Tiffany'de Kahvaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tiffany'de Kahvaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2015 Perşembe

SA2061/KY9-NK87: Arkadaşım Oruç

"Kalbim bütün rüzgârlara açık; arkadaşım oruç beni rüzgârın kanatlarında gezdiriyor şimdi…"


Akşamüzeri, iftar saati yaklaşıyor. Etraf sessiz. Eve giden yolda gözümü kapatıyor ve ağır ağır yürüyorum. Birden, yıllar önce Fevziye ile Ordu sahilinde yürürken sohbet edişimiz düşüveriyor aklıma. Hatta bir fotoğrafımız bile var o zamanlardan kalan; poz vermemişiz, sohbet ederek yürüyoruz öylece; sakin ve huzurlu. O an, Fevziye’yi yanımda hissediyorum ve onunla birlikte devam ediyorum yürümeye.  Eve giden kısacık yol, muhtasar bir ömür dökümü; sayısız hatıradan geriye kalan Allah’ın (Tebâreke ve Teâlâ) bahşettiği şefkat, sadakat ve sevgi…

Geleceği bilmemenin büyük bir armağan olduğunu düşünerek yürümeye devam ediyorum…

12 Kasım 2015 Perşembe

SA2029/KY9-NK86: Gerçek, Ayaz Kadar Keskin

“Gerçek hâlâ mutlaktır. Her ne kadar ayaz kadar keskin, tahmin ettiğinizden daha acı verici ve herhangi bir yalandan daha dayanılmaz olsa da”


Teşhis, şok, acı, keder ve geride kalan üç yıl. Evet, tam üç yıl geçti kanser teşhisi konulmasını üzerinden; koskoca bir üç yıl…

Herkesin hayatında korkuyla yüzleşmesi gereken dönüm noktası, bende sanırım kanserle oldu. Bu musibetle sınandığımda, okuduğum, bildiğim, öğrendiğim hiçbir şeyin bana yardımının dokunmadığı ve hatta yük olduğu yalnız ve çaresiz vakitler geçirdim. 

5 Kasım 2015 Perşembe

SA1996/KY9-NK85: Bilmeyi İstemediğim Şeyleri Öğrendiğimde Hep Hasta Olurum

"Hayır, hiç kimseyle ilgili bu kadar çok bilgiye ihtiyacım yok. Bu beni hasta ediyor." 

Lula Carson McCullers

“Yürek yalnız bir avcıdır” filmini Mücella’nın tavsiyesiyle seyretmiş ve çok tesirinde kalmıştım. Lula Carson McCullers filmi çekilen romanını daha gencecik bir kızken, yirmi üç yaşında yazmış.

Filmi seyrettikten sonra tevafuken eski dergilerimin birinde hayat hikâyesine rastladım. Gördüm ki, elli yıllık ömründe, sayısız gönül kırgınlığı, sayısız acı yaşayan bu kadınla farklı zaman dilimlerinde benzer şeyleri yaşıyor ve aynı duyguları hissediyorduk.

29 Ekim 2015 Perşembe

SA1963/KY9-NK84: Algı Kapıları ve Akupunktur

"Tek tek hesap vereceğiz Allah’a, yaptıklarımız ve yapmadıklarımız için tek tek hesap vereceğiz. İşte “ben”in hakikati bu…"


Yazıma, oldukça zorlu bir kontrol dönemi oldu diye başlayıp, tetkik, tahlil ve bekleme sürecini uzun uzun anlattıktan sonra yazdıklarımı baştan sona sildim.

Önemli olan netice ve o da: “Temiz!”

Bu zorlu ve zahmetli aşamaların her birinde Allah yine melek gibi insanlar yolladı, Kadri Hocam, Süleyman Hocam, Fevziye, Zekiye, Mücella, Atila, Afak, Ebuk, Elif, Bilge, Ayşenur…

22 Ekim 2015 Perşembe

SA1930/KY9-NK83: Menim Balaca Mutfağım

"Kadının kıymetini en iyi idrak edebileceği yer mutfak bence, hem ailenizle, hem kendinizle olabildiğiniz, sevgiyle üretebildiğiniz müthiş bir yer mutfak."


Üniversiteye başladığımda on altı yaşındaydım. Demek ki çevremdeki öğrencilerin neredeyse hepsi benden en az iki yaş büyüktü. Üniversiteye tek başıma gelmiş, yurda kaydımı kendim yaptırmış ve kimseden yardım istememiştim.

Yeni insanlar tanıyordum ve insanların verdikleri sözde durmayacaklarına ve çoğu zaman menfaat hissiyle hareket edebileceklerine o zamanlar inanmıyordum.

15 Ekim 2015 Perşembe

SA1888/KY9-NK82: Eloğlu

"İnsan aynı yastığa baş koyduğu bir insana “Eloğlu” der mi hiç? Ya da şöyle sorayım “Eloğlu” ile aynı yastığa baş koyar mı insan?"



Evde uzun süredir tamirat, tadilat işleri var. Ev sahibimiz Memet Abi, kombi, balkon penceresi, vs. yaptırıyor. Yalnız bu işler esnasında kesilen demirlerden yükselen sesler benim tahammül sınırlarımı zorluyor. O işleyen makine seslerini duyar duymaz kalbimden başlayan ve bütün bünyeme yayılan elektrik veriliyormuş hissi ellerimin acı ve ağrısını bir anda on katına çıkarıyor.

Nöropatik ağrı böyle bir şey demek ki…

8 Ekim 2015 Perşembe

SA1855/KY9-NK81: Alacakaranlık Kuşağı

"Kim ayıltacak o zaman alacakaranlık kuşağında baygın dolaşan bu ülkeyi? Kim?"



Pazartesi Algoloji bölümüne gittim. Randevum 11’de olmasına rağmen o saatte almadılar. Dışarıda uzun bir kuyruk ve tek bir bank var. Ayakta yarım saat kadar bekledim fakat oksijenim tükenmeye başlamıştı sanki. Kendimi biraz toparlayıp sekreterliğe geçtim.

Başımın döndüğünü söyleyerek ne zaman çağıracaklarını sordum. Görevli Bey “Bekleyeceksiniz” derken, arkamdan “Hasta kendisini iyi hissetmiyorsa hemen alın” diyen bir ses duydum. Döndüğümde doktor olduğunu tahmin ettiğim sesin sahibi koridora doğru hızla çıkıyordu. Evet o doktormuş.

1 Ekim 2015 Perşembe

SA1825/KY9-NK80: Hayata Devam

"Tıpkı havalanamayan bir balonun uçmasını sağlamak için ağırlıkları atmak gibi bir şey bu… Birer birer ruhun yüklerini atıp sizi gerçekten özgürleştiren bir öğrenme süreci…"


Atila ve Mehmet’le gittik bugün Hacettepe Onkoloji ’ye. 

Ankara’ya kış gelmek üzere; hava soğuk ve yağmurlu… Üzerini stickerla süslediğim yağmur çizmelerimi giyinmek için mükemmel bir hava:)

24 Eylül 2015 Perşembe

SA1798/ KY9-NK79: Faşist Tümör

"Allah ne derse o olacak! O neyi murad ediyorsa o olacak! Gerisi laf-ı güzaf!"


Üç aylık kontrollerim başladı ve On Dokuz Mayıs Hastanesi ile yeni taramalara Bismillah dedik.

Hacettepe’de bazı tahlilleri yaptırmak neredeyse imkânsız gibi. Mesela mamografi için randevu almanız gerektiğinde şunu söylüyorlar: “Randevuyu en erken bir yıl sonraya veriyoruz dolayısıyla veremiyoruz. Siz dışarıda çektirin”

17 Eylül 2015 Perşembe

SA1768/KY9-NK78: Kanser; Uzun Bir Veda

"Dinlenmen gerektiğinde şefkatli bir el gelip üzerini örtecek ve sen derin ve huzurlu bir uykuya dalacaksın. Korkma!"



Renklere, kokulara, eşyalara ait görüntüler canlanıyor zihnimde, bazısı bulanık, bazısı berrak…

İnsanlar sonra, zihnime ve ruhuma çağıldayarak akan su misali duru olarak yansıyan insanlar, ne güzel görüntüler… Onları her gün biraz daha çok seviyorum…

İflah olmaz bir romantik ve fakat bazen korkunç bir asi olan ruhum, sessizliği keşfediyor ağır ağır… Hayatın gürültülü kabuğunun altında yatan sessizliği…

10 Eylül 2015 Perşembe

SA1739/KY9-NK77: Bir Melek Beni Susturdu

“Sen şu anda tedavin için bir yol arıyorsun ve onu bulacaksın, burada ya da değil”


Sabah bioenerji tedavisine gitmek üzere otobüse bindiğimde, Melek Hanım'ın yardımcısından telefon geldi. “Doktor hanım artık sizi istemiyor, size çok kızgın” dedi yardımcısı. Nedenini sorduğumda, “Siz yalancısınız, şu gelecek bu gelecek diyorsunuz gelmiyorlar, gazeteden röportaj yapacak dediniz gelip yapmadılar” gibi şeyler söyledi ve kati bir dille gelmememi söyledi.

3 Eylül 2015 Perşembe

SA1707/KY9-NK76: Lavanta Kokusu ve Gönül Dağı

"Herkes ve her şey, yolumun üzerine yeni bir bilgi öğretmek üzere Allah tarafından muntazam bir sırayla konmuş birer armağan."



Komşumuzun Almanya’dan gelirken hediye ettiği saç kurutma makinesini, öğrencilerin eşyalarını yok pahasına alan yurdun yanındaki bir tefeciye satmıştım en son.

Yalnızca birkaç öğün yemek ve birkaç kitap parası etmişti. Toklukla kitap arasında tercih yapmam gerektiğinde tercihimi kitaptan yana kullanırdım hep. Bu sefer “dengeli” davranmıştım ama... hem yemek, hem kitap vardı yanımda:)

20 Ağustos 2015 Perşembe

SA1664/KY9-NK75: People Have The Power

"Hayattan almanız gereken dersler, geçmeniz gereken sınavlar farklı olsa da, arayış ve isteklerinizin aynılığı, Allah’ın izniyle, sizi birlikte yürümek için esaslı bir yol arkadaşı yapıyor."



Patti Smith’i bu şarkısıyla tanımıştım. Daha sonraları Bush’u ve Irak işgalini protesto ettiğini, İsrail’in Lübnan’a saldırması esnasında, tahrip edilen ve çok insan kaybı veren Qana Köyünü anlattığı Qana şarkısından haberdar oldum.

Bir Amerikalı olarak vergileriyle İsrail’in silahlanmasına katkıda bulunmaktan rahatsızdı. Vergileriyle alınan İsrail bombalarının Qanalıları katletmesinden rahatsızdı.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

SA1639/KY9-NK74: Verimlilik Değil Bereket ve Hugo Chavez

"Alırken de verirken de aynı bolluktan, aynı bereketten istifade ediyoruz, eksilen bir şey yok hiçbir zaman, artansa çok şey…"



“Birçok insan sessiz bir çaresizlik içinde yaşamını sürdürüyor” der Henry David Thoreau. Doğrudur da, hepimizin türlü türlü çaresizliklerimiz var.

Milyonlarca insan bir dolu çaresizlik içinde kıvranıyor. Manen, geçmişte olanla “şimdi” ,“şu an” arasındaki korelasyonu doğru kuramayınca eski “çaresizliklerimiz” bizi yeni çaresizliklere götürüyor sanki…

5 Ağustos 2015 Çarşamba

SA1615/KY9-NK73: Daha Ölmedim

"Ben kanserim ve hayat devam ediyor, benimle, herkesle ve her şeyle birlikte devam ediyor."



Geçen gün bioenerjiye gitmeden önce, sabah erkenden Afak için yufka almaya gittim. Çünkü kahvaltıda gözleme yemeği seviyor, alıştığı özel bir kahvaltı stili var ve o düzen bozulsun istemiyorum.


Giderken yolda gördüğüm bir arkadaşım bütün iyi niyetiyle  “Bioenerjiye gideceksin, yorulacaksın. Aman ne olur ki bir gün de gözleme yemesin Afak, kendi hazırlasın kahvaltısını da, kocaman adam oldu artık, sen yorma kendini” dedi.

30 Temmuz 2015 Perşembe

SA1588/KY9-NK72: Akıl mı Kazanacak Sezgi mi, Bilmiyorum...

"Zihin her an, her durum için hummalı bir tercüme faaliyeti içindeyken, sezgi şerh düşmeden, tercümeye yeltenmeden “Sessizce beni takip et” diye fısıldıyor kulağımıza..."


Bugünlerde doktor arkadaşlarımla ve dönüşüyle Türkiye için kalbimde yeni bir umut uyandıran Efe’yle görüşmemek en iyisi galiba:)

Mücella’da, Şükran’da, Bilgin’de bioenerji konusunda fikir beyan etmediler. Sanırım pozitif bilim saflarında yer almayan bu disipline karşı çıktıkları ve fakat çaresizce sarıldığım bir ilaç olduğunu fark ettikleri için seslerini çıkarmadılar.

23 Temmuz 2015 Perşembe

SA1561/KY9-NK71: Biraz Pervasızlık Biraz Acele

"Muazzam bir doğruluk ve zamanlamayla işleyen hayatta bizi sarmalayan her olaya aynı doğrulukla bakabilmek biraz fazla enerji ve güç istiyor, bu gücün de yalnız ve yalnız Allah’tan olduğuna inanıyorum."


Bioenerji tedavisine başladım elhamdülillah.

Melek Hanım'la telefon konuşmamızda randevu saatiyle ilgili bir problem yaşadık önce. Biraz sinirli konuştuğunu fark ettim ve bu hoşuma gitmedi. Neredeyse tedaviden vazgeçmek üzereyken Galina bunun çok yanlış olacağını anlattı.

Sibirya’daki “Şifacı Şamanlar”ın da çok sinirli olabildiklerini hatta bazen hastalarına hakaret bile ettiklerini, ama neticede tedaviyi tam manasıyla yaptıklarını söyledi.

16 Temmuz 2015 Perşembe

SA1539/KY9-NK70: Mamaça Julia

“İçine akıttığın dertler seni hasta eder!”



“Başka bir dünya mümkün” ya da “Özgürlük hemen şimdi!” diyerek insanlığın müşterek şuurunu dile getirenlerin bol olduğu bir memleket Peru.

Özgürlük isteyenlerin hapislerde çürüdüğü bir memleket...

Mamaça Julia’da işte o memleketten. Çok sevdiğimiz Perulu kardeşimiz Teresa Zeynep’in Peru’dan hapishane arkadaşı.

10 Temmuz 2015 Cuma

SA1510/KY9-NK69: Eskilere Gittim Birden...

"Çok çok özel ve sihirli bir tecrübeydi yaşadığım, kelimelerle ifade edince kıymetini kaybedecek türden bir tecrübe…"


Kendi kendime, bir köşeye çekilip sessiz sedasız yazmak, yaraya neşter vurmak gibi; tedavinin başlangıç aşaması yani… O yüzden bazı şeyleri yazmak beni iyileştiriyor sanki…

Şimdi çalışırken meşhur İranlı muganni Googoosh’dan “Ayrılık” ı dinliyordum. Bu şarkıyı ne vakit dinlesem gurbette olan kıymetli insanların siluetleri bir bir geçer gözümün önünden. Şimdi tekrar onun o muhteşem "Ayrılık" yorumunu dinlerken gözlerim dolu dolu eskilere gittim birden.

2 Temmuz 2015 Perşembe

SA1479/KY9-NK68: Yalnızlık İnsanı Yorar

"Gece yıldızlar seni çağırır gökyüzüne. Ayın üzerindeki karartıları görürsün."


Atila baba ocağını ziyarete gitti bugün. Şimdi doğduğu yerlerde ailesi ve dostlarıyla birlikte, ne zamandır ertelenmiş bir ziyareti, sıla-i rahimi yapıyor çok şükür. Ailesini ziyaret edeceği için onu sevinerek yolcu ettim, ama şimdi şu saatte boş balkona bakarken...

Afak Barcelona maçını seyrediyor, ben bir yandan Paco de Lucía /Concierto Aranjuez/Adagio dinliyor, bir yandan da çalışıyorum.

Eski kupürlerin arasında bir şey bulmam gerekti az önce, aradığım şeyi bulamadım ama yıllar önce yazdığım “yalnızlık” yazısını buldum.

Seçkin Deniz Twitter Akışı