24 Aralık 2018 Pazartesi

SA7309/KY1-CÇ568: Sıradanlığın Sıradanlığı Üzerine Sıradan Olmayan Bir Yazı

"Kuşkusuz bu hâl yığınlar için geçerli. Yoksa olanı olması gereken kılmak için ölçütler olan hem kendini hem kendisi olmayanı rahatlıkla değiştirip dönüştürebilmekte ve yığınların ‘sıradan-olağanüstü’ sınıflamasına bir yenisini, yenilerini kolaylıkla ekleyebiliyor."


İnsan –etten kemikten olan varlık olarak insan- oldum olası olağanüstülükler peşinde koşmuş, koşmakta. Sıradanlığa burun kıvırmakta pek acul. Hepsi iyi hoş da bu sıradan ve olağanüstü sınıflaması nesnesiyle örtüşen bir şey midir? Sanmıyorum. Sıradanlık da olağanüstülük de insana ait bir vehim, bir onulmaz yanılgı, içinden çıkamadığımız bir yanılsama, anlağımızın ya da sezgimizin gözlerini alan bir birsam.
Kimimize sıradan gelen bir şey –diyelim kış mevsiminde yaşananlar ya da başka bir mevsimde ya da gündelik yaşamımızda- kimimize olağanüstü gelmesine engel değil. Kar görmemiş biri için karın yağması kuşkusuz olağanüstü gelecektir. Kar memleketinde doğmuş, büyümüş ve yaşlanmakta olan biri içinse karın yağışı kuşkusuz sıradandır. Her mevsim yaşanandır. 

Hayır, buradan sıradan veya olağanüstünün göreceli olduğunu savlamıyorum. Düpedüz böyle bir sınıflandırmanın insana ait bir vehim olduğunu, bir yanılgı, bir yanılsama olduğunu, bir birsama kapılma olduğunu savlıyorum. Olan hiçbir şey sıradan değildir. Olan hiçbir şey olağanüstü değildir. Olan olması gerekendir –başlangıcını doğuran koşullar bağlamında- ve olmuştur. Olanda bir fevkaladelik bulmak insanca bir yanılgı. Yaşananda bir sıradanlık görmek insanca bir yanılsama. 

İnsan olanı olduğu gibi almaktan kaçındığı için böyle bu. Olanı olduğu gibi almaktan kaçınmasının altında yatan da kanımca sorumluluktan kaçmanın bir yolu olarak görülmesi. Özellikle de olağanüstü olarak değerlendirdikleri karşısında ‘iyi ama elimden ne gelir ki? Bakın ne olağanüstü bir durum!’ diyerek olanı olması gereken –olanda bilkuvve olarak var olan sonucu değiştirmenin koşullarını aramak, bulmak ve bilfiil hale getirmek yerine- kılmanın arayışından kurtulma hevesi. Beklentisi. 

Sorumluluklarından kaçınmak için bu vehimlere, bu sanrılara, bu yanılsamalara sarılıyor insan böylece hem kendi yaşamının hem başkalarının yaşamının zehirlenmesinde bir payı olmadığını -başkalarına değil bizzat kendine- söyleme rahatlığına kavuşuyor böylelikle. Böylelikle huzur içinde soluk almanın –ki sahte bir huzurdur, geçici olan bir rahatlamadır- olanaklarını sağlamış oluyor. 

Sıradan dediği durum da böyle. Herkes yapıyor, her zaman oluyor, her zaman olmuş olandır, diyerek olması gerekene ait ölçütler kurmak yerine alışkanlıkların tuzağında rahatlamayı seçiyor. Bir tür kendini yadsıma olduğunun ayrımında olmuyor böylelikle. Kendini yadsıma bilgisinden yoksunluğunun acısını duymuyor. 

Kuşkusuz bu hâl yığınlar için geçerli. Yoksa olanı olması gereken kılmak için ölçütler olan hem kendini hem kendisi olmayanı rahatlıkla değiştirip dönüştürebilmekte ve yığınların ‘sıradan-olağanüstü’ sınıflamasına bir yenisini, yenilerini kolaylıkla ekleyebiliyor.



Cemal Çalık, 24.12.2018,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı