Başörtüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Başörtüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2022 Salı

SA9920/SD2591: İran İslam Cumhuriyeti'nin Sonunun Başlangıcı

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, 2014 yılında İran'da zorunlu başörtüsü yasalarına karşı bir kampanya başlatan, 'The Wind in My Hair: My Fight for Freedom in Modern Iran-Saçımdaki Rüzgar: Modern İran'da Özgürlük Savaşım' kitabının yazarı, İranlı Amerikalı bir gazeteci ve aktivist Masih Alinejad'a aittir ve İran'daki İran Velayet Sistemi'ne karşı protestolara odaklanmaktadır. 'İran İslam Cumhuriyeti' olarak anılan ve Irak, Suriye ve Yemen gibi yerlerde sadece Müslüman öldüren Masonik Velayet Diktatörlüğü, ABD ve Avrupa'nın ortak yapımıdır ve İslam ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır, ancak İslam'ın tesettür emri üzerinden İslam yeniden hedefe konmaktadır ve kadınların tesettüre düşman olmasına çalışılmaktadır. İran halkı uzun süren aldatılma hikayesinin devam ettiğini acı içerisinde izlemektedir. Obama dönemindeki protestolara değil de Velayet'e destek verildiğini itiraf eden aşağıdaki analiz ABD'nin İran Velayet Sistemi'ne verdiği desteğin de bir tür kanıtı olarak okunmalıdır...
Seçkin Deniz, 08.11.2022, Sonsuz Ark 

The Beginning of the End of the Islamic Republic
Iranians Have Had Enough of Theocracy

"İranlılar Yeterince Teokrasi Gördü"

İran'daki mevcut protestolar İslam Cumhuriyeti'nin ölüm çanını çalıyor. Başörtüsünü yanlış taktığı için tutuklanan 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin polis tarafından gözaltında öldürülmesi, ülkenin güvenlik güçlerini aciz bırakan ve 100'den fazla şehre yayılan öfkeli ve kanlı gösteriler, boykotlar, iş durdurmalar ve vahşi saldırı dalgasına yol açtı. 

24 Ağustos 2021 Salı

SA9340/SD2168: Duyguları Öldürüp Şehveti Ayaklandırmak- Hak Ayrımı (Terapi)

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 "...nerede sizin teşhir ettiğiniz bedeninize ait onur?"

Bir kadının güzel görünmek istemesi ve bunun için makyaj, giyim vesair efektleri kullanması hangi ölçüye göre değerlenmelidir? Bunu başörtülü ya da başörtüsüz kadın üzerinden değil, genç kadınların ilgi nesnesi olma arzusu üzerinden değerlendirin; hangi ayet bunu engelleyebilir?

Uzunca bir süredir başörtüsüz kadınlar sanki Müslüman değilmiş gibi, onların göbek açıkta büstiyer, mini etek-şort fora seti görmezden gelinirken, başörtülü kızların-kadınların kıpkırmızı dudakları, takma kirpikleri ve dar kıyafetleri üzerinden yürüyen erkekler hata yapıyor. 

23 Eylül 2017 Cumartesi

SA4909/KY26-CA155: Hicap ya da Kibir Mesafeleri

Sistem tarafından “türban” ismiyle ayrıştırılan “siyasal/kamusal” iddiaları ve elbette “hicap” gibi bir temeli olan başörtüsü, alternatif kamulara mecbur kaldığından, korunmacı değil de saldırıya açık olunan kırk yıl içinde çeşitli merhalelerden geçerken yer yer yaşanılan geri çekilme, uzlaşma, küskünlük gibi hallerin yanı sıra kendi kamu ve mekânlarını oluşturmaya devam etti. 


Kadınların çoğunluğunun başını örttüğü bir topluma sahip Türkiye. 2013’de başörtüsünün kamusal serbesti kazanmasından önce bu konuda daha belirsiz konuşuyorduk. Kuşkusuz artık şartlar farklılaştı ve son iki yazımda dile getirdiğim gibi yeni okumalar yapmak gerekiyor. Yasaklı dönemler insanlar üzerinde bugüne de uzayan travmatik etkiler oluşturdu. 

Ne var ki bir tür yas hissiyatıyla kendimizi sonsuzca haklı ve mazur görme tutumu şimdiki zamanın sorunlarını görme konusunda bir perde oluşturabiliyor. Toplum değişiyor çünkü ve farklı boyutlarla yeni çözümler gerektiren mağduriyet halleri çıkıyor ortaya. KHK mağdurları, işçi cinayetleri, işyerlerinde sürdürülen gayri insani uygulamalar, çevrenin tahribiyle ortaya çıkan zehirlenmeler, arazi rantı, adam kayırıcılık, liyakati değil torpili esas alan istihdam gibi bir toplumu ifsat eden kötülükler karşısında sorumluluk hissetmeyen başörtüsü mağduru, yaşadıklarından nasıl bir ders çıkarmış olabilir ki?

16 Eylül 2017 Cumartesi

SA4875/KY26-CA154: Başörtüsüne Sınıfsal Bakış

"Direnişçi başörtüsünden topluma yayılan Asr-ı Saadet soluklu umut ve iyimserlik, devlet gibi görme muhafazakârlığı bir taraftan küreselleşmenin markalara dayalı hayat tarzlarının heva ve hevesi bir taraftan, parantezlerle ve hafıza kaybıyla silikleşen bir etki uyandırıyor gündemde artık."


Temsil liyakatinden söz etmiştim geçen hafta. Kim layıkıyla temsil edebilir, nasıl biri temsil etmeyi hak ediyor tam olarak?… Kamusal yasaklı başörtülü kadın siyasette temsil edilemezliğin boşluğu yüzünden de dışarıdan tanımlamaların baskısına maruz kalıyordu. Sesini dolaylı olarak duyurabildiği için sınırlı olarak kavranıyordu varlığı ve konumu. Bu sınırlılığın en düşündürücü sonuçlarından biri, direnişçi kadınlar dâhil yasağın kapsama alanındaki bütün kadınların kamusal temsillerini dava arkadaşı erkeklerin yanı sıra seküler kadınların üstlenmiş olmasıdır.

9 Eylül 2017 Cumartesi

SA4845/KY26-CA153: Başörtülüleri Hangi Kadın Temsil Edebilir?

"Süreçler iç içe ilerlerken yaralanmalar da belirsizliklerden ötürü daha derin olabiliyor. Müslümanlar bu derin yaraları ne ölçüde fark ediyor?"


Başörtüsü Cumhuriyet’ten sonra uzun zaman madunların, mustazafların hayat tarzının bir parçası olmakla sınırlanacak şekilde bir anlam çarpılmasına maruz kaldı. Giderek “hizmetli” ve işçi sınıfının bir gösterenine dönüştü, baştaki tam veya yarım başörtüsü; kamusal yasaklar nedeniyle. 

Sistem hizmetlilerin hizmetinden vazgeçemediği için başörtüsünün o şekilde kullanımına izin verdi, daha doğrusu bunu teşvik etti. İdeolojisinin topluma nüfuzunda bunu bir engel saymadı. Buna karşılık Osmanlı geçmiş ve buna bağlı İslami dünya görüşüyle ilişkili bildiği mütesettir giyimi, kamusallığın inşasına kendisi açısından gölge düşüreceği yargısıyla engelledi.  Paradoksal bir şekilde ileride birçok genç kız sistemin okullarında bu ideolojinin programlarına göre eğitim görürken başörtüsünü benimseyeceklerdi.

2 Eylül 2017 Cumartesi

SA4815/KY26-CA152: Melike Salihbegoviç Hafızası

"Bizleri tefekkür konusunda eleştiriyordu. Çok okuyorduk, farkındaydı, ama okuduklarımızı sistemli bir bütüne, sağlam bir hareketin temeli olacak programa dönüştüremiyorduk. Analitik düşünmediğimizi, reaksiyoner olduğumuzu söylerdi."


Süleyman Gündüz twitter’da yazdı: Melike Salihbegoviç vefat etmiş. Gençlik fotoğrafında Melike Hanım, onu tanıdığım dönemde de yüzünde belirgin olan düşünceli ifadeyle Aliya’nın sorusunu hatırlatıyor. Durumumuz böyle madem, oturup konuşalım: Yapmamız gereken neyi yapmadık veya yapmamamız gereken neyi yaptık?

Zor bir insandı Melike Hanım, zorlu bir hayat yaşadı, mükemmeliyetçiydi ve Müslümanlardan da mükemmel olmalarını beklerdi. Gerçek bir Müslümanla nadiren karşılaştığını söylerdi. Anlattığım, 1988’den itibaren hayatımıza zaman zaman değip uzaklaşan muhacir. İngiltere’den doğru gelmişti İstanbul’a. Türkiye’den Sarayova’ya göç etmiş atalarının izini sürdüğünü söylerdi. Tito döneminin zindanlarında kalmıştı. Bütün bunların farkına varmanın bilincini yansıtan bambaşka bir hayat tarzı bekliyordu Müslümanlardan.

26 Ağustos 2017 Cumartesi

SA4781/KY26-CA151: Başörtüsü Aynı Açıklama Değil Artık

"Bu baş örtme dalgasının içinde toplumsal duyarlık ve takva sorumluluğu gibi ölçülerle hareket edenler hiç eksik değil, ama öyle ya, onlar zaten hiçbir zaman çok fazla ortalıkta görünmeyi sevmediler."


Kız kardeşler olarak tesettürü benimsediğimiz yıldı sanıyorum; Kadıköy Altıyol’da yürürken yaşlı bir adamın ablam Hülya Aktaş’a şu sözleri söylediğini hatırlıyorum: “Sizi görmek ruhumu aydınlatıyor, geleceğe inancım artıyor, farklısınız sizler, sisteme teslim olmuyorsunuz.”

Kadın meseleleri bağlamındaki sorularım herhalde o cümleden de etkilendi ve cümlenin içerdiği endişe bu alanda düşünmeye çalıştığım kitaplardan birinin, “Sistem İçinde Kadın”ın başlığına dahil oldu.

7 Ağustos 2017 Pazartesi

SA4693/KY60-ES8: Direniş Ruhu Beyazıt’ta Doğdu

" Darbeye direnmek için, Cumhurbaşkanı Erdoğan sokağa çağırmadan önce sokağa çıkanların, Beyazıt eylemlerinden gelen tecrübeye sahip insanlar olduğu bu tespitlerden biri."


İsrail’in Mescid-i Aksa işgaline karşı Filistinli kardeşlerimize destek için geçtiğimiz hafta Beyazıt Meydanında düzenlenen eylem, 90’lı yıllarda “Türkiye Müslümanları” imzasıyla yapılan eylemleri hatırlattı. 

Seksenlerin sonu, doksanların başında kıyamın, direnişin, umudun diğer adıydı Beyazıt Meydanı. Burada haksız hukuksuz uygulamalara direnilirken, mazlum coğrafyalardaki Müslümanlara selam çakılırdı. Başörtüsü yasaklarına, Bosna, Çeçenistan, Filistin ve dünyanın dört tarafındaki zulümlere en sert tepkiler burada verilirdi. Bu meydandan yükselen her ses Anadolu’da fazlasıyla karşılık bulurdu.

3 Eylül 2015 Perşembe

SA1709/KY13-AO21: Ak Parti Seçim Öncesi İçindeki Paralel Kalıntıları Temizlemelidir

"Son zamanlarda aldığım bilgi ve edindiğim izlenimlere göre; birçok milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi, parti yöneticisi, bürokratın eşleri bu cemaatte yetişmiş olup, cemaatle irtibatlarını sürdürmekte, eşlerinin haber ve izniyle cemaatin gizli/açık toplantılarına katılmaktadırlar. "

Fotoğraf: Seçkin Deniz, 2012
Ortada açıkça Erdoğan düşmanlığı üzerinden devleti emperyal dümene sokma savaşı veren bir işbirlikçi yapı var. Maalesef bu yapı ağırlıklı olarak din,ahlak,maneviyat,eğitim kisvesi altında örgütlenirken hepimizin sempatisinden istifade etmişti.

Bir yanda toplumun değerleriyle savaşan ceberrut devlet zihniyeti, diğer yanda bu devletin baskı ve zulmüne uğrayanlara kapısını açar pozisyonundaki cemaat muhafazakar Anadolu insanının sempatisi üzerinden bu yapının kolayca kökleşmesini sağladı. Süreç içerisinde de iyice güçlenerek devlet içinde, devlet haline geldi.

2 Eylül 2015 Çarşamba

SA1703/KY22-AB14: Konunuz Börek mi, Başörtülü Birey'e Şiddet mi?

"Bu travmatik ve semptomatik hastalığın adı “Mitomani” idi.  Bilimsel açıklaması kendi yalanına inanma hastalığıydı. Durum gerçekten çok vahimdi."


63. Hükümet, Türkiye'nin ilk seçim hükümeti olarak tarihe geçti ve seçim öncesi geçici hükümet kuruldu. Yıllardan beri ezilen, kamuda yasaklarla çalıştırılmayan başörtülü bayanlara ilk örnek olan kadın Bakanımız, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Prof. Dr. Ayşen Gürcan Türkiye Cumhuriyeti kabinesinde görev aldı. 

Evet, yanlış duymadık. Öncesinde de 28 Şubat darbesinde de kanunlarla baskı altına alınan, özgürlükleri kısıtlanan başörtülü bayanlar 2015 yılında ilk defa “Bakan” olarak da çalışabilme özgürlüklerini ellerine alabildiler.  

30 Ağustos 2015 Pazar

SA1691/KY13-AO20: Başörtüsü Üzerine

"Şimdi 'Bir başörtülü siyasetçi bakan oldu' diye yırtınanlar, ne kadar saçma bir işle uğraştıklarının farkında olamayacaklar mı? Bıkmadılar mı bu konulardan?"

Fotoğraf: Seçkin Deniz, 2012

İslamda kadınların nerelerini örtmeleri gerektiği konusu bildim bileli tartışılıyor. Kadının İslam'a göre tam örtülü kabul edilmesi için kimisi çarşafı zorunlu görürken, kimisi de cinsellik çağrıştırmayan şekildeki giysilerle örtünme hükmünün yerine getirilebileceğine inanıyor. 

12 Ağustos 2015 Çarşamba

SA1641/KY6-SK48: Örtünmenin Mesajı...

"Örtünen her kadının hikayesi ve koşulları her açık kadının birbiriyle benzemeyen hikayesi kadar farklıdır. Birinin örtünme mesajı erkeklere karşı iletişiminde dini bir sınırla nasıl kadınsal ilişki kuracağının mesajını verir."


Kadının örtünmesinin mesajı nedir? Bence yazılmaması gereken son derece bireysel bir tercih meselesi. Ancak o kadar çok konuşuluyor ki bir perspektif koymak gerekli geldi.

Türkiye’nin tesettür giyiminde önde gelen internet satış sitelerinden birinin yönetim kurulu başkanı Kerim Türe’nin açıklaması tartışılıyor:


'Seksi olmak için açılmaya, dekolteye ihtiyaç yok. Yanlızca gözler ile de seksi olunabilir. Müslüman kadın kapanması gerektiğine inanıyorsa bunu ipekle de turkuaz renkle de yapabilir.’

26 Kasım 2014 Çarşamba

SA1007/ KY6-SK31: Rennan Pekünlü Hapse Giriyor...

"Önemli olan, esas olan, herkesin özgürlüğünü korumak ve hiçbir grubun diğerine baskı ile temel haklardan yararlanmasına önkoşul oluşturmayan bir ortam oluşturmak olmalı."


Ege Üniversitesi hocalarından Rennan Pekünlü, dersine başörtülü girmek isteyen kız öğrenciyi derse almak istememişti. Ancak öğrenci kanunen geçerli net gerekçesi olmayan bu talebi dinlemeyerek ısrar etmiş ve derse girmişti.

Ceza bir yönüyle eğitim hakkını laiklik ilkesi üzerinden engellemeye meraklı zihniyete mesaj.

Üniversitede başörtünün, örtmeyenlere baskı getireceğini iddia eden daha önceki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını hatırlatanlara bir sorum var. Başı açık olma halinin, örtülülere getireceği şey baskı olmuyor da aksi halin varlığı neden baskı oluyor? Hani nerede eşitlik?

19 Ekim 2014 Pazar

SA941/ÇY5-DÇ8: Sıkma Zihinlerin Sıkma Başlarla Bitmeyen Sorunları

“Sadece alaycı bir bakış atmak, yandan bir gülümseyiş yetiyor, artıyor hepsine.”


Diyanetin bir kampanyası var bu hafta, “Haydi çocuklar camiye”.

Bir arkadaşım kızını göndermiş. O gün beni arıyor. “Okuldan almaya beraber gidebilir miyiz?” diye. Okulun Din Kültürü öğretmeninin sadece isteyen velilerin öğrencilerine ders saatinde düzenlediği bir etkinliğe katılmış kızı.

Bir saat sonra kızını almak üzere okulun kapısı önünde bekliyoruz ikimiz. Çocuklar geliyor karşıdan sıra sıra;  bir iki tanesinin başında örtüsü var. Mutlular, gülüp kaynaşarak okula doğru geliyorlar arkadaşları ve öğretmenleri ile.

26 Eylül 2014 Cuma

SA907/ KY6-SK26: Kutuplaşma Sınıfta Değil, Gazetelerde...

“Kutuplaşma Sınıfta” diye manşet atıyor Cumhuriyet... Kutuplaşma neden türbana yükleniyor? Açık başa yüklenmiyor mesela... Kimse bugüne dek 'Birilerinin başı açık, bu kutuplaşma yaratıyor, herkes açsın!' dedi mi?”

“Beşinci Sınıf’tan sonra ortaokulda türban serbestliği ile çocuğa cinsellik fark ettiriliyor” diyenler var.... Bu çocuklar zaten kız çocuk-erkek çocuk ayrımının farkında. Dolayısı ile bu iddia çok abartılı. Ortaokul öğrencilerinde türbanın serbest bırakılması, İmam-Hatip Ortaokulları’na talebi de azaltabilir. Zira bu okullara giden çoğu insan başörtüsü bu okullarda serbest olduğu için, çocuğu için zorunlu olarak seçim yapıyordu.

Başörtüsü serbestliği dayatma değil, özgürlük getiriyor. Bütün ortaokul öğrencilerine başörtü zorunluluğu koymak neyse, eğitim için baş açma zorunluluğu da odur. İnsanların küçük yaşta bir kimliğe eğilimli yetiştirilmeleri ailelerin seçimi.

9 Nisan 2014 Çarşamba

SA628/KY7-NY11: Bi Sus Artık Pınar Kür!

 “Bir başörtülünün ne amaçla örtündüğü veya soyunan kadının soyunma niyeti seni ne diye geriyor ki?”


Çekin nefeslerinizi hastalıklı beyinlerinizin suçluluk psikolojisiyle ürettiği paranoyaların kararttığı hayatlardan artık…

Size ne bizim örtümüzden, şeklinden; bilmem neyimizden?...

Size ne?...

Söylesenize siz kimsiniz?

Hayata ‘vur patlasın-çal oynasın, ye-iç, tepin-dur’ mantığının ötesinden bakamayan, fikir sancılarıyla damıtılmamış iki basit kelimeyle cümle kurmayı aydınlık ve ilericilik sayan sizler, keyfinizce hor gördüğünüz başka başka hayatları hedefleyerek, sırf sadist duygularınız tatmin olsun diye her türlü aşağılamayı yapabildiğiniz insanların neyi niye yaptığının derdi size mi kaldı?

26 Ekim 2013 Cumartesi

SA456/SD72: Masonik Oyun Sürüyor -"Masonic Game in Progress"-

Türkiye, Londra ile Pekin’in tam ortasındadır.” 
Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan 
Ankara Lojistik Üssü ve Gümrük İdarî Birimleri Açılışı, 15.10.2010


Türkiye’nin Masonik Sorunları; Kürt Sorunu, Başörtüsü Sorunu, Füze Kalkanı, İsrail, ABD, AB, Rusya ve İran, Türkiye-Çin Stratejik İlişkileri, Gelişmiş Ülkelerde Dikey ve Yatay olarak Genişleyen Ekonomik, Sosyolojik ve Siyâsî Kriz, Avrupa’da Irkçılık


Türkiye, iç (Ekonomik, Sosyolojik, Politik) sorunlarını çözerken, dış sorunlarını da kendi oluşturduğu yeni bir düzlemde ve kendi çizdiği yeni bir çerçevede çözmeye doğru ilerliyor. Füze kalkanı da bu düzleme taşınacak, çerçeveyi Türkiye belirleyecek; yeni yol haritası bu. Bu Harita’nın yapay iç ve dış sorunlarla masadan kalkması Türkiye’nin büyük geleceğini tehlikeye atacaktır.

Analizi yaparken teşhisi doğru koymak gerekiyor; Türkiye’nin sorunlarının tamamı masonik projelerin birer sonucudurlar. 12 Eylül referandumu kronikleşen iç ve dış sorunların (değişen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ve yeni anayasa çalışmaları) teşrih masasına yatırılmasının önündeki tüm engelleri ortadan kaldırdı; referandumun en önemli sonucu masonların devletin derinliklerinden temizlenebilmesinin yolunun açılabilmesidir. Bu tespitten sonra, sorunlar düzleminde dalgalı bir analiz yapmak ve bu analizin kıvrımlarında gezinmek gerekecektir.

2 Eylül 2013 Pazartesi

SA387/AS36: Mesele Başörtüsü Değil

“Yumruklarımızla, öfkelerimizle, hakaretlerimizle değil; birlik olmamızla, simgelerimize ve ilkelerimize sahip çıkmamızla izin vermeyeceğiz.”

" At gözlüğüne benzer türban. İki kaş, iki göz, bir burun ve ağzı açık. Bir de eli. 

Artık ivedilikle anlamamız gereken bir gerçek var; mesele başörtüsü değil. Kafamıza vura vura söylüyorlar; anlamıyoruz. Onlar 'Simge' diyerek karşı çıktıklarını söylüyorlar, biz 'Simge değil, inanç gereği' diye açıklamalar yapıyoruz. Bu tiyatro sürüp gidiyor. Bu oyuna “Dur!” demeliyiz.

***
Başörtüsü bir simge dostlar, açıkça anlamaktan kaçınmamız bir işe yaramaz artık. Siz de kabullenin başörtüsü bir simge; bizim/sizin simgemiz, kadınımızın simgesi. Müslüman kadının Müslümanlığının simgesi. Başörtüsünü çıkarttırmak istemelerinin temelinde de bizi simgelerimizden vazgeçirebilme hedefi var. Simgelerimizden vazgeçtiğimiz de, ilkelerimizden de vazgeçebileceğimizi öğrendiler.

Seçkin Deniz Twitter Akışı