Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2026 Cuma

SA11878/MT450: İki Müze Sergisi Amazon Uygarlıklarını Yeniden Tanımlıyor

     Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız iki ayrı analiz, New York'ta yaşayan bir yazar Carolina Abbott Galvão ve The Guardian'ın Latin Amerika ve Karayipler editörü Andrei Netto'ya aittir ve New York ve Paris'te sergilenen Amazon Uygarlıklarına ait Amazonia Açu ve Amazônia sergilerine odaklanmaktadır. "Bu sergiler, antropologların ve arkeologların uzun zamandır yazdığı ve yerli halkların da uzun süredir bildiği ortak bir gerçeği ortaya koyuyor: Orman, el değmemiş bir vahşi doğa değil, yönetilen bir yaşam alanıdır ve medeniyetleri, Batı kültürlerinin daha önce hayal ettiğinden çok daha karmaşıktır." şeklindeki vurgu Amazon medeniyetleri için yeni bakış açılarına ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.
Seçkin Deniz, 27.02.2026, Sonsuz Ark


Two Museum Exhibitions Reframe Amazon Civilizations

"Paris ve New York'ta küratörler, kritik bir bölgeden yepyeni bir sanat seçkisi sunuyor."

Amazonia Açu, New York'ta Sergileniyor | Carolina Abbott Galvão 

Amazon hakkındaki konuşmalar genellikle fiziksel dünyaya, yani pratik veya bilimsel konulara odaklanır. İnsanlar yağmur ormanlarından bahsettiklerinde, yasadışı ağaç kesimi, su kıtlığı, kuraklık veya ormansızlaşmadan söz ederler. Nehirlerden, bitkilerden veya zehirli kurbağalardan bahsederler. Ancak orada yaşayan insanları nadiren merkeze alırlar.

18 Temmuz 2025 Cuma

SA11521/MT386: Robespierre Caddesi Neden Paris'ten Kayboldu?

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız metin, Le Postillon'un genel yayın yönetmeni olmadan önce sinema sayfalarında çalışan, École Normale Supérieure de la rue d'Ulm ve Fransız Ulusal Modern Edebiyat Akademisi mezunu, 'The Man from Lyon- Lyon'dan Gelen Adam' (Grasset, 2011), 'These Places that Made France-Fransa'yı Fransa Yapan Yerler' (Fayard, 2015), 'These Other Places that Made France-Fransa'yı Fransa Yapan Diğer Yerler' (Fayard, 2020) ve Rüzgar Gibi Geçti filminin doğuşunu konu alan bir roman olan Scarlett (Flammarion, 2022) dahil olmak üzere yaklaşık on beş kitap, roman ve araştırmanın yazarı, Tarih sayfalarının genel yayın yönetmeni ve gazeteci François-Guillaume Lorrain'e aittir ve Paris'teki Robespierre Caddesi'nin adının neden değiştiğine odaklanmaktadır.
Seçkin Deniz, 18.07.2025, Sonsuz Ark

Pourquoi la rue Robespierre a-t-elle disparu de Paris?

"1946'dan 1950'ye kadar Paris'te bir Robespierre caddesi ve bir Robespierre mekanı vardı. Hararetli tartışmaların ardından ortadan bunların kaybolmaları, l'Incorruptible (Bozulmaz)'ın anısını çevreleyen gerilimleri gözler önüne seriyor."

Lafı dolandırmayalım. Evet, vardı. Ve hatta ona bitişik bir Robespierre Meydanı. Dört yıl boyunca. 1946'dan 1950'ye kadar. Bugün rue et place du Marché-Saint-Honoré olarak bildiğimiz yer, 398 rue Saint-Honoré'den çok da uzak olmayan, 1791 ve 1794 yılları arasında İflah olmaz'ın marangoz Simon Duplay ile birlikte kaldığı Robespierre caddesi ve yeriydi. Bugün geriye hiçbir şey kalmadı. 

5 Mayıs 2025 Pazartesi

SA11406/EK83: Operaçao Jakarta: Altmış Yıl Sonra ABD Destekli Endonezya Soykırımı

     Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Oregon-Portland'a yaşayan, baskı sanatçısı, duvar resmi sanatçısı ve yazar, Justseeds Artists' Cooperative'in kurucu üyesi Roger Peet'e aittir ve ABD'nin 1965'te Endonezya'da yaptığı askerî darbe sonrası öldürülen, soykırıma uğratılan 800.000 ile 1.500.000 arasındaki insana odaklanmaktadır.
Seçkin Deniz, 05.05.2025, Sonsuz Ark 

Operaçao Jakarta: The US-backed Indonesian Genocide Sixty Years Later

Fya da son on beş yıldır, uyuduğum odanın kapısına asılı duran, Endonezya'nın Bali adasının stilize edilmiş bir temsilini gösteren bir posterim var. Adanın şekli, 1965-1966 yıllarında Endonezya takımadalarını ülkenin soluna karşı kitlesel cinayet kampanyasının bir parçası olarak saran şiddetin paroksismasından sahnelerin suluboya resimlerinden oluşuyor. 

4 Nisan 2025 Cuma

SA11353/MT356: Kampala'daki Kültürel Patlamada 1960'ların Altın Günleri Yankılanıyor

  Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Uganda'nın başkenti Kampala'da yaşayan Alman-Ugandalı yazar ve araştırmacı Anna Adima'ya aittir ve Uganda'da yaşanan kültürel gelişmelere odaklanmaktadır.
Seçkin Deniz, 04.04.2025, Sonsuz Ark


Kampala’s Cultural Boom Echoes Its 1960s Heyday

"Sanatçılar şehrin mirasını yeniden canlandırıyor, ancak devlet tarafından tanınmak için hala mücadele ediyorlar."

Zanaatkâr bir kokteyl üreticisinin barında ay ışığı altında performans sergileyen söz sanatçısı; Ugandalı film yapımcılarını ödüllendiren bir festival; Afrikalı kadın sanatçıların eserlerinin yer aldığı bir sergi; şehrin merkezi iş bölgesinde sergilenen kamusal sanat: COVID-19'un neden olduğu durgunluktan uyanan Kampala'nın kültürel ortamı, kentin 1960'lardan bu yana deneyimlemediği bir şekilde gelişiyor.

23 Şubat 2024 Cuma

SA10598/MT240: Boğucu Bir Mücadelenin Ortasında Beyrut'un Sanatı Şehre Hayat Veriyor

  Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Beyrut'ta yaşayan film yapımcısı ve BBC Orta Doğu muhabiri Lina Sinjab'a aittir ve ekonomik ve siyasi karışıklıklara rağmen Beyrut'ta devam eden sanat ve gösteri dünyasına odaklanmaktadır.
Seçkin Deniz, 23.02.2024, Sonsuz Ark

Amid a Suffocating Struggle, Beirut’s Art Breathes Life Into a City

"Ekonomik ve siyasi krizlere rağmen, yaratıcı zihin Lübnan'ın başkentinde canlı ve iyi durumda, otoriteyi sorgularken en yeni işleri üretiyor."

Beyrut'taki Metro Al Madina tiyatrosunda ışıklar yandığında, bir adam ve bir kadın sahnenin ortasına doğru yürüyor.

"Seyircilerin arasında duruyorum," diye yazıyor adam. "Beyrut bir tiyatro ve oyun. Gösteri felaket. Gözyaşları içindeyim."

12 Ocak 2024 Cuma

SA10529/KY27-ŞT98: 'Yazmak' da Söylemek ise Eğer....

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"İster yazarak ister söyleyerek olsun böylesi bir hakikati, hiç olmazsa, dillendirmemiz ya da bir hayra dönük olmakla süslü, sözgelimi hakkımızı aramak ve hakkı yenilmişleri hakkını aramak gibi anlamlı ve hakiki bir çekirdeği sulamamız gerekiyor…"

Yazmak da söylemek ise ya da söylemenin bir başka biçimi ise eğer; o zaman Kur'an'ı düşünmek ve sarsılmak gerek… Sarsılmak gerek, zira; o yüce kitaba göre, yapmayacaklarını, yapamayacaklarını söyleyenler ile, kendi vehimlerinin peşinde geze dolaşa kaybolan develer gibi yolunu kaybedenlerden olup helak olmamamız için en başta içimizin kıyılarına vurup sulayan bir hakikati… 

5 Ocak 2024 Cuma

SA10520/KY27-ŞT97: Sanat, Edebiyat ve Şehir

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Karşımızda bugüne kadar yazılmış değerli birkaç çalışma ile kıymetli birkaç şiir hariç neredeyse el değmemiş, usta işi anlatımların devreye girdiği öykü ve romanlarla bütün ülkeye hatta dünyaya gösterilmesi gereken bir Erzurum duruyor…"

Bir süreden beridir genel anlamda şehir incelemeleri yanında eksenine şehirleri yerleştiren yerli ya da yabancı bazı öyküler romanlar okuyorum.

Tanpınar'ın 'Huzur'undan aldığımız memleket ve İstanbul hazzına yine ustanın 'Beş Şehir'i eşlik ediyor çoğunlukla. Çetin Ağabey'in 'Geçidi Bekleyen Şehir'inden çıkabildiğim zamanlarda kah Mitat Enç'in 'Uzun Çarşı'lı şehrine uğruyor, kah A. T. Alkan'ın 'Altıncı Şehir'in de geziniyor, kah Mustafa Armağan'ın 'Şehir Ey Şehir'i ile 'Şehir Asla Unutmaz' adlı kitaplarını tekrar gözden geçiriyorum.

10 Mayıs 2023 Çarşamba

SA10168/SD2748: İnsan Zihnindeki Teolojik ve Kültürel Çürüme: Şeyh, İdol, Diva ve Diğerleri

    Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Müslüman akıllı bir insandır, zihnindeki teolojik ve kültürel çürümelere izin vermez, vermemelidir, kendisini uyarana da öfkeyle ve kibirle saldırmamalı, tam aksine teşekkür etmelidir..."

Twitter'da, 10 Mayıs 2023 günü, takip etmediğim bir hesaptan, RT ile zaman akışıma düşen ve 'Diva' olarak anılan Arap şarkıcı Fairuz'un (Feyruz, asıl adıyla Nouhad Haddad, Lübnanlı şarkıcı. Mardinli Wadi Haddad ile Lübnanlı Süryani-Maruni Liza Alboustani'nin ilk kızı olarak 21 Kasım 1935'te Jabal Alarz'da doğdu. Ailesi Süryani ortodoks Hristiyandır.) Nassam Aleyna El Hawa adlı şarkısını youtube linkiyle birlikte paylaşan bir tweetteki şehir efsanesi ile başladı bu yazı:

11 Mart 2018 Pazar

SA5776/KY43-BRŞ24: Frankfurt Okulu ve Sanat

"Sosyal bilimlerin hemen hemen her alanıyla ilgili geniş bir ilgiye sahip olan Frankfurt Okulu, 1923 yılında Almanya’nın Frankfurt Üniversitesi bünyesinde, “Frankfurt Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü” olarak kuruldu. Hitler’in iktidara gelmesiyle çalışmaları sekteye uğrayan okul, mensuplarının farklı ülkelere göçüyle, çalışmalarını sürdürdü. Ancak okulun adı aynı kaldı." 


Giriş

Sanat, Osmanlı’nın gerilemesinin başlamasından bu güne, toplumda hak ettiği yere asla bir daha gelmedi. Bu anlamda, sanat alanındaki ihmal, yüzyıllara tekabül etmektedir. Bu acınası tablo, bugünlerde daha çok dile getirilmekte, akademik çevrelerce gündeme getirilmekte, sanatın neliğinden, ihmaline varan geniş bir yelpazede tartışılmaktadır. 

Türk literatürü, Batı kaynaklı olduğundan, kendi toplumsal gerçekçiliğimiz açısından kavramların yerelde neye karşılık geldiği ise, tartışmaların çoğunu kilittlemektedir. Yine de, artık küresel bir köy haline gelen dünya, bilgi birikimini paylaşmakta ve toplumlar arası, kültürler arası alışverişler gittikçe artmakta ve yaygınlaşmaktadır. Sanat ve toplum dendiğinde de, ülkemizde sanatı nereye ve nasıl oturtacağımıza karar vermeden önce, bir anlamda, kapitalizm üzerinden modernizm eleştirisi yapan Frankfurt Okulu’nun Sanat’a dair eleştirel yaklaşımları ve değerlendirmeleri, sanatla ilgili analizler yaparken vazgeçilmez başvuru kaynağıdır.

7 Aralık 2017 Perşembe

SA5287/ÇY9-SU3: Türkiye’de Sanat

"Sadece yöneticiler ya da idareciler değil, biz, yetişkin her birimiz, çevremize güzeli ve estetik olanı yaymak durumundayız."


Çoğunlukla sabahları haber başlıklarına göz atarım. Bugün de öyle yaptım.

Sarraf Davası tüm hızıyla devam ediyor. Sayısız başlıklarla okura ulaştırılıyor. Bununla ilgili köşe yazılarındaki, televizyon programlarındaki ve doğal olarak sosyal medyadaki tartışma seviyeleri yerlerde. Minibüsten zorla indirilerek kaçırılan üniversiteli kız öğrenci bulunmuş, bana iyi davrandılar diye kendisini kaçıranlardan şikayetçi olmamış! Galatasaray’ın kötü gidişatını durdurmak için yine Fatih Terim’in peşine düşmüşler. Eski Yemen Cumhurbaşkanı’nın evine bomba atılmış ve adam kaçarken yakalanıp öldürülmüş; dünya ayakta. AB, ABD’de muhataplarına ulaşamamaktan şikayetçi. Vs. vs. vs. İnsanı çıldırtan haberler bunlar. 

21 Eylül 2017 Perşembe

SA4896/KY60-ES20: "Ekranda 'Doğru Müslüman’ı Göstermeden Yanlışını Veremeyiz"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki röportajda Hasan Kaçan'ın, "Sinema, tiyatro, müzik… yani sanatın bir sürü alanı dindar insanların hakimiyet alanında olmadığı için, burada kalem oynatmalarına müsaade edilmediği için, bir mahalle başka bir mahallenin insanlarını aralarına almadığı için böyle bir şey ortaya çıktı. Burada kötü niyetten bahsedebiliriz. Tabi kasıttan da söz edebiliriz. Bilmemekten de, cehaletten de söz edebiliriz." şeklinde ifade ettiği gerçek, Faruk Tamer'in, SA226/FT8: Perde Perspektifler, Sanat Militanları, Ahlâk ve Kolektif Namus DuygusuSA208/FT7: Dibe ‘First Class’ Yolculuk; Hollywood ve Yeşilçam İzlekleriSA182/FT6: Sinema’da İkna Koşulu, II.Abdulhamid, Hays Yasası ve Muhsin Ertuğrul Faciası başlıklı çalışmalarında detaylı bir şekilde analiz edilmiştir.
Seçkin Deniz, 21.09.2017


Bir zamanlar dizi ve filmlerde gördüğümüz dindar insan ve hatta imam profili, cahil, sapık, üç kağıtçı, aklından bin türlü fesatlık geçen karakterlerdi. Bunların yanında dürüst, düzgün bir Müslüman profili görmek hayal gibiydi. Hatta kendi halinde abdestini alıp, namazını kılan, camiye giden insanlar figüran olarak bile geçmezlerdi ekrandan. 

Son on, on beş yılın normalleşme rüzgarı bu sektöre de yansıdı. Başörtülü kızlar komşu kızı, sokaktan geçen kadın olarak kenardan köşeden görünmeye başladılar. Nineler namaz kıldı, reklamlarda bile başörtülü bir anneanne kenarda oturmaya başladı. Günümüze geldiğimizde yan roller hatta zaman zaman başrollerde dindar karakterleri görmeye başladık. Fakat bu seferde bu karakterlerin aktarılış biçimi sorun oldu. 

14 Eylül 2017 Perşembe

SA4863/KY60-ES19: Cemaatleri Kim Hedef Gösteriyor?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki eleştiri, Tarikat-Cemaat Olgusu'nun mevcut felsefi ve itikâdî temelden yoksun, çatışmacı çerçevede ele alınıp alınamayacağının en net fotoğrafını çekmektedir. Net fotoğraf şudur: 'Tarikat-Cemaat Olgusu' bu çatışmacı çerçevede 'ele alınma zorluğu' taşımaktadır. Her perspektif kendi muhafazakar tepkisini ortaya koymakta ve kontrolsüz bir hızla çatışmaya hizmet etmektedir. Bu çatışmacı çerçevede 'Güç ve İktidar Savaşları'nın bir tarafı olarak konumlanan her dinden, her fikirden ve her mezhepten cemaat ve tarikatin ideolojik bir tabanı olduğu gerçeğini sorgulamamız ve çatışma üreten ideolojilerin arka planında nasıl ve ne tür bir 'kötücül güç' olduğunu anlamamız büyük emek gerektirmektedir. Ön yargılardan uzak, kalıtsal hâle gelmiş 'sorgulanamazlık' etiketinden özgür soruşturmalar için çalışmak zorundayız.
Seçkin Deniz, 14.09.2017


17-25 Aralık darbe girişimi yaşandıktan sonra, başarısız olduğunu gören Fetullahçı Terör Örgütü panikle kendini koruma altına almanın yollarını aramaya başladı. Devletin tarikat ve cemaatlere karşı saldırıya geçeceğini ve hepsini yok edeceği tezviratını yaymaya çalıştı. Böylece doğacak kaos ortamında kendini kamufle edebilecekti. Ancak FETÖ’nün o güne kadar diğer cemaat ve tarikatlara karşı kibirli, mesafeli duruşu ve diğer cemaat ve tarikatları gözden düşürüp kendisi öne çıkarmaya çalışmaları herkesçe biliniyordu. 

11 Eylül 2017 Pazartesi

SA4851/KY60-ES18: Yabancı İstihbarat Servisleriyle İlişkin Var mı?



FETÖ soruşturmaları çerçevesinde gözaltına alınmış olan eski MİT’çi Enver Altaylı, geçtiğimiz hafta tutuklanarak cezaevine gönderildi. Amerikan istihbarat teşkilatı CIA’e olan yakınlığı ile bilinen Enver Altaylı’nın, FETÖ’nün üst düzey elemanları ile yoğun şekilde irtibatı tespit edilmişti. Duyumlara göre Altaylı ifadesinde bazı isimlerle görüştüğünü kabul ederken, bunların FETÖ mağduru olduğunu iddia etti.

7 Eylül 2017 Perşembe

SA4833/KY60-ES17: Amerika Zayıfladıkça Çatışma Çıkarıyor



Uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuk alanında çalışan, İstanbul Kültür Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Köni ile Suriye’deki ABD, Rusya restleşmesi üzerinden küresel gerilim alanlarını ve uluslararası dengeleri konuştuk. 

Ortadoğu’daki tüm çatışmaların altında İsrail’in yattığını ifade eden Prof. Köni, Obama’nın CIA ve Pentagon’a söz geçiremediği için Ortadoğu’dan çıkamadığını söylüyor. Amerika’nın gücünün azaldığını, eskiden kontrol ettiği alanları kontrol edemediği için çatışma çıkardığını anlatan Köni, bu durumu kalp krizi geçirirken çırpınarak etrafı dağıtan bir adama benzetiyor. Köni’ye göre yeni ekonomik kaynaklar için gerilim oluşturan alanlar ise Arktik Bölge ve Afrika.

4 Eylül 2017 Pazartesi

SA4823/KY60-ES16: Kültürel İktidar; Kültür Şûrâsında Harita Çizildi



Toplumun her kesimini, millî kültürü korumak ve geliştirmek maksadıyla bir araya getirmeyi hedefleyen III. Milli Kültür Şûrâsı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’nın katılımıyla 3 Mart’ta başladı ve 5 Mart günü sona erdi. 

Açılışta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Siyasi iktidar seçimle, oyla, sandıkla olunabilir ama kültür iktidarı için çok daha farklı bir birikime, emeğe, çalışmaya, dirsek çürütmeye, alın teri dökmeye ihtiyacımız var. Kültürel yabancılaşmaya ve kültür emperyalizmine karşı yerli ve millî olan kültür değerlerimizi evrensel dille yeniden keşfetmeli, yeniden inşa etmeliyiz. Bir kültür ürününün formunun yerli ve millî olması, onun manasının ve mesajının evrensel olmasına asla engel değildir” dedi.

1 Ekim 2016 Cumartesi

SA3488/KY26-CA83: Hiçbir Yere Ait Olmayan Kent

"Tarıma ihtiyacımız olmayabilirmiş gibi bir telakkiye savrulduk son yıllarda. Bahçeler siteye dönüşürken, bahçe işçileri de inşaatlarda çalışıyor. Henüz Ordos’larımız yok bizim, ama bu gidişle herhalde olacak."


Bursa, Katırlı Dağları eteklerinde yapılmış TOKİ konutlarını gösteren fotoğraflar dolaşıyor sosyal medyada. Düz bir alanda 10-12 katlı sayısız apartman, birbirine kenetlenmiş halde, göğe uzanıyor. 

Kafa karıştıran bir görüntüsü var doğrusu, niye orada olduklarına bir cevap bulamıyoruz. Arkada görünen tek tük evler bir köyün yutulduğunu veya yutulmak üzere olduğunu gösteriyor. Bina ormanı bir hayli kalabalık bir nüfusun haberini veriyor. Kim yaşayacak bu apartmanlarda, tahmin etmek zor.

24 Eylül 2016 Cumartesi

SA3463/KY26-CA81: Kuşakların Payına Düşen İsim ve Sıfatlar

"Sahi kuşak olarak “hakkın hakikileşmesi” doğrultusunda sağlam ve kalıcı sayılabilecek hangi işlere imza attık?"


Her kuşak kendi çağını yüceltir. Her gençlik çağının kendi Filistin’i, Kudüs’ü vardır. Her kuşak orta yaşlarda akarken genç kuşakları yozlaşma eğilimiyle, ideallerini yitirmekle, konformizme teslim olmakla suçlar.  Aslına bakılırsa, orta yaşlarda yol alan kuşaklar olarak hiç bu kadar kötücül olmadığımızı söylerken, kendi gençlik çağlarımızın olumsuz mirasıyla yüzleşmeyi bir kez daha paranteze alırız.  

Dönemleri birbiriyle kıyaslarken, tecrübelerin sunduğu o büyük imkânı ihmal etmek olağanlaşan bir tuhaflık. Sonuçta aynı noktaya ulaşmak için mi sorularımıza cevap arıyoruz? Her kuşak bir diğerinin hatalarını başka bir açıdan işleme hakkını kazanmak için mi başkaldırıyor?

17 Eylül 2016 Cumartesi

SA3436/KY26-CA79: Yurdumuz, Gayretimiz Kadar

"Yurtsuzlar için elimizden geleni yaptık mı? Dahası, fiziki olmayan anlamda bir arayış içindeyken nasıl başarabiliriz sınırların engeline takılmamayı… Doğrusu, yurtsuzlaşma trienali, burada yer veremediğim daha birçok değerli çalışmayla sınırlar üzerine de düşündürüyor. Galeriye sığmıyor, izleyicisine soru yüklüyor, yurtsuzlaşmaya karşı elini taşın altına koymaya çağırıyor."


“Tekrarlıyorum, sanat bir yakarma, bir dua biçimidir ve insan yalnızca duasıyla yaşar” diyordu, Andrei Tarkovsky.

İnce ince işlenen, sabırla gerçekleşen, alın teri ve tefekkürle beslenen “dua” için kim gereken sabrı ve fedakarlığı gösterebilir? Sahih bir eser sürekli bir çabaya ihtiyaç duyuyor; dua gibi. Sevgili Hülya Yazıcı, 6 yıl önce küratörlüğünü yaptığı “Şehrin Gizli Dili” konulu trienale, ipek böceğini konu alan bir çalışma ile katılmıştı. İpekböceği, kendini tüketme pahasına kıymetli üretimiyle sarmalıyor hayatı ucundan bucağından. Hülya’yı 1979’den beri tanıyorum. "İpekböceği" onun eserlerinde önemli bir metafor olmasının yanında, hayırlı bir amaca ulaşmak için sürdürülen tutkunun da adı.

4 Şubat 2016 Perşembe

SA2446/KY41-KT9: Ayılana Müzik, Bayılana Resim

"Peki, neden okulu bittiğinde orta derecede keman çalabilen bir öğrenci olmasın?"


Notalar duyguların doğrudan ifade edilebildiği tek dil olan müziğin alfabesidir. Saatlerce dil dökerek ifade edemeyeceğiniz duyguları birkaç mezur notaya döküp, gelecek kuşakların da hissedebilmesini sağlayabilirsiniz. Seslerin hüzün ya da neşeyi sembolize edişi kültürler arasında nadiren farklılık gösterse de, çoğu zaman konuştuğunuz dili hiç bilmeyen bir yabancı hislerinizi ortaya çıkardığınız melodi yoluyla paylaşabilir.

İşte bu, insanoğlunun keşfettiği en sıra dışı iletişim yollarından biridir.

26 Ocak 2016 Salı

SA2402/SD368: Sonsuz Ark’da Bir Düşünce İşçisi: Cemal Çalık

“Bütün yazılarına sinmiş olan o muhteşem ironi, kat kat, iç içe giydirilmiş birikmişliklere şahit olmanızı sağlıyor yazılarını okuduğunuzda. Ve o derin öfkeyi görüyorsunuz, riyakârlığa, ilkesizliğe yönelen ve yöneldikçe irileşen o derin öfkeyi…”

Cemal Çalık
Tarih milyarlarca insanın arasından bazılarını seçer, geçmişten geleceğe doğru taşır; bütün okullarda aynı isimler, öğretileri ya da keşifleri ile birlikte her yeni nesle anlatılırlar ve bu anlatılardan sorular sorarak bu bitmeyen PR çalışmasıyla seçilmiş bu isimlerin tarihin derinliklerinde kaybolup gitmesini engellerler. Misal; Sokrates, İskender, Sezar, tahrif edilmiş İsa ve Musa, Galileo, Newton, Rousseau, Kant, Marx, Engels, Freud, Tolstoy, Dostoyevski, Einstein, Namık Kemal ve daha niceleri. Ama bazılarını da bizzat unutturmak için olabildiğince görmezden gelirler. Misal; Allah’ın elçisi Muhammed ve onun inananları arasından bilim, düşünce adamlarının neredeyse tümü. Tarih böyledir.

Seçkin Deniz Twitter Akışı