Hayvanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayvanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2025 Çarşamba

SA11575/MT395: 346 Milyon Yıllık Fosil, Karadaki Yaşamın Hikayesini Yeniden Yazıyor

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Allah'ın bütün canlıları kendine özgü özellikleriyle yarattığı gerçeğini kabullenmek istemeyen ateist bilimin çelişkileri, geriye gittikçe daha çok görülür hale gelmesine rağmen evrimsel teorinin halen sürdürülüyor olması insan aklına hakarettir. Evrimsel bakış açışı elde edilen kanıtlardan kesin olarak herhangi bir tarih belirleyemezken, kendisinin de çürüyen ruhunu kabullenmemek için direniyor."
Seçkin Deniz, 20 Ağustos 2025, Sonsuz Ark


346 Million-Year-Old Fossil Rewrites the Story of Life on Land

İskoçya'nın Doğu Kirkton Taş Ocağı'nda bulunan fosillerin 346 milyon yıl öncesine ait olduğu belirlendi ve bu fosiller Romer's Gap dönemindeki omurgalı evrimine dair nadir bilgiler sunuyor.

13 Ağustos 2025 Çarşamba

SA11564/MT393: 55 Milyon Yıllık Kurbağa Fosili Avustralya'nın Evrimsel Tarihini Yeniden Yazıyor

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Allah'ın bütün canlıları kendine özgü özellikleriyle yarattığı gerçeğini kabullenmek istemeyen ateist bilimin çelişkileri, geriye gittikçe daha çok görülür hale gelmesine rağmen evrimsel teorinin halen sürdürülüyor olması insan aklına hakarettir. Science Friday'e göre, Dünya çapında 5.000'den fazla kurbağa türü vardır; yalnızca Kuzey Amerika'da 100'den fazlası yaşamaktadır. Kurbağalar, seslerinde, renklerinde, vücut tiplerinde ve davranışlarında muazzam miktarda biyolojik çeşitlilik gösterir. Evrimsel bakış açışı bu çeşitliliği açıklayamazken, kendisinin de çürüyen ruhunu kabullenmemek için direniyor."
Seçkin Deniz, 13 Ağustos 2025, Sonsuz Ark

55-Million-Year-Old Frog Fossil Rewrites Australian Evolutionary History

55 milyon yıllık bir fosil olan Litoria tylerantiqua , Avustralya'nın bilinen en eski ağaç kurbağasıdır. Kurbağa evriminin zaman çizelgesini değiştirir ve kurbağaların kitlesel yok oluş olaylarına karşı dayanıklılığını vurguluyor.

28 Nisan 2023 Cuma

SA10145/MT154: Müezzin ve Miyavzin

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Washington, D.C.'deki Wilson Center'da araştırmacı olarak görev yapan Geneive Abdo'ya aittir ve İslam Dünyası'nda Kedi ve Köpeklerle ilgili tartışmalara odaklanmaktadır...
Seçkin Deniz, 28.04.2023, Sonsuz Ark

The Muezzin and the Meowzin

"Gururlu bir köpek sahibi, köpeğin İslam'daki statüsüne ilişkin çoğu zaman hassas olan soruyu araştırıyor."

Cezayirli bir imam bu ayın başlarında Ramazan namazını kıldırırken, beyaz bir kedi koluna kondu, ardından omzuna tırmandı ve yüzünü öpmeye başladı. İmam irkilmedi ve duruşunu korudu, vücudunun üst kısmında manevralar yapan sevecen kediyi ara sıra okşadı. Bu karşılaşmanın videosu viral oldu ve milyonlarca tık aldı. Kediyi tanıdığı açıkça belli olan imam için Twitter'da övgüler yağdı. Bir tweette "Müezzin ve miyavzin" diye şakası yapıldı. Daha ciddi bir not olarak, video Müslümanlar arasında yüzyıllardır tartışılan asırlık soruyu gündeme getirdi: İslam kedi ve köpeklerin evcil hayvan olarak beslenmesi konusunda ne diyor?

25 Aralık 2019 Çarşamba

SA8236/Sonsuz Ark-YD185: Arılar Çiçeklerin Elektrik Alanını Nasıl Algılar?

"Elektrik alan dolayısıyla tüyün hareket etmesi, tüye çarpan lazer ışınının frekansının değişmesini ve bu yolla da vibrometrenin tüyün hareketinin hızını ölçmesini sağlıyor. Arılar çiçeklerin 10 santimetre uzağında iken, çiçeğin elektrik alanı aynı statik elektrik etkisi gibi arıların tüylerinin hareket etmesine sebep oluyor."



Arılar, çiçekleri yalnızca kokularından ve renklerinden tanımaz; bunların yanı sıra çiçeklerini ürettikleri minimal elektrik alanlarından da seçebilirler. Bu elektrik alanlar, yeryüzü ve atmosfer arasındaki yük dengesini bozma özelliğine sahip olmakla birlikte her tür için farklıdır ve bitkinin yerden yüksekliğine ve şekline bağlıdır.

4 Eylül 2019 Çarşamba

SA7950/Sonsuz Ark-YD169: Kuşların Beyni Sanılandan Daha Karmaşık

“Kuşların, özellikle de ötücü kuşların ve papağanların beyin kabuğunda (palyum [İng. pallium]) şaşırtıcı derecede fazla nöron olduğunu saptadık. Palyum, serebral kortekse karşılık gelen beyin bölgesidir ve gelecek için plan yapmak ya da desen bulmak gibi yüksek bilişsel işlevleri destekler. Bu da kuşların en az primatlarınki kadar karmaşık bilişsel düzeylere nasıl çıkabildiklerini açıklıyor,” diyor Herculano-Houzel.


Ara (Makau [İng. Macaw]) papağanlarının beyni kabuksuz ceviz kadarken, makak maymunlarının beyni hemen hemen limon boyutundadır. Buna rağmen, beynin zeki davranışla ilişkilendirilen bölümü olan önbeyindeki nöron sayısı, ara papağanında makak maymunundan çok daha fazladır. Boyutları minik zebra ispinozdan (zebra saka [İng. zebra finch]) devasa emu kuşuna kadar değişen iki düzineden fazla kuş türününün beynindeki nöron sayısının sistematik incelenmesinin gerçekleştirildiği bir çalışmadan çıkan sürpriz sonuçlardan biri bu oldu.

3 Temmuz 2019 Çarşamba

SA7799/Sonsuz Ark-YD160: Damar Ağlarının Gelişim Kuralları Bitki ve Hayvanlarda Aynı

“Modelimizde eğer bir şeyi keserseniz, bu damarın aşağısındaki her şey ölüyor. Damar ağlarında durum böyle olmuyor tabi. Gerçek ağlarda gerekenden çok daha fazla damar var,” diyor Ronellenfitsch. Ekip ilerleyen günlerde yapacakları çalışmalarda, farklı organizmalardaki böyle ihtiyaç fazlası damarların bulunmasını anlamaya çalışacak.


Her tür organizmada işleyebilecek basit kuralların ortaya çıkışına evrimsel süreçte sıkça rastlanır. Bu kurallar genellikle binlerce yılı alan uyumlanma (adaptasyon) ile biyolojinin en karmaşık parçalarının doğa tarafından yapılandırılması için yeterli olur.  Örneğin damar sistemleri, bulundukları organizmanın her yanına besin maddelerini verimli biçimde taşımalı ve bir yandan da söz konusu organizmaların farklı biçim ve boyutlarda olmalarına uyumlu duruma gelebilir olmalıdır.

12 Ekim 2017 Perşembe

SA4995/KY49-İTIĞLI69: Gergedanları Öldürmesek de Olur

"Güney Afrika gergedan katliamının yaşandığı bir ülke. Ülkede 1977’den beri gergedan avcılığı yasaklanmasına rağmen, cezalandırılanların yalnız yerli avcılar olması nedeniyle bir türlü önlenemiyor."


“Safari” sözcüğü artık Afrika ile özdeşleşen bir kelime haline geldi. Safari yapmak terimi de zihnimize yerleşti bile. Kelimenin kökeni aslında Arapçadaki “sefer” sözcüğünden geliyor. Svahili dilinde de yolculuk, seyahat etme anlamına gelen kelime 19. yüzyılda İngilizce’de de yaygın olarak kullanılmaya başlandı.

Afrika’da kaldığım beş yıl boyunca bir kez safariye çıktım. Benim için hiç de eğlenceli gelmeyen safari birçok insanın Afrika’ya gelme nedenlerinden biri. Tanzanya, Kenya, Güney Afrika, Zambiya gibi ülkelerde safari yapılmakta. Dünyada Safari yaptıran turizm şirketleri var. Bir gün, üç gün hatta on gün süren safariler yaptırıyorlar. Safarilerde Afrika’nın vahşi doğasında yaşayan hayvanları gözlemleyebiliyor, onları değişik bir ruh hali içerisinde seyre dalabiliyorsunuz.

10 Ocak 2015 Cumartesi

SA1088/DT28: Yolda kalmış Eşekler

"Yolda kalmış olanlar da onlar değildi, insana sığındığı halde donarak ölmeye terk edilmiş olanlar değildi, bizdik..."


İnsanların gözlerine bakmaktan hoşlanmıyorum artık; büyüdüm çünkü ve hangi bakışın hangi şeyleri anlattığını biliyorum. Ben büyüdükçe gözlerimdeki bakışlar da değişti tabi. İçimden gözlerimi kullanarak dışarıya bakan o meraklı çocuk, insanların gözlerini kaçırdıklarında küstüklerini ya da bakmaya cesaretli olmadıklarını öğrendi.

Yüzlerce, binlerce başka bakışın sığıp-sıkıştığı çok az anlam vardı; hüzünlü, sevinçli, korkak, cesur, öfkeli, mülayim, âşık, mağdur, mazlum, gaddar, zâlim, merhametli, vicdansız, meraklı, umursamaz, özgüvenli ve yalancı. Belki birkaç daha fazla anlam; hepsi bu. Milyarlarca insan için çok az. Demek ki sınırlı bir dünyamız var; ne kadar modern ve çağdaş olursak o kadar çok azalıyordu içimizin sesleri.

6 Ağustos 2014 Çarşamba

SA817/ KY4-FM15: Leş Fetvâsı’na Dair Bir Sergüzeşt

“Küstah.. bir dinlemesini öğren! Hem meselenin vuzûha kavuşması için gereken girizgâh yapılmalıdır.”


Alt Metin, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına dair Osmanlıca bir mülahazâdır ve günümüz diliyle pek bir farklılık arzetmemekle birlikte çok kolay anlaşılmaktadır. Kaplan içerik enstrümanı olarak kullanılmıştır.
Sonsuz Ark

Tâlib-i Sâni: “Gerçi cesetleri fenâ bulur. Fakat ervâhları bâki kalan hayvanât mabeyninde dahi, onlara münasip bir tarzda, dâr-ı bekâda mücazat ve mükâfatları vardır. Ona binâen canavarlara sağ hayvanların etleri haramdır denilebilir.” (Said Nursi, Lem’alar, Yeni Asya Neşr., 2005, s. 610.)  "Kaplan gibi hayvanların helâl rızıkları, ölü hayvanlardır. Sağ hayvanları öldürüp rızık yapmak, şeriât-ı fıtriyye'ce haramdır." (Said Nursi, Mesnevî-i Nuriye, s. 64.) bu görüş hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum..

Tâlib-i Evvel:  İnekler, koyunlar diri ve canlı otu koparırlarsa ne olur Ağa? Mesela, keçi ağacın diri yaprağını koparıp yerse haram mı yer? Bunun sülalesi acaba kuru yaprak ticareti mi yapıyormuş kışın?

Tâlib-i Sâni:  Belki onlar Şeriât-ı Fıtrîyye’de canlı sayılmıyorlardır..

29 Kasım 2013 Cuma

SA490/DT22: İçimde Haykıran Kırlangıçlar

“İçim haykıran kırlangıç kuşlarıyla dolu. Karanlık, gri gökte, fırtınada savrulan kırlangıçlardı onlar.”


Çâresiz kalmak nasıl bir şey, çâresiz kalmayan bunu anlamaz. Seçeneksiz olmak, kurumuş imkânlarla baş başa kalmak; duvarlara, gökyüzüne, ağaçlara ve insanlara umutla bakmak demek.  Parktaki çeşmenin yalağına bakıp duran ve bir ileri bir geri yürüyen, ama çeşmeden uzaklaşamayan dişi köpeği gördüğümde, susadığını ve yalakta su kalmadığını anlamıştım; galiba hamileydi ya da enikleri vardı ki sütle ağırlaşmıştı memeleri.


Bizim evin Küçük Bey’i de yanımdaydı, yürüyorduk. Ona köpeği gösterdim, susamış olduğunu anlattım. Çeşmeye doğru yürüdük, musluğu açacaktık. Parkta bizden başka kimse de yoktu. Çeşmenin yanına vardığımızda bir de erkek köpek gördük; yere uzanmış bir halde bekliyordu, dişi köpeğin biraz uzağında.

19 Ağustos 2012 Pazar

SA39/DT3: Uysal Boz Eşeğin Nallarından Ansiklopedi'ye Uzanan Yol



Bir eşekle 1963 basımı Türk ve İslam Tarihi Ansiklopedisi seti arasında bir milyon bağ kurabilir misiniz? Kuramazsınız, en fazla iki-üç olasılık vardır; ya eşek ansiklopediyi kemirmiş ve yemiştir ya ayaklarıyla ezmiştir ya da sırtında taşımıştır. Size eşekle ansiklopedi arasındaki dördüncü bağın hikayesini anlatacağım.

Tercüman Gazetesi'nin 1963 yılında verdiği gazete kağıdına basılı Türk ve İslam Tarihi Ansiklopedisi 5 ciltten oluşuyor. Bendeki set hâlen bir kısmı fareler tarafından yenmiş diğer kısımları sağlam duran 50 yıllık eksik bir set; hangi cildinin eksik olduğunu da hatırlamıyorum. Şu an nerede tam emin değilim, ama rahmetlik babamlarda olduğunu sanıyorum.

28 Temmuz 2012 Cumartesi

SA16/DT2: Serçe'nin Gözyaşları İçime Akarken

Serçe'nin gözyaşları var mı bilmiyorum. O kadar hızlı açıp kapanıyorlar ki göz kapakları... Hiç görecek kadar yakından bakamadım, ama hissettiğim ya da düşündüğüm şey, canı yandığında gözlerinin yaşardığı... canını yakmıştım çünkü bir tanesinin. İlk kurbanım tosbağa gibi, cansız bedeni gözlerimin önünde hâlâ... Unutamıyorum. Rıfat tüylerini yolmuş, içini yarmış, temizlemiş ve ateşte kızartıp yemişti.

Bizim iki pıtırıkla Adana Atatürk Parkı'nda onlara ekmek parçaları atarken, aklıma o zavallı serçe gelmişti. Elimdeki ekmekten küçük parçalar koparıyordum. Küçücük parçalar... çimenlerin arasında sekerek yürüyen yavru serçeler, elimin her hareketinde topluca havalanıyorlar ve düşen ekmek parçalarına doğru atılıyorlardı.

26 Haziran 2012 Salı

SA6/DT1: Tosbağa'dan Caretta Caretta'ya; Dönüşen Duygularım

"Çocukça bir deklarasyondu bu.... Ama kararlı bir duyuruydu. Bir daha hiç kimse kaplumbağalara karıştığımı görmeyecekti ve karışanlara da izin vermeyecektim."


Arabamızla Belek'ten Kadriye'ye doğru denize paralel giden yolda düşük hızda ilerlerken, sağda solda çakılı duran 'Caretta Caretta' uyarı levhalarına takılmıştı dikkatim. Uyarı levhalarını görünce daha da yavaşlamıştım. Yavaşlık zihnimi yıllar öncesine taşımıştı. İçimde tanımı güç bir ağrı oluşmuştu; vicdanım sızlıyordu.

Sekiz yaşında bir çocuktum. Akdeniz'in bereketli topraklarında, Çukurova'da doğmuş ve büyümüştüm. Doğayla içli dışlıydık ve doğanın bütünlüğünde yağan yağmurlarla boğuşur, fırtınalarla savaşır, kaçıp giden uçurtmalarımızın peşinde toza çamura bulanır ve her türlü hayvanla, böcekle iç içe yaşardık.

Seçkin Deniz Twitter Akışı