CIA’in aracılık yaptığı ortaya çıktı. Batı ve İran nükleer anlaşma konusunda ilerleme kaydederken ABD tarafından el altından desteklenen Suudi Arabistan kendi vurucu füze sistemini güçlendirdi. Pazarlıklar sırasında CIA tarafından öne sürülen şart, Çin’den alınacak füzelerin nükleer başlık içermemesiydi.             

SA546/AŞ36: Yolsuzluklar Cehenneminde Paralaks ya da One Minute’ın İntikamı

“Fezlekeler, hayadan uzak bir karakterle elde edilen telefon ya da video kayıtları bizi paralaks kurbanı haline getirmeyecek!


‘Paralel Devlet’ diyorlar ya, ek olarak ‘Paralel Zaman’ da desek ve sonra her şeyi geriye sarsak, o paralel zamanda yürüsek, neler görürüz acaba? ‘Fethullah Gülen ve Cemaati’nin istediği gibi her şey; Mavi Marmara İsrail otoritesi izin vermediği için Gazze yolculuğuna çıkmadı; Hakan Fidan, İsrail istemediği için Mit müsteşarı değil ve İran’la ilişkilerimiz soğuk; iddia olunan ‘Paralel Devlet Yapılanması’nın istediği gibi Suriye politikamız tamamen tarafsız.

Doğal olarak paralel zaman da bu parametrelere uygun gelişecekti; yani Suriye’de mağdurlara yardım malzemesi taşıyan Mit Tırları olmayacak ve paralel yapının elemanları Mit Tırlarına operasyon yapacak elemanlarını bu işe koşmayacaklardı. 17 ve 25 Aralık operasyonları yapılmayacak, paralel yapının savcıları ve polisleri Başbakan ve bakan avına çıkmayacaklar, yolsuzluk fırtınası estirilmeyecekti.

7 Şubat 2014 Cuma

SA545/KY9-NK5: Kanser Olmuşum!

“Sanki yabancı bir şehirde yapayalnız kimsesiz ve nereye gideceğimi bilmeden belirsiz ve karanlık bir menzile doğru gidiyordum.”

Audrey Hepburn

Ve 27 Ekim 2010. Patoloji raporunun çıkıp çıkmadığını öğrenmek için hastaneyi aradım, çıkmadığını, akşam 7 civarı tekrar aramamı söylediler. Telefonu kapattıktan hemen sonra tekrar aradım ve patoloji laboratuarının adını öğrendim: “Olgu Patoloji”

İnternetten numarasını buldum ve hemen aradım, raporum çıkmıştı ama bana söyleyemezlerdi. Muzipliğim üzerimdeydi, “Eyvallah, bana söylemeyin; ama size bir faks numarası vereyim oraya sonucu fakslayın” dedim. “Böyle bir şey olamaz ama hastaneye faks çekebiliriz!” dediler. “Tamam, ben telefonda bekliyorum; siz hastaneye faks çekin bekliyorum, çabuk olun!” dedim. Bıkkın bir ses “Tamam çektik, doktorunuzu arayabilirsiniz!” dedi.

6 Şubat 2014 Perşembe

SA544/KY11-TG1: Winnews/ Haber Penceresi 1

Pakistan-Taliban İlişkileri, Irak Cezaevlerinde İllegal Olarak Alıkonulan Kadınlar, Doğu Kudüs’te İsraillilerin Yeni Yerleşim İşgali, BM’nin Suriye’de İşkence Gören Çocuklar Raporu, Mısır’da Gözaltında Tutulan Gazeteciler, İsrail’in ABD’ye Yönelik Güvenlik Suçlamaları, İran’da İsrail Tartışmaları, İran-ABD İlişkileri, İsrail Ordusu’nda İntihar Eğilimi ve Psikiyatrik Destek Skandalı


1- Pakistan Hükümeti, “Taliban’ın Babası” olarak bilinen Maulana Sami ul-Haq, İslamabad Kırmızı Camii İmamı Maulana Abdul Aziz ve Cemaat-i İslami Partisi Lideri , İbrahim Khan’dan oluşan Taliban Heyeti ile ilk resmi görüşmesini gerçekleştirdi. Başbakan Nawaz Sharif isyan hareketlerinin barışçıl yollarla bitirilmesi  gerektiğini belirterek görüşmelerin başarısız olması halinde gerekli askeri tedbirlerin alınacağını söyledi.

SA543/Kâşif M.5: Sıradağların Ardındaki İhtiraslar

“Erkek kadının sorgulayıcı genetiğinden sıyrıldıkça daha büyük dağları aşmak üzere içindeki ihtirası kamçılar.”


Erkek… kuramları ve kuralları üreten, onları doğurgan her nesneye karşı dayatan, kasılmaları arttıran, isyanları cisme dönüştüren… hayatın her alanında gücüyle, elde etme azmiyle, ihtirasıyla egemen olan, olamadıkça dağılan, dağıldıkça kişiliğini kaybeden… arayışları hiç bitmeyen, dokundukça sahip olmak isteyen arzuların kıskacında, elde ettiği hiçbir şeyi sonsuza dek kendi özgün değeriyle koruyamayan, onu değiştirmeye çalışan; kendi değişkenliğine sürekli bahane bulan bir gezgin…


Kadının doğasından daha aç, kadındaki periyodik kısıtlılıklara mahkum olmayan ve sürekli isteyen varlığıyla erkek, sonsuz değişimin tüm kodlarını içinde taşır. Kadının ve erkeğin, kendi genetik sınırlılıklarını aşamadığı zamanlarda erkeğin zorlayıcı ruhu, değişimin hızına doğrudan etki eder. Kadının alışkanlıklarına sarılarak tatmin olması, erkeğin alışkanlıklarından kopma hızını arttırdığında, alışkanlıklar kadının aleyhine kaybolur.

5 Şubat 2014 Çarşamba

SA542/SD96: "isyan'dan inkâr'a kuşku boşluğu"/ 25.02.2007/ 582. patika


...binlerce yıl öncesinden bugüne, bugünden kıyâmete akıp giden insan, ne alemde şimdi?...
...adem'den bu yana ilerleyen insana ait zaman, insanın Allah ile olan ilişkilerini hayretle izleyip duruyor olmalı...
...zira; kesin bilgiyle kendisini yaratan'ı bilen ve tanıyan insan, iblis'in açık kışkırtmalarıyla sadece isyancı/günahkâr oluyordu...
...Allah'ı inkâr eden değil...
...fakat yaratıcıya dair kesin bilgi (adem'in torunlar silsilesi sonsuza ıraksarken) üzeri küllenen/tozlanan bir tarihsel vesika olunca, kesinlik, yerini belirsizliğe bıraktı..
....iblis'in kesin bilgiyi unutturan kuşkuları insanın kafasının içine yerleştirdiği açıktı ve netti...
...bilginin ilerleyen macerasında, ebeveynden evlâda geçen kültürel kuşkular olsa bile, her doğan insan temel islâm fıtratı üzerine dünyaya geldiği için, mâsumiyeti de kişiler adına tek tek devam ediyordu...
...bu, miras olarak aktarılan kuşkulara karşı doğal bir korunma mekanizmasıydı...

4 Şubat 2014 Salı

SA541/ME28: Yasalar ve Yarasalar

“Bir oluş, bir bitiş sendromu içinde herkes. Sokaklar kan gölü, ruhlar kan gölü, dudaklar irin fısıldıyor.”


Ben onu gördüğümde, gözlerinde derin bir karanlık vardı. Yemek yiyemiyordu, kitap okuyamıyordu, yazı yazamıyordu, dışarı çıkamıyordu, öksürüyordu hem. Mide bulantılarıyla yaşıyordu. Bunalımdaydı: namaz kılıyordu, namazın hangi rekatında olduğunu unutuyordu, konuşmuyordu kimseyle.  

Bir kez konuştu benle. Ben onun zihnindeki akyuvarlarda saklanıyordum. Bana anlattı derli toplu diyebileceğim kadar, onu bunalıma sürükleyen nedenleri. Akyuvarlara saklanmıştım, çünkü gözlerindeki derin karanlık, derin bir yalnızlığın eseriydi, zihnindeki ak noktalara tutunacaktı; başka çaresi yoktu: geldi, içini döktü.

SA540/YB17: Endişeli Vakitler / Sınanmış Renkler 17

“Allah’a güvenenlerin birbirlerine güvenmeleri daha mümkün ve kolay değil mi?


Göğün yağmura, kara hasret koynunda bir kuraklık hissi saklı. Öyle ki soğuğunu hissedeceğimiz dorukların karı bile uzak. Biliyoruz hepimiz, birlikte biliyoruz Allah’ın rahmeti yağmurda, karda; bazen doluda, bazen sulu sepkende. Yine biliyoruz bunlar yağmasa, bizi üşütmese, baharda ve yazda kurumuş dudaklarımızı ıslatmamız zorlaşacak. Yerin biriktirdiklerine, kendine sakladıklarına mahkûm olacağız…

Yazdan çalınıp bize getirilmiş gibi gündüzler; gündüzdeki kışa güvenemiyoruz bu yüzden. Gitsin istiyoruz; geleceğimize kasteden bir güneş gündüzü bu. Gitsin yazdan çalınmış gündüz ve o gri bulutlarla kaplı gök geri gelsin. Üşüyelim sorun değil, üşüyüp birbirimize sarılalım; soğuğa, yağmura, kara güvenmeye devam edelim. Hatta doluya, sulu sepkene. Alışkın olduğumuz bu çünkü.

2 Şubat 2014 Pazar

SA539/KhB25: Gözden Gelen Ses

(Sordular hüznü içime, içim yangın yeri haberleri yok…)
(Cevap verdi içim, içim bitmiş sözleri yok…)
(…)
Bir hüznün içinde yalın kılıç geziyorum
Geziyorum işte öyle
                               kesip biçiyorum…
(…)
Kesip biçiyorum hüznün gözlerinden
               Birikmiş çocukları, kadınları, kızları
Çekip kesiyorum katillerin ellerinden…

1 Şubat 2014 Cumartesi

SA538/KY10-MrÖz2: Ben’i Tanımak

Kendime soru: “Şeytan olsam beni hangi zaafımdan kandırırdım? Hangi yönüm daha zayıf?”


Seni hiç yalnız bırakmayan, yanından ayrılmayan birisi var yanında. Seni senden daha iyi tanıyan biri. İyi günde kötü günde hep yanındadır o. Annen geçiyor aklından, ama yanılıyorsun.

İyiliğin için değil kötülüğün için yanında olan bir düşmandan, yani şeytandan bahsediyorum. Ölene kadar peşimizi bırakmayan azılı düşmanımızdan.

Düşünüyorum da bu şeytan, harbiden çok şeytan. Herkese farklı bir noktadan yaklaşıyor.

Seçkin Deniz Twitter Akışı