30 Kasım 2014 Pazar

SA1016/ KY6-SK32: Selam vs; Ajanlık ve Gazetecilik

"Ülkedeki CIA, Mossad, MI6 ajanlarından hiç bahsetmeyip, sürekli İran ajanı diyenlerin amacı ne bilmiyorum, ama hizmetlerinin nerelere yarayacağı ortada."

Birkaç gündür Twitter'da bazı isimler AA ve TRT'de çalışmış bazı kişilerin, vakti ile Suriye'de 'Şiilik üzerine' aldıkları eğitimi vurguluyor. Bu eğitimi alma tercihlerini, inanca göre yapılmış tercih olarak yaftalıyor. Niyet ve inanç okuyor. Yani, 'Bunlar şii aslında' demeye çalışarak 'Şiilere hizmet eden ajanlık' göndermesinde bulunuyor. 'Buralarda şii alimler yetişir' diyor.

***
TRT ve AA'nın özellikle Arapça yayın da yaptıklarını hatırlatalım. Bu ülkelerde okumuş insanların dil hakimiyeti elbette yayıncılıkta önemli.

Birileri İngiliz ve Alman okullarında okuyup bir yere geldiğinde kimse onların eğitimini sorgulamıyor.

SA1015/ÇY5-DÇ12: Papaz Her Gün Pilav Yemez!

 "Vatikan ve Sarayı ne kadar mütevazi?"


Katolik Hrıstiyanların ruhani lideri ve Vatikan Şehir Devleti Başkanı Papa I. Francesco’nun ülkemizi ziyareti uzun zamandır ülke gündeminde. TV’lerin ve sosyal medyanın gündemi nasıl işlediği ve gözümüzden kaçırdıklarına göz atmakta fayda var.

Önce, Papa I. Francesco ülkemize gelmeden Vatikan’a gönderilen davet mektubu basına sızdırılarak gündeme oturdu. Mektupta, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın daveti nasıl yaptığı ve Papaya nasıl hitap ettiğini anlatan haberler medyada yer aldı.(1)

Öncelikle konuyla ilgili haberleri okuduğumuzda aklıma şu soru takıldı.

-Papaya nasıl hitap edilmelidir?

SA1014/FT37: Hür Adam ve 57 yaşında Cesur-Tonton Çocuk

"Lafız mananın tabiatı müsaade ettiği ölçüde süslenmeli... Şekil, muhtevaya göre resmedilmeli; resmedilirken de mealin izni alınmalı... Üslubun parlak ve revnakdâr olmasına önem verilmeli, fakat gaye ve maksat da asla ihmal edilmemelidir... Hayal geniş bir hareket alanıyla desteklenmeli, ancak hakikat da hiçbir zaman incitilmemelidir." 
Said-î Nursî


Zihnimin daktilosu tıkırdıyor yolda giderken. Tanıtım afişlerinden/fragmanlarından kalan bir ses çınlıyor kulaklarımda… Bir Mehmet Tanrısever filmi… Mehmet Tanrısever…Tanrısever…Tanrısever... Takırtı duruyor ve ‘Tanrısever’in sözdizimindeki içeriği ve nedenselliği irdeliyor kafamda bir güç. Mehmet Tanrısever, Mehmet Tanrı’yı sever mi demek? Severse hangi Tanrı’yı sever? Tanrı, genel bir ad olduğu halde Mehmet yalnızca Tanrı mı sever?

29 Kasım 2014 Cumartesi

SA1013/ÇY4-DB28: Gezi Parkı, Yırca, Validebağ ve “Duyarcanlar”

"Ne de olsa onlar çevreyi önemseyen, ağacı koruyan kahramanlardı. Zaten onlardan olmayanlar ne anlardı böyle entelektüel hassaslıklardan?"


Türkiye'de Gezi Parkı ile başlayan, “Çevre ve ağaç” üzerinden devam eden bir psikolojik savaş yürütülüyor. 27 Mayıs 2013 tarihinden beri ağaç, direnişin sembolü yapılmaya çalışılıyor. Aslında olayın en başında direnişin öncülerinden bir ünlünün de kısaca özetlediği gibi meselenin ağaç olmadığı, bunun karışıklık çıkarmak isteyen herkes için çok kullanışlı bir konu olduğu çok açık. 

Kullanışlı çünkü, çevreyi koruma ve yaşatma sorumluluğu başlangıçta kimsenin itiraz edemeyeceği bir duyarlılığı içeriyor. Oldukça haklı ve masum bir amaç olarak görülmesi de çok normal.

Normal olmayan ise, her seferinde ağacı korumak üzere ortaya atılanların, bir süre sonra aslında dertlerinin bu olmadığının ortaya çıkması. Onları çevrecilerden ayırmak oldukça zor. Çok iyi kamufle oluyorlar. Onun için biz bunlara kısaca Twitter'da çok güzel tespitler yapan bir dostun da dediği gibi “Duyarcan” diyelim.

SA1012/KY9-NK37: Bugün Kontrolüm Vardı; Değişen Bir Şey Yok!

"Yeşil reçeteli ağrı kesiciyi kullanmayacağım, çörek otu yağı ile masaj yapıp güneşte dinlendireceğim ellerimi ve yosun hapını kullanacağım."

Dün tam on iki saat bilgisayarda çalıştığım için  ellerim dehşet ağrıyor. Sabah uyandığımda elimdeki bütün kemikler sanki bir torbanın içine dökülüyor, sonra o dökülen kırıklar bir daha acıyla yerlerine yerleşiyorlar. İşte tam böyle hissediyorum.

Afak uyuyordu çıkacağım saatte; onu öpüp dua ederek evden çıktım.

On beş gün kortizon kullanıp bitirmiş, fakat değişen bir şey olmamıştı.

İlk önce FTR Bölümünde Doçent Bayram Bey'in yanına gittim. Fiziki muayeneden sonra Bayram Hocam ilaç kullandıktan sonra nelerin değiştiğini sordu. Yalnızca sağ elimin parmaklarındaki uyuşmanın geçer gibi olduğunu, ama ayaklarım ve ellerimdeki ağrının olduğu gibi kaldığını ve hatta artarak devam ettiğini söyledim.

SA1011/KY20-MEK1: İsa’nın Uzun ve Kesik Kolu Üzerine

            ‘Sakın ha onları ölü sanmayasın, onlar dipdiridir ama sen anlayamazsın’ 
2/154


Zamana aldırmıyorum artık.

Ne zamana ne de sana aldırıyorum artık.

Varlığımı çepeçevre kuşatan bütün bu hay huyun içinden kahramanca bir nara atmayı beceremediğim, bir nara ile içine kısıldığım bu kapanları, bu iç içe geçmiş sonsuz gibi duran saçma ‘örümcek yuvası’ oyunları bozamadığım için kızgınım kendime. Kızgınım ve kendime verebileceğim en büyük cezayı veriyorum: sana aldırmıyorum artık!

Artık sabah gözlerimi açtığımda seni görmek gibi beyhude şeylerin peşinde koşmayacağım. Senin bakışlarından yıllarca emek vererek topladığım bütün o hazinelerimi yellere savurdum az evvel. Senin bakışlarından, dokunduğun eşyalarda bıraktığın ılık dokunuşlardan, çok daha değerlisi senin sağa sola seslediğin kutlu seslerinden biriktirdiğim devasa hazinemi bir kuzey rüzgarının sırtına yükleyip beklentisiz ve umutsuz bir geleceksizliğe yollayıverdim cesaretle.

28 Kasım 2014 Cuma

SA1010/TG75: Eski NSA-CIA Başkanı Michael Hayden: "NSA Daha Şeffaf Olmadan Varlığını Sürdüremez”

"Biz kendi sınırlarımızı kendimiz koyarız. Ben rahatlıkla NSA’nın hırsızlık yaptığını kabul ediyorum. Ve bu konuda da çok iyiyiz. Çinlilerden daha iyiyiz. Fakat bizim çalmamız sizin özgürlük ve güvenliğiniz içindir. Sizi zenginleştirmek amacıyla çalmıyoruz. Ve ben dünyada son iki cümleme katılacak ve onları doğrulayacak dört ülkenin daha bulunduğunu biliyorum." 
Michael Hayden
Bu Çeviri, ABD'nin kendi çıkarları için -Türkiye dâhil- bütün Dünya'yı dinlemesine itiraz etmedikleri halde, Türkiye'de MİT'in Türkiye'nin çıkarları için yapacağı dinlemelerin yasal altyapısı hazırlanırken "Türkiye 'Muhaberat Devleti'ne dönüşüyor" diyerek yaygara koparanlara ithâfen yayınlanmaktadır.
Seçkin Deniz, Sonsuz Ark, 28.11.2014

Amerikalılar özel hayatın gizliliği hakkına sahipler mi? Hangi durumlarda ulusal güvenlik bu haktan önce gelir?

İstihbarat uzmanı Amy Zegart, eski Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) Başkanı Michael Hayden ile bu konular ve daha fazlası hakkında konuştu. Hayden, 1999 ve 2005 seneleri arasında NSA direktörü olarak çalıştı ve aynı zamanda üç yıl CIA Başkanlığı yaptı. Zegart, Standford Ulusal Güvenlik ve İşbirliği Merkezi başkan yardımcılığı görevini yürütmektedir, Hoover Enstitüsü’nün kıdemli bir üyesidir ve eski ABD sözcüsü Condoleezza Rice ile beraber Standford Ticaret Yüksekokulu’nda politik risk yönetimi üzerine ders veren bir profesördür. Aşağıda yer alan yazı ifade edilen konuşmadan derlenmiştir: 

27 Kasım 2014 Perşembe

SA1009/SD193: "gerçeği, doğruları ve yanlışları özelleştirmek" /24.08.2006/ 533. patika


...gerçek nedir?...
...harflerle sabitlenmiş kasıtlı düşüncelerin arasında epey zaman geçirmiş olanlar, gerçekle ilgili bir yığın tafra okumuş olurlar...
...düşüncelerinin yolbaşları, gerçekle ilgili belirsiz o tesbitlerle tutulmuş olduğundan, insanlar o tesbitleri fazla yordalamadan/yorumlamadan kabul edermiş gibi yaparlar...
..."gerçek, o birilerinin yazdığı gibidir", derler...
...bu kolaycılığın temel gerekçesi de, diğerleri tarafından kabul edilebilir olmaktır...
...gerçek, eğer dilerseniz kendi tanımını apaçık bir şekilde yapıyor zaten; fark edersiniz...
...gerçek; kendisine dair bilgiden kuşku duyulmayandır...
...kendisi kuşkusuz ve kesin olarak bilinendir...
...bu anlamda insanın kuşkusuz ve kesin olarak bildiği şeylerin tamamı, tüm boyutlarıyla evrensel gerçeğin altkümeleridir...

SA1008/SD192: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 36 (21-25 Ocak 2012)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”



  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

20-25 Ocak 2012 (853 Tweet)

25 Ocak 2012
14058. Pürüzsüz Patikalar: 283. patika/12.11.2004/ "ağladıkça güçlenirsiniz" puruzsuzpatikalar.blogspot.com/2012/01/283-pa…

Neşet Fırat @n_frattini
25 Ocak 2012
14057. Nijerya'da insanlar diri diri yakılıyor ve dünya sessiz...

selim @potasyums
25 Ocak 2012
14056. Benim Rabb'imdir diye söylemiyorum, çok ama çok merhametlidir.

25 Ocak 2012
14055. @servetyazici şükür...yaşlanıyoruz:)

26 Kasım 2014 Çarşamba

SA1007/ KY6-SK31: Rennan Pekünlü Hapse Giriyor...

"Önemli olan, esas olan, herkesin özgürlüğünü korumak ve hiçbir grubun diğerine baskı ile temel haklardan yararlanmasına önkoşul oluşturmayan bir ortam oluşturmak olmalı."


Ege Üniversitesi hocalarından Rennan Pekünlü, dersine başörtülü girmek isteyen kız öğrenciyi derse almak istememişti. Ancak öğrenci kanunen geçerli net gerekçesi olmayan bu talebi dinlemeyerek ısrar etmiş ve derse girmişti.

Ceza bir yönüyle eğitim hakkını laiklik ilkesi üzerinden engellemeye meraklı zihniyete mesaj.

Üniversitede başörtünün, örtmeyenlere baskı getireceğini iddia eden daha önceki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını hatırlatanlara bir sorum var. Başı açık olma halinin, örtülülere getireceği şey baskı olmuyor da aksi halin varlığı neden baskı oluyor? Hani nerede eşitlik?

25 Kasım 2014 Salı

SA1006/KY5-PT34: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ A-Nazarî Tasavvuf-Tasavvufun Tanrıları 1 (İbn el-Fârid'in Tanrısı)

 بسم الله الرحمن الرحيم

Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

Tasavvufun Tanrıları

Tasavvufçular, yüce Allah'ı şek ve şüphenin karışmadığı ve Hakk'ın yüceliğine gölge düşmediği bir bilgi ile bildiklerini söyleyerek iftira etmektedirler. (Zaten iftiradan başka meziyetleri yoktur.) Müslümanları da basiret körlüğü, akıl yetersizliği, düşünce sakatlığı, duygu körelmesi, zevk bozukluğu, his ve şuur yoksunluğu, kör maddeye kulaklarına kadar batma ve tarihe körü körüne tapma ile itham ederler. Sormak istiyorum, hangi tanrıya tapıyorlar? Daha açık bir ifade ile uydurup taptıkları tanrı hangisidir?

Söylediğim şeylerde herhangi bir şüpheniz varsa yahut onların büyüleyici bir tebessümü veya bir âşıkın tespih ve dua terennümleri sizi haktan alıkoyuyorsa, tasavvufun en büyük tanrısını öğrenmek için lütfen onların kitaplarından biraz okuyun.

Mesela Futuhatı Mekkiyye, Fususu'l-Hikem, Tercümanu'l-Eşvâk, Ankâ-u Mağrib, Mevakiu'n-Nucûm gibi hepsi de İbn Arabi'nin olan kitaplardan biraz okuyun.

24 Kasım 2014 Pazartesi

SA1005/KY1-CÇ86: Eğer

"Yine de eğer sigara içiyor olsaydım bütün bunları düşünme fırsatı bulamayacakmışım gibime geliyor. Çünkü sigara içiyor olsaydım gümüş bir tabakam olacaktı. Ve o gümüş tabaka kalbimi bulan serseri kurşuna yol vermeyecekti."


-I-
Yazgı insanın elinden gelmeyenler midir? İnsan gücünün yetmediği noktada, sınırda mı başlar yazgının dünyası?

Ölüm örneğin. Canlı olmanın doğal sonucu ölüm. Kuşkusuz canlı olunmasaydı ölünmezdi. Ölünür müydü yoksa? Ölüm yazgıdır. Canlı olmak da ölüm gibi bir yazgıdır.

Demek ki yapıp etmelerin ötesinde kalandır yazgı. Yapıp etmelerimizi belirleyen olsak da yapıp ediyor olmak elimizde olmadığına göre.. ah evet;

“Sakın kader deme... Kaderin üstünde bir kader vardır”

SA1004/ÇY4-DB27: Assassin’s Creed Fransız Devrimiyle Dalga Geçiyor

Fransa'da 1789'dan sonra güç sahiplerinin iyi ya da kötü olarak tanımladığı kişi ve kurumlar sorgulanıyor. Ahlak ve strateji yoksunu Cumhurbaşkanları''nın yaşattığı skandallar ve gelecek korkusu Fransızların sosyolojik bilinçaltında yankılanıyor: "Fransa Kralını arıyor". Aşağıdaki tartışma Avrupa'da artan yoksulluk ve işsizlik nedeniyle başlayan demokrasi sorgulamasının ve karşıtlığının işaret fişeği niteliğindedir.

Sonsuz Ark, 24.11.2014

Maximilien François Marie Isidore de Robespierre (6 Mayıs 1758 - 28 Temmuz 1794), 
Fransız devriminin liderlerinden, Fransız hukukçu ve politikacı.

Üst düzey bir Fransız politikacı 1789 Paris'inde geçen “Assassin’s Creed: Unity” (Suikastçinin İnancı: Birlik)'i  Fransız tarihinin en önemli dönemlerinden birini  yeniden yazmakla suçladı.

Sol kanadın ateşli politikacılarından Jean-Luc Mélenchon’a göre oyun, Kraliçe Marie Antoinette ve "Hain Kral XVI . Louis"yi 'iyi' tasvir ederek ve Paris halkını "barbar kalabalık" olarak göstererek “Cumhuriyeti kötülüyor”.

Aşırı sol Parti de Gauche lideri, Cuma günü Fransa Info radyosuna verdiği demeçte “Bu insanlara karşı propaganda," dedi. “İnsanları kana susamış vahşiler gibi tasvir ediyor.”

23 Kasım 2014 Pazar

SA1003/AŞ53: Erdoğan'ın 'Savaşçı Ruhu'ndan Davutoğlu'nun 'Savaşan Bilge Ruhu'na

"Erdoğan, bir 'Kin Paratoneri' olarak devletin tepesinde duruyor, tüm kindarların saldırılarını pervasız bir şekilde karşılıyor, def ediyor ve Davutoğlu'na mükemmel bir çalışma alanı bırakıyor."


Savuşturulan tüm saldırılardan sonra Türkiye daha da güçleniyor; hem Ak Parti iktidarlarına oy verenler hem de Ak Parti iktidarlarının yaptıklarını izleyen yerli yabancı neoconlar, kısaca Türkiye'nin ve İslâm'ın dostları ve düşmanları bunun aşırı derecede farkında. Eskiden herkesin kendi mahfillerinde fısıltıyla konuştuklarını şimdi herkesin önünde konuşmasının sebebi de savaşın açık bir şekilde yapılıyor olması.


Oy verenlerinin Erdoğan'ın şahsına yükledikleri tarihî görev evrilerek Davutoğlu'nun omuzlarına taşınıyor. Davutoğlu'nun 10 Ağustos sonrası günden güne yükselen performansı, seçilen omuzların kalitesini netleştiriyor. Memnunum.

SA1002/KY1-CÇ85: Hurûf-u Şedde

"dinlenen yumruklar için
  atıldığında köprüler"


ne kendim ne bilendiğim ölümler için
kesildiğim bu kan rengi sessizlik
bağrışların demetlendiği bu yaban ülke
sakındığım işte budur
                            gelip duracağından
                            kuşkuya kapıldığım sinsilik

22 Kasım 2014 Cumartesi

SA1001/FT36: Kaliteli Günah’tan Öteye Öyle Bir Geçer Zaman ki

“Ben, ekranda ya da perdede her zaman bize ait hikâyeler olmasından yanayım. Dünya çapında başarılı olacaksak, kendi hikâyelerimizi anlatarak başarılı olalım istiyorum.” 
Zeynep Günay Tan, Yönetmen

İlk, beş yaşındaki Osman’ın gecenin bir vakti rüyasında geldiğini gördüğü babasına kapıyı açmak için yataktan kalktığı, kapıyı açtığı ve babasını göremeyince de, sabaha kadar dış kapının önünde, basamaklarda onu beklerken uyuyup kalarak hastalandığı sahnelerde dikilmişti dikkatimin kulakları.

Ateşlerle dolu bir günden sonra hastanede, Osman, en küçük çocuğunun hastalandığını duyup gemisinden koşarak başucuna gelen babasını gördüğünde de, büyük bir zafer tebessümüyle “Babama kapıyı ben açtım!” diyerek tekrar uykuya dalarken dalga dalga kabarmıştı içim. Sahneler ardı ardına eklense de kapıda Osman’la beraber babasını bekledim ben de. Dönüp dolaşıp aynı sahneleri replay modunda yeniden izledim zihnimde. Böyle bir sevgiyi, böyle saf bir sevgiyi, heyecanı hangi yönetmen yansıtabilirdi ki?

21 Kasım 2014 Cuma

SA1000/SD191: Sonsuz Ark Şiiri ve 1000. Yazı

"Sonsuz Ark Şiiri yazılmaya devam ediyor; Allah'ın izniyle de devam edecek."


Geriye dönüp bakıyorum sık sık; aldığımız yolu, bu yolda yaşadıklarımızı, söylediklerimizi düşünüyorum. Sonsuz Ark 1 Temmuz 2012'den bu yana 999 yazı, analiz yayınlamış; bu 1000. yazı olacak. 

Bin yazı, dile kolay; her yazı için bir gün takdir edersek en az 1000 gün. Evet; biz Sonsuz Ark yazarları, konuk ve çırak yazarlarımız dahil 1000 gün vermişiz Sonsuz Ark'a ve siz okuyucularımıza. Bu az şey değil ve bunun karşılığında bir tek kuruş kazancımız olmamış, aksine cebimizden, kendimizden harcamışız; özel zamanımızı, dikkatimizi, bilgi birikimimizi, geliştirdiğimiz becerilerimizi bir şeyler anlatmak için Sonsuz Ark'a vermişiz. Karşılığında insanlardan hiçbir şey istemedik, okunsun isteği bir karşılıksa, evet bunu istiyoruz ve istemeye de devam edeceğiz.

Niçin vardı Sonsuz Ark? 

SA999/TG74: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2001-2004/10. Bölüm

    “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

Bir gün devriye görevindeydim, sabah vardiyasıydı ve o gün sokağa çıkma yasağı yoktu. Bu daha az işimiz olduğu anlamına geliyordu, gidip dükkân veya benzeri yerleri kapatmak zorunda değildik…

Vardiya sırasında aniden sokağa çıkma yasağı olduğu haberi geldi. Bu, Küçük Shalala Caddesi ve HaShoter Meydanı’na giderek bütün dükkânları kapatmamız gerektiği anlamına geliyordu ve bu bir kâbustu.

Böylece Küçük Shalala’dan başlayarak ilerledik, “sokağa çıkma yasağı”, “mamnu` tajawul,” [sokağa çıkma yasağı var] diye bağırıyorduk ve dükkânlar yavaş yavaş kapanmaya başladı. Meydana vardığımızda etrafımızı bir sürü insan ve tüccar sardı… Yani alış verişin canlanmaya başladığı bir zamandı.

SA998/SD190: "saplantılı eğitim modelleri" /25.08.2006/ 534. patika


...insan, eğitilmesi gereken bir varlık...
...eğitim öğrenmeyle mümkün olduğuna göre, insan doğduğu andan itibaren öğrenir ve dolayısıyla eğitilmeye başlanır...
...bunda hemfikir olunamayacak bir 'yan' yok...
...fakat; 'yan', insan söz konusu olduğunda inanılmaz ölçüde çeşitleniyor...
...muğlaklaşıyor ve boyutları belirlenemeyen bir niteliğe bürünüyor...
...ve biz 'yan' a, 'yanlar', demeye başlıyoruz...
...'yanlar' hususunda hemfikir olamamak da, bu belirsizlikten kaynaklanıyor...
...insan nasıl eğitilmeli?...
...'yanlar', bu soruya cevap vermeyi zorlaştırıyor...
...yeni ve çağdaş eğitim modellerinin kasıp kavurduğu bir yeryüzünde, milyonlarca yıllık eğitim deneyimleri elbette kayda değer olamayacak; tutulan insanlık kayıtları da yersiz ve geri 'yan'lı olacak...

20 Kasım 2014 Perşembe

SA997/KY9-NK36: Parmaklarım Bağımsızlıklarını İlan Ediyor

"Kavanoz kapağı açmak, ambalaj açmak, doğru düzgün kalem tutmak, kitap ya da gazete sayfası çevirmek istiyorum."


15 gün kortizon kullandıktan sonra geldiğim son durum şöyle; sağ elimin parmaklarındaki uyuşmalar geçti. Evet yalnızca onlar geçti; fakat bileğim, sol elimin baş parmağı ile sağ elimdeki iki parmak bağımsızlıklarını ilan ettiler:))

Parmaklarım kendiliğinden sağa sola oynamaya başladılar, kontrol etmek mümkün değil ne yazık ki. Bileğim ve ayaklarımdaki ağrılar ise olduğu gibi duruyor; yine yürüyünce, oturunca, uyuyunca bıçakla kesiliyormuş gibi ağrı hissediyorum ve hâlâ sebebini bilmiyorum.

Haftaya Allah kısmet ederse, doktoru arayıp vaziyeti anlatacağım, bakalım ne diyecek.

SA996/YB22: İnsanın Kendisine Tapınma Hastalığı/ Sınanmış Renkler 22

"Hatırlatmak istiyorum, hepimiz ölümlüyüz, tapınılacak olan bizler değiliz, bu kadar çok 'ben' taşı taşımayalım insanların sırtında..."


Deniz bereketli zamanında; türlü türlü balıklar dolduruyor ağlarınızı. Kaçınızın sofrasına gelebiliyor balıkçıların ağlarına takılan o lezzet ve direniş gücü kazandıran nimetler, bilmiyorum; ama kıyılarınızda sabah namazına çağıran o ulvî çağrılar yankılanınca görüyorum o nasırlı ellerin neşeyle şakıyan seslerini... Kasalarla dolu envâi çeşit balıklar denizlerin, okyanusların ruhunu size taşıyorlar bedenleriyle... kaçınız balık yiyebildiğiniz için şükrediyorsunuz; onu da bilmiyorum.

Bildiğiniz koydayım. Bildiğiniz gemimde. Geldiğinizde göreceksiniz, gündüzleri koy masmavi; yamaçlar ton ton çam yeşilleriyle okşuyor denizin mavisini... Martılar süzülüyor gökte ve sonra ansızın dalıp çıkıyorlar denize, sizin yakalayamadığınız balıkları yakalamak için. Gökteki kuşlar bile denizden besleniyor, görüyor ve ibretle seyrediyorsunuz, doğaya yerleştirilmiş dengeyi.

19 Kasım 2014 Çarşamba

SA995/KY6-SK30: G-20 Neleri Konuştu?


Coğrafyamızda süregiden olaylar arasında öncelenen ve dünyada yankılanan konu IŞİD (ISIS)...

Birleşik Arap Emirlikleri IŞID, El Nusra ve Müslüman Kardeşler'i ve önemli isimlerini terör listesine alıyor... Irak'ta önemli bir petrol rafinerisi IŞİD'in elinden geri alınarak yeniden işler hale getiriliyor... Fakat dünyanın ana gündemi geçtiğimiz hafta global ekonomi oldu. G20 toplantısı bu kapsamda gelişmiş ülkelerin ajandasını önümüze koymakta. Peki neler konuşuldu?

***
G20'de Enerji Piyasaları Gündemi...

G20, hedeflere  ne kadar ulaştığı sorgulanan bir platform olmaya devam ederken, ekonominin geleceğine ve dünyanın sorunlarına dair çözümler planlıyor. G20, Zengin ve fakir uluslar arasındaki farkı dengeleyecek etkili ve sonuçları ölçülebilir politikalar uygulamaya odaklanmış görünse de, arka planda enerjiden ekonomiye çok geniş alanlarda düzenlemeler için görüşmeler yürütülüyor.

18 Kasım 2014 Salı

SA994/ÇY4-DB26: IDF ve Shin Bet; Yalanın Kader, Kötülüğün Vicdan Olduğu Yer

"Gantz ve Cohen askeri liderlerdi. Yüzlerce insan boşu boşuna terör ve kin ekilen yerde onların adına öldü."
 İsrail Shin Bet şefi Yoram Cohen- Genelkurmay Başkanı Benny Gantz

İsrail’in 'Ocak Uyarısı' üzerinde duruyor olması, Gazze'de olup bitenler konusundaki sorumluluğunu değiştirmez

Bakın kim, hem de ne hakkında konuşuyor:

İsrail Savunma Kuvvetleri personel şefi ve Şin Bet güvenlik servisinin başı, "ahlak" ve "etik" ten bahsediyorlar. Bu tıpkı bir mezbaha patronunun hayvan haklarını savunmaya cesaret etmesi, bir hapishane bekçisinin özgürlükten, bir sigara şirketi CEO’sunun sağlıktan  bahsetmesi gibi.

Kısacası İsrail, sanki bu yaz Gazze Şeridi'ndeki savaşla ilgili gerçek bir tartışma için nihayet gözlerini açmış gibi görünüyordu. Ne de olsa, Genelkurmay Başkanı Benny Gantz, Başbakan Binyamin Netanyahu’ya yazdığı  mektubunda "ahlaki ve etik bozulma" ve Shin Bet(*)’in "Tüm ahlaki ve etik sınırları ihlal ettiği" ni yazmıştı.

17 Kasım 2014 Pazartesi

SA993/TG73: TGB'nin Çuvalı'ndan Çıkan Neocon Sonuç: "Türk’ün Türk'ten Başka Dostu Yoktur"

"Türkiye oldukça kutuplaşmış bir ülkedir, fakat her kesimi bir araya getiren bir şey varsa o da Türklerin, ABD ve onun bölgedeki kötü niyetlerine yönelik komplo teorilerine olan sevgileridir."
Berivan Oruçoglu, 14 Kasım 2014, Foreign Policy
Sonsuz Ark'ın Notu:
Önce Sonsuz Ark'ın çevirip yayınladığı “Türk Halkı ABD'ye Olumlu Bakmıyor” başlıklı  neocon PEW anketini, sonra İşçi Partisi ile organik bağı bulunan TGB'nın 12 Kasım'da NATO Tatbikatı dönüşü İstanbul'a uğrayan ABD'li askerlerin kameralar eşliğinde başına çuval geçirme girişimini (SHaber,'Etrafta hiç sivil polis yok' diyen fon sesi ile bu girişimin görüntülerini dakikalarca yayınladı) ve Foreign Policy adlı neocon kuruluşta yayınlanan aşağıda çevirisini verdiğimiz, Türkiye'yi yalnızlaştırmayı amaçlayan, Perinçek'in TGBlilerini 'Milliyetçi' diye tanımlayan, Türkiye'yi 'oldukça kutuplaşmış bir ülke' olarak tasvir edip, tüm kutuplaşmaların ABD karşıtlığında eridiğini, her kesimin bir araya geldiğini 'iddia' eden, iddiasını da PEW'in yayınladığımız üretilmiş anketi ile destekleyen Türk isimli bir analistin 14 Kasım tarihli analizini ve bu analizin içeriği ile tıpatıp aynı içeriğe sahip 17 Kasım 2014 tarihli (90'lı yıllarda PKK lideri Öcalan'ı Bekaa Vadisi'nde ziyaret edip onunla keyifli yemekler yiyen, şimdinin PKK karşıtı, 68 kuşağının solcu liderlerinden, 28 Şubat destekçisi, Erdoğan'a darbe planlayan Ergenekon Terör Örgütü hükümlüsü) Doğu Perinçek'in açıklamalarını okuyacaksınız. En sonda da Doğu Perinçek'in Wikipedia'dan aldığımız öz geçmişini inceleyecek ve işbirliğinin fotoğrafını net bir şekilde göreceksiniz. 
Seçkin Deniz, 17.11.2014

Transitions: The Turk Has No Friend but the Turk

Amerikalıların Gaziler Günü'nü kutlamasının ertesinde dünyanın farklı bir parçasında dikkatleri nahoş bir şekilde çekmek amacıyla üç Amerikan donanma askeri seçilmişti [1]. Bir grup Türk milliyetçisi, Karadeniz'deki NATO tatbikatının ardından, Amerikan donanma gemisi Ross'un dört günlüğüne İstanbul'a demirlemesini protesto etmek amacıyla İstanbul'un turistlerce sık ziyaret edilen bir mekânında gösteri düzenledi.

SA992/KY5-PT33: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf'un Dini-Bilginin Yolu

 بسم الله الرحمن الرحيم

Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

Tasavvuf'un Dini

Şüphe yok ki, alçak batılın yüce haktan bir yardımı ve çirkin küfrün tertemiz iman ruhundan bir desteği olduğunu sandıklarımız dışında, tasavvufun İslâm'dan başka her türlü batıl din ve inançtan birçok desteği ve kaynağı bulunmaktadır. Zaten tasavvufçuların kendileri de katıksız hakkın kendisi olduğunu iddia ettikleri tağutlarının dininden başka her şeyden beri olduklarını söylemektedir.

Tasavvufun kâhinlerinden olan et-Tilimsani şöyle diyor: "Kur'ân'ın tamamı şirktir. Tevhit ancak bizim sözümüzdedir."

İbn Arabî de -zındıkların dini olan- Fususu'l-Hikem kitabını kendisine Hz. Peygamberin verdiğini ve şöyle dediğini iddia etmektedir: "Bunu insanlara söyle, ondan yararlansınlar. Ben de bu arzuyu, eksiltmeden ve ilavede bulunmadan olduğu gibi gerçekleştirdim. Allah'tan dinleyin ve Allah'a dönün."

16 Kasım 2014 Pazar

SA991/SD189: Doğu, Batı ve Aşağılama Nöbetleri'nde Değişen Koordinatlar

Batı'yı hızlı çöküşe götüren o tek sebep de sömürü düzeninin 21. yüzyılda da sürmeye devam etmesiydi. 

Çöpten işe yarar bir şeyler toplayan yaşlı Alman kadın/ 2013

Yerküre'nin geçmişi ve yerkürede yaşayan insanların, toplumların ve ülkelerin birbiriyle ilişkisi biz insanlar için tarihte yer bulabildiği kadar görünür haldedir. Ülkeler, sistemler ve yönetim modelleri, insanları derinden etkilerken, insanların duygusal tarihleri de söz edilen ilişkilerden etkilenerek var olmuştur. Buna sosyoloji veya psikoloji bazlı yaklaşımları ve analizleri inceleyerek, medeniyetler arasındaki farkları ve ilişkileri mukayese ederek bakmak mümkündür.

Batı'nın İskender-Roma imparatorluklarıyla var olmaya başlayan medeniyet kurgusu, diğer dünya medeniyetlerine göre çok geç tarihlidir. Ve bu döneme kadar, Amerika kıtasındaki eski medeniyetler dışında, batı, kendine özgü değerler kompozisyonu oluşturamayacak kadar temelsiz, birey-aile-toplum düzeneği ile ürememiş fertlerin bileşimidir. 

SA990/ÇY5-DÇ11: Washington Katedrali'nde Namaz; Türkiye Dinlerarası Diyalog Projesi'nde Yer Almalı mı?

"Tüm Dünyadaki Müslüman Halkların çektiği zulüm ve şiddeti de düşünerek olayı gözden geçirdiğimizde anlıyoruz ki, akıllı ve stratejik davranmalıyız"

Washington DC, National Catedral

"Ne dersiniz?! Müslüman Kardeşler yakında DC'deki Ulusal Katedrali Allah'a kulluk etmek için kullanacaklar?"

ABD’deki İslam Kongresi ilanlarını yakın zamandır göz ucuyla takip ediyorum Bu sabah Washington Post Gazetesinde bir haber gözüme çarptı.(1) Destekleyenleri ve karşı çıkanları ile fotoğraf şöyle:

Washington Katedrali'nin İlk Müslüman Namaz Hizmeti

Olay Washington Ulusal Katedralinde gerçekleşir. 14 Kasım Cuma günü  itibariyle Katedralin köşesinde, birkaç yüz Müslüman toplanıp ezan okuyup namaz kılarlar., ateşli bir vaaz verip,  Güney Afrika'nın müslüman ABD Büyükelçisi Ebrahim Rasool (İbrahim Resul) vaaz verir. (Polis yoğun güvenlik önlemleri ile kiliseyi kapatarak arama yapar.) Fakat bir iyi giyimli, orta yaşlı bir kadın aniden sesini yükseltir:

15 Kasım 2014 Cumartesi

SA989/ÇY3-BŞ19: Ukrayna-TTIP İlişkisi; ABD’nin Yeni Fay Hatları ve Yeni Anayasacılık

“Meselenin sonuçları itibariyle elimizde Doğu ile Batı arasında seçim yapmakla karşı karşıya kalan bir Avrupa, IMF tarafından borçlandırılarak üçüncü Dünya ülkesi kapsamında yeniden sınıflandırılan bir Ukrayna ve ekonomisinin pivot noktası olan ihracat damarı zayıflatılmış bir Rusya var.”

"...ve Noel'de hepinizin bu çemberin içinden atlaması mümkün olacak ..." 
TTIP

“ABD'nin AB ile yürüttüğü gizli ticari müzakerelerden de (TTIP) bölgedeki krizin kontrollü biçimde derinleştirilmesinin altında ABD'nin siyasi ve ekonomik hesaplarının yattığı anlaşılıyor.”

Yaklaşık iki yıldır dünya gündemini meşgul eden Ukrayna krizi uluslararası ekonomik, jeopolitik, sosyolojik boyutlarıyla devam ediyor. Seçimler sonrasında kurulan Hükümet ve Rus yanlısı isyancılar arasındaki gerilim, Doğu Ukrayna devam ederken, çatışma çok boyutlu ve kapsamlı olarak yeni zirvelere taşınıyor.

SA988/SD188: "zihnin girdiği ölüm girdabı" /27.08.2006/ 535. patika

...çocuklar ve gençler kendi yaşıtlarının ölümlerine pek şâhit olmazlar, kazalar veya nadir hastalıklar dışında...
...orta yaşlılar ve yaşlılar, aralarından sıklıkla eksilenleri duyar ve görürler...
...çocuklar ve gençler, ölümün ne demek olduğunu bilmedikleri için, pek umursamaz, yaşlılar ise çaresizlik içinde ölümü kanıksadıkları için, duygularının kendilerini hırpalamalarına fazla izin vermezler...
...hem bilirler ki; her türlü yıpranma, onları ölüme daha çok yaklaştıracaktır...
...gençlerle yaşlılar arasında kalanlara gelince...
...evet; ölüm, en çok onların dimağlarında yüksek şiddette depremler, kaoslar oluşturur...
...en çok onların rüyalarına tuz-biber eker...
...gerginleşen 'anlar'ın, zihnin çok boyutlu salvo atışlarıyla tarumar olduğunu görürsünüz...

14 Kasım 2014 Cuma

SA987/TG72: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2001-2004/9. Bölüm

    “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

Her gün altı askerden oluşan bir birim çatılardan geçerek evlerin içerisine girer. İlk önce giriş ve çıkışları kontrol eder, tüm aileyi tek bir odanın içine toplar ve kimliklerini, mesleklerini sorarak sorgulama yapmaya başlarlar. Bu durum aynı zamanda ordunun amaçlarından birine hizmet eder; kendi varlığını hissettirmek.

Sorgulamaların çoğunu hatırlıyorum fakat bunlardan bir tanesinin hafızamda yeri özel. “İsrail’le hiçbir problemimiz yok”, “Ne Fetih’e ne de Hamas’a mensubuz”… “Tüm istediğimiz barış, böylece biz de çalışabileceğiz”…

SA986/KY1-CÇ84: Düş

“Cinnet geçirmiş, piste fırlamış, kendini yerden yere vurmaya başlamışsın..”


Doktor birtakım sorular daha sordu. O sordukça ben büzüldüm bir köşede. Ne çok ihtiyacı varmış konuşmaya..  canım hiç istemiyor. O ise habire konuşuyor. Her bir sorusu canımı acıtıyor. Canımı acıttığını söyleyemiyorum. Korkuyorum.

“Çocukluğunla ilgili anımsadığın, çocukluğunla ilgili aklında kalan, en çok hatırladığın..”
Omuzlarımı  silkiyorum.. ne var ki çocukluğumda aklımda kalan? Göz gezdiriyorum içimde.. su sattım..

“Soğuk buz gibi su..  cennet çeşmesinden.”

Doğrudur suları hep cennet çeşmesinden doldururdum. Cirit oyunları su satmak için en ideal olanıydı.

13 Kasım 2014 Perşembe

SA985/ÇY4-DB25: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Kadın Askerlerin İtirafları - İtiraf 16-18

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Kadın Askerlerin İtirafları- Women Soldiers’ Testimonies

 İtiraf 16

İsim: *** | Rütbe: Baş Çavuş | Birim: Sınır Devriye | Bölge: Jenin

Bir yandan, hiç bir şey söylemediğim için suçluluk hissediyorum, diğer taraftan hala inanıyorum ki, bu bir şeyi değiştirmezdi. Anlık bir şeyleri değiştirebilirdim. Bu güçle ilgili bir anlayış değil. Belki başka birliklerde böyle olabilirdi- yani diğer birlikler kesinlikle aşırılıkta bu kadar değil. Daha sonra Cenin Sınır Devriye birliğine katıldığımda bunun çok da farklı olmadığını gördüm. Hala bir şiddet havası var ve evet “her şey çok sıkıcı, bu yüzden hadi olay çıkaralım”.

Ne demek istiyorsunuz?

12 Kasım 2014 Çarşamba

SA984/FT35: New York’ta Beş Minare / Dördüncü Kestane'nin Kabuğu

"Ne de olsa yalanlarla doluydu 11 Eylül. Acar’ın FBI şefine doğrulttuğu sözel silahın namlusundan petrol ve bir milyon ölü Iraklı fırlıyordu. İslâmî terör varsa bu petrol vahşetinden üreyen bir hastalıktı işte." 
Faruk Tamer

Kestaneler karınlarında kocaman patlaklarla iştah açıcıydılar. Her zamanki gibi düşündürüyorlardı beni. Kabuklarından kolayca ayrılacaklar, keyifle yememe razı olacaklar mıydı? Denemeden bilemezdim. İlk kestane dağılıverdi elimde; kabuk sorun bile olmadı. Yerken biraz zorlandım. Ne vardı yani; tastamam ayrılsaydı kabuğundan. İkinci ve üçüncü kestanelerde de küçük inatlar dışında bir sorun olmadı. Ama dördüncü kestane çok inatçıydı. Bir kilo kestane yemişçesine yorgundum elim küçük su şişesine uzanırken.

SA983/SD187: Bir Papa Analizi...

"Haçlı Seferleri, gerekçeleri ve gerçekleşmeleriyle psikolojik ve sosyolojik açıdan 'patolojik vak'âlar'dır. Kronikleşen özellikleri dolayısıyla bu vak'âlar tedavi edilebilir olmaktan uzaktır. Bu açıdan; herhangi bir diyalog kombinasyonu veya türevi söz konusu olumsuzluğu bertaraf etmeye yönelemez."


"USA'da demokratlardan Haçlı zihniyetine bayraktarlık yapacak Başkan üremiyor" diyenlerin baktığı yerden bakıp soralım. Cumhuriyetçi'lerden iki Bush Başkanlık dönemlerinde Haçlı zihniyetinin bayraktarlığını yaptılar, seçilecek yeni ABD Devlet Başkanı'nın Cumhuriyetçi olmayacağı neredeyse kesinleşmiş durumda ve bu durumda seçilecek Demokrat Başkan Haçlı seferilerine bayraktarlık yapmayacak. O Halde "Haçlı Seferleri sona erdi, eriyor, erecek", demek mümkün olacak mıdır? Ya da isimler önemli değil, Haçlı seferleri sonsuza dek sürecektir, diyerek yeni Bush'un Son Engizisyoner-Son Papa olmasını muhtemel mi bulmamız gerekecek? 

10 Kasım 2014 Pazartesi

SA982/KY9-NK35: Vücudum Bana Küsmüş...

“Artık lojiler olmadan şifa bulmak istiyorum...”


Bayram Bey’in yanına Emine ile gittik. Emine ile sabah görüşmüştük; toplantıya giriyordu. Bayram Hoca da randevusunu öğlenden sonra 14:30’a vermişti. O saatlerde Emine tekrar arayıp beklediğimi öğrenince de hemen gelmişti. İyi ki gelmişti. Hacettepe 7 No’lu Kapıda Bilgin’le karşılaştık. Bilgin elime baktı ya da bakmaya çalıştı, ama cidden canım çok yanıyordu bıraktı. Kiminle görüşeceğimizi öğrenince çok doğru bir doktora gittiğimi söyledi.

Odada muayene yapılırken hırkamı çıkarmam gerekiyordu ve elim müthiş şiştiği için oynatamıyordum. Emine yardım etti. Çorabımı da çıkarmam icap edince yine Emine çizmemi ve çorabımı çıkardı. Minnettar kaldım.

9 Kasım 2014 Pazar

SA981/KY1-CÇ83: Bilmiyorlar

“İşte böyledir büyükler” diyorum içimden. Kendilerini bende görmenin mutluluğunu çok görmemem gerektiğini biliyorum. Ve çok görmüyorum.


Ne desem ki! Onlar benim annem ve babam. Biliyorum; benim iyiliğim için çırpınıyorlar. Benim iyiliğim.. babamın bütün derdi okuduğu kitapları bana da okutmak. Hele bir de heveslendirme oyunları yok mu? Ah canım babam! Kendisinin hoşuna gittiği için benim de hoşuma gideceğini sanıyor. Sanıyor ki bir iki sayfa okusam bir daha elimden düşürmem.. onu mutlu etmek için okuyor gibi yapıyorum..dün de “Sinekli Bakkal” adlı kitabı getirdi. Güldüm. Gülüşümü sevindiğime yordu.

Görmüştüm o kitabı.. okuldan bir arkadaşım hararetli, hararetli okuyordu. Yalandan ne çıkar, ilgimi çekti. Bıraktığında aldım.. şöyle bir göz gezdirdim.. sevmedim. Belki öğretmenim de kızacak bu sözüme.. iyi de sevmek zorunda mıyım? Sevgi zorla olan mıdır? Evet.. okur görünürüm.. sahte bir sevinç yerleştiririm yüzüme ve:

“Aa! Ne güzel bir kitap! Ne hüzünlü..ne heyecanlı.. o kadar etkilenmişim ki bir an kendimi kitabın kahramanı Rabia sandım!”

SA980/ ÇY4-DB24: ‘İran’ı Yatıştırma Politikası’ Bölgedeki Sorunların Temel Nedeni

“İranlıların Irak’tan tahliye edildiğini görene kadar Işid’i yenme ihtimali yok.  Işid’in mağlubiyetini göreceksek, Amerikan araştırmasından sonra da yaptıkları gibi Sünni aşiretlerle Şii komşularının birleşmesine ihtiyacımız var.” 
Struan Stevenson, Avrupa Parlamentosu eski Başkanı


Avrupa Parlamentosu eski başkanı Struan Stevenson, Londra’daki Irak’la ilişkiler konferansında“ İran rejimine karşı yatıştırma politikası, bugün bölgede gördüğümüz krizin sebebidir ve İran rejimi Irak’ta kaldığı sürece, Işid’i yenmek mümkün değildir.”  dedi.

Aşağıdaki konuşma Avrupa-Irak Dostluk Derneği Başkanı (EIFA) sayın Struan Stevenson’ın konuşmasından alıntıdır. (İskoç Stevenson 2013 yılına kadar Avrupa Parlamentosu'nda Irak ile İlişkiler Delegasyonu başkanlığını yaptı.)

Stevenson, 28 Ekim'de İngiliz Parlamentosu'nda düzenlenen "İran ve Camp Liberty’de İnsan Hakları Durumu, Değişim için Beklentiler  (İran rejiminin Irak’ta yıkıcı müdahalelerine ilişkin bir İngiliz politikası) konulu konferansta bir konuşma yaptı:

8 Kasım 2014 Cumartesi

SA979/ÇY5-DÇ10: Yırca’da Zeytinyağı Vardı da Biz mi İçtik?

“Bir taraftan beton evinde “Önde zeytin ağaçları, arkasında yar” şarkısını dinliyor, ama arkasında ne olduğunu gerçekten sorgulamıyor.”


Geziyle başlayan ağaç sevdası Yırca’da devam ediyor. Kurgu, senaryo, oyuncular yine aynı.

Gezide ortaya çıkan, ortalık karıştıktan sonra da yok oluveren Greenpeace Akdeniz Çevre Örgütü uzun zamandır Yırca’da ki zeytin ağaçlarının reklamında. “Kesilecekler, sesinizi çıkarın, toplanın, tepki verin. Bakın üstelik buraya yapılacak termik santral, Kolin şirketler grubunun, İstanbul’a yapılan yeni hava limanını yapan inşaat firmasına ait”, diye de altını çiziyorlar.(1)

Açık açık hedef göstermedeki ekonomik rant ve çıkar histerileri o kadar derinden hissediliyor ki, sormadan edemiyor insan: "Sen gerçek bir çevre örgütü isen neden sürekli tek bir firma ile uğraşırsın?"

SA978/KY5-PT32: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf ve İslâm

 بسم الله الرحمن الرحيم

Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

Şimdi de tasavvuf ile İslâm inançlarını mukayese edelim. Bu konuda uslüp ve ifadeleri çok sert olsa da Abdurrahman el-Vekil’in, “Tasavvuf ve İslam” adlı eserinden uzunca iktibas etmeyi faydalı buluyorum.

Tasavvuf ve İslâm

İslâm, bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri ilahi mesajların genel adıdır. Kur'ân-ı Kerim bunu, sırat-ı müstakim (dosdoğru yol) olarak, Allah'ın gösterdiği yol olarak adlandırmıştır. Bu genel yoldan meydana gelen sapmaların insanları tarih boyunca felaketlere ve bedbahtlıklara sürüklediği bir gerçektir. Nitekim bu sapmaların önüne geçmek ve insanları, tekrar sırat-ı müstakime iletmek için her topluma, Yüce Allah peygamberler göndermiştir. Onlar da görevlerini yapmış ve insanların elinden tutmuştur. Şüphesiz Yüce Allah'ın insanoğluna en büyük lütfü ve yardımı budur.

7 Kasım 2014 Cuma

SA977/TG71: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2001-2004/8. Bölüm

   “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

El-Halil ile alakalı en çarpıcı şey içinizi tamamen dolduran duygusuzluk hissidir. Orada iken içinde yüzmekte olduğunuz devasa duygusuzluk denizini tanımlamak oldukça zordur. Küçük anılar ile bunu biraz açıklayabilirsiniz ama durumu tamamen açığa kavuşturmak için bu yeterli değildir. Bu anılardan bir tanesi nöbette iken yanımdan geçen altı yaşlarındaki küçük bir çocukla alakalı.

Şeydeydik… Çocuk bana: “Asker, dinle, sinirlenme, beni durdurmaya çalışma, birkaç Arap öldürmeye gidiyorum” dedi. Çocuğa baktım ve o an ne yapmam gerektiğini tam olarak algılayamadım. Şöyle devam etti: “İlk önce Gotnik’ten buzlu bir dondurma alacağım-bu bir dükkândı- ve sonra birkaç tane Arap öldüreceğim”.

Seçkin Deniz Twitter Akışı