23 Aralık 2020 Çarşamba

SA8995/SD1904: Zeki Müren Sizi Görmeyecek; Ancak Dijital Diktatörler Bedeninizde Olup Bitenleri İzleyebilecek ve Müdahale Edebilecek

"İnsan kendisine saygı duyulmasını isteyen ve bekleyen bir canlıdır, bunun için çabalayan insanlara saygı duymak zorundasınız."

"Zeki Müren de bizi görecek mi?" bir replik olarak Yılmaz Erdoğan'ın Vizontele adlı filminde yer almadan önce, Zeki Müren şarkılarını radyolardan, plaklardan dinleyen insanların ilk kez televizyon izlediklerinde Zeki Müren'i ekranlarda görünce sordukları saf bir soruydu; kendileri Zeki Müren'i görüyorlarsa Zeki Müren de onları görüyor muydu? 

İnsan gözetleme ve denetleme sistemi Panoptikon'un en gelişmiş hallerini izlediğimiz kameralı evler, sokaklar, caddeler, post-panoptikon anlamına gelmiyor, tam tersine Panoptikon'un hayatımızın derinliklerine, kanımıza ve beynimize kadar indiği anlamına geliyor; ancak insanlar, saf ve teknolojiden uzakken sordukları soramaz hale geldiler ve gözlerinin önünde olan biten her şeyi, belki de bu şeylerin içerdiği dehşet verici gerçeklikten kaçınmak için, 'Komplo Teorisi' olarak adlandırıp kafalarını kuma gömüyorlar.

Covid-19 salgınından çok önce başlayan, gözetleme endüstrisi, Covid-19 virüsünü tespit etme bahanesi ile insan vücuduna çipler yerleştirme fırsatı yakaladı ve bunu gören dikkatli insanlar da ellerindeki kısıtlı imkanları kullanarak durumu anlatmaya çalıştılar, halen de (tıpkı bu yazı gibi) anlatmaya çalışıyorlar.

Bir yıl dolmadan üretilen Covid-19 aşıları; 9 aydır nefes alma, sokağa, doğaya çıkma, toplumsal ilişkilerde bulunma yasağı altında yaşayan insanları tedirgin ediyor.

Euronews 7 Aralık 2020 tarihli haberinde aşılarla ilgili şu bilgileri veriyor:

Aşılar nasıl çalışıyor?

Aşıların nasıl çalıştığını anlamak için önce virüslerin vücuda nasıl etki ettiğini ve vücudun bu virüslere nasıl tepki verdiğini anlamak gerekiyor. Diğer tüm virüsler gibi Covid-19 hastalığına neden olan yeni tip koronavirüs ya da tam adıyla SARS-CoV-2 vücuda girince kendini kopyalayarak çoğalmaya başlıyor ve vücutta bunları fark ederek savaşmak için bağışıklık sistemini harekete geçiriyor. Aşı olmadığı durumlarda virüsü yabancı bir obje olarak tanımlayan vücut bağışıklık hücreleri ile virüsün etrafını sararak zarar vermesini engellemeye çalışıyor. Sonrada bu virüsleri etkisiz hale getirecek antikorları üretiyor ve üretilen antikorlar kıskaçları ileri virüsün üzerine kilitlenerek başka hücrelere girmesini ve çoğalmasını engelliyor. Vücudun verdiği bu ilk bağışıklık tepkisi zaman alabildiği gibi bu süreçte ateş, öksürük, nefes darlığı gibi semptomlarda görülebiliyor. Bu sırada üretilen antikorların bir kısmını saklayarak gelecekteki hastalıklar için bir anlamda hafıza hücreleri saklıyor.

İşte aşılar bu semptomlar görülmeden hafıza hücrelerinin oluşturulmasını amaçlıyor.

Aşılarda kullanılan teknikler hangileri?

Koronavirüs aşılarında 5 temel teknik üzerinde çalışılıyor.

1. DNA/RNA-bazlı aşılar

DNA ve RNA bazlı aşılar laboratuvar ortamında üretilen genetik materyal parçacıklarını kullanıyor. Bu parçacıklar virüsün dış yüzeyindeki protein kılıfın kodlarını içeriyor. Aşı yapıldıktan sonra vücudun bu DNA ve RNA kodlarındaki talimatları kullanarak virüs ya da antijenin kılıfını üretmesini sağlıyor. Daha sonra da bağışıklık sistemi bu parçacıklara uygun antikorlar üreterek gerçek virüs vücuda girdiğinde savunmaya hazır hale geliyor. Bu aşıların en büyük avantajı virüslerin sadece genetik sekansı kullanılarak geliştirildiği için çok hızlı bir şekilde üretilebiliyor olması. Yani bu aşılar düşük maliyetlerle koronavirüsün DNA ve RNA parçacıklarını kullanarak Covid-19'a sebep olmadan vücuda bağışıklık kazandırabilecek. Ya da en azından üretici firmaların iddiası bu yönde. DNA ve RNA bazlı aşıların en büyük dezavantajı ise daha önce insanlarda tıbbi anlamda kullanılmamış olması. Ayrıca sadece virüsün tamamı yerine bir parçası kullanılmış olduğu için etkinliği de soru işaretlerini getiriyor.

Öte yandan haberci RNA da denilen mRNA teknolojisini kullanarak kullanıma hazır ilk aşı adaylarını üreten Pfizer/Biontech ve Moderna Faz-3 deneylerinin ilk sonuçlarına göre aşıların yüzde 90 ve yüzde 94 etki gösterdiğini açıkladı.

2. Viral vektörler

Viral vektör aşıları ağırlıklı olarak virüslerin zayıflatılarak hastalığa yol açma kabiliyeti ortadan kaldırılarak bağışıklık kazanılmasını sağlıyor. Vücuda giren virüs hastalığa neden olmasa da bağışıklık sistemini tetikleyerek antikor üretilmesini sağlıyor.Aşılarda kullanılan en eski metotlardan biri olan bu teknik çiçek aşısında kullanıldı ve etkinliği hala en yüksek aşılardan biri olma özelliğini sürdürüyor. Viral vektör aşılarının en büyük avantajı vücuda çok spesifik antijenler enjekte edilebildiği için vücudun verdiği tepkide hedefe çok yakın oluyor ve çoğu zaman tek doz aşı uzun süreli bağışıklık için yeterli olabiliyor. Bu aşıların dezavantajı ise halihazırdaki bağışıklık sisteminin bu vektörleri tanıyabilmesi. Yani vücudun antijene değil de doğrudan vektöre tepki vermesiyle sonuçlanabiliyor. Bu da aşının etkinliğini düşürebiliyor.

Oxford AstraZeneca işbirliğinde üretilen Covid-19 aşısı bu tekniği kullanan aşılardan biri. Rus Gamaleya'nın ürettiği Sputnik V aşısı da viral vektör tekniğine dayanıyor.

3. İnaktif aşılar

İnaktif aşılar da uzun süredir kullanılan ve güvenilir bir metot. Çocuk felci ve bazı tip grip aşıları bu teknik kullanılarak üretildi. İnaktif aşılar ısı, kimyasallar ve radyasyon kullanılarak virüslerin kendilerini kopyalarak çoğalmalarını engellenmesi ile üretiliyor. Bu virüsler çoğalamasa da bağışıklık sistemini tetikleyebiliyor. Bu aşının en büyük avantajları denenmiş ve güvenli olarak bilinen bir teknik olması ve bağışıklık sistemi zayıf insanlarda bile kullanılabiliyor olması. En büyük dezanavtajı ise etkinliğinin düşük olması nedeniyle birden fazla doz kullanılmasının gerekliliği.

Çinli Sinovac tarafından geliştirilen ve Türkiye'de de ilk olarak kullanılacak aşı bu tekniğe dayanılarak üretildi.

4. Canlı-zayıflatılmış aşılar

Canlı-zayıflatılmış aşı tekniği halihazırda kullanılan ve en başarılı sonuçlar elde edilmiş tekniklerden biri. Kızamık ve çocuk felci gibi aşılar bu metot kullanılarak üretildi. Laboratuvar ortamında zayıflatılan virüs canlılığını korusa da hastalığa yol açamıyor. Aşı yapıldıktan sonra bu virüsler çoğalabiliyor ve vücudun tam bir bağışıklık tepkisi geliştirmesini sağlıyor. Bu aşının en büyük avantajı gerçek hastalığı taklit ettiği için güçlü bir koruma sağlaması. Ayrıca bilinen bir yöntem olması da maliyetleri düşüren bir faktör. Tek dozla sağlanan koruma sayesinde bağışıklığı tetikleyici ilave moleküllere ihtiyaç duyulmuyor.

Dezavantajı ise düşük ihtimalle de olsa hastalığa yol açabildiği için bağışıklık sistemi zayıf kişilerde güvenlik gerekçesi ile kullanılamaması. Ayrıca saklama koşullarının zorluğu da yaygın bir şekilde dağıtımını zorlaştıran bir etken.

5. Alt ünite aşılar

Alt ünite aşılar virüslerin canlı kısımları yerine tamamen protein kılıftan oluşuyor ve bu protein antijenin bağışıklık sistemini tetiklemesi hedefleniyor. Daha önce Hepatit B için kullanılan bu aşılar da güvenli ve denenmiş bir teknik olarak kabul ediliyor. Bu aşıların en büyük avantajı herhangi bir canlı kısım içermediği için güvenli olması ve haliyle bağışıklık sistemi zayıf insanlarda kullanılabilmesi.

Dezavantajı ise bağışıklık sistemini tetikleyecek en doğru protein kılıfın tespiti için uzun çalışmalar gerekmesi ve etkinliği artırmak içİn birden fazla doza ihtiyaç duyulabilmesi.

Euronews'in aşılarla ilgili haberi bile ciddî kaygılar içeriyor.

Yayınladığımız ya da medyada yayınlanan yüzlerce metinde görülen en net şey şu: inaktif ya da gen aşıları, virüsün bulaştığı bağışıklık sisteminin ürettiği kadar antikor üretemiyorlar Covid-19'a karşı... bu bir anlam ifade etmiyor mu? Ayrıca Covid-19 grip virüsüne benziyor bağışıklık sistemini ve aşıları aşmak için geçirdiği sonsuz mutasyonla.

Arizona Tıp Üniversitesi'nden imünobiyolojist Deepta Bhattacharya'nın başında bulunduğu bir ekip tarafından 30 bin'e yakın kişi üzerinde gerçekleştirilen ve 'Immunity Journal'da yayınlanan bir araştırma enfekte olan ve en hafif şekilde atlatan kişilerin bile antikor ürettiğini ve bu antikorların en az 5-7 aylık bir süre boyunca koruma sağladığını ortaya koydu. Bhattacharya, "Antikorların istikrarlı şekilde 5-7 ay süresinde üretildiğini tespit ettik" diyor.

Ancak, uzmanlara göre antikorlar son derece spesifik yapılar ve virüste meydana gelen değişikliklere karşı son derece duyarlı olduklarından çalışmayabiliyorlar; gribe neden olan virüs çok sık mutasyona uğradığından insanların gribe karşı bağışıklık kazanamıyor ve hastalığa sürekli olarak yakalanmaya devam ediyor.

Covid-19 virüsleri geliştirilen savunma araçlarına karşı mutasyona uğrayarak, başlangıçtaki özelliklerini kaybediyorlar.... Yani; Covid-19 Grip virüsüne benzemeye başladı; aşı çözüm değil ve artık grip gibi hayatımızda Covid-19 olacak, ta ki yerleşecek bir başak proteini bulamayana kadar.

İnaktif aşılar ayrı bir konu, ancak mRNA aşılar insan genetiğine her türlü emri verme özelliği taşıdığı için tehdit... Pentagon'un Hidrojel biyoçipi ve quantumbot-nanodot-nanobotlar da ayrı birer husus, bunların Covid-19 piyasasına giriş kapıları kan ölçümlerine ulaşmak, böylece kan testleri sürekli yapılan birinin Covid-19 olup olmadığını anlamak; ancak bu giriş kapısı doğrudan takip sistemi ve insan kimyasına müdahale yolu açıyor.  

Yapay et, yapay anne sütü, klozetten içecek su elde etme projesi gibi yatırımları bulunan Bill Gates'in quantum aşıları (quantumbot-nanodot) ID-2020 Dijital Kimlik projesi bu çerçevede. Nihayetinde bunların yaydığı ışık ya da manyetik-quantal dalgalar cep telefonu-5G üzerinden izlenmeyi sağlayacak.

19 Eylül 2019'da Donald Trump, yeni bir grip aşısı türü oluşturulması için Başkanlık Emri imzaladı. Almanya'da BioNTech aracılığıyla Moderna ve Pfizer, mRNA teknolojisi üzerinde çalışıyor. Bu teknoloji insan DNA'sını değiştiriyor. Temel olarak, bu teknoloji bir tür genetik modifikasyondur

Sonsuz Ark'ta Covid-19'la ilgili yüzlerce yayın yer alıyor,  yayınladığımız bu özet konunun açıkça anlaşılmasına ve saçma sapan bir yaklaşımla olan bitene 'komplo teorisi' denmesinin ne kadar ahmakça olduğunun fark edilmesine yeter... Özetteki her şey somut; kanıtlı.

Bu arada Aselsan gerçekten kan-örnek karşılaştırması yapan mikroelektronik optik tabanlı virüs tanı sistemi keşfiyle quantumbot-nanobot-nanodot-hidrojel çiplerle vaat edilenlerin yerine gelmesini sağlıyor; madem izlemek gibi bir dertleri yok neden Aselsan gibi hastahanelerde demirbaş olacak ürün geliştirmiyorlar da insan bedenine nesne yerleştirmeye çalışıyorlar? 

Elon Musk denen teknoloji kurbağasının herkesin gözünün içine baka baka "Beyninize çip takacağız" dediği Neuralink'i görmeniz size bir anlam ifade etmiyorsa, artık bir ölüsünüz demektir.. Alman resmi Haber kanalı DW'den:  

Neuralink | Musk'ın insan beynine çip takma projesi ortaya çıktı

Elon Musk denen teknoloji kurbağası yapay zekayla mücadele maskesi altında insanın beynine yapay zeka içeren makine bağlıyor... böyle çalışıyorlar bunlar, sizi öldürürken sizi yaşatmaya çalışıyoruz dedikleri gibi; demokrasi getiriyoruz diyerek Irak ve Suriye'yi yok ettikleri gibi.

Komplo Teorisi diyen zırcahillere karşı adım adım anlatıyor beyne çip takmayı.

 Elon Musk’ın son girişimi Neuralink 2020’de insan beynine çip takacak


İnsan vücuduna ya da beynine çip takmanın pazarlanan 'masum amaçlar'la, gerçekte insanların damarlarında akan kanın kimyasını izlemeyi, gerektiğinde kapsamı ve sınırları belirsiz bir şekilde müdahale ederek kanın kimyasını değiştirmeyi ve insanları uzaktan kumanda edilebilen bir makineye dönüştürmeyi amaçladıklarını sakladıklarını görmek zorundayız. Beyne çip takmak ise insanın tamamen robotlaştırılmasını amaçlıyor.

Bu insan doğasına doğrudan yapılan saldırıdır, böyle bir insansı bir varlık olmak isteyenler olabilir, ancak bu insanlığın geleceğini ve özgür iradesini yok edeceği için dijital faşizme giden yolun başlangıcı anlamına gelmektedir. Covid-19 salgını kullanılarak insan vücuduna müdahalenin kapısı açılmak istenmektedir.

İnsan kendisine saygı duyulmasını isteyen ve bekleyen bir canlıdır, bunun için çabalayan insanlara saygı duymak zorundasınız.

ASELSAN/BYD Siber Güvenlik Operasyon Merkezi ekibinden Tevfik Demirel, ASELSAN’da da kullanılan Bill Gates'e ait Microsoft’a ait bir üründe güvenlik açığı tespit etti. Açık sayesinde bilgisayar korsanları, etkilenen sistemlerde uzaktan komuta ile çalıştırma saldırıları gerçekleştirebilecekti. Hatta saldırganlar bilgisayarlardaki korumaya alınan yazıları okuyabilecek, kullanıcı adına ürün içerisinde değişiklik ve içeriği silme gibi işlemler yapmak için kurbanın kimliğini kullanmasına ve tarayıcıya kötü amaçlı içerik enjekte etmesine izin verebilecekti.

Bill Gates'in Covid-19 bahanesi ile kuantum noktalı biyoçip ve Elon Musk'ın beyne çip yerleştirme projeleri gibi Satanizm'in robot insan tasarımı (Transhümanizm) uzaktan kumanda edilebilen her şeyi kontrol altında tutmak için bilerek tasarlandığını anlamayan var mı? 

Zeki Müren televizyonda şarkılarını söylerken siz onu görüyordunuz, ama o sizi görmüyordu. Artık şimdi canlı yayınlarla herkes birbirini görüyor, eğer karşı çıkmazsanız dijital diktatörler de çiplerle bedeninize girecek, olup bitenleri izleyecek ve sizi yönlendirecekler; iradeniz, özgürlüğünüz, dininiz, inancınız, hayalleriniz, duygularınız artık işe yaramayacak.

Küçük bir Not:

COVID-19'un Durumu

19 Mart 2020 itibariyle, COVID-19 artık Birleşik Krallık'ta yüksek sonuçlu bulaşıcı bir hastalık (HCID) olarak kabul edilmiyor.

4 ülkenin halk sağlığı HCID grubu, COVID-19'u bir HCID olarak sınıflandırmak için Ocak 2020'de bir ara tavsiyede bulundu. Bu, salgının erken aşamalarında mevcut olan bilgilerle birlikte virüs ve hastalık hakkındaki UK HCID kriterlerinin dikkate alınmasına dayanmaktadır. Artık COVID-19 hakkında daha fazla şey bilindiğine göre, Birleşik Krallık'taki halk sağlığı kurumları, COVID-19 hakkındaki en güncel bilgileri Birleşik Krallık HCID kriterlerine göre gözden geçirdiler; birkaç özelliğin değiştiğini belirlediler; özellikle, ölüm oranları (genel olarak düşük) hakkında daha fazla bilgi mevcuttur ve artık daha fazla klinik farkındalık ve kullanılabilirliği artmaya devam eden spesifik ve hassas bir laboratuvar testi vardır.

Tehlikeli Patojenler Danışma Komitesi (ACDP) de COVID-19'un artık bir HCID olarak sınıflandırılmaması gerektiği görüşünde.



İngiltere Resmi Devlet Sitesi GOV.UK: 



Seçkin Deniz, 23.12.2020, Sonsuz Ark, Ağacın Çürümüş Yaprakları-54, Sorgulamalar



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.










Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı