6 Mart 2020 Cuma

SA8411/TG281: ABD'nin Rejim Değiştirme Operasyonları'nın Başarısızlığı-II

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz Cato Entstitüsü analisti Benjamin Denison'a aittir ve ABD'nin ikinci dünya savaşı sonrası rejim değişikliği operasyonlarına duyulmakta olan güvenin yanlış olduğunu göstermek için akademik literatür incelenmesine odaklanmaktadır. Analiz'in hemen her cümlesi ABD'nin dünyanın hemen her ülkesi için kurduğu 'özel' komploların 'kesin birer gerçek' olarak tanımlanışını görmemizi sağlamaktadır. Analist, "Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana, hemen hemen her (ABD) başkanlık yönetiminin, büyük ölçüde demokrasiyi genişletme ve yayma üzerine kurulu olan bir dış politikası bulunmaktadır." derken dünyanın bütün masum insanlarının çektiği acıların kaynağının ABD olduğunu göstermekte ve somut örnekler verirken, 15 Temmuz 2016'da terör örgütü FETÖ üyesi askerler eliyle yaptırmaya çalıştığı son askerî darbeden bahsetmekten 'başka yerlerde' diyerek bilinçli bir şekilde kaçınmaktadır: "ABD, Panama, Haiti, Sırbistan, Afganistan, Irak, Libya ve başka yerlerde yeni rejimler getirmek adına güç kullanmaya istekli olduğunu göstermiştir. Yerli rejimleri devirmek ve ülkelerin başına yeni liderler yerleştirmek amacıyla, silahlı kuvvetlerin ya da güç tehdidinin kullanımı da dâhil olmak üzere rejim değişikliği operasyonu savunuculuğu yapanlar, bu yöntemi, Amerikan güvenliğinin ve dış politika çıkarlarının artırılmasına yönelik hayati bir araç olarak görmektedir. Halkına karşı daha sorumlu olan demokratik rejimlerin Amerikan güvenliğine zarar verme ihtimali daha düşüktür." Türkiye ABD'nin rejim değişikliği operasyonlarının başarısız olabileceğini gösteren tek büyük örnek olarak Dünya tarihine geçerken, Venezüela da bu temel örnekle direnebilmiştir; ancak Sudan'daki askerî darbe geleneksel darbelere göre askıda kalsa da yapılmıştır. "Rejim değişikliği, Amerikan dış politikası tarafından kullanılan değerli bir araçsa, bu tür görevlerin spesifik ve olumlu hedeflere ulaşabileceğine dair daha fazla kanıt olmalıdır. Ne yazık ki, akademik literatürün gözden geçirilmesi bu hedeflere nadiren ulaşılabilindiğini göstermektedir" diyen Benjamin Denison başka halkların yaşama haklarına sahip çıkmaktan ziyade başarısız darbe girişimleri serisinin devam edebilme ihtimalinin yüksek oluşundan dolayı endişelenmektedir ve kendince izlenmesi gereken yolu şöyle tarif etmektedir: "Silah zoruyla rejim inşası, uygun bir strateji uygulanması ve yerel halkın yeni lideri Amerikan menfaatlerine hizmet eden biri olarak görmemesi durumunda; diğer bir deyişle ve paradoksal olarak- sadece, rejim değişikliği müdahalenin birincil hedefi olmadığında başarılı bir şekilde sonuçlanabilir." 17 Temmuz 2018 Salı günü yayınladığımız 'Distopya'dan Çıkış; 15 Temmuz'un Stratejik Değeri ve Tehditlerle Mücadele Etme Bilinci' başlıklı analizde, aşağıdaki analizde de itiraf edildiği gibi 2. Dünya Savaşı sonrası ABD-Rusya arasında sıkıştırılarak yönetilen ve her türlü terör, kaos, istikrarsızlık, iç savaş ve askerî darbelerle dizayn edilen Türkiye gerçeğinin değiştiği vurgulanmıştır: "Yeni Türkiye, yeni stratejilerle güçlenmedikçe herhangi bir tehdit geçmiş değildir ve gelecekteki tehditlere karşı hazırlanmış sayılmaz, bizim sorumluluğumuz da bu konuda herhangi bir gaflete karşı herkesi uyarmaktır. Tehditlerle mücadele bilincinin devlet eliyle eksiksiz bir şekilde tasarlanması ve hazırlanacak programların titizlikle uygulanması sağlanmalıdır."  Yine 5 Haziran 2018 Salı günü yayınladığımız 'Türkiye'nin Taarruz Stratejisi Amerika'yı Tutarlı Olmaya Zorluyor' başlıklı analizde, ABD'nin rejim değişikliği operasyonlarına karşı mücadele eden Türkiye'nin yeni pozisyonu değerlendirilmiştir: "Türkiye'nin saldırı-taarruz stratejisi, dünyanın geri kalan tüm ülkeleri tarafından dikkatle izlenmiş ve gelinen noktada bir cesaret örneği olarak, Avrupa Birliği gibi ABD'nin tüm stratejilerine koşulsuz uymak zorunda kalan ülkelerde ABD karşıtı söylemlere temel oluşturmuştur."  ABD'nin gücünü kaybetmekte olduğu günümüzde bu tür sorgulamalar da ayrıca bu dönemin birer belgeleri olarak tarihe geçecektir. (Lütfen, masonik-satanist çetelerin kontrolündeki ABD'nin ürettiği Küresel Distopya'dan çıkış için yayınlanmış olan Distopya'dan Çıkış etiketli yayınlarımıza bakınız.)
Seçkin Deniz, 06.03.2020


The More Things Change, the More They Stay the Same: The Failure of Regime‐Change Operations-II
Ne Kadar Fazla Değişim Olursa, O Kadar Fazla Şey Değişmez Kalır: Rejim Değiştirme Operasyonlarının Başarısızlığı

Gizliye Karşı Açık

Rejim değişikliğine yönelik daha az kaba kuvvet içeren yaklaşımların kaynak yoğunluklu seçeneklerden daha başarılı olması mümkündür. Örneğin istihbarat operasyonları ve seçim müdahalesi yoluyla gizli rejim değişikliği girişimleri, açık bir şekilde gerçekleşen silahlı müdahalelerden daha etkili olabilir. Ancak ne yazık ki, son araştırmalar bunun tersini doğrulamaktadır.

'Gizli Rejim Değişikliği: Amerika'nın Gizli Soğuk Savaşı' adını taşıyan kitabın yazarı Lindsey O’Rourke’a göre:

Bazen politika yapıcılar tarafından, iç politik nedenlerden dolayı veya makul bir inkâr edilebilirliği korumak adına gizli rejim değişikliği eylemleri tercih edilirken, aslında bunların hedefe ulaşma olasılıkları daha düşüktür. Soğuk Savaş sırasında gerçekleşen gizli rejim değişikliği operasyonlarının, sadece yüzde 39’u iktidardaki lideri yerinden etmeyi başarırken; aynı amaçla gerçekleştirilen açık operasyonların, kısa süreliğine de olsa, hedefe ulaşma oranı yüzde 66’dır. (36)

Örneğin, Arnavutluk'taki Enver Hoca rejimini devirmeye yönelik 1949’da başlamış olan Amerikan gizli operasyonu, hedefe ulaşmayı veya gizli kalmayı başaramamıştır. (37) CIA’nin Politika Koordinasyon Ofisi direktörü Frank Wisner’ın da belirttiği gibi; “Gizlilik altında gerçekleşmesi beklenen bir operasyon, bölgede Arnavutluk ile ilgilenen herkes tarafından tüm detaylarıyla bilinmekteydi.” (38)

Akademisyen Dov Levin, gizli rejim değişikliğinin ötesinde, dış güçlerin demokratik seçimlerde bir tarafa yardım ettiği seçim müdahalesinin aslında, tercih edilen parti veya liderin kazanma olasılığını arttırdığını ifade ediyor. (39) Bununla birlikte, Levin'in de gösterdiği gibi, bu tür seçim müdahaleleri zaman içinde demokrasi seviyesini azaltmaya hizmet ederek, müdahaleci güç tarafından tercih edilen; ülkeler arasında daha yakın ilişkiler kurulması, çatışmaların azaltılması ve daha fazla ekonomik fayda gibi sonuçlara katkı sağlamamaktadır. (40)

Yabancı destekli rejim, daha fazla demokrasi ve daha fazla şeffaflık sağlamak yerine, gelecekte gerçekleşecek hileli seçimlerde başarısını garanti altına almak için aynı gizli araçları kullanmaya devam eder. Örneğin, Guyana'da tam olarak gerçekleşen budur; Ulusal Halk Kongresi ve Başbakan Forbes Burnham, “CIA'dan öğrendikleri hileli oy kullanma tekniklerini sonraki seçimleri 'kazanmak' ve sonunda Guyana'yı bir diktatörlüğe dönüştürmek için kullanmışlardır.” (41)

Rejim Değişikliğinin Etkileri

Rejim değiştirme operasyonları, siyasi değişimi getirecek düşük maliyetli ve getirisi yüksek fırsatlar sağlarsa yine de faydalı olabilir. Ne yazık ki, rejim değişikliği operasyonlarının etkileri genellikle hedefleri daha da kötüleştirmekte ve hem müdahale eden hem de (müdahale edilen) yerel bölge için gelecekteki maliyetleri yüksek siyasi, ekonomik ve askeri sorunlarla karşılaşma olasılığını arttırmaktadır. Yabancı ülke tarafından uygulanan rejim değişikliğinin etkileri konusunda en tutarlı bulgu iç savaş ihtimalini arttırmasıdır. Bu durumda iç savaşlar sıklıkla gerçekleşir; çünkü rejim değişikliği misyonları, mevcut devlet kurumlarını zayıflatıp bir güç boşluğu yaratarak direniş ve isyan hareketlerinin büyümesine imkân sağlar. (42)

Yeni liderlerin yabancı bir güç tarafından dayatılması da, rejime yönelik şikâyetlerin ortaya çıkmasına sebep olarak rejimin meşruiyetini azaltır ve sivil çatışmaya yol açar. (43) Gerçekten de, müdahalecilerin siyasi kurumları değiştirdiği askeri müdahalelerde, yerel halkın, yabancı bir güç tarafından dayatıldığı için yeni liderliğe direnmesi muhtemeldir. (44)

Bu istikrarsızlık ortamı süreklidir: Soğuk Savaş sırasında gerçekleştirilen gizli rejim değişikliği operasyonlarının yaklaşık yüzde 40'ında, operasyondan sonraki 10 yıl içinde bir iç savaş ortaya çıkmıştır. (45) Bu sürecin simgesi, 1960 yılında Başbakan Patrice Lumumba'nın devrilmesi için Kongo-Léopoldville'de Amerika tarafından gerçekleştirilen rejim değiştirme operasyonudur. (46) Operasyonun ardından ortaya çıkan kriz, 100.000'den fazla ölümle sonuçlanan geniş çaplı bir iç savaşa dönüşmüştür. (47)

İsyan ve sivil çatışma olasılığı, silahlı rejim değişikliğinin ardından bölgedeki insan hakları durumunun bozulmasına da katkıda bulunur. Müdahaleciler genellikle direniş hareketlerini ezmek için baskının gerekli olduğu hükümetteki güç kaymasının bir yan ürünü olarak insan hakları ihlallerini ve sivil ölümleri rasyonalize eder. (48)

O’Rourke, Soğuk Savaş sırasında gerçekleşen gizli rejim değişikliği misyonlarının yüzde 55'inden fazlasında, hedeflenen devletlerde meydana gelen rejim değiştirme girişiminden sonraki 10 yıl içinde, hükümet destekli bir kitlesel öldürme dönemi yaşandığını tespit etmiştir. (49) Bu dönemde, hükümet harici muhalif gruplar tarafından da gerçekleştirilen insan hakları ihlalleri ve cinayetler görülmektedir. Müdahaleci güç tarafından liderlerin değiştirilmesinin ardından ortaya çıkan ayaklanmaların, gayrımeşru olarak görülen yeni rejime karşı yüksek seviyeli iç terörizm üretmesi de mümkündür. (50)

Politika yapıcılar genellikle yeni bir devlet inşasına yönelik operasyonların daha da maliyetli savaşlara dönüşme riskini göz ardı ederler.  (51) Genellikle rejim değiştirme operasyonu nedeniyle ortaya çıkan korkunç iç durumun bir sonucu olarak; müdahaleci güç, bölgeden ayrılmanın aleyhine olacağını düşünerek bunun yerine, ilk baştaki niyeti öyle olmasa da, kendisini uzun süreli devlet inşası projelerine girişmek zorunda hisseder. (52)

Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri, 1963'te Ngo Dinh Diem'i devirmek için Güney Vietnam'da gizli rejim değiştirme operasyonuna yeşil ışık yaktığında; yetkililer, ülkeyi sarsan Budist Krizi’ne karşılık Güney Vietnam rejiminin istikrarını korumak için bunun gerekli olduğunu ileri sürerek operasyonu meşrulaştırdılar. (53) Ancak, Diem’e karşı gerçekleştirilen suikast ve bunun sonucunda Diem bürokrasisinin yıkılmasından sonra, ABD liderleri çok daha fazla kaynak harcayarak misyonu daha da genişletmiş, sonunda bir devlet inşası başlatarak Güney Vietnam'daki savaşı Amerikanlaştırmıştır. (54)

Yukarıda belirtilen sonuçlar, rejim değiştirme operasyonlarının kısa vadeli etkileridir. Dış politika hedefleri üzerindeki olası uzun vadeli etkiler daha da önemli olabilir. Kanıtlar, Amerika’nın rejim değiştirme operasyonlarına yönelik eğiliminin Kuzey Kore, İran, Çin ve Rusya gibi diğer ülkeler tarafından Amerikan dış politikasının nasıl görüldüğünü etkilediğini göstermektedir. Libya’daki Amerikan rejim değiştirme operasyonu sonrasında Kuzey Kore’nin nükleer karar alma süreci özellikle öğreticidir.

Kuzey Koreliler sadece nükleer silahların rejim değişikliğini önleyebileceği sonucuna varmış ve bu da nükleer programlarına devam etmelerini kolaylaştırmıştır. Kuzey Kore devlet haber ajansı, Muammer Kaddafi'yi deviren 2011 müdahalesine atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yapmıştır:

“Tarih, güçlü nükleer caydırıcılığın, yabancıların saldırganlığını engellemeye yönelik en güçlü değerli kılıç olarak hizmet ettiğini kanıtlamaktadır.” (55)

Bu sadece bir örnektir, ancak rejim değiştirme operasyonlarının artan kullanımı ile birlikte, her bir operasyondan kaynaklanan maliyet, daha geniş kapsamlı ve potansiyel olarak zararlı uluslararası etkiler üretmek üzere bir araya gelebilir.

Neden Rejim Değişimi?

Düşük başarı olasılığı ve rejim değiştirme operasyonlarına eşlik edebilecek maliyetli yan etkileri gösteren akademik araştırmalar göz önüne alındığında, bazı politika yapıcılar neden rejim değişikliğinin başlangıçta sağlam bir politika seçeneği olduğunu düşünmektedir? Aşağıda da vurgulandığı gibi, bazı yetkililerin rejim değişikliğinin çeşitli psikolojik eğilimler nedeniyle ucuz ve kolay olacağını düşündüğüne yönelik gittikçe artan bilimsel bir fikir birliği vardır.

Buna ek olarak, yabancı muhalefet hareketlerinin liderleri operasyonun olması gerekenden daha basit görünmesini sağlamak üzere motive edilmektedir.  (56) Gerçekten de, rejim değişikliğinin görünen kolaylığı cazibesini açıklayabilir. O’Rourke’nin açıkladığı gibi, yetkililer rejim değiştirmeyi çeşitli tartışmalı konuların çözümünü müzakere etmeye çalışmaktan daha kolay gördüklerinde, rejim değiştirme operasyonu politik bir araç olarak en dikkat çekici yöntem haline gelmektedir.

Politika yapıcılar genellikle, başarılı bir rejim değişikliğinin ne kadar olası olduğuna bakmaksızın, rejim değişikliğinin potansiyel dezavantajlarını görmezden gelmelerine ve yalnızca potansiyel faydalara odaklanmalarına yol açan zihinsel modellere güvenir. Yazar Aaron Rapport, rejim değiştirme operasyonlarını sürdürme eğiliminde olanların, hedefe ulaşmak için gereken adımlardan ziyade hedefin çekiciliğine nasıl odaklandıklarını göstermiştir. (57) Ayrıca, akademisyenler, politika yapıcıların rejim değişikliğine onay vermeden önce, operasyona yönelik hızlı başarıya ulaşma becerisine duydukları aşırı güvenin psikolojik bir zorunluluk olduğunu bulmuşlardır. (58)

Dominic D.P. Johnson ve Dominic Tierney, rejim değişikliği ile ilgili karar alındıktan sonra yetkililerin “olası maliyetler, faydalar ve sonuçlar hakkında yeni bilgilere... Özellikle seçilen (veya dayatılan) hareket tarzı ile çelişen veya bunu tehlikeye sokan bilgilere karşı daha az açık olduklarını” ifade etmektedir. (59)  Rejim değişikliği operasyonuna karar verdikten sonra, yetkililerin psikolojik inançları genellikle rejim değişikliğinin gerekli olduğu duygusunu yansıtacak şekilde güncellenir. Bu araştırmanın da gösterdiği gibi sorun, bu durumun rejim değişikliğinin kısa süreli ve basit olacağı konusunda aşırı iyimser varsayımlara yol açmasıdır. Kesin sonuca yönelik psikolojik ihtiyaç, operasyonun öngörülen kadar kolay olmayacağına dair sonraki kanıtları geçersiz kılmaktadır. (60)

Irak Savaşı'nın hızla sona ereceğini belirten eski savunma sekreteri Donald Rumsfeld, bu görüşün parlayan bir örneğiydi: “Beş gün ya da beş hafta ya da beş ay, ama kesinlikle bundan daha uzun sürmeyecek.” (61)

Diğer akademisyenler, temsil özelliği bulunmayan muhalefet hareketlerinin, müdahalecinin kendilerini iktidara getirmesi halinde, istediği hedeflere ulaşmasının mümkün hale geleceğine onu inandırma noktasında kendi aralarında nasıl rekabet ettiklerini de ortaya koymuşlardır. Yazar Melissa Willard-Foster, Yabancı Hükümetleri Devirmek: Rejim Değişikliği Mantığı adını taşıyan kitabında; yerel (muhalefet) liderlerinin, kendilerine yardım etmeye ikna etmek amacıyla (müdaheleci) süper güce ülkedeki durumu nasıl yanlış aksettirdiklerini açıklıyor. Willard-Foster şöyle diyor: “Yabancı bir gücün, güçlü ve marjinal olarak sempatik muhalefet gruplarını bulabilmesi halinde, rejim değişikliği maliyetinin düşük olacağını tahmin etmek daha olasıdır.” (62)

Gerçekten, O’Rourke’a göre, müdahaleci tarafından devrilmeye çalışılan hükümete karşı “mantıklı bir siyasi alternatif” tespit etme ihtiyacı, rejim değişikliğine girişen devletler için gerekli bir koşuldur. (63) Bu durum karar vericileri, muhalefet liderleri veya yabancı yöneticilerin neyin yapılması gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip olduklarını düşünmeye yöneltebilir. Bununla birlikte, bu insanlar genellikle kendi yeteneklerini önemli ölçüde abartarak politika yapıcılara duymak istedikleri şeyleri söylerler.

ABD Ordusu’nun Irak savaşı resmi tarihine göre, Irak Ulusal Kongresi'nin lideri ve 2003 Irak Savaşı'nın başlatılmasında kilit bir istihbarat kaynağı olan Ahmed Çelebi (AhmedChalabi), Iraklı sivillerin “ABD ve müttefik güçlerini geçit törenleri ile bayrak sallayarak ve demokratik hükümet için hevesle karşılayacakları” yönünde ABD’li yetkililerin ikna edilmesine yardım etmiştir. Bu tür güvenceler, Bush yönetim yetkililerine basit fakat ölümüne hatalı, güya uzun bir ABD askeri işgali gerektirmeyecek olan bir istila sonrası misyon sunmuştur. (64)

Amerikan yetkilileri genellikle, rejim değiştirme misyonu gerçekleştikten sonra yerel manzaranın nasıl görüneceğine dair büyük belirsizlik nedeniyle muhalefet liderleri ile ilgilenirler. Yeni bir hükümet kurma arzusuna odaklanan politika yapıcılar, mevcut hükümete karşı uygulanabilir bir alternatif önerecek çok fazla kanıt olmasa bile, yerel liderlerin Amerika'nın siyasi hedeflerini gözü kara bir şekilde destekleyeceklerine inanma eğilimindedir. Bu sonuçların doğası gereği belirsiz olduğunu tam olarak kavrayamamış olan politika yapıcılar, inancı aklın üstünde tutar; bunun yerine, sadece ortaklık için doğru yerel aktörü bulmakla ve ordunun uygun stratejiyi kullanmasını sağlamakla başarının gelmeyeceğini kabul etmeleri gerekir.

Yetkililer genellikle, rejim değişikliğinin ucuz ve kolay olacağına inanarak bu yola girer; bu, operasyonu yetkilendirmenin ön şartıdır ve müteakip tüm kararlar buna uyacak şekilde verilir. Böyle bir değerlendirme olmadan, bu tür operasyonlar en iyi ihtimalle bir zar atışına benzer. Ne yazık ki, zar nadiren bir kazanan üretir.

Sonuç

Rejim değişikliği operasyonlarının genellikle beslediği sorunlara ilişkin bu bilimsel fikir birliği göz önüne alındığında; politika yapıcıların, rejim değişikliği operasyonlarının gerçekte ne anlama geldiğini ve bu tür görevlerin karşılaşacağı zorlukları daha iyi anlamaları oldukça önemlidir. Bu çalışmaların sindirilmesi, hatta mevcut literatüre genel bir bakış, tipik rejim değiştirme operasyonunun daha net bir resmini ortaya koyacaktır. Bu şekilde, politika topluluğundaki kişiler açık sonuçları görebilecek ve bu çalışmalar onların, geleneksel olarak yabancı hükümetleri güç kullanarak devirmeye ilişkin tuzaklardan kaçınmaları için daha iyi hazırlanmasını sağlayacaktır.

Amerikalı yetkililerin daha iyi politik sonuçlar elde edebilmek için iki yaygın zihniyeti değiştirmeleri gerekiyor. İlk olarak, rejim değişikliği operasyonları siyasi olarak uygulanabilir gözüküyor; çünkü savunucuları, bunu minimum kaynak ve çaba ile önemli değişiklikler yaratabilecek hızlı ve kolay bir düzenleme olarak sunuyorlar. Tersine, yukarıda da gösterildiği gibi; rejim değişikliği operasyonları, genellikle uzun süren devlet inşası projelerine dönüşmekte veya önceden belirlenmiş hedeflere ulaşamamaktadır.

Bu nedenle, politika yapıcılar ve onlara tavsiyede bulunan askeri yetkililer, rejimin devrilmesinden sonra onlarca yıl sürecek bir kurum inşası görevini üstlenmek için kendilerini hazır, istekli ve muktedir görmeksizin rejim değişikliği misyonlarını savunmamalıdır. Bu tür operasyonlara, uzun ve maliyetli askeri konuşlandırmalara yol açabilecekleri öncülünden yaklaşmak, liderler için operasyonun nihai hedefinin Amerikan ulusal çıkarları için gerekli olup olmadığını veya kolay bir galibiyet için hayalperestçe bir girişimde bulunup bulunmadıklarını belirlemeye yönelik en iyi yoldur. Politika, uzun bir askeri konuşlandırma için gerekli olan sürekli can ve paraya değmeyecekse yeniden değerlendirme yapılması gereklidir.

Benzer şekilde, ABD'li yetkililerin yabancı ülkelerin Amerika'dan farklı önceliklere sahip olduğu gerçeğini ve mevcut liderliği değiştirmenin, bu öncelikleri ABD lehine değiştirmek anlamına gelmeyeceğini benimsemesi gereklidir. Ayrıca,  politika yapıcıların, yeni rejim altında anlamlı politika değişikliği gerçekleşmezse, rejim değiştirme operasyonu maliyetinin buna değip değmeyeceğini tespit etmeleri gerekmektedir.

Demokrasi ve insan hakları önemli değerlerdir; bu değerlerin dünya çapında yayılmasını isteyen liderlerin, (yabancı ülkelerde) politika değişikliği sağlamak için askeri olmayan araçlara yatırım yapmaya odaklanmaları gereklidir. (65) Siyasi liberalleşmeyi ve insan haklarının yurt dışında yükselmesini desteklemek Amerika'nın menfaatine olabilir, fakat bunun barışçıl yollarla ve güç kullanımının aksine sivil topluma sağlanacak destekle gerçekleştirilmesi gerekir.

Zorlayıcı olmayan dış politika araçlarını dış rejimleri devirmek için gizli ve açık girişimlerle beraber uyum içinde kullanmak, bu programların meşruiyetini azaltarak diğer birçok ülkenin Amerikan niyetlerine kuşkuyla bakmasına sebep olmaktadır. Gitgide, bu araçlar yalnızca nihai silahlı müdahalenin ilk adımı olarak görülmektedir. 

Yurtdışında demokrasiyi ve insan haklarını destekleme konusunda Amerika’nın sahip olduğu güçlü kapasiteyi sürdürmek isteyen politika yapıcıların, bu politikalar ile muhtemel rejim değişikliği operasyonları arasındaki bağlantıyı kaldırmanın bir yolunu bulmaları gereklidir. Dış rejimlere yönelik tehditlerin doğrudan sona erdirilmesi ve siyasi hakların yayılmasına yardımcı olmak için artan bir gündemin benimsenmesi de dâhil olmak üzere, militarize rejim değiştirme misyonlarını sona erdirmeye yönelik ortak bir çaba, uzun vadede Amerikan çıkarlarına en iyi şekilde hizmet edecektir. Bununla birlikte, bazı durumlarda, yabancı devletlerin iç politikalarını etkilemek mümkün olmayacak ve ABD yetkililer için en iyisi müdahalesizliği benimsemek olacaktır. Bu durumlarda, rejimler yerine tutumları değiştirmenin yollarını bulmaya odaklanılmalıdır.

Rejim değiştirme operasyonları, daha kullanışlı hükümetleri iktidara getirmek; daha güçlü demokratik kurumlar inşa etmek ve dünya çapında daha iyi insani koşullar yaratmak için uygulanabilir bir politik çözümmüş gibi görünse de, bu hedeflere ulaşmak için silahlı kuvvet kullanımı genellikle işleri daha da kötüleştirir. Birkaç başarılı vak'anın gerçekleşmesine izin veren özel koşulların, örneğin Almanya ve Japonya’daki gibi, yeniden ortaya çıkması pek mümkün görünmemektedir. Bunun yerine, daha geniş bir tarihsel ve sosyal bilimsel bakış açısı daha net bir model ortaya koyacaktır:

Dış güçler tarafından uygulanan rejim değiştirme operasyonları, güvensizlik yaratır, demokrasiyi zayıflatır ve çoğu zaman trajik insani sonuçlar doğurur. İnsani yardım ve rejim değiştirme operasyonları arasındaki bağlantının ortadan kaldırılmasının yanısıra, demokratik ve insani hedefler için askeri olmayan yöntemlerin kullanılması, daha fazla politik özgürlüğü teşvik etmek için elzemdir. Buna karşın, yabancı hükümetleri devirmek için sürekli güç kullanımı, ABD'ye karşı tepkiye yol açacak ve Amerikan çıkarları için daha fazla aksaklık yaratacaktır.

Benjamin Denison / 6 Ocak 2020, Cato Institute

Analizin tamamı için tıklayınız.





Tamer Güner, 06.03.2020, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri




Dipnotlar:

1. Patrick Porter, “Why America’s Grand Strategy Has Not Changed: Power, Habit, and the U.S. Foreign Policy Establishment,” International Security 42, no. 4 (2018): 9–46.
2. William J. Clinton, A National Security Strategy of Engagement and Enlargement (Washington: White House, 1994), pp. 18–19, http://nssarchive.us/NSSR/1994.pdf.
3. George W. Bush, The National Security Strategy of the United States of America (Washington: White House, 2002), http://nssarchive.us/NSSR/2002.pdf.
4. Barack Obama, National Security Strategy of the United States of America (Washington: White House, 2010), http://nssarchive.us/NSSR/2010.pdf.
5. Michael C. Desch, “America’s Liberal Illiberalism: The Ideological Origins of Overreaction in U.S. Foreign Policy,” International Security 32, no. 3 (2007): 7–43.
6. For instance, see Jessica Donati, Vivian Salama, and Ian Talley, “U.S. Push to Oust Venezuela’s Maduro Marks First Shot in Plan to Reshape Latin America,” Wall Street Journal, January 30, 2019;
Jason Rezaian, “Call Your Iran Policy by Its True Name,” Washington Post, July 30, 2019; and Megan Specia and David E. Sanger, “How the ‘Libya Model’ Became a Sticking Point in North Korea Nuclear Talks,” New York Times, May 16, 2018.
7. In other words, forceful democracy promotion’s goal is “to make the world safe for democracy.” See Tony Smith, America’s Mission: The United States and the Worldwide Struggle for Democracy (Princeton: Princeton University Press, 2012), p. 3. As political scientist Jonathan Monten explains it, “Democracy promotion is not just another foreign policy instrument or idealist diversion; it is central to U.S. political identity and sense of national purpose.” Jonathan Monten, “The Roots of the Bush
Doctrine: Power, Nationalism, and Democracy Promotion in U.S. Strategy,” International Security 29, no. 4 (2005): 112–56.
8. Examples of this argument related to Vietnam include Mark Moyar, “Was Vietnam Winnable?,” New York Times, May 19, 2017; and Lewis Sorley, A Better War: The Unexamined Victories and Final Tragedy of America’s Last Years in Vietnam (Orlando: Harvest, 1999).
9. Max Boot, The Road Not Taken: Edward Lansdale and the American Tragedy in Vietnam (New York: Liveright Publishing, 2018); and Seth G. Jones, “Averting Failure in Afghanistan,” Survival 48, no. 1 (2006): 111–28.
10. Larry Diamond, “What Went Wrong in Iraq,” Foreign Affairs 83, no. 5 (2004): 34–56; and Michael E. O’Hanlon, “Iraq Without a Plan,” Policy Review no. 128 (December 2004): 33–45.
11. To the extent that missions ever succeed, it often occurs when they aim for less expansive goals. Patricia L. Sullivan, “War Aims and War Outcomes: Why Powerful States Lose
Limited Wars,” Journal of Conflict Resolution 51, no. 3 (2007): 496–524.
12. Alexander B. Downes and Lindsey A. O’Rourke, “You Can’t Always Get What You Want: Why Foreign Imposed Regime Change Seldom Improves Interstate Relations,” International Security 41, no. 2 (2016): 43–89.
13. Downes and O’Rourke, “You Can’t Always Get What You Want,” p. 56. See also Stephen M. Streeter, Managing the 10 Counterrevolution: The United States and Guatemala, 1954–1961 (Athens: Ohio University Center for International Studies, 2000), pp. 223–24.
14. Paul Zachary, Kathleen Deloughery, and Alexander B. Downes, “No Business Like FIRC Business: Foreign-Imposed Regime Change and Bilateral Trade,” British Journal of Political Science 47, no. 4 (2017): 749–82.
15. Zachary, Deloughery, and Downes, “No Business Like FIRC Business,” p. 778.
16. Bruce J. Calder, The Impact of Intervention: The Dominican Republic During the U.S. Occupation of 1916–1924 (Austin: University of Texas Press, 1984), pp. 165–70.
17. Zachary, Deloughery, and Downes, “No Business Like FIRC Business,” pp. 757–59.
18. Daniel Berger, William Easterly, Nathan Nunn, and Shanker Satyanath, “Commercial Imperialism? Political Influence and Trade During the Cold War,” American Economic Review 103, no. 2 (2013): 863–96.
19. As Bush articulated it, “Freedom’s advance in the Middle East will have another very practical effect . . . The success of free and stable governments in Afghanistan and Iraq and elsewhere will shatter the myth and discredit the radicals.” George W. Bush, “Remarks by the President at the United States Air Force Academy Graduation Ceremony,” June 2, 2004.
20. For an explanation of this logic, see Robert Jervis, “Understanding the Bush Doctrine,” Political Science Quarterly 118, no. 3 (2003): 365–88.
21. Andrew J. Enterline and J. Michael Greig, “Perfect Storms? Political Instability in Imposed Polities and the Futures of Iraq and Afghanistan,” Journal of Conflict Resolution 52, no. 6 (2008): 880–915; Andrew J. Enterline and J. Michael Greig, “Beacons of Hope? The Impact of Imposed Democracy on Regional Peace, Democracy, and Prosperity,” Journal of Politics 67, no. 4 (2005): 1075–98; Jeffrey Pickering and Mark Peceny, “Forging Democracy at Gunpoint,” International Studies Quarterly 50, no. 3 (2006): 539– 60; and Christopher J. Coyne, After War: The
Political Economy of Exporting Democracy (Stanford: Stanford University Press, 2008).
22. Daniel Berger, Alejandro Corvalan, William Easterly, and Shanker Satyanath, “Do Superpower Interventions Have Short and Long Term Consequences for Democracy?,” Journal of Comparative Economics 41, no. 1 (2013): 22–34.
23. Bruce Bueno de Mesquita and George W. Downs, “Intervention and Democracy,” International Organization 60, no. 3 (2006): 627–49.
24. Kevin Sieff, “Interview: Karzai Says 12-year Afghanistan War Has Left Him Angry at U.S. Government,” Washington Post, March 2, 2014.
25. Sullivan, “War Aims and War Outcomes”; and Jennifer Kavanagh, Bryan Frederick, Alexandra Stark, Nathan Chandler, Meagan L. Smith, Matthew Povlock, Lynn E. Davis, and Edward Geist, Characteristics of Successful US Military Interventions (Santa Monica: RAND Corporation, 2019).
26. Alexander B. Downes and Jonathan Monten, “Forced to Be Free? Why Foreign-Imposed Regime Change Rarely Leads to Democratization,” International Security 37, no. 4 (2013): 129. Similarly, for other democracies engaging in regime change, they only succeeded between 5 and 15 percent of the time out of the 20 foreign-imposed regime change operations they undertook.
27. Downes and Monten, “Forced to Be Free?”; Jonathan Monten, “Intervention and State-Building: Comparative Lessons from Japan, Iraq, and Afghanistan,” Annals of the American Academy of Political and Social Science 656, no. 1 (2014): 173–91.
28. Downes and Monten, “Forced to Be Free?,” p. 121.
29. One example is the pursuit mentioned above of a possible regime change in Venezuela. Even though Venezuela was a functioning democratic state in previous decades, the breakdown of the state under Maduro has weakened institutions to the point where it is uncertain what institutions would look like under a new regime. Moisés Naím and Francisco Toro, “Venezuela’s Suicide: Lessons from a Failed State,” Foreign Affairs 97, no. 6 (2018): 126–38. On preconditions, see Benjamin Denison, “Strategies of Domination: Uncertainty, Local Institutional Strength, and the Politics of Foreign Rule” (PhD dissertation, University of Notre Dame, 2018); and Downes and Monten, “Forced to Be Free?”
30. James Dobbins, John G. McGinn, Keith Crane, Seth G. Jones, Rollie Lal, Andrew Rathmell, Rachel Swanger, and Anga 11 Timilsina, America’s Role in Nation-Building: From Germany to Iraq (Santa Monica: RAND Corporation, 2003), p. xxv.
31. Ironically for these arguments, however, the Special Inspector General for Afghan Reconstruction (SIGAR) reported that the United States had, as of 2014, already spent more money in Afghanistan than was spent on the entire Marshall Plan. John F. Sopko, “SIGAR Quarterly Report to the United States Congress,” July 30, 2014, p. 5, https://www.sigar.mil/pdf/quarterlyreports/2014-07-30qr.pdf.
32. David A Lake, The Statebuilder’s Dilemma: On the Limits of Foreign Intervention (Ithaca:Cornell University Press, 2016), p. 1.
33. Lake, The Statebuilder’s Dilemma; Michael Hechter, Alien Rule (New York: Cambridge University Press, 2013); David A. Lake and Christopher J. Fariss, “Why International Trusteeship Fails: The Politics of External Authority in Areas of Limited Statehood,” Governance 27, no. 4 (October 2014): 569–87; and Jörn Grävingholt, Julia Leininger, and Christian von Haldenwang, Effective Statebuilding? A Review of Evaluations of International Statebuilding Support in Fragile Contexts (Copenhagen: Ministry of Foreign Affairs of Denmark, 2012).
34. David. M. Edelstein, Occupational Hazards: Success and Failure in Military Occupation (Ithaca: Cornell University Press, 2008), pp. 23–24.
35. Paul D. Miller, Armed State Building: Confronting State Failure, 1898–2012 (Ithaca: Cornell University Press, 2013).
36. Lindsey A. O’Rourke, Covert Regime Change: America’s Secret Cold War (Ithaca: Cornell University Press, 2018), p. 73. Ironically, O’Rourke further notes that the regime change mission
failed to remain covert more than 70 percent of the time.
37. O’Rourke, Covert Regime Change.
38. Albert Lulushi, Operation Valuable Fiend: The CIA’s First Paramilitary Strike against the Iron Curtain (New York: Arcade, 2014), p. 66. For more, see O’Rourke, Covert Regime Change, pp. 137–45.
39. Dov H. Levin, “When the Great Power Gets a Vote: The Effects of Great Power Electoral Interventions on Election Results,” International Studies Quarterly 60, no. 2 (2016): 189–202.
40. Dov H. Levin, “A Vote for Freedom? The Effects of Partisan Electoral Interventions on Regime Type,” Journal of Conflict Resolution 63, no. 4 (2018): 839–68.
41. Levin, “A Vote for Freedom?,” p. 846.
42. Goran Peic and Dan Reiter, “Foreign-Imposed Regime Change, State Power and Civil War Onset, 1920–2004,” British Journal of Political Science 41, no. 3 (2011): 453–75.
43. Alexander Downes, “Catastrophic Success: Foreign Imposed Regime Change and Civil War,” paper presented at the Annual Meeting of the International Studies Association, New Orleans, 2010.
44. Hechter, Alien Rule; and Jeremy Ferwerda and Nicholas L. Miller, “Political Devolution and Resistance to Foreign Rule: A Natural Experiment,” American Political Science Review 108,
no. 3 (2014): 642–60.
45. O’Rourke, Covert Regime Change, p. 92.
46. Stephen R. Weissman, “What Really Happened in Congo: The CIA, the Murder of Lumumba, and the Rise of Mobutu,” Foreign Affairs 93, no. 4 (2014): 14–24; and Lise Namikas, Battleground Africa: Cold War in the Congo, 1960–1965 (Stanford: Stanford University Press, 2015).
47. Bethany Lacina and Nils Petter Gleditsch, “Monitoring Trends in Global Combat: A New Dataset of Battle Deaths,” European Journal of Population 21, no. 2–3 (2005): 145–66.
48. Reed M. Wood, Jacob D. Kathman, and Stephen E. Gent, “Armed Intervention and Civilian Victimization in Intrastate Conflicts,” Journal of Peace Research 49, no. 5 (2012): 647–60; and
Dursun Peksen, “Does Foreign Military Intervention Help Human Rights?,” Political Research Quarterly 65, no. 3 (2012): 558–71.
49. O’Rourke, Covert Regime Change, p. 95.
50. Dov H. Levin, “Voting for Trouble? Partisan Electoral Interventions and Domestic Terrorism,” Terrorism and Political Violence (2018): 1–17, https://doi.org/10.1080/09546553.2017.1383243.
51. Neta C. Crawford, “United States Budgetary Costs of the Post-9/11 Wars through FY2019: $5.9 Trillion Spent and Obligated,” Costs of War Project, November 14, 2018.
52. Denison, “Strategies of Domination.” 12 The views expressed in this paper are those of the author(s) and should not be attributed to the Cato Institute, its trustees, its Sponsors, or any other person or organization. Nothing in this paper should be construed as an attempt to aid or hinder the passage of any bill before Congress. Copyright © 2020 Cato Institute. This work by Cato Institute is
licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-ShareAlike 4.0 International License.
53. Leslie H. Gelb and Richard K. Betts, The Irony of Vietnam: The System Worked (Washington: Brookings Institution Press, 1979), pp. 86–92.
54. Andrew J. Gawthorpe, To Build as Well as Destroy: American Nation Building in South Vietnam (Ithaca: Cornell University Press, 2018), pp. 50–55.
55. Specia and Sanger, “How the ‘Libya Model’ Became a Sticking Point in North Korea Nuclear Talks.”
56. As O’Rourke states, “unlike most foreign policy strategies, regime change offers the possibility of altering the underlying preferences of a foreign government” so as to not rely on constant renegotiation or disputes over foreign policy goals. O’Rourke, Covert Regime Change, p. 5.
57. Aaron Rapport, Waging War, Planning Peace: U.S. Noncombat Operations and Major Wars (Ithaca: Cornell University Press, 2015).
58. Dominic D. P. Johnson, Overconfidence and War: The Havoc and Glory of Positive Illusions (Cambridge: Harvard University Press, 2004).
59. Dominic D. P. Johnson and Dominic Tierney, “The Rubicon Theory of War: How the Path to Conflict Reaches the Point of No Return,” International Security 36, no. 1 (2011): 20.
60. Jennifer Mitzen and Randall L. Schweller, “Knowing the Unknown Unknowns: Misplaced Certainty and the Onset of War,” Security Studies 20, no. 1 (2011): 2–35.
61. John Esterbrook, “Rumsfeld: It Would Be A Short War,” CBS News, November 15, 2002, https://www.cbsnews.com/news/rumsfeld-it-would-be-a-short-war/.
62. Melissa Willard-Foster, Toppling Foreign Governments: The Logic of Regime Change (Philadelphia: University of Pennsylvania Press, 2018), p. 39.
63. O’Rourke, Covert Regime Change, p. 6.
64. Joel D. Rayburn and Frank K. Sobchak, eds., The U.S. Army in the Iraq War, Volume 1: Invasion, Insurgency, Civil War, 2003–2006 (Carlisle Barracks, PA: Strategic Studies Institute, United States Army War College Press, 2019), p. 35. For more on Chalabi and the “Future of Iraq” program, see Nora Bensahel et al., After Saddam: Prewar Planning and the Occupation of Iraq (Santa Monica: RAND Corporation, 2008), pp. 31–33; and Thomas E. Ricks, Fiasco: The American Military Adventure in Iraq (New York: Penguin, 2006), pp. 56–57.
65. For an articulation of how nonintervention and other tools of foreign policy could promote these same interests, see Coyne, After War, pp. 181–93




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.




Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı