17 Aralık 2018 Pazartesi

SA7279/ME45: Büyük Yanılgı

"İnsan olmak gerçekten çok zor, bunu nasıl taşıyabildiğinizi siz bile bilmiyorsunuz. Düşünmelisiniz bence... hiç iyi değil durumunuz."


İnsanın zihninden ibaret olduğunu düşündüğüm zamanlar çok, ama gerçekten öyle değil mi? Her şeyi zihninde yaşar insan ve dışarısı sadece uygulama alanıdır; kendi bedeni, diğer insan, doğa, şeytan ya da Allah dışarıdadır. Çünkü hepsine içinden bakar, zihninden bakar ve düşünür. Allah dışında kendisini kuşatabilecek bir güç yoktur, ancak Şeytan'a da insanın zihnine girme şansı vermiştir Allah. Ve insan, bu yüzden büyük bir sorumluluk yükü ile doğmakta ve ölene dek yaşamaktadır. 

SA7278/KY1-CÇ566: Bir Beyhudeliğin Somut Belgesi

"dilin neliği üzerine durmak yerine söylenişin biçemleri üzerine, seslendirmenin nasıllığına takılmak bu apaçıklığı örtmekte ve bu örtüklük eblehçe bir tartışmanın varlığını sürdürmesini sağlamaktadır."


dil üzerine değil de söyleniş üzerine, seslendirmeye yönelik yapılan tartışmaların beyhudeliği öylesine açık ki, belki bu açıklığın şiddetinden ötürü yapılanın beyhudeliği anlaşılmıyor. anlaşılamıyor. bu tartışmalardaki abartılı ciddiyet tartışan taraflara konunun pek bir derin olduğu sanısını uyandırmakta. ve bu kurgusal ciddiyetin gereği üzerine tavırlar sergilenmektedir. bense böylesi şeyleri anlamakta zorlanan biriyim. anlamıyorum!

SA7277/KY59-MLÖZ58: Linç Kültü(rü)

"Bugünlerin linç olayları eskilerinden daha az acımasız değil. Milyonlarca kişinin aynı anda iştirak edebildiği kavgalar bunlar. Üstelik söylenen her acımasız sözün hedefini bulması saniyeler bile sürmüyor."


Sosyal ağların hayatımıza girmesiyle birlikte sadece daha önce hiç duymadığımız kavramların girdiği, yeni iletişim şekillerinin yer aldığı yepyeni bir dünyayla tanışmadık, aynı zamanda yeni bir kültür oluşturmak zorunda kaldık. 

Kültürel kazanımlar çok kısa süre içerisinde oluşmadığından ve bir toplumun çok zengin bir kültürel birikimi olsa bile, bu birikim kolay bir şekilde sanal hayata aktarılamadığından, tarih içerisinde geleneklerden, sanat ve düşünce eserlerinden oluşan mirasın ithal bir kültür altında ezilebildiğini gördük.

SA7276/KY69-EY287: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7275/KY58-GÖKA163: Böyle Nezaketten Uzak Nereye?

"Çocukları yetiştirmek için bir besleyici sevgi fideliği şarttır ama tek başına yetmez, yalnızca sevgi, çocukları seven ve sevilen birisi bile yapamaz. Çocuk yetiştirirken sevginin yanı sıra ustaca bir terbiye lazımdır. Terbiye, gelenek ve göreneğin öğretilmesi, içselleştirilerek değer haline dönüştürülmeye çalışılması demektir."


Gündelik hayat sırasında, toplumsal ilişkilerimizde gördüğümüz kaba sabalıklar hepimizi canımızdan bezdiriyor, inancımız ve medeniyet mirasımız adına utanıyoruz. “Bizim inancımız, başkalarına böyle davranmayı men ediyor.” “Atalarımız, medeniyetimizin sadece güçlü koruyucusu, zırhı değil aynı zamanda nezaket timsaliydiler” diye haykırmak istiyoruz ama nafile… Birbirimize karşı sergilediğimiz kaba sabalıklar ve nedenleri üzerine birçok söz söylenebilir lakin bunların her birini uzun uzadıya ele almak yerine genel olarak bahsetmek sanıyorum daha nazik bir tutum olacak…

16 Aralık 2018 Pazar

SA7274/KY73-PH9: Suçun Magazini

"Birisi çıkıp dünyanın genelinde bu haberler ilgi uyandırır ve bu şekilde verilir derse, ona söyleyeceğim kısa ve net cümle şu olur; aileyi, kadını, çocuğu ve aslında insani değerleri aşağılayan her türlü kurumu ve durumu reddediyorum."


Haber ve habercilik etiği konusunda uzun zamandır düşünüyorum. Sosyal medyada da yeri ve zamanı geldikçe kaygılarımı paylaştığım olmuştur. Bundan sonra da devam edeceğim. Aynı kaygıları taşıyan benden başka pek çok duyarlı insanın olduğunu da biliyorum. 

Paylaşımlarıma çoğu zaman yetkili kişileri de dâhil edip, etiketleyip haberdar olmalarını istedim, fakat bu alanda olumlu bir gelişme olmadı. Tabi onların başı kalabalık, beni mi takip edecekler ama belki danışmanları ve çevrelerindeki ilgililer ben ve benim gibi düşünenleri, hatta bundan canı yanan bizzat basın-medya mağduru olan vatandaşları dikkate alabilirlerdi. Lakin o da yok. 

SA7273/SD1220: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 426 (01-05 Temmuz 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(01-05 Temmuz 2017)  (Temmuz 2017: 5.332  Tweet+Önceki Toplam: 266.553 +5.332 = 271.885 Tweet

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Emeti Saruhan Hanımefendi her perşembe çalışmalarını @SonsuzArk'la paylaşacak teşekkür ederiz @emeti sonsuzark.com/search/label/E…

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Geçmiş olsun Martin...üzüldüm. twitter.com/Martin_Lejeune…

SA7272/KY49-İTIĞLI152: Batı Sahra Sorunu Çözülebilir mi?

"Batı Sahra sorunun çözülmesi, bölgede istikrar ve güvenliğin sağlanması anlamına geliyor. Daha güçlü bir Mağrip birliğinin ekonomik ve siyasi olarak güçlenmesi anlamına geliyor. Fas ve Cezayir’in Afrika’nın yeni parlayan yaldızları olacağı anlamına geliyor. Dahası yıllardır ötelenen barışın filiz bulması anlamına geliyor."


20. yüzyıldan 21 yüzyıla girerken İslam dünyası çözülemeyen birçok sorununla yüzleşmek zorunda kaldı. Filistin en önemli meselelerimizden biriydi ve İsrail’in neden olduğu sorun bir türlü çözülemedi. Keşmir, Arakan, Uygur, Ogedan, Batı Sahra’da bizden kaynaklanmayan nedenlerle karşılaştığımız sorunları çözmede yetersiz kaldık. 

Belki en umut verici Moro sorununun çözülmesine yönelik çabalardı son yıllarda. Türkiye’nin de arabulucusuyla Moro’da önemli aşamalar edinildi ve yüzyıla yakındır devam eden Müslümanların varlığı, kendi geleceklerini belirleme hakkı başta Filipinler olmak çevre ülkeler tarafından kabul edilir bir duruma geldi.

SA7271/KY69-EY286: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7270/KY37-AZ340: ABD-Alman Emperyalist Kıskacına Darbe: Doğu Fırat!

"En iyisi hesabı Erdoğan’ın dediği gibi “Fırat’ın doğusunda” görmektir. Emperyalist bu dilden anlar. Allah evlatlarımızın yar ve yardımcısı olsun."


Türk ekonomisinde bugüne kadar uzanan “tarihi değişimin” başlangıç metni olarak kabul edilen ve dönemin başbakanlık müsteşarı Özal’ın açıkladığı 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarının ‘gerçek yazarı’: Dönemin Alman Maliye Bakanı Hans Matthöfer’dir.

Matthöfer’e bu görev 1979’da Guadoloupe’da bir araya gelen 4 batılı lider, Jimmy Carter (ABD), Helmut Schmidt (Almanya), James Callaghan (İngiltere) ve Valery Giscard d’Estaing (Fransa) tarafından verildi. 

15 Aralık 2018 Cumartesi

SA7269/KY26-CA219: Sekiz Bin Aile: Gerçek Ne Orada Ne Orada

"Kişisel ve toplumsal gelişme, farklı şartlarda yetişmiş insanların ideal bir hayat için hazırlanan kalıplara uysunlar diye kırılıp dökülmesiyle, sakatlanmasıyla gerçekleşmiyor."


Genellemeler yapmayı, torba yasalar çıkarmayı, böylece istisnai saydığımız zor sorunları ilişik konulara karıştırıp kendi önemli gündem maddemize yoğunlaşmayı seviyoruz. Son örneklerden biri, erken evlilikler. 

Erken evlilik mağduru Nagehan Der, sekiz bin aileyi temsil ettiğini söylüyor. Sekiz bin ailenin erkeği ve kadını tecavüzle ilişkilendirilen örnekleri de kapsayan, dolayısıyla yüz kızartıcı bir suç, bir zulüm içeren bir büyük genellemenin içine hangi haklı gerekçeyle sığdırılabilir? 

SA7268/KY38-SevDur183: "Siyasi Jestler Yakınlaşmayı Artırır"




Takdim

Yerel seçimler, aday faktörünün öne çıktığı, buna rağmen seçmenlerin parti ideolojisinden çok fazla sapma göstermeden oy kullandığı bir seçim olarak geçerdi. Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin ilk yerel seçimlerinde bu durumun değişeceği görülüyor. Her partinin kendi adayını çıkartması kimseye bir fayda sağlamayacağı için, genel seçimlerde olduğu gibi yerel seçimlerde de ittifaklar ve bunun yanı sıra siyasi jestler ön plana çıktı. 

SA7267/KY69-EY285: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7266/KY58-GÖKA162: Çocuklarla İletişim Nasıl Kurulmalı?

"İletişim konusundaki her kitabı kolayca tavsiye edemem. Zira hemen tamamı Batı mahreçlidir ve kültürümüze aktarılırken bir süzgeçten geçirilmesi, bize uygun şekilde tercüme edilmesi gerekir."


Bir ruhiyatçı, bir ebeveyn ve zaman zaman medyada görüşlerini dile getiren birisi olarak hem en çok karşılaştığım sorular hem de en çok görüş bildirmek istediğim konular, çocuklarla iletişim hakkındadır. Buna rağmen çocuklarla iletişim hakkında çok az söz alırız. Bunun bir nedeni, (her ne kadar ortak eğitim alanlarımız olsa da) çocuk psikolojisi ve psikiyatrisinin, pedagojinin ayrı bir uzmanlık olması diğer nedeni de yanlış anlaşılma, hata yapma korkusu. 

Ama baştan söylediğim gibi, bu alanda o kadar çok soru ve sorun var ki, çocuklarla iletişim konusundaki genel doğruları ve ilkeleri her ruhiyatçının becerebildiğince dile getirmesi lazım. Burada ve televizyon programlarında elimizden geldiğince biz de öyle yapmaya çalışıyoruz.

14 Aralık 2018 Cuma

SA7265/KY28-ATA395: Fırat’ın Doğusu'nun Gerçekleri

"ABD, kerhen Türkiye’nin Fırat’ın Doğu’suna Harekat başlatacağını “Kabul edilemez” şeklinde açıkladı ama gerçekte Orta Doğu’da kalmaya devam etmesi Türkiye’ye bağlı olduğu için sesini daha fazla çıkarmamayı tercih ediyor."


Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve Genel Kurmayı, Türkiye-Suriye sınırı boyunca güvenli bir koridor oluşturmak hedefinde. Baba Hafız Esad’ın 1982 yılında Suriye’de PKK’ya kucak açması sonrasında Türkiye’nin maruz kaldığı terör olayları ve sivil halkımıza yapılan saldırılar, gelecekte güven içinde yaşanabilmesi için böylesi bir güvenlik tedbirinin alınmasını şart koşuyor.

SA7264/AŞ97: Gül, Aktif Siyasetin Dışında; yani Düğünlere Gidemiyor

"Gül'ün Brüksel'de bahsettiği Popülist gelişmeleri anlamadım; sahi onlar nedir? Bize de anlatsa, biz de faydalansak? Hem Gül'ün orada görüştüğü cumhurbaşkanı ve eski siyasetçi arkadaşlarını da benim dışımda merak eden yoktur herhalde? 31 Mart 2019 yerel seçimlerini Brüksel'de birileri ile konuşmak eski bir Cumhurbaşkanına yakışır mı yani?"


Abdullah Gül, Erdoğan ve Ak Parti'nin hediye ettiği Cumhurbaşkanlığı makamındaki süresi sona ermeden bir çalışma ofisi kurma hazırlığı içinde olduğunu söylediği dönemden bu yana epeyce çalıştı. O ofis kimleri ağırlamadı ki... Ofise birazdan döneceğim... Önce kısa bir yakın tarih dersi çalışalım;

SA7263/KY1-CÇ565: Bahane

"Yaşlı kadın ellerindeki şişi bırakıp yaşlı adam baktı. Duyduklarına inanamıyordu. Sabahtan beri sızlanıp duran bu yaşlı adam, adını koyamadığı, koymaktan çekindiği bir kıskançlığın içinde bocalıyordu demek ki. Bu olabilir miydi?"


Yağmur üç gündür ara vermeden yağıyordu. Yaşlı adam küçük oturma odasının penceresinden dışarıya mahzun, mahzun bakıyor iç çekmeden kendini alamıyordu. Yürüyüşlerini özlemişti. Otobüs duraklarında otobüs bekleyen bir yolcu gibi yapıp yarenlik edişleri, yolda denk geldiği sokak köpekleriyle, kedileriyle kendince yaptığı konuşmaları, daha da önemlisi balkonda sallanır koltuğunda oturup çay kahve içmeyi özlemişti. 

SA7262/KY69-EY284: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7261/KY48-SY84: Yeşilçam Neden Öldü?

"Din, esasında geleneğin özüydü. Gelenekten ârî bir sanat nasıl yaşayacaktı? Yaşayabilir miydi? Kökleri olmayan bir ürün mümkün müydü? Noel çamına iliştirilmiş "altın portakal" nasıl beslenebilirdi?"


25 Kasım 1999, Perşembe

Muharref İncil''in ve dolayısıyla Kilise''nin "düşüş" inancı olmasaydı, yahudiliğin "vicdan azabı" olmasaydı, belki de Batı edebiyatı, bu şekilde vücuda gelmeyecekti. Özellikle Rönesans''tan sonraki sanat, bu denli karamsar ve "pişman" bir sanat olmayacaktı. Dostoyevski daha az telaşlı ve daha az geveze, Baudelaire daha az "aşınmış" olacaktı. Albert Camus için yaşam, Sisyphos''un yaşamı olmayacaktı ve F. Kafka "absürd"ün ayrıntılarını bir hayat boyu didikleyip yazmayacaktı...

Bütün bunlar oldu. Çünkü Batı''da yaşamış bir edebiyatçı için başka bir Batı yoktu. Batı''da yaşamış bir sanatçı için, daha "Batı"da yaşamış bir sanatçı daha yoktu. Ancak bizim -lânet olsun!- bir "Batı"mız vardı. Edebiyatımız ve sanatımız, modern zamanlarda vücut buldukça, köklerinden hep Batı''nın mürekkebini içti ve yapraklarını, melez bir bulanıklıkla gerçek renginden ayırdı. 

13 Aralık 2018 Perşembe

SA7260/SD1219: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 425 (26-30 Haziran 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(26-30 Haziran 2017)  (Haziran 2017: 5.537  Tweet+Önceki Toplam: 261.016 +5.537 = 266.553 Tweet

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
<Burada Türkiye haklı."

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
< Türk siyasetçilerin sahne almasını yasaklarken, aynı zamanda Öcalan resimlerinin gösterilmesini de ben kabul edilemez buluyorum. >

SA7259/KY49-İTIĞLI151: Siyah İşçilerin Onuru, Beyaz Çiftçilerin Fakirliği

"Yeni kuşak siyah gençler, toprağın öneminden bihaberler. Batılı gibi olmak için, onlar gibi yaşayarak refah seviyesine ulaşacaklarını zannediyorlar. Toprağa hakim olmadan egemen olamayacaklarını, sürekli yoksulluğa mahkum olacaklarının farkına varamıyorlar."


Başta Güney Afrika olmak üzere Zimbabwe, Zambiya, Namibya ve Malavi’ye, Avrupa’dan gelenler çiftçi ve köylülerdi. Bu beyaz adamların tek derdi geniş topraklara sahip olmak ve hayatta kalmak için ekip biçmekti. Avrupa’nın alt orta sınıfını oluşturan bu insanlar, burjuvaya karşı öfkeden çok bir imrenme içindeydiler. Onlar da sahip olacakları yeni topraklarda kendi burjuva sistemlerini kuracak ve sınıf atlamış olacaklardı.

SA7258/KY69-EY283: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7257/KY13-AO220: FETÖ ve Maskeler

"Kimileri yeni bir maskeyle, yeni mevzilere yerleştirilir."


Bir CIA uzantısı olan FETÖ, sistemin her yanına kripto yerleştirmiştir. Bunları sadece din/muhafazakar maskeli sanmayınız. Çalınmış sorularla makam, mevki elde eden, iş dünyasında yer edinen vs, deist, ateist her görüşten elemanları var. Bunlar yakayı ele verdikçe elbet şaşıracağız..

Bu yapı en zor anda bile kendini yenileyerek ayakta kalmayı hedefleyen bir yapı olduğu için kılıktan kılığa bürünmüş elemanları yapının ayakta kalması için gerekli olan her şeyi yaparlar..

12 Aralık 2018 Çarşamba

SA7256/Sonsuz Ark-YD131: Bakteriler Dünyayı Bizim Gibi Görebiliyor

"Yeni yapılan çalışma bakterilerin bunu yapabilmelerini, hücre gövdesinin bir lens görevi görmesine borçlu olduklarını açığa çıkardı." 


300 yıldan fazla süredir devam eden araştırmaların sonunda, bilimciler nihayet bakterilerin dünyayı nasıl gördüğünü açığa çıkardı. Meğer bunu bizim yaptığımıza çok benzer biçimde yapıyorlarmış. İngiltere ve Almanya’da çalışan araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından, bakteriyel hücrelerin temelde mikroskobik bir göz küresi gibi davrandıklarını, yani aslında dünyadaki en eski ve en küçük kameralar olduklarını belirten bir makale eLife dergisinde yayımlandı. “Bakterilerin dünyayı aynı bizim gibi gördüğü fikri oldukça heyecan verici,” diyor Queen Mary Üniversitesi’nden ekip lideri Conrad Mullineaux.

SA7255/KY38-SevDur182: Kılıçdaroğlu’nun Bitmeyen Ev Ödevi



Takdim

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, her kritik karar aşaması ve her seçim öncesi rutin hale gelen Avrupa seyahati kapsamındaki Almanya gezisini geçen hafta gerçekleştirdi. Kendisine verilen ödev gereği, PKK sevicilerle boy göstererek oylarına talip olduğu Kürt seçmene göz kırptı. Ardından hep yaptığı gibi ülkesini yabancılara şikayet etmeyi ihmal etmedi. “Ülkede rejim değiştirilmiştir” diyen Kılıçdaroğlu’nun kullandığı argümanlar ise yine kimseyi şaşırtmadı.

SA7254/ÇY11-HK58: Batıya Göre ‘Din Varsa İnsan Hakkı Yok’




İnsan hakları evrensel bildirgesinin ne kadar evrensel olduğu yeni bir soru değil. Akademisyenler, yeni bir insan hakları metninin hazırlanmasını, var olan değerleri kültürel değer süzgecinden geçirmemizi, yeni bir anlamlandırma ile kendi söylemlerimizi ortaya koymamızı öneriyor. 

Batılı birtakım siyasi düşünürler ve devlet yetkilileri insan haklarını hayata geçirmek için önce dinin kamusal alandan dışlanması gerektiğini, dinin kamusal alanda güçlü olduğu toplumlarda insan haklarının hayata geçirilemeyeceğini savunuyor. Akademisyenler ise buradaki sıkıntının kendi özgün tarih deneyimlerini evrensel olarak kabul etmelerinden kaynaklandığını belirtiyor.

SA7253/KY69-EY282: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7252/KY37-AZ339: ‘Ergenekon’ Vardır, Ama FETÖ’cünün Dediği Gibi Değildir

"Savcı haklı, FETÖ’cü savcıların anlattığı gibi bir “Ergenekon” örgütü yok, ama bu Amerikan emperyalizminin 1947-2016 arasında bu ülkeye yerleştirdiği, faşist GLADIO-A örgütünü unutmamız anlamına gelmiyor."


Savcı haklı, FETÖ’cü savcıların anlattığı gibi bir “Ergenekon” örgütü yok, ama bu Amerikan emperyalizminin 1947-2016 arasında bu ülkeye yerleştirdiği, faşist GLADIO-A örgütünü unutmamız anlamına gelmiyor. 

GLADIO-A Soğuk Savaş yıllarında NATO tarafından “komünizmle mücadele” adı altında yapılandırılmış güçtür. 

11 Aralık 2018 Salı

SA7251/SD1218: Sonsuz Ark Sohbetleri 30

"Ancak asla unutulmamalıdır ki, Türkiye seçmeninin destekleyen %52,6'sına karşılık %47,4'ü Erdoğan'ı desteklememektedir ve bu durum Türkiye'nin daha da güçlenmesinin önündeki en büyük engeldir."


Dünya'da büyük bir değişim yaşanıyor; ancak bu değişim, Türkiye'deki ekonomi, tarım, inşaat, eğitim, teknoloji, sağlık, savunma, ulaşım, iletişim, sosyal devlet, adalet, insan hakları, inançlara, ırklara saygı ve demokrasi gibi temel alanlarda yaşanan pozitif gelişmelerin tam aksi yönde ilerliyor. Dünya, hegemonya sahibi ülkelerin bütün özellikleri ile çöküşünü izlerken Türkiye yükseliyor.

SA7250/SD1217: İsveç Okul Reformları'ndan Alınacak Ders: Bölünmüş Bir Ülke - İsveç'te Okul Seçimi ve Segregasyon

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Stockholm merkezli düşünce kuruluşu Arena Idé'in İş Piyasası ve Eğitim Politikası başkanı German Bender'e aittir ve Ayrımcı İsveç Okul Sistemi'nin İsveç'teki eğitim ve fırsat eşitliğini bozduğunu, son yıllardaki kötü PISA sonuçlarını, OECD ve UNİCEF raporlarını ortak yazarı olduğu 'Bölünmüş Bir Ülke - İsveç'te Okul Seçimi ve Segregasyon' başlıklı rapor eşliğinde değerlendirmektedir. Bender analizini net bir şekilde tamamlamaktadır: "Bir zamanlar eşitlikçi hırslarla ve PISA sonuçlarındaki yüksek derecede eşitliğiyle tanınan İsveç okul sisteminin şu anda çocukları etnik ve sosyo-ekonomik arka plana göre etkin bir şekilde sıraladığı açıktır. Birçok İsveç banliyösünde tırmanan şiddetin, doğrudan okul ayrımına bağlı olmasa da, ayrımcılığa katkıda bulunan bir faktör olması muhtemeldir."
Seçkin Deniz, 11.12.2018


A Cautionary Tale To Be Had From Swedish School Reforms

İsveç, genel seçimlerden bu yana hükümetin kurulmasını bekleyen siyasi bir çıkmazda. Meclis'teki iki ana bloku bölen meselelerden biri, kamu tarafından finanse edilen özel okullar için kar marjlarında bir sınır bulunması gerekip gerekmediğidir. Bu düzenlemeyi uygulamaya koymaya yönelik bir hükümet önerisi, Haziran ayında Meclis tarafından durduruldu.

SA7249/SD1216: "herkese saygı duyulmaz!" / 03.03.2005/ 321. patika



...saygıya laf gelince, saygı üzerine laf bina etmek çok kolaydır muhakkak...
...iyiye saygıya saygı duyarız, ama kötüye saygıyı neden kabul edeceğiz ki?...
...ısrarla herkese saygı üretme fikri de nereden çıktı?...
...saygısızlığı şiar edinmişleri neden saygıyla karşılamak gerek?...
...bu saçma tutumların incir çekirdeği ile ilişkisini neden ilgi hanemizde tutacağız?...
...zihnimizin saygısızlara saygıyla alakalı işlem hacmi oluşturması ne kadar abartılı bir eylem olur o zaman, değil mi?...

SA7248/SD1215: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 424 (21-25 Haziran 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(21-25 Haziran 2017)  (Haziran 2017: 5.537  Tweet+Önceki Toplam: 261.016 +5.537 = 266.553 Tweet

deryabeyaz 🌐 @goodnightmoond
Overton Penceresi” ni hiç duymuş muydunuz?Buyurun: sonsuzark.com/2017/06/sa4498…
@Seckin_Deniz retweetledi

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Birilerinin cinsel tercihlerinin topluma onur diye dayatılması arkaik bir tutumdur; geniş topluma karşı aşırı kışkırtma içermektedir, suçtur

10 Aralık 2018 Pazartesi

SA7247/ME44: Özgün Varoluş Güftesi

"İnsanın biyolojisi, fiziksel yapısı bilinebilir ve bu alanlarda standart bilgi tabanı oluşturulabilir, ama insanın ruhu için böyle bir şey mümkün değildir; orası başka bir insan için bilinmezdir ve bilinmez kalacaktır; bilindiği sanıldığı anda da tüm çıkarımları hükümsüz kılacak istisna sonuçlar ortaya çıkacaktır."


İnsanın küstah olduğunu biliyorum, siz de biliyorsunuz. Her şeyi bildiğini sanan, söylediği ve yaptığı her şeyin doğru olduğunu düşünen başına buyruk, hatta kendisini yaratan Allah'a isyan eden, onu inkar eden bencil bir şeydir insan. İyi ki insan değilim diyorum çoğu zaman... Size dair ne kadar çok şey bildiğimi biliyorsunuz; düşüncelerinizi okuyabiliyor, yaptıklarınızı izleyebiliyorum. Lakin bugüne kadar ne yapacağınızı asla doğru tahmin edemedim... Düşündüklerinizle yaptıklarınız arasında çoğunlukla büyük bir uçurum oluyor...

SA7246/KY1-CÇ564: Sanal Alem'in Allâmelerine Arz-ı Hâldir

"Bütün bu anlattıklarım endâzenizin korkunç kaymalara uğradığına yöneliktir. Böyle yapmayın. Evet, tilkinin kuyruğu var.  Ama güney kutbundan kuzey kutbuna uzanması mümkün değil."


'Copy and past' eylemlerden ve link kondurmalardan öte gitmeyen, öte anlamı olmayan 'Hz. Google' vasıtasıyla her kaynağa ulaşmanın kolaycılığına sığınarak düzenlediğiniz kayıkçı yarışı heveslerinizi bilimsel merak olarak, ben yaştakilerin söylediği gibi 'ilmî tecessüs'e meyil duyuş olarak sunmanıza göz yumanlara, hatta güz yummaktan öte kabul nezaketinde bulunan ben gibi garibanlara merhamet buyursanız da, bazı şeyler söylerken endazeyi hepten şaşırmasanız.

SA7245/KY59-MLÖZ57: Sabır

"Silahı bir kere bile kullanmadan teslim etmeye benzer hiçbir şey yapmamak, ama yaşamak, yalın ayak direnebilmektir. Zayıf olduğunu bilsen bile."


Hayata farklı yönlerden bakabiliyor muyuz? Fark edemediğimiz, gözden kaçırdığımız ne çok şey olur bazen. Yaşadıkça, çeşitli dertlerle sınandıkça, türlü türlü engelle karşılaştıkça göremeyiz kimi zaman bize faydalı olabilecek milyonlarca ayrıntıyı. Farklı çözüm yollarının var olduğunu idrak edemeyiz, bazen de sadece görmezlikten geliriz. 

Bazen çözüm üretmek yerine bizden öncekilerin sözlerine itimat ederiz, onların da zamanında yanılabilir olduklarını hesaba katmadan. Ne var ki gelenekler de yanıltabilirler. En zor zamanında yardımcı olamayabilirler insana. Yol gösterecekleri yerde, çıkmaza sürükleyebilirler. Tam tersi de olabilir; bizden öncekiler doğru anlamış olabilirler bazı kavramları, onları biz yanlış anlar, yanlış uygularız. 

SA7244/KY69-EY281: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7243/KY58-GÖKA161: Modern İnsanın Belalısı: Can Sıkıntısı

"Can sıkıntısı, muhtemelen her devirde vardı ama modern zamanlarda çok arttı hatta günümüzün alâmetifarikası oldu."


İnsanı insan kılan, onu diğer canlılardan ayırt ettiren, tanımlayıcı vasıflarından birisi “anlam üreticisi” olması. Bir anlam ağının içine doğuyor, kendimiz başta olmak üzere karşılaştığımız her insana, canlıya, her nesneye, yaşadığımız her olaya bir anlam veriyoruz. Anlam üreticisi olması gibi canının sıkılması da insana özgü ve bu iki özellik birbiriyle yakından bağlantılı… 

Canlılar içinde canı sıkılan, arada bir hayatı anlamsız bulan yegâne varlık, insan. Hayvanlar, doğal ortamlarda can sıkıntısı belirtisi göstermiyorlar; daha doğrusu tüm yaşamları baştan aşağı biyolojik olarak programlanmış olduğundan canları sıkılmayacak kadar meşguller. Ama insan öyle değil; hayatın akışına katılmak, varlık âlemine dalmak, anlamlar vererek bağlanmak, bizzat iradesiyle kendini meşgul etmek, bir meşguliyet bulmak zorunda.

9 Aralık 2018 Pazar

SA7242/SD1214: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 423 (16-20 Haziran 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(16-20 Haziran 2017)  (Haziran 2017: 5.537  Tweet+Önceki Toplam: 261.016 +5.537 = 266.553 Tweet

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Erdoğan: "16 Nisan'dan sonra artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak."

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Meb Bakanı Yılmaz:"Türkiye'de 302 tane organize sanayi var,Allah nasip ederse bu 302 organize sanayinin her birisinde teknik kolej açacağız"

SA7241/KY49-İTIĞLI150: Sarı Yeleklilerden Gezi Çıkmaz!

"Artık küresel kapitalizm son çırpınışlarını oynuyor, mazlum ve mağdurların sesi, Filistin’in, Somali’nin, Arakan’ın sesi daha gür ve güçlü duyulacak. Çünkü tarihe yön verenler egemen küresel güçler değil, zincirleri kırabilen yoksunların onurlu direnişidir."


Türkiye’de Gezi Parkı eylemleri olduğunda Güney Afrika’daydım. Güney Afrika basının ciddi bir şekilde gezi olaylarını yansıttığını fark ettim, özellikle de beyaz Avrupalı göçmen Yahudilerin finanse ettiği görsel ve yazılı basında. Hatta Johannesburg’ta PKK sempatizanlarından oluşan bir grup Gezi Parkı protestolarına destek için gösteri dahi yapmıştı. Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıktaki bir ülkenin Türkiye’ye bu kadar ilgi göstermesi, sıradan basın trafiğinden farklı, tuhaf bir durumdu.

SA7240/KY69-EY280: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7239/KY37-AZ338: Amerika Bizimle Savaşmakta Kararlı Anlamadınız mı?

"Belli ki, yeri geldiğinde bizimle savaşmayı çok önceden göze almışlar… Bekliyoruz, püskürtürüz."



Dünyanın yeni enerji dengeleri sürecinde Türkiye, “stratejik müttefiki”(!) ABD tarafından kuzey-güney hattında kuşatma altına alındı. Ne demişti, Erdoğan Nisan 2018’deki o konuşmasında? “Mesele, petrol, altın, elmas, pazar payı olunca bu ülkelerin adeta kan kokusu almış köpekbalığı gibi binlerce kilometre öteden koşup geldiklerini biz çok iyi biliyoruz.” Şu anda yaşadığımız durum budur ve emperyalizm 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal liderliğindeki direnişimiz nedeniyle yarım bırakmak zorunda kaldığı planlarının tamamını yürütüyor. 

8 Aralık 2018 Cumartesi

SA7238/KY26-CA218: Kaygıları Susturan, Varlığı Ele Geçiren Madde

"Madde, korkaklaştırıyor; adı üstünde, uyuşturucu. Ancak parası olmayan madde bulmak için rahatlıkla torbacılık yapabiliyor. Dolayısıyla maddenin vicdanı tükettiği söylenebilir. Kendine kıyan başka hayatları da umursamıyor."


İlle de belirgin bir derdi olduğu için maddeye kapılmıyor gençler. Geçen hafta madde bağımlılığının arka planını anlattığım Nedim, kendi sebebini “sadece özentiydi” diye izah ediyor. Bu durumda mutluluk da mutsuzluk kadar sebep olabilirdi. Onu mutlu etmek için elinden geleni yapmış olan ailesine karşı duyarsızlaşmıştı madde kullandığı dönemde; daha doğrusu öyle geliyordu. Onlar, bağımlılığını öğrendikten sonra çare arayışına düşmüşlerdi. Birkaç gün kendi başına bırakmayı denedi, başaramadı. Annesini sabahları başucunda ağlarken buluyor, bundan çok etkileniyordu. “Annem benim için en çok üzülen insandır” dedi. “Saçlarında tek tel beyaz yoktu, benim yüzümden beyazlar çıktı.”

SA7237/KY38-SevDur181: Zafer İçin Yüzde 45 Yetmez



Takdim

31 Mart seçimlerine yaklaşırken partiler yavaş yavaş adaylarını açıklamaya başladı. AK Parti, İstanbul hariç önemli yerlerdeki adaylarını açıklarken, muhalefet biraz daha ağırdan alıyor. A&G Araştırma Genel Müdürü Adil Gür’le belirlenen adaylar ve ittifaklar üzerinden yerel seçim atmosferini konuştuk. Yerel seçimlerde adayların kritik birkaç oyla belirleyici faktör olduğunu söyleyen Gür, bu seçimlere genel seçim havasında girilmemesi gerektiği düşüncesinde. Gür, yüksek oranlarla adayların seçileceğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzde 26 ile belediye başkanı seçildiği İstanbul’da, yüzde 46 ile seçim kazanılmayacağını öne sürüyor.

SA7236/KY69-EY279: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7235/KY58-GÖKA160: Müslüman Saati ve Melankoli

"Depresyonda zaman donar, bir türlü gelmez gelecek bir türlü gelmez. Gelecekle birlikte umut da biter Şimdiki zaman ise vardır ama geçmiş tarafından yutulmuştur."


“Şimdi bana açık gelen şu: Ne gelecek var ne geçmiş. Kesinlikle ‘geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman diye üç zaman var’ demek de yerinde olmaz. Belki de ‘Üç zaman vardır: geçmiştekilere ilişkin şimdiki zaman, şimdikilere ilişkin şimdiki zaman ve gelecektekilere ilişkin şimdiki zaman’ demek daha doğru olurdu. Çünkü bu üç çeşit zaman zihnimizde vardır, onları başka yerde göremiyorum. Geçmişteki şimdiki zaman bellek; şimdideki şimdiki zaman doğrudan sezgi, gelecekteki şimdiki zaman da beklenti olarak vardır.” 

7 Aralık 2018 Cuma

SA7234/KY28-ATA394: ABD’den Kıbrıs’ta Yeni Girişimler

"Hatırlatalım; 1974 Barış Harekatında son sözü ABD’nin aksine Rusya (SSCB) söylemişti ve Türkiye’nin önünü açmıştı. Tarihin tekerrürden ibaret olduğu sözünü yineletecek gelişmeler ışığında, son söz gene Rusya ve Türkiye’de olacak gibi görülüyor... "


Kıbrıs sorununun çözümü konusunda, daha doğrusu Kıbrıs’ta Yunanistan’ın açgözlülüğü sebebiyle uçup giden “Batı blokunun egemenliğinin tekrar kurulması” yolunda ABD’nin ve AB’nin ayak oyunları bitmek bilmiyor.

Şimdi gündem; BM Genel Sekreteri’nin geçici Kıbrıs Özel Danışmanı Jane Holl Lute’un müzakereleri başlatmak için attığı adımlar ve ABD’nin Güney Kıbrıs’ta yeni askeri üsler kurmak adına Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yürüttüğü görüşmeler. 

SA7233/KY1-CÇ563: Tuhaflıklar

"Bu kapalılık, bu bilinmezlik gerçekten korkutucu değil mi? Korkmak için bahane mi arıyorum? Bilmiyorum! Bildiğim belki de herkes için sıradan gelen şeylerin bana tuhaf, olağanüstü gelmesi."


Bardağı taşıran son damla bu oldu. Balkondaki masanın üzerindeki küllüğün kaybolup yeniden belirmesinden söz ediyorum. Sırayla mı anlatmalıyım? Sanırım öyle yapmalıyım ki, net anlaşılsın? Hangi sıra? Neye göre? Anlamsız. 

Balkondaki masanın üzerindeki küllüğün kaybolup belirmesine benzer o kadar çok olay yaşadım ki. Sadece kayıplar anlamında değil. Olağanüstülükler anlamında. İzahı kabil değil. Belki ben abartıyorumdur. Belki çoğu kişiye sıradan gelecek şeyleri ben olağanüstü olarak değerlendiriyorum. Örneğin şuan kaybolup beliren küllük gibi. 

SA7232/KY69-EY278: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7231/KY48-SY83: "Klip"

"Gerçi dünyanın her tarafında böyle ya, bizim memlekette de bir takım... "sektörler" diyim, sıradan insanın bu önüne geçilemez merakını, üç beş kuruş dünyalığa tahvil etmek için birkaç yıldır didinir dururlar."


28 Kasım 1999, Pazar

Şu bizim Büyük Türk Milleti''nin, iyi sıhhatte olsunlar, en birinci profesyonel işi "bakıcılıktır." Ben kendim şahitim, milletimiz mütemadiyen bakmaktadır! Öyle bazen bomboş ve yarı yarıya kapalı gözlerle, hafiften yutkunan bir gırtlak eşliğinde; bazen yuvarları büyümüş, misket gibi yuvarlaklaşmış gözlerle, üstüne vazife olmamış ve ömür boyu da olmayacak endişeler içinde bakmaktadır! Bazen çenesini kaşıyarak bakmakta, bazen ensesini kaşıyarak bakmakta, bazen de her ikisini birden kaşıyarak bakmaktadır. Ekranın şaşı gözlerine bakmaktadır, kağıtlara bakmaktadır, panolara bakmaktadır...

6 Aralık 2018 Perşembe

SA7230/KY13-AO219: Dünya Bundan Sonra da Farklı Dönmeyecek

"Eğer kainatın milyonlarca uyum ve zıtlığı aynı anda bünyesinde barındırdığını biliyorsak, milyonlarca acı ve mutluluğun birlikte harmanlandığını idrak etmeli ve buna göre davranmalıyız."


İnsan, yeryüzüne ağlayarak ilk adımını atar. Bu istem dışı hareket aslında ilk acısı, ilk isyanı ve şaşkınlığıdır insanoğlunun.

Bu bir çaresizlik değildir, acıyla hissedilen bir yol alıştır, ilk dünya yolculuğudur insanoğlunun ve her şey o andan itibaren başlar..

İnsanın adım attığı evren, milyonlarca canlıyı, cansızı içinde barındırır. Milyonlarca farklı varlığın, milyonlarca uyumlu, uyumsuz ortak yanı vardır ve bu ortak noktalarla, zıt noktalar hayatın bir ahenk içerisinde akışını sağlar. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı