Mümtaz Bahri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mümtaz Bahri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2013 Cumartesi

SA237/MB8: Pozitivist-Ateist-Teist Köleler ve Feodal Endüstriler

İnsan aklı, Allah’ı, tek düşmanı ilan ederek kendisini laboratuarların sentetik kokularla dolu atmosferine mahkûm etti.


İnsan aklının perdelediği teknik bir sorun binlerce yıldır insanlık tarihini olumsuz etkiliyor. Aklın öne çıkarıldığı tüm mantık kurgularında ve denetimlerinde akıl tek etkin güç değil; ancak aldanmış akıl öyle sanıyor. Aklın başlattığı etkileşim alanına akıl dışı faktörlerin müdahalesini fark etmeyen/edemeyen insan aklı, ürettiği tüm önermeleri aklın ürünleri olarak tasnif ediyor, karmaşık, çelişkili sonuçlar karşısında haksız yere insan aklını da suçlayabiliyor.

20 Mart 2013 Çarşamba

SA211/MB7: Tradisyonal Gerginlikler ve Arayış Psikolojisi

İnsanın inşâsının bilgiyle mümkün oluşu, bilgiyi ve bilgi üreteçlerini önemli kılıyor. İnsanı bilgilendirme süreçlerinin tarih boyunca çatışma alanları olarak egemenlerin gündeminde sık yer bulmasının tek sebebi, bilginin ve bilgiye ulaşımın kontrolü ile tasarlanan insan profilini inşâ etme hakkını süreklileştirmekti. Sürekliliğin kesintisizlikle ilgisi, akıntıya kontrol dışı verilerin girmesini engellemeyi de zorunlu kılıyordu.

28 Şubat 2013 Perşembe

SA190/MB6: Kilise’nin Çöküşü/ Batılı Paradigmaların İflası

"Kilisenin vazettiği bütün değerler, karma bir din anlayışından besleniyordu ve kutsallaştırılarak dokunulmazlaştırılan duvarlarında büyük boşluklar vardı."



Bilgiye ilişkin manipülatif  paradigmalar değişiyor. Eğer elektronik iletişimin açtığı güçlü, akışkan, etkileşimli bilgi ağında bulunan ulaşılabilir bilgi türleri, hackerler aracılığı ile farklı manipülasyon teknikleri geliştirilerek engellenmezse, insanlık çok uzun bir geçmişi acımasız bir şekilde tarihin görünmeyen noktalarına gömecek gibi görünüyor. Papa XVI.Benedictus’un istifası, (Vatikan tarafından yayınlanan Annuario Pontificio ,‘Papalık Yıllıkları’na göre XVI. Benedict 265. Papadır) iki bin yıllık kozmopolit bir kültürün sonuna gelindiğini anlatıyor insanlığa. 

5 Kasım 2012 Pazartesi

SA96/MB5: ‘Arınmış Bilgi’nin Eşsiz/Tek Kaynağı


İnsan-Bilgi-Eser döngüsünde insan faktörünün öz/fıtrî olarak hiç değişmediği ve değişmeyeceği gerçeği, materyalist müdahalelere rağmen, bilhassa her materyalist müdahaleyi, kendiliğindenciliği, bilimin her an güncellenen, kuşkusu sıfıra yakınsayan bilgi birikimi ile bilgisizlik çukuruna gömen sürekliliğine tutunarak  ileri sürebilecek bir algı bütünlüğüne sahip olan 21. yüzyıl insanında kesin bir kanaat olarak yerleşmiş olacak.

Artık parlak bir ekrana parmaklarıyla dokunarak, sesiyle komut vererek ya da sadece düşünerek binlerce yıllık geçmişte yapmayı hayal ettiği çok şeyi yapabilen insan, failsiz bir fiilin mümkün olmadığını; tasarımcısız, yapıcısız bir eserden bahsetmenin ancak akıl dışı bir kurgu ile mümkün olabileceğini görüyor, aldatılmaktan çok uzakta görünüyor.

11 Ekim 2012 Perşembe

SA77/MB4: Kirli Bilgi’den Arınma’nın İlkeleri


Egemen medeniyet/uygarlık doneleri, ABD, Avrupa ve Rusya’nın, yani aşırı zengin G7 ülkelerinin bulunduğu üst medeniyet formundan ve parlak medeniyet formunun etkilediği, baskı altına aldığı, sömürdüğü ve dilediği zaman öldürdüğü insanların bulunduğu Filipinler’den Guantanamo’ya, Kolombiya’dan Afganistan’a, Bosna’dan Sincan’a, Kafkasya’dan Somali’ye, Kore Yarımadası’ndan Venezuela’ya, Güney-Kuzey Afrika’dan Çin-Japon Denizi’ne, Hind alt kıtasından Güney Amerika’ya ve Doğu Avrupa’dan, Orta-Güney Asya’ya kadar alt medeniyet örnekleminden elde edilerek nesnel bir analize tabi tutulduğunda, 19 ve 20. yüzyılların ürettiği uygarlık kurgusunun insana iyilik ve güzellik  vermeyi hedeflemediğini, Marxizm gibi yaygınlaşma, Nationalizm gibi sıkılaşma/arileşme/daralma  eğilimli sentetik ideolojilerin kapitalizme hizmet etmek ve her ırktan, dilden ve dinden insanı sömürmek için köleleştirmeyi hedeflediğini gösterecektir.

25 Ağustos 2012 Cumartesi

SA43/MB3: Medeniyetin Kırım Tarihi ve Çözümleyici Eşsiz/Tek Teklif


Hümanizmin, ateizm, agnostisizm ve dışavurumcu postmodernizmle birlikte ve 'insan merkezli' ilkelerle birbirine sarılı yoğunluklu iyilik ve güzellikle dolu bir dünya hayâli, insanı ve fikrini kırıma uğratan insan hırsını ihmal ederek, Tanrı'ya ve Tanrısal Gücü kullandığını iddia eden kişi, kurum ve sistemlere başkaldırırken yaşadığı travmalar sistematik bir perspektifle incelendiğinde, hümanistin etkileştiği, -tepkisel olarak da olsa- içinde bulunduğu insanlığa ait kümülatif Medeniyet Algısı'nın ve gerçekleşmiş Medeniyet Kurgusu'nun karşısında tıkanacağı pek çok konu olduğu görülecektir.

Medeniyet, insandan, bilgiden ve insanın bilgiyi kullanarak elde ettiği ürünlerden/eserlerden ve bu üçlü bileşimle birlikte insanların birbirleri ile, diğer canlılarla ve Tanrı (ya da tanrısal feonomenler) ile ilişkilerinden müteşekkildir. Barbarlığın ya da primitif (ilkel) davranış biçemlerinin insana ait kısımlarında bilgi önemli bir faktördür.

14 Ağustos 2012 Salı

SA32/MB2: İnsanın Kırım Tarihi ve Çözümleyici Eşsiz/Tek Teklif


İnsan türünü, 'Önyargılı Türcülük' periferisinde dolaşan ve bu periferiden ayrılamayan hümanistik yargıların ve kriterlerin sunduğu kurtuluş reçetelerine muhtaç kılan itici etkilerin yetersizliğinden bahsedebilmek için, insan türünün özgeçmişine dair çoğunlukçu ya da çoğulcu bir perspektif oluşturmak gerekmiyor; insan, kendisine ait hayat alanında, diğer türlerle de ilişkisini belirleyen her türlü dönüşüm paradigmalarını oluşturan tek dünyalı varlık olarak, iradesini etkileyen bütün olumlu/olumsuz iç ve dış etkenleri nesnel olarak incelemek zorundadır. Bunun için baş kaldırması gereken ilk ve tek şey Tanrısal bir güç değil, içinde biriktirilen çoğunlukçu ya da çoğulcu önyargılardır.

İnsanın öldürme duygusu, öğrenilmiş duygular grubundandır ve bu duygu geleneksel çoğunlukçu ya da çoğulcu önyargıların kurduğu sistematik baskı ile oluşur. Öldürme eylemini mümkün kılan da bu baskıya karşı duramayan insan iradesinin diyalektik çıkarımlar sonucu verdiği kararlardır. Öldürme duygusu ve sonrasında oluşan eylem, iradenin yenilgisini tarif eder ve gerçek yerine oturtur. Bu klasörde öldürme duygusunu terkip eden karşı durulmaz güç Tanrısal Güç değildir; aksine Tanrısal Güce sahip olduğunu düşünen ve bu gücü gerçekleşebilir olgularda birer olaya dönüştüren insan hırsıdır.

1 Temmuz 2012 Pazar

SA10/MB1: Fikrin Kırım Tarihi ve Çözümleyici Eşsiz/Tek Teklif



Tarih'in henüz keşfedilmemiş izlerini toprağın, okyanusların, lavların ve buzulların altında bıraksa da insan, atalarına ait arkeolojik, antropolojik ve filolojik izlerin ördüğü geçmiş bilgisini yorumlamak için yeterli veriye sahip görünüyor.

20. yüzyılın bitiminde, 21. yüzyılın, hümanizma merkezli yeni milenyumun postulatlarını oluşturacağına dair, romantiklerin yüksek bir beklentisi vardı. İnsan zihnine ait döngü, insan değişmediği için ardışık tekrarlarla 18 ve 19. yüzyıl romantikleri, 20. yüzyılın son yarısında,  19. yüzyılın son, 20. yüzyılın ilk dönemlerinde yaşayan baskın düşünme biçemi modernizme karşıt olarak konumlanan postmodern düşüncenin içine sızmışlardı ve önemli miktarda romantik, postmodern kurgularla modernizme diş biliyordu ve insan merkezli bir yeni bin yıl hayâl ediyordu. Oysa modernizm farklı formlarda tarihte gücünü sürekli korumuştu ve postmodern başkaldırı genetiği,modernite olmadan olamayacak olan bir ruh ikiziydi.

Seçkin Deniz Twitter Akışı