“Sakın ha onları ölü sanmayasın, onlar dipdiridir ama sen anlayamazsın” (2/154)
"Allah’tan rıza dışında hiç bir şey ummayan, kendinden, adından bahsedilmesinden bile utanan, acısını onurla taşıyan bu sessiz çoğunluktur İslam milletini var kılan."
“…dövüştü pir aşkına,
yaralandı birkaç kere
ve saire
ve kavga bittiği zaman
ne çiftlik sahibi oldu, ne apartıman.
kavgadan önce Kartal’da bahçıvandı,
kavgadan sonra Kartal’da bahçıvan...”
Nazım Hikmet
Bir feda olarak şehadet, muazzam bir kahramanlık, bir diğergamlık konusudur. Bireysel olarak aşkın bir hedef uğruna muhteşem bir adanma, bir vazgeçiş, bir serden geçme durumudur. İlkel olarak kendi içine kapanmış, savruk bir savunma durumundan bahsedilemez. Tersine yüreği coşku ile dolduran bir ileri fırlayış, bir şavkıma halidir şehadet. Ve bu durum kaçınılmaz olarak dini ve manevi alan ile ilgilidir.