Yoksul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yoksul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2019 Salı

SA7387/SD1255: Avrupa Birliği'nde Kriz; Güvencesiz Çalışma İstikrarsız Hayatlara Yol Açar

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, University College Dublin'den Sosyoloji alanında doktora yapmış, çalışma koşulları ve güvencesiz çalışma konularında uzmanlaşmış, 'Sosyal Değişim Eyleminde Düşünme' Kuruluşunda (TASC) kıdemli bir araştırmacı olan Sinead Pembroke'a aittir ve Avrupa Birliği genelinde yaygın bir şekilde yaşanan işsizlik, güvencesiz iş ve artan yoksulluğun İrlanda'daki boyutlarını irdelemektedir. Metin, Avrupa Birliği ve üye ülkelerin, çalışanlarının ev, evlilik, çocuk, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını, hemen hepsinin ücretsiz yardım kriterlerinin biraz üstünde gelire sahip oldukları için de devletlerden evrensel standartlarda beklenen bu tür hizmetleri alamadığını ifade eden bu analiz, "İş gereksinimlerinin işçilerin gereksinimlerinden önce gelmemesi gerektiğini söylemekten korkmamalıyız: sadece iş ödemesi değil, iş aile yaşamına elverişli olmalı ve her işçinin zihinsel ve fiziksel iyiliği sağlanmalıdır." beklentisi ve önerisi ile sona ermektedir. Görülmektedir ki; Türkiye, işçilerine ve vatandaşlarına, ev, evlilik, güvenceli iş, sağlık ve çocuk gibi konularda  Avrupa Birliği standartlarının çok üstünde hizmet üretmektedir.
Seçkin Deniz, 22.01.2019

Precarious work leads to precarious lives
"İrlanda'da evrensel sağlık ve çocuk bakımının olmaması, güvencesiz çalışmanın güvensizliğini daha da arttırmaktadır."

Çoğu zaman, politika yapıcı anlatıların işsizlik rakamlarının azaldığına odaklanmasına rağmen, özellikle güvencesiz işlerle işyerinde yoksulluk riski yaşayan veya gittikçe daha fazla sayıda bu risk altında olan işçi görüyoruz. Güvencesiz Çalışma, Güvencesiz Hayatlar: FEPS ve İrlandalı düşünce kuruluşu TASC tarafından yakın zamanda yayınlanan politika nasıl daha fazla güvenlik yaratabilir?  sorusuna cevap arayan bir rapor, güvencesiz çalışmanın iş piyasasının ötesinde sonuçlara ulaştığı için nasıl bir işgücü piyasası meselesi olmadığını açıklamaktadır.

8 Mart 2018 Perşembe

SA5760/ÇY4-DB121: Avrupalı Liberaller için Büyük Fikir

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki çeviri liberalizmin insana vaat ettiği şeyleri kısa vadede sınırlı bir şekilde verebildiğini, buna karşılık uzun vadede insan için umut olamadığını, sürekli yenilenmesi gerektiğini öne sürerek çeşitli risklerden bahseden bir metne aittir. Liberalizm Avrupa'nın baskın bir özelliği ya da kültür ve medeniyet reklamlarında çok sık kullandığı özgürlük belirteci olarak çok fazla ve küstahça, kibirli bir dille kullanıldı. Ancak bu kibir 2018'e gelindiğinde basit, sıradan, ırkçı, faşist, popülist partilerin yükselmesini sağladı, liberalizmi koruyacak bir kimlik kazanamadı... Analizin yazarı geçmişte herhangi bir 3. dünya ülkesine önerdikleri gibi Avrupalı liberallere şöyle önerilerde bulunuyor: "Liberal zafer dönemi için nostalji geliştirmek yerine, liberaller politikalarını yönlendiren liberal normların kataloğunu tekrar gözden geçirmelidirler. Son otuz yılda, kendilerini liberaller olarak adlandıranlar, eşitlikten çok özgürlüğe öncelik verdiler; Ekonomik nimetler, siyasi olanlardan daha fazla dikkat (ve koruma) almış; ve özel değerler kamusal değerlerden daha fazla korunmuştur. Bu öncelikler tekrar gözden geçirilmelidir."
Seçkin Deniz, 08.03.2018

The Big Idea For Liberals

Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana, liberalizm tüm Avrupa'da "kasabadaki tek oyun" olmuştur. Artık böyle değil. Helsinki'den Varşova'ya, Roma'dan Atina'ya liberaller anti-liberal isyancılara karşı oy kaybediyorlar. Sonuncusu çok sayıda yerel varyasyona sahip çok karışık bir çuvalı temsil ediyor. Yine de, onlarca yıldır Avrupa'yı yöneten merkez sol ve merkez sağ partilere karşı sandıkta oldukça iyi bir performans sergiliyorlar.

Başlangıçta liberaller birleşik bir cepheyi "popülist tehdit"e karşı hazırlamaya çalışıyorlardı. Yunanistan'da sosyalist PASOK, Syriza'nın iktidara gelmesini önlemek için Yeni Demokrasi'nden uzun zamandır ayakta duran düşmanı ile yattı. İtalya'da solcu (eski komünist) partiden gelen Matteo Renzi, Silvio Berlusconi'nin Beş Yıldız Hareketi'nden gelen baskıdan kurtulmak için sağ parti üyeleriyle el ele çalıştı. 

5 Mart 2018 Pazartesi

SA5747/ÇY4-DB120: Avrupa'nın Yoksullarının İşten Daha Fazlasına İhtiyacı Var

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki çeviri Antwerp Üniversitesi'nde çalışan Avrupalı bir sosyo-ekonomi profesörünün analizini içeriyor; analiz Avrupa'nın artık gelişmiş ülkelerin yüksek kibirli müreffeh bir toplumundan değil, dörtte biri yoksul olan Avrupa Birliği'nde asgari geçimin nasıl mümkün olacağını sağlamak gerektiğinin yollarının araştırılmasından bahsediyor. Türkiye'nin 'çalışan yoksullar'ı artık artan refahtan daha fazla pay alırken, Avrupa 'çalışan yoksullar' kavramını derinden yaşıyor ve  daha da kötüsü düzelme için herhangi bir umuda da sahip değiller. Avrupa ürettiği sömürü, terör ve savaş politikaları ile bu geleceği 300 yıldır hak ediyordu, bu gün ABD ile birlikte yaşıyor.
Seçkin Deniz, 05.03.2018

Europe’s Poor Need More Than Jobs

 AB vatandaşları daha önce hiç olmadığı kadar çalışıyor. Son on yılda on iki milyon kişi çalışma hayatına girdi. Bu, Belçika veya Yunanistan'ın toplam nüfusundan daha fazlasıdır. Heyecan verici haberler. Ancak Avrupa'nın fakir olması ne anlama geliyor? En yeni sayımda, AB nüfusunun 119 milyonu veya % 23.7'si hâlâ yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındadır.

Avrupa liderleri, 2008 yılına kıyasla 2020'ye kadar 'yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında en az 20 milyon insanı kaldırma' hedefini belirlediler.

13 Temmuz 2014 Pazar

SA772/PZ24: Yolda Kalmış-Yoksul-Yetim-Yaşlı Bizim İmtihanımızdır

“Allah ancak yoksula, yolda kalmışa, yetime, yaşlıya yardım edeni sever. Allah’ın sevdiği kullardan olmak büyük bahtiyarlıktır.”

Bizim dükkân ufaktı. Raflar, yan yana dizilmiş şeker, pirinç, mercimek, fasulye, bulgur çuvalları, teraziyi üstüne koyduğum masa, bir de camekânlı büyükçe bir buzdolabı. Daraba vardı; yaz-kış Adana’nın havası dükkânın içindeydi. O vakitler neredeyse tüm dükkânlar böyleydi, cam-vitrin gibi şeyler yoktu. 70’lerden 80’in ortalarına kadar da öyle kaldı.

Dükkân’ın içi küçüktü, ama gelen giden o kadar çok olurdu ki, bazen ben oturacak yer bulamazdım. Çay söylerdim her gelene, gazoz açardım; aç olana da ya tavada pişirdiğim menemeni, bulgur pilavını ikram ederdim ya da kebap söylerdim. Bizim dükkân hem handı, hem lokantaydı o zamanlar. Adıyaman’dan, Diyarbakır’dan, Siverek’ten gelirler yoksul insanlar. Akraba, tanıdık derken köyden Adana’ya gelen herkes bizim dükkâna uğrar nefeslenirdi.

Seçkin Deniz Twitter Akışı