Adil Çelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adil Çelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2013 Perşembe

SA328/AÇ13: Toplumsal Talepler, Etkin Yönetişim ve Olumlu Etkileşim Dili; Diyalektik Duruş

“Birlikte yaşamanın temel koşulu olarak, çatışmacı dil dönemi, an itibarı ile sona ermesi gereken bir dönemdir.”


Toplumlarda kutuplaşmalar, kamplaşmalar bitmez. Bitmemesi de olağandır. Farklı bireylerin farklı amaçları vardır ve her birey bu amaçlara saygı duyulmasını ister. Peki, idare bu kutuplaşmaları, kamplaşmaları nasıl yönetmeli?

Yönetişimin neredeyse her ülkede ve toplumda şeffaflaştığı, bireylerin devlet erkinin doğrultmanlarından daha çok kendi taleplerini önemsediği ve bu talepler için gönüllü olarak gruplaştığı günümüzde, sosyoloji ve siyaset kurumları toplam insanlık geçmişine oranla görece daha rahat ve aynı zamanda çok daha hassas bir davranış biçimi geliştirmek zorundalar.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

SA271/AÇ12: Taksim/Gezi Parkı Fonetiği: Kavramlar, Postulatlar, Teoriler ve Gerçek

“Batı, İslamlaştırılan bir Türkiye istemiyor. Ki bu Türkiye sadece boş oturmayacak, aynı zamanda tüm Müslüman dünyasını birleştirecek.” 
Jirinovski


Sonsuz Ark'ın Güncel Notu:
Brezilya'da sahneye konan istikrarsızlaştırma senaryosunu 22 Nisan 2016 tarihli
SA2789/TG188: Bir Stratfor Propagandası: "Brezilya Skandalı: Değişim İçin Bir Şans" başlıklı çeviride, 29 Nisan 2014 tarihli SA654/ KY11-TG17: Çift Taraflı Eski CIA Ajanı Raúl Capote ve Venezuelalı Öğrencilere İsyancı Eğitimi başlıklı çeviri'de de Küba ve Venezuela'daki CIA operasyonlarını, 2013 Mayıs-Haziran ve Aralık aylarında ortaya konan Türkiye hedefli aynı senaryonun uygulama aşamalarını, aşağıdaki analizde okuyabilirsiniz. 
Seçkin Deniz, 23.04.2016 


'Hayâl Şehir' İstanbul’un olağanüstü güzel lacivert boğazı, 2013 baharının son aylarında iki derin gruplaşmanın alevlenen diliyle çatışırken, her şey her zamanki gibi karmakarışıktı. Boğazın altından ve üstünden zıt yönlere ilerleyen su gibi, insanlar ikiye ayrıldılar. Sürtündükleri yer Taksim Gezi Parkı’ydı. Şiddetli iki akıntıdan daha da güçlenen dip akıntıydı; ancak itiraz eden birkaç yüzyıldır yüzeyden giden akıntıydı. Sesleri farklıydı, amaçları farklıydı.

12 Mayıs 2013 Pazar

SA241/AÇ11: Türkiye’nin İç Politik Sorunları ve İngiltere’nin Mayın Stratejisi

“Türkiye ne Almanya’nın ne de ABD’nin dostluğuna güvenebilir; İngiltere ve Fransa’nın düşmanlığına da çok dikkat etmelidir.”



İç politikanın teknik ayrıntılarından dikkatini çekip, Türkiye’nin iç sorunlarına küresel politikaların teknik ayrıntılarından bakan biri ne görebilir? İzleklerde gezinirken muhtemelen 1793’te III.Selim’le başlayan reform hareketleri başarısızlığa uğrayan Osmanlı Devleti’nin, büyük bir hızla indiği  yüz yıllık düşüşün son  dönemlerini  de hatırlayacaktır.

Şaşırtıcı değil; yüz yıllık dip seyahati sonunda Türkiye, inişin aksine simetrik yüz yıllık çıkışının başlarında yine aynı sıkıntılarla meşgul görünüyor. İngilizler her zamanki gibi Türkiye’nin iç politikasını  her sonucu çatışma olacak şekilde kompoze etmeye  çalışıyorlar. Birazdan inceleyeceğiz; ancak önce simetrik tarihin tezimize uygun kısımlarını irdelememiz gerekiyor.

7 Nisan 2013 Pazar

SA223/AÇ10: Değişen İç Politika Araçları’nın İç Barış Sürecine Etkileri

Heyet-i Nasîha, Âkil İnsanlar Heyeti,  Hükümetin Çözüm Stratejisi, Muhalefet Partilerinin Çatışmacı Dili


“Herkesin birinci sınıf olduğu bir Türkiye inşa etmenin çabası içerisindeyiz.” 
Başbakan Erdoğan

Türkiye, çok boyutlu bir değişim sürecinden geçiyor. Değişiyor; yaklaşık iki yüz yıllık modernleşme/çağdaşlaşma ve aynı zamanda ayrışma dönemini büyük bedeller ödeyerek geride bırakıyor. Tarihte hiçbir toplumda çoğunlukçu bir talebe bağlı olarak sosyolojik değişim yaşanmadı, Türkiye de bu hususta istisna değil ve diğer ülkelerden görece çok daha avantajlı bir profil sergiliyor.

12 Mart 2013 Salı

SA203/AÇ9: Şiddet Sarmalı’na Çözümcü Bakış

"Şiddetin cinsiyetlere bağlı bir formunun olmadığı anlaşılsa da besleyici olmadığından, çatışma üretmediğinden medyada ya da akademik çalışmalarda gündem oluşturmuyor."

Formel, akademik bakışların toplumların yapısal sorunlarından kaynaklanan rahatsız edici davranışlarını kategorize ederken takındıkları tutum, çözümcü olmaktan uzak. Şaşırtıcı olan, çözüm teklifleri içermeyen bu bakışların sadece tespite yönelik zihinsel karalamalarla ekranlarda ya da herhangi bir medya ortamında ciddiye alınmaları. 

Çözüme yönelik önermeler içermeyen bu tespitlerin, sorunların çözülmüş olmasını ummak gibi irrasyonel beklentilerle topluma sunulması sorunları daha da karmaşıklaştırıyor. Ödenmemiş borçların listesini yapmanın o borçları ödenmiş yaptığını sanıyor olmaları, bu türden bakışların ne kadar palyatif ne kadar işlevsiz olduklarını da anlamamızı sağlıyor.

16 Şubat 2013 Cumartesi

SA181/AÇ8: Ahlak Dışı Talepleri Yasallaştırma ve Türkiye’de Toplumsal Talep Yetersizliği

"Cumhuriyet’in ilk yüzyılında hiçbir şekilde fikri sorulmamış bir toplumun ideolojik tüm saldırılara karşılık, sistematik olarak koruduğu, ancak yıpranmasına engel olamadığı birey, aile ve toplum yapısına yönelik yeni taleplerde bulunuyor olması umut verici."


“Toplumsal talepler nasıl oluşur?” Sosyolojinin bu soruya doğrudan verebileceği bir cevabı yok.. Çünkü; sosyoloji(1), kendi tanım sisteminde bu sorunun cevabını aramayı düşünmez. Bu soruya cevap bulmak sosyolojiyi bir bilim dalı olarak üretenlerin amacına aykırıdır. Sosyolojinin varlık sebebi toplumsal taleplerin oluşumunu irdelemek değil, toplumsal talepleri oluşturmak ve yönlendirmektir.

29 Ocak 2013 Salı

SA163/AÇ7: Erdoğan’ın İllegal Yapılanmalara Karşı Dalga Stratejisi

“Adil yargılamanın gerçekleştirilmesinden sorumlu olanlar daha neyi beklemektedirler? İnsanların daha fazla eziyet görmelerini mi?” 
06.01.2013, İlker Başbuğ, 26.GKB, Silivri



Türkiye, 25 Ocak 2013 Cuma akşamı 24TV’de, Başbakan Erdoğan’ın aşağıdaki sözleri sona erdiğinde büyük bir şaşkınlık içindeydi. Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde risk alarak kalemleriyle, sözleriyle hayatlarını ortaya koyanlar, darbe ve terör örgütü soruşturmalarına karşı çıkarak ‘eski’ ayrıcalıklı konumlarını sürdürmek için bu tür illegal yapılarla gizli organik bağ kuranlar, yakın-uzak herkes neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.

1 Ocak 2013 Salı

SA141/AÇ6: Erkler Topoğrafyası ve Kalibrasyon Sorunları

" Başbakan haksız değil. Meritokratik bir yapı tüm ülkeleri ele geçirmiş durumda ve Başbakanın bu çıkışı onları tedirgin ediyor."


Global denge noktalarına ve bu noktaların lokal bağlantılarına çarpan etkisi yapan bir tartışma, 2012 Aralık ayında Türkiye’nin politik gündemini yalayıp geçti. Atlantik okyanusunun kuzey doğu ve kuzey batı kıyılarında, başkentlerde tedirgin bir rüzgar esti. Türkiye demokrasisinde ‘Erkler Ayrılığı’nın tehdit altında olduğunu düşünen medya mensupları şaşkınlık gösterisinde bulundular.

18. Yüzyıldan beri özgürce tartışılamayan ve halen dayatılan yönetim biçimleri ve sistemler toplumların ve düşünürlerin baskı altında olduğunu gösteriyordu. Başbakan Erdoğan’ın “Kuvvetler ayrılığı zaman zaman önümüze bir engel olarak çıkıyor!” şeklindeki serzenişi, ekonomik krizlerle, diktatörlüklerin yıkılmasıyla sarsılan dünyada yeni bir sorgulama seansının başladığına dair korkular üretti.

4 Aralık 2012 Salı

SA115/AÇ5: Türkiye’nin Etnik Uşakları: Kürtler, Zazalar, Araplar ve Lazlar

"Modern uşaklar, paralı köleler olarak söz konusu etnik gruplar prangalarından kurtulmayı talep etmekten asla vazgeçmeyeceklerdir!"



Farkındalık oluşturan, algıları seçmeye zorlayan ve yerleşik algıları rahatsız eden uzun bir soru sormak istiyorum:

“Bütün büyükşehirlerde ve Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’in tarıma elverişli tüm kentlerinde ve İç Anadolu’nun tüm küçük ve büyük yerleşim yerlerinde, özetle Doğu ve Güneydoğu dışındaki tüm bölgelerde, halkın alışveriş yaptığı pazar esnafının, inşaatlarda çalışan ustaların ve amelelerin, fırın, lokanta, eğlence yerleri ve otellerde çalışan her türden işçi ve temizlikçinin, atölyelerde çalışan tekstilcilerin, dericilerin, temizlik şirketlerinde asgari ücretle çalışan işçilerin, balıkçıların, hamalların, korumalık ve ayak işleri diye tabir edilen işlerde istihdam edilenlerin, meyhanelerin, kumarhanelerin ve seks endüstrisinde görünür rollerde bulunanların ve en son mafya üyelerinin (Kurtlar Vadisi vb dizilerdeki ve Mafya filmlerindeki rol modeller minyatür birer örnektir) en çok hangi etnik gruplara dahil olduklarını hiç düşündünüz mü?”

1 Kasım 2012 Perşembe

SA92/AÇ4: Dışa Bağımlılık; İç Politik Kurguların Değişmeyen Karakteri

"Türkiye iç politik kurguların dışa bağımlı karakterini terk etmelidir."


Britanya Krallığı’na ait medya organlarının -BBC, The Guardian, The Economist, Financal Times, vd.-, Almanya Cumhuriyeti’ne ait medya organları -Die Velt, DW, Der Spiegel, vd.- ile ortak yayınlarına Amerika Birleşik Devletlerinin  medya organları -CNN, WSJ, NYT, vd.- destek vermeye devam ediyor. Konu; Türkiye ve Kürtler, Sünniler ve Aleviler, İslamcılar ve Laikler. Tipik bir ayrıştırma operasyonu.

Türkiye’nin Osmanlı Devleti’nden devraldığı kötü bir miras var. Coğrafi konumu gereği, dünyanın çıkar çatışmalarının merkezinde olan Türkiye’nin iç politika sorunlarının hemen hiçbirisi iç politika konusu olarak tasvir edilemez.

10 Ekim 2012 Çarşamba

SA76/AÇ3: Terör Örgütü Lideri Serbest Bırakılmalı mı?

"Türkiye, 100 yıllık bir ayrışma sürecini sona erdirmek üzere."


Liberallerin sıklıkla sertleşerek totaliter bir tonda çıkmaya başlayan seslerine ek olarak, sosyalistlerin sürgit bir deformasyonla salt ulusalcı bir sıkılaşma ürünü olan sesleri sistematik bir dar alan oluşturunca, Türkiye’nin sorunları tipik milliyetçi kilitlenmelerle, tahrik sınırını aşan anlık tepkilerle fokurdayıp duran bir deney tüpüne doldurulmuş oldu.

Kasım 2002’den beri kesintisiz iktidar sorumluluğu taşıyan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin neo-liberal çizgileri kalınlaşan politik söylemi, zaman zaman ‘Irkçı Milliyetçilik’ temelinde siyaset yapmayı amaçlayan Milliyetçi Hareket Partisi ile Barış ve Demokrasi Partisi’nin söylemlerindeki dalgalı seyre de ayak uydurmakta sakınca görmüyor.  Hükümet Kürtler’in hak arayışına iliştirilen terör sorununa çözüm bulmak adına kendisini diyaloğa zorunlu hissettiği için yalpalıyor ve güven kaybediyor.

16 Eylül 2012 Pazar

SA62/AÇ2: Dershanelerin Eğitsel, Ekonomik, İdeolojik Boyutları ve Toplum

"Dershaneler, ideolojik anlamda merdiven altı enjeksiyon işlemlerinin yapılacağı yerler olmaktan; ancak okulların eğitim kalitesi arttırılarak kurtarılabilir. "


Eğitim, aile, okul ve toplum trigonunda ömür boyu devinen ve içerik olarak çeşitlenen, bireyleri olumlu ya da olumsuz zihinsel dönüşümlerle yoğuran bir süreçtir. Eğitim'in temel amacı da, kurgulanmış sistem algısına göre, bireylerin zihinlerinin nasıl şekilleneceğini planlamak; nesillerin düşünme biçemlerini oluşturmak, neyi, nasıl düşüneceklerini onlara öğreterek müdahale etmektir. Doğal olarak zihinsel müdahalenin gerçekleşmesi için tasarlanmış bir ideolojiye ve realizasyon için de paraya ihtiyaç duyulur.

Resmi ya da özel eğitim kurumlarının örgün/örgün olmayan okul ve dershane olarak tanımlandığı ülkemizde geçmişte yaşanmış olan ve hâlen de devam ettiği açıkça anlaşılan ideolojik çatışmaların, eğitimin eğitsel ve ekonomik profilini olumsuz etkilediğini biliyoruz.

1 Eylül 2012 Cumartesi

SA50/AÇ1: İç Politika'da Neler, Kimler ve Çıkar Grupları

"Kimler, neleri konuşacak? Türkiye, bunları tartışacak, kararlaştıracak yetkinliğe ulaşmış görünmüyor.  Düşünürlerin ve uzmanların yetkin olmaması, sorunu daha da uzun ömürlü kılıyor."


'İç Politika'nın konuları nelerdir ve bu konuları kimler konuşabilir, kimler konuşmalıdır, kimler konuşmamalıdır, kimler konuşmaktadır, kimler konuşamamaktadır?

Cümlede nesneye sorduğum bir tane 'Neler', yükleme sorduğum beş tane 'Kimler' var. Neler'i ve 'Kimler'i herkes çok iyi biliyor. Herkesin bildiği, ancak neredeyse hiç kimsenin önemsemediği bu cevapları tartışalım ve durumu netleştirelim.

İç Politika'nın temel konuları, eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim, enerji, medya, ekonomi, güvenlik , kentleşme ve bu konuların ürettiği sorunlara yönelik çözüm perspektifleridir ve bu konularla arz-talep ilişkisi olan herkes konuşabilir.

Seçkin Deniz Twitter Akışı