Anakronik Sergüzeşt; Nargile ve Çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anakronik Sergüzeşt; Nargile ve Çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2015 Cuma

SA1269/KY1-CÇ116: Anakronik Sergüzeşt; Nargile ve Çay-4

-4-
Sokak sokak koşmaktan yorgundum. Huyum kurusun, ne zaman bahar gelse böyle oluyorum. Oradan oraya koşmak, kuşlara şiir okumak, kazlara masal anlatmak, tomurcuklanmış ağaçlara umut aşılamak için durmadan, dur durak bilmeden koşup dururum. 

Genç olmadığımı unutuyorum, sonra da dili dışarıda bir tazı gibi soluklanacak gölge arıyorum. Oysa bana soluklanacak bir yer yok bunu da biliyorum. Gençlikte kolaydı iş. Yağmurmuş, güneşmiş, çöl kumuymuş demez oturup soluklanırdım. Ya bir kuru taş üstünde ya hafif çimenlik bir iki adımlık bir arazide.. uzanır dinlenirdim. Şimdi zor oluyor. 

29 Mart 2015 Pazar

SA1241/KY1-CÇ113: Anakronik Sergüzeşt; Nargile ve Çay-3

-3-
Hidayet'i Bağdat Şifâhanesi'nde, bizzat Ali İbn-i Abbas’a teslim edip, Kahire'ye doğru yola çıktım. İçim kan ağlıyordu. Bağdat’ı kan gölüne döndürmüşler, Fırat bile kıp kızıl akmıştı. Kabil’in soyu Moğollar ne insana ne kütüphanelere saygı göstermişti. Fırat kah kan kırmızı aktı, kah masmavi mürekkep. Neyse ki yiğit ve sebatlı insanlar vardı. Yeniden inşa etmişlerdi. İnşa edeceklerdi. 

Kabil’in soyu oldum olası Bağdat’a düşmandı. Düşmandır. Bağdat’ı yakıp yıkmaktan adeta haz duyar bu azgın güruh. Daha kaç kez yakılacaktır, daha kaç kez yıkılacaktır, diye iç geçirerek yürüyordum. Meramım İbn-i Heysem hocamı ziyaret etmekti. Uzun zamandır görüşmemiştik. Gençlik çağında Basra’da çokça karşılaşmış, birdir bir, kolla çelik oynayan bizlere aldırış etmeden “Biz onlara iç ve dış alemdeki ayetlerimizi göstereceğiz ki, o Kur'an'ın gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabb'inin her şeye şahit olması yetmez mi?” ( Fussilet; 53) ayetini okur dururdu.

15 Mart 2015 Pazar

SA1214/KY1-CÇ108: Anakronik Sergüzeşt; Nargile ve Çay-2


-2-
Uykumu alarak uyandım. Ne zaman söğüt atlında uyusam uyandığımda kendimi oldukça dinç bulurum. Bu hep böyle oldu. “S”leri söyleyemeyen Biskra’lı garsonun söyleşiyle Şandilya’nın peşinden buralara kadar gelmiştim. Bir çift sözüm söyleyecek sözüm vardı. 

Arkadaş her defasında beni kolluyor, ne zaman bir şeyler yiyip içsem hop hesabı ödüyordu. Hayır yani onun yüzünden adımız beleşçiye çıkacak arkadaş. “Bu yaptığın ayıp!” diyeceğim. Hadi bir iki defa yaptın. Anladık. Herkes senin cömertliğini biliyor. Tamam güzel bir şey bu. E birader bırak azcık da biz o güzelliği yaşatalım. Haksız mıyım? Değil. Böyle söylene söylene epey yol aldım.

8 Mart 2015 Pazar

SA1205/KY1-CÇ106: Anakronik Sergüzeşt; Nargile ve Çay-1


-1-
Yorgundum. Hem pek bir yorulmuştum. Yorgunluğumu atmak için kaçıp gitmeye karar verdim. Nereye gideceğime henüz karar vermemiştim. İlk aklıma gelen Babil’in Asma bahçeleriydi. Ve fakat bu mevsim pek gürültülü pek bir kalabalık olduğunu anımsadım oranın. 

Sartre ve gölgesi hatta Camus ve aveneleri de mutlak orada olurlar genellikle bu mevsimde. Marks, Proudhon, Althusser yetmemiş gibi birkaç Frankfurt okulu ( ki, Adorno, Marcuse, Oppenheimer, Honnetht mutlaka oradadırlar)  kaçkını da oradadır şimdi. Tek dertleri Sokrates’e dil çıkarmak onu biraz sinirlendirmektir. Aristo eline bir değnek alıp önüne katmıştır, elli altıya veriyorlardır Babil’in o güzelim asma bahçelerini. İskenderiye’yi mahvettiler, artık oraya alınmıyorlar. Bu yüzden vazgeçtim. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı