31 Aralık 2014 Çarşamba

SA1071/ KY6-SK34: Özdilek ve Kadının Özgürlüğü...

"Özgür kadını, sadece kıyafeti ile resmetmek gerçeklik ile ilişkili bir görsel sunum olamaz."



Özdilek AVM 2015 için hazırladığı takvimde bir çocuk tarafından çizilmiş bir resme yer verdi. Bu resimde arka safta parmaklıklar ardında kalmış çarşafla örtünmüş kadınlar yer almakta. Aslında şu anki çarşaflı kadınlar hedeflenerek resmedilmiş gibi durmuyor. Zira bu kadınların önünde kırmızı renk ve üzerinde beyaz ayyıldız bulunan bir elbiseyle başka bir kız resmedilmiş. Bu elbise Cumhuriyetin sembolü olan bayrak ile çizilerek, kadınların bu dönemde elde ettikleri haklar ile özgürleşmelerini gösteriyor.

Sarışın ve elbiseli kız ile özgür kadını resmetmek bir çocuğun ailesinden veya Kemalist eğitim sisteminden aldığı eğitim ile ilgili bilinçaltını ve algısını göstermekte.

30 Aralık 2014 Salı

SA1070/KY5-PT39: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ A-Nazarî Tasavvuf- Tasavvuf ile Şiilik Arasındaki Bağ

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***

İslâm'ın ilk asrında Araplar arasında tasavvuf diye bir olayın bulunmadığı, böyle bir şeyin ikinci asrın ortalarına doğru başladığı ve ilk temsilcilerinin acemler olduğu bir gerçektir. Nitekim İslâm tarihinde tasavvuf akımının bariz temsilcileri olan mesela Kuşeyri, Kelabazi, Suhreverdi, Gazali, Bistami, et-Tûsi, Tebrizi, Celaleddin-i Rumî ve Muhasibi gibi kişilerin de acem (İranlı) olduğu bir vakıadır. Bu da ister istemez tasavvufun şiilikle bağlantısı meselesini gündeme getirmektedir. Bunu aydınlığa kavuşturmak için tasavvuf ile şiilik arasındaki bağla ilgili bilgileri Abdurrahman Abdulhalik'in kitabından buraya almayı uygun gördük.

İlk Tasavvufçular ve Şiilikle İlişkileri

Dr. Kâmil Mustafa eş-Şeybî "es-Sılatu Beyne't-Tasavvuf ve't-Teşeyyu'" adlı kitabında İslâm'da sofu adını alan ilk üç kişinin Cabir İbn Hayyan, Ebu Haşim el-Kûfî ve Abduk es-Sûfî olduğunu belirtmektedir.

29 Aralık 2014 Pazartesi

SA1069/MEY28: Öğretmenlere Tavsiyeler: Öğretmen Merhametli Olmalıdır

"Her stratejinin zarar kaydı olacaktır, ama emin olun öğrencileri kazanacak, derslerimize bağlayacak her strateji kendi kayıplarından kat kat fazla kazanç sağlayacaktır herkese..."


Elinizde bir güç olsa, sizin yapabileceğiniz herhangi bir şeyle mutlu olacak onlarca insan olsa, o gücü nasıl kullanırsınız?

Bu soruyu kendime sormuştum, ama bu mesleğe başladığımda değil; öğrenci iken. Üniversite son sınıfta, yaklaşık on yıldır yardımcı doçentlikten doçentliğe geçememiş, üniversitedeki egemen siyasî baskının kıskacında denge noktalarını kaybetmiş, Eğitim Fakültesi Matematik Bölümü'nün tek akademisyeni olan öğretim üyesinin vermediği beş puanla yaşadığım bir yıllık stres süresince sormuştum kendime.

SA1068/KY9-NK41: 22 Yıl Geride Kaldı; Dostlarımızla, Sevgiyle...

"Sonra, balkonda çay eşliğinde muhabbet etmek, birlikte ruhumuzu dinlendiren filmler seyretmek o kadar güzel ki..."


Bugün Atila ile evlilik yıldönümümüz. Tam 22 yıl geride kaldı; 22 bayram, 22 yılbaşı, 22 harika yıl... dostlarımızla, sevdiklerimizle, iyi günde ve kötü günde... hepsi o kadar güzel ki...

Atila ile tanıştıktan bir hafta sonra evlenmeye karar vermiştik, aman, aman herkeste bir telaş bir itiraz "Çok erken" diyenler "Birbirinizi boğarsınız, bekleyin biraz" diyenler ve daha neler neler. Hiç kimseyi dinlemedik, iyi ki de dinlemedik. Atila Allah'ın c.c bana bir armağanı, kendi ifadesiyle ben de onun günahlarına kefaret olan bir insanım:))) Kendisiyle son derece barışık, derviş meşrep bir insanın benim gibi hiperaktif, heyecanlı birine katlanması kolay değil elbette:)))

28 Aralık 2014 Pazar

SA1067/KY22-AB2: Galatasaray mı, Aksaray mı?

"Alakalı alakasız her şeyi topa tutacağız derken…"


Takım tutmadım; tutanlardan da nefret ettim. Faşizmin en kötü halini hissettim hep taraftar vurgularında. Erkek akrabaların çok olmasından mıdır nedir, küçüklüğümden beri de böyledir.

Tek kanallı TV’lerin olduğu dönemlerde evlerde sıkıntı yoktu. Kanallar çoğalınca önce elimden çizgi filmlerimi, sonra belgesellerimi ve heyecanlı sinema filmlerimi çaldı futbol. Bu yüzden en başta TV’yi işgal ettiği için kızdım futbola. O zamanlardan sonra da pek geçinemedik zaten kendisi ile.

Biraz büyüyünce ülkede başlayan feminizm akımından futbol sıyırdı ve korudu biraz erkeklerimizi. Bakın bu konuda hakkını vermek lazım futbolun. Mağaralarında rahatlıkla avaz avaz bağırabilme haklarını, sadece o güne mahsus olmak üzere böyle elde etti erkekler.

SA1066/KY18-ABK2: İngiltere Müslümanlar Birliği ve Cordoba Vakfı Kurucusu Dr. Anas Altikriti Röportajı

"Eğer dünya, gerçekten IŞİD'e ve şiddet fanatizmine karşı mücadele veriyorsa, şiddeti reddeden ve demokratik değerleri benimseyen bir gruba karşı aynı anda bir mücadele yürütmek akla uygun mu?"
Dr. Anas Altikriti (*)

"Orta yolu tahrip ettiğinizde, insanlara aşırılara gitmekten başka yol bırakmazsınız."

Ayşe Betül Kayahan Röportajı:

Geçtiğimiz günlerde, Birleşik Arap Emirlikleri Bakanlar Kurulu, terörizmle ilişkilendirdikleri tüm dünyadan yaklaşık 83 kuruluşun, birliğin, derneğin, grubun, partinin ve işletmenin listelendiği bir federal kanun çıkarttı.

İslami Refah, Amerikan İslami İlişkiler Konseyi, İngiliz Müslümanlar Birliği ve Cordoba Vakfı gibi tanınmış kuruluşlar da IŞİD, Boko Haram ve El- Kaide gibi terör örgütleriyle birlikte listelendi.

İngiltere Müslümanlar Birliği ile Cordoba vakfının kurucusu Dr. Anas Altikriti ile Birleşik Arap Emirlikleri'nce çıkartılan son terörist listesini ve Irak-Şam İslam Devleti dahil bölgedeki en son gelişmeleri konuştuk.

SA1065/KY20-MEK6: Dizine Kadar Kana Bulan, Ama Haklı Kal

"Elindekini kaybetme korkusu başkalarının elindekini alma hırsına dönüşür."


'keşmir dağlarında yaşıyor sanal sultan
bir alay adam öldürüyor gündüzleri
uyuyor geceleri ama gördüğü kabuslarda saklanıyor ölüler
ve onu parçalayıp yiyorlar
bu yüzden bir gece uyanıyor çığlık çığlığa
ve uykusundan çıkagelen bir cellat gülümsüyor başucunda
diriler olmazsa ölüler de olmaz diyor sultan
ve anlaştık diye cevaplıyor cellat
geri kalanları da haklamalı ve artık onlar söz konusu olmamalı
anlaştık diyor cellat

27 Aralık 2014 Cumartesi

SA1064/YB24: Adaletin Sesi / Sınanmış Renkler 24

"Sizden başka hiç kimse kalmasa bile adaletle bakacak, adaletle karar verecek, adaletle davranacak olan, siz, sadece siz âdil olun tek başınıza..."


Bazı anlar vardır; o anlar sizin kişiliğinizin tüm boyutlarını resmeder; sözleriniz, duruşlarınız, bakışlarınız sizdeki özü olduğu gibi yansıtır. Bu anlar âdil olmanız için size verilmiş sınama anlarıdır; ya âdilsinizdir ya da değil. Kendiniz vereceğiniz kararla her bir sıkıntının sebebi de olabilirsiniz, her bir sıkıntının giderilmesine kadriniz kadarınca destek de vermiş olabilirsiniz. Çünkü insanlar birbirlerine bakarak düşünürler, yerdiklerini işitmez sevdiklerini taklit ederler.

Böyle anlarda dostlarım, iyinin de kötünün de sizin adalet kastınıza eşit şekilde bakacağı şeyler söylemelisiniz. Kaygılanmayın; âdil olduğunuz sürece size kimse bir kir isnâd edemez. İyi gözlerinden parıldar size, kötü hıncını çeker alır dudaklarından. Kötünün gözlerinden bakan kötülük başka, o değişmez; onun adaletle işi yoktur. Kötünün gözleri sizi âdil olmaktan uzakta tutmasın, işte sınandığınız ân bu ândır. Kötüden, kötünün gözlerinden ürkerek kendinizi inkâr etmeyin, kendinizi sonsuza dek bir hataya mahkûm etmeyin. O yüzden derler ya; "Bu uğurda bir kez ölmek binlerce kez ölmekten iyidir."

SA1063/KY1-CÇ91: Med-Cezir

"toprak mecbur
ben mecbur"


hoyrat bir arzu
geceyi gündüze katıp
günü aklayan olmak sevdası
***
bilmesinlerci benzemezliğin özlemiyle
gelip durdun bir kapı önünde
karıncalar fidye ister
yıldızlar rüşvet

26 Aralık 2014 Cuma

SA1062/SD201: "mülâkat" /02.07.2006/ 529. patika

...insanların ayrıştırıldıkları bir yer var...
...her yerde bir yer...
...her şekilde bir yer...
...kıstasları farklı farklı, renk renk olan ayrıştırmalar o her bir 'yer'de karışır insan içine...
...karışır insanlar önce...
...heyecanlar, sıkıntılar...
...insandan insana süzülen 'seçme' kokuları...
...seçilme korkuları...
...sonra insanlar ayrışır ve kâbiliyetleri değerince 'yer'leştirilirler...
...sorular...
...soruların sorulacaklara yüklediği muhtemel yükler...
...kasılmalar ve düşüncelerde büyüyen sapmalar...

25 Aralık 2014 Perşembe

SA1061/SD200: Yahudiler Terk ettiler; Avrupa İçe Kapanıyor

Avrupa'nın ve ABD'nin politik kuramcıları, ekonomik ve siyaset araştırmacıları, gazetecileri Avrupa ile ilgili gerçekleri neden analiz etmiyorlar? 

PEGIDA(*)
Devran döndü; Avrupa Ülkeleri birer birer içe kapanıyor, kendi iç sorunlarıyla boğuşuyorlar. Bu bir varsayım ya da hâle, istikbâle yönelik bir dilek/temennî değildir; bir realitedir.

Herhangi bir ülkeyi büyük yapan davranış modları, o ülkenin bölgesel ve küresel güç/etki paradigmalarını oluşturması, yönetmesi veya oluşturulan güçler almaşığının önemli bir erk'i olması koşullarına bağlıdır. Aksi hâlde salt diplomatik nedenler veya iç siyasî etkenlerle oluşturulmuş söylemlerde kullanılan "yüksek tabakadan muhalif sesler çıkarmak" fiili o ülkeyi büyük yapmaya yetmez. Aynı zamanda bölgesel ve küresel olgu ve olayların tümünde fikir beyanında bulunmak da, bu anlamda, etkileyici bir kişilik sergiliyor olmak demek değildir.

SA1060/KY5-PT38: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ A-Nazarî Tasavvuf-Tasavvufun Tanrıları 5-12

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***

5- İbn Âmir El-Basri'nin İlahı

İbn Farid'in tâiyyesine vezin ve kafiyede nazire yazdığı, tıpkı onun pislikleriyle sıvadığı İbn Amir'in şu tâiyyesine bakalım. Şöyle diyor:

"Sevgilim bana her yönden tecelli etti, onu her mana ve surette müşahede ettim, Sırları keşfederek bana benden seslendi, o sırlar letafet ve yücelikte başkasının bulunmasından münezzehtir. Bana, kim olduğumu biliyor musun?, dedi. Dedim ki: Ey seslenen, sen benim, çünkü sen benim hakikatimsin. Baktım, ortağı olmayan, ama kesretle örtünen mahza vahdetten başkasını görmedim, Eşya çoğalmış, hâlbuki hepsi (el-küllü) birdir, bir hüviyet içine dercedilmiş sıfatlar ve zât, Sen benim, hayır, ben senim, her türlü gayr ve ortaklıktan münezzeh bir vahdet."

24 Aralık 2014 Çarşamba

SA1059/TG83: CIA, İşkence ve İnsan Deneyleri

The CIA Didn’t Just Torture, It Experimented on Human Beings

(AP Photo/Maya Alleruzzo, File)

İnsanlar üzerinde gerçekleştirilen deneyler CIA işkence programının çekirdek özelliklerinden biriydi. Sorgulama ve tutuklama tekniklerinin deneysel niteliği, CIA’nin deneylerin gerçekleştiği laboratuarların yerlerini ve faillerin kimliklerini gizlemek için ısrar etmesi üzerine gerçekleştirilen düzeltmelere rağmen, Senato İstihbarat Komitesi araştırma raporunun özetinde açık bir şekilde görülüyordu.

İnsanlar üzerinde gerçekleştirilen deneylerin başında CIA tarafından kiralanmış iki psikolog bulunuyordu; James Mitchell ve Bruce Jessen. Bu psikologlar, CIA’nin gizli hapishanelerinde (Black Sites) tutuklu bulunan insanlara kendileri ve diğerleri tarafından uygulanmakta olan sorgulama ve tutuklama protokollerini tasarladılar.

SA1058/KY9-NK40: İçimdeki Rahatsız Edici Ses...

"Benim en çok korktuğum galiba hâlâ kısa bir süre sonra kötü kokulu bir hastane odasında makinelere bağlı kalmak ve çok fazla acı çekmek..."


Bugünlerde sıklıkla acaba ben çok salak mıyım diye düşünüyorum? Ellerim kollarım, ayaklarım o kadar kötü ki, buna rağmen zaman zaman gülebiliyorum. Doktorlar yanılıyor olabilir mi acaba? Acaba bütün bunlar kanserin yeni alametleri mi olabilir mi? Bilmiyorum; hiçbir şey bilmiyorum aslında. Birden kalbimi dehşet bir sıkışma kaplıyor, "sen nelerle uğraşıyorsun, öleceksin" diyor içimden bir ses... "Belki de yakında öleceksin, ama sanki bir şey yokmuş gibi hareket edebiliyorsun..." Ne garip şu kanser yahu...

Dışarıdan bakıldığında avare gibi gözükmeme rağmen, belgesel projesi hazırlıyorum, gazeteye yazı yazıyorum, tiyatro yazıyorum, blog yazıyorum, çok zor olmasına rağmen ev işlerimi yapıyorum, yakında web sitelerimiz de yayına girecek onlar için de inşallah çalışacağım vs...

23 Aralık 2014 Salı

SA1057/ KY6-SK33: Otizmle Tanışan Anne ve Change.org

"Çünkü otizm de içine kapanıktı. Otizmle ilişki kurmak için de otizmin dilini öğrenmeliydik."

Otizm

Change.org son bir yıldır farkına vardığım bir organizasyonun web sitesi. Kendisini 'dünyanın değişim platformu' olarak tanımlayan bir yapı. Değişmesini istediğiniz bir konuda açacağınız bir kampanya ile sesinizi milyonlara duyurmanız mümkün. Geniş bir elektronik posta ağı ile kampanyanızdan haberdar edebileceğiniz bireyleri imza atarak destek vermeye davet edebiliyorsunuz. Sesinizi duyurmak istediğiniz her konuda yetkili muhatabınıza bu şekilde seslenebiliyorsunuz. Hangi ideolojiden olursanız olun, açtığınız kampanya hangi mağduriyeti sone erdirecek bir değişim için olursa olsun sizin gibi düşünen birileri mutlaka vardır.

Posta kutuma en son gelen elektronik postada otizmli bir çocuğumuzun özel bir eğitim kurumuna kabul edilmemesi üzerine başlatılmış bir kampanya duyurulmaktaydı. Kampanya, Ozan Barış Şanlısoy ve tüm otizmli çocukların eğitim hakkı için STK'lar ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın ortak hazırladığı Otizm(*) ile Mücadele Eylem Planı taslağının yasalaşmasını sağlamayı amaçlıyor.

SA1056/ÇY4-DB31: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Kadın Askerlerin İtirafları - İtiraf 19-21

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Kadın Askerlerin İtirafları- Women Soldiers’ Testimonies

İtiraf 19
İsim: *** | Rütbe: Çavuş| Birim: Eğitim Birliği/Sınır Devriye | Bölge: Gazze Şeridi

Benim için kolay olan kronolojik konuşma yapacaksak, her şeyden önce Sınır Devriye dönemimdeki deneyimlerimle başlayabilirim– ki bunlar bana karşı yapılan güç oyunu ve şovenizmle ilgili ilk deneyimlerimdi-.

Özellikle size karşı mı?

Özellikle. Biriminbir eğitim kolordu Astsubayı olarak kıtaya geldim. Üste başka kadınlar da vardı, bir okur-yazarlık subayı, bir sağlık subayı ve bir sekreter; ama diğerleri erkekti. İlk yorumlar gerçekten dangalakçaydı. Kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ama şunun gibiydi: Hey, yeni bir astsubay gelmiş, şimdi bize kahve yapabilir. Gerçekten dangalaktılar. Sürekli bana sataşıyorlardı.

22 Aralık 2014 Pazartesi

SA1055/SD199: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 37 (26-31 Ocak 2012)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

26-31 Ocak 2012 (794 Tweet)

31 Ocak 2012
14852...bu sebeple insanlar, daima yarım kalmış hülyalarıyla mutmain olurlar... ...kelebekleri konduğu ilk ve son yerde öldüğü için...

31 Ocak 2012
14851. ...her kelebek konduğu son yerde ölür... ...ve her ölü kelebeğin kanat sesleri sonsuza dek duyulur...

31 Ocak 2012
14849. ...kadınlar da ise, kelebeğin kanat sesleri daha kuvvetlenmesine rağmen, şehzâdelerin şâh oluşları ile maddî süsleri daha câzip hale gelir.

31 Ocak 2012
14848. ...erkeklerin ruhsal devinimlerle süzülen bakışlarındaki saf arayış, kadın bedenlerdeki eğimlere ve oranlara yönelir...

SA1054/KY20-MEK5: Kör Said Üzerine Kısa Bir Masal

"Utan der Kör Said, altında yaşadığın gökyüzünden utan, bastığın topraktan, seni taşıyan bacaklarından, seni hiç bir yere ulaştırmayan ayaklarından, sana bir ufuk bile getiremeyen gözlerinden utan!"

Kör Said'in Evi

Günaydın dedi kör adama.
Günaydın dedi adam da
"Günaydın,
Sesin ne kadar güzel"
Ali Timurlenk

Yaşamaktan utanmak gibi bir düzey koyuyor  önümüze Kör Said. Utan diyor, gökten utan, yerden ve etrafa inanılmaz bir ışıltı saçan yağmurun gelininden.

Ellerinin dokunduğu ve içine ipil ipil akan bir ılık çeşme olan çocuğunun gözlerinden utan.
Her akşam bir uzun tirad eyleyip, Tanrı'ya şükrünü hakkı ile eda edememenin derdini inleyen Kör Said için sabah ya da akşam, dün ya da yarın, uzak veya çok uzak arasında bir fark yok. Doğduğu günden beri yoğun, anlamsız ve sonsuz bir beyazlığın içinde var olmak dışında bir dünya tanımadı. Çok az temas ettiği insan ile nerdeyse tek bağı, çoğun manasız ve ama Kör Said’in eline alarak, yüreğinde evirip çevirip, bin bir türlü renk ekleyerek, ekşiler ve turşularda salamura edilmiş kesif acılar döküp, üzerine ballar şerbetler ekerek unutulmaz bir çocuk şarkısına çevirdiği sesler.

21 Aralık 2014 Pazar

SA1053/FT40: Elif Şafak’ın Didaktik Romanı ‘İskender’; Boşluğun İkiz Kemikleri

“Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe…”
 Elif Şafak, Yazar


Bir romancı, parlak, yıldızlı/yaldızlı göğüyle bir fânus içinde yazar romanını. O fânusunda yalnızdır; bir büyücü gibi parmaklarını oynatır ve fânusun içinde özgürce uçuşan harflerini dilediği dizilişlerle sözcüklere, cümlelere ve parağraflara dönüştürür. Parmaklarındaki güç zihninden kılcal damarlarına inen kurgudan beslenir. Bazen içindeki fânustur zihni; bazen fânus kurgusudur yazarın.

Ve roman bitene dek o fânus o büyücüyü, o büyücü o fânusu  terk edemez. Roman bittiğinde ise romancı bitkin ve büyüsünün sonuçları için meraklıdır. Fânus dağılır ve herkes romanı ve romancıyı görür. O andan sonra artık herkesin özgür harfleri dudaklarından dökülmeye başlar. Eleştiriler göktaşı yağmurları gibi dökülürler. Ne yazık ki; büyücü korumasızdır ve artık gök durulana dek başkalarının büyülerine tahammül etmek zorundadır. Büyücünün kelebeği konacağı sonlu sayıda zihin aramaya çıkmışsa da, gök asla tekin değildir; göktaşları asla küçük değildir.

SA1052/KY1-CÇ90: Arz-ı Hâl

".. itleri birinin üzerine bir şeye salarken deriz biz, “Yeriş kıskıs..” o it de anlar.. anlar ve gösterdiğin yere doğru bir mermi gibi fırlar yerinden."


“Yaz Kâtip Bey Efendi yaz.. tırmıkla vurdular.. kazma sapıyla, keser sapıyla, kürek sapıyla.. yaz Efendi... hem de acımadan vurdular.. acımadan.. bir suçum da yok aslında! Yok! Çoluk, çocuk, kadın, erkek genç yaşlı.. ellerine ne geçirdilerse.. evet. Vallahi suçum yok.. yok işte.. birden karşıma çıktı.. kıllı-mıllı bir şey. Diskindim. Ürktüm. Geri kaçtım. Kaçarken de, “Hoşt la gudik bu nedir?” dedim.. ne yapsaydım? Korkmuştum. Ben itlerden çok korkarım. Bir fiske bile vurmadım. Benim hoşt dememi duyan bir cırbağa..”

“Anlamadım!”

“Cırbağa.. küçük velet.. küçücük bir oğlan uşağı işte Katip Efendi.. o cırbağa bağırdı.. “Ömer Dayı aha bu amca bizim aslana  "hoşt gudik!" diye kızdı.. kovdu.. tekme savurdu.” Yalan! Vallaha yalan.. ben niye süreyim, niye kovalayayım Katip Efendi? Ben el alemin itine ne diye tekme savurayım? Bacak kadar uşağa inandılar.. sonra bütün bir mahalle peşim sıra koşmaya başladı.. kimi meseleyi doğru dürüst bilmeyen ırz düşmanı da kendilerini saklayıp peşim sıra bağırıyorlardı, “Yakalayın şu ırz düşmanını!” Tövbe.. vallahi yalan.

20 Aralık 2014 Cumartesi

SA1051/SD198: "ardıl üç kuşakta sevgi paydası" /04.08.2006/ 530. patika

...hayat, yeni insanlar için eski insanlara sunduklarının aynısını sunacak...
...yaşlanan eski insanların, büyüyen yeni insanlara verebileceklerinin önemi kuşaklar arasındaki iletişimle ölçülecek...
...eskilerin yenilerle kurdukları fayda/çıkar ilişkisi ile değil...
...iletişimde bir tür faydadır; ancak eski insanların fayda endeksini doğru okumadıklarını görüyoruz...
...maddî beklenti ve fayda kompozisyonları, yeni insanın ruhuna değen iletişim faydalarını önemsizleştiriyor...
...eskinin yeniye verdiği şey, tamamen olmasa bile, yoğunlukla hayatın maddi formlarını ilgilendiriyor...
...ruhu terbiyeden muaf tutulan yeni insan ise, eskiyi kendisi için bir uşak olarak algılıyor; geçmiş zamandaki gibi efendi olarak değil...
...muhakkak ki; eski ile yeni arasında ne efendilik ne de uşaklık söz konusu olmalı...
...sevgi paydasına tutunan eski ve yeni, mümkün olan tüm fayda terkiplerini oluşturacak ve bu faydanın ideal sistemlerini kuracaklardır...

19 Aralık 2014 Cuma

SA1050/KY22-AB1: “CIA’in Azizlerini Keşfetme Kılavuzu”

"Meraklanan pek fazla kişi yoktur. Sadece Yalçın’ın ortaya çıkması kalır. İşin ilginci herkes yerini bilir, adresi de bellidir."


CIA'nin Senato tarafından yayınlanan işkence raporunda işkence yaptığı kişilere dinlettiği, yirmi şarkının listesi haberi dönüp dolaşıyor basında. Top 10 da 6. sırada Susam Sokağı Şarkısı mevcut.

Küçüklüğümüzün en popüler ve gözde şarkısı. Çocukluğun son evreleri, kesinlikle kaçırılmaz.

Sabah 8.30 da yayınlanır. Tekrarı akşam 16.30 da, hafta sonları olmaz. Kulağımıza nağmeleri gelince hemen aklımızdan mırıldanmaya başlarız, Susam Sokağı Şarkısı'nı.

Gün güneşli insanlar neşeli.
Sen de gel oyna, Susam Sokağında.

SA1049/TG82: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2001-2004/12. Bölüm

     “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

Böylece ordunun X olarak isimlendirdiği Haji’nin Kub el Jana’daki evine girdik. Burada onun kızı, kocası ve çocukları kalıyordu. Onları bodrum kata indirdik ve Yahudi yerleşim birimi Avraham Avinu’ya bakan evin denetimini ele geçirdik.

Düşüncemiz el-Halil’de bulunan yerleşimcileri korumaktı. İlk başta kendinizi huzursuz hissediyorsunuz fakat zamanla bu duruma alışarak evin Araplara ait olduğunu unutup kendi evinizmiş gibi hissediyorsunuz. 

Huzursuz derken ne kastediyorsunuz? Sizi bu noktada huzursuz eden şey nedir?

Bana bu konuda gevezelik ettiremezsin dostum.

SA1048/KY5-PT37: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ A-Nazarî Tasavvuf-Tasavvufun Tanrıları 4 (Ya Gazali Ne Âlemdedir?)

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***

4- Ya Gazali Ne Âlemdedir?

 Tasavvufçuların, Müslümanların kalbinde kalmış nur parıltılarını da söndürmek için tarihte en büyük lakap olarak "Hüccetü'l-İslâm" lakabını verdikleri Gazali gibi bir insanın bu gibilerle bir arada anılması belki tuhafınıza gidecektir. Ama ne yazık ki onlarla aynı akıntıda kürek çektiği realitesini de göz ardı etmek mümkün değildir. Belki de Hüccetü'l-İslâm yerine Hüccetü't-Tasavvuf demek daha uygun düşen Gazali'nin sözlerine bakalım.

Tevhit ve mertebelerinden söz ederken İhya-i Ulûmiddin'de şöyle diyor:

18 Aralık 2014 Perşembe

SA1047/KY20-MEK4: Ez Hêç Kesem

Sonsuz Ark'ın Notu: 

Aşağıdaki yazı Sonsuz Ark'ın tasavvuf karşıtı hassasiyetlerinin farkında olan Konuk Yazarımız Mustafa Ekici'nin 'tasavvuftaki aşırılığı dışarıda tutan yaklaşımı'na saygı duyarak yayınladığımız bir yazıdır; yazarımızın anladığı ve yorumladığı biçem budur. Seçkin Deniz, 18.12.2014

‘Sarığımı cübbemi ve kafamı mahiyette bir saydılar,
Bir terazide tartıp,
Bir dirhemden de az bir paha biçtiler,
Be hey adam, sen hiç alemde namımı işittin mi,
Ben hiç kimseyim,
Hiç kimseyim,
Hiç kimseyim ben’

Aşıklık mesleğinin zirvesi Celaleddin, kendisine biçtiğimiz, yaşarken ve vuslatından sonra sevenlerinin ve müritlerinin kendisine verdiği bütün payelerle adeta alay eder. Nerdeyse bütün şiiri kendi ve insanın etrafına örülen bu gerçek dışı dünyayı hor görme, kendinin ve insanın iç burkan gerçekliğine bir çağrıdır. İnsan varlığının içkin olduğu derin yalnızlığı ve bunu gidermek için saptığı dramatik yollar, etrafımıza kendi ellerimizle ördüğümüz tuzaklar konusunda Celaleddin’in çığlığı asırlar ötesinden bizi uyarmaya devam ediyor.

SA1046/TG81: Nasrallah’ın Korumalığını Yapan Mossad Ajanı

Alleged Hezbollah Mossad spy ‘was Nasrallah bodyguard’

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah  
2012 Eylül ayında bir kalabalığa yaptığı konuşmada korumalar eşliğinde, Beyrut/Lübnan 
(Fotoğraf: AP/ Hüseyin Malla)
Sonsuz Ark'ın Notu: 
“İsrail özel hedeflerine karşı dış operasyonlardan” sorumlu birim 910’da görevli olan suikastçi bir kişinin İsrail'in can düşmanı(!)Nasrallah'a suikast düzenleyemeden deşifre olması ilginç bir durum.28 Mart 2014'ta yayınladığımız "Hizbullah Lideri Nasrallah İsrail’e Gizli Teminat Mesajı Gönderdi" başlıklı çeviri haberle bu durum karşılaştırıldığında, bahsi geçen korumanın bir işbirliğinin uzantısı olduğunu söylemek mümkün. Nasrallah İsrail'le işbirliği yapıyor demek gün geçtikçe kolaylaşıyor. İsrail tasarlanmış bir düşmanla çok daha rahat hareket etme kabiliyetine sahip çünkü. Aşağıdaki haberi bu bakışla okumanızı tavsiye ederiz. Seçkin Deniz, 18.12.2014
***
Çarşamba günü bir Kuveyt gazetesi, Hizbullah içine sızdığı ve Mossad ajanı olduğu iddia edilen kişinin geçmişte terör grubu liderinin kişisel güvenliğinden sorumlu olduğunu bildirdi. Haberde Hizbullah’ın işbirlikçiyi ortaya çıkarmasıyla birlikte diğer bazı görevlilerin de işine son verildiği ifade edildi.

17 Aralık 2014 Çarşamba

SA1045/KY1-CÇ89: Sessiz Prolog

"gel bağışla cinnetini kanaryaların"



 
ihaneti içimden gördüm

kılıç üşürdüm gölgem üstüne
açmayı bilen çiçekler kimin izinde
***
gel bağışla ürkekliğimi
suda tırmanışa geçen balıkların özrü say
yemin çanağına kusanların özrü
özrü say hüznü terk eden martıların
zehrin çekimine kapılmış böceklerin
oluş üstüne bilinenlerin
ve bilinmeyenlerin özrü say

16 Aralık 2014 Salı

SA1044/TG80: Eski CIA ve NSA Başkanı Hayden CIA İşkence Raporu’nu Değerlendiriyor

 "Senato İstihbarat Komite dokümanı anlaşılabilir bir şekilde CIA yetkililerinin canını sıkmıştır." Hayden

Democrats define ‘politicization’ with so-called torture report

Bu, işkenceyi savunmakla değil tarihi savunmakla ve belki biraz da geleceği korumakla ilgili bir durum.

İlk önce bazı gerçekleri ifade edelim. CIA, 2002-2008 yılları arasında yüz civarında tutuklama yaptı; bunların üçte biri gelişmiş, sert veya işkence olarak nitelendirilen sorgulamalardan geçti. Bunların içerisinde en kötü yöntem olan waterboarding (kişiye su dökülerek boğulma hissi verme), sonuncusu 2003’te olmak üzere 3 tutuklu üzerinde uygulandı. Uygulanan yöntemlerin diğer ucunda bir tutuklunun çene veya boğazına güç uygulanması vardı. Bu iki yöntem arasında ise günde 1400 kalori ile sınırlı sıvı diyeti gibi çeşitli uygulamalar bulunuyordu.

SA1043/ÇY4-DB30: ABD Senatosu'nun CIA İşkence Raporu 1

 “Yöntemler, tümüyle ve nihai olarak âdildir” 
Dick Cheney, CIA İşkence Programı'na onay veren ABD Devlet Başkanı George Bush’un yardımcısı 

"CIA yetkililerinin büyük bir çoğunluğu kurallara uygun hareket etti. Onlar, uluslarına hizmet kapsamında ne yapmaları gerektiğini söylenilenleri yaptılar" John Brennan, CIA Direktörü, 12 Aralık 2014

"Bunlar, Amerika’nın dünyadaki duruşuna da ciddi zarar verdi. Bu nedenle, bu yöntemlere bir daha asla başvurmamamız için Başkan olarak yetkilerimi kullanmaya devam edeceğim." ABD Başkanı Barack Obama, 9 Aralık 2014

“CIA tarafından 11 Eylül sonrasındaki yıllarda kullanılan acımasız sorgulama teknikleri esasen yararsız ve gizli servisin Kongre’ye ve kamuoyuna söylediği gaddarlıktan çok daha fazla” CIA İşkence Raporu'ndan

USA Senate CIA Torture Report 1
ABD İstihbarat Senato Seçme Komitesi
Merkezi İstihbarat Biriminin Tutuklama ve Sorgulama Programı Komite Çalışması

Komite aşağıdaki bilgilere ve bulgulara ulaşmıştır.

#1: CIA'in kendi geliştirdiği sorgulama tekniklerinin,  tutuklarla işbirliği kazanımı veya istihbarat edinme yönünde herhangi bir etkisi olmamıştır.

15 Aralık 2014 Pazartesi

SA1042/KY19-MBAY2: Paris'te bir NSA Casus İstasyonu

 Une Station Espion De La NSA, En Plein Paris


La semaine passée, L'Obs révélait, en "une", que la Chine espionnait la France grâce à une station d'écoute installée sur le toit d'une annexe de l'ambassade de Chine à Chevilly Larue, en banlieue parisienne.

Geçen hafta, L'Obs dergisi, Çin'in, Paris yakınlarında Chevilly Larue'de Çin büyükelçiliğine bağlı bir ekin çatısında bir dinleme istasyonu aracılığıyla Fransa'da casusluk yaptığını  “1. sayfadan” vermişti.

De fait, le "scoop" de Vincent Jauvert, intitulé "Comment la Chine espionne le monde depuis la banlieue parisienne", explique que les antennes pointent vers des satellites permettant des communications entre l'Europe, l'Afrique et le Moyen-Orient, et qu'ils ne ciblent donc pas particulièrement les Français.

Vincent Jaubert'in «Çin, Paris banyölerinden dünyayı nasıl izliyor » başlıklı « özel haber »inde, bu antenlerin Avrupa, Afrika ve Orta-Doğu arasındaki iletişimleri sağlayan uydulara doğrultulduğunu ve dolayısıyla özel olarak Fransızları hedeflemediğini anlatıyor.

SA1041/AŞ55: 14 Aralık Soruşturması, ABD, AB, Gülen ve Siyasal İslam

"Devleti ABD ve AB'nin istediği gibi yönetememekten mi rahatsızsınız?"


Birkaç gündür 2012'den beri neredeyse her gün gündemi meşgul eden iki sözcük 'cemaat ve operasyon' çok daha yoğun bir şekilde zihnimizi meşgul ediyordu. Ya cemaat operasyon yapıyordu ya da cemaate operasyon yapılıyordu. İddialara göre 2012'den önce cemaatin operasyon yaptıkları da vardı; Ergenekon, Balyoz, OdaTV, Fenerbahçe, Cübbeli, CHP, MHP vesaire. Cemaate operasyon yapanlar da vardı; CHP, Ergenekon, Doğan Medya vs. Tabi her şey birbirine karıştığından bugün operasyon kavramı gelip toparlandı ve cemaati hedef aldı. Bugün önemli bir gündü. Bugünküne 14 Aralık Operasyonu dendi.

Geçmişte Ergenekon'a ve Balyoz'a iktidar olarak yargı yolunu açan da bugün cemaate operasyon yaptıran da aynı iktidar; Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı. Anayasal ve yasal tüm kriterlere göre hükümetin toplumun sosyolojik dokusunu bozan, devletin hiyerarşik işleyişini engelleyen ve sabote eden, seçilmiş hükümeti tâciz ve tazyif eden her yapıya operasyon yapma hakkı var. Darbecileri yargılarken de temel ilke buydu, cemaate yönelik soruşturmalarda da. Bence ortada nahoş bir durum yok. Suçu kim işliyorsa hesap vermek zorundadır.

14 Aralık 2014 Pazar

SA1040/KY9-NK39: Green Gem Chlorella 3. Gün, Adem Özköse, Hamit Coşkun 50. Gün

"İnanıyorum; muhtemelen çok şükrettiğimi zannederken az şükrediyordum ve şükrü arttırmam için böyle bir şey yaşıyorum."


Bugün Green Gem Chlorella yosun haplarından 7 tane alma günümdü. Zekiye mesaj göndermiş "Bugün kaç tane alacaktın yazmamışsın" diyerek.

Canım Zekiye'm yarın 9'a çıkacak hapların sayısı. Durum mu? Hâlâ aynı. Zaten bu hapların ilk neticeleri üç ay sonra görülmeye başlıyor. Sabredip devam edeceğim inşallah...

Geceyi çok kötü geçirdim.Ellerimin ağrısı omzuma kadar çıktı ve sol elimi kullanmam hakikaten çok zor. Ama işte yine de akrobatik hareketlerle klavye kullanmaya çalışıyorum.

Psikolojinin organizma üzerindeki tesirini inkar etmek mümkün değil Zekiye can, bunu daha önce de konuşmuştuk...

13 Aralık 2014 Cumartesi

SA1039/FT39: : Kıstırılmış İnsan; Adaletsizlikten Kaçış Planı- Sonraki Üç Gün -The Next Three Days-

“Tüm deliller aksini gösterse de bir insan masum olabilir; siz inanmasanız da, bu masumiyet kendisini korumak için birilerine suç işletebilir ve birileri adalet/güvenlik sisteminizden kaçabilir.” 


Russel Crowe’un, Gladyatör, A Beautiful Mind, 3:10 to Yuma ve Robin Hood filmlerinde yansıttığı karakterlerin, Türkçe’ye Kaçış Planı olarak çevrilen ‘The Next Three Days’ filmindeki öğretmen karakterinden pek de farklı sinir uçlarına sahip olmadığını gördüğümde, iki şey düşündüm. Birinci şey; oyunculuklarını kanıtlamış oyuncular, karakterlerine uygun rol içeren senaryoları seçiyorlar. İkinci şey; iyi oyuncuların hangi rollerde oynadıklarının önemi yok; onlar her rolü kendi karakterlerine uygun bir forma sokuyorlar.

Düşündüğüm birinci ve ikinci şey, ardışık ve içiçelik ilkelerine göre doğru. Doğru, çünkü; Russel Crowe’den Robert De Niro’ya kadar 20. Yüzyılın son çeyreğinde ödül almış tüm Hollywod aktör ve aktrislerinin sinematografik özgeçmişlerinde bu gerçeği fark etmek mümkün.

SA1038/ÇY4-DB29: ABD Senatosu'nun CIA İşkence Raporu/ Önsöz

 “Yöntemler, tümüyle ve nihai olarak adildir” 
Dick Cheney, CIA İşkence Programı'na onay veren ABD Devlet Başkanı George Bush’un yardımcısı 


"CIA yetkililerinin büyük bir çoğunluğu kurallara uygun hareket etti. Onlar, uluslarına hizmet kapsamında ne yapmaları gerektiğini söylenilenleri yaptılar" 
John Brennan, CIA Direktörü, 12 Aralık 2014

"Bunlar, Amerika’nın dünyadaki duruşuna da ciddi zarar verdi. Bu nedenle, bu yöntemlere bir daha asla başvurmamamız için Başkan olarak yetkilerimi kullanmaya devam edeceğim." 
ABD Başkanı Barack Obama, 9 Aralık 2014

“CIA tarafından 11 Eylül sonrasındaki yıllarda kullanılan acımasız sorgulama teknikleri esasen yararsız ve gizli servisin Kongre’ye ve kamuoyuna söylediği gaddarlıktan çok daha fazla” 
CIA İşkence Raporu'ndan

USA Senate CIA Torture Report
ABD İstihbarat Senato Seçme Komitesi
Merkezi İstihbarat Biriminin Tutuklama ve Sorgulama Programı Komite Çalışması
Senato Seçim Komitesi İstihbarat Başkanı Bianne Feinstein’in  Önsözü

12 Aralık 2014 Cuma

SA1037/KY5-PT36: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ A-Nazarî Tasavvuf-Tasavvufun Tanrıları 3 (Abdülkerim el-Cîlî'nin Tanrısı)

 بسم الله الرحمن الرحيم

Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

3-Abdülkerim el-Cîlî'nin Tanrısı

Tasavvufun bu meşhur kâhini İbn Farid ve İbn Arabî’nin dinine inanmaktadır. Allah'ın ancak kâmil insan ve kâmil insanın, Allah'la insanı bir kişide toplayan en büyük rab olduğuna inanmasıdır. Bunu daha önce İbn Arabî ortaya atmış, ama El-Cîlî bu konuda daha ileri giderek derinleştirmiş ve felsefesini yapmıştır. El-Cîlî bu mertebesini kendisinden daha önce olan kimselere saptırmak istemediği için kendi insanlığının rububiyet ve uluhiyetin en yüce ufku olduğunu söylemiştir.

En Büyük Rab Olduğunu İddia Etmesi

El-Cîlî en büyük rab olduğunu iddia ederek şöyle demektedir:

SA1036/SD197: "gündüz'ün ihâneti" /10.08.2006/ 531. patika

...bir gece...
...diğer bir geceye geçerken aradaki gündüzün ellerinden su içmez...
...ne gündüzü küçümser ne de büyütür...
...zaman celbince ona yer verir, ondan yer alır günün sınırları kaynaşan iki parçasından biri olarak; bunu bilir...
...gece gündüze saygılıdır gündüzün hırçınlığına inat...
...bitmeyen gece, sürüklenir akıllarında insanın...
...bitmeyen gündüz, yokmuş gibi...
...gece...
...gündüze saklanan her şeyi besler ya...
...sakince, kurguların, köklerinden dallarına kadar yükselen serüveninde geçkin bir yaşlı dedenin aldığı hâzla sabreder...
...bıçkın delikanlı gündüze bir ağabeydir lâkin...

11 Aralık 2014 Perşembe

SA1035/TG79: CIA, Sorgulama ve Feinstein Tarafından Giderayak Atılan Son Taş

Sonsuz Ark'ın Notu:

Julian Paul Assange'ın 2006 yılında kurduğu WikiLeaks, Küba'daki Amerikan üssü Guantanamo'da esirlere yapılan muameleye dair kurallar, Kenya'daki yargısız infazlar, Afganistan ve Irak Savaşı'ndaki sivil ölümlerine ve İsrail hariç birçok ülkedeki diplomatik misyonların ABD ile yazışmalarına dair 'Top Secret' belgeler yayınladığında temelde ABD'nin yüzyıllık politikalarının sona erdiğinin ilk işaretleri ortaya çıkmıştı. 

Ardından Amerikalı bilgisayar uzmanı, eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve eski Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) çalışanı Edward Joseph Snowden, 5 Haziran 2013'ten itibaren NSA'ya dair gizli bilgileri  The Guardian ve The Washington Post gazetelerine sızdırdı, yedi ay sonra görevinin tamamlandığını belirtti. 

Assange'ın aslı şüpheli tecavüz davası sonrası Londra'da Ekvador gibi küçük ve etkisiz bir ülkenin elçiliğine sığınarak aldığı desteğe karşı ABD'nin yaşadığı acziyet herkesi şaşırtırken, Snowden Rusya'ya sığındı ve ikisi de CIA'ye rağmen halen hayatta. Ve şimdi de CIA'in Senato'da kabul edilen ve yayınlanan İşkence Raporu ile ABD'ye yönelik aşağıdaki analizde de eleştirilerek belirtildiği gibi 8 yıllık 'İtibarsızlaştırma Operasyonu' tamamlanmış görünüyor. Açık olan verilere göre bu operasyonun sahibi de derin ABD. Peki ABD neden kendisini itibarsızlaştırıyor? 

Seçkin Deniz Twitter Akışı