18 Eylül 2019 Çarşamba

SA7985/Sonsuz Ark-YD171: Standart Model

 "Burada sürdürülen çalışmalar sonucunda Standart Model’in yanıtlayamadığı sorulara ilişkin ipuçlarının yakalanması ve modeli aşan Yeni Fizik kuramlarının yolunun açılması umuluyor."


Bir zamanlar elementlerin periyodik cetveli, evreni oluşturan temel yapı taşlarının tablosu olarak kabul ediliyordu. Bugün artık biliyoruz ki, element atomlarının da bir iç yapısı var. Yani onlar da çok daha küçük yapı taşlarından meydana geliyor. İşte Standart Model bu en temel yapı taşlarını betimleyen kuramdır. Üstelik sadece madde parçacıklarını değil, bu parçacıkların etkileşimlerini sağlayan kuvvet taşıyıcı parçacıkları da içerir. Ne yazık ki tek ve büyük bir eksiği var; o da kütleçekim kuvvetini kapsamına alamaması.

SA7984/KY69-EY383: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


17 Eylül 2019 Salı

SA7983/SD1484: "insan'ın durduğu yer" /12.11.2004/ 281. patika



...insan nerede kendi olur?
...hiç bu fikir sapağında durdunuz mu?...
...nefsindeyken mi?...
...aklındayken mi?...
...iradesindeyken mi?...
...insan nerede kendisi olur?...
...nefste sürekli kalmak körlüğe, darlığa, bataklığa gitmek demekse eğer, herkes sürekli bataklıkta, darlıkta ve körlükte değil...
...o hâlde insan hep nefste değil...

SA7982/SD1483: Unutulmuş Afganistan'daki Savaşı Kaybetmek

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz Bush ve Obama dönemlerinde, bahaneler üreterek İslam ülkelerine saldırmanın alt yapısını hazırlayan neocon- neoliberal waspların temsilcilerinden biri olan National Review yazarı Andrew C. MacCarthy'ye aittir ve ABD'nin Afganistan'dan çekilmesine 'yenilgi' diyerek karşı çıkmaktadır. Yazarın tuhaf bir şekilde, CIA-İsrail ortak operasyonu olduğu sıradan Amerikalılarca da bilindiği halde (Henry Makow: "Trump bile Taliban'ın 9-11 ile ilgisi olmadığını biliyor. Geller gerçek suçluyu saklıyor, İsrail ve CIA"9/11 saldırılarının El Kaide tarafından yapıldığını, ABD'nin de tarihindeki bu en büyük kanlı saldırıya cevap vermek için Afganistan'a saldırdığını iddia etmesi komik ve aptalcadır. Ki aynı gerekçe Bush tarafından Irak'a saldırmak için de kullanılmıştır. SSCB'nin 1979'da Afganistan'ı işgali sonrası, ABD'nin kurduğu, silahlandırdığı, eğittiği ve Suud hanedanı tarafından finanse ettirdiği El Kaide'nin, tıpkı Obama'nın kurduğu terör örgütü DAEŞ-IŞİD gibi, Taliban'a dönüşmesi sürecini de yönettiği açıkça bilinmektedir. Günümüzde PKK-YPG gibi terör örgütleriyle dünyanın gözü önünde 50 bin tırlık silah, eğitim ve koruma desteği veren ABD'nin Taliban'ı yenemediği için Afganistan'dan çekildiğini iddia etmek ve buna inanılmasını beklemek de ahmakçadır. Son durum şöyleydiABD'nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad, Kabil'de özel bir televizyon kanalına verdiği demeçte, Taliban ile aylar süren görüşmelerin ardından bir taslak anlaşmaya varıldığını, ABD'nin ülkedeki 5 üssünü 135 gün içinde kapatarak, 5 bin askerini çekeceğini açıklamıştı. Kabil'de, 5 Eylül'de, diplomatik misyonların bulunduğu semtin yakınında bomba yüklü minibüsle düzenlenen saldırıda, NATO bünyesinde görevli 2 askerin de aralarında bulunduğu en az 10 kişi ölmüştü. ABD Başkanı Donald Trump, bir ABD askerinin de öldüğü Kabil'deki son saldırıdan dolayı Taliban'la devam eden barış görüşmelerini, 8 Eylül'de durdurduğunu, ayrıca Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ve bazı Taliban liderleri ile Camp David'de yapılması planlanan gizli görüşmelerin de iptal edildiğini duyurmuştu. ABD Kongresi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Eliot Engel, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, ABD-Taliban görüşmeleri hakkında bilgi vermesi için Özel Temsilcisi Halilzad'ı kongreye çağırdığını duyurdu: "Başkan Donald Trump yönetiminin, Afganistan konusundaki planını ve son zamanlardaki görüşmelerin neden kontrolden çıktığını Afganistan özel temsilcisinin kendisinden dinleyeceğiz. Temsilci Halilzad'ı, perşembe günü saat tam 10.00'da oturum odasına bekliyorum." Komite üyeleri, Afganistan'daki barış sürecine ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığına yönelttiği soruların cevapsız kalması sebebiyle Halilzad'ı kongreye çağırma kararı almışlardı. Yazar bu vahşi savaşın sürmesini isteyerek yazısını şöyle bitiriyor: "Bir çekilme üzerindeki belgelerin diplomasyonu ne kadar ustaca hazırlanmış olursa olsun, savaşlar kazanılır veya kaybedilir. Taliban ve El Kaide müttefiklerine yıllarca bizi yenip kovma sözü verdiler. Şimdi ayrılmaya hazırlanıyoruz ve onlar hükmetmeye hazırlanıyorlar. Buna ne diyorsunuz?" Sizce Kabil'deki son saldırıyı, Taliban'la anlaşmaya karşı çıkan, Afganistan'dan çıkmayı yenilgi olarak algılayan Andrew C. MacCarthy gibi isimlerin de içinde bulunduğu, ABD'de Derin devlet olarak tanımlanan CIA-Pentagon'un yapmadığını düşünmemiz için bir tek neden saymak mümkün müdür? Analizin fanatik, fundamentalist hristiyan, satanist, haçlı vahşisi bir isim tarafından yapıldığını bilerek okumanızı tavsiye ediyoruz. (Güncel gelişmeler için nota bakınız).
Seçkin Deniz, 17.09.2019

Losing the War in Forgotten Afghanistan
"Taliban'ın bekleme oyunu sonunda kazanmak üzere".

Medya, ülkenin Ağustos’taki Kaptan Ahab’taki (A.K.A. Yargı Komitesi başkanı Jerry Nadler) sınırlı dikkatini ve büyük beyaz balina avcılığını yasaklama arayışını desteklemek için mücadele ediyor. Bu arada, Afganistan'da, Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın tek süper gücü, Taliban'a bir savaşı kaybetmek üzere.

16 Eylül 2019 Pazartesi

SA7981/SD1482: Sıkıntı (Roman); Giriş 10

"Okuduğumuz kitaplar, Bilim diyerek çarpıttığımız ateizm tarafından kutsallaştırılmış materyalist dogmalar bütünü, kabul ettiğimiz felsefi akımlar, inandığımız ideolojiler, izlediğimiz filmler ve diziler hangi arzuları tanımlıyordu?"



Yanılgı, elde edilen sonuçla doğru arasındaki farktır; bunu hepimiz bildiğimiz halde, hayatımızı doğru sandığımız yanılgılarla sürdürme cesaretine sahiptik biz insanlar... Doğruyu Kur'an'dan öğrenebilecek iken, yine biz insanlardan bir kısmının 'Hakikat' diyerek yazdıkları ve pazarladıkları şeylere inanmayı da seçiyorduk. Üstelik bunlardan bir kısmı kendilerini din maskesi takarak takdim ediyorlardı hepimize... Bazen de filozof olarak ya da bilim adamı olarak karşımıza çıkıyorlardı.

SA7980/KY39-AA1: Türkiye Nükleer Silahlarını Üretti mi?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz Rusya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Salih Yılmaz'a aittir ve Türkiye'nin Nükleer silahlarla ilgili pozisyonunu irdelemektedir. 4 Eylül 2019'da Sivas Kongresi'nin 100'üncü yıl dönümü etkinlikleri kapsamında gittiği Sivas'ta Orta Anadolu Ekonomi Forumu'nda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Şimdi her şey iyi güzel de birilerinin elinde nükleer başlıklı füze var, bir tane iki tane değil... Ama benim elimde nükleer başlıklı füze olmasın! Ben bunu kabul etmiyorum"Şu anda dünyada gelişmiş ülkeler içinde neredeyse nükleer başlıklı füzesi olmayan ülke yok, hepsinde var. Hatta isim vermeyeceğim. Bir tanesi şu anda cumhurbaşkanı değil, ziyarete gittiğimde bana dedi ki, 'Bize böyle böyle diyorlar, benim elimde şu anda 7 bin 500 kadar nükleer başlıklı var ama Rusya'nın Amerika'nın elinde 12 bin 500, 15 bin nükleer başlıklı füze var, ben de yapacağım' dedi." Şimdi hale bakın, onlar nerede, neyin yarışını yapıyor, bize de ne diyorlar? 'Sakın ha sen yapma' diyorlar. Yanı başımızda İsrail. Var mı? Var. Ve bütün her şeyiyle onunla korkutuyor. Değerli kardeşlerim biz şu anda çalışmamızı yürütüyoruz." şeklindeki açıklamaları dünyanın ilgisini Türkiye'ye çekti. Ocak 2018 verilerine göre Dünya üzerinde yaklaşık 15 bin nükleer savaş başlığı bulunuyor ve bu silahların yüzde 93'ü Rusya ve ABD'nin kontrolünde. Dünyada 2017 yılında nükleer başlık sayısı düştü ancak birçok ülke nükleer cephaneliğini genişletmeyi sürdürüyor. ABD'nin Nükleer silah kapasitesini arttırmaya çalışan Trump yönetimi ABD’nin sahip olduğu toplam nükleer silah sayısı ve 2018’de sökülmüş olan nükleer savaş başlığı sayıları ile ilgili bilgilerin gizli olarak sınıflandırılmasına karar verdiğinden dolayı net bir bilgi bulunmamaktadır. Türkiye eğer adalet ve güven merkezli yenir alternatif küresel güç olacaksa Nükleer Silahlara sahip olarak caydırıcılığını arttırmalıdır.
Seçkin Deniz, 16.09.2019

Произвела ли Турция свое ядерное оружие?

1987 yılında SSCB ile ABD arasında imzalanan Orta ve Kısa Menzilli Füzelerin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Antlaşma (INF Antlaşması) feshedildi. Daha doğrusu, Birleşik Devletler Rusya'yı ihlal etmekle suçlayarak anlaşmadan çekildi ve nükleer füzelerin Karadeniz ve Doğu Avrupa'da konuşlandırılması için önemli bir neden buldu. Bu anlaşmaya aykırı olarak, Doğu Avrupa’ya 500 ila 5500 kilometrelik orta menzilli füzeler yerleştirilebilir. Anlaşma denizden fırlatılan füzeler için geçerli olmadığından, Rusya bu konuda ciddi bir gecikme nedeniyle donanmasını 2021 yılına kadar yenilemeye karar verdi. 

SA7979/KY1-CÇ666: İpin Ucu

"Aldanışın, vehmin, yanılsamanın tatlı rehaveti dururken uyanışın, dirilişin ıstırabıyla hemhal olmak niye?"


İpin ucu kaçırılınca nerede durulacağının kestirilmesi kuşkusuz zordur. Hatta zordan da öte bir durumla karşılaşılır. Olduğu yerde bildiğinin orada olmasına yönelik eylemler için hazırlanılmışken orada olmayışına karşın nasıl hazır olunabilir ki kolay olsun? 

15 Eylül 2019 Pazar

SA7978/ÇY4-DB145: Çin'in 'Yedi Ölümcül Günahını' Durdurmak İçin Yedi Adım

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz Hint asıllı Amerikalı girişimci, AVG Advanced Technologies'in CEO'su Shalabh “Shalli” Kumar'a aittir ve Çin'in 7 farklı saldırı ile Amerikan ekonomisini çökerttiğini iddia etmekte, Trump'ın Çin politikalarını desteklemektedir. Hint asıllı yazarın kişisel iş hikayesini temel alarak yaptığı tesbitler, Hindistan-Çin rekabetini de dikkate alarak, Çin'e engel Hindistan'a serbestiyet sağlayabilecek adımları da barındıran tedbirlere dönüşmektedir. Çin tarafından aldatılmamak için yeniden yapılacak anlaşma görüşmelerine imalat uzmanlarının da katılması gerektiğini söyleyen yazarın bu metni, Türkiye için de gelecekte bir tehdit haline dönüşme potansiyeli yüksek olan Çin hilelerine karşı bir modern arşiv unsuru olma niteliğine de sahiptir. Kendisini Çin'den korumak zorunda olan sadece ABD değildir. Türkiye, Çin'in ABD İmparatorluğunu ekonomik olarak çökerttiğini unutmamalıdır.
Seçkin Deniz, 15.09.2019

Seven steps to curb China's 'seven deadly sins'

Geçmiş yönetimler tarafından gösterilenden daha büyük bir cesaretle Beyaz Saray, Çin'in “yedi ölümcül günah”ını dile getirdi: fikri mülkiyet hırsızlığı, teknoloji transferlerini zorlaştırmak, Hacklemek, ucuzluk-damping, sübvanse etmek, fentanil ithalatı ve para manipülasyonu.

SA7977/SD1481: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 524 (11-15 Kasım 2018)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(11-15 Kasım 2018)  (Kasım 2018: 3.566  Tweet+Önceki Toplam: 339.570+3.566 = 343.136 Tweet

M. Bilal Kenasari
   
@MBilalKenasari
ABD Dışişleri Sözcüsü Nauert’in Kaşıkçı-Gülen iddiaları yorumu: - "Kaşıkçı olayı ve Gülen iadesi konusunda bir bağlantı kurmaya çalışıyorlar (NBC haberi), fakat bu iki konu birbirinden bağımsız." twitter.com/MBilalKenasari…
@Seckin_Deniz retweetledi

14 Eylül 2019 Cumartesi

SA7976/SD1480: 'Amerika Yok Sayılıyor'

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, ünlü neocon-satanist dergi Foreign Policy yazarı Michael Hirsh'e aittir ve ABD Başkanı Trump'ın geleneksel Amerikan emperyalizminin tahakkümcü ilkelerini terk ettiğini ve hem düşmanlarına hem de müttefiklerine karşı tutarsız, ilkesiz dış politika uygulamalarının ABD'yi etkisiz hale getirdiğini iddia etmektedir. Trump, yaklaşık yüz yıl boyunca dünyada çıkarılan bütün savaşların, iç savaşların ve terörün ana sorumlusu olarak itibarsızlaşmış, borç batağına saplanmış ve kendisinden nefret edilen bir ülke olarak devraldığı ABD'yi yeniden büyük Amerika yapmak için çalışmaktadır; bunu da geleneksel emperyalist ilkelere göre yapamayacağını bilerek, eski anlaşmaları bozmayı ve yeni anlaşmalar imzalamayı hedeflemektedir. En son 10 Eylül 2019 günü, kendisine Kuzey Kore'ye, İran'a ve Venezuela'ya saldırmasını, Türkiye ile gerilimi arttırmasını öneren ulusal güvenlik danışmanı John Bolton'u kovan Trump, aynı zamanda Türkiye'ye ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross'u göndererek Türkiye-ABD arasında 50 milyar dolar ihracat, 50 milyar dolar ithalat yapılması konusunda görüşmeler yapmasını sağlamış, neocon-satanist çevrelerin etkin olduğu CIA-Pentagon sarmalında Suriye'ye PKK-YPG'ye verilen desteğin kesilmesini, ABD askerlerinin çekilmesini istediğini ilan etmiş, ancak bunda başarılı olamayarak geri adım atmıştır. Yazarın yazısında bahsettiği Kuzey Kore, Japonya, Güney Kore, Hindistan, Pakistan, İran gibi ülkelere yönelik politik tutumları nedeniyle eleştirilen Trump'tan çok daha önce ABD Türkiye tarafından 15 Temmuz 2016'daki askerî darbede kesin bir şekilde durdurulmuştu. Rusya Parlamentosu'nun üst kanadı Federasyon Konseyi üyelerinden Aleksey Puşkov 9 Eylül 2019'da Türkiye dahil birçok ülkenin ABD'nin norm belirleyici olmasına artık göz yummadığını söylemişti: "Pentagon'un başındaki M. Esper belli ki hiçbir şey anlamamış. Zira Rusya'ya, kendilerinin koyduğu kurallara göre davranma, yani itaatkar bir biçimde ABD'nin peşinden gitme çağrısında bulundu. Ancak dünya değişti: Rusya, Çin, Türkiye ve daha birçok ülke, ABD'nin kendi kurallarını dayatma hakkını tanımıyor. ABD için uyanma vakti geldi." Açık bir şekilde anlaşılmaktadır ki Trump ve kendisini yönlendiren neocon-satanist derin devlet Amerika'nın yalnızlaştığını çok iyi bilmekte ve tedbirler almaktadır, aynı zamanda yine neocon-satanist Foreign Policy gibi yayın organlarında Trump'ın eleştirilmesini sağlamaktadır. Aleksey Puşkov'un dikkatleri Rusya'dan Türkiye ve Çin'e çevirmesi bir anlamda stratejik hedef çoğaltma girişimidir ve bu tür girişimler çok kapsamlı politik değişkenlerle etkisiz hale getirilmelidir.
Seçkin Deniz, 13.09.2019

America Ignored
"Uluslar artık ABD yokmuş gibi davranmaya başlıyor."

ABD Başkanı Donald Trump, geçen ayın sonunda Hindistan ve Pakistan arasındaki onlarca yıldır süren Keşmir anlaşmazlığına arabuluculuk yapmayı teklif ettiğinde, modern Amerikan başkanlarından farklı yeni bir şey yapmaya çalışmıyordu. ABD liderleri, global ilişkilerde,1905 yılında Rus-Japon Savaşı’nın sona erişini müzakere ettiği için Nobel Barış Ödülü’nü kazanan Teddy Roosevelt’in yaptığı gibi hakem rolünü üstlenmeye çalıştı.

SA7975/KY69-EY382: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


13 Eylül 2019 Cuma

SA7974/KY1-CÇ665: Deli Ediyor

"Bugünkü yürüyüş yorgunluğumu almayacak gibi. Sanki daha bir yoruldum. Sanki daha bir çöktü huzursuzluk içimde. Arkamdan sesler geliyor. Yakın olmalılar."


Yorgunum! Hayır, bir iş yapmış bunun üzerine yorulmuş değilim. Düpedüz tembellik sonucu ortaya çıkmış bir yorgunluk. Tembelliğin insanı yorduğunu biliyorum. İlk kez yaşıyor değilim. Şunu da itiraf edeyim ki sadece tembellikten kaynaklanan bir yorgunluk da değil. Yaşamaktan yoruldum. Nefes almaktan yoruldum. 

SA7973/KY20-MEK83: Çamauvats Değirmeni

"Büyü sahnenin her yerine sinmişti. Bakmasını bilene, görebilene, kendisine kapılar açılana her şey göründüğünün katlarınca varlık dolmuştu. Her taş, her çatlak, her odun parçası ve diğer ıvır zıvır, unlu tozlarla kaplı her çuval adını inleyen, seni bitmez bir sabır ile zikreyleyen mecnun olmuştu."

"Ne pahasına olursa olsun büyüyü bozma.
Büyü ki seni anlamlı kılan, seni var kılan her şeyi imleyen, seni varlığa pamuktan bir iplikle bağlayan/yakmayan harlı ateştir."

Sahnenin kurulduğu yer basit bir değirmen. Oysa değirmenci bir ömür, belki de bir kaç ömür boyunca ilmek ilmek işlediği, her taşını, içleri unlu tozlarla kaplı her çatlağını, su yalağını ve diğer köşeleri, batıdakini ve tavandaki kara isle kararmış sütunları,  ince bir sızı ile ve süreğen biçimde biraz zeytin yağı, birkaç ilmek kendir ve bolca gözyaşı ile doldurduğu kandili yerleştirdiği nişi sırlayıp durmuştu.

SA7972/KY69-EY381: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


12 Eylül 2019 Perşembe

SA7971/KY13-AO306: 12 Eylül 1980; Bir Ülke'nin Dramı

"Başka türlü yeni “Kara Eylül”lerden emin olmak mümkün değil. Dipçik var oldukça bu tehlike hep olacak.."


“Lânet yağdırıyormuş kırkikindiler
Geceler can götürüyormuş, duydun mu?
Günler sayılmaz, aylar bilinmez burda
Gün gece, gündüz gece…”

12 Eylül, adım adım gelişen ve Türkiye’nin NATO’ya girişiyle birlikte taahhüde dönüşen ABD ile bütünleşme projesinin uzantısıdır.

Sovyetler’in Çekoslovakya’ya öngördüğünü ABD, şemsiyesi altına aldığı ülkelerde demokrasi görüntüsü altında yapar.

SA7970/SD1479: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 523 (06-10 Kasım 2018)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(06-10 Kasım 2018)  (Kasım 2018: 3.566  Tweet+Önceki Toplam: 339.570+3.566 = 343.136 Tweet

Seçkin Deniz 🇹🇷 @Seckin_Deniz
Kadınlar olarak Çok öne çıkma, kendinizi kanıtlama çabanız herkesi bıktırmış durumda olabilir twitter.com/Ebrulilale/sta…

Seçkin Deniz 🇹🇷 @Seckin_Deniz
Pentagon un beyni Godel ve Işid pkk ypg el kaide eşşebab fetö boko haram pic.twitter.com/XUijSG1M1j

SA7969/KY69-EY380: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


11 Eylül 2019 Çarşamba

SA7968/KY73-PH18: Kafkas Tebeşir Dairesi

"Kendi doğuracağının da iyi ruhlu ve sağlıklı bir çocuk olma garantisi yoktur ama olsun. Eskiden ‘kuzguna yavrusu şahin görünür’ diye nükteyle ifade edilirdi ama bugün hakikaten, çiftler kendi prens ve prenseslerini dünyaya getireceklerine öyle inanıyorlar ki!"


‘İslam’da evlatlık yoktur’ beyanını bilirsiniz. Kısa ve kestirmeden verilmiş gibi görülen bu hükmün şartları, öncesi ve sonrası var elbette.

Cahiliye Araplarının pek çok konuda bizi hayrete düşürecek adetleri olduğu gibi evlatlık konusunda da tuhaf uygulamaları vardı. Mesela sokakta gördükleri, beğendikleri analı-babalı çocukları da evlat edinip soylarına dâhil etmek gibi.

SA7967/Sonsuz Ark-YD170: Kromozom Haritaları: Idiogramlar

"Bilimciler spesifik genleri spesifik kromozomal bantlar ile ilişkilendirmek için çalışırken, idiogramlar giderek daha büyük önem kazanıyor. Idiogramlar, kromozomlardaki bölgelerin tutarlı şekilde tanımlanmasını garantiliyor ve böylece tutarlı bir diyalog ile karşılıklı atıfları mümkün kılıyor."



Hücregenetikçilerin çoğu büyüklüğüne, şekline ve kollarının bant desenine bakarak bir kromozomu tanımlamakta ustadır. Yine de belirli bazı kromozomları ve onların bölgelerini saptamak, bu yapılar için bilimciler tarafından ortak olarak kullanılan bir adlandırma sistemi olmadığı sürece pek işe yaramaz. İşte kromozom haritalamanın sahneye çıktığı yer de tam burasıdır.

SA7966/KY69-EY379: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


10 Eylül 2019 Salı

SA7965/SD1478: "mutluluk yanılgıları" /12.11.2004/ 282. patika



...mutluluk dünya'da var kılınmamıştır...
...insanlar aptalca 'dünyevî mutluluk' yanılgısının peşinde koşarlar...
...sürekli olan, ulaşılmak istenendir...
...dünya'da mutluluk sanılan hiç bir şey sürekli değildir...
...bu süreksizlik insanı kaosa sürükler ve insan dilediklerine ulaşamayınca 'mutsuz' olduğunu kabul eder ve karamsarlaşır...
...umutsuzlaşır...
...kavuştuğu diledikleri ise, daha sonra kendi problemlerini üretirler...
...bu sebep, mutluluk yanılgısındaki insanı daha da hırçınlaştırır...
...insan mutluluğu dünya'da aramamalıdır...

SA7964/SD1477: Büyük Kripto Soygunu

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, ekonomi dünyasında Kriz Kahini olarak tanınan Clinton dönemi Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi'nde Uluslararası İlişkiler Kıdemli Ekonomisti, Uluslararası Para Fonu (IMF), ABD Federal Rezerv Bankası(FED) ve Dünya Bankası  çalışanı, NYU Stern İşletme Okulu profesörü ve Roubini Macro Associates'in CEO'su olan Nouriel Roubini'ye aittir ve ABD yönetimine verilmiş bir direktif niteliğindedir. Kripto Paralar için acil bir şekilde yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini iddia etmektedir. Piyasa manipülasyonlarıyla para kazanan İran asıllı Amerikan vatandaşı bir yahudi olan Nouriel Roubini'nin, en basit dürüst bir ekonomi metninde yer alabilecek olan uyarılarına bakıldığında, bu denli yasal kaygılar yaşaması ilginçtir. Muhtemelen kendisi için de yeni olan ve dahil edilmediği bir sürecin şikayetçisi olarak Kripto Para Çetesi'nin varlığını BitMEX adlı şirket üzerinden deşifre etmeye yönelik şu cümleleri dikkate değerdir: "Her şeyin arkasında, Cosa Nostra'yı (19. yüzyılın son çeyreğinden günümüze kadar özellikle Sicilyalı aşiretlerin ve büyük ailelerin liderliğinde etkin olan ve dünya çapında faaliyet yürüten İtalyan suç organizasyonu) utandıracak bir suç gücü var." Yayın başlığı SA5336/TG237: Bitcoin Nedir? olan 16 Aralık 2017 tarihli çevirimizin giriş notunda yaptığım değerlendirme şöyledir: "Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, tamamen sanal olan bir 'yeni mübadele aracı'ndan ve bu mübadele aracını kullanmamızın ne kadar 'iyi ve yararlı' olacağından bahsetmektedir. Oysa kurucusunun bile kimliğinin sanal olduğu, baştan sona sanal olan bir 'şey'in en büyük özelliğinin 'kuşkulu' olması çağdaş gri mantık ya da ilkel mantık ölçülerine göre zorunludur. Sonsuz Ark olarak basit bir soru soruyoruz; "Ekonomi'nin, Para'nın ve sanal dünyanın yani Deep Web'in patronu Siyonizm-Satanizm olduğuna göre 'Sanal Para'nın patronu kim olabilir?" İnsanlık, yeni bir tuzağa hareket aralığı bir anda onbinlerce kat değişen bir sanal para birimine 'saadet zinciri' kurularak çekiliyor.... Bu bir aç gözlülüktür ve insan yine açgözlülüğünden avlanıyor. Ancak bu durdurulamaz 'salgın'a karşı aynı türden sanal para üreterek karşı çıkabiliriz.... Türkiye kendi sanal para birimi Turkcoin'i bir an önce çıkarmalıdır... İngiltere'nin 2009'dan beri Open Coin adlı bir Kripto para üzerinde çalıştığına dair iddialar ve diğer 'coin'lerin rekabeti piyasaları alt üst ediyor, ekonomi patronları büyük panik yaşıyorlar..." NTV internet sitesinin 21 Ağustos 2019 tarihli haberinin başlığı şöyledir: "Türkiye'de her 5 kişiden 1'i kripto para kullanıyor" Kripto paralarla ilgili Türkiye’de hukuki bir zemin ise henüz bulunmuyor. Ancak bunun yasa dışı olduğu da söylenemez. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Avrasya Blockchain ve Dijital Para Araştırmaları Derneği Başkanı Avukat Kadir Kurtuluş, "Kripto paralar Türkiye için söylersek yasadışı diyemeyiz çünkü bununla ilgili bir yasal düzenleme yok. Ama yasal da diyemeyiz çünkü yine bir yasal düzenlemesi yok. Fakat yasal düzenleme olmadığı için ciddi anlamda bir risk teşkil ediyor. Bakıldığında diğer tasarruflarınızı yönlendirdiğiniz banka ya da borsalar regülasyonlarla kontrol ediliyor. Kripto paralarda böyle bir durum yok" diyor. Siyonist-Satanist Para Patronları'nın Dolar'ın yok olması sonrası tasarladıkları yeni bir GÜÇ birimi olarak Kripto Para tıpkı Nükleer Silah sahibi olmakla eş anlamlı sayılabilecek bir potansiyele ulaşmak üzeredir. Türkiye'de de aktif olan Kripto Para Çetesi'nin ülkemizi kuşatmasına izin veremeyiz..
Seçkin Deniz, 10.09.2019

The Great Crypto Heist
"Kripto para birimleri, düzenlemesiz deniz aşırı borsalar, paralı propagandacılar ve bireysel yatırımcılara destek olmak isteyen bir dolandırıcılık ordusundan oluşan yepyeni bir suç endüstrisine yol açtı. Bununla birlikte, yaygın dolandırıcılık ve kötüye kullanımla ilgili çok büyük kanıtlara rağmen, mali düzenleyiciler ve kolluk kuvvetleri direksiyonda uyuyor."

Dünyadaki her uygar ülkenin finansal sistemini sıkı sıkıya düzenlemesinin iyi bir nedeni var. Sonuçta, 2008 küresel finansal krizi, büyük ölçüde finansal düzenlemenin  ihmal edilmesinin bir sonucuydu. Sahtekarlar, suçlular ve dolandırıcılar hayatın bir gerçeğidir ve yatırımcılar onlardan korunmadıkça hiçbir finansal sistem uygun bir amaca hizmet edemez.

9 Eylül 2019 Pazartesi

SA7963/SD1476: Sıkıntı (Roman); Giriş 9

"Bu, insanın inanmak istemediği bir gerçekti, ama bu mezarlık da inanmak istemediği gerçeğin eksiksiz bir kanıtıydı... Geldikleri yere gitmemişler ise neredeydi ölen bunca insan?"


Etrafıma baktım, ağaçların arasında duran birkaç adamdık. Burada bulunmamızın bir amacı vardı, dünyada olmamızın da bir amacı olmalıydı. Bizim hiçbir tasarrufumuzun olmadığı bir tasarım ile yaratıldığımız ve dünyaya gönderilerek bu tasarımın tamamlandığı bir süreç sonunda doğuyorduk. İnsanın amacını Zâriyât Suresi 55 ve 56. ayette net bir şekilde açıklamıştı Allah: 'Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.'

SA7962/KY1-CÇ664: Başkalarının Masalları

"Başkalarının masallarına gözü peklikle saldırırken, kendi masallarımızdaki zayıflığa, olmazlığa, kısırlığa, eksikliğe gözlerimizi yumuyoruz."


Yargılarımızda, çözümlemelerimizde farkında olunmadık bir ikiyüzlülük içindeyiz. Sahih olanın peşinde olduğumuz yargısına iman etmişiz. Sahih olanın bizimle olduğuna, bizde olduğuna ilişkin kavi inancımız var. Bu inançla yargıda bulunuyor, tavır belirliyoruz. 

Kurgusal olana karşı olduğumuza hem kendimizi hem başkalarını inandırmanın savaşımını veriyoruz. Dudak büküyoruz bu savaşımı anlamayanlara. Başkalarının Kaf Dağına, masallarına reddiyeler yazıyor, yergilerde bulunuyoruz. Bunu yaparken kendi masallarımıza bir yol açmanın peşinde olduğumuzu bırak görmeyi sezemiyoruz bile. 

SA7961/SD1475: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 522 (01-05 Kasım 2018)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(01-05 Kasım 2018)  (Kasım 2018: 3.566  Tweet+Önceki Toplam: 339.570+3.566 = 343.136 Tweet

Seçkin Deniz 🇹🇷 @Seckin_Deniz
Kur'an, Tevrat ve İncil detaylı bir inceleme için Maurice Bucaille cetele.org/wp-content/upl…

Seçkin Deniz 🇹🇷 @Seckin_Deniz
Detaylı bir inceleme için Maurice Bucaille cetele.org/wp-content/upl… twitter.com/abetulkayahan/…

SA7960/KY69-EY378: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


8 Eylül 2019 Pazar

SA7959/KY13-AO305: Erdoğan-Akşener Fotoğrafının Hatırlattıkları

"Kendilerine hala milliyetçi/mukaddesatçı/ülkücü diyen bu kişilerin neden bunca şeye rıza gösterdiklerinin tek bir cevabı var; Ak Parti ve Erdoğan düşmanlığı.."


Milliyetçi/ülkücü camiadan bazıları MHP lideri Devlet Bahçeli’nin geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptığı ağır eleştirilere rağmen bir süre sonra onunla birlikte olmasını ve Cumhur İttifakı denilen ittifakın içinde yer almasını eleştirerek Meral Akşener etrafında toplandılar.

Akşener’in Partisi İ.P içinde farklı partilerden gelen ve vaktiyle milliyetçi görüşlere karşı çıkan bazı parti yöneticilerini bağırlarına bastılar. Seçimlerde açıktan CHP ile ittifak yaptıkları gibi, PKK’nın siyasal uzantısı olarak nitelendirilen HDP’nin de örtülü olarak bu ittifak içinde yer almasına da ses çıkarmadılar.

SA7958/KY69-EY377: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


7 Eylül 2019 Cumartesi

SA7957/SD1474: Ekonomik Eşitsizlik; Saatli İstismar Bombası

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Yeni Delhi Jawaharlal Nehru Üniversitesi, Uluslararası Kalkınma Ekonomisi Ortakları İcra Sekreteri ve Uluslararası Kurumsal Vergilendirme Reformu Bağımsız Komisyonu üyesi Jayati Ghosh'a aittir ve dünyada artan eşitsizliğin sebeplerini incelemekte ve eşitsizliğin istismar edildiği tezini ileri sürmektedir. Analiz, somut olarak bir tek suçlu ya da sorumlu aramamak gerektiğini, birçok ülkede farklı nedenler olabileceğini, aşırı zenginlerin ödediği düşük vergilerin ve lobicilik faaliyetleriyle elde ettikleri yüksek kârların ve hükümetlerin uyguladığı politikaların eşitsizliği arttırdığını iddia etmektedir. Türkiye dünyadaki akışa ters bir eşitsizlik zaman akışına sahiptir... Erdoğan liderliğindeki Ak Parti hükümetlerinin iktidara geldiği 2002'den 2013 Mayıs ayına dek sürekli artan gayri safi hasıla sonucu kişi başına düşen gelirlerin artması ile ortaya çıkan ulusal zenginleşme eşitsizliklerin azalmasını sağlamış, ancak satanist küresel ağ yöneticilerinin, yani aşırı zenginlerin politik amaçları doğrultusunda 2013 Mayıs ayından başlayarak Gezi Terörü, 17-25 Aralık 2013-2014 Mit Tırları İhaneti-15 Temmuz 2016 askeri darbesi setinden oluşan FETÖ saldırıları, PKK-DAEŞ terör saldırıları ve Ağustos 2018'de ABD Başkanı Trump'un başlattığı dolar saldırısı sonrası azaltılan eşitsizlik tekrar hortlatılmaya çalışılmıştır. Erdoğan liderliğinde zenginleşen Türkiye, Erdoğan'a yönelik küresel saldırılarla kıskaca alınarak halkın kazanımlarının yok edilmesi amaçlanmıştır. Batı'nın derinleşen sorunlarına karşılık Türkiye, genç ve idealist çoğunluğa sahip Erdoğan liderliğindeki hükümetle mücadelesini sürdürmeye devam etmektedir.
Seçkin Deniz, 07.09.2019

The Exploitation Time Bomb
"Son yıllarda ekonomik eşitsizliğin kötüleşmesi, büyük ölçüde, zenginlerin politik etkisini ve lobicilik gücünü yansıtan politika seçimlerinin sonucudur. Şimdi kendi kendini güçlendiren yüksek kârlar, düşük yatırım ve eşitsizliğin artması gündemde; bu sadece ekonomik büyümeye değil, aynı zamanda demokrasiye de bir tehdit oluşturuyor."

Gelir eşitsizlikleri arttığından beri eşitsizliğin azaltılması uluslararası toplumun resmi bir hedefi haline geldi. Genel olarak ticaretin serbestleşmesi ve sermayenin karşısında emeğin pazarlık gücünü zayıflatan teknolojik gelişmelerden sorumlu olan bu eğilim, birçok ülkede siyasi tepkiler üretti ve seçmenlerin ekonomik durumlarının sorumlusu olarak ulusal politikalar yerine “başkaları”  suçlandı. Ve tabii ki bu tür düşünceler, kötüleşen eşitsizliğin temel nedenlerine değinilmediği için, sadece toplumsal gerilimleri arttırmaktadır.

SA7956/KY69-EY376: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


6 Eylül 2019 Cuma

SA7955/KY1-CÇ663: Hepsini Çöpe At!

"Tanıklığı bulmuştu. Kendini rahatlatmak için zihninin, hevesinin, bir oyunundan başka bir şey miydi durmak? Değil. Durmuştu. Niçin durduğunu bilmeden."


Dalgınım. Bunca dağdağa arasında dalgın olmak? Tuhaf. Tuhaftan öte aceleyle söylenmiş bir söz, varılmış bir yargı-vargı diyenler çıkabilir ki, haksız da olmazlar. Yine de dalgın olduğum yargısında ısrarcıyım. Sudaki balıkların su içindeki dalgınlığı gibi.. su içinde olduklarını bilmezmiş balıklar. Böyle bir yargı var insanlar arasında belki insanca bir bakıştır, insan merkezli bir bakış ve algılayış. Balıkların dilini bilmiyoruz ki dünyalarını bilelim. En iyi ihtimalle bir benzeti, bir eğretileme deyip geçmeli, ‘ol mailer ki derya içredirler deryayı bilmezler’ sözünü. 

SA7954/KY20-MEK82: Urizen ve Diğerleri Üzerine

"Bir cin düğünü gibi, bütün sınırları vücudların belli belirsiz, biraz dumanlı, renkler eleğimsağma, iç içe geçmiş, akıl karıştırıcı biraz, tam da bu değilmidir oyun, uğruna orduların ovaları kan gölüne çevirdiği sert gerçeğin şaşırtıcı zemini bu değil midir?"

‘Kapadım balkonumu,
Duymak istemiyorum ağlayışlarını çünkü,
Ama kurşuni duvarlar gerisinden
Bir şey duyulmuyor ağlayıştan başka.’
Federico Garcia Lorca

Birbirine ulanmış sayısız hüzünler olarak tanımlasak yaşamı yanlış bir şey yapmış olmayız. Hüzün çünkü, kaburgaya gümleyen bütün acılardan arta kalan tek kayda değer sermayesidir yaşamın belkide. Bir ‘Holly Writ’ olarak yaşam, tutar tarafı olmayan, akıl karıştıracak düzeyde sürekli yeni/yinelenen, sabitesi olmayan ve kenara koyduğumuzu asla aynı yerde ve aynı olarak bulamayacağımız karmaşıklıkta/hızda akan bir zaman nehridir.

5 Eylül 2019 Perşembe

SA7953/AŞ104: Ahmet Davutoğlu'nun Ak Parti'den İhraç Hikayesi

Yorum tarihin ve sizin...


Erdoğan, 4 Eylül 2019 Sivas Kongresi'nin 100. yılı dolayısıyla Sivas'ta konuşurken Ahmet Davutoğlu "AK Parti yönetiminin ihraç etmek istediği şahıslar değil daha önce hatırlattığımız bu ilkelerdir. Söylediklerimizin arkasındayız" şeklinde bir tweet attı. Tweet ekinde linkini verdiği 22 Nisan 2019'da Facebook hesabından paylaştığı uzun laf kalabalığına ilke diyordu. 

SA7952/KY51-HA18: Küresel Şirketlere Bağımlı Dijital Teknolojimiz ve Tehdit Altındaki Geleceğimiz

"Beyler, Hanımlar kulak verin şu dediklerime!"


Bizler ideolojik ya da dini kavramlar içinde garip tartışmalara evrilirken, dünyada neler oluyor?

Biraz bahsedelim,

Amazon şirketinin değeri: 795.18 milyar dolar,

Facebook şirketinin değeri: 398.11 milyar dolar,

Microsoft şirketinin değeri: 788.55 milyar dolar,

SA7951/SD1473: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 521 (26-31 Ekim 2018)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(26-31 Ekim 2018)  (Ekim 2018: 3.625  Tweet+Önceki Toplam: 335.945+3.625 = 339.570 Tweet

Seçkin Deniz 🇹🇷 @Seckin_Deniz
Hayır yani bu mevsimde Arınç'ı geçtik Recai Kutan'la fotoğraf vermek biraz tuhaf değil mi Mustafa Tuna, üstelik Arınç-Gökçek polemiği hafızalarda iken... İşte şimdi ciddi sorular sorarım ben.... twitter.com/Seckin_Deniz/s…

4 Eylül 2019 Çarşamba

SA7950/Sonsuz Ark-YD169: Kuşların Beyni Sanılandan Daha Karmaşık

“Kuşların, özellikle de ötücü kuşların ve papağanların beyin kabuğunda (palyum [İng. pallium]) şaşırtıcı derecede fazla nöron olduğunu saptadık. Palyum, serebral kortekse karşılık gelen beyin bölgesidir ve gelecek için plan yapmak ya da desen bulmak gibi yüksek bilişsel işlevleri destekler. Bu da kuşların en az primatlarınki kadar karmaşık bilişsel düzeylere nasıl çıkabildiklerini açıklıyor,” diyor Herculano-Houzel.


Ara (Makau [İng. Macaw]) papağanlarının beyni kabuksuz ceviz kadarken, makak maymunlarının beyni hemen hemen limon boyutundadır. Buna rağmen, beynin zeki davranışla ilişkilendirilen bölümü olan önbeyindeki nöron sayısı, ara papağanında makak maymunundan çok daha fazladır. Boyutları minik zebra ispinozdan (zebra saka [İng. zebra finch]) devasa emu kuşuna kadar değişen iki düzineden fazla kuş türününün beynindeki nöron sayısının sistematik incelenmesinin gerçekleştirildiği bir çalışmadan çıkan sürpriz sonuçlardan biri bu oldu.

SA7949/KY69-EY375: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


3 Eylül 2019 Salı

SA7948/SD1472: "ağladıkça güçlenirsiniz" /12.11.2004/ 283. patika



...ağlamak...
...sıkıştırılmış ruhun, sıkıştıran nesneler karşısında bedene yüklediği tepkidir bu...
...aklın, nefsin kıskaçlarında bunalan insanın 'yapabilememe, değiştirememe' çaresizliğine verdiği en yenilmişlikmiş gibi cevabı...
...ama...
...hiçbir gözyaşı tek başına anlamı değildir yenilmişliğin...
...aksine yenilmemişliğin yansımasıdır gözyaşı...
..."evet, yapabileceğim bir şey yok, ancak reddediyorum"...
...dersiniz ağlarken...
...reddinizin bedeninizle karşıya gönderildiği yer gözler ise, gözlerden akan su değildir...

SA7947/SD1471: Sinik Seçmenlerin Çağı

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz Varşova İleri Araştırma Enstitüsü Direktörü ve Alman Dış İlişkiler Konseyi Kıdemli Üyesi,Krytyka Polityczna hareketinin kurucusu neoliberal Sławomir Sierakowski'ye aittir ve Amerikan, İngiliz, Macar ve Polonyalı seçmenleri seçtikleri liderler yüzünden eleştirmekte ve onları değerlerle alay eden 'Sinik' seçmenler olarak tanımlamaktadır. Analiz, benzerleri Türkiye'de de bolca bulunan 'hastalıklı beyaz zihniyet'in temsilcisi olan biri tarafından yazıldığı için ilginçtir; liberal ve neoliberal siyasetçilerin uyguladıkları 'soyguncu ve uyuşturucu' politikaların bugünkü ABD ve Avrupa'yı ürettiği, seçmenlerin yaklaşık yetmiş yıldır da onların ülkelerini ve dünyayı yönetmeleri için destek verdiği düşünülürse, yazarın suçladığı seçmenlerden daha fazla 'Sinik' olduğu ve değerlerle alay ettiği anlaşılabilir. Sławomir Sierakowski'nin değerlerden kastı, liberal-neoliberal değerler olarak tanımlanan 'Liberal demokrasi, anayasal düzen ve basın özgürlüğü' gibi dar ve sadece zengin ailelerin çıkarlarına hizmet eden, eşcinselliği, savaşları, ahlaksızlığı yaygınlaştıran, insana ve inançlarına ait değerleri yok sayan  ve zaten egemen olan satanist bir yaklaşımdır. Seçmenler tam olarak bu satanist yaklaşıma karşı çıktıklarını düşündükleri için -gerçek nasıl olursa olsun- bahse konu liderlere oy veriyorlar. Yazara göre, liberal ya da neoliberal olmayan herkes 'hırsız ve çalıyor'; bu, tıpkı Türkiye'de olduğu gibi gerçek hırsızların kaybettikleri iktidarları ele geçiren halk iktidarlarına yönelik tipik satanist bir saldırısıdır... Analizin, bu türden vahşi yaklaşımların tesadüf olmadığını, küresel iktidarını kaybeden liberal ve neoliberal hırsızların, katillerin sinirlerinin bozulduğunu göstermesi açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.
Seçkin Deniz, 03.09.2019

The Age of Cynical Voters
"Popülist partileri ve liderleri destekleyen seçmenler riskli olduğunu bildikleri siyasi seçimler yapıyorlar çünkü kaybedecek bir şeyleri yokmuş gibi hissediyorlar. Davranışsal iktisatçıların tahmin edeceği gibi, algılanan seçim “kötü” ve “daha ​​kötü” arasında olduğunda insanlar riskten daha az etkilenirler."

Hepimiz siyasetçilerin kurnaz ve alaycı olduklarını biliyoruz, fakat şimdi seçmen için de aynı şey söylenebilir mi?

Seçkin Deniz Twitter Akışı