Tek Dünya Devleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tek Dünya Devleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2020 Çarşamba

SA8826/TG304: Suçüstü Yakalanmak; Gerçekler Değil Korku Üzerine Kurulu 11 COVID Varsayımı

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz Coronavirus-Covid-19 salgını ile ilgili hemen her şeyi nitelikli bir sorgulama bilinci ile ele alan, alternatif medya / bağımsız haber sitesi The Freedom Articles'ın editörü Makia Freeman'a aittir ve Covid-19 salgınına karşı bilinçli tutum alınmasına odaklanmıştır... Analistin, "Yakından baktığınızda, COVID ile ilgili tüm resmi anlatının, kum üzerine inşa edilmiş bir kart evi olduğunu fark edeceksiniz. Resmi anlatı detaylı incelemeye karşı dayanıksızdır. Bu bilgi, COVID çılgınlığına yakalanmış ve beyni yıkanmış bir dünyada aklı başında ve özgür kalmanın anahtarıdır. Herkese duyurun. Kanıt, enformasyon ve bilgi varsayımları ve cehaleti ortadan kaldıracaktır." cümlesi ile ulaştığı sonuç önemlidir. Okurlarımız ve ülkemiz yöneticileri için ciddî bir zihinsel arka plan oluşturacağına inandığımız Covid-19 ile ilgili bu tür metinleri yayınlamaya devam edeceğiz.
Seçkin Deniz, 02.09.2020

Busted: 11 COVID Assumptions Based on Fear not Fact

İnsanların COVID hakkında yaptığı varsayımlar, ne kadar tehlikeli olduğu, nasıl yayıldığı ve onu durdurmak için ne yapmamız gerektiği; sözüm ona SARS-CoV2 virüsünden çok daha fazla kontrolden çıkmış durumda. Bu "pandemi"yi çevreleyen soğukkanlılıkla hesaplanmış propaganda kampanyası amacına ulaştı.

1 Ağustos 2020 Cumartesi

SA8760/SD1766: Almanya'yı Kaybetmek- Losing Germany-

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, New York Üniversitesi Küresel İlişkiler Merkezi'nde Uluslararası Politik Ekonomi dersleri veren yardımcı doçent Edward Goldberg'e aittir ve Küreselleşme'nin mimarlarının aksine, Trump yönetimindeki ABD'nin, Rusya ve Çin'e yaklaşan Almanya'yı kaybetmesine odaklanmaktadır. Analistin Küresel Satanist Sistemi'nin kurucularına vurgu yapan şu cümlesi dikkat çekicidir: "Başkan Donald Trump Almanya'yı ABD'den uzaklaştırıyor. Eski Dışişleri Bakanları Dean Acheson ve George Marshall mezarlarında ters dönüyorlar. Uluslararası ilişkilerde güç dengesi fikrinin Merlin'i olan Henry Kissinger, tamamen umutsuzluk içinde olmalıdır." Tek Dünya Devleti kurarak dünyanın bütün ülkelerinde insanları demokrasiden, hak ve özgürlüklerinden uzaklaştırarak köleleştirmek isteyen satanist çetenin büyük güç ve itibar kaybettiği günümüzde sahnede olanları anlamak zor gibi görünse de, aynı çetenin basit bir üyesi olan Trump'a verilen görev, tam olarak kaybedilen itibarın yeniden kazanılması ya da ilgili düşüncelerin yönetilerek korkutulan insanların kontrol altında tutulmasının sağlanmasıdır. 'Hedef ülke' olarak Türkiye bu şeytanî tuzaktan uzakta ve her şeyin farkında olarak dünyanın etkili güçleri ile eşit bir dil ve yaklaşımla pazarlık yapmaya ve güçlenmeye devam etmelidir.
Seçkin Deniz, 01.08.2020

Losing Germany

New York Times'tan Thomas Friedman, Doğa Ana'yı (Mother Nature) nasıl kandıramayacağınız, aldatamayacağınız veya ona hile yapamayacağınız konusunda düzenli olarak yazıyor. Aynı mantık tarih ve coğrafya için de geçerlidir. Manşetler şu anda the Black Lives Matter hareketine ve devam eden COVID salgınına odaklansa da, tarihi önemi olan jeopolitik bir gaf işleniyor: Başkan Donald Trump Almanya'yı ABD'den uzaklaştırıyor. Eski Dışişleri Bakanları Dean Acheson ve George Marshall mezarlarında ters dönüyorlar. Uluslararası ilişkilerde güç dengesi fikrinin Merlin'i olan Henry Kissinger, tamamen umutsuzluk içinde olmalıdır.

24 Temmuz 2020 Cuma

SA8741/TG303: Apaçık Gerçek

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin Hıristiyan duyarlılığı yüksek olan vakıf başkanı Martin Hall'e aittir ve Küresel Satanist Hükümet'in varlığını tartışmaya odaklanmaktadır. Komplo Teorisi sarkazminden uzakta, nesnel, elle tutulabilir delillere ve beyanlara bağlı kalınarak yapılan 2016 tarihli bu analiz David Spangler tarafından, Dünyanın Yeniden Tasavvuru adlı kitabında ifade edilen şu gerçeğin apaçık ilan edildiğini görmemizi sağlamaktadır: "Lusifer (Şeytan) bize bütünlüğün son hediyesini vermeye geliyor. Kabul edersek o zaman, o özgür olur ve biz de özgür oluruz. Bu Şeytani inisiyasyondur(*). Bu, şu anda ve önümüzdeki günlerde birçok insanın karşı karşıya kalacağı bir şeydir; çünkü bu, New Age'in inisiyasyonudur. Lusifer'e ibadet etme sözü vermedikçe kimse Yeni Dünya Düzenine girmeyecek.” 2019 sonunda başlayan ve 2020'yi tamamen kaplaması beklenen Coronavirus-Covid-19 salgını(!)nın Satanist Küresel Düzen'in tesisi için üretildiğini kuşkusuz bir açıklıkla fark edeceğinizi umduğumuz analiz için dikkatli okumalar yapmanızı umuyoruz. Konuyla ilişkili bir başka gelişmeyi de burada hatırlatmakta fayda vardır. 10 Temmuz 2020 günü Danıştay'ın 24 Kasım 1934 tarihli bakanlar kurulunun müzeye kararını iptal etmesi ve Erdoğan'ın Ayasofya'nın tekrar Câmi olarak hizmete açılması ile ilgili kararnameyi yayınlaması sonrası, bugün 24 Temmuz 2020 günü Ayasofya'da ilk cuma namazının kılınması dikkat çekici ve önemlidir... Küresel Satanist sistemin bir temsilcisi olarak mason Cizvit papa Francis'in derin acı çektiğini ilan etmesi sonrası Almanya'nın tanınmış Cizvit papazlarından Felix Körner, Köln'de dini yayın gerçekleştirilen "Domradio" adlı radyoya yaptığı açıklamada, inanan birisinin Ayasofya'nın mabet olarak kullanılmasından rahatsızlık duymaması gerektiğini söylemişti. Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesinden dindar bir insanın üzülmesine anlam veremediğini belirtiyordu Körner: "Papa Franciscus acı duyduğunu söyledi. Atatürk tarafından laiklik nedeniyle sadece bir ziyaret yeri olarak kullanılan ve artık mabet olarak kullanılmayan bir müzenin şimdi tekrar bir ibadethane haline geldiğini düşündüğünüzde sizi üzen ne olabilir? Dindar birisine bu acı vermez, bu sadece mutlu edebilir. Ama elbette eski bir anı yeniden ortaya çıkıyor. Batı Hıristiyanlığı olarak biz, Osmanlılar yaklaştıkça Doğu Roma'yı umursamadık. 1453'te şehri ve dolayısıyla Hıristiyanlık için Ayasofya'yı kaybettik. Tabii ki bu bize acı verebilir." Ve ekliyordu: "Ondan sonra asıl biz oranın müzeye çevrilmesi dolayısıyla orayı ikinci kez kaybetmiştik. Şimdi orayı bir kez daha kaybetmedik. İnançlı insanlar olarak böyle görmeliyiz, orayı tekrar kazandık. Ayasofya'dan yükselen 'namaza davet' çağrısını kabul edip, şunu söyleyeceğiz, 'Memnuniyetle bu camiye bir toprak talebi olmadan gideceğiz, bu yeri Müslümanlar ile veya tek tek ibadetimiz için manevi bir dürtü ve manevi taşıyıcı olarak kullanmak istiyoruz.' Ben böyle görüyorum." Her ikisi de Cizvit olan iki Hıristiyan din adamının yaklaşımı arasındaki temel fark mezheplerin siyasal etkisi ile izah edilebileceği gibi Satanizmle olan farklı ağ ilişkileri ile de açıklanabilir. Körner'in şu yaklaşımı onun da 'Cizvit' doğasının arka planını görmemizi sağlamaktadır: "Böyle bir yerin, dinler arası tanıklık için nasıl kullanılabileceğini düşünüyoruz. Örneğin Hristiyanlar olarak bilinçli şekilde orada dua etmeye davet edildiysek, tıpkı Hazreti Muhammed'in Medine'deki Hristiyanları 7. yüzyılda camisine dua etmeye davet ettiği gibi... Bu işaretler, belki Ayasofya'yı dinler arası bir diyalog yeri ve herkes için anlayış ve manevi ışınlanma yeri haline getirir." Ayasofya'nın 'tekrar ve sadece Câmi' olarak inanan insanlara hizmet etmesi Satanizm'in asla istemeyeceği bir değişimdir.
Seçkin Deniz, 24.07.2020

The truth in plain sight

“…………… ve küllerden yükselen Yeni Bir Dünya Düzeni olacaktır”

Bugün, tarihin en tehlikeli zamanında bulunan bir Dünya’nın üzerinde yaşıyoruz. Kanunsuzluk, iç huzursuzluk, ayaklanmalar ve terör eylemlerinde yaşanan çok dramatik artışa ve görünüşte sonsuza kadar sürecek savaşlara baktığımızda; Dünya’nın TÜMDEN YOK OLUŞA giden bir “Kıyamet Senaryosu”na doğru nasıl hızla ilerlediğini hepimiz açık bir şekilde görebiliriz.

16 Haziran 2014 Pazartesi

SA721/ÇY3-BŞ11: İnsanı Tanrılaştırma Süreçleri/ Egemenlerin Seküler Din Travmaları

“Tek Dünya Düzeni ve Tek Din... Kurduğumuz bu sistemle zulmetme hakkımız elimizden alınırsa mazlumuz! Zulmetmek bizim hakkımız!”

İlk insandan bugüne kadar inanç ve inancın sistemleştirilmiş hali olarak adlandırılan din, hem bireysel hem toplumsal yaşam içinde daima var olmuştur. Dinler tarihi incelendiğinde İslam'a kadar her dinin, her çağa, coğrafyaya ve kültür değerlerine göre insanlar tarafından müdahale edilerek yeniden şekillendirildiğini görürüz. Bu nedenle etimolojik olarak din "yasa, hüküm, yol" gibi anlamlara sahip olsa da her çağda ve her kültürde tanımlamasında da çeşitlilik mevcuttur.

Sümerlerde belli kurallar çerçevesinde algılanan din, Yunan'da felsefe ile anlamlandırılmaya başlanmış, Roma'da toplumsal ihtiyaçlarla ve ahlaki değerlerle birleştirilmişti. Roma, ilk çağda diğer tüm toplumlar gibi çok tanrılı bir dine sahipti. Her doğa olayının arkasında "vehmettikleri gizli güçler" tanrılar veya tanrıçalar vardı. Romalıların bu dönemde; Yunan'da olduğu gibi putları ve özel tapınakları yoktu. Hemen hemen her mekânı tanrıları ve tanrıçalarıyla "haberleşme / iletişim ve tapınma yeri" olarak kullanıyorlardı.

Seçkin Deniz Twitter Akışı