Musul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Musul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2024 Cuma

SA10928/MT292: Mezopotamya Dağlarından Kayıp Bir Dili Kurtarmak

      Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, New York Üniversitesi Deneysel Beşeri Bilimler Merkezi'nde disiplinlerarası bir akademisyen ve Yahudi Dili Projesi araştırma ortağı Ilana Cruger-Zaken'a aittir ve Yahudi atalarının Musul'daki varlığına ve bir zamanlar imparatorlukların ortak dili olan Aramice'nin hayatta kalan son kollarından biri olan atalarının Judeo-neo-Aramice'sini öğrenme arayışına odaklanmaktadır. Müslüman Gazze'de soykırım uygulayan İsraillilere tarih boyunca gösterilen Müslüman nezaketinin somut bir örneği olarak Musul'da ve daha birçok yerde Yahudilerin varlıklarını sürdürmelerine izin verilmesi dikkate değer inanç ve medeniyet farkını ortaya koymaktadır... Metin bize Filistin topraklarında Yahudi bir devlet kurmayı ana hedef olarak gösteren Siyonist ideolojinin gerçekleşmesi için Yahudilerin dünyanın her yerinden nasıl toplandığını, Filistinlilerin taşınan bu Yahudiler tarafından evlerinden nasıl kovulduklarını da belgesel niteliğindeki hatıralarla anlatmaktadır.
Seçkin Deniz, 23.08.2024, Sonsuz Ark

Recovering a Lost Language From the Mountains of Mesopotamia

"Bir akademisyen, bir zamanlar imparatorlukların ortak dili olan kadim bir dilin hayatta kalan son kollarından biri olan atalarının Judeo-neo-Aramice'sini öğrenme arayışını anlatıyor."

Babam lisedeyken, o ve en küçük kız kardeşi Sarah, büyükannem Esther'e okuma yazma öğretmeye karar vermişler. Kudüs'ün Qatamon mahallesindeki küçük dairelerinde oturuyorlardı. Bir zamanlar orta sınıf bir Filistin mahallesi olan ve Nakba sırasında Kudüslü ailelerin ilerleyen Siyonist güçlerden kaçması ve daha sonra evlerine geri dönmelerine izin verilmemesi nedeniyle boşaltılan Qatamon, 1950'lerde çoğunlukla Orta Doğu ülkelerinden gelen Yahudi ailelerle yeniden dolduruldu. Akşam yemeğinden sonra birkaç akşamı büyükanneme kalem tutmanın temellerini göstererek, çocukken okulda öğrendikleri gibi metal uçla kağıda nasıl işaret çizileceğini göstererek geçirdiler.

26 Nisan 2024 Cuma

SA10713/MT258: Irak'ın Kaybolan Çocukları

    Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Irak'ta serbest gazetecilik ve film yapımcılığı yapan Farah Adnan'a aittir ve Irak'ın kayıp çocuklarına odaklanmaktadır. "Irak'taki diğer pek çok çocuk, yeni askerler arayan silahlı gruplar tarafından kaçırıldı ya da mezhepsel anlaşmazlıklar yaşayan aileler tarafından fidye için ve hatta insan organı ticareti için alıkonuldu." diyen yazarın Iraklı milletvekili ve Parlamento Kadın, Aile ve Çocuk Komisyonu üyesi İbtisam El-Hilali'den aktardığı şu cümleler ABD'nin 2003'te başlayan Irak'ın işgali ile ortaya çıkan ve devletin yokluğunun net bir şekilde görüldüğü kaotik durumu özetlemektedir: "Organize suçlar Irak'ta, özellikle IŞİD döneminden sonra, mali şantaj, organ satışı ve cinsel saldırıya ek olarak, ticaret amacıyla Kürdistan bölgesine gitmek ve daha sonra başka ülkelere satmak [genellikle insan kaçakçılığı amacıyla] da dahil olmak üzere geniş çapta yayıldı. Bugüne kadarki istatistikler bilinmiyor." Irak IŞİD, Haşdi Şabi, PKK gibi terör örgütleri ile birlikte ABD'nin İsrail'in, Avrupa'nın ve İran Devrim Muhafızları'nın ürettiği cehennemde yaşamaya devam etmektedir.
Seçkin Deniz, 26.04.2024, Sonsuz Ark

The Disappeared Children of Iraq

"Çatışmalar azalmış olabilir, ancak çocuk kaçırma olayları pek çok kişinin refahını, çocukluğunu ve hatta hayatını elinden alıyor."

Haberler yürek parçalayıcıydı. Nisan 2023'te 7 yaşındaki Fayee Hussein kaçırıldı, tecavüze uğradı ve öldürüldükten sonra cesedi Irak'ın güneyindeki Basra'nın eski Mashraq bölgesinde çöpe atıldı. Mahalle yoksulluktan muzdariptir ve birçok insan gayri resmi konutlarda yaşamaktadır.

7 Aralık 2016 Çarşamba

SA3726/KY38-SevDur35: İslam İşbirliği Teşkilatı: Çözümsüz Toplantılar Birliği


Takdim

Bir buçuk milyarlık Müslüman dünyasının görünürdeki en büyük uluslararası temsilcisi olmasının yanı sıra, Birleşmiş Milletler’den sonra en fazla üyeye sahip bir örgüt: İslam İşbirliği Teşkilatı. Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü. 57 üyesi olan teşkilat, 1969 yılında bir Hristiyan’ın Mescid-i Aksa’yı kundaklama girişiminden sonra, Müslüman ülkelerin ortak tavır alması için kuruldu. Amacı, Müslüman ülkeler arasında sadece dini değil; ekonomik, siyasal, sosyokültürel gibi pek çok alanda işbirliği ve dayanışmayı arttırmaktı. 

Her üç yılda bir toplanan teşkilat, geçtiğimiz Nisan ayında 13. zirvesini İstanbul’da yaptı. Her toplantıda olduğu gibi İslam dünyasını ilgilendiren konular üzerinde duruldu, çeşitli kararlar alındı. Ve yine her toplantı sonrası olduğu gibi alınan kararların uygulanabilirliği konusunda kafalarda soru işaretleri bıraktı. Yıllardır sorulan soruyu tekrar etmek de bize kaldı: Bu teşkilat ne iş yapar?

30 Kasım 2016 Çarşamba

SA3698/KY38-SevDur34: 28 Şubat Mahkumlarına Sıra Ne Zaman Gelecek?


Takdim

28 Şubat sürecinde mahkum olan Müslüman tutukluların mağduriyetleri hala devam ediyor. Çoğunun yargı kararlarında FETÖ’cü hakimlerin imzası bulunmasına rağmen, yeniden yargılanma yolu açılmadı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kendilerine kumpas kuran hakim ve savcılarla yan yana hücrelerde kalıyorlar. İslam davası uğruna yattıklarını düşünüp bunca yıl çile dolduran mahkumlar için sabretmek artık o kadar da kolay değil.

“İçeride yaşadığımız acı ve hüzünlü hatıralar anı defterlerinde kalsın; varsa tarihin vicdanı günün birinde belleğindeki hüzün sarısı yaşanmışlıkları gün ışığına çıkaracaktır. Bir dava için yola çıkmış ve bunun için bedel ödemeye hazırdık. Çoğu zaman, tarih onları kaydetmese de, biliyoruz ki davalar genellikle bedel ödeyen isimsiz kahramanların omuzlarında yürür ve yükselir.”

23 Kasım 2016 Çarşamba

SA3673/KY38-SevDur33: Mülteci Çalışmalarını Kilise Yönetiyor


Takdim

Uluslararası Mülteci Derneği Başkanı Uğur Yıldırım, geçtiğimiz haftalarda Avrupa’nın önemli kentlerindeki mülteci kamplarını ziyaret etti. Ziyaretlerinin arasında Fransa’daki Calais kampı da var. Bugünlerde güney kısmının dağıtıldığı, yıkılıp yakıldığı haberleriyle gündemimize giren Calais kampıyla ilgili gelen bilgilere göre; 29 Şubat Pazartesi günü Lille İdare mahkemesi, Nord-Pas-Calais Valiliğinin kampı boşaltma kararını onayladı. Sebep olarak da devletin resmi ağzıyla ‘‘6000 mülteciyi o küçük alanda barındıramayız, imkanlar yetersiz” denildi. 

16 Kasım 2016 Çarşamba

SA3650/KY38-SevDur32: Musul ve Kerkük Türkiye’nindir



Takdim

Bin yıldan fazladır Türkiye ile aynı kaderi paylaşan Musul bölgesi yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu bölge bir plan dahilinde mezhep savaşlarına ve etnik çatışmalara sürüklenirken, parçalanan Irak üzerine yapılan kanlı hesaplaşmalar, bölge halkının acılarını katmerleştiriyor. Önce imal edip, sonra da def etmek için hazırlanan senaryonun yeni adı; Musul bölgesini DAEŞ’ten temizlemek. Türkiye’nin içinde olmasını istemedikleri Musul operasyonunu başlatan küresel güçlerin amacının bölgeye huzur getirmek olmadığı en baştan belli. Bölgede yaşayan Türkmenler ise Türkiyesiz bir operasyonun çözüm olmayacağı kanaatinde. 

Kerkük Türkmenlerinden olan Prof. Dr. Suphi Saatçi’yle bölgenin son durumunu ve Irak Türkmenlerini konuştuk. Başımın Tacı Kerkük kitabında “Kerkük’te petrol olmasaydı/ Bunca insan boğazlanmazdı/ Ve bunca yürek yanmazdı/ Kerkük’te petrol olmasaydı” mısralarıyla durumu özetleyen Saatçi, “O bölge Türkiye’nindi demiyorum, Türkiye’nindir diyorum” sözleriyle Türkmenlerin Türkiye’den beklentisine vurgu yapıyor.

30 Ekim 2016 Pazar

SA3592/KY37-AZ127: ‘Bilge Güç’ Müttefik Aramıyor

“Bilge güç”, torunlarımızı köle yapacak daha büyük hesaplaşmaları önlemek için bugünün savaşını vermemiz gerektiğini kavradı, bu ülkeyi -bilge Kızılderili’nin dediği gibi-babamızdan miras değil, torunumuzdan ödünç aldık...


Türkiye’nin 15 Temmuz sonrasında girdiği süreç, dış güçlerin üzerindeki tüm algı operasyonlarını ve devamındaki kanlı darbe teşebbüsünü püskürtmüş “sokaktaki insan"ın, ana politikalarda ağırlığının artacağını göstermektedir.

Hiçbir siyasi kadro, 15 Temmuz’da 18 saat süreyle “fiilen yok olan” devleti “sokaktan alıp meşru makamlara teslim eden” insanların ortak düşüncesini görmezlikten gelerek hareket edemez.

26 Ekim 2016 Çarşamba

SA3579/KY37-AZ126: MUSUL-KERKÜK: Bu kez Türkiye de Var...

"Ama gerçek, Türkiye’nin 20’nci yüzyılın aksine bu bölgedeki güçlü varlığıdır."


Takvimlerin 1860’ları gösterdiği günlerde dünya petrol üretiminin yüzde 90’ı Bakü’de gerçekleşiyordu, aynı günlerde, Romanya’da ilk petrol kuyusu devreye sokulmak üzereydi, ilerleyen yıllarda Bükreş, dünyada ilk sokak lambaları ile aydınlatılan kent olacaktı!.. 20’nci yüzyıla ilerleyen süreçte, dünyanın petrol dengeleri Bükreş-Bakü hattında şekillenirken, Amerika kıtasında yaşanılan gelişmeler ABD’yi de dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ülke konumuna taşıyacaktı...

Bu nedenle, hep, jeolog George Bernard Reynolds’un,patronu William Knox D’Arcy’nin Londra’dan gelen telgrafını bir kenara koyup, çalışmalarını sürdürmesinin Ortadoğu’nun kanlı tarihine katkısını düşünmüşümdür.

SA3578/KY36-CK114: Türklerin Vizeyle, Batılı Makamların ise Terbiye ile İmtihanı...

"Türkiye'de muhalif olarak bilinen gazeteciler konusunda ifade özgürlüğü konsepti altında verilen destek, ne yazık ki diğer görüşlerde olan kişilere sunulmuyor."


Alev Alatlı, Ayşe Böhürler, Latife Tekin ve Orhan Miroğlu'nun Frankfurt Kitap Fuarında konuşmacı olacağı "Kısık Sesler" isimli panelin moderatörü olmam için davet aldığımda büyük bir gurur yaşadığımı itiraf etmem lazım. Hayranlıkla okuduğum, Türkiye'nin farklı renklerini yansıtan bu değerli yazarların Frankfurt'ta uluslararası bir dinleyici kitlesine seslenecekleri bir etkinliğin parçası olmak beni ziyadesiyle mutlu etmişti.

Ancak bu mutluluk ve onur kısa sürdü. Zira Almanya Konsolosluğundan vize alamadım!..

24 Ekim 2016 Pazartesi

SA3570/KY36-CK113: Niye Türkiye Musul Meselesine Müdahil Oluyormuş?

"Türkiye'nin bölgede çıkarı yapısal olarak istikrardan, demokratikleşmeden, kalıcı çözümlerden ve farklı etnik ve mezhep grupları arasında barıştan geçiyor."


Yanı başımızda ikinci dünya savaşından beri dünya tarihinin gördüğü en acı, en trajik hadiseler yaşanıyor.

Suriye diye bir ülke kalmadı ortada. Shakespeare'e bile ilham veren, yüzyılların ticaret ve medeniyet şehri Halep'ten geriye kalan harabeden başka bir şey değil.

Zalim bir rejimin şerri, bölgesel güçlerin parsa savaşından faydalanan iki terör örgütü Türkiye sınırını ele geçirmiş. Bir yandan Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit eden PKK ve DAEŞ, diğer yandan Türkiye'ye tarihi boyunca en kanlı yıllarından birini yaşatan saldırılarla Türkiye'nin şehirlerini kan gölüne çevirmiş.

23 Ekim 2016 Pazar

SA3567/KY37-AZ125: Amerika Musul’a, Rusya Halep’e Saplanıp Kalır

"Çok masum öldürürsünüz, çok kayıplar verir/verdirirsiniz, sonunda geleceğiniz nokta, Milattan Önce 3’üncü yüzyılda Roma’ya karşı zafer kazanırken her şeyini kaybeden Yunan Kral Pirus’un “sözde zaferinden” başka bi’şey değildir..."


Şu anda çareleri yok, gelecekler, dertlerini dinleyeceğiz, ne yapabiliriz, nerede nasıl ortak işler çıkarabiliriz, elimizi kirletmeden nasıl yardımcı oluruz, bakacağız. Bu işler biraz zaman alır, o arada, Amerika Musul, Rusya da Halep’te ne hallere düşer, bilemeyiz.

Bu kanlı serüvenlere kalkışırken bize sordular mı, hayır, sonunda gelip bi’şey istediklerinde de memleket çıkarları doğrultusunda bir durup düşünmek gerekir...

21 Ekim 2016 Cuma

SA3559/KY36-CK112: Musul Nasıl Kurtulur?

"Musul'u kurtarmak ancak, Musulluların desteği ile mümkün olur."


Soru: Bir bataklığı kurutmadan sadece o bataklıktan çıkan sinekleri öldürmeye çalışmanın sonu ne olur?

Bataklık olduğu yerde kalır. Daha dayanıklı, kullanılan zehre bağışıklık geliştiren sinekler çıkmaya devam eder... Bu bölgede ABD'nin Suriye ve Irak politikasının özeti bugüne kadar bu oldu.

Günü kurtarmayı hedefleyen, uzun vadeli, kalıcı çözümler üzerine düşünmeyen müdahalelerin sonucunu Orta Doğu'nun içinde bulunduğu mevcut kanlı durumda görmek mümkün.

14 Ekim 2016 Cuma

SA3533/KY36-CK111: Müstemleke Valisi

"Atamayla gelen, talimatla ağız değiştirir..."


Hayatında seçimle iktidara gelmemiş, bulunduğu mevkiye atanarak gelmiş bir siyasetçi. Irak Başbakanı Haydar İbadi.

Irak Başbakanı veya Irak hükûmeti siyaset literatüründeki en kısa fıkra olabilir gerçi. Bağdat'ta ABD ve İran'ın kuklası olan hükûmeti nüfusun yarısından fazlası meşru görmüyor. Kuzey'de Kürtler de facto bağımsız, Sünniler ile DAEŞ'i Bağdat hükûmetine tercih edecek noktaya gelmişler.

12 Ekim 2016 Çarşamba

SA3526/KY36-CK110: Musul Nasıl Düştü?

"Musul operasyonuna dair Türkiye'yi denklem dışı bırakmak isteyenler, DAEŞ'in ekmeğine yağ sürüyorlar. Bilerek veya bilmeyerek..."


Musul operasyonuna dair belirsizlik ve güç siyaseti devam ederken, bu operasyona dair asıl sorulması gereken soru es geçiliyor.

Operasyonun nasıl gerçekleşeceği, hangi aktörlerin aktif rol alması gerektiği, nelerin yapılması ve yapılmaması gerektiğine dair tartışmalara ilişkin alınacak ders tam da her şeyin başladığı yerde yatıyor.

Musul nasıl düştü? Irak'ın en büyük ikinci şehri nasıl oldu da üç günde neredeyse tek kurşun atılmadan DAEŞ'in eline geçti? Nasıl oldu da Musul ahalisi DAEŞ yönetimini, Maliki rejimine tercih eder hâle geldi?

7 Ekim 2016 Cuma

SA3511/KY36-CK109: Amaç Üzüm Yemek mi?

"Belki de amaç IŞİD'le mücadele adı altında bölgede demografik bir değişim ortaya çıkarmak."


Irak Meclisi "Musul Başika'daki Türk askeri varlığını kabul etmiyoruz" yönünde bir açıklama yapmış. Irak Meclisi diye yazılır, İran diye okunur. Musul operasyonu öncesi Türkiye'nin IŞİD ile mücadelesine yönelik itirazlar hem İran cephesinden, hem de ABD'den dillendiriliyor.

Peki neden?

Türkiye'yi son üç sene içinde IŞİD'e destek veren ülke görümüne sokmak isteyen bu iki ülke neden Türkiye'nin IŞİD'e karşı operasyonlarına dolaylı yollar üzerinden itiraz ediyor?

Seçkin Deniz Twitter Akışı