İletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2019 Perşembe

SA8220/SD1569: Almanya Batı'ya Karşı Çin'i Seçti

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Alman Marshall Fonu Asya Programı'nda çalışan kıdemli bir isim olan Janka Oertel'e aittir ve Çin'in Avrupa, özellikle Almanya ile kurduğu teknolojik işbirliğine odaklanarak, Amerikan çıkarlarını savunan bir perspektifle yazılmıştır. Janka Oertel'in, "Alman parlamentosu harekete geçemezse, Berlin'in, tehlikeli seçimlerden kaçınarak, güvenliğini ve rekabetçiliğini risk altında bırakarak, müttefikleri tehlikeye sokarak, tehlikeli yaklaşımını sürdürmesi ve en önemlisi, Avrupa’nın Çin’e (ve ABD’ye) karşı yürüttüğü teknolojik özerklik mücadelesinde genel konumunu zayıflatması neredeyse kaçınılmazdır." şeklindeki cümlesi, soruna bakarken gözlerimizi kapatmamızı, bildiklerimizi unutmamızı ve Almanya'nın Çin'e sağladığı neredeyse sınırsız imkanın bağımsız (!) Alman kurumlarınca alınan kararlara bağlı olduğuna inanmamızı istiyor. Oysa Küresel Satanist Çete, Avrupa ve ABD'nin bütün teknolojilerini Çin'e transfer ettirerek 2000 sonrası 20 yılda Çin'e taşındı; güç merkezini çürüyen Batı'dan Çin ve Hindistan'a taşıdı. Şimdi de aşağıdaki gibi analizlerle bu taşınmanın planladıkları bir şey olmadığına inanmamızı sağlamaya çalışıyorlar. Türkiye bu sorunu bütün yönleriyle analiz etmeli ve gelecek projeksiyonlarını özel olarak belirlemelidir.
Seçkin Deniz, 19.12.2019

Germany Chooses China Over the West
"Berlin'in Huawei’yi 5G ağlarından çıkarmayı reddetmesi, Avrupa’nın Pekin’e karşı durma ihtimalini zayıflatıyor."

ABD ve Avrupa Birliği itirazları üzerine, Alman hükümeti, Alman beşinci nesil hücresel ağlar için teknoloji sağlayan Çinli telekomünikasyon firmaları Huawei ve ZTE'ye net bir sınır koymayan yeni hazırlanmış güvenlik gerekliliklerini yerine getirmeye hazırlanıyor.

12 Aralık 2019 Perşembe

SA8201/SD1562: ABD-Çin Rekabeti Romanya'da Ne Durumda?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Çin'in jeopolitiği ve jeoekonomisine ve özellikle Kemer ve Yol Girişimi'ne yönelik araştırmaları bulunan Romanya-Asya-Pasifik Araştırmaları Enstitüsü (RISAP) Başkan Yardımcısı Andreea Brînză'ya aittir ve Romanya özelinde Avrupa Birliği'nde zirveye ulaşan ABD-Çin rekabetine odaklanmaktadır. Türkiye'nin de bu rekabetin etkilerinden zarar gördüğü açıktır, bu nedenle Türkiye'nin Romanya ile yakından ilgilenmesi ve bu rekabet alanını kontrol dışı bırakmaması şarttır. Temmuz 2018'de resmi temaslarda bulunmak üzere Romanya'nın Başkenti Bükreş'e gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Werner Lohannis tarafından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda resmi törenle karşılanmış, hemen ardından Ekim 2018'de, Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Romanya Başbakanı Viorica Dancıla'yı kabul etmiş, "Romanya'nın 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden sonra ülkemizle sergilediği dayanışmayı unutmayacağız. Romanya'da FETÖ iltisaklı kişi ve kuruluşlara karşı gerekli adımların atılması için Rumen makamlarıyla temaslarımızı sürdürüyoruz, (...) 2017 yılında yaklaşık 6 milyar dolar olarak gerçekleşen ticaret hacmimizin mevcut veriler ışığında bu yıl daha da artacağını öngörüyoruz. Bu hedefin 10 milyar dolara çıkarılması bizim anlaştığımız bir karardır. İnanıyorum ki atacağımız adımlarla bunu başaracağız. Ticaret rakamlarında 2018 ilk 8 ayında geçen yıl aynı döneme oranla yüzde 23'lük bir artış söz konusudur. 10 milyar dolarlık ticaret hedefimizi yakalamak için çalışacağız" demiş, Romanya'nın Ankara Büyükelçisi Gabriel Şopanda da 7 Kasım 2019'da "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iki ülke arasındaki ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarma isteğinden memnuniyet duyuyoruz. Ülkelerimiz arasındaki ticaret hacminin bu hedefe doğru hızla yükseldiğini gözlemledik." şeklinde bir açıklama yapmıştı; bütün bunlar Türkiye'nin Romanya'da attığı birçok adım olduğunun işaretidir.
Seçkin Deniz, 12.12.2019

How the US-China Competition Is Playing out in Romania

"ABD'nin Romanya'daki Çin nükleer ve 5G teknolojisine karşı savaşı önemli bir test olayı olacak."

Romanya'da komünist dönemde diktatör Nicolae Ceauescu'nun Sovyet istilasından korktuğu için ülkenin doğusundaki altyapının geliştirilmesinden sistematik olarak kaçındığına dair eski bir efsane var. Bugün, bağlanabilirlik ve güvenlik arasındaki gerilim farklı bir şekilde ortaya çıkıyor.

17 Aralık 2018 Pazartesi

SA7275/KY58-GÖKA163: Böyle Nezaketten Uzak Nereye?

"Çocukları yetiştirmek için bir besleyici sevgi fideliği şarttır ama tek başına yetmez, yalnızca sevgi, çocukları seven ve sevilen birisi bile yapamaz. Çocuk yetiştirirken sevginin yanı sıra ustaca bir terbiye lazımdır. Terbiye, gelenek ve göreneğin öğretilmesi, içselleştirilerek değer haline dönüştürülmeye çalışılması demektir."


Gündelik hayat sırasında, toplumsal ilişkilerimizde gördüğümüz kaba sabalıklar hepimizi canımızdan bezdiriyor, inancımız ve medeniyet mirasımız adına utanıyoruz. “Bizim inancımız, başkalarına böyle davranmayı men ediyor.” “Atalarımız, medeniyetimizin sadece güçlü koruyucusu, zırhı değil aynı zamanda nezaket timsaliydiler” diye haykırmak istiyoruz ama nafile… Birbirimize karşı sergilediğimiz kaba sabalıklar ve nedenleri üzerine birçok söz söylenebilir lakin bunların her birini uzun uzadıya ele almak yerine genel olarak bahsetmek sanıyorum daha nazik bir tutum olacak…

15 Aralık 2018 Cumartesi

SA7266/KY58-GÖKA162: Çocuklarla İletişim Nasıl Kurulmalı?

"İletişim konusundaki her kitabı kolayca tavsiye edemem. Zira hemen tamamı Batı mahreçlidir ve kültürümüze aktarılırken bir süzgeçten geçirilmesi, bize uygun şekilde tercüme edilmesi gerekir."


Bir ruhiyatçı, bir ebeveyn ve zaman zaman medyada görüşlerini dile getiren birisi olarak hem en çok karşılaştığım sorular hem de en çok görüş bildirmek istediğim konular, çocuklarla iletişim hakkındadır. Buna rağmen çocuklarla iletişim hakkında çok az söz alırız. Bunun bir nedeni, (her ne kadar ortak eğitim alanlarımız olsa da) çocuk psikolojisi ve psikiyatrisinin, pedagojinin ayrı bir uzmanlık olması diğer nedeni de yanlış anlaşılma, hata yapma korkusu. 

Ama baştan söylediğim gibi, bu alanda o kadar çok soru ve sorun var ki, çocuklarla iletişim konusundaki genel doğruları ve ilkeleri her ruhiyatçının becerebildiğince dile getirmesi lazım. Burada ve televizyon programlarında elimizden geldiğince biz de öyle yapmaya çalışıyoruz.

21 Şubat 2018 Çarşamba

SA5680/Sonsuz Ark-YD87: Akıllı Telefon Bağımlısı Değil, Sosyal Etkileşim Bağımlısıyız

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki çeviri hastalıklı bir şekilde ve saplantılı olarak insandaki doğal etkileşim ihtiyacını 'evrimsel' bir temele oturtma çabasında olan bir yaklaşımın ürünü olarak "İnsanlar, hayvanlar aleminde eşsiz bir sosyal tür olarak ve kültürel anlamda uygun davranış arayışı içerisinde başkalarından edinilecek düzenli bilgiye de ihtiyaç duyar biçimde evrimleşti" derken, "Bağımlılığınızın, başkalarıyla bağlantı kurmak için normal bir dürtü olduğu gerçeğini hatırlayın ve rahatlayın." önerisi ile bu 'evrimsel' kazanımın aslında normal dürtü olduğunu da ifade ederek çelişkiye düşüyor. Bu normal bir dürtü ise nasıl evrim sonucu oluşuyor? Normal nedir? Herneyse biz yazıdaki bağımlılığın nasıl sorgulandığı ile ilgilenelim...
Seçkin Deniz, 21.02.2018


Etrafımız telefonun parlak ekranına bakmadan birkaç dakikadan uzun süre yaşayamayacak gibi görünen insanlarla dolu. Neredeyse herkes sürekli olarak arkadaşlarının sosyal medyada neler yaptıklarını gösteren bildirimleri takip eden veya sürekli olarak mesajlaşan kişiler haline geldi. Bu durum da pek çok insanda, akıllı telefonların asosyal davranışa neden olduğu düşüncesini ortaya çıkarıyor. Peki, her şeye yanlış açıdan bakıyor olabilir miyiz? 

Akıllı telefon bağımlılığı asosyallikten ziyade aşırı-sosyallik olabilir mi? 29 Ocak’ta (2018) kabul edilen ve yakında Frontiers in Psychology‘de yayımlanacak olan bir araştırmada, başkalarını izleme ve takip etme ve aynı zamanda da başkaları tarafından izlenme ve takip edilme tutkusunun evrimsel sürecimizde çok öncelere dayandığını ileri sürüyor. 

1 Ağustos 2013 Perşembe

SA328/AÇ13: Toplumsal Talepler, Etkin Yönetişim ve Olumlu Etkileşim Dili; Diyalektik Duruş

“Birlikte yaşamanın temel koşulu olarak, çatışmacı dil dönemi, an itibarı ile sona ermesi gereken bir dönemdir.”


Toplumlarda kutuplaşmalar, kamplaşmalar bitmez. Bitmemesi de olağandır. Farklı bireylerin farklı amaçları vardır ve her birey bu amaçlara saygı duyulmasını ister. Peki, idare bu kutuplaşmaları, kamplaşmaları nasıl yönetmeli?

Yönetişimin neredeyse her ülkede ve toplumda şeffaflaştığı, bireylerin devlet erkinin doğrultmanlarından daha çok kendi taleplerini önemsediği ve bu talepler için gönüllü olarak gruplaştığı günümüzde, sosyoloji ve siyaset kurumları toplam insanlık geçmişine oranla görece daha rahat ve aynı zamanda çok daha hassas bir davranış biçimi geliştirmek zorundalar.

Seçkin Deniz Twitter Akışı