Graham E. Fuller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Graham E. Fuller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2020 Cumartesi

SA8981/TG320: FETÖ'nün Esas Direktörü Graham E. Fuller: "Türkiye Kontrolden Çıktı mı?"

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, ABD'nin Ortadoğu'da ve Türkiye'de askeri darbe ve kaos adına, iç savaşlar ve terör örgütlerinin inşâsı, organizasyonu, hedef ülkelere sevki konusunda uzman sorumlu, 17-25 Aralık 2013 FETÖ Yargı ve Emniyet Darbesi'nden 15 Temmuz 2016 FETÖ Askerî darbesine kadar Türkiye'nin varlığını hedef alan tüm organizasyonların en aktif direktörü olan Graham E. Fuller'e aittir ve şaşırtıcı bir şekilde Türkiye'nin bağımsız politikalar üretmesine odaklanmaktadır. İran'da 1979'da mason Humeyni'ye yaptırıldığı gibi, Türkiye'de de FETÖ lideri mason Gülen'in 'Halife' olacağı bir sistem kurmak amacıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kurtulmak için ABD-Avrupa'nın bütün güçlerini kullanan ve Trump döneminde de ABD'nin Türkiye politikalarını etkileyen Fuller'in, Joe Biden'in seçildiği 2020 sonlarına doğru, "Türkiye’yi “kontrol edebilme” açısından bakıldığında; NATO, AB ve hatta Rusya ve Çin de bu kontrol eksikliğinden dolayı hüsrana uğrayabilir. Yine de bu ilişki durumu, dünyanın karmaşık bir bölümünde yeni ve gelişen, kendisi tarafından belirlenmiş kimlik ve özgüvenini keşfederken kaslarını esneten bir Türkiye'yi yansıtıyor. Anlamanın anahtarı, Batı'daki bizlerin Türkiye'nin ne olmasını istediğimize  değil, Türkiye'nin dünyadaki yerini günümüzde nasıl gördüğüne bakmaktır. Peki şimdi Ankara'yı yönlendiren en önemli etkenler nelerdir?" diyerek Türkiye gibi dev köklere sahip bir devleti anlama ve anlatma çabasındaki dönüşümü dikkat çekicidir. Kuşkusuz Fuller, şeytanî tezgahlarını kurarken de bu 'anlama ve anlatma' çabasında kullandığı bilgilere vakıftı. Şimdi değişen ne vardır? Fuller, "ABD, uluslararası siyasette giderek hakim rolünü kaybetmeye devam edip yeni bölgesel güçleri kabul etmek zorunda kalırken; Türk hırslarının temelini ve yayılma alanını anlamak, önümüzdeki yıllarda onunla ilişkileri yönetmek için vazgeçilmezdir." dese deErdoğan halen Cumhurbaşkanı ve onu indiremeyen Fuller ve patronları, Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının senatodan da geçtiği bugünlerde 'Öyleyse tüm bunlar sadece Yeni Osmanlıcılık mı? Hayır, bundan çok daha fazlası.' diyerek Joe Biden'a ne gibi bir perspektif çiziyorlar? Analizin, bu bağlamda bizim için şaşırtıcı olmadığını ancak Fuller'in enforme ettiği yapılar için çok şey ifade ettiğini  söyleyebiliriz; strateji değişikliğine giden Fuller ve efendilerinin Türkiye'ye yönelik tehditlerinin "Tüm bu hırslara sahip Türkiye, özellikle ekonomisi geriledikçe, gerçekten başa çıkabileceğinden daha büyük bir lokmayı ısırıyor olabilir." cümlesinden görülebileceği üzere, derinleştiğini düşünüyoruz.
Seçkin Deniz, 12.12.2020


Is Turkey Out of Control?

Türkiye kontrolden çıktı mı? Bu, şu anda ABD ve bazı Avrupa politika çevrelerinde dolaşan pek çok analizin ortak fikri gibi görünüyor.

Ancak buna verilecek kısa cevap; hayır, öyle değil. Yine de, “küresel liderliğinin” durumuna dair kendi dar ve bencil saplantısıyla ABD'nin buna inanması anlaşılabilir olabilir.

8 Ekim 2019 Salı

SA8034/SD1501: Suudi Arabistan Kuşatma Altında: Krallık Sessizce Yıkılıyor mu?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, küreselci-neocon The National Interest'in ulusal güvenlik muhabiri Matthew Petti'ye aittir ve Trump'la birlikte çalışmayı seçen Suudi veliahtı MbS'ye muhalif bir perspektifle telif edilmiştir. Yazarın fikirlerini alıntıladığı Quincy Enstitüsü başkan yardımcısı Trita Parsi, eski CIA Ortadoğu direktörü, 15 Temmuz FETÖ darbesinin planlayıcısı Graham E.Fuller'in çırağı, İran asıllı neocon bir Amerikalıdır ve yeni kurulan Quincy Enstitüsü, (Solcu) Soros ve (Sağcı) Koch gibi iki kan dökücü ismin finanse ettiği diğer tüm düşünce kuruluşlarına zıt bir felsefe ile kurulmuş dünyayı renkli devrimler ve ayaklanmalar ve terör dahil kana boğan diğer enstitülere karşılık, yine aynı isimlerin finansman desteği ile Trump'ı yönlendirmek için kurulmuştur, görünürde 'yaşa ve yaşat' prensibine dayanan bir dış siyaset anlayışını savunmayı planlamaktadır. Sonuç olarak, başlangıçtan itibaren bütün Amerikan politikalarının uygulayıcı tetikçisi olarak Suud hanedanı ve diğer Arap yöneticileri yeni bir maskeyle ortaya çıkan masonik/satanist yapının emirlerini gereği gibi yerine getirmeye devam edeceklerdir. Yemen Savaşı, Afganistan- Libya-Irak-Suriye ve Dünyanın her yerinde DAEŞ'e verilen insan ve para desteği, İsrail ve siyonizm uşaklığı, Mısır'daki diktatör Sisi'ye verilen destek, Türkiye düşmanlığı ve Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi dahil, neoconların bütün emirlerini olduğu gibi uygulayan MbS'ye yönelik saldırgan ve yıpratıcı tutumlar tamamen gösteriden ibarettir; ortaya çıkan bölgesel ve küresel sonuçlar masum müslüman sivillerin ve çocukların ölümüne ve milyonlarca müslümanın mülteci durumuna düşmesine neden olarak insanlık dışı vahşetin satanist/masonik bir amaç olduğunu kanıtlamaktadır. Elbette bir gün bu alçak hanedanlar ürettikleri kötülüğün bedelini ödeyeceklerdir.
Seçkin Deniz, 08.10.2019


"Suudi yetkililer, Husiler'in sınır ötesi baskın iddiaları hakkında sessiz kaldılar, ancak endişe verici haberler ülke dışına taşıyor."

Suudi Arabistan Krallığında bir şey çürümüş. MbS olarak da bilinen Prens Muhammed bin Salman, bir zamanlar Arap monarşisinin ümit verici genç yüzü idi. Şimdi dış politika yenilgilerini arttırıyor ve evdeki rahatsız edici cinayetlerle karşı karşıya.

29 Eylül 2019 Pazar

SA8014/TG266: Karanlığın Sesi G.E.Fuller: "Türkiye’yi Kim Kaybetti?"

Sonsuz Ark'ın Notu:
ABD'nin Ortadoğu'da ve Türkiye'de askeri darbe ve kaos adına, iç savaşlar ve terör örgütlerinin inşâsı, organizasyonu, hedef ülkelere sevki konusunda uzman sorumlu, 17-25 Aralık 2013 FETÖ Yargı ve Emniyet Darbesi'nden 15 Temmuz 2016 FETÖ Askerî darbesine kadar Türkiye'nin varlığını hedef alan tüm organizasyonların en aktif direktörü olan eski CIA Türkiye ve Ortadoğu istasyon şefi Graham E. Fuller'in, her zamanki gibi 'nesnel olma çabası' sarf ettiğini görmemizi isteyerek yaptığı analizi şeytanî bir ustalıkla Ak parti ve Erdoğan aleyhine siyasi faaliyetlere başlayan Ahmet Davutoğlu'na destek verici bir bağlama taşıması dikkat çekicidir: “Avrasyalı Türkiye’nin” kilit noktadaki entelektüeli ve politik mimarı, yılların yetenekli dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu, bu sefer Erdoğan’ın siyasi rakibi olarak yeniden politika sahnesine çıkıyor gözükmektedir."  Darbeci CIA ajanı Fuller'in bu ifadeleri Ahmet Davutoğlu'nun pervasız çıkışlarını ve 'anlamı izah edilemeyen cesaretini' izah etmeye yeter mi, tartışmak gerekir; ancak görünen o ki Türkiye kendi siyasi geleceğini kurarken NATO ve patronu ABD Türkiye'yi yalnız bırakmayacak ve siyasi yapısını tahrip ederek yeni kukla yönetimler oluşturmaktan vazgeçmeyecektir. 2023'te Erdoğan'ın yeniden seçilememesi durumunda neler olacağını görmemek ahmaklıktan kaynaklanmıyorsa, apaçık bir şekilde ihanetten kaynaklanıyor demek mümkündür.
Seçkin Deniz, 29.09.2019

“WhoLostTurkey?”

İşte yine, “….. (ülkesini) kim kaybetti- (boşlukları doldurun)” üzerinde cadı avcılığının bir diğer aşamasına geçiyoruz. 1949'da Çin’i, 1959'da Küba’yı, sonra 1979'da İran'ı ve diğerlerini kim kaybetti diye soruyorduk. Son olarak bu soru “Türkiye'yi kim kaybetti?” şeklinde tekrarlanıyor.

21 Temmuz 2019 Pazar

SA7848/TG263: ABD Dış Politikasında Dönüm Noktası mı?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Türkiye ve Erdoğan düşmanı, 15 temmuz Darbesi'nin planlamacılarından, CIA eski ortadoğu şefi Graham E. Fuller'in  'ABD Dış Politikasında Dönüm Noktası mı?'  başlıklı sunumuyla, Brown Üniversitesi Watson Uluslararası ve Halkla İlişkiler Enstitüsü'nde kıdemli bir araştırmacısı olan Stephen Kinzer'e aittir ve başlığı analizin içeriğini olduğu gibi özetlemektedir: '(Solcu) Soros ve (Sağcı) Koch Şaşırtıcı Bir Girişimle ABD'nin 'Sonsuz Savaş' Politikasını Sona Erdirmek Üzere Bir Araya Geldi' Bu iki kan dökücü ismin finanse ettiği diğer tüm düşünce kuruluşlarına zıt bir felsefe ile  'Quincy Enstitüsü' adında yeni bir enstitü kurarak, şu ana dek özetle bu iki finansörün de desteğiyle çalışmalarını sürdüren ve dünyayı renkli devrimler ve ayaklanmalar ve terör dahil kana boğan diğer enstitülere karşılık 'yaşa ve yaşat' prensibine dayanan bir dış siyaset anlayışını savunmayı planlamaktadır.  Stephen Kinzer'e göre "'Quincy Enstitüsü'nün 2019’un sonuna kadar dört adet rapor yayınlanması hedefleniyor: Bunlardan ikisi Ortadoğu ve Doğu Asya’ya yönelik alternatif yaklaşımlar sunarken, bir tanesi  “sonsuz savaş konseptinin sonlandırılması” ve diğeri de “dış politikanın demokratikleştirilmesi” üzerine olacak." Açık Toplum ve demokrasi söylemi ve parası ile bütün dünyada terörün yayılmasına, normalleşmesine ve devlet otoritesinin çökmesine neden olan Solcu Soros ile hemen bütün dünyada  parası ile sağcı ideolojileri, ırkçılığı besleyen ve nefretin yayılmasına ve normalleşmesine neden olan Sağcı Koch'un böyle ortak bir hedefe odaklanması normal değildir; kendi ürettikleri savaşa ve kaosa karşı mücadele etmeleri anlaşılır ve inanılır değildir. Önceki politikalarının da bir tür itirafı olan yeni yaklaşımın sahnedeki şovu kremalı, soslu kek gibi iştah çekici görünse de kanla beslenen bu yaratıkların 'iyi' bir şeylere odaklanmasını beklemek saflık ve ahmaklık olarak değerlendirilebilir. Siyonist yahudi bu dörtlünün, Fuller-Soros-Koch üçlüsünün ve bu üçlüye ek olarak yorumcu Stephen Kinzer'in siyonist ve şeytanî olmayan herhangi bir yaklaşım içinde olabilmeleri imkansızdır. Dünyanın kurulan yeni tuzaklara karşı temkinli olması gerektiğini düşünüyoruz. 2010'da Türkiye ve İran'ı öne çıkardıklarını iddia etmelerinden sonra Türkiye ve İran kan gölüne döndü ve iki ülke 9 yıldır savaşlarla, kaoslarla, terör, darbe, ekonomik kriz ve kuşatmalarla mücadele ediyor. Kinzer'in 13 Haziran 2010 tarihli 'Bir Sonraki Güç Üçgeni'  başlıklı yazısının giriş cümlesi şöyleydi: "Amerika'nın Orta Doğu'daki gelecekteki ortakları neden Türkiye ve İran olmalı? Evet, İran"  Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ı görevden alan  ve Ruhani'yi göreve getiren İran ABD ile ortak çalıştı, Suriye ve Irak'ta milyonlarca müslümanı katletti ve şimdi Amerikan ambargolarıyla boğuşuyor. Erdoğan liderliğindeki Türkiye, İran'ın aksine 'Stratejik ortağı' ABD'nin talimatlarına uymadığı için 2010'dan bu yana artan terör, darbe, savaş tehditleriyle meşgul. Hatta Pentagon, 50 yıllık gizli projesi FETÖ'yü da Türkiye'yi yönetmeye devam edebilmek için önce masaya, sonra  15 Temmuz'da sahaya sürmek zorunda kalmıştı. Analizin 'büyüleyici' aldatmacalarına kapılmadan okumanızı tavsiye ediyoruz.
Seçkin Deniz, 21.07.2019


Turning Point in US Foreign Policy?

Uzun süreden beri çöküşe doğru sürüklenen ve pasifize olan Amerikan dış politikası kökten bir değişim mi geçirmek üzeredir?

Bugün usta gazeteci Stephen Kinzer tarafından Boston Globe’da yazılan bir makalede, ABD dış politikası, Amerika’nın dünyadaki yeri ve sınırsız savaştan yerli ulus inşasına kadar önceliklerde büyük bir değişime yönelik devrimci etkileri olacak heyecan verici haberler yer alıyor. Bu makale, sahip olduğu büyük önem nedeniyle, aşağıda tam metin olarak alıntılanmıştır.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

SA4562/ÇY4-DB91: Karanlığın Sesi G.E.Fuller: Trump “Tarafsız İlerici” mi?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki çeviride, diğer Sonsuz Ark'ın yayınladığı Graham E. Fuller çevirilerinde olduğu gibi, Amerikan Stratejilerinin arka planını görmemizi sağlayan birçok önemli parametre olduğunu siz değerli okurlarımız da görecektir. Trump seçilmeden önce de seçildikten sonra da Masonik/Satanist Derin Dünya Devleti'nin emirlerini en az diğer Hillary Clinton kadar tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getireceğini Sonsuz Ark (ve kişisel analizlerle Seçkin Deniz-Twitter) olarak yayınlarımızda tespit etmiştik. ABD'nin Ortadoğu'da ve Türkiye'de askeri darbe ve kaos adına, iç savaşlar ve terör örgütlerinin inşâsı, organizasyonu, hedef ülkelere sevki konusunda uzman sorumlu, 17-25 Aralık 2013 FETÖ Yargı ve Emniyet Darbesi'nden 15 Temmuz 2016 FETÖ Askerî darbesine kadar  Türkiye'nin varlığını hedef alan tüm organizasyonların en aktif direktörü olan Graham E. Fuller gibileri kastederek "Artık askeri darbeleri ve rejim değişikliğini desteklemek yok" diyen ABD Başkanı Trump'ın karşısında olması gereken Fuller'in Trump'ı destekleyici bu analizi, Başkan'ın ABD'de sadece bir figür olduğunun kanıtı olarak değerlendirilmelidir. Fuller, Trump'ı şöyle destekliyor: "(Trump olmasaydı) ABD kurbağası, etrafındaki sıcaklığın halen yükselmekte olduğunu tam olarak fark etmeden kaynatılmaya çok daha yakın olurdu." Fuller'e ve ait olduğu Masonik-Satanist yapıya göre ABD artık hedefteki bir kurbağa... Türkiye'nin halen ne tür bir tehditle karşı karşıya olduğunun unutulmaması gerekmektedir, çünkü bu yapının gücünü ve imkanlarını 100 yıldır kullandığı ABD'ye ve halkına zerre kadar değer vermediği açıktır.
Seçkin Deniz, 10.07.2017


Is Trump “Objectively Progressive?”

Tanrı aşkına “tarafsız ilerici” ne demektir- ve Donald Trump nasıl bir "ilerici" olarak görülebilir? Bu terimi ilk kullanan Karl Marx olabilir - gerçekliği baş aşağı çeviren bir yolla. Temelde bu, açıkça gerici olan bir liderin veya siyasi bir eğilimin, istemeden "nesnel" olarak siyaset ve tarihin gidişatı üzerinde ilerici bir etkisi olabilir demektir. Başka bir deyişle, anın görünüşte olumsuz bir seyri sonunda, istemeden, beklenmedik, ancak önemli, uzun vadeli ilerleyici etkilere sahip olabilir.

Asıl soru şudur: "Trump yönetiminde olan her şey ne kadar kötü" değil, dört yıl ilerde ve geriye bakarak, Trump Amerika'yı nasıl değiştirecek?

29 Temmuz 2016 Cuma

SA3233/TG200: FETÖ'nün Esas Direktörü Fuller'in Bastırılan Darbe Girişimi'ni Çarpıtma Stratejisi; Türkiye'deki İslamcıların Savaşı

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki çeviri, (aslında devletteki FETÖ örgütlenmesini de tek tek itiraf eden bir metindir de) 15 Temmuz 2016'da Halk tarafından bastırılan 'FETÖ Darbe Girişimi'nin asıl sahibi olan eski CIA İstasyon şefi ve FETÖ lideri Gülen'in Yeşil Kart almasına referans veren Graham E. Fuller'in suç üstü yakalanmasının ertesinde yaptıkları darbeyi çarpıtarak yeni bir durum üretme kapasitesini göstermesi açısından önemlidir. Obama darbeden haberi olmadığını söyleyerek yalan söylemesine rağmen, 28 Temmuz 2016'da, ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Orgeneral Joseph Votel, 15 Temmuz darbesinden iki hafta sonra, darbeciler derdest edilip tutuklandığında, darbeci FETÖ subaylarını şöyle tanımlamıştır: "ABD ordusunun en yakın müttefikleri hapse konuldu." Bu açıklama karşısında Fuller'in tamamen riyakar analizini rahatlıkla okuyabilir, sonraki hamlelerini çözümleyebilirsiniz. "Erdoğan kendi yıkımına sebep olacak tohumları ekmektedir. Nasıl ve ne zaman iktidardan düşeceği belirsizliğini korumaktadır." diyerek asla vazgeçmeyecekleri tehdidini savuran Fuller arsızca çarpıtmalarından sonra FETÖ'yü açık darbe girişiminden aklamakta ve şöyle demektedir: "Hizmet, var olma özgürlüğü ve sosyal misyonunu gerçekleştirmesi için askeri yönetime karşı esas olarak demokrasiyi savunmaktadır." 
Seçkin Deniz, 29.07.2016


Islamists at War in Turkey

Geçen hafta, Türkiye’nin iki büyük İslamcı hareketi arasında gittikçe büyüyen mücadelenin son hamlesi denilebilecek bir olaya şahitlik edildi. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı ve AKP partisinin lideri olan Recep Tayyip Erdoğan, sürgündeki İslamcı lider Fethullah Gülen’i hükümete karşı düzenlenen başarısız darbeyi tertiplemekle suçladı. 

Bunun hemen ardından Erdoğan, Stalin tarzı büyük bir tasfiye hareketi başlatarak ülke çapında Gülen’le bağlantı şüphesi bulunan her kim varsa veya aslında hangi ideolojiden olursa olsun Erdoğan’a muhalif olanlara karşı tutuklamalara girişti.  

6 Mayıs 2016 Cuma

SA2858/ÇY4-DB63: Graham E. Fuller'in Bir İmaj Çalışması: Papa Franciscus "Adil Savaş" Kavramını Alt Üst Ediyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analiz Müslüman coğrafyada yaklaşık 40 yıl  her türlü entrika ve kışkırtı teknikleri kullanılarak müslümanlar arasında şu an milyonlarca çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek müslümanın işkencelerle, açlıkla, terörle, bombalarla, dikta rejimlerinin her türlü tedhiş eylemleriyle öldürülmesini sağlayan vahşi, sömürgeci Batı'nın bir temsilcisi, eski CIA Ortadoğu şefi Graham E. Fuller'in, cinsel tacizlerle onursuzlaşan, özgeçmişi işkencelerle, savaş kışkırtılarıyla dolu Vatikan'ın, Papalık Kurumu'nun yeniden itibar kazanması için yaptığı operasyonel ve ikiyüzlü bir analizdir. Bu operasyon çerçevesinde 6 Mayıs 2016'da Papa Franciscus’a Uluslararası Şarlman Ödülü (bakınız dipnot) verilmiştir.
Seçkin Deniz, 06.05.2016


Pope Francis—Overturning the Concept of “Just War”

Papa Franciscus bir silindirin üzerinde. O zaten sosyal açıdan yıkıcı bir açgözlülük içine sürüklenen batı kapitalizminin tehlikelerine dokunarak ve ekonomiye kafa yorarak batılı düşüncenin sularını bulandırmıştı. Şimdi de dikkatini daha da büyük bir kavrama – savaşın insan hayatındaki yerine- çevirdi ve “adil savaş”ı kutsadı. 

Papa’nın bu hafta Roma'da ev sahipliği yaptığı Kardinaller Meclisi, uluslararası düzen için olağanüstü önem taşımakta. O, savaş konusunda sürüncemede kalan Katolik doktrinini, özellikle  “adil savaş”ın Hristiyan konseptini revize etme sürecinde. 

21 Şubat 2016 Pazar

SA2518/KY23-NN22: Bir Graham Fuller Paranoyası: "Türkiye Dış Politikası'ndaki Dağılmışlığın Üstesinden Nasıl Gelebilir?"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki Fuller metni, 7 Haziran 2015 seçimlerinden önce "Türkiye Erdoğan’dan Kurtulabilecek mi?" başlıklı, özellikle kuklalarına birer direktif olarak sayılabilecek stratejik metninin bir devamı olarak değerlendirilebilir. 1 Kasım seçimlerinden sonra tüm planları altüst olan Fuller, aşağıda saydığı tüm 'tavsiye'lerin karşıtı olan durumlar Erdoğan'ın dış politikadaki çok boyutlu adımları sonrasında gerçekleştirildiği ve Türkiye böylelikle BMGK-AB'den görece bağımsız bir strateji izlediği için, 'dağılmış' olarak nitelediği Türkiye dış politikasını çökertmeye çalışmaktadır. Türkiye, aşağıda metne eklediğim haritalardan da izlenebildiği gibi, Fuller'in sahiplerinin harita çizme gücüne müdahale etmektedir. Doğal olarak bu da tamamen dağılmak üzere olan bir BMGK-AB işbirliğidir. Yani Fuller, başarısızlıklarını yansıtma tekniği ile gizleyerek Erdoğan'a saldırmaya devam etmektedir. 1 Kasım'da yenilmiştir; yenilmeye devam edeceğini bilerek Türkiye'nin stratejik bir girişimi olan Sünni Ordusu'na, Kral Selman'la çok boyutlu işbirliğine karşı paniğe kapılmaktadır. Esed'in kalmasını isterken, Türkiye-İran ilişkilerinin geliştirilmesini tavsiye edebilmektedir. Kuşkusuz bu metin sıradan bir metin olarak kalabilirdi, ancak günümüzde koyu Erdoğan taraftarı görünen bazı muhafazakar medya yazarlarının "Türkiye'nin Suriye Politikası yanlıştı" diyerek öfke krizine girmeleri ile birlikte değerlendirildiğinde birer talimat niteliği taşımaktadır.
Seçkin Deniz, 21.02.2016


How Can Turkey Overcome its Foreign policy Mess?

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en fiyasko dış politikasının üstesinden gelebilmek için ne yapmalıdır?

İronik olan, tüm bu başarısızlığın arkasında olan ekip, şimdinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eski Dışişleri Bakanı ve şu anki Başbakan Ahmed Davutoğlu, on yıllık bir sürede yeni, yaratıcı ve başarılı politikalarının da arkasında olan kişilerdi. Peki yanlış giden ne? Ve Ankara kendi kazıp düştüğü bu kuyudan nasıl kurtulabilir? Cevap basit; Erdoğan ve Davutoğlu 10 yıl önce başarı sağladıkları ve düşüncesizce terk ettikleri orijinal prensiplerine geri dönmelidirler.

Ankara için yapılması geren en acil iş, Suriye’den çıkılmasıdır.

12 Kasım 2015 Perşembe

SA2032/TG159: Bir Graham Fuller Paranoyası; 1 Kasım, Erdoğan, Türkiye ve Kürtler

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki yazı, artık Türkiye ve Ortadoğu'ya yönelik tüm stratejileri Erdoğan engeline takılarak başarısız olan eski CIA Ortadoğu Sorumlusu Fuller'in neredeyse delirerek yapmaya çalıştığı paranoyak bir nöbet artığıdır, analiz değildir; bu yazıyı, Erdoğan'ın bu açıdan ne anlama geldiğini izah etmesi açısından ve neocon-siyonizmin tüm maskelerini çıkararak en vahşi ve en sivri dişleriyle nasıl saldırdığını görmenizi istediğimiz için yayınladık. 1 Kasım 'Büyük ve Sessiz Türkiye Devrimi'nin önündeki engelleri kaldırmıştır.
Seçkin Deniz, 12.11.2015


Türkiye ve Kürtler- Bölgenin Kalbindeki Soru İşareti
Turkey and the Kurds —The Question Mark at the Heart of the Region

Erdoğan, parlamentodaki çoğunluğu yeniden elde etmeyi başarırken, ben de dâhil olmak üzere Türkiye gözlemcilerinin çoğu, 1 Kasım seçimlerinin sonuçları ile ilgili öngörülerinde yanıldı.

Potansiyel politik ve sosyal kaostan kaynaklanan sıkıntı, oy verenlerin liderlerini değiştirmeme kararlarında önemli bir rol oynadı, diğer partilerin hiçbirinin liderlik vasfına uygun ikna edici öneriler ortaya koyamaması da (muhtemelen Kürt Partisi haricinde) bu noktada önemli bir etmendi. 

2 Haziran 2015 Salı

SA1385/TG124: Cemaatin Esas Direktörü G.E.Fuller'in Son Yazısı: "Türkiye Erdoğan’dan Kurtulabilecek mi?"

"Küresel Komplo'nun sahipleri Neocon-Siyonist-Satanist bir çete olarak Pentagon'un askeri gücünü, CIA ile birlikte maşa olarak kullanmaktadır."


Sonsuz Ark'ın Notu:

Aşağıdaki analiz, 'Erdoğan ve Ak Parti Düşmanlığı'nın yerel ve küresel arka planını daha net anlamanızı sağlayacak ve Türkiye'nin 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçim Sonuçları'nın Dünya'nın ve İslam Dünyası'nın geleceğini neden doğrudan etkileyeceğini idrak edeceksiniz. "Bu sırada Erdoğan’ın yönetim tarzı gittikçe dengesiz, hatta Donkişotça bir hal alarak gerçekle temasını neredeyse tamamen yitirmiştir." diyen Graham E. Fuller, Eski CIA Ortadoğu Şefi'dir ve Fetullah Gülen'in ABD'de ikamet etmesi için çok ciddi referanslar veren derin bir aktördür.

7 Nisan 2015 Salı

SA1254/TG108: Yemen’in Şifrelerini Çözmek: "Düşmanının Düşmanı Aynı Zamanda Senin de Düşmanındır"

"Suudiler Fuller'in Mitler halinde bahsettiği her şeyi ve sahip oldukları 'paranoya'yı tamamen ABD ile kurdukları asimetrik ilişkiye borçludurlar..."
Seçkin Deniz

                                         Graham E. Fuller: Müslüman coğrafyanın en büyük katili

Sonsuz Ark'ın Notu: Suriye ve Irak Pentagon'un stratejik hamleleri ve İran Devrim Muhafızları'nın, IŞİD'in, Esed'in, Maliki'nin, Körfez emirliklerinin, Suudi Arabistan'ın, Nasrallah'ın ve İsrail'in büyük emekleriyle şii-sünni savaşlarıyla kan gölüne döndükten sonra sıra Yemen'deydi. Charlie Hepdo Tiyatrosu sonrası, katil tüm parmakların Yemen'i işaret ettiğini, Charlie Hepdo saldırısını yapanların Yemen El Kaide'si olduğu yalanını uydurduklarında anlamıştık. Netanyahu ve İsrail Charlie Hepdo saldırısının sorumluları olarak suçlandılar birkaç batılı isim tarafından, ancak ısrarla suçluların büyük batılı koalisyonun İsrail'le birlikte bu işin ana sorumlusu olduğunu söylemiştik. Bugün Irak ve Suriye'de olduğu gibi büyük Pentagon planı Yemen'de de devrede. Graham Fuller'in aşağıdaki analizi, büyük ABD Müttefiki Suudi Hanedanı'nın artık gözden çıkarıldığını tescil etmektedir. 

6 Ocak 2015 Salı

SA1079/Sonsuz Ark-YD-10: Graham Fuller'in 2015 için IŞİD, İran, Türkiye, Rusya, Afganistan Tahminleri

"2015 yılında Türkiye'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çökmeye başlayan nüfuzunu bulacaksınız"
Graham E. Fuller, Eski CIA Ortadoğu Şefi

Sonsuz Ark'ın Notu:
Fuller'in Türkiye ve Erdoğan hakkındaki öngörülerine uzunca bir süredir, referans vererek ABD'de yeşil kart almasını sağladığı Fethullah Gülen'in medyasında sıklıkla rastlıyoruz. Fuller, sade medya okurunu bile şaşırtmayan, öngörü adı altında yazdığı hayallerini BOP gibi tarihe gömmeye hazır görünmüyor olabilir; ancak kendisi de ülkesi gibi itibarsızlaşmaya devam ediyor.
Seçkin Deniz, 05.01.2015, Sonsuz Ark

Sadece bir aptal Ortadoğu hakkında uzun dönemli tahminler sunar. Ben 2015 için Ortadoğu hakkında şu uzun terimli tahminleri sunuyorum.

1- ISIS (IŞİD)'ın güç ve nüfuzu azalacak. ISIS'in bir devlet olarak uygulanabilir olduğuna inanmıyorum. Önceden belirttiğimiz gibi; ISIS'in herhangi bir tutarlı ve işlevsel ideolojiyi, herhangi bir ciddi siyasi ve sosyal kurumları, herhangi bir ciddi liderlik sürecini, karmaşık ve yönetişim detaylı lojistik ve bölgedeki devletten-devlete ilişkiler kurma fırsatını yürütmek için herhangi bir yeteneği yoktur. Ayrıca çoğunluğu yabancılaşmış olan Irak ve Suriye'de Sünni dünyada Müslümanlar arasında derin tatminsizlikler var. ISIS bazı açılardan sadece ideolojik iddiaları güçlendirir, dış masif ve özellikle Batı'nın müdahalesi olmadan başarısız olacaktır ve etkisizleşecektir. İnandırıcı ve kararlı bir şekilde ISIS'i  mağlup edilebilir fikri kanıtlanabilir ve bölgede, Müslümanların gözünde başarısız olması sağlanabilir.

27 Ağustos 2014 Çarşamba

SA857/TG47: James Foley’in İntikamını Almak


Sonsuz Ark’ın Giriş Notu:

Graham E. Fuller'e ait olan bu analizi Sonsuz Ark’ın yayınladığı, Scott Creighton’un “James Foley Yaşıyor mu?” başlıklı 21.08.2014 tarihli analizi ile birlikte okumanızı öneririz. Şaşırtıcı bir şekilde her iki analiz ABD'nın IŞİD'e müdahalesini istemeyen bir temelde konumlanmıştır. Scott Creighton şöyle demişti: “IŞİD’in Foley videosu bir pazarlama ürünüdür. Sahne çalışmaları gerçekleştiren teknisyenler, prodüktörler ve metin yazarları tarafından icra edilmiştir. Bu, Irak’a yönelik yeniden gerçekleştirilecek operasyonlar için Amerikan halkının desteğini sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiş özel bir “destek” operasyonudur. Video, Özel Operasyonlar kapsamında bu operasyonların bir parçası olarak oluşturulmuştur. Bu video ile istenilen onay üretilmektedir.”

Graham Fuller’in ,“James Foley tek kelimeyle bölgede yaşanmış sayısız kişisel trajedinin son üzücü kurbanıdır. Fakat o, bu ızdırapların sürmesine neden olacak “sadece bir saldırı daha” olgusuna bir mazeret olarak kullanılamaz.” ana fikri ile yaptığı bu analiz kendi içinde çelişkiler barındırmaktadır. Fuller, Orta doğudaki vahşi kaosun asıl sorumlusu olan ABD’yi aklamakla birlikte ABD’nin Foley’i gerekçe göstererek IŞİD’e saldırmasını engellemeye çalışmakta ve böylelikle bir Pentagon ve ortakları yapımı olan IŞİD için gerekli olan psikolojik zemini hazırlamaktadır. Orta doğudaki kaosun sürmesi İsrail ve diğer ABD işbirlikçisi ülkelerin güven içinde çıkarlarını korumasını sağlayacaktır. Devrim ve giyotin ilişkisini hatırlatan Fuller'e göre, kafa kesen - kafa kesilmesi gibi sorunlar işin doğasında vardır- IŞİD rahat bırakılmalı ve CIA ortadoğudaki haritaları IŞİD ile çizmeye devam etmelidir.  Seçkin Deniz, Sonsuz Ark, 27.08.2014

11 Temmuz 2014 Cuma

SA767/ KY12-TG31: Halifelikten Kim Korkar?

İslam, Türkiye ve Erdoğan düşmanı, FETÖ direktörü, CIA ajanı Graham E. Fuller'den:

“Müslüman politikacılar gelecek uzun dönemde bir çeşit İslami ideal etkisinde kalmaya devam edecektir. Bu etkileşim, altı çizilen radikal tavırların aksine Türkiye ve Tunus tarafından ve hatta yavaş bir öğrenme eğrisi çizen Mısır’ın Müslüman Kardeşleri tarafından ortaya koyulan ılımlı ve kısmen başarılı İslami politikalar şeklinde gerçekleşecektir.” 


Graham E. Fuller

Irak ve Suriye İslam Devleti’nin (IŞİD) son haftalarda Kuzeybatı Irak ve Güneydoğu Suriye ekseninde bir devlet kurma yönündeki şaşırtıcı başarısı, cihat savaşçıları ve Orta Doğu’da kendi bölge kontrolünü sağlama anlamında radikal ideolojileri için stratejik bir dönüm noktasını temsil etmektedir. Politik anlamda geçici bir fenomen olmanın ötesinde olan IŞİD’in “halifelik” deklarasyonu yeni bir ideolojik cephe oluşturmuştur.

Batı’ya karşı bir “halife” tehdidi, George W.Bush’un gelecek on yılda kendi “cihadı” için başlatacağı savaşları meşrulaştıran, hastalıklı Küresel Teröre karşı Savaş retoriğinin merkezinde yer alıyordu. Fakat bu tür bir tehdit bizim için ne kadar korkutucu olmalıdır?

Seçkin Deniz Twitter Akışı