Etik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2024 Cuma

SA11089/KY51-HA21: Sinirleri Bozmak Üzerine Kurulu Psikolojik Harbin İncelikleri

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Günümüzde, psikolojik harp, dijital dünyanın içinde yeni ve daha korkutucu boyutlar kazanmış durumda. Siber saldırılar ve sosyal medya manipülasyonu, toplumların sinirlerini bozmanın en yaygın yollarından."

Psikolojik harp, savaş sanatının gölgesinde kalan, ama belki de savaş sanatının en etkili olan yönüdür. Bu savaşta silahlar, toplar ve füzeler değil, insan zihninin kırılgan noktaları hedef alınır. Düşmanın moralini sarsmak, halkın sinirlerini bozmak, toplumun iç huzurunu altüst etmek için kullanılan yöntemler, tarih boyunca ve günümüzde sıklıkla devreye sokulmuştur. 

Bu yazı, geçmişten ve bugünden örneklerle, bu psikolojik harp yöntemlerinin nasıl uygulandığını ve toplumların nasıl manipüle edildiğini anlatacak.

8 Kasım 2024 Cuma

SA11075/KY51-HA20: Savaşın Yeni Kuralları, Savaşın Ahlakını Tamamen Yok Sayıyor

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Gazze'de her çocuğun ölümü, her kadının yitirilen hayatı, savaşın bu ahlaki çöküşünün bir başka kanıtıdır."

Savaşın en büyük mağdurları her zaman çocuklar ve kadınlardır. Tarih boyunca, savaşların yıkıcılığı sadece fiziksel mekanları değil, insan ruhunu ve toplumun ahlaki yapısını da derinden etkilemiştir. Ancak, eski zamanlarda savaşın bile kendi içinde bir etik ve ahlak sistemi vardı. Daha önceki savaşlarda, sivillerin özellikle de kadın ve çocukların korunması, savaşın 'kuralları' arasında sayılırdı. Bu kurallar, savaşın insanlık dışı yüzünü bir nebze olsun törpülemeye çalışırdı.

29 Eylül 2023 Cuma

SA10381/SD2880: Amerika Çalışma Ahlâkını Kaybediyor

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, The Washington Times köşe yazarı Don Feder'a aittir ve ABD'deki çalışma ahlâkının yok oluşuna odaklanmaktadır.
Seçkin Deniz, 29.09.2023, Sonsuz Ark 

America is losing its work ethic

"Emeğin özgürleştirici doğası"

1894 yılında Başkan Grover Cleveland, İşçi Bayramı'nı federal bir tatil haline getiren yasayı imzaladı ve böylece sıkı çalışmanın Amerikan rüyasının önemli bir parçası olduğunu kabul etti.

19 Haziran 2022 Pazar

SA9714/SD2442: Siyonist The Jerusalem Post: İsrail'in Ahlakî Bir Dış Politikası Var mı?

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, İsrailli Siyonist The Jerusalem Post'ta diplomasi, siyaset ve İsrail toplumu ile ilgili kapsamlı yazılar yazan kıdemli editör ve analist Herb Keinon'a aittir ve İsrail'in Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline karşı aldığı tutuma odaklanmaktadır. Siyonizm'in çelişkilerini ve siyonistlerin, binlerce yıllık geçmişten farklı olarak, kendi içlerinde yaptıkları tartışmaları kamuoyu önünde özel efektlerle yaptıklarını gördüğünüz bu metin aynı zamanda artık önderlik vasfını yitiren siyaset, felsefe, edebiyat, etik ve ahlakla ilgili Yahudi perspektifinin iç yüzünü de anlamanızı sağlayacaktır.
Seçkin Deniz, 19.06.2022, Sonsuz Ark 


Does Israel have a moral foreign policy?
"Siyonizm ve Yahudi halkının egemenliğini elde edişi, Yahudilere yüzyıllardır alakasız etik ve ahlaki ikilemler sunmuştur."

İsrail dikkat çekici bir şekilde esnek bir ulus.

Son 20 yılda bunu 2000'den 2005'e kadar İkinci İntifada'yla, 2006'daki İkinci Lübnan Savaşı sırasında Lübnan'dan gelen roket saldırısıyla, 2015-2016 bıçak intifadası olarak adlandırılan Gazze'deki çeşitli mini savaşlar sırasında rezervlerin seferber edilmesiyle, geçen yılki Duvarların Muhafızı Operasyonu sırasında Gazze'den atılan roketlerle ve hatta son zamanlardaki mini terör dalgasıyla başa çıkma biçiminde göstermiştir. 

28 Ocak 2020 Salı

SA8322/SD1600: 2020'de Dijital Ekonominin Haritalandırılması

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Luohan Akademisi Direktörü Chen Long ve Ekonomi alanında Nobel ödüllü, Luohan Akademisi akademik danışma kurulu üyesi, New York Üniversitesi Stern İşletme Fakültesi İktisat Profesörü, Hoover Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Michael Spence'in ortak çalışmasıdır ve Dijital Teknoloji'deki hızlı değişime karşı alınacak tedbirlerin ve yapılacak düzenlemelerin genel çerçevesine dair bir bakış açısı ortaya koymaktadır. Analizin ilgilendiği temel sorular şunlardır: "Bir teknolojinin olumsuz sosyal sonuçlarını tanımlamaktan ve azaltmaktan kim sorumludur? Dijital teknolojilerin önyargıyı güçlendirdiği, adaletsizliği artırdığı veya sömürüyü kolaylaştırdığı tespit edilirse ne olur? Hükümetler ve işletmeler bilgi çağında halkın refahını nasıl teşvik etmelidir?" Türkiye de, olumlu ve olumsuz etkilerini yaşadığı, ama henüz doğrudan tartışmadığı teknolojik değişimin kendisine neler yaptığını veya yapacağını bir an önce değerlendirmek ve yol haritasını belirlemek zorundadır..
Seçkin Deniz, 28.01.2020

Mapping the Digital Economy in 2020
"Günümüzün küreselleşmiş dünyasında, teknolojik olarak geride kalmak büyük maliyetler barındırmaktadır. Bu nedenle dünyanın dijital devrimin bireysel ve sosyal refah üzerindeki etkilerini mümkün olan en kısa sürede kapsamlı bir şekilde anlaması gerekir."

Mobil İnternetten yapay zekaya, blok zincirden büyük verilere kadar gelişen dijital teknolojiler insan refahında çarpıcı gelişmelere neden olma potansiyeline sahiptir. Fakat aynı zamanda toplumlar ve bireyler için tüketici, işçi ve vatandaş olarak rolleri üzerinde ciddi riskler de oluşturur. Dijital devrimin faydalarından yararlanmak ve tuzaklarından kaçınmak, dünyanın acınılacak kadar hazırlıksız olduğu benzeri görülmemiş bir yapısal dönüşümü yönetmemizi gerektirecektir.

30 Ekim 2017 Pazartesi

SA5088/KY66-SY4: SAĞ'ım, SOL'um, O'cu BU'cu...

"Bu virüsün sebep olduğu ateşte yanan ve zararla çıkan ise her zamanki gibi ülkemiz ve ülkemizin gençliği ve geleceğidir."


28 Şubat`ın soğuk rüzgarlarından ve o dönemin ayazından daha da çok çalışarak, sabrederek ve hüsn-ü niyetimi koruyarak sıyrılmış ve dünya ile entegre olmayı hayal ettiğim üniversiteye başlamıştım. Bir gün, henüz bir ay dahi geçmeden, her gün kullandığım kampüs dolmuşunda, dışarıdan bakıldığında kıdemli bir öğrenci olduğunu tahmin ettiğim ve tanımadığım bir kişi yüzüme bakarak "- Kes, o bıyıklarını kes, yoksa başını ağrıtırlar, sorun yaşarsın!" dediğinde doğrusu o zamana kadar yeni yeni terleyen bıyıklarımın farkında bile değildim. 

23 Ekim 2017 Pazartesi

SA5052/KY66-SY3: Pardon! HESAPPP... Lütfen!!!

"Ülkemiz, devletimiz ve milletimizin menfaati ve hedeflerini gözeterek geleceğini daha sağlam inşa etme niyeti ile çıktığımız bu yolda, her zaman ve her durumda en sağlam ve en doğru örneği referans almak ve takip etmek düsturu gereği, hücre çekirdeğindeki TP53 proteinin keşfedilen denetim mekanizmasından şahsımız, milletimiz ve devletimiz için dersler ve uygulamalar çıkartmamız gerektiği inancı, kanaati ve taraftarıyım."


Tıbbi bir terim olmaktan çıkıp, halkımızın dilinden ve zihninden nerdeyse hiç düşmeyen bir kavram… özellikle son yıllarda çok aşina olduğumuz ve bir o kadar da çekinerek korktuğumuz bir hastalık... KANSER… 


Aziz milletim, masum halkım neredeyse bir onkoloji (kanser bilimi) uzmanı kadar bu hastalık ile ilgili genel bir kültüre sahip olsa bile, bu çağın temel hastalığının sebeplerini, nedenlerini ve tedbirlerini tartışıp bilinçlenmek ve o bilinci yaşamak konusunda pek de maarif sayılmaz. Başımıza gelene kadar dedikodusunu, geldikten sonra şifasını, atlattıktan sonra ise yine rahat durmaz, belamızı ararız. 

16 Ekim 2017 Pazartesi

SA5019/KY66-SY2: Doktor Değil, Profesör Doktor!...

"İlk yıllarında neredeyse hiçbir bariz belirti göstermeyen AIDS (HIV) virüsü gibi bir bulaşıcı algıdan, davranış hastalığından ve kronikleşmiş akademik bir semptomdan bahsediyoruz ki bu semptom bütün bir akademik yapıyı, birimlerini ve fonksiyonlarını felce uğratacak kadar gizli ve sessiz ilerlemekte."

 

Kampüslerin duvarları yetmedi, ideolojik tel örgüler kapatamadı, üstüne bir de enaniyet beslediler, kibir büyüttüler, benlik doldurdular.. ve  kendi milletinden, ülkesinden ve insanlıktan uzak ama çok uzakta, evrensel bilim ve etikten bihaber çoğalıp durdular…

Yıl 1999. Lise yıllarımdan bir gün.  Bir şehrin, bir toplumun sinir uçlarının birleştiği, kaynaşıp harman olduğu mekanı, yani o şehrin üniversitesini keşfe çıkmıştım, büyük bir merak, heyecan ve sorular ile. Öncelikle kale gibi itici kalın duvarlar karşıladı,“ Hayırdır, Ne işin var burda?”, der gibi. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı