Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin Hıristiyan duyarlılığı yüksek olan vakıf başkanı Martin Hall'e aittir ve Küresel Satanist Hükümet'in varlığını tartışmaya odaklanmaktadır. Komplo Teorisi sarkazminden uzakta, nesnel, elle tutulabilir delillere ve beyanlara bağlı kalınarak yapılan 2016 tarihli bu analiz
David Spangler tarafından,
Dünyanın Yeniden Tasavvuru adlı kitabında ifade edilen şu gerçeğin apaçık ilan edildiğini görmemizi sağlamaktadır:
"Lusifer (Şeytan) bize bütünlüğün son hediyesini vermeye geliyor. Kabul edersek o zaman, o özgür olur ve biz de özgür oluruz. Bu Şeytani inisiyasyondur(*). Bu, şu anda ve önümüzdeki günlerde birçok insanın karşı karşıya kalacağı bir şeydir; çünkü bu, New Age'in inisiyasyonudur. Lusifer'e ibadet etme sözü vermedikçe kimse Yeni Dünya Düzenine girmeyecek.” 2019 sonunda başlayan ve 2020'yi tamamen kaplaması beklenen
Coronavirus-Covid-19 salgını(!)nın
Satanist Küresel Düzen'in tesisi için üretildiğini kuşkusuz bir açıklıkla fark edeceğinizi umduğumuz analiz için dikkatli okumalar yapmanızı umuyoruz. Konuyla ilişkili bir başka gelişmeyi de burada hatırlatmakta fayda vardır. 10 Temmuz 2020 günü Danıştay'ın 24 Kasım 1934 tarihli bakanlar kurulunun müzeye kararını iptal etmesi ve Erdoğan'ın Ayasofya'nın tekrar Câmi olarak hizmete açılması ile ilgili kararnameyi yayınlaması sonrası, bugün 24 Temmuz 2020 günü Ayasofya'da ilk cuma namazının kılınması dikkat çekici ve önemlidir... Küresel Satanist sistemin bir temsilcisi olarak mason Cizvit papa Francis'in
derin acı çektiğini ilan etmesi sonrası Almanya'nın tanınmış Cizvit papazlarından
Felix Körner, Köln'de dini yayın gerçekleştirilen
"Domradio" adlı radyoya yaptığı açıklamada, i
nanan birisinin Ayasofya'nın mabet olarak kullanılmasından rahatsızlık duymaması gerektiğini söylemişti. Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesinden
dindar bir insanın üzülmesine anlam veremediğini belirtiyordu Körner:
"Papa Franciscus acı duyduğunu söyledi. Atatürk tarafından laiklik nedeniyle sadece bir ziyaret yeri olarak kullanılan ve artık mabet olarak kullanılmayan bir müzenin şimdi tekrar bir ibadethane haline geldiğini düşündüğünüzde sizi üzen ne olabilir? Dindar birisine bu acı vermez, bu sadece mutlu edebilir. Ama elbette eski bir anı yeniden ortaya çıkıyor. Batı Hıristiyanlığı olarak biz, Osmanlılar yaklaştıkça Doğu Roma'yı umursamadık. 1453'te şehri ve dolayısıyla Hıristiyanlık için Ayasofya'yı kaybettik. Tabii ki bu bize acı verebilir." Ve ekliyordu: "Ondan sonra asıl biz oranın müzeye çevrilmesi dolayısıyla orayı ikinci kez kaybetmiştik. Şimdi orayı bir kez daha kaybetmedik. İnançlı insanlar olarak böyle görmeliyiz, orayı tekrar kazandık. Ayasofya'dan yükselen 'namaza davet' çağrısını kabul edip, şunu söyleyeceğiz, 'Memnuniyetle bu camiye bir toprak talebi olmadan gideceğiz, bu yeri Müslümanlar ile veya tek tek ibadetimiz için manevi bir dürtü ve manevi taşıyıcı olarak kullanmak istiyoruz.' Ben böyle görüyorum." Her ikisi de Cizvit olan iki Hıristiyan din adamının yaklaşımı arasındaki temel fark mezheplerin siyasal etkisi ile izah edilebileceği gibi Satanizmle olan farklı ağ ilişkileri ile de açıklanabilir. Körner'in şu yaklaşımı onun da 'Cizvit' doğasının arka planını görmemizi sağlamaktadır:
"Böyle bir yerin, dinler arası tanıklık için nasıl kullanılabileceğini düşünüyoruz. Örneğin Hristiyanlar olarak bilinçli şekilde orada dua etmeye davet edildiysek, tıpkı Hazreti Muhammed'in Medine'deki Hristiyanları 7. yüzyılda camisine dua etmeye davet ettiği gibi... Bu işaretler, belki Ayasofya'yı dinler arası bir diyalog yeri ve herkes için anlayış ve manevi ışınlanma yeri haline getirir." Ayasofya'nın
'tekrar ve sadece Câmi' olarak inanan insanlara hizmet etmesi Satanizm'in asla istemeyeceği bir değişimdir.
Seçkin Deniz, 24.07.2020
The truth in plain sight
“…………… ve küllerden yükselen Yeni Bir Dünya Düzeni olacaktır”
Bugün, tarihin en tehlikeli zamanında bulunan bir Dünya’nın üzerinde yaşıyoruz. Kanunsuzluk, iç huzursuzluk, ayaklanmalar ve terör eylemlerinde yaşanan çok dramatik artışa ve görünüşte sonsuza kadar sürecek savaşlara baktığımızda; Dünya’nın TÜMDEN YOK OLUŞA giden bir
“Kıyamet Senaryosu”na doğru nasıl hızla ilerlediğini hepimiz açık bir şekilde görebiliriz.