31 Aralık 2020 Perşembe

SA9006/SD1913: Etiyopya'da Arabuluculuk Yapabilecek Tek Ülke

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Ohio Üniversitesi Küresel Çalışmalar alanında yardımcı doçent olan Matthew LeRiche'e aittir ve Etiyopya'daki Federal hükümet ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasındaki savaşta arabulucu olarak Güney Sudan'ın varlığına odaklanmaktadır. Analistin, Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray eyaletini yöneten Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) Başkanı Debretsion Gebremichae'in çatışma halinde oldukları federal hükümetle uzlaşabilmek için Afrika Birliği'nden ara bulucu olmasını istemesinden sonra, arabulucu rolü oynayabilecek ABD ve Çin gibi ülkeler dahil bütün ülkelerin neden bu rolü oynayamayacağını izahı ilginçtir. Türkiye'nin adının dahi anılmadığı analizde, tarafsız ve etkin aracı bir güç olarak öne sürülen Güney Sudan'ın yaşadığı yoksulluğun giderilmesi ve çöken ekonominin desteklenmesinin ve kişisel ilişkilerin kullanılmasının teklif edilmesi, Afrika siyasetindeki kabileler arası ilişkilerin tek yol olarak tarif edilmesi, hegemonya sahibi ABD, Çin, Rusya, İngiltere, İtalya, Fransa gibi BMGK üyesi ülkelerin adının dahi anılmaması Türkiye'ye açıkça duyulan ihtiyacı belirginleştirmektedir. Türkiye, Etiyopya ile çok kapsamlı ilişkiler kurma fırsatını dikkatle kullanmalı ve gecikmemelidir.
Seçkin Deniz, 31.12.2020


The one country that could mediate in Ethiopia

"Güney Sudan, savaşan tarafların hiçbiri tarafından bir tehdit olarak görülmüyor ve Addis, Mek'ele ve Asmara'daki liderlerle yakın kişisel ilişkileri var."

Etiyopya'nın federal hükümeti ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasındaki çatışma tırmanmaya devam ederken, dünyanın dört bir yanından arabuluculuk çağrıları geldi. Ancak kimin arabuluculuk yapabileceği sorusu henüz yanıtlanmadı. Çatışma, her iki taraf tarafından da dürüst ve güvenilir olarak algılanan bir aracı gerektiriyor, ancak bu, kurallardan çok daha fazla uluslararası aktörü dışlıyor.

SA9005/SD1912: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 596 (11-15 Kasım 2019)

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, her günün tweetlerini aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(11-15 Kasım 2019)  (Kasım 2019: 5.363 Tweet+Önceki Toplam: 389.643+5.363= 395.006 Tweet)

11 Kasım 2019
ilginç gelişmeler yaşanıyor https://t.co/4DRbkTYrOF

11 Kasım 2019
RT @euronews_tr: Kamışlı'da eş zamanlı 3 bombalı saldırı: 6 ölü, 22 yaralı https://t.co/xYqRsYkNB9

30 Aralık 2020 Çarşamba

SA9004/SD1911: "fukara bir zengin duruş" /27.4.2004/ 214. patika

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk


...kopuk ve acımaklı eylemleri derdest edip yok etmiş zengin bir duruşun, ne kadar fukara olduğunu düşündünüz mü?...
...insanın mayasına çalınmış olan hüznün her duruşta ne kadar ve hangi tıynette yansıdığını görebilir misiniz?...
...sır gibi görünmezleşen, ama her akıldan ve her gözden kaçamayan tüm 'ben' ayrıntıları o kadar insana dairdir ki; makineleşmesi mümkün olmayan insan da bundan kaçamaz...
...zapt ve rapt altına alınmış tüm kategorilerdeki duygular, ne zaman fışkırır ruhun derinliklerinden bilir misiniz?...
...bilemezsiniz; insanları görmeyince...
...insanların akıp gittiği caddelerde durun...
...onların gözlerine bakın, sessizce...

29 Aralık 2020 Salı

SA9003/SD1910: Atom Bilimcileri Bülteni; Çin Nükleer Kuvvetleri- 2020

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız Amerikan Bilim Adamları Federasyonu ile Nükleer Bilgi Projesi direktörü Hans M. Kristensen ve araştırmacı Matt Korda tarafından araştırılan, yazılan ve Atom Bilimcileri Bülteni'nde yayınlanan metin, Çin nükleer cephaneliğinin mevcut (2020) durumunu incelemektedir. Çin Dışişleri Bakanlığı Silah Kontrol Dairesi Müdürü Fu Cong, 8 Temmuz 2020'deki basın toplantısında, “Bir rakam vermek istiyorum. ABD’nin nükleer cephaneliği yaklaşık 5800-6000 başlık. Bu, Çin’in nükleer cephaneliğine göre 20 kat daha fazla. Bu, bilinen uluslararası analiz kurumlarının verdiği veriler. ABD bunu çok iyi biliyor” demiş ve ABD’nin bu arayı daha da açma niyetinde olduğunu, Washington’un nükleer cephaneliği genişletme yönünde önümüzdeki 10 yılda 500 milyar, önümüzdeki 30 yılda da 1.2 trilyon dolar harcamayı planladığını ifade etmiştir. Metni incelediğinizde, Çinli diplomatın ABD'li yazarlardan çok da farklı bir şey söylemediğini fark edeceksiniz. ABD, Rus ve Çin nükleer cephaneliklerinin iddia edildiği gibi olduğunu düşünmüyoruz (Hem ABD'nin hem de Rusya'nın hem de Covid-19 salgını sonrası değişen ekonomik akış çizgisi Çin'in yaşadığı ekonomik sorunların büyüklüğü çok pahalı olan nükleer cephaneliğin modernleşmesinin gerçekleştirilmesine izin vermemektedir)ABD kendi nükleer cephaneliğini zayıf ve eskimiş, Rus cephaneliğini güçlü ve modernleştirilmiş göstermeye çabalarken, Putin de bu modernleşme iddialarını temelsiz bir şekilde sürdürmektedir, Çin ise bu alanda ABD ve Rusya'dan çok farklı bir strateji izlemekte ve dikkatleri nükleer cephaneliğinden uzağa çekmektedir. Kanaatimizce Çin ABD ile başa çıkabilecek, ayrıca görece modern nükleer bir cephaneliğe sahiptir. Bu durumun işaret ettiği temel çelişki, ABD Başkanı Trump'ın nükleer silahlanmaya yönelik iştahının desteklenmesidir. ABD, Rusya ile tıpkı Sovyet döneminde olduğu gibi iki kutuplu bir dünya oluşturmayı hedeflemekte ve bunun için de dünyanın diğer ülkelerini nükleer kıskaçta kontrol etmeye devam etmek istemektedir. Bütün bunlarla birlikte ABD'nin, Rusya'nın ve Çin'in ayrı ayrı Türkiye karşıtı stratejik yaklaşımları değerlendirildiğinde Türkiye'nin Küresel bir Güç haline gelebilmesi için şu anda yüksek bir ivmeyle devam eden silah sanayi alanındaki çalışmalarını asla aksatmaması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. ABD, Rusya, Avrupa ve Çin finansman yetersizliği yüzünden gelişmiş silah sistemleri ile ilgili projelerini hayata geçiremeyecekleri için gerilemeye ve küresel anlamda güç kaybetmeye devam edeceklerdir. (Lütfen, SA8384/SD1622: Atom Bilimcileri Bülteni; ABD'nin Nükleer Kuvvetleri- 2020  ve SA8464/SD1654: Atom Bilimcileri Bülteni; Rus Nükleer Kuvvetleri- 2020 başlıklı yayınlarımıza ve ayrıca Yeni START: Eylemsizlik ve Samimiyetsiz Tekliflerin Zaman Çizelgesi başlıklı The Bulletin yayınına bakınız.)
Seçkin Deniz, 29.12.2020


Nuclear notebook: Chinese nuclear forces, 2020
 Nükleer defter: Çin nükleer kuvvetleri, 2020

Çin, 1980'lerde başlattığı ve 1990'larda ve 2000'lerde artırdığı nükleer silah modernizasyon programını sürdürüyor ve her zamankinden daha fazla tür ve daha fazla sayıda nükleer silah kullanıyor. Haziran 2019'da Çin'deki önceki Nükleer Defterimizden bu yana Çin, DF-26'yı (çift yetenekli, mobil, orta menzilli bir balistik füze (IRBM)) savunmaya devam ediyor ve eski karayolu mobil DF-31A kıtalararası balistik füze (ICBM) fırlatıcılarını (rampalarını) daha manevra kabiliyetine sahip DF-31AG rampaları ile değiştiriyor. Çin ayrıca, eski DF-5B gibi birden fazla bağımsız olarak hedeflenebilir yeniden giriş aracını (MIRV'ler) taşıyabildiği düşünülen karayolu mobil ICBM'si olan yeni DF-41'i koruma sürecindedir. Denizde Çin, iki balistik füze denizaltısının daha yapımını ve konuşlandırılmasını tamamladı ve yeni bir tür geliştiriyor. Bunlara ek olarak,

SA9002/KY20-MEK97: Linç Sanatı

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Mesele etki ajanları yolu ile memleketin meclisine, siyasetine, güvenliğine karşı gerçek bir tehdide dönüşen uluslararası, içinde FETÖ’nün de olduğu, PKK’nın da olduğu çok karmaşık bir kuşatma mekanizmasıdır. Kürt şimdi PKK ve partileri eliyle başka ülkeler nam hesabına bir tehdit, sopa olarak kullanılmak istendiğini gayet berrak görmektedir."

Hafta başında sosyal medyaya düşen bir video izledim. Kod adı kullanan ve sanatçı olduğu ifade edilen kitsch bir karakter kendinden geçmişçesine, ağzından sıçrayan tükürükler eşliğinde bağırarak, hakaret ederek Kürt çocuklara, gençlere sesleniyor, Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan’a saldırılması, taşlanması, linç edilmesine dair oldukça ağır bir tahrikte bulunuyordu. 

28 Aralık 2020 Pazartesi

SA9001/SD1909: Sıkıntı (Roman); 2. Bölüm-Yer 5

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Biz, aklı kullanmayı gereksiz bulan Sufizm’in her yere tahakküm eden sinsi akışına itiraz edemediğimiz için gelişememiş ve çağların gerisinde kalmıştık. Çağları strateji, siyaset, felsefe, bilim, edebiyat ve sanatla bugüne taşıyan Yahudiler’di ve şimdi dünyayı yönetmekle övünmeleri haklarıydı."



Herhangi bir dine ve o dinin mensuplarına yönelik olumlu ya da olumsuz hiçbir duygu biriktirmemiştim, çünkü bu hafızamda bulunan Kur’an’ın emirlerine aykırı olurdu. O yüzden Yahudilere ve Hristiyanlara dair herhangi bir felsefî refleks ya da içsel bir öfke ile ilgilenemezdim, aklı başında hiçbir Müslüman da benim gibi davranmak dışında bir seçeneğe sahip değildi. 

27 Aralık 2020 Pazar

SA9000/SD1908: "dile, ey kelebek!"

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk


...seni
kaba kerevet üzerinde
sereserpe olmayı dilerken
duydum.

irkildim ...

SA8999/SD1907: Nasıl Harcanır: Almanya Neden Tutumlu Olmaya Veda Ediyor

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız metin, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) Medya Kampanyaları Başkanı, gazeteci Andreas Bock'a aittir ve Brexit sonrası Avrupa Birliği'nin liderliğine oynayan Almanya'nın 2008 Ekonomik Krizi'nden sonra Başbakan Merkel'in dayattığı aşırı tutumlu ekonomi politikalarını terk etmesine odaklanmaktadır. (Siyah Sıfır: Würzburg Üniversitesi'nde ekonomi profesörü ve Alman Ekonomi Uzmanları Konseyi eski üyesi Peter Bofinger, 4 Mart 2019'da yaptığı, çevirisini yayınladığımız analizde Almanya'nın câri fazlasının ve %56'lık borç/GSYH oranının korunması anlamına gelen 'Siyah Sıfır' politikasının terk edilmesi gerektiğini ifade etmekteydi) 22 Mayıs 2018 tarihinde yayınladığımız 'SA6179/SD993: Brookings Entstitüsü: 'Macron Mucizesi' Fransa'yı Küresel Bir Güce Dönüştürebilir' başlıklı çeviriye yaptığımız, "Bir itiraf niteliğinde olan bu analiz, Macron'un Türkiye ve İslam karşıtı politikalarının temel mantığını anlamanızı sağlayacak, Chirac dolayısıyla cezalandırılan Fransa'ya karşılık çok parçalı koalisyona rağmen söz dinleyen Merkel'in şahsında aslında bitik olan Almanya'nın Avrupa Birliği'nin patronu haline getirildiğini öğreneceksiniz." şeklindeki değerlendirme, Aralık 2020'de somut olarak gözlemlenebilir sonuçlara işaret etmektedir. Macron liderliğindeki Fransa'da sağlık sistemi çökmüş, sosyal güvenlik kurumları ve şirketleri iflas etme noktasında, sonu gelmeyen 'Sarı Yelekliler' olarak adlandırılan ve Macron'u istifaya davet eden göstericilerin protestolarına polisin verdiği acımasız tepkiler Fransa'yı ve Paris'i cehenneme çevirmiş durumdadır. Avrupa Birliği artan yoksulluğun, işsizliğin, bireysel ve toplumsal şiddet ile birlikte devletlerin otoriter, göçmen karşıtı, ırkçı ve İslam düşmanı tutumlarının ürettiği cehenneme dönüşmüş durumdadır. Satanist Avrupa Birliği'nin kurucu aklının bir temsilcisi ve koruyucusu rolündeki Siyonist-Yahudi asıllı George Soros, satanist yayın organında (Social Europe) "Avrupa, Macaristan ve Polonya'ya karşı çıkmalı" başlığıyla yayınladığı 19 Kasım 2020 tarihli talimatnâmesinde, "Avrupa Birliği, üye devletlere tahsis ettiği fonlara uyguladığı hukukun üstünlüğü hükümlerinden ödün veremez." diyerek Merkel liderliğinde, hukukun üstlüğü adı altında 'İş, Aile ve Anavatan' düşmanı Avrupa Birliği'ne emirler yağdırmaktadır. Satanistler Macaristan ve Polonya'yı 'İş, Aile ve Anavatan' temelli politikalar uygulamakla, bir insanı doğmadan öldürmek demek olan kürtaja karşı çıkmakla, doğurganlığı arttırmakla ve aileleri desteklemekle suçluyorlar, çünkü bu değerlere düşmanlar ve bu nedenle de demokratik yollarla seçilen Macaristan ve Polonya hükümet yetkililerini ve Türkiye'yi 'Otoriter' olmakla suçluyorlar. İnsan ve değerleri aleyhine tanzim ettikleri neoliberal maskeli otoriter-faşist satanist sistemi hukuk diyerek tanımlayarak başka herhangi bir fikrin, inancın ve politikanın yaşamasına izin vermeyerek, kurtarma fonlarından mahrum bırakmakla tehdit ediyorlar. Çevirisini yayınladığımız analiz, varılan uzlaşmayla Macaristan ve Polonya'nın 'hukukun üstünlüğünü ihlalden' paçayı kurtardığını ileri sürüyor. İyi insanların insan ırklarını korumak için satanistlere karşı işbirliği yapmaları artık kaçınılmaz. Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Satanizm Diktatörlüğüne dönüşmüş olan Avrupa Birliği ile üyelik görüşmelerini gözden geçirmeli, Viktor Orbán liderliğindeki Macaristan ve Andrzej Duda liderliğindeki Polonya ile ilişkilerini daha da geliştirmeli ve insanlığın hukukunu ve geleceğini kurtarmaya odaklanmalıdır.
Seçkin Deniz, 27.12.2020


How to spend it: Why Germany is saying goodbye to frugality

"Almanya, Fransa ile birlikte koronavirüs sonrası dünyanın yeniden inşasında belirleyici bir rol oynamayı hedefliyor."

2020, muhtemelen Berlin'in euro krizinden bu yana çok değer verdiği kemer sıkma politikasına olan tartışmalı bağlılığından uzaklaştığı yıl olarak tarihe geçecek. Koronavirüs salgınına yanıt olarak Şansölye Angela Merkel (Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte çalışıyor) yalnızca daha büyük bir AB bütçesini savunmakla kalmadı, aynı zamanda ortak bir borç olarak finanse edilen kurtarma fonu oluşturdu. Böylece Merkel, Almanya'yı Danimarka, Finlandiya, Hollanda, Avusturya ve İsveç gibi sözde tutumlu ülkeler grubundan açıkça ayırdı. AB bütçesine net katkı sağlayanlar olarak, bu devletler başlangıçta bütçeyi arttırmaya ve multimilyar euroluk koronavirüs kurtarma fonunda yer alan geri ödenmeyecek olan hibelere karşı çıktılar.

26 Aralık 2020 Cumartesi

SA8998/SD1906: Biden’ın Dış Politika Ekibi, İnsanları Öldürmeye Devam Eden İdealistlerle Dolu

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız metin, "The Moral Animal" ve "Nonzero" adlı kitapların da müellifi olan Washington Post yazarı Robert Wright'a aittir ve ABD'nin 20 Ocak 2021'de göreve başlayacak olan yeni başkanı Joseph Biden'in, kendilerini 'ilerici gerçekçiler- ilerici idealistler' olarak tanımlayan kişilerden oluşan Dış Politika Ekibi'ne (Biden’in sırasıyla dışişleri bakanı ve ulusal güvenlik danışmanı olarak seçtiği Tony Blinken ve Jake Sullivan) odaklanarak, bu grubun Obama döneminde ürettiği kaosu, yaptıkları askerî darbeleri, vekâlet savaşlarını, akıttıkları kanı ve insan ırkına yönelik saldırılarını değerlendirmektedir. (Solcu liberal faşist Soros'un ve sağcı ırkçı faşist Koch'un desteklediği 'İlerici Gerçekçiler'le ilgili bilgi sahibi olmak için, The National İnterest'in Dışişleri Bakanlığı muhabiri Curt Mills'e ait olan ve13 Ağustos 2019'da,  SA7900/SD1453: Yeniden Dirilen Gerçekçilik; Quincy Enstitüsü'nün Yükselişi' başlığı ile yayınladığımız analizi okuyunuz.) Kendisini de ilerici realist olarak tanımlayan, ancak diğer realistlerden farkını ortaya koyan analistin, "Yani benim gibi ilerici realistler - eğer sadece ulusal çıkarlar için olsa da, daha asil motivasyonlara izin verilse de - yurtdışındaki insanların refahını önemsiyorlar." dedikten sonra, felsefî temellere sahip idealist ve realist yaklaşımlara yönelik şu eleştiriyi açık sözlülükle dile getirmektedir: "Ve kökenleri saf olsa bile, işlevsiz siyasi sistemimiz, tercih ettiğiniz politika sonucu ölüm ve kargaşa olmadıkça, onları kötü politikalara dönüştürüyor." Forbes dergisinin, 6 Mart 2018'de, $112 milyar servetiyle dünyanın en zengin insanı olarak belirlediği, 2020'de 400 en zengin Amerikalı listesinde üçüncü kez ülkenin en zengin insanı olarak seçtiği, Covid-19 salgını sayesinde servetini bir yılda 114 milyar dolardan 179 milyar dolara yükselten Amazon'un kurucu CEO'su  Jeffrey Preston Bezos'un sahip olduğu Washington Post'un kaotik satanist hegemonyada üstlendiği rolün 'iyi polis' olduğu açıktır; Robert Wright'ın Washington Post'ta yayınlanan yazısında kek tadındaki ifadesi de bu anlamda bu rolü teyit eder niteliktedir: "İlerici realistler, insanoğlunun uzun vadeli refah arayışının, başarılı olmak için ilke ve itidalle yönetilmesi gerektiğine inanırlar; iyi niyetlerimiz disipline edilmeli ve gerçek bir küresel topluluk inşa etme zorunluluğu tarafından yönlendirilmelidir." Küresel topluluktan kastın, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in anlattığı gibi küresel bir hükümet olduğu gerçeği ortadadır, amaçları değil yöntemleri tartışan bu tür ilerici realistlerin iki yüzlü politikalarına karşı tecrübeli olan ve Cumhuriyetçi ya da Demokrat bütün ABD başkanlarının saldırılarına karşı halkıyla birlikte zaferler elde eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Obama döneminde Türkiye'ye karşı yürütülen terör saldırıları ve emniyet-yargı-askerî darbeler zincirinden oluşan, Kissinger'den akıl almaya devam eden Trump döneminde ekonomik baskılar ve yaptırım stratejileriyle devam eden saldırgan politikaların, Biden döneminde de artarak süreceğine emin olarak, Türkiye'nin iç ve dış politika değişkenlerini küresel olarak konumlandırmalı ve ABD'nin bütün hareket alanlarında aktif fay hatları inşa etmekten çekinmemelidir.
Seçkin Deniz, 26.12.2020


Biden’s foreign policy team is full of idealists who keep getting people killed

"Stratejik tevazûya ya da diğer ulusların dünyayı nasıl gördüğüne dair çok az belirti gösteriyorlar."

Başkan Barack Obama döneminin Rusya Büyükelçisi Michael McFaul, geçenlerde şunları yazdı: “Gelecekteki Biden dış politikası hakkında yapılan tartışmalarda, insanların kendilerini 'ilerici gerçekçiler-realistler' olarak tanımladıklarını görüyorum." Yeni seçilen başkanın sol eğilimli eleştirmenleri tarafından damgalanan bu yabancı etiket McFaul'u endişelendirmiş. Ne de olsa, “gerçekçilik-realizm” uzun zamandır yurtdışındaki insanların refahına çok az önem veren, ulusal çıkarlara sıkı bir odaklanma anlamına geliyor. Ünlü acımasız-taş yürekli Henry Kissinger kendisine 'gerçekçi-realist' demişti. Belki de McFaul, geçmiş realistlerin desteklediği "ölümlerden ve korkunç baskılar" dan yakınıp ardından kederli bir şekilde "İlerici idealistler nerede?" diye sorduğunda, aklında Kissinger vardı. 

25 Aralık 2020 Cuma

SA8997/KY1-CÇ752: Gucur Ziya

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Gidip ikaz etse miydi? Niyetlenmişti gidip söylemeye, niyetlenmesine niyetlenmişti ama kahrolası dişlerinin gıcırdaması engel oluyordu. Dişleri gıcırdadığında Sabri kulak asmayacaktı. Dişlerinin gıcırdamasına engel olamayacağını biliyordu. İçini çekti."

Dişlerini gıcırdatıyor Gucur Ziya. Olmaz ki, diyor Sabri, parmak kadar çocuklar bile bilir böyle bir şey yapılmayacağını. Ama işte sen bile bile yine yapıyorsun. Umursamıyor Gucur Ziya. Omuz silkiyor. Dudak büküyor. Olmayan bıyıklarının altından gülüyor. 

24 Aralık 2020 Perşembe

SA8996/SD1905: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 595 (06-10 Kasım 2019)

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, her günün tweetlerini aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(06-10 Kasım 2019)  (Kasım 2019: 5.363 Tweet+Önceki Toplam: 389.643+5.363= 395.006 Tweet)

06 Kasım 2019
o kürt değil ama, zaza https://t.co/q7iFRjVTzG

06 Kasım 2019
RT @RTErdogan: @realDonaldTrump 13 Kasım'da ABD'ye gerçekleştireceğimiz ziyaretle birlikte, bugün yapmış olduğumuz telefon görüşmesinin iki…

23 Aralık 2020 Çarşamba

SA8995/SD1904: Zeki Müren Sizi Görmeyecek; Ancak Dijital Diktatörler Bedeninizde Olup Bitenleri İzleyebilecek ve Müdahale Edebilecek

"İnsan kendisine saygı duyulmasını isteyen ve bekleyen bir canlıdır, bunun için çabalayan insanlara saygı duymak zorundasınız."

"Zeki Müren de bizi görecek mi?" bir replik olarak Yılmaz Erdoğan'ın Vizontele adlı filminde yer almadan önce, Zeki Müren şarkılarını radyolardan, plaklardan dinleyen insanların ilk kez televizyon izlediklerinde Zeki Müren'i ekranlarda görünce sordukları saf bir soruydu; kendileri Zeki Müren'i görüyorlarsa Zeki Müren de onları görüyor muydu? 

SA8994/SD1903: "güz mâzîsi-yaz geleceği" /29.04.2004/ 215. patika

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk


...geri dönüşsüz fiilleri, sonrasız ilişkileri ve sergüzeştlerin amansız heyecanlarını...
...hayatın renklerini sildiği vakit elleri pâk, dili nur, gözleri kehribar faydasız düş meleği...
...gecenin sabaha dönen kısmında, görülen tüm düşlerin nefeslerde bıraktığı limonî yahut mayhoş sersemliği saymamak gerek...
...o ki; renksiz ve kokusuz tüm sıvılardan tek olanı su idi...
...suya dönen kalıpların, toprağı çamurlaştıran her anı yeni şekillerin doğuşuna salınır; taze bir gelin gibi...
...günün başlangıçlarında mahzun, çapaklı gözlerin arasından sızan gayr-i fiilî serzenişlerden her birinin, yek diğerine dokunmadan, nasıl yeryüzüne aktıklarını düşün!...

22 Aralık 2020 Salı

SA8993/SD1902: Foreign Policy: Türkiye'yi Serbest Bırakma Zamanı

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız Foreign Policy analizi, 1953'te, bir Yunan Ortodoks rahibi olan Peder George Mastrantonis tarafından  Chicago, Illinois'de kurulan Helenik (Yunan) Vakfı (Hellenic Foundation) kıdemli araştırma görevlisi Nicholas Danforth'a aittir ve 'düşman' bir dille Joe Biden başkanlığındaki ABD'nin Türkiye ve Erdoğan'la ilişkilerine odaklanmaktadır. Analiz, yazarının nesnel olmaya çalışan yaklaşımıyla, Amerikan-Yunan ruhuna uygun olarak, 'düşman nesne' olarak algılanan Türkiye'ye bakışının (kibirli ABD'nin diliyle) 'aşağılayıcı' olduğu kadar, (ABD ve AB'den Türkiye'ye karşı yardım dilenen Yunanistan kadar) 'korkak' olduğunu da net bir şekilde ortaya koymaktadır. Nicholas Danforth, Erdoğan'ın ilişkileri sıfırlama ve yeniden tanımlama teklifini reddetmesini tavsiye ettiği Biden'a, desteklediği CHP-HDP-İP-SP-GEP-DAP-FETÖ-PKK-DAEŞ ittifakının bütün beklentilerini karşılayabilecek bir politik yaklaşım önermekte ve aksi halde gerçekleşecek olanı açıkça söylemektedir: "Daha endişe verici gerçek ise, ideolojinin, şikayetlerin ve iç politikanın, ABD'yi büyük bir tehdit olarak tanımlayan yeni bir Türk güvenlik doktrinini şekillendirmek için bir araya gelmesidir." Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin bağımsızlık yolunda önündeki bütün engelleri aşma hedefinden zerre kadar sapmaması ve liderliğini tescil ettirdiği 21.yüzyıl dünyasında 'Türkiye Ekseni'ni oluşturması şarttır.
Seçkin Deniz, 22.12.2020


It Is Time to Let Turkey Go
"Uzun vadede bağları tamir etmenin en iyi yolu bu olabilir."

Gözlemcilerin önerdiği gibi, ABD-Türkiye ilişkisi ağır çekim tren kazasına benziyorsa, iyi haber, trenlerin beklenenden daha yavaş hareket ediyor olmasıdır. Kötü haber şu ki, hala aynı yolda birbirlerine doğru gidiyorlar. Şimdiki seçilmiş Joe Biden şu anda frenci konumunda... ve yaklaşmakta olan trende muadilinden fazla yardım bekleyemez.

SA8992/TG321: DARPA'ya Bağlı Teknoloji Şirketi Profusa'nın Cep Telefonuna Veri Aktaran Enjekte Edilebilir Askerî Hidrojel Vücut Sensörleri ve Covid-19

    Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız metinler, Pentagon'a bağlı resmî ABD kurumu DARPA(Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı) projelerinde çalışan Profusa şirketinin resmi basın açıklamalarını temel almaktadır ve Covid-19 salgını öncesinde başlanan enjekte edilebilir Hidrojel biyosensörlere (vücut sensörleri) odaklanmaktadır. Pentagon-DARPA(*) tarafından üretilen insanlık dışı ve vahşi silah-savaş-uzay teknolojilerine ve biyoteknolojik-biyolojik silahlara dair haberlerin ilk duyulduklarında 'Komplo Teorisi' sınıfına sokularak itibarsızlaştıklarına ve planlayıcılarının istediği zaman dilimlerinde gelecekte de ortaya çıktığına şahit olduk. Bunun en yakın örneği bilgisayar-dijital teknolojilerde ulaşılan düzey ve insanları izleme, dinleme, fişleme ve kişisel verileri başka şirketlere satma iddialarının önce 'Komplo Teorisi' denilerek inkar edilmesi, sonra Facebook örneğinde olduğu gibi itiraf edilmesidir. Acımasızlığı ile ünlü mason Jeremy Bentham'ın (15 Şubat 1748-6 Haziran 1832) kurduğu ilk gözetleme sistemi olan 'Panopticon' un en gelişmiş düzeyi sayılabilecek enjekte edilebilir hidrojel sensörler ya da kuantum noktalı biyoçiplerle insanları izleme ve 'yönetme' sistemi artık söylentiden öteye somut bir gerçeğe dönüşmek üzeredir. Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinin WEF ve WHO-DTÖ odaklı her türlü organizasyona, Bill Gates'in özellikle 'ruh hali, korku, kaygı ve hatta cinsel aktivite seviyesi dahil olmak üzere, bir kişinin hayatının her yönünü izleyip okuyarak insanları bir yapay zeka ağına bağlayan, tam bir kontrol platformunu temsil eden, kalıcı, cilt altına enjekte edilebilir biyoçip aşıları'na (Profusa resmi internet sitesi açıklaması: Profusa, vücut kimyalarının sürekli izlenmesi için doku entegre eden biyosensörlere öncülük etmektedir.) karşı dikkatli olması ve karşı strateji hazırlayacak kapasitede olması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye 2002'den beri bu Küresel Satanist Çete'nin açık ve kesintisiz saldırılarına maruz kalmaktadır, bu şeytanî çetenin Covid-19 sızıntısı ile yönetimde etkili olmasına engel olmamız gerekmektedir. Covid-19, Türkiye toplumunu da germektedir ve kısıtlamaların neden olduğu sorunlar yavaş yavaş açığa çıkarken, Covid-19'a karşı geleneksel aşılara ek olarak mRNA olarak tanımlanan yeni tür gen teknolojisi ile elde edilen aşılar dolayısıyla dünyanın bütün ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de insanlar haklı tedirginlikler yaşamaktadır. Her ne kadar farklı alanlardan söz etmiş olsa da, 1 Aralık 2020'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Hiçbir denetimin olmadığı, keyfiliklere açık, hukukun dışında bir alan olarak algılandığında dijitalleşmenin bizi götüreceği yer faşizmdir" açıklamasına ek olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın 6 Aralık 2020 tarihinde, "En güvenilir olan geleneksel yöntemle geliştirilen inaktif aşı türü. Bu, üretimi kolay olmayan, maliyeti yüksek bir aşıdır. İnaktif aşılar, farklı hastalıklar için uzun yıllardır ülkemizde uygulanmakta olan ve uzun dönem güvenlilikleri bilinen aşılardır. Diğer aşı, yani mRNA aşısı genetik yoldan etki eden ve daha kısa sürede üretilebilen bir aşıdır. İnsanlarda yeni uygulanan bir teknolojiyle hazırlanmaktadır. Çalışmalarda kısa dönem sonuçları başarılı olmuştur, orta ve uzun vadede sonuçları bilinmemektedir. Yurtdışından inaktif aşıyı özellikle tercih ettik." şeklindeki açıklaması toplumsal duyarlılıkları ciddiye aldıklarını düşündürtmekte ise de, aşı zorunluluğunun insan hak ve hürriyetlerine aykırı olduğunu düşünüyor ve Erdoğan liderliğindeki hükümetin buna gereken saygıyı göstermesini umuyor ve her insanın bir hayvan ya da ticarî nesne gibi biyometrik çipe mahkum edilme olasılığına ve 'Komplo Teorisi' itibarsızlaştırmasına karşı herkesi araştırmaya ve duyarlı olmaya çağırıyoruz. Bilim adamları'nın 'küresel süper beyin' yaratmak için vücudumuza nanobotlar yerleştirmeyi tasarladığı bir çağda bilimsel gelişmelerden haberdar olmamak ya da bu gelişmelerin geldiği düzeyi inkar etmek insanları korumayacaktır. (Lütfen SA8868/TG306: DARPA'nın Hidrojel Biyoçipleri Covid-19 Piyasası'na Giriyor  ve SA8975/TG319: COVID Aşısı, Geçerli Kimlik Doğrulamasının Biyometrik Sertifikasyonudur çevirilerimizi okuyunuz.)
Seçkin Deniz, 22.12.2020

Profusa is pioneering tissue-integrating biosensors for continuous monitoring of body chemistries.
(Profusa, vücut kimyalarının sürekli izlenmesi için doku entegre eden biyosensörlere öncülük etmektedir.) Profusa internet sitesi tanıtım spotu

"Önümüzdeki yıl FDA onayını kazanırsa, iki parçalı sensör, semptomlar görülmeye başlamadan haftalar önce yeni enfeksiyonları tespit etmeye yardımcı olabilir."

1. Askeri Kaynaklı Bir Biyosensör Pandemi Tespitinin Geleceği Olabilir

A Military-Funded Biosensor Could Be the Future of Pandemic Detection

Pandemileri durdurmak neden bu kadar zor? Çoğunlukla bunun nedeni, hastalığın, insanları test etme sürecinden daha hızlı hareket etmesidir. Savunma Bakanlığı, cilt altı biyosensörün, grip benzeri enfeksiyonları semptomların ortaya çıkmaya başlamasından önce tespit ederek, takip prosedürüne yardımcı olup olamayacağını belirlemeye yönelik yeni bir çalışmanın finanse edilmesine yardımcı oluyor. Biyosensörün sahibi, Profusa şirketi, sensörün önümüzdeki yılın ilk aylarında FDA onayı için deneme aşamasında olduğunu söylüyor.

21 Aralık 2020 Pazartesi

SA8991/SD1901: Sıkıntı (Roman); 2. Bölüm-Yer 4

           Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Bu inanılması güç bir tasarımla inşâ edilen şeytanî bir ağdı ve bu ağa dahil olan alt seviyelerdekiler üst seviyedeki ağlara dair net hiçbir bilgiye sahip değildi, hiyerarşik üst katmanlar da ‘sessizlik yemini’ etmiş olanların bulunduğu sırlar dünyasına aitti. Her şey herkesin gözlerinin önünde gerçekleşiyordu, ancak insanların büyük bir kısmı böyle bir ağın var olabileceğine inanmıyordu. Bence ağ tasarımcılarının elde ettikleri en büyük başarı da buydu."



O kadar karmaşık ve gizli bir ağ tasarlamışlardı ki, herhangi bir ipucundan yola çıktığınızda karşınıza yüzlerce alt ya da üst bağlantı yolu çıkıyordu, hangi bir yoldan gitmeyi tercih ederseniz edin, diğer yolların neler içerdiğini takip edemez hale geliyordunuz. Tekrar başlangıca dönüp diğer yolları denemek istediğinizde de ilk tercih ettiğiniz yolda yaşadıklarınızı yaşıyordunuz. 

20 Aralık 2020 Pazar

SA8989/SD1899: "güller ve dev"

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk


kaldım gönül
         kaldığın yerde
               ama
işlendiği yerde değil
                    sevda nakışlarının...

SA8990/SD1900: Türkiye'nin NATO'daki Günleri Sayılı mı?

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz The National'da savunma ve dış ilişkiler köşe yazarı olan Con Coughlin'e aittir ve Erdoğan'ın şahsına odaklanarak, Türkiye'nin Batı karşısındaki haklı varoluş mücadelesine karşı bir perspektifle telif edilmiştir. Rusya-S400, Macron, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, İbrahim Anlaşmaları, Suriye, Libya gibi alt başlıklarda doğrudan Erdoğan'ın suçlandığı analizde, ABD-Avrupa ortaklığının temsil ettiği Batı'nın İslam'a, Müslümanlar'a, Türkiye'ye ve İslam dünyasına yönelik saldırılarına karşı herhangi bir eleştirel dil olmadığı gibi, bu saldırılara karşı duran Erdoğan liderliğindeki 'Duruş', ABD-İngiltere-Fransa ortaklığı ile üretilen terör örgütleri ve eylemleri temel alınarak basit ve sığ bir 'Radikal İslamcılık' safsatasıyla tanımlanmaya çalışılmakta, Türkiye'yi NATO'dan ihraç etmekle tehdit etmek gibi bir basitlik sergilenmektedir. 17 Şubat 2020'de Türkiye'nin NATO üyeliğinin 68. yıl dönümünde (17 Şubat 1952), "Türkiye transatlantik ailenin 68 yıldır çok değerli bir üyesi olmuştur." diyen ve Türkiye'nin NATO'nun Afganistan, Kosova ve Irak gibi misyon ve operasyonlarına en fazla katkı sağlayan üyelerden biri olduğuna dikkati çekerek, "Orta Doğu'daki istikrarsızlık, şiddet ve karmaşadan en fazla etkilenen ve terör saldırısına uğrayan müttefik Türkiye olmuştur. NATO'ya üyeliğinin yıl dönümünde, Türkiye'ye ittifaka olan değerli ve süregelen desteği için teşekkür ederim. Türkiye NATO'nun güçlü ve kıymetli üyesi olmaya devam edecektir." şeklinde açıklamalar yapan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'i de yalanlayan aşağıdaki analizden çıkarılacak sonuç şudur; Türkiye, 68 yıldır olduğu gibi NATO konseptinde basit bir emir eri ya da kukla olarak emir dinlemeye devam etmezse NATO'dan 13. Madde engelini içeren Kuruluş Belgesi değiştirilerek ihraç edilecektir. Türkiye'de 'derin devlet-gladio' ile terör üreten, 15 Temmuz dahil askerî darbeler yaptıran ve resmî bir terör örgütüne dönüşen ABD yönetimindeki NATO artık Türkiye için bir ittifak değil aksine açık bir tehdittir; ABD'nin 'Hasımları'na yönelik yaptırımları CAATSA ile Türkiye'ye yöneltmesi bunun aksini iddia edecek olan bütün tezleri çürütecek niteliktedir. Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin bağımsızlık yolunda önündeki bütün engelleri aşma hedefinden zerre kadar sapmaması ve liderliğini tescil ettirdiği 21.yüzyıl dünyasında 'Türkiye Ekseni'ni oluşturması şarttır, ancak bunu da Vahşi Batı'nın artık çürüyen zekasının anlayamayacağı bir incelik ve ustalıkla planlamalıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Aralık 2020'de Kuzey Marmara Otoyolu 6. Kesim Açılış Töreni'nde Batı'ya net bir mesaj vermiştir: “Terör örgütlerini kullanmaktan, darbe girişimlerine, siyasi ve ekonomik tuzaklardan, yaptırımlara kadar her yöntemi kullanarak ülkemizin önünü kesmeye çalıştılar. Hamdolsun şu ana kadar başarılı olamadılar. Türkiye’nin egemenlik haklarını kullanmaktan asla tereddüt göstermeyecek bir ülke olduğunu kabul ettirmekte kararlıyız. Bizimle eşit şartlarda oturup konuşmaya, adil tekliflerle anlaşmaya hazır olan herkese kapımız da, gönlümüz de açıktır. Tehditle, dayatmayla, riyakârlıkla, ayak oyunlarıyla ülkemize diz çöktürtme gayreti içinde olanlara söylüyorum, sizleri hayal kırıklığına uğratmaya devam edeceğiz.” 
Seçkin Deniz, 20.12.2020

Are Turkey's days in Nato numbered?

Türkiye’nin NATO ittifakına gelecekteki katılım durumu, Washington’un bu hafta son zamanlarda aldığı sofistike, Rus yapımı S-400 uçaksavar füzesi sistemi üzerine Ankara’ya yaptırım uygulama kararının ardından yeniden incelemeye alınacak gibi görünüyor.

19 Aralık 2020 Cumartesi

SA8988/SD1898: Sırbistan-Kosova Normalleşmesini Sağlamak

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Washington D.C., Avrupa Politika Analizi Merkezi(CEPA) Başlık VIII Transatlantik Liderlik bursiyeri Dr. Leon Hartwell'e aittir ve Trump döneminde, ABD ve Avrupa arasında bir çorbaya dönüştürülen Sırbistan-Kosova anlaşmasına odaklanmaktadır. Yazarın, Biden yönetiminin sorunu ABD-AB işbirliği ile çözebileceğine dair aşırı iyimser yaklaşımının Avrupa Birliği'nin kendisine rakip olmasını engellemek ve birliğin zaaflarını kaşıyarak Avrupa anakarasındaki hegemonyasını sürdürmek isteyen ABD'nin tutumlarını değiştirmeyeceği açıktır. ABD tarafından Batı'dan kuşatılan Türkiye'nin Sırbistan-Kosova arasındaki sorunlarda çözümcü rol oynaması ve Avrupa Birliği ile bu çerçevede diyaloğunu genişletmesi gerekmektedir. Eylül 2020'de Trump'ın Washington'da Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'e yönelik emrivakileri ve aşağılayıcı davranışları sonrası, Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ile ayrı ayrı telefonla görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ikili ve bölgesel konularda yakın iş birliğini ve istişareyi sürdürme hususunda vardığı mutabakat bu anlamda her iki ülkeye de ABD ve Avrupa karşısında alternatif bir çözüm sunmak anlamına gelmektedir.
Seçkin Deniz, 19.12.2020


Getting Serbia-Kosovo Normalization Right

"Sürmekte olan diyalog, iki taraf arasında ABD aracılığı ile yapılan en son anlaşma dolayısıyla bir vaatler kargaşası ile kaos içinde. Biden yönetiminin, Belgrad ve Priştine'yi "evet" durumuna getirmek ve ortak bir gündem sunmak için Avrupalı ​​müttefiklerle yürütülen çabaları koordine etmesi gerekiyor."

Şu anda Sırbistan-Kosova anlaşmazlığında iki diplomasi yolu var: AB’nin Özel Temsilci (EUSR) Miroslav Lajčák liderliğindeki Belgrad-Priştine diyaloğu ve Beyaz Saray Özel Elçisi Richard Grenell liderliğindeki ABD Sırbistan-Kosova diyaloğu. ABD seçimlerinin sonucu göz önüne alındığında, Grenell yakında tablonun dışında kalacak. Bu, yeni gelen Biden yönetimine Avrupalı ​​müttefiklerle çabaları uyumlaştırma ve süreci ilerletme fırsatı sunuyor.

18 Aralık 2020 Cuma

SA8987/KY1-CÇ751: Bir Kuş Bunu Yapabilir mi

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"İnanamıyordu Siyah Şapkalı Adam. İnanılacak gibi değildi."

- Rahat bırak şunu, dedi Siyah Şapkalı Adam, uykusu var.. esneyip duruyor, görmüyor musun?

- Kuşların da uykusu gelince esniyorlar mı ki? Diye şaşkınlığının belli olmasından çekinmeyerek sordu Kırmızı Şapkalı Adam. Ne diyeceğini bilemez bir halde bir süre baka kaldı Kırmızı Şapkalı Adam'ın yüzüne Siyah Şapkalı Adam.

17 Aralık 2020 Perşembe

SA8986/SD1897: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 594 (01-05 Kasım 2019)

  Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, her günün tweetlerini aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(01-05 Kasım 2019)  (Kasım 2019: 5.363 Tweet+Önceki Toplam: 389.643+5.363= 395.006 Tweet)

01 Kasım 2019
BM Cenevre Ofisi'nde 150 üyenin katılımıyla çarşamba günü başlayan Suriye Anayasa Komitesi toplantıları, 45 kişilik yazım kurulunun katılacağı oturumlarla pazartesi devam edecek.

01 Kasım 2019
Suriye Anayasa Komitesi'nin üç günlük çalışmalarının ardından Cenevre'deki toplantıların ilk bölümü sona erdi. BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, ilk bölümü başarıyla tamamladıklarını vurgulayarak, "Birlikte çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

16 Aralık 2020 Çarşamba

SA8985/SD1896: "geriye dönen his terkipleri" /30.04.2004/ 216.patika

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk


...geriye dönen his terkipleri, makale tadında çıkarımlarla meşgul olamaz...
...adı belli, sanı belli...
...geçide duranlar, eli kılıçlı efeler değildiler...
...değillendikleri de yoktu...
...lâkin; onlar daima vardı...
...geriye dönen his terkiplerini engellerdi onlar...
...terkiplerin her aşamasında dikiliverirlerdi ruhun en bağımsız kısımlarına...
...sevimli yahut öfkeli 'kadr hesapçıları'...
...kadrini bilmekliğin yahut bilmemekliğin hesap sorucularıydı onlar....
...sessizce, gelecekte seslice gelecekti bağımsızlığın tepesine...
...tutulan gökgürültüsü ahenginde bir de...

15 Aralık 2020 Salı

SA8984/SD1895: Biden’ın Kırılgan Zaferi

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Chicago Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde profesör olarak çalışan Eric Posner'a aittir ve Kasım 2020  Başkanlık seçimleri sonucu zafer elde eden Demokrat aday Joe Biden'ın karşılaşacağı zorluklara odaklanmaktadır. Acımasız bir Trump ve Cumhuriyetçi karşıtı olarak telif edilmiş olan bu analizin, Amerikan yönetiminde yaşanacak olan muhtemel krizlere ışık tutması açısından değerlendirilebilecek birçok ayrıntıya sahip olması dikkate değerdir. Türkiye, devlet yapısı ve vatandaşları açısından ortadan ikiye bölünen ve tamamen içe dönmek zorunda kalacak olan bir Amerika Birleşik Devletleri ile karşılaşacağını bilerek gelecek projeksiyonlarını yeniden gözden geçirmeli ve iç politik beklentileri karşılamak adına Biden'ın 'saldırı' niteliğindeki her türlü Türkiye karşıtı adımını dikkatle karşılamaya hazır olmalıdır. Türkiye'nin önemine değinen bazı yayınlara ve açıklamalara rağmen, Türkiye,  ABD için ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'in açıklamalarındaki iki temel anlama gelmektedir. Bunlardan ilki 'mesele-düşman' olarak görülen 'Erdoğan'dan bağımsız bir Türkiye nasıl algılanmaktadır?' sorusunun cevabını vermektedir: "Çin, Rusya, Kuzey Kore, İran'la yapılan nükleer anlaşma (JCPOA) ve iklim olacak. Bunlar en büyük beş mesele. Türkiye ise altıncı sırada geliyor. Çünkü Türkiye ilk beşin ikisini doğrudan etkiliyor: İran ve Rusya. Sekiz veya dokuzuncu sırada ise terörizmle mücadele var." Diğeri de Erdoğan'a yönelik 'tehditkar, darbeci Demokrat-Obama-Biden  perspektifinin nasıl olacağına' dair soruların cevabı niteliğindedir: "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Türkiye'den ayırmamız gerekiyor. Siz Erdoğan'a dişlerinizi gösterene kadar o geri adım atmaz. Ekim 2019'da ateşkesi (Suriye'nin kuzeyi) müzakere ettiğimizde yaptığımız da buydu. Ekonomilerini yıkmaya hazırdık." Satanist küresel hegemonyanın Cumhuriyetçilerden daha aktif olarak kullanılan aparatı olarak Demokratların Obama döneminde müslüman coğrafyayı kan gölüne döndürdüğü, FETÖ-PKK-DAEŞ-DHKP-C gibi terör örgütleriyle ve finans tröstleriyle Türkiye'nin varoluşuna kastettiği apaçık bir şekilde ortada iken, Biden'in yarım kalan kanlı işleri sürdürmek isteyeceği gerçeği de apaçık bir şekilde ortadadır. Mesele Türkiye'dir, Erdoğan Türkiye'nin çıkarlarını ve vatandaşlarını korumaya çalışmaktadır. Bu anlamda 'savaş' dahil her türlü seçeneğin masada olması gerektiği bir dönemde ABD'nin kötülüklerini durdurmak için yapılacak her türlü gizli-açık işbirliğini, ABD yönetimini değil, ABD halkını muhatap kabul ederek yaygınlaştırmaya çalışmalıyız. Türkiye ABD'nin kendisine 'müttefik' diyerek, her türlü 'düşmanca' tavrı sergilemesine artık doğrudan cevap verecek bir küresel imaja ve güce kavuşmuş durumdadır. Bu imajı ve gücü test etme dönemi geçmiştir.
Seçkin Deniz, 15.12.2020


Biden’s Precarious Victory

"Joe Biden zorlu bir seçim kampanyasından ve uçurumun kenarındaki bir seçimden sağ çıktıktan sonra, büyük olasılıkla Beyaz Saray'a koltuğunun altında önemli bir başarı ile girecek, ancak sabırsızlanacak çok az şey var. Cumhuriyetçilerin elindeki Kongre ve sağcı bir Yüksek Mahkeme, anlamlı reform veya yönetişim için  yapılacak herhangi bir girişimin sonunda ölmüş olmasını sağlayacaktır."

Joe Biden zorlu bir seçim kampanyasından ve uçurumun kenarındaki bir seçimden sağ çıktı. Ardından, ABD Başkanı Donald Trump’ın kampanyasından kaynaklanan yasal zorlukları savuşturması gerekiyor. Biden, büyük olasılıkla 20 Ocak 2021'de Beyaz Saray'a girecek olsa da, o kadar uzun zamandır aradığı ödülün zehirli bir kadeh olup olmadığını merak edecek.

14 Aralık 2020 Pazartesi

SA8983/SD1894: Sıkıntı (Roman); 2. Bölüm-Yer 3

          Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"İnsanların çoğu şu andaki tasarlanmış olan kendileriyle her şeyi yorumluyorlardı. Kendimiz olan biz, bir tasarım olan ‘bizim’ mahkûmu olarak, nesnesi olarak yok olan, ezilen her birimiz gerçekte acınılacak bir şeydik."



Erdoğan döneminde iş hayatına girdiğim için eşit şartlarda masaya oturmaya alışkındım, ama eskilerin anlattığına göre ben çok şanslıydım, çünkü yabancılar geldiğinde yerliler ancak onları memnun etmek üzere şartlandırılmış bir çerçevede terbiye ediliyorlardı patronları tarafından. Şimdi iş değişmişti ve eşit olarak konuşmamızdan rahatsız oluyorlardı, ama çaresiz oldukları için de mümkün olduğu kadar çok şey istiyor ve dayatıyorlardı. 

13 Aralık 2020 Pazar

SA8982/SD1893: "şenliğin doğduğu yer"

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk


kokun sarınca ruhumu
             yıkandığımı anlarım ya.
teninden gelen
           doğduğunda giyindiğin
                        saflığındı,
gülüşündeki incelik
               bilgelerden çalınmadı,
                        bilirim...

12 Aralık 2020 Cumartesi

SA8981/TG320: FETÖ'nün Esas Direktörü Graham E. Fuller: "Türkiye Kontrolden Çıktı mı?"

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, ABD'nin Ortadoğu'da ve Türkiye'de askeri darbe ve kaos adına, iç savaşlar ve terör örgütlerinin inşâsı, organizasyonu, hedef ülkelere sevki konusunda uzman sorumlu, 17-25 Aralık 2013 FETÖ Yargı ve Emniyet Darbesi'nden 15 Temmuz 2016 FETÖ Askerî darbesine kadar Türkiye'nin varlığını hedef alan tüm organizasyonların en aktif direktörü olan Graham E. Fuller'e aittir ve şaşırtıcı bir şekilde Türkiye'nin bağımsız politikalar üretmesine odaklanmaktadır. İran'da 1979'da mason Humeyni'ye yaptırıldığı gibi, Türkiye'de de FETÖ lideri mason Gülen'in 'Halife' olacağı bir sistem kurmak amacıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kurtulmak için ABD-Avrupa'nın bütün güçlerini kullanan ve Trump döneminde de ABD'nin Türkiye politikalarını etkileyen Fuller'in, Joe Biden'in seçildiği 2020 sonlarına doğru, "Türkiye’yi “kontrol edebilme” açısından bakıldığında; NATO, AB ve hatta Rusya ve Çin de bu kontrol eksikliğinden dolayı hüsrana uğrayabilir. Yine de bu ilişki durumu, dünyanın karmaşık bir bölümünde yeni ve gelişen, kendisi tarafından belirlenmiş kimlik ve özgüvenini keşfederken kaslarını esneten bir Türkiye'yi yansıtıyor. Anlamanın anahtarı, Batı'daki bizlerin Türkiye'nin ne olmasını istediğimize  değil, Türkiye'nin dünyadaki yerini günümüzde nasıl gördüğüne bakmaktır. Peki şimdi Ankara'yı yönlendiren en önemli etkenler nelerdir?" diyerek Türkiye gibi dev köklere sahip bir devleti anlama ve anlatma çabasındaki dönüşümü dikkat çekicidir. Kuşkusuz Fuller, şeytanî tezgahlarını kurarken de bu 'anlama ve anlatma' çabasında kullandığı bilgilere vakıftı. Şimdi değişen ne vardır? Fuller, "ABD, uluslararası siyasette giderek hakim rolünü kaybetmeye devam edip yeni bölgesel güçleri kabul etmek zorunda kalırken; Türk hırslarının temelini ve yayılma alanını anlamak, önümüzdeki yıllarda onunla ilişkileri yönetmek için vazgeçilmezdir." dese deErdoğan halen Cumhurbaşkanı ve onu indiremeyen Fuller ve patronları, Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının senatodan da geçtiği bugünlerde 'Öyleyse tüm bunlar sadece Yeni Osmanlıcılık mı? Hayır, bundan çok daha fazlası.' diyerek Joe Biden'a ne gibi bir perspektif çiziyorlar? Analizin, bu bağlamda bizim için şaşırtıcı olmadığını ancak Fuller'in enforme ettiği yapılar için çok şey ifade ettiğini  söyleyebiliriz; strateji değişikliğine giden Fuller ve efendilerinin Türkiye'ye yönelik tehditlerinin "Tüm bu hırslara sahip Türkiye, özellikle ekonomisi geriledikçe, gerçekten başa çıkabileceğinden daha büyük bir lokmayı ısırıyor olabilir." cümlesinden görülebileceği üzere, derinleştiğini düşünüyoruz.
Seçkin Deniz, 12.12.2020


Is Turkey Out of Control?

Türkiye kontrolden çıktı mı? Bu, şu anda ABD ve bazı Avrupa politika çevrelerinde dolaşan pek çok analizin ortak fikri gibi görünüyor.

Ancak buna verilecek kısa cevap; hayır, öyle değil. Yine de, “küresel liderliğinin” durumuna dair kendi dar ve bencil saplantısıyla ABD'nin buna inanması anlaşılabilir olabilir.

SA8980/SD1892: Tek Amerika, İki Ulus

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız metin,  2001-2003 yılları arasında Başkan G.W.Bush'un ABD Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Direktörü olarak görev yapan, Irak'ın işgali, soyulması ve tahrip edilmesi gibi operasyonların fikir babalığını yapan, George W. Bush'un Kuzey İrlanda özel elçisi ve Afganistan'ın Geleceği Koordinatörü, Küreselleşme'nin mimarlarından, satanist-neocon Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Başkanı Richard N. Haass'a aittir ve Kasım 2020 ABD Başkanlık seçimlerine odaklanmaktadır. Türkiye'de Erdoğan'ın girdiği tüm seçimleri kazanmasını seçmenlerin eğitim seviyesine bağlayan CFR'nin tüm yerel kuklaları gibi Richard N. Haass, "Cumhuriyetçi seçmenlerin dış banliyölerde ve kırsal bölgelerde ve Demokratların büyükşehirlerde yaşama olasılığı daha yüksektir" diyen seçmen tercihlerine saygısız bir karakter olarak, 2020 sonrası ABD için şu değerlendirmeyi yapmaktadır: "Demokratlar, Trump'ın ve içerdiği her şeyin acı bir şekilde reddedilmesini umuyorlardı. Umduklarını bulamadılar. Cumhuriyetçiler, Trump'ı onaylayan bir seçim aradılar. Bu da olmadı. Bunun yerine, seçimin ortaya çıkardığı şey bir ülke ve iki millettir. Birlikte yaşamaları gerekecek; birlikte çalışıp çalışamayacaklarını göreceğiz." ABD'nin yeni başkanı Joe Biden'ın Senato'daki çoğunluk Cumhuriyetçilerde olduğu sürece, istediği gibi çalışamayacağını bilen bir Türkiye lideri Erdoğan'ın, çok daha rahat bir küresel politika üretme alanı bulacağı kuşkusuzdur.  Joe Biden gibi satanist-küresel yapının bir parçası olan Avrupa Birliği'nin esas yöneticisi Almanya'nın Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Der Spiegel dergisine, "ABD'nin uluslararası sahneye dönüşü çok şeyi değiştirecek çünkü birlikte iş birliği yaklaşımını destekliyoruz. Örneğin, Libya ya da Suriye'de olduğu gibi, Rusya ya da Türkiye tarafından doldurulan bir boşluk bırakmamalıyız. Artık otokratik oyunculara oyunları için alan sunamayız. Biz Avrupalılar, ABD ile ittifak içinde barışı, demokrasiyi ve insan haklarını garanti altına almak için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Kendi güvenlik çıkarlarımız dışında ve ABD ile dengeli bir ortaklık için sürekli olarak bu yolda devam etmeliyiz. Bölgesel siyasi çıkarlarımızı ABD ile birlikte açıkça tanımlamalıyız. Çin'e veya İran'a karşı birlikte nasıl hareket ederiz? Afganistan veya Irak'ta sorumluluklarımızı nasıl yerine getirebiliriz? Artık eski günlerin geri döneceğini umut etmek yanıltıcı olur. ABD dünya polisi rolüne geri dönmeyecek." dese de, ABD, Obama döneminde geldiği yol ayrımı ve Trump döneminde yaşadığı derin ayrılık sonrası Avrupa Birliği ile ilişkilerini geçmişe döndüremeyecektir. Türkiye için bu çok güçlü bir sıçrama taşı olarak kullanılabilecek zemin niteliğindedir. Covid-19 salgının Türkiye'nin imajının yükselmesindeki pozitif rolü, ABD ve Avrupa'nın yaşadığı toplu çöküşü daha da derinleştirecektir. Suriye, Libya, Dağlık Karabağ gibi çatışma bölgelerinde Türkiye'ye yenilen Rusya'nın Dışişleri Bakanı Lavrov'ın katıldığı “Akdeniz: Roma Diyaloğu” konferansında, Alman Dışişleri Bakanı'na cevap niteliğinde yaptığı, "Türkiye'nin NATO üyesi olması bizim için bir engel değil. Rusya ile Türkiye birlikte çalışan iki bağımsız ülkenin örneği. Bu yüzden kimsenin önünde eğilmezler, dışarıdan etkilenmezler." şeklindeki açıklama da bu yaklaşımımızı güçlendirmektedir.
Seçkin Deniz, 12.12.2020


One America, Two Nations

"Bugün ABD'deki durum, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi hiçbir şeye benzemiyor. Birçoğu mevcut sistemin son derece kusurlu ve temsili olmadığı konusunda hemfikirdir, ancak reform konusunda fikir birliğine varmak imkansızdır çünkü herhangi bir potansiyel düzeltme bazılarına fayda sağlarken diğerlerine zarar verir."

Bu yazıyı yazarken, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yetkililer 2020 ABD başkanlık seçimlerinde oyları saymaya devam ediyorlardı. Hesaplamalar kesinleştiğinde, tekrar sayımlar ve yasal zorluklar mutlaka takip edilecektir. Bu, rekor katılım sağlanan ve hararetli tartışmalı bir seçimden beklenmelidir.

11 Aralık 2020 Cuma

SA8979/KY1-CÇ750: Kimsenin Yardımı Olmadan

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Peşin peşin söyledim de. Böylece kırk ölçüp bir biçtiğim anlaşılsın! Anlaşılsın ki kimi yanlışlıklara yol açmanın önünü nasıl kestiğim görülsün. Bir de o vebalı üstümde mi taşıyayım?"

Kendimle yüzleşmeliyim. Aha yine aynı terane. Zaman zaman gelip beni bulur bu terane. Büyük bir ciddiyetle oturur baş köşeye. Kim bilir hangi çıfıtın işi? Nasıl bir çıfıtlık bu bilinmez. Bilen varsa da ben bilmiyorum. Hoş bilmek için özel bir merak duyduğum da söylenemez. Kaybedecek bir şeyim yok içimde biriktirdiklerimden başka. 

10 Aralık 2020 Perşembe

SA8978/SD1891: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 593 (26-31 Ekim 2019)

  Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, her günün tweetlerini aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(26-31 Ekim 2019)  (Ekim  2019: 4.462 Tweet+Önceki Toplam: 385.181+4.462= 389.643 Tweet)

26 Ekim 2019
RT @yenisafak: YPG petrolden ne kadar gelir elde ediyor? Uzmanlar yanıtladı:

▪Deyrizor'un günlük 40 bin varil üretim potansiyeli var
▪ABD,…

26 Ekim 2019
tavuklar sorumlu https://t.co/3ZYLOryQSx

Seçkin Deniz Twitter Akışı