Zeynep Karataş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeynep Karataş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2018 Pazar

SA6130/KY70-ZK10: Lübnan Seçimleri: Düşük Katılım, Yüksek Propaganda

"Hizbullah ve müttefiklerinin daha çok büyük şehirlerde sandalye kazanması önemli bir sosyolojik detay olarak görünüyor. Olası bir İsrail saldırısına karşı Hizbullah’ın silahlı kanadına bir meşruiyet kazandıran İttifak, meclis toplam sandalye sayısının yarısından fazlasını aldı. Sünni parti Müstakbel ise sandalyelerinin üçte birini kaybetti."


Seçim propagandası döneminde yürütülen ağır retoriğe rağmen Lübnan halkı sandık yerine pikniğe gitmeyi tercih etti. Ülkeyi baştan başa kaplayan seçim afişlerine, atılan sloganlara, yapılan korku tüccarlığına, sponsorlu sosyal medya paylaşımlarına ve TV’lerde saatlerce süren seçim programlarına rağmen, yüzde 49 oranıyla, düşük katılımlı bir seçim gerçekleşti.

Bir tarafta dozajı yüksek bir heyecan, diğer yandan ise ilgisizlik. Değişim talebi olan seçmen, mevcut sistemde değişimin mümkün olmadığını düşünerek sandığa kayıtsız kaldı. Özellikle gençlerin ilk kez oy kullananlardan bazılarının yaşının artık otuzu bulmuş olması, değişimden umudunu kesmiş genç bir seçmen kitlesi yarattı.

10 Mayıs 2018 Perşembe

SA6111/KY70-ZK9: -Bu Bir Terk Etmedir!-

"Galiba yine önemli bir şeyleri buruşturup çöpe atıyor ve koşar adım gidiyorum."


-Bu bir terk etmedir!-

Bir yeri terk edip gitmek yurtsuzluğumu ve göçebe kimliğimi yüzüme vurdu hep. Bir şehirde barınamamak; bir adamda, bir işte, bir okulda… Yine gidiyorum, 90'lardan kalma bir şarkı kulağımda: "Giden aşklarımın ardından..”

İnsan gidince yenik mi sayılıyor, o yüzden mi insanlar raptolmuş astım krizlerine girdiği şehirlerde? Ne zaman bir şehri terk etmeye niyetlensem alnım yapışır otobüs camına. Uğurlayanım yoksa bile hüzünle bakarım dışarıya, ben uğurlarım şehrin sokaklarını, meydanlarını ve tabelalarını. Hele bir de şehirle beraber terk ettiğim başka kimseler ve şeyler de varsa tadından yenmez defolup gitmenin. 

6 Mayıs 2018 Pazar

SA6085/KY70-ZK8: Lübnan Seçimleri: 'Nazar Boncuğu' Lübnan’ı Savaştan Koruyabilecek mi?

"Lübnan seçimleri, Ortadoğu’nun yeni savaşının Lübnan’da olup olmayacağını göstermesi bakımından oldukça önemli."


Hem tarihsel dini/mezhebi bölünmüşlüğü hem de siyasi karmaşıklığı, Lübnan’ı adeta Ortadoğu’nun bir minyatürü haline getirdi. 

Bir düzineden fazla dini ve mezhebi fraksiyonun bulunduğu Lübnan’da, siyasi krizler ve ihtilaflar sebebiyle normalde beş yılda bir yapılan parlamento seçimleri yaklaşık on yıldır bir türlü yapılamıyordu. Yeni seçim yasasıyla ülkenin çoğunlukçu seçim sistemi yerini uzun tartışmalar sonucu nisbi temsil sistemine bıraktı. Lübnan’ın “1960 Yasası” olarak bilinen eski sisteminde partiler veya adaylardan en fazla oyu alan kazanıyordu. Eski seçim sisteminin en büyük dezavantajı, nüfus dengesi ve temsiliyet oranı arasında meydana getirdiği uçurumdu. Lübnan yeni seçim sistemiyle, 15 bölgede çeşitli ittifaklarla yapılacak ilk parlamento seçimlerine 6 Mayıs’ta gidiyor.

29 Nisan 2018 Pazar

SA6046/KY70-ZK7: The Intercept: Dumalı Çocukla Yapılan Röportajın Perde Arkası

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Rus-İran-Esat Rejimi ile Batı Medyası arasında BM ve diğer uluslararası kuruluşlar nezdinde, ABD-İngiltere ve Fransa tarafından temsil edilen Batı'nın tezlerine yönelik deliller ve bu tezlere yönelik karşı deliller üzerinden yürütülen propaganda savaşında yok olan bir devletten, kadınlardan, çocuklardan ve yaşlılardan oluşan kurbanların sadece birer diplomatik araç veya istatistik oldukları gerçeğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Rejimin Kimyasal silahlarla yaptıkları saldırıya maruz kalan Dumalı bir çocuğun ve babasının nasıl kullanıldığı ve Suriye-Halepli Blogger'in verdiği "Lütfen artık düşün yakamızdan!” şeklindeki tepki büyük resmin en gerçekçi yansımasına aracılık etmektedir.
Seçkin Deniz, 29.04.2018



The Intercept Gazetesinde, Rus Televizyonunun röportaj yaptığı çocukla ilgili Robert Mackey imzalı bir makale yayınlandı. Makalede, çocuğun Duma’daki kimyasal silah kullanımı ile ilgili görsellerin bir tiyatrodan ibaret olduğunu söylemesi ve bunun Rusya tarafından delil olarak kullanılması ele alınıyor.

“Arabi21” sitesi tarafından tercüme edilen raporda, çocukla yapılan röportajın, kimyasal silaha maruz kaldığı memleketi Duma’da değil de Suriye ordusuna ait bir üste Rus danışmanlar eşliğinde yapıldığına dikkat çekilmektedir.

26 Nisan 2018 Perşembe

SA6026/KY70-ZK6: Köpeklerin Şeriati

"Köpekler şeriata uygun havlıyor, bakkal şeriata uyduruyor borç defterini. Beni birileri ısrarla nizama sokmaya çalışıyor. Zaten saf saf hayaletler başka ülkelerin devrim kutlamalarından sıyrılıp kapıma geldiler geçen. Meğer başka ülkelerin kavgasına karışmışım bakkaldan kaçarken."


Annem arıyor, “Ne zamandır gelmiyorsun bizi görmeye hayırsız evlat!” diyerek sitem ediyor. "Tamam anne gelirim ilk fırsatta." diyorum. Hayırsız evlat mıyım, hayır! Yani evet. Yani bilmiyorum. Okul taksitlerimi ödediler sonuçta; biyolog oldum. Şimdi bir laboratuarda milletin sidiğini, dışkısını mercekliyorum. Okul taksitlerimi ödediler ve sonuçta ben biyologum. Bunun iyi bir evlatla ilgisi var mı bilmiyorum.

Annem arıyor, “Cumartesi geliyorsun bak, kelle paça yapacağım” diyor. "Bakarız." diyorum. Aslına baktığım bir şey yok, kelle paça iyi bir tercih değil anne. Balık çorbası yap sen. Egede yaşıyor annem, babam da annemgilde kalıyor bildim bileli.

23 Nisan 2018 Pazartesi

SA6007/KY70-ZK5: Suriye Devrimi'nin Başarısızlığa Uğramasından Kim Sorumlu?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Arap Baharı olarak yüceltilip sonrada üretilen kaosun ortasına küresel politikaların iştah çekici bir mezesi olarak bırakılan Suriye'deki özgürlük arayışının hazin öyküsüne dair kısa bir değerlendirme olarak net bir fotoğraf çekmektedir. Muhalifler ya da Özgür Suriye Ordusu tarafından ortaya çıkarılan her lider ABD-AB-İsrail-Rus-İran-BAE-Suudi işbirliği ile yok edilmiş ya da etrafı boşaltılmıştır... 
Seçkin Deniz, 23.04.2018


Suriye’deki devrim, başlangıçta rejimin reform yapmasını talep etmekteydi, ancak çok kısa sürede artık talep edilen şey rejimin devrilmesi oldu. Bu açıdan Suriye devriminin başarısızlığa uğradığını söyleyenler var. Çünkü ne barışçıl halk hareketi ne de silah gücü Esed rejimini yıkmayı başardı.

Suriye devrimi, başlangıcından bir birkaç sene sonra  kanlı bir iç savaşa dönüştü. Sonrasında da ülke bölgesel ve küresel bir çatışma alanı oldu. Ancak ülkede meydana gelen büyük yıkımlara, yüz binlerce mağdura ve milyonlarca mülteciye ve Esed’in meşruiyetini kaybetmesine rağmen bu rejim hala uluslararası arenada Suriye’yi temsil ediyor ve Suriye’nin devlet kurumlarını işletmeye devam ediyor.

19 Nisan 2018 Perşembe

SA5984/KY70-ZK4: Bizi Bu Hatırsızlık Bitirecek…

"Seni geçmişin labirentli yollarında aramış da çikolatasına iddiaya girmiş çocukluk arkadaşını 'düşünsel öteki’liliğe harcama."


İki kadın sarılıyor yıllarca görüşmemiş olmamın hasretiyle. Birbirlerinin yüzüne bakıp sonra gülümseyerek tekrar sarılıyorlar yılların açığını kapatmak istercesine. "Sen otur önce, yok vallahi önce sen otur" derken konu bıyıkları terlemiş oğullara, evlilik çağına gelmiş kızlara geliyor. Allah onları bağışlasın, iyi insanlara denk getirsinler de bittikten sonra konu ‘Eee ne olacak bu ülkenin hali?’ne geliyor…

Hüseyin Efendi de kahvehanede gazetesinden başını kaldırıp aynı vakitlerde aynı soruyu soruyordu karşı masadaki Rüstem’e. "Ne olacaktı bu ülkenin hali?... Yılların kahvecisi olayın gideceği yeri çok iyi bildiğinden hemen el atar; “Beyler çaylar çok taze!”

12 Nisan 2018 Perşembe

SA5942/KY70-ZK3: Tıkanmış Lavabo Boruları

"Biz iyi olursak, iyiyi istersek dünya da güzelleşir demiştim arkadaşlara. Ne kadar basit ve ama ne kadar iddialı bir söz."


I.

-Kafamın içinde car car konuşan bir kadın var-

Ne istediğimi bir türlü kestiremiyorum. Çocukları da al ve baba evine git diyorum kendime, sonra tam hazırlanıyorum, bir sigara yak öyle çık diyor içimdeki uyuşukluk. Sigaranın biteceğini anlayınca aceleye getirip bir sigara daha, bir sigara daha…

Gitmeyi bırak, mutfak masasına sımsıkı çivilenmiş kollarım kıpırdamıyor bile. Bacaklarım desen hiç varlığını hissettirmiyorlar. Bir küllük dolusu izmarit öylece duruyor önümde. Hani azaltacaktım ben bunu. Üstelik birazdan çocuklar çalar zili. Yemek de ister bunlar şimdi… Çocuklar neyse de kalkar gelir şimdi kaynana, nasılsa duymuştur olan biteni. Bir de ona açıklama yap, çıldırmışlığını cümlelere yansıtmadan, makul görünmeye çalışarak…Yok bütün bunlar şu halimle yapabileceğim şeyler değil.

5 Nisan 2018 Perşembe

SA5903/KY70-ZK2: Bahçedeki Ot Acıdır

"Aşırı dozda anlam da anlamsızlık da yan yana duruyordu dünya denen bu çerçevede."


I.

O gece yeterince ışıklandırılmış masasında oturan ünlü bir romancı olsaydım mesela. Tam da insanların oluk oluk sokağa çıktığı saatlerde yemek masasında her şey yarım bırakılmış, domates doğrarken parmağı kesilmiş, ama yara bandı yapıştırmaya gerek duymamış yüzlerce kadın sokaktayken… 


O gece romanın en can alıcı bölümüne gelmiş bir romancı olsaydım .Odasının duvarında klavyesinin sesi yankılanan, dünya yansa umurunda olmayacak bir yazar. Kahramanlarından birinin başına büyük belalar açmış ve bundan haz alan mütekebbir bir romancı; karakter yaratan, büyük aşklar yaşatıp zavallıca mezara gömen.

29 Mart 2018 Perşembe

SA5869/KY70-ZK1: -Eksik Kavgalarım-

"Söz konusu âli menfaatler olduğunda özenle hazırlanmış aidiyetleri, kimlikleri hunharca yedi bir kaplandan daha yırtıcı olan mahalleli. Gördüm. İnsan en çok bu çağın hayal kırıklığıydı belki de…"


I.

Hayatı uzun uçak yolculuğu yaparak geçen bir dostumdan duymuştum  'eksik uyku'yu. Uzun süreli uçuşlarla sarsılan zaman mefhumu bozardı uyku düzenini. Bazen, "Nasılsın?" diye sorduğumda: “Bir iki eksik uykum kaldı sonra normalleşeceğim.” derdi. Eksik uykularını itinayla tamamlar ve günlük rutinine ancak öyle geçebilirdi. 


Geçenlerde düşündüm; eksik bir şeyim var mı benim acaba? Sahi ben niye hiç önemsemezdim eksiğimi gediğimi. Belki de bu yüzden bir rutin tutturamıyordum. Sürekli ayağıma takılan ve yüreğimi burkan ve umursamadığım eksiklerim! Gerçi bazı insanların hobilerini, fobilerini anlatırkenki ciddiyetleri  beni hep şaşırtmıştır. Nasıl da eminler kendilerinden, sevdiklerinden, nefret ettiklerinden… Bana en sevdiğin renk nedir diye sorduklarında o an bir renk sevmem gerektiğini fark ediyorum. En sevdiğim şehir sorusunu boş bırakamıyorsam uzun uzun oyalanıyorum.

Seçkin Deniz Twitter Akışı