Sonsuz Ark'ın Notu: Sufi Rufâî Tarikâtı'nın zikri ve bu zikirdeki şiş, vb ritüellerin İslam Dini ile herhangi bir ilgisi, ilişkisi bulunmamaktadır. TDV İslam Ansiklopedisi, ilgili maddesinde bilgileri, herhangi bir eleştiri getirmeden tarikatın kendi kaynaklarından olduğu gibi aktarmaktadır. Kur'an'la ve İslam'la tamamen zıt bir şekilde "Ahmed er-Rifâî’ye nisbet edilen, “Eğer bir ateşe ismim anılacak olsa asla alev alev yanmaz”; “Ateşin alevleri yükseldiği esnada zikredince mahlûkatın rabbinin izniyle alevler benim için sakinleşir”; “Rabbim bana dedi ki: Sen yırtıcı hayvanlar üzerinde büyük bir hükme sahipsin” şeklindeki ifadelerden hareketle (Kenan Rifâî, s. 179-181, 228) şu ritüeller yapılmaktadır; "zikir meclislerinde genelikle Ahmed er-Rifâî’nin tertip ettiği evrâd ve ahzâbdan bir bölümü (sekizinci hizip) okunmaktadır. Ayrıca bazı gün ve gecelerde zikir sırasında “burhan” denilen kerametlerin izharı da söz konusudur. İsm-i celâl zikrinin hızlandığı bir sırada zikri yöneten şeyh kılıç, şiş, tığ, topuz gibi aletleri zikir yapan dervişler arasından seçtiği kimselerin yanak, karın, gırtlak, göz çukuru ucu gibi vücudun değişik yerlerine saplar. Dervişler vücutlarına saplanmış aleti elleriyle tutarken zikre devam ederler. Bunun yanı sıra şeyh yassı bir kaşık biçimindeki “gül” denilen, ateşte akkor haline getirilmiş demiri yalar veya dervişlerin belden yukarı çıplak bedenlerine temas ettirir. Bu tür gösteriler arasında ateşe girme, zehir içme, vahşi hayvanlarla oynama, ağızda cam parçalarını çiğneme gibi uygulamalar da zikredilebilir. Bu gösterilerle Allah dilemedikçe ateşin yakmasının, kesici aletlerin kesmesinin, yırtıcı hayvanların zarar vermesinin mümkün olmayacağı deliliyle ispatlanmak istenmekte, ayrıca bu yolla inkârcıların hidayete ermesi hedeflenmektedir." Seçkin Deniz, 27.04.2018
Kosova Prizren'de bulunan tarikatlardan Rufai Tarikatı’nın 22 Mart 2018 günü yaptıkları zikri fotoğraflamak için oraya gitmiştim. Gittiğime değdiğini düşünüyorum. Kosova ilginç bir yer, 7 şehirden oluşan ülkede, Priştine, Yakova ve Prizren ile birkaç köyü görme şansım oldu. Ülke ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusa sahip, çok azda olsa Sırp asıllı Hristiyan bir nüfus da var. Etnik olarak da, Arnavut (büyük çoğunluk), Sırp, Boşnak ve Türklerden oluşan bir ülke. Arnavutlara ait işyerlerinde Kosova, Arnavutluk ve ABD bayrakları birlikte asılı olarak görülmekte; bunun nedeni olarak da Bill Clinton’ın Başkanlığı döneminde Nato’nun Kosova’ya müdahalesini sağlamış olduğu söyleniyor, ki onun da Başkent Priştine’de bir tane heykeli yapılmış durumda.
Sonsuz Ark'ın Notu: Sufi Rufâî Tarikâtı'nın zikri ve bu zikirdeki şiş, vb ritüellerin İslam Dini ile herhangi bir ilgisi, ilişkisi bulunmamaktadır. TDV İslam Ansiklopedisi, ilgili maddesinde bilgileri, herhangi bir eleştiri getirmeden tarikatın kendi kaynaklarından olduğu gibi aktarmaktadır. Kur'an'la ve İslam'la tamamen zıt bir şekilde "Ahmed er-Rifâî’ye nisbet edilen, “Eğer bir ateşe ismim anılacak olsa asla alev alev yanmaz”; “Ateşin alevleri yükseldiği esnada zikredince mahlûkatın rabbinin izniyle alevler benim için sakinleşir”; “Rabbim bana dedi ki: Sen yırtıcı hayvanlar üzerinde büyük bir hükme sahipsin” şeklindeki ifadelerden hareketle (Kenan Rifâî, s. 179-181, 228) şu ritüeller yapılmaktadır; "zikir meclislerinde genelikle Ahmed er-Rifâî’nin tertip ettiği evrâd ve ahzâbdan bir bölümü (sekizinci hizip) okunmaktadır. Ayrıca bazı gün ve gecelerde zikir sırasında “burhan” denilen kerametlerin izharı da söz konusudur. İsm-i celâl zikrinin hızlandığı bir sırada zikri yöneten şeyh kılıç, şiş, tığ, topuz gibi aletleri zikir yapan dervişler arasından seçtiği kimselerin yanak, karın, gırtlak, göz çukuru ucu gibi vücudun değişik yerlerine saplar. Dervişler vücutlarına saplanmış aleti elleriyle tutarken zikre devam ederler. Bunun yanı sıra şeyh yassı bir kaşık biçimindeki “gül” denilen, ateşte akkor haline getirilmiş demiri yalar veya dervişlerin belden yukarı çıplak bedenlerine temas ettirir. Bu tür gösteriler arasında ateşe girme, zehir içme, vahşi hayvanlarla oynama, ağızda cam parçalarını çiğneme gibi uygulamalar da zikredilebilir. Bu gösterilerle Allah dilemedikçe ateşin yakmasının, kesici aletlerin kesmesinin, yırtıcı hayvanların zarar vermesinin mümkün olmayacağı deliliyle ispatlanmak istenmekte, ayrıca bu yolla inkârcıların hidayete ermesi hedeflenmektedir." Seçkin Deniz, 20.04.2018
Kosova Prizren'de bulunan tarikatlardan Rufai Tarikatı’nın 22 Mart 2018 günü yaptıkları zikri fotoğraflamak için oraya gitmiştim. Gittiğime değdiğini düşünüyorum. Kosova ilginç bir yer, 7 şehirden oluşan ülkede, Priştine, Yakova ve Prizren ile birkaç köyü görme şansım oldu. Ülke ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusa sahip, çok azda olsa Sırp asıllı Hristiyan bir nüfus da var. Etnik olarak da, Arnavut (büyük çoğunluk), Sırp, Boşnak ve Türklerden oluşan bir ülke. Arnavutlara ait işyerlerinde Kosova, Arnavutluk ve ABD bayrakları birlikte asılı olarak görülmekte; bunun nedeni olarak da Bill Clinton’ın Başkanlığı döneminde Nato’nun Kosova’ya müdahalesini sağlamış olduğu söyleniyor, ki onun da Başkent Priştine’de bir tane heykeli yapılmış durumda.
Sufi Rufâî Tarikâtı'nın zikri ve bu zikirdeki şiş, vb ritüellerin İslam Dini ile herhangi bir ilgisi, ilişkisi bulunmamaktadır. TDV İslam Ansiklopedisi, ilgili maddesinde bilgileri, herhangi bir eleştiri getirmeden tarikatın kendi kaynaklarından olduğu gibi aktarmaktadır. Kur'an'la ve İslam'la tamamen zıt bir şekilde "Ahmed er-Rifâî’ye nisbet edilen, “Eğer bir ateşe ismim anılacak olsa asla alev alev yanmaz”; “Ateşin alevleri yükseldiği esnada zikredince mahlûkatın rabbinin izniyle alevler benim için sakinleşir”; “Rabbim bana dedi ki: Sen yırtıcı hayvanlar üzerinde büyük bir hükme sahipsin” şeklindeki ifadelerden hareketle (Kenan Rifâî, s. 179-181, 228) şu ritüeller yapılmaktadır; "zikir meclislerinde genelikle Ahmed er-Rifâî’nin tertip ettiği evrâd ve ahzâbdan bir bölümü (sekizinci hizip) okunmaktadır. Ayrıca bazı gün ve gecelerde zikir sırasında “burhan” denilen kerametlerin izharı da söz konusudur. İsm-i celâl zikrinin hızlandığı bir sırada zikri yöneten şeyh kılıç, şiş, tığ, topuz gibi aletleri zikir yapan dervişler arasından seçtiği kimselerin yanak, karın, gırtlak, göz çukuru ucu gibi vücudun değişik yerlerine saplar. Dervişler vücutlarına saplanmış aleti elleriyle tutarken zikre devam ederler. Bunun yanı sıra şeyh yassı bir kaşık biçimindeki “gül” denilen, ateşte akkor haline getirilmiş demiri yalar veya dervişlerin belden yukarı çıplak bedenlerine temas ettirir. Bu tür gösteriler arasında ateşe girme, zehir içme, vahşi hayvanlarla oynama, ağızda cam parçalarını çiğneme gibi uygulamalar da zikredilebilir. Bu gösterilerle Allah dilemedikçe ateşin yakmasının, kesici aletlerin kesmesinin, yırtıcı hayvanların zarar vermesinin mümkün olmayacağı deliliyle ispatlanmak istenmekte, ayrıca bu yolla inkârcıların hidayete ermesi hedeflenmektedir."
Seçkin Deniz, 13.04.2018
Kosova Prizren'de bulunan tarikatlardan Rufai Tarikatı’nın 22 Mart 2018 günü yaptıkları zikri fotoğraflamak için oraya gitmiştim. Gittiğime değdiğini düşünüyorum. Kosova ilginç bir yer, 7 şehirden oluşan ülkede, Priştine, Yakova ve Prizren ile birkaç köyü görme şansım oldu. Ülke ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusa sahip, çok azda olsa Sırp asıllı Hristiyan bir nüfus da var. Etnik olarak da, Arnavut (büyük çoğunluk), Sırp, Boşnak ve Türklerden oluşan bir ülke. Arnavutlara ait işyerlerinde Kosova, Arnavutluk ve ABD bayrakları birlikte asılı olarak görülmekte; bunun nedeni olarak da Bill Clinton’ın Başkanlığı döneminde Nato’nun Kosova’ya müdahalesini sağlamış olduğu söyleniyor, ki onun da Başkent Priştine’de bir tane heykeli yapılmış durumda.
Sufi Rufâî Tarikâtı'nın zikri ve bu zikirdeki şiş, vb ritüellerin İslam Dini ile herhangi bir ilgisi, ilişkisi bulunmamaktadır. TDV İslam Ansiklopedisi, ilgili maddesinde bilgileri, herhangi bir eleştiri getirmeden tarikatın kendi kaynaklarından olduğu gibi aktarmaktadır. Kur'an'la ve İslam'la tamamen zıt bir şekilde "Ahmed er-Rifâî’ye nisbet edilen, “Eğer bir ateşe ismim anılacak olsa asla alev alev yanmaz”; “Ateşin alevleri yükseldiği esnada zikredince mahlûkatın rabbinin izniyle alevler benim için sakinleşir”; “Rabbim bana dedi ki: Sen yırtıcı hayvanlar üzerinde büyük bir hükme sahipsin” şeklindeki ifadelerden hareketle (Kenan Rifâî, s. 179-181, 228) şu ritüeller yapılmaktadır; "zikir meclislerinde genelikle Ahmed er-Rifâî’nin tertip ettiği evrâd ve ahzâbdan bir bölümü (sekizinci hizip) okunmaktadır. Ayrıca bazı gün ve gecelerde zikir sırasında “burhan” denilen kerametlerin izharı da söz konusudur. İsm-i celâl zikrinin hızlandığı bir sırada zikri yöneten şeyh kılıç, şiş, tığ, topuz gibi aletleri zikir yapan dervişler arasından seçtiği kimselerin yanak, karın, gırtlak, göz çukuru ucu gibi vücudun değişik yerlerine saplar. Dervişler vücutlarına saplanmış aleti elleriyle tutarken zikre devam ederler. Bunun yanı sıra şeyh yassı bir kaşık biçimindeki “gül” denilen, ateşte akkor haline getirilmiş demiri yalar veya dervişlerin belden yukarı çıplak bedenlerine temas ettirir. Bu tür gösteriler arasında ateşe girme, zehir içme, vahşi hayvanlarla oynama, ağızda cam parçalarını çiğneme gibi uygulamalar da zikredilebilir.Bu gösterilerle Allah dilemedikçe ateşin yakmasının, kesici aletlerin kesmesinin, yırtıcı hayvanların zarar vermesinin mümkün olmayacağı deliliyle ispatlanmak istenmekte, ayrıca bu yolla inkârcıların hidayete ermesi hedeflenmektedir."
Seçkin Deniz, 06.04.2018
Kosova Prizren'de bulunan tarikatlardan Rufai Tarikatı’nın 22 Mart 2018 günü yaptıkları zikri fotoğraflamak için oraya gitmiştim. Gittiğime değdiğini düşünüyorum. Kosova ilginç bir yer, 7 şehirden oluşan ülkede, Priştine, Yakova ve Prizren ile birkaç köyü görme şansım oldu. Ülke ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusa sahip, çok azda olsa Sırp asıllı Hristiyan bir nüfus da var. Etnik olarak da, Arnavut (büyük çoğunluk), Sırp, Boşnak ve Türklerden oluşan bir ülke. Arnavutlara ait işyerlerinde Kosova, Arnavutluk ve ABD bayrakları birlikte asılı olarak görülmekte; bunun nedeni olarak da Bill Clinton’ın Başkanlığı döneminde Nato’nun Kosova’ya müdahalesini sağlamış olduğu söyleniyor, ki onun da Başkent Priştine’de bir tane heykeli yapılmış durumda.
İstanbul’a gelerek İstanbul-Zeyrek’te yaşamaya çalışan savaş kurbanı Suriyeli muhacirlerden bazılarının metruk yerlerdeki bazı fotoğraflarını paylaşıyorum...
İstanbul’a gelerek İstanbul-Zeyrek’te yaşamaya çalışan savaş kurbanı Suriyeli muhacirlerden bazılarının metruk yerlerdeki bazı fotoğraflarını paylaşıyorum...
İstanbul’a gelerek İstanbul-Zeyrek’te yaşamaya çalışan savaş kurbanı Suriyeli muhacirlerden bazılarının metruk yerlerdeki bazı fotoğraflarını paylaşıyorum...
Edirne, Osmanlı döneminde İstanbul’dan önce ve İstanbul’dan sonra önemini hiç yitirmemiş bir şehir. Yaprak ciğerin tarihçesini bilmiyorum, ama tadını gayet iyi biliyorum. Tavsiye ederim, köfte yerine ciğer daha iyi gider bence. Üç Şerefeli veya Burmalı Câmi, Sinan’a ilham veren, oradan aldığı cesaret ve ilhamla yapacağı câmilerde yenilikler yapmaktan çekinmeyen Koca Sinan; Mimar Sinan. Mimarlık, tarihsel sürecimizde oldukça önemli bir meslek, mimar tarihi yapıların kalan kitabelerinde veya o tarihi yapıyı anlatan yazınlarda sürekli olarak bahsedilen, farklılıkları öne çıkartılan kişi.
Yıl 1984 lise bitmiş, ben bir yıldır DSİ Sivas 19. Bölge Müdürlüğü’nde muvakkat (geçici) işçi statüsünde çalışıyordum; o zamanlar taşeron işçilik diye bir kavram yok, kamu kurumları işçi ihtiyaçlarını mevsimlik işçi alım ve çıkarımları ile yönetebiliyorlardı.1983 senesinde girdiğim ve sadece İstanbul Hukuk Fakultesi tercihi ile boş geçtiğim üniversite sınav sonucum hala aklımda olan ve tekrarını yaşadığım yıl.
Otelin yakınlarında hediyelik eşyaların satıldığı bir yer vardı. Genelde turistler güvenli olduğunu düşündükleri bu yerden, gitmeden önce Güney Afrika'ya özgü hediyelikler almayı tercih ediyorlardı. Eee, ben de turistim tabi ki, doğal olarak oraya gitmem gerekiyordu, yaptım, evet yaptım gayet normal bir şekilde. Ona bak buna bak, biraz lafla falan derken bir yerden geçiyorum; müzik, gitar sesi geliyor. Döndüm baktım. Küçük bir tezgah, cd‘ler yerde, cd‘lerin arkasında bir arkadaş onun, arkasındaki duvarda da gitarlar var. Bunlara Afrika gitarı deniyormuş, Bengal Kaplanı kadar meşhur olsalar bilirdik demi ama değiller, her neyse.
Hint ve Atlas Okyanuslarının bir araya geldiği ve bu bir araya gelişin iklim üzerinde olumlu bir etki yaratması ile okyanusa kıyısı olan diğer ülkelerde olan kasırga ve fırtınaların olmadığı ve daha çok dengeli ve ılıman bir iklim kuşağına sahip bir ülke, vav. Antalya'dan iş değişikliği nedeni ile Adapazarı – Sakarya'ya taşınmamız gerekiyordu, yıl 1997 aylardan Haziran, hiç unutmuyorum; günlerden de Adapazarı'nın düşman işgalinden kurtuluş günü olan - neydi neydi neydi? :-) hah,- 21 Haziran'dı.