31 Ekim 2014 Cuma

SA964/TG67: Türkiye: Rakip Stratejik Kültürler; Şimdi'den Geleceğe

“Kafa tutan ve zor bir Türkiye yeni bir şey değildir ve bu tutum ne cumhuriyetçi ne de yeni-Osmanlıcı stratejik kültürlere özgü bir durum da değildir.”

Sonsuz Ark'ın Notu: 
Aşağıdaki analiz, alıntıladığı adreslerin Erdoğan karşıtı stratejik bakış açılarına ve Foreing Policy Research İnstitute (FPRI) gibi neocon perspektiflerin hâkim olduğu enstitülere rağmen, mümkün olan en nesnel bir yaklaşımla hazırlandığı için Sonsuz Ark tarafından çevrilmiş ve yayınlanmıştır. Analiz, her şeye rağmen Türkiye'nin tarihsel kimliğine ait yeniden yorumlama hakkını, şimdi ve gelecek için kullandığını itiraf edememiştir. Bir tür kolonyalist bakış açısına sahip değil gibi görünse de analiz, tipik oryantalist veriler içermektedir. Seçkin Deniz, 31.10.2014

Turkey’s Competing Strategic Cultures: Now and Into the Future

Stratejik kültür bilimcileri, aynı ülke veya toplum içerisinde çoklu stratejik kültürlerin var olabileceğine işaret ediyor. Gerçekten bu, kültür kavramı için de açık bir şekilde geçerli bir değerlendirmedir.  Alastair Iain Johnston tarafından [1] ifade edildiği gibi: “Özel bir toplumun coğrafi, politik, kültürel ve stratejik deneyimine ait çeşitlilik, çoklu stratejik kültürler üretecektir…” Bu tanım, tam da Türkiye’deki iki elit sınıfın birbiri ile rekabet eden stratejik kültürler oluşturduğu duruma uymaktadır-bunlar cumhuriyetçi ve yeni-Osmanlıcı sınıflardır.

SA963/ÇY4-DB22: Boyd Bushman’ın ‘Uzaylılar Gerçek’ İddiası

“ABD tehdit algılarını değiştirmek için “Radikal İslamcılar”dan sonra uzaylıları mı kullanmaya karar verdi?”


8 Ekim 2014’te, aslında Boyd Bushman 7 Ağustos 2014’te ölmeden kısa bir süre önce kaydedildiği söylenen bir video yayınlandı. Bushman videoda ABD'li yetkililer tarafından sürekli inkar edilen “Area 51” adlı araştırma merkeziyle ilgili deneyimlerini paylaşıyor.

Boyd Bushman kimdir?

1936 doğumlu olan Bushman, emekli bir üst düzey araştırma mühendisi. Lockheed Martin Araştırma Merkezinde, Texas Instruments Elektrik Şirketinde ve Hughes Havacılık’ta çalışmış bir bilimadamı. Kariyerinde 40 yılı devirmiş ve 28 patente sahip. Patentlerinin bazıları buradan  kontrol edilebilir.

Bushman, ölmeden önce kaydedilen videosunun başında kendi çalışmalarından bahsediyor. Daha sonra Oppenheimer’ın sağ kolu olan Dr Scheller vasıtasıyla tanıştığı birinden bahsediyor.

30 Ekim 2014 Perşembe

SA962/AŞ52: Tiksinti

“Tiksinti verici bir kinle iç içesiniz ve bu yüzden, sizin gibi riyakâr olmayanları suçluyorsunuz utanmazca!”


Seçkin Deniz’in “Tiksiniyorum!” dediği günden çok daha önce başlamıştı tiksintim, eminim o da son sınıra geldiğinde söylemişti bunu… o çok sabırlıdır çünkü. İnsan’dan tiksinmek… insanın yaptıklarından tiksinmek artık dayanılacak gibi değil, geçecek gibi de değil. ‘Şaşkınların Tarihi’ etiketiyle yazıyorum Sonsuz Ark’a. Galiba değiştirmem gerek, “Tiksinti Tarihi” diyerek yazılarımı taşımalıyım hayata. Yazmalı ve tiksintimin farkına varılmasını sağlamalıyım, ki azaltabilelim beraberce… Aksi halde yaşanabilecek hiçbir alanımız kalmayacak.

Bu ülkede, bu güzel topraklarda olan her şey herkesin gözü önünde. İktidar- muhafelet paydaşlığında olmadım hiç, olmam da. Bu millet 2002’de câri kanunlarla bir tercih yaptı ve tam 12 yıl kesintisiz Ak Parti İktidarına oy verdi; üstelik her seçimde verdiği oyu arttırarak, Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığına taşıdı.

SA961/KY6-SK28: Nerede Yanlış Yapıyoruz?

“Bu ülke, eşsiz konumu ile önemini koruyor. Ekonomisi ayakta. Tüm kesimlerin güçlerini birleştirmesi için, herkesin sesine kulak vermek için hala fırsat var. “


Sadece doğru soruları sorup cevaplar arayacağımız yolculuğumuz başlıyor. Benim işim fotoğraf çekmek...

***

Dünyanın bir numaralı gündemi Kobani ve ağır silahlı 150 Irak'lı Peşmerge’nin 60 araçla Türkiye-Suriye sınırından geçmesi. Daha önce Türkiye'nin, Suriye'den gelen yaralı IŞİD militanlarına tedavi için geçiş izni verdiği ancak Kobani'ye yardıma gitmek isteyen Kürtleri göndermediği eleştirileri geliyordu. Şu anda Kobani'de savaşan Kürtler ambulanslarla Türkiye'ye geliyor...

29 Ekim 2014 Çarşamba

SA960/KY15-BT6: Bir Ayrılığın Üç Şahidi

Kadın gitti, adam kaldı, çocuk büyüdü...


Kadın, önce kitapları topladı,
Adam, kapısı kapalı ağlıyordu
Çocuk, merdivenlerde zaman dursa istiyordu
"Bir ayrılığın üç dalıydılar..."
***
Birikmiş ne varsa atma zamanıydı şimdi
***
Çocuk, merdivenlerin basamaklarını saydı,
Saçlarını çözdü bir daha ördü..

28 Ekim 2014 Salı

SA959/SD183: Dua, Matematiksel Bir Zorunluluktur

Teorem:

"Dua, insanı güçlü kılan tek şey değildir; en büyük şeydir." 

İspat: 

A- Giriş:  

Önce tümevarım yöntemini izah etmem gerekir. Tümevarım yöntemi, ardıl basamaklar sonucunda herhangi bir genel geçer kuralın, genel geçer kural olduğunu kanıtlamaktır.

Somut olarak; eğer 1'den 10'a kadar ki sayıların toplamı için ((10) (10+1))/2 =55 sonucunu veren bir kurguyu genellemek gerekiyorsa,  n(n+1)/2 genel kuralının ispatlanması gerekir.  Bunun için de üç adım var:

SA958/ ÇY4-DB21: Amerikalılar Marihuana’yı Seviyor mu?

Marihuana Amerika’da Yasallaşıyor


Amerika Birleşik Devletleri’nde Ronald Reagan tarafından 1970'lerde uyuşturucu kullanımının artmasından dolayı başlatılan savaş başarısızlığa mı uğradı? Reagan yönetimi tarafından cezalar uygulansa da, uyuşturucu kullanımı devam etti. Her ne kadar CIA ‘nın uyuşturucu kartelleriyle arasının çok iyi olduğunun bilinse de, George Bush tarafından da 1989’da uyuşturucuya karşı bir hareket oldu. Bütün bunlar Amerika Birleşik Devletlerinde esrar kullanımının azalmasına yardımcı olmamış gibi görünüyor.

Pew Araştırma Merkezi’nin son verilerine göre, Birleşik Devletlerde marihuana kullanımının yasallaşmasını büyük bir çoğunluk destekliyor. Analist Seth Motel(*)’ın ilgili yazısında Amerika’daki marihuana gerçekliği 6 maddede toplanmış.

SA957/TG66: İsrail'in Rüyâsı: Büyük İsrail için Çizilen Kanlı Yol Haritası

“The Israeli Dream”: The Criminal Roadmap Towards “Greater Israel”?


“Yinon Planı, İsrail’in bölgesel hâkimiyet sağlamasına imkân sağlayacak bir İsrail strateji planıdır. İsrail’in jeopolitik koşullarını, çevre Arap devletlerinin daha küçük ve zayıf devletler halinde parçalara ayrılması yoluyla yeniden şekillendirmesi gerektiği fikri üzerinde ısrar eder ve bunu şart koşar”

Siyonizmin fikir babası Theodore Herzl’e göre “Büyük İsrail” kavramı “Mısır Nehri’nden (Nil) Fırat Nehri’ne kadar” yayılan bir Yahudi Devleti’ni kapsamaktadır.

Filistin Yahudi Temsilciliği’nden Haham Fischmann, 9 Temmuz 1947 tarihinde BM Özel Komitesi’ne şu ifadelerde bulunmuştur:

“Vaadedilmiş Topraklar, Mısır Nehri’nden Fırat Nehrine kadar yayılır, Suriye ve Lübnan’ın bazı bölümlerini içerir” [Michel Chossudovsky. (1)]

Böylece bu topraklar “Nil Nehri’nden Fırat Nehri’ne kadar” olan bölgeyi kapsamaktadır. Bu tez detaylı olarak 1904 senesinde Herzl tarafından ortaya koyulmuştur.

27 Ekim 2014 Pazartesi

SA956/ÇY3-BŞ18: Küresel Petrol Savaşı’nın Görünür Sırları ve Yüzyıllık Politika

“Dolar itibarını petrolün dolar üzerinden fiyatlandırılmasına borçludur.”

Petrol fiyatlarındaki her yüzde 10'luk düşüşün, Avrupa'daki ekonomik büyümeyi yüzde 0,1 canlandırdığı çok net biliniyor.

Petrolün varil fiyatı son 28 ayın en düşük seviyesinde. ABD Gösterge petrolü ile Brent arasındaki fark 5,22 $'a geriledi. ABD hisseleri düşük petrol fiyatı ve biraz da buna bağlı olarak gelişen ekonomik endişelerin artmasıyla Ocak 2013'ten bu yana en dik yükselişin ardından geriliyor. 

Bağrında petrol ve enerji kaynakları barındıran coğrafyalardaki kaosun şiddetlenerek artışı, küresel ekonomide devam eden yatay faiz politikasına, zayıflayan emtia fiyatlarına, dengeli devam eden kredi kullanımına rağmen petrol fiyatlarındaki bu istikrarlı iniş ve dalgalanış doğal olarak objektif zihinlerde komplo teorileriyle dolu bir sürü senaryo oluşmasına zemin hazırlıyor.

SA955/SD182: "edinilmiş sorular ve sömürü uç elçileri" /31.08.2006/ 538. patika


...sorularınızın zihninizde nasıl oluştuğunu çok az bilebilirsiniz...
...hafıza depolarınızdaki bilgilerden hangilerinin, sizi sorularınızın oluşum silsilesinde desteklediğini de fark etmeyebilirsiniz...
...ama siz, sorularınız oluşmuşsa, sezgilerinizin bilgilerinizi yeterli bulduğunu anlayabilirsiniz...
...buna dayanarak, eğer sorularınız size özelse, edinilmiş değilse, bilgi sisteminizin hazırbulunuşluluk düzeyinin yeterli olduğunu söyleyebiliriz...
...edinilmiş soruların sizin zihinsel işletim sisteminize herhangi bir nedenle girmiş olması, sezgilerinizin o soruları üretebilmeniz için sizi yeterli bulduğu anlamına kesinlikle gelmemektedir...
...ve doğal olarak da, bu tür edinilmiş soruların üreticisi olmadığınız gerçeği ortadadır...
...sizin üretmediğiniz soruların zihninizde yer edinmesinin nedenleri ise çok fazla olmayabilir...

26 Ekim 2014 Pazar

SA954/ÇY5-DÇ9: Yaz Saati Uygulamalarının Dünya ve Ülkemizdeki Tarihî-Ekonomik Analizi

Greenwich Gölgesinde Batının Ekonomik Buhranları ve Yaz Saati Uygulamalarının  
Dünya ve Ülkemizdeki Tarihi-Ekonomik Analizi

Benjamin Franklin'in 1784 yılında YSU hakkında yazdığı mektup.

Benjamin Franklin, Amerika Birleşik Devletleri'nden Fransa'ya elçi olarak yollandığı sırada elektrikten değil, Paris halkının mum israfını önlemesi ve gün ışığından daha çok yararlanması için imzasız bir mektup yayımlar. Bu 1784 yergisi, panjurları vergilemek, mumları karneye bağlamak ve insanları gün doğumu sırasında kilise çanları ve top ateşiyle beraber uyandırmak gibi öneriler içerir. Benjamin Franklin aynı zamanda "Erken yatıp erken kalkmak, kişiyi sağlıklı, zengin ve akıllı yapar" özdeyişinin de sahibidir.

SA953/ KY6-SK27: HSYK ve Eski Günler...

“Bu ülke herkesin. Kimse sadece benim diyemez.”


'1. Daire Başkanlığında 'milliyetçiler' ile hükümet anlaşamadı' veya 'HSYK'da ilk çatlak'... Bu haberler size ne ifade ediyor? Kim bu milliyetçiler? Hangi koalisyonun adamları yargıda yerleştirildi? Kim hangi emelle buralarda hâkim olmak istiyor?

Hukuk devleti olamadığımızın, kararların, atamaların taraflı olacağının ilanı değil mi bu? Takdir ve yorum yetkisi geniş olan hâkimlerin ve yüksek yargı mensuplarının hangi ideolojiden olduğu neden önemli? Neden bu mücadele?

Demek önlerine gelen konularda ülkeyi kendi istedikleri gibi yönetecekler. Yasalar hikâye mi yani? Hukuk adamı olmak ütopya mı? Yoksa bu kesimler karşı ideolojidekilerin böyle yapacağına inançtan yaşadıkları güvensizlikle mi gücü elinde tutmak istiyor? Buna yormak fazlaca iyi niyetli olmak sanırım.

25 Ekim 2014 Cumartesi

SA952/ ÇY4-DB20: Amy Goodman’ın Noam Chomsky Röportajı: “Chomsky BM Konuşmasında İsrail’i Destekleyen ABD’yi Bombaladı”

Chomsky: "Şablon, Ocak 1976'da kuruldu, günümüze kadar devam ediyor!”



BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Gazze Şeridi'ne İsrail'in son saldırısı sırasında Birleşmiş Milletler tesislerine saldırılarla ilgili soruşturma başlatmak için planlarını açıklarken, biz son zamanlarda ‘Filistin Halkının Devredilemez Haklarının Kullanılması’na İlişkin Birleşmiş Milletler Komitesi tarafından desteklenen bir etkinlikte BM Genel Kurul salonunda konuşan dünyaca ünlü siyasi muhalif Noam Chomsky’in , konuşmasını yayınlıyoruz. Massachusetts Teknoloji  Enstitüsü Emekli Profesör Chomsky " Şablon, Ocak 1976'da kuruldu, günümüze kadar devam ediyor!" dedi. “İsrail bu koşulları yerine getirmeyi reddediyor ve yıllardır bunun uygulanmaması için  ABD'nin aralıksız ve kararlı desteği ile- askeri, ekonomik, diplomatik ve ideolojik- kapsamlı kaynaklar tahsis ediyor.”

SA951/KY1-CÇ81: İsyan (Oyun)/ İkinci Perde - Sahne: 2-3-4


SAHNE İKİ

(Ressam ve Uşak ağır adımlarla sahnenin ortasına fısıldanarak yürürler.)

Birinci İzleyici- (Sert) Fısıldamıyoruz. (Pencere kenarındakilere doğru) Sizler de. Ya asabımı bozmayın. Fısıldamayı hiç sevmem.

Ressam- Şey..

Birinci İzleyici- Ney?

Ressam- Ben Uşak beyefendiye ne söyleyeceğimizi bilemediğimi..

Uşak- Evet.. beyefendi o konuda şey etti.. hem biraz da çarpıntısı mı varmış..

Ressam- (Elini göğsüne götürür) Sanırım heyecandan..

Birinci İzleyici- Nasıl oyuncusunuz birader anlamadım ki.. heyecanlanacak ne var?

SA950/Sonsuz Ark-YD-9: Moskova ve Tahran Arasında Yeni İstihbarat İşbirliği

"İran Rusya'nın bölgedeki kilit ortaklarından biri olmuştur ve ... gelecekte de öyle kalacaktır."
Nikolay Patruşev, Rusya Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı 

Sonsuz Ark'ın Notu: 
Aşağıdaki analiz korku dolu bir istihbaratçının sesinden çıkmış gibi görünüyor; muhtemelen Dünya'da ve Türkiye'nin çevresindeki coğrafyada yeni dönemde istihbarat faaliyetleri birçok politik stratejinin temellerinin inşaasında daha fazla kullanılacak... Bu daha çok savaş, daha çok entrika anlamına geliyor. Seçkin Deniz, 24.10.2014
***
Birçok Batılı devlet ve Rusya ve İran arasındaki zor, gerçekten ürkütücü ilişki göz önüne alındığında, Moskova ve Tahran arasındaki herhangi bir işbirliği Batı başkentleri için dikkate değer önemli bir faktördür. İran devrim rejimi ve Kremlin arasındaki ilişkiler genellikle kötü, bazen aktif düşmanlık şeklinde olurken son yıllarda Ruslar ve İranlılar arasında Suriye ve Irak'taki kanlı savaşlarda kendilerini  aynı tarafta buldukları için saptanabilir bir ısınma oluşmuştur.

24 Ekim 2014 Cuma

SA949/G65: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2001-2004/7. Bölüm

  “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

 Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

Silahla ateş etmekten mi bahsetmemi istiyorsunuz? Bir atış duyarsınız, muhtemelen bir Filistinli, bir terörist, bir askeri noktaya ateş eder, belki de Filistinli değildir, bilmiyorum. Sadece bir ateş sesi gelir, diğer taraftan, Filistin tarafından. Ve kademeli olarak, ilk başlarda bizim bu atışlara karşılık vermemize izin verilmiyordu. Olay rutin hale gelince iş şuna dönüştü… Karşı taraftan bir atış gelir, ardından cevap olarak yaylım ateşi.

SA948/KY5-PT30: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ 2- III. ve IV. Asır Mutasavvıfları

 بسم الله الرحمن الرحيم

Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

2. III. VE IV. ASIR MUTASAVVIFLARI [1]

İlk zâhidlerden sonra, 3. ve 4. asrın mutasavvıfları; vecd, ilâhîlikte yok olma, O'nda devam etme, birlik ve erime v.s. gibi yeni terimler ilâve ederek  Rabia’nın yüce aşka dair sözlerini geliştirdiler,Nimet ve azab konusunda, bu iki asrın mutasavvıfları onlar için az veya çok mücerret bir görünüş bulmaya başladılar. Bu devirde, Mutasavvıflar dinî ilimleri zahir ve batın diye böldüler. ‘Zahir ilim’le Hukukçularla, dış görünüşü müşahede eden kelâmcıların ilmini; Batın ilim’le kaynak olarak Keşfi, kalb gözü ile görme ve ince sezgiyi alan kendi öz ilimlerini anlıyorlardı.

Fakat bu devirde, Mutasavvıflar pek fazla idi. Onların görüşleri bütün şehir merkezlerinde ve bilhassa Bağdat'ta gelişti, hal tercümesi ya­zarlarının muhafaza ettiği bu Sofiler topluluğu tarafından söylenen bütün sözleri nakletmek, çok uzun ve faydasız olacaktır. Onların fikirlerinin belli başlı vasıflarını tahlil etmek bize kâfi gelir.

23 Ekim 2014 Perşembe

SA947/TG64: Asghar Bukhari- Sonun Başlangıcı: Batı Neden IŞİD’i Asla Yenemez?

“Batılı elitler 100 yıldan beri Müslüman dünyanın yükselişini ve yeniden kendilerine muhtemel rakip bir güç haline gelmesini engellemeye çalıştı.” 
Asghar Bukhari, İngiltere Müslüman Kamu İşleri Komitesi (MPACUK) Kurucu Üyesi

Sonsuz Ark'ın Notu: 

Aşağıdaki analiz septik-bilimsel bir düşüncenin eseri değildir ve analizin sahibi Asghar Bukhari, İngiltere'de mukim bir müslümandır. Analizinde 'Biz' diyerek içselleştirdiği 'Batılılar'la birlikte, IŞİD gerçeğini 'tepkisellik' yüklü bir analizle müslümanlara ait kılmaya çalışmaktadır. 

Yazar analizin içeriğini, IŞİD'in, Pentagon liderliğindeki Batılı ve Ortadoğulu Koalisyonun ürünü olduğunu görmezden gelerek, IŞİD'le ilgili Batı Stratejilerinin neden uzun süreceğini temellendirme gayreti yüzünden, tarihsel perspektifini zaafa uğratmıştır. Analiz aynı zamanda Türkiye'nin bir müslüman ülke olarak güç merkezi hâline gelişini ve Türkiye'nin 11 yıldır kesintisiz bir şekilde müslüman kanı döken Batı'ya karşı itirazlarını gözardı ederek İslam dünyasının büyük tepkisini IŞİD'le sınırlı tutmaya çalışmaktadır. IŞİD bir Terör Yalazı'dır ve Türkiye güçlendikçe özelliğini yitirecektir.

Seçkin Deniz, 23.10.2014, Sonsuz Ark
***
Savaşa girmemiz noktasında sebep olarak halka gösterilenlerin başında, bu vahşi grubun son derece barbar, tam anlamıyla şeytanî olması ve onları durdurmanın biz Batlılar için ahlaki bir görev olduğu mazereti bulunuyor. Gerçekten öyle mi?

SA946/FT33: Bir Dönüşüm Serüveni; Eşrefpaşalılar

Aşağıdaki film analizini Fetullah Gülen'in liderliğini yaptığı, ABD-AB-NATO destekli başarısız 15 Temmuz 2016 FETÖ askerî darbe girişimini dikkate alarak yeniden okuyunuz. Bu analiz bir toplumun hakkı olan dini özgürlüklerin ABD-AB-NATO projeleriyle nasıl manipüle edildiğini, insanların İslam Dini kullanılarak nasıl aldatıldığını ve dönüştürülmeye çalışıldığını kanıtlayan temel örneklerden biridir. FETÖ  ve Ergenekon türü yapılar birbirleri ile çatışır görünürken amacın insanların yönetilebilir olmasını sağlamaya devam etmek demek olduğunu anlayacaksınız.
Faruk Tamer, 16 Temmuz 2016

"Ağır bir eleştiri yağmuru altındaki Fethullah Gülen, hak ettiği ve hak etmediği zihinsel tortuları nasıl kanalize edecek? Kendisini anlatan bu film, hakikaten gerçekten mi bahsediyor yoksa insanlar bir simülasyon mu izliyorlar?"

 -Kulak Kesiyorlardı, Kulak Kesildiler-

Hırsızlık, uyuşturucu ticareti/ tâcirliği, kumar, zina, içki ve insan katli… İnsanlığın öne çıkarıp kutsadığı tüm değerlerde ve dinlerde kötülüğün taşıyıcıları olarak tanımlandılar. Ve tarih kötülük tanımlarını netleştirip onların karşısında konumlanan tebliğleri ve tebliğcileri tanıdı. Kötülük kendi tanım alanında yaşamayı ilke edindi, kötülüğün karşısında duranlar da bu yaşam alanını daraltmayı… Eşrefpaşalılar filmi bir dönüşüm filmi. Film, bir tek adamdan yayılan duruşun, doğrudan üretilen ilkelerle çoğalmasının öyküsünü anlatıyor ve bir de aşk denilen şeyin…

Öykünün tarafları (Fethullah Gülen ve cemaati) ile öykü kahramanının karşıtları (Ergenekon Örgütü) arasındaki gerilimin hızla tırmandırıldığı 2010 yazı ve son baharı, tarihin en büyük sorgularından birine sahne olurken, önümüze konan sade bir gerçek var: Sevgi ve buna karşı Nefret.

22 Ekim 2014 Çarşamba

SA945/KY9-NK33: Yine mi Ameliyat?

“Bu sefer ameliyata diğerinden farklı olarak güle oynaya gidiyorum. Ne de olsa artık alışmıştım ameliyat olmaya.”


Ameliyattan bir gece önce yine tanıdıklarımı arayıp helallik aldım, herkes hakkını helal ediyordu; ama ya üzerimde hakkı olup da uzun süredir görüşmediğim ve izlerini de kaybettiğim insanlar, onlar ne olacaktı? Fevziye’nin daha önceden söylediği bir söz geldi aklıma o anda, sonradan bunu hiç kimseye haber vermeden sessiz sedasız ameliyat olmak istediğinde de söylemişti: “Ameliyat olacağımı kimsenin bilmesine gerek yok, ölürsem tahmin ediyorum herkes hakkını helal eder…”

Allah c.c sana hayırlı uzun ömürler versin canım kardeşim… Ben de en son öyle düşünerek rahatlamaya çalıştım; ölürsem galiba herkes hakkını helal eder. Bunun böyle olup olmadığını yalnızca ahirette öğreneceğiz elbette, Allah c.c o dehşetli hesap gününde hepimizin yardımcısı olsun. Âmin.

21 Ekim 2014 Salı

SA944/ Sonsuz Ark-YD-8: Otoriteye Boyun Eğme Deneyi/ Milgram Deneyi

             İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yapılan Milgram Deneyi'nin sinemaya uyarlanmış hali.


Milgram deneyi, insanların erk (otorite) sahibi bir kişi veya kurumun isteklerine, kendi vicdani değerleriyle çelişmesine rağmen itaat etmeye ne ölçüde istekli olduklarını ölçme amacını güden bir deneyler dizisinin genel adıdır. Deneyi gerçekleştiren Yale Üniversitesi psikologlarından Stanley Milgram, bu araştırmasını ilk olarak 1963'te Anormal ve Sosyal Psikoloji Dergisi (İng.: Journal of Abnormal and Social Psychology dergisindeki makalesiyle tanıtmış ve bulgularını 1974'te yayımladığı Otoriteye İtaat: Deneysel bir Bakış (İng.: Obedience to Authority; An Experimental View) isimli kitabında daha derinlemesine incelemiştir.

Deneyler nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann'ın Kudüs'te yargılanmaya başlamasından üç ay sonra, Temmuz 1961'de başladı. Milgram, deneyleri şu soruya cevap aramak üzere geliştirmişti: "Eichmann ve Yahudi Soykırımında yer alan yüzbinlerce yardakçısı sadece onlara verilen görevi yerine getiriyor olabilir miydi? Onların hepsi yardakçılık suçuyla suçlanabilir miydi?"

20 Ekim 2014 Pazartesi

SA943/SD181: "başkalarının soruları ve sen" /31.08.2006/ 539. patika

...sorular seninse, cevaplar da senindir...
...soruların senin olup olmadığını, onların bilgilerin ve ihtiyaçlarınla kurdukları ilişkinin yapısından anlayabilirsin...
...sorular ve cevaplardaki özcüllük sendeki içtenlikle örtüşür..
...sen sorularına ve cevaplarına aykırı davranmazsın...
...cevaplarının gerektirdiği eylemler seni germez; zorunluluk hissiyle kasılmazsın...
...kuşkusuz bütün dış kaynaklı sorular, iyi veya kötü ayrımına tâbi değildir...
...sorulardaki kaynak sorunu, cevaplardaki samimiyetle doğrudan ilgilidir...
...başkalarının soruları, senin sorularına sen eğer farkındaysan dönüşür ve bulacağın cevaplar, kendi cevaplarındaki içtenlik düzeyine ulaşabilirler...
...başkalarının soruları, seni, kendi istedikleri hedeflere yönlendirseler dahi, sen kendi varlık özelliklerinle yönlendirmeleri kontrol edebilirsin...

19 Ekim 2014 Pazar

SA942/SD180: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 35 (16-20 Ocak 2012)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

16-120 Ocak 2012 (456 Tweet)

20 Ocak 2012
13205. @mustafaislamogl peki ameller de niyetlere göre ise?

20 Ocak 2012
13204. @cuneytozdemir ayı türlerine olan ilginiz, reklam senaristlerine olan ilginizle mukayese edilebilir:)

20 Ocak 2012
13203. @tarik_tufan o zaman yanma acısı ölüyü ilgilendirmiyor; acının sahibine ait...

SA941/ÇY5-DÇ8: Sıkma Zihinlerin Sıkma Başlarla Bitmeyen Sorunları

“Sadece alaycı bir bakış atmak, yandan bir gülümseyiş yetiyor, artıyor hepsine.”


Diyanetin bir kampanyası var bu hafta, “Haydi çocuklar camiye”.

Bir arkadaşım kızını göndermiş. O gün beni arıyor. “Okuldan almaya beraber gidebilir miyiz?” diye. Okulun Din Kültürü öğretmeninin sadece isteyen velilerin öğrencilerine ders saatinde düzenlediği bir etkinliğe katılmış kızı.

Bir saat sonra kızını almak üzere okulun kapısı önünde bekliyoruz ikimiz. Çocuklar geliyor karşıdan sıra sıra;  bir iki tanesinin başında örtüsü var. Mutlular, gülüp kaynaşarak okula doğru geliyorlar arkadaşları ve öğretmenleri ile.

18 Ekim 2014 Cumartesi

SA940/ TG63: İsrail Keşif Uyduları, Irak ve Suriye'deki Olayları Gözlemliyor

Irak Üzerindeki Arap Savaş Uçaklarına İsrail Rehberlik Ediyor

Yakın zamanda İsrail'in Irak'taki (ve muhtemelen Suriye'deki) IŞİD karşıtı hava operasyonlarına gizlice ve ismi belli olmaksızın hayati hedef bilgisi aktardığı ortaya çıktı. Bu yardımın sebebi, ABD'nin bu bilgiyi sağlayabilecek casus uydularının olmaması değil, fakat İsrail casus uydu filosunun dünya çapında sorumluluklarının olmaması ve uzun zamandan beri vaktinin çoğunu Orta Doğu ülkeleri üzerinde gezerek harcıyor oluşudur. Bu yüzden Amerikan uydularının, İsraillilerin şu anda sahip olmuş olduğu uydu bilgilerini elde edebilmesi için haftalar, aylar veya bundan daha uzun bir süreye ihtiyacı olacaktır.

İsrail'in bu noktadaki yardımı gizli tutularak elde edilen verinin İsrail'den olduğunu gösteren her türlü delili ortadan kaldırmak için “parmak izleri silindi”. Fakat operasyona savaş uçakları ile katkı sağlayan Arap ülkelerinden hiçbiri bundan dolayı şaşkınlık yaşamamıştı, (açıkça IŞİD'in ABD, İngiltere ve İsrail icadı olduğunu söyleyen) İran haricinde kimsenin şikayeti yoktu.

SA939/KY1-CÇ80: Sancı

bekle şair
iç çekişmesi bitsin kelimelerin


şair bekle
bu ses asılı kaldı kulaklarında yüreğimin
kanımda merhameti dirilten
yandı ağaran sesi zümrüdün
nedensiz seğirmelerine göz diktim
daha buluşmamışken
vakit varken
ellerin beyaz mı
bir kere bir ses çınladı kulaklarında yüreğinin
yarına göz dikme yarın yok
suç uçuklar dudağında zümrüd-ü anka’nın

17 Ekim 2014 Cuma

SA938/ TG62: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2001-2004/6. Bölüm

 “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

 Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

Aslında bir bakıma istediğiniz her şeyi yapabilmek çok güzel bir duygu, hareketlerinizin efendisi sizsiniz ve onlara ne yapmaları gerektiğini söylüyorsunuz ve onlar da yapıyorlar, çünkü korkuyorlar. Ve burada devreye, her zaman rastlanılamayacak bir şey olan askerlerin sağduyusu ve olgunluğu giriyor… Burada çok kötü olaylar yaşandı, 18 yaşındaki birine bu tür bir güç verildiğinde çok korkunç şeyler yapabilir, yaptıkları şeylerin normal, iyi şeyler olduğunu söyleyemeyeceğim… Prensip olarak insanların geçişine izin vermememiz gerekiyor.

SA937/ÇY4-DB19: Garip...

Yine de nasıl şeyse, hala bir garip. Bir güneş, bir bulut. Hatırla, sonra unut, yine hatırla!


Ne garip... Onu hiç tanımadım, ama düşünmediğim bir gün bile olmadı. Acımıydı, acıydı. Zehir zemberekti.

Hiç sahip olmadığınız birini kaybetmek ayrıca garipti zaten. Bu garipliği neden yaşadığınızı anlayamamak da garipti.

Bu kadar gariplik fazla geldi ilk başlarda. Her şey o kadar normaldi ki, garip bir şeylerin olması da garipti.

16 Ekim 2014 Perşembe

SA936/KY15-BT5: Goncası’nın Başucuna Bir Gül

Dile kolay 39 yıl...

Bugün 16 Ekim...

Ben bir ADAM'ın bir kadın'a aşkına şahit olan evlattım.

Gencecikmiş annem, babamla evlendiğinde..

Çok severdim bu hikayeyi dinlemeyi; binlerce kez anlattırdım ikisine de ayrı ayrı.. Babam, “İlk gördüğümde aşık oldum annene!” derdi. Annem aradaki yaş farkına rağmen, "Yeniden dünyaya gelsem, yine babanla evlenirdim!" derdi. “Baban çok iyi bir adamdı, çok iyi bir babaydı; şefkat dolu bir kocaydı..”

15 Ekim 2014 Çarşamba

SA935/KY5-PT29: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ 1- İslam'ın İlk Asrının Zâhidleri

بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

1- İSLAM'IN İLK ASRINININ ZAHİDLERİ [1]

Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Zühd-ü takvaya kendini vermiş Ashabı, Tabiînin zâhidleri, hiçbir şekilde nimetlerin ve azapların müşahhas varlı­ğını inkâr edemiyorlardı. Bu mevzuda Kur'ân'ın manasına sadakatle bağlı idiler. İslâm’ın ilk zahitleri olarak değerlendirilen, Hz. Peygamber (s.a.v.) devrindeki Ehl-i Suffâ'nın zihnine meca­zî, istiareli tefsir asla gelmedi. Tabiîn zahitlerin için de ayni şey söylenebilir.

Bunlar iki kategoride sınıflanabilirler: 

Birincisi Hasan el Basrî (ö. 110/728) tarafından temsil edilen kendi­sinde azab korkusu ve mükâfat arzusunun hâkim olduğu zahidliktir. İkincisi Rabia el Adeviy-ya (ö. 185/801) tarafından temsil edilen saf Allah aşkı üzerinde durulan zühd’dür. el-Fadl er-Rakkâs (ö. 129/746) Salih b. Beşr el-Hurrî (ö. 172/88) Abd el-Vâhid b. Zeyd (ö. 177/ 793) ve Mâlik b. Dinar (ö. 181/797) gibi bütün Basra zahidleri ile er'Rabi' b. el-Heysem (ö. 167/ 686), Câbir b. Hayyan ve Kulayb eş-Şeydavî gibi Küfe zahidlerini ilk kategoride zikretmek müm­kündür. 

14 Ekim 2014 Salı

SA934/ÇY3-BŞ17: Afrika’nın Yeni Ekonomik Soykırım Aracı EBOLA’nın Patenti ABD’de

“Ebola virüsü taşıyorsanız hukuk karşısında mülkiyeti ABD'ye ait bir hastalık taşıdığınız için karantinaya alınıp müdahaleye maruz kalacaksanız. Hastalık karşısında maruz kalacağınız hiçbir işleme itiraz hakkınız dahi yok.”


Afrika ormanlarının tenha derinliklerinde doğdu ölümcül Ebola virüsü salgını ve uzun zamandır görülmemiş bir hızla dünyaya yayılıyor. Resmi rakamlara göre ölüm vakalarının sayısı, şimdiden dört bin kişiyi aştı. Enfekte kişilerin sayısıysa neredeyse üç bine yaklaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü hastalığı küresel çapta bir tehdit olarak ilan etti.

Bugünlerde çıkan haberlere göre ise Rusya, ebolaya karşı 3 aşı geliştirdiklerini ve aşıların 6 ay içinde de hazır olacağını duyurdu. BM ise salgının boyutunu, "Virüs bizden çok önde gidiyor. Zaman bizim aleyhimize işliyor" diye tanımladı. Pentagon bilim adamları 30 yıldır bu virüsle ilgili çalışmalarının gelişmekte olduğunu duyurmuştu.

SA933/ TG61: BMGK’nın 2170 Sayılı IŞİD Kararı

2170 (2014) Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı: Irak ve Suriye’de Bulunan Aşırılıkçı Gruplar tarafından Gerçekleştirilen Yoğun ve Geniş Çaplı İnsan Hakları İhlalleri’nin Kınanması
BM GÜVENLİK KONSEYİ, 7242.TOPLANTI

Uluslar arası barış ve güvenliğe Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD), el-Nusra Cephesi (NC) ve el-Kaide ile bağlantılı diğer tüm şahıslar, gruplar, girişim ve oluşumlar tarafından yöneltilen süregelen tehdide endişeyle işaret ederken ve bu tehdidin bütün boyutlarına yönelik kararını doğrularken,

“Birleşmiş Milletler Beyannamesi Bölüm VII kararlarına göre hareket ederek,

“1.  IŞİD ve onun şiddet içeren aşırılıkçı ideolojisi ve terörist eylemlerine ve onun tarafından sürdürülen yoğun, sistematik ve yaygın insan hakları ihlalleri ve uluslar arası insani hukuka yönelik işlediği suçlar dolayısıyla şiddetli esef ve kınamalarını bildirir;

SA932/FT32: Masonik Fısıltılar ve İki Ok Arası Bir Film; Duvarcı Ustası’nın Oğlu Robin Longstride -Robin Hood-

“Duvarcı ustasının oğlu Robin, bugünden itibaren kanun kaçağıdır; görüldüğü yerde öldürülecek… Hayatı boyunca kovalanacak.”
 İngiltere Kralı Yurtsuz John

İyi bir film seyrettik.

Yağmurun içselleştirilmesinde gök gürültülerinin etkisi çok büyük; ses görüntüyü üç boyutlu bir algı şölenine dönüştürüyor. İyi bir yönetmen, yani iyi bir Ridley Scott, filmin seslerini, ses efektlerini çok iyi kullanarak bizi filmin içine çekti. Görüntülerin gerçekliği, kameranın sınır tanımaz özgürlüğü her tarafı görmemizi sağladı.

Ata bindik, savaştık, Sherwood ormanlarını tepeden seyrettik, ağaçların arasına indik; kilisenin tohumlarını çalıp, tohumsuz kalan çiftçilere dağıttık. Saraya girdik, Kral denen kişinin özel hayatını gözledik. Baronların bir araya geliş sebeplerini, öldürülen, tecavüze uğrayan insanlardan ve yakılan kalelerden öğrendik.

13 Ekim 2014 Pazartesi

SA931/SD179: "kalburun delikleri" /02.09.2006/ 540. patika

...kalburun üstünde kalanların birbirini tanıdıkları mâlumdur...
...kalburun deliklerinin hangi rengi, hangi kokuyu, hangi tadı ayırdığı çok da mühim değildir...
...denkler, karşıtlar hâlinde de olsalar, kalburun üstünde kalmış olmaklığın keyfini çatarlar...
...ve fırsat gözlerler, diğerlerini yıpratıp küçülterek kalbur deliklerinden aşağı itmek için...
...vefâ, sevgi, paylaşmak vs., gibi zaaflar, kalburun deliklerinden aşağı süzülüp giden vasat insanlar içindir...
...kalburun delikleri zamana, mekâna göre kasılıp gevşeyen yapıdadırlar...
...bazen alttakiler kanatlanıp, tepeden tekrar inerler, kalburun üstüne...
...semizledikleri için, bu kez deliklerden aşağı düşmezler...
...zira uçabilmiş olmaları, biraz da semizlemiş olmalarına bağlıdır...

12 Ekim 2014 Pazar

SA930/KY19-MBAY1: Belçika Sömürgeciliğinin Evrensel İlkeleri/ Kral 2. Leopold'un Konuşması

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çözümünü  ve çevirisini yaparak yayınladığımız Belçika Kralı 2. Leopold'un mesajlarını içeren bu ses kaydı, sömürgeci devlet ve hedefindeki ülkelerden hangisi olursa olsun, dünyadaki bütün sömürgelerin aynı şekilde elde edildiğini göstermektedir. Ses kaydındaki her cümle, bir talimat olarak özel bir şekilde tasarlanmıştır ve bu talimatların her biri ayrıca Türkiye dahil bütün müslüman topraklarda uygulanmıştır.
Seçkin Deniz, 12.10.2014 
***
Asıl göreviniz, yöneticilerin ve sanayicilerin işini kolaylaştırmaktır. Yani İncil'i, dünyanın bu bölgesinde çıkarlarımızı koruyacak şekilde yorumlayacaksınız.”
Belçika Kralı 2. Leopold, 12 Ocak 1883


Belçika Kralı 2. Leopold’un 12 Ocak 1883 tarihinde Kongo Misyonerlerine Yaptığı Konuşma
Dıscours Du Roı Des Belges Leopold 2 Aux Mıssıonnaıres Du Congo Le 12 Janvıer 1883.

Du Roı Des Belges Leopold 2/ Belçika Kralı 2. Leopold:

Révérends Pères et chers Compatriotes, soyez les bienvenue dans cette grande patrie du CONGO BELGE.

Papazlar ve değerli vatandaşlarım,  Belçika Kongo’suna hoş geldiniz.

La tâche qui vous est confiée à remplir est très bien délicate et demande beaucoup de tact. Prêtres et pasteurs, vous venez certes pour évangéliser, mais votre évangélisation doit s'inspirer de notre grand principe : avant tous, les intérêts de la Métropole.
 
Yerine getirmeniz gereken görev çok zor ve incelik gerektiriyor. Rahip ve papazlar, şüphesiz Hristiyanlaştırmak için geldiniz, fakat bu Hristiyanlaştırma büyük ilkemizden esinlenmelidir: Her şeyden önce, Belçika'nın çıkarları.

11 Ekim 2014 Cumartesi

SA929/ TG60: IŞİD ve Biyolojik Silah Olarak Ebola

 “Ebola virüsüne maruz kalan kişi bir taşıyıcı haline gelecektir. Terörist eylem bağlamında, bir sonraki aşamada bir insanı virüs taşıyıcısı olarak kullanmak için çok fazla sofistike işlem gerekmez.”
   Al Shimkus, Amerikan Deniz  Harp Akademisi Ulusal Güvenlik İlişkileri Profesörü

Sonsuz Ark'ın Notu:

Aşağıdaki analizi okumadan önce  Sonsuz Ark'ın yayınladığı 'Ebola Salgını: ABD Kaynaklı Bir Biyoterör Eylemi mi?'  başlıklı analizin sahibi California Devlet Üniversitesi, Kriminoloji Doçenti, Dr. Jason Kissner'i dikkate almanızı tavsiye ediyoruz:

"Bu makale Ebola salgını hakkında bize yalan söylendiğine inanmamız için çeşitli sebepler sunmaktadır. Makalenin içeriğindeki açıklamalar Ebola salgınının ABD bağlantılı bir biyoterör eylemi olduğunu ortaya koymaktadır." 

Aşağıdaki Analiz muhtemel bir Biyoterör Saldırısı'na karşı riskleri analiz etmektedir; Ebola'nın ABD laboratuarlarında üretildiği iddialarına, yine ABD üretimi olan IŞİD'in Ebola virüsü ile yapacağı saldırı iddialarını eklersek, iki ABD'li yazarı daha iyi anlarız. 

Seçkin Deniz, 11.10.2014

Ebola As ISIS Bio-Weapon?

IŞİD'in düşük-teknolojili biyolojik bir silah olarak Ebola'yı kullanma düşüncesine sahip olabileceğini belirten bir ulusal güvenlik uzmanı, Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ve benzeri grupların, Ebola virüsünü stratejik küresel bir enfeksiyon yayma amacıyla kullanmaları için bu virüsü silah haline getirmelerine bile gerek olmadığını vurguluyor. 

SA928/KY1-CÇ79: Birliktelik

 “Rahattı içimiz. Yer yarılıp gök devrilir gibi oldu. Gibisi fazla yer yarılıp gök devrildi. Yer yarılıp gök devrilince fırladık yataklarımızdan. Geç kalmıştık.”


-I-
İki kişiydiler. Ellerinde şemsiyeleri vardı. Hava yağışlı değildi. Rahatsız edici güneşli bir hava da yoktu. Şemsiyeleri ne için taşıdıklarını belki kendileri de bilmiyorlardı. Birisi ya da birileri tutuşturmuş olabilirdi ellerine. Belki dalgınlıkla almışlardı. Sigara almak için girdikleri bir marketten yalnızca sigara almamışlar, o an için gereksinmedikleri ve gelecekte de gereksinmeyecekleri bir iki şey daha almışlardı şemsiyelerle birlikte belki. Belki bilerek almıştılar da bilmezlikten geliyorlardı.

Hiç konuşmadan yürüyorlardı. Kentin dışına çıkmışlardı. Ani bir gök gürültüsüyle sarsıldılar. İkinci de sendelediler. Üçüncü de öldüler. Önce biraz kilolu olanı yere yığıldı. Kalp krizinden ölmüştü. Kalp krizinden öldüğünü kim baksa anlardı. Nefes alış verişi hırıltıya dönüşmüştü ve iki eliyle gömleğinin yakasını çözmeye uğraşıyordu. Ölen arkadaşından biraz uzunca ve esmer olanı olduğu yerde kala kalmıştı. Şoktaydı. İki ayağı üzerinde güçlükle duruyordu. Dizinin bağı çözülmek deyiminin kaskatı nesnel örneğiydi o an. İlk ölenin ölümü sıradandı, hepsi hepsi bir kalp kriziydi. Heyecana bağlı bir kalp krizi.

10 Ekim 2014 Cuma

SA927/TG59: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2001-2004/5. Bölüm

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

 Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

Eğer yüzdelere bölmek gerekirse eminim ki zamanın %80’inde sokağa çıkma yasağı vardı, yani ilk başlarda sokağa çıkma yasağı uygulanmıyordu, ama sonra sürekli bir uygulama haline geldi. Bazı günler bir yerde bazı günler diğer yerde uygulanmıyordu. Özellikle Hudna (ateşkes) zamanında iki haftalık ara veriliyordu.

Bazen öyle garip kararlar oluyordu ki; birisinin bir ofiste oturup işlerinizi biraz olsun kolaylaştırmak için uğraştığı izlenimine kapılıyordunuz. Bazen sokağa çıkma yasağı olur… Saat altıdan altıya veya sekizden on ikiye kadar süren uzun yasaklar olurdu. Derken durup dururken yasak saat sekizden öğleye kadar olur ve sonra yeniden rutine dönülürdü. Dükkânlar kapatılır, herkes evine gönderilir ve sonra yeniden dükkânlarını açmalarına izin verilirdi.

SA926/KY9-NK312: Kardeşlerimizi Bekliyoruz! Hamit Coşkun-Adem Özköse

“En son kanser olduğumu öğrendiğimde bu denli üzülmüş, ağlamıştım.”


En son 13 Mart 2012'de yazmışım; o gün yazdıklarımı bitirip Twitter'a baktığımda Suriye'deki insanlık dramını, katliamı dünyaya duyurmak için Suriye'ye giden iki yürekli kardeşimin orada kaybolduğunu öğrendim. Bugün tam 7 gün oldu. 7 gündür ikisinden de haber yok ne yazık ki... Twitter ve Facebook'da bir kamuoyu hassasiyeti oluşturmaya çalışıyoruz.

En son kanser olduğumu öğrendiğimde bu denli üzülmüş, ağlamıştım. Şimdi yine aynı şeyleri hissediyorum. Hamit Coşkun daha 21 yaşına, oğlumla yaşıt. Bir görseniz o gülen yüzünü... Hani kalbinin güzelliği yüzüne vurmuş derler ya, işte o cinsten bir çocuk… Adem Özköse 78 doğumlu, yıllardır mazlum coğrafyalardaki insanların peşi sıra koşturup durur. Üç küçük çocuğu var.

9 Ekim 2014 Perşembe

SA925/TG58: Neocon Akıl’dan IŞİD’li Tavsiye: “Obama Beyaz Saray’daki Ekibini Değiştirebilir”

Stephen Hadley İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelede stratejik sabrın önemli olduğunu vurguluyor:
“Pudingi güç bela fırına sürdük. Bıçağı sokup pişip pişmediğine bakmak için çok erken."
David R. Ignatius


Başkanlar genellikle ikinci dönemlerini cilalamak için yeni enerjiye ve yeteneklere ihtiyaç duyar. George W.Bush 2006 senesinde bu tür bir silkelenme yerine kadrosunu koruyarak eleştirilere hedef oldu. Şimdi aynı türden bir karar aşamasında bulunan Barack Obama’nın Kasım ayındaki kongre seçimlerinden sonra bazı kişisel değişimler yapacağına dair işaretler bulunuyor.

Şüphesiz başkanlar sadakate değer verir ve Obama bu hafta yayınlanan Leon Panetta’nın sıcak hatıralarının [1] ardından takım arkadaşlarına özellikle minnet duyuyor olmalı. Obama’nın ünlü “rakipler takımını”-Panetta, Robert Gates ve Hillary Clinton gibi güçlü ve bağımsız şahsiyetler-oluşturduktan sonra kendisini eski savunma ve devlet bakanlarının hatıralarında eleştirilirken bulması acı bir ironidir. Gelecek Başkan Kabine üyelerinden gizli bir bağlılık yemini alma kararı verebilir.

SA924/ KY5-PT28: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf'ta Allah'la Bir Olma felsefesi

بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

TASAVVUF'TA ALLAH’LA BİR OLMA FELSEFESİ [1] 

Züht hayatının, İslâm toplumunda meydana gelen çeşitli gelişme­lere bir tepki olması gibi, IX. ve X. yüzyıllarda sofilerin geliştirdikleri marifet, ruhanî tecrübeye dayanan bilgi de aynı sıralarda gelişen ilm-i kelâm anlayışına bir tepki olarak doğdu. 

Nefsi terbiye ve takva kavram­ları ile ilk tariflerini bulan sofiyane hayat tarzı, daha sonra sistemleştirilerek bir felsefe çığırı haline geldi. Zamanla Kelâm'ın «İlmü't-Tevhit» kavramının karşısına, tasavvuf felsefesinin temel terimlerinden olan «Marifetü't-Tevhit» çıkarıldı. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı