Organik Süzgeç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Organik Süzgeç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2017 Pazartesi

SA4597/KY36-CK198: Musul Sonrası DEAŞ

"Bölgede istikrar ve sürdürülebilir bir barış ortamı sağlamadan terörün bitmesini beklemek mümkün değil ne yazık ki. Bataklık orada kaldıkça, sinekler de olmaya devam edecek. Bugün öldürülen sinekler, yarın başkaları ile yer değiştirecek."


Geçtiğimiz hafta Irak Savunma Bakanlığından tüm dünya basınına manşet olan bir açıklama geldi. 2016 yılının Mart ayında başlayan Musul operasyonunun sonuçlandığını ve Musul'un tüm bölgelerinin DEAŞ'tan tamamen kurtarıldığını muştuluyordu bu açıklama.

Irak Başbakanı Haydar el İbadi de bir zafer konuşması gerçekleştirerek ‘DEAŞ devletinin son bulduğunu’ iddia etti. ABD’li yetkililer de Irak hükûmetinin bu sevincini paylaşan açıklamalar yapma konusunda gecikmedi. ABD Başkanı Donald Trump bir Tweet atarak DEAŞ'a karşı büyük kazanımların gerçekleştiğini ifade etti.

14 Temmuz 2017 Cuma

SA4577/KY36-CK197: Kıbrıs Sorunu Neden Çözülmedi?

"Birleşmiş Milletler basiretsiz bir kurum. AB de farklı değil. ABD gittikçe uluslararası krizlerde etkisiz eleman olmaya doğru koşuyor."


20. yüzyılın en uzun süredir çözülemeyen sorunlarından biri Kıbrıs meselesi. Akdeniz'in ortasındaki ufak ada küresel bir sorun olarak hâlâ dünya medyasının gündeminde.

Kıbrıs sorununun 40. yılını geçtiğimiz bu günlerde, aslında sorunun çözümüne çok yakındık. Son 20 sene içinde bu meselede iki ciddi çözüm ihtimali çıktı ortaya. İlki 2005 yılında Annan planının referanduma götürülme süreciydi. Bu sürecin sonu malum bir fiyasko ile sonuçlandı. Türkler evet derken, AB'ye gireceklerini bilen Rumlar hayır dedi. Buna rağmen Avrupa Birliği bu şımarıklığı ödüllendirdi ve Güney Kıbrıs'ı diplomatik teamülleri alt üst ederek üye yaptı.

12 Temmuz 2017 Çarşamba

SA4567/KY36-CK196: G-20'ye Dair Notlar

"Bütün dünya ajansları göstericilerin oluşturduğu kaosu ve polisin sert müdahalesini yansıtan fotoğraflar geçti."


ABD Başkanı Donald Trump seçildikten sonra gerçekleşen ilk önemli uluslararası zirve, Almanya'daki G-20 zirvesi oldu.

Zirve Angela Merkel'in tercihi ile Hamburg'da gerçekleşti.

Merkel'in amacı Almanya'nın güçlü sol geleneğiyle bilinen bir kentinde dünyanın en büyük ekonomilerinin liderlerini ağırlayarak, Almanya'nın çok kültürlü imajını göstermekti. Ancak şiddetli sokak gösterileri ve polis müdahalesi ile tam tersi bir resim verildi. ABD'nin First Lady'si Melanie Trump gösteriler yüzünden otelinde mahsur kaldı.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

SA4558/KY36-CK195: Mülteciler Üzerinden Bir Provokasyon Girişimi

"Suriyeli mültecilerin toplum ile entegrasyonunu hızlandıracak ve özellikle Türkiye ekonomisine yaptıkları katkıyı anlatacak çalışmalara ihtiyaç olduğu kesin. Burada sorumluluk elbette öncelikle hükûmete düşüyor. Lakin bununla birlikte özel sektörün, sivil toplumun ve medyanın da inisiyatifi ele alması gerekiyor."


Hatay eski Vekili Mehmet Algan'ın tabiri ile “gül gibi çok kolay kaşınabilecek bir fay hattımızın da olduğu artık bir gerçek.”

Ankara'da geçtiğimiz hafta Iraklı Türkmen işçiler ile işverenleri arasında yaşanan bir tartışma bir anda bambaşka bir yöne evrildi. Sosyal medya üzerinden yayılan yalan haberlerle aslında konu ile ilgili olmamasına rağmen Suriyeli mültecilere yönelik bir kampanyaya dönüştü. Sosyal medyada Suriyeli mültecilerin bir taciz vakasına karıştığı ve bu sebeple bir kavganın çıktığı üzerine yapılan provokatif paylaşımları, sahte hesaplar tarafından trend topic hâline getirilen mülteci karşıtı hashtag’ler izledi.

7 Temmuz 2017 Cuma

SA4544/KY36-CK194: Bir Tuhaf Körfez Politikası

"ABD medyası, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile Trump'ın damadı Jared Kushner arasında artık gizlenmeyen derin fikir ayrılıklarının olduğu yönünde haberler geçiyor."


Geçtiğimiz yazıda, ABD'nin yeni yönetiminin eski yönetim ile belli konularda ortak politikalar geliştirdiğini ifade etmiştim. Trump yönetimi, Obama'nın Suriye politikasını miras aldı, öncelikli tehdidi DEAŞ olarak belirledi ve bu doğrultuda PYD-PKK'yı silahlandırmaya devam etti.

Trump yönetiminin Obama yönetimi ile ortak başka bir özelliği var. O da belli konularda beceriksiz ve tutarsız politikasızlıklar geliştirme yeteneği.

ABD dış politikasında kurumlar arasındaki farklı görüşlerin oluşturduğu kaos yeni bir durum değil. Ancak Obama döneminde ve şu anda yaşanan durum, ABD'nin uluslararası prestijini ve gücünü sınıyor.

5 Temmuz 2017 Çarşamba

SA4536/KY36-CK193: PYD'ye Giden Silahların Akıbeti Ne Olacak?

"Silahların geri alınması sözü gerçekçi değil ve ABD yönetimi bu konuda Türkiye'ye önceden verdiği teminatları da yerine getirmiş durumda değil."


ABD yönetiminin Suriye politikası eski yönetimden ana hatları ile ayrışmadı.

Donald Trump başkanlığındaki ABD için Suriye'deki ana tehdit ve bu tehdide karşı mücadele etme biçimi Obama dönemi ile paralellik gösteriyor. Suriye'de ABD yönetimi için ana tehdit DEAŞ. Bu tehdidi bertaraf etme yöntemi ise PYD-PKK'nın silahlandırılması.

ABD eski Başkanı Barack Obama'nın DEAŞ'la mücadele koalisyonundaki Özel Temsilcisi Brett McGurk yeni yönetimle çalışmaya devam ediyor.

30 Haziran 2017 Cuma

SA4519/KY36-CK192: Türkiye Katar'ı Niye Destekliyor? -2-

"2017 yılına geldiğimizde, Suudi Arabistan-BAE koalisyonu yeni bir fırsat gördü. ABD Başkanı Trump'ın gösterişli Riyad gezisi sonrası, Katar'ı sindirmek için yeni bir hamleye girişildi."


Türkiye ve Katar'ın Orta Doğu'daki kader ortaklığı Arap baharından önce başladı ve özellikle Mübarek'in devrilmesinden sonra artarak devam etti.

Bu ortaklığın temelinde biraz yapısal, birazsa ideolojik bir çıkar ilişkisi yatıyordu. Türkiye ve Katar'ın uzun bir tarihe dayanan bir ilişkisi yoktu, ancak iki ülke de ilginç bir konjonktürde değerli bir dostluk gördü karşılıklı ilişkilerde. Bundan önce izledikleri biraz konformist dış politikayı terk ederek, daha aktif bir dış politika izlemeyi seçen bu iki ülke, bölgedeki statüko yanlısı aktörleri kızdıracaktı. 

28 Haziran 2017 Çarşamba

SA4511/KY36-CK191: Türkiye Katar'ı Niye Destekliyor? -1-

"Türkiye'nin Katar politikası ekonomik nedenlerden ziyade, bir müttefiklik hukukundan kaynaklanıyor."


Körfez muharebesinde Türkiye, tarafını Katar'dan yana seçti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin (BAE) öncülüğünde, Katar'a uygulanan abluka krizinin en başından beri Türkiye farklı jestlerle tarafını belli etmişti zaten. Katar'a yönelik uygulanan bu politikaların bölgedeki istikrara hizmet etmediği ve haksız olduğu yönünde diplomatik mesajlar veren Türkiye bununla kalmayarak, Katar'la önceden yapmış olduğu askerî anlaşmaya bağlı davranacağını da açıkça belli etti.

Geçtiğimiz hafta, Katar'a yönelik yeni bir ültimatom geldi Suudi-BAE koalisyonundan. Katar'a 10 gün süre veriliyor ve 13 maddelik bir talep listesi sunuluyordu. Açıkçası bu taleplerin ifade edilme biçimi ve içeriği, Katar'ın sanki geri adım atmasını istenmiyormuş gibi sunuldu. Yani epey üstten bakan bir tarzda sunulan ağır yaptırım listesini Katar'ın kabul etmeyeceği aşikâr. Bir diplomatik hareketten ziyade, mafya liderinin tarzını anımsatan bu politikanın amacı da üzüm yemekten ziyade bağcıyı dövmek gibi görünüyor zaten.

23 Haziran 2017 Cuma

SA4493/KY36-CK190: Lübnan Dağlarından Bölgeye Bakmak -2-

"Lübnan iç savaşını sonlandıran Taif anlaşması ile Lübnan'da her militan grup silah bırakırken, bundan Hizbullah muaf tutuldu. Gerekçe Hizbullah'ın İsrail'e karşı Lübnan'ı koruyor olmasıydı. Ancak İsrail'e karşı kullanıldığı için meşrulaştırılan silahlar özellikle 2004'ten sonra bizzat Lübnanlılara yöneltildi. 2005 yılında Lübnan'ın efsanevi Başbakanı Refik Hariri öldürüldü." 


Dürzi lider Canbolat'a göre Sykes-Picot'nun 100. yılında bölge Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesinden sonra yeniden şekilleniyor ve “her güç boşluğu bir şekilde dolduruluyor.”

İran, Obama döneminde bölgede Pers İmparatorluğu’ndan beri ilk defa bu kadar etkin oldu. Tahran, bölgede neredeyse dört Arap ülkesini yönetecek bir etki sahasına ulaştı. Irak, Suriye ve Yemen'de kendine bağlı birlikleri ve taşeron güçleri ile hâkim olan İran, aynı zamanda Lübnan'da da asıl patron.

21 Haziran 2017 Çarşamba

SA4483/KY36-CK189: Lübnan Dağlarından Bölgeye Bakmak -1-

“Suriye ve Irak'ın çözülmesi ile beraber ne yazık ki İsrail'in çevresi hiç bu kadar güvenli olmamıştı... İsrail hiçbir dönemde bu kadar küstah ve güçlü olmadı...”


Velid Canbolat'la Beyrut'taki evinde Arap dünyasının içinden geçtiği buhranı ve geleceğe dair tahminlerini konuştuk.

Canbolat, Dürzî inancının hem siyasi hem dinî lideri olarak kabul ediliyor. Dünyada toplam 1 milyonu aşkın Dürzî'nin yaşadığı tahmin ediliyor. Bu nüfusun çoğu Lübnan'da olsa da, İsrail, Suriye, Ürdün'le beraber diasporada da Dürzîler yaşıyor. Dürzîlik, Şiilik şemsiyesinin içinde sayılan "heterodox" bir inanç...

14 Haziran 2017 Çarşamba

SA4457/KY36-CK188: 40 Yıllık Bir Cinayet ve Bitmeyen İşgal

"Kemal Canbolat öldüğünde, oğlu Velid deneyimsiz ve genç bir isimdi. Ancak 40 yıl önce babasından aldığı bayrağı başarıyla taşıdı."


Bundan tam 40 sene önce Orta Doğu'nun tüm gündemini belirleyen bir cinayet işlendi.

1970 yılında Suriye'de bir darbe ile iktidara gelen Hafız Esad, 6 sene sonra Lübnan'daki iç savaşı bir fırsat bilerek ordusunu gönderecekti.

Bu işgal tam 30 yıl sürecek ve Baas rejiminin Lübnan'da hâlâ etkileri hissedilen tahrip edici politikalarının başlangıcı olacaktı.

12 Haziran 2017 Pazartesi

SA4449/KY36-CK187: Gelen Gideni Aratacak mı?

"ABD'nin mevcut politikası veya politikasızlığı, gelenin gideni aratacağını gösteriyor."


Körfezde yaşanan gerilim, aslında ABD Başkanı Donald Trump'ın ilk ciddi dış politika sınavı.

Henüz geçtiğimiz ay Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Tani ile Riyad'da görüşen ve el sıkışan Trump, son Körfez krizinde attığı Tweet’ler ile Suudi cephesinde yer aldı. Lakin Pentagon'dan gelen açıklama, ABD Başkanı’nın tonundan farklı oldu. Pentagon, bu krizde Trump kadar açık bir renk vermezken, ABD askerî üssünün bulunduğu Katar'a karşı net bir tavır almadı. 

9 Haziran 2017 Cuma

SA4435/KY36-CK186: Körfez'de İpler Nasıl Koptu?

"Katar'a yakın kaynaklara göre ise bu son kriz aslında uzun zamandır planlanan bir operasyonun parçası."


Riyad zirvesi sonrası Körfez ülkeleri arasında yaşanan gerginliğe önceki yazımda değinmiştim. Kriz, Katar Emiri Tamim bin Hamid'in Riyad zirvesi sonrası yaptığı iddia edilen bir açıklamadan kaynaklanmıştı. Güya Katar Emiri, ABD Başkanı Donald Trump'ın Riyad ziyaretini eleştirmiş ve İran yanlısı ifadeler kullanmıştı. 

Katarlı yetkililer böylesi bir beyanın olmadığını ve Katar devlet ajansının hacklendiğini açıkladılar. Ancak bu açıklamaya rağmen Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri medyası Katar'a yönelik hasmane tavrına devam etti...

7 Haziran 2017 Çarşamba

SA4423/KY36-CK185: Riyad Zirvesi Sonrası Körfez'de Gerilim

"Körfez'de yaşanan son gerilimin medya savaşları ayağında Birleşik Arap Emirlikleri Washington büyükelçisinin emaillerinin sızdırılması epey gündem oldu."


ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdiği Riyad zirvesi sonrasında Körfez ülkeleri arasında beklenmedik bir gerilim ortaya çıktı.

Riyad zirvesi, Sünni Arap dünyasının yeni Amerikan yönetimi ile açtığı yeni bir sayfayı simgeliyordu. Verilen sıcak fotoğraflar ve imzalanan yüz milyar dolarlık anlaşmalar, Obama döneminde gerilen ilişkilerin tamiri demekti. Suudi Arabistan yönetimi, Trump'ı epey sıcak ve gösterişli bir şekilde karşılamış ve ABD'nin yeni başkanına açık çek vermişti. 

5 Haziran 2017 Pazartesi

SA4416/KY36-CK184: Kırmızı Fularlı Militarizm Güzellemesi

"Seküler ideolojideki örgütler arasındaki radikalleşme daha az tehlikeli değil. Türkiye'de eline silah alan gençlerin çoğu DEAŞ'a değil, PKK-MLKP-DHKP-C gibi sol örgütlere katılıyor."


Soru aslında şu kadar basit:

20'lerinin başlarındaki gençlerimizin bir terör örgütü adına çatışırken, öldürürken, öldürülmesini övebilir miyiz? Destekleyebilir miyiz? Üniversite kampüslerinde olması gereken gençlerin çatışmalarda olmasını meşrulaştırabilir miyiz? Eline yok yere silah alan gençlere övgüler dizebilir miyiz? 

Akıl sağlığı yerinde olan herhangi birinin bu sorulara vereceği cevap belli.

2 Haziran 2017 Cuma

SA4402/KY36-CK183: Beyrut'ta Ramazan

"Nasıl olur da Lübnan'da temsil edilen tüm dinî grupların temel prensiplerinden biri israfın önlenmesi iken, tüm bu gruplar birbirleriyle şatafatta yarışıyor?"


Farklı dinlerin, mezheplerin, etnik kimliklerin bir şekilde birlikte yaşamaya çalıştığı bir ülke Lübnan. 

Nüfusun yarısından fazlası Müslüman. Müslümanların neredeyse yarısı Şii, kalanı Sünni. Şiilerin ve Sünnilerin içinde sekülerler de mevcut, "gelenekselciler" de, "radikaller" de...

Hıristiyanlar arasında Katolik mezhebine yakın Maruniler de var, Ortodokslar da. Az sayıda da olsa Protestan da... Bununla beraber Şiiliğin bir yorumu olan Dürziler de mevcut. 

Lübnan'ın etnik dağılımı da bir o kadar zengin. Arap çoğunluğun yanı sıra ciddi bir Ermeni nüfus var. Bununla beraber Filistin'de yerinden edilen mültecilere, Suriyeliler de eşlik ediyor.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

SA4393/KY36-CK182: Brzezinski ve Mirası

"Hayatı boyunca Sovyet yayılmacılığına karşı mücadele eden Brzezinski'nin hayatının son zamanlarında Rusya'nın hem Avrupa'da hem de Orta Doğu'da ciddi bir alan kazanmasının önünü açan bir yönetimi övgülere boğması ilginç bir ironi oldu..."


Dünyanın en büyük stratejistlerinden, ABD dış politikası denilince ilk akla gelen isimlerden olan Zbigniew Brzezinski, geçtiğimiz hafta hayatını kaybetti.

Varşova'da 1928 yılında diplomat bir babanın oğlu olarak doğan Brzezinski, ABD'nin en önemli dış politika karar alıcılarından biri olacaktı. Ve kişisel hikâyesi, bir ulusun geleceğini de belirleyecekti. Demokratların şahin dış politika gurusu olarak özetlemek mümkündü durduğu yeri. Amerikan tarihinin en sola yakın başkanlarından biri olan Jimmy Carter'ın ulusal güvenlik danışmanlığı görevini yapan kişiydi.

26 Mayıs 2017 Cuma

SA4376/KY36-CK181: Bir Mütefekkir'in Ardından...

"Görüşlerine katılmayan insanların bile, dürüstlüğünden, prensip sahibi olmasından şüphe etmediği bir kalemdi."


Akif Emre ile kişisel tanışıklığım hiç olmadı. Ancak Türkiye'de gazete okuyan hemen herkes gibi kayıtsız kalamadan, takdirle izlediğim bir meslektaş büyüğümdü.

Akif Emre, bir hocaydı. Binlerce talebe yetiştirdi. Bizzat elinin, emeğinin dokunduklarının yanı sıra, duruşu ile birçok genç gazeteciye, ilim meraklılarına ilham kaynağı oldu.

Türkiye'de nadir olan bir gazetecilik rol modeliydi. Hamasetten ziyade akla, slogandan çok veriye başvururdu yazılarında. Masabaşı gazetecilikten ziyade, anlamaya çalıştığı coğrafyanın içine girmeyi hedefleyen bir anlayışı vardı. Dünyanın birçok köşesine haber için gitti. Bu yerlerden Türkiye'de alanında ilk birçok röportaj, haber ve belgesel ile geri döndü.

24 Mayıs 2017 Çarşamba

SA4365/KY36-CK180: Şimdi İran Düşünsün

"Trump yönetimi ile ABD, Obama döneminde izlenen politikayı terk edecek gibi görünüyor."


ABD Başkanı Trump, Orta Doğu gezisi kapsamında önce Suudi Arabistan'a bir ziyaret gerçekleştirdi. Sıradaki ülke ise İsrail olacak.

Riyad sokaklarında şaşaalı hazırlıklar ile karşılandı yeni Amerikan Başkanı.

Fotoğrafları şehir merkezini süslerken, kızı Ivanka Trump'ın ismi Suudi Arabistanlı kullanıcılar tarafından saatlerce trending topic oldu.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

SA4358/KY36-CK179: Türkiye ABD'den Eli Boş mu Döndü?

"Peki ABD'liler bu sefer sözlerini tutacak mı?"


Malum Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Washington gezisinden bir hafta önce ABD Başkanı Donald Trump, PYD'ye direkt silah vermeyi öngören bir karara imza attı. Wall Street Journal'ın haberine göre, PYD'ye sevk edilmesi düşünülen silahlar arasında anti-tank füzeler de var.

Bu karara rağmen Erdoğan-Trump görüşmesi sıcak bir havada geçti. Trump, Türkiye'ye ve Erdoğan'a yönelik övgü dolu ifadeler kullandı ortak basın açıklamasında. Aynı açıklamada, Erdoğan PYD ve PKK konusunda Türkiye'nin hassasiyetlerini ve kırmızı çizgisini aktardı.

Seçkin Deniz Twitter Akışı