Figürler ve Düşünceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Figürler ve Düşünceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2017 Cumartesi

SA4408/KY55-İER7: Hayrettin Karaman ve Katılım Bankaları

"Dişi ve pençesi sökülen aslan yaşayamadığı gibi; kuzuyu meleten de postu değildir. İslam alemi karanlıkta kaybettiğini, lambanın altında aramaktadır: Faizsiz bankacılık sistemi tasarlamak mümkün değildir. Tasarlanması mümkün ve İslam’ın özüne uygun olan; özel hukuku kurulmuş, likit, teminat altına alınabilir, cari finansal enstrümanlara entegre sermaye ortaklığı sistemidir."


Hayrettin Karaman saygı duyulan bir din alimidir. Nitekim kısa süre önce GES senetlerinin faiz içerdiği ve katılım bankalarının portföylerinde bulundurmaması gerektiği yönünde bir fetva verdi. Bu fetvanın medyada yer alması üzerine, gazete haberlerinde "katılım bankaların en tepedeki danışmanı" sıfatı ile anılan Hayrettin Karaman'a 2008 yılında attığım mailleri hatırladım ve blogumda yayımlamaya karar verdim.

3 Nisan 2008 de kendisine attığım mailin ardından Hayrettin Karaman, bu mailden bazı alıntılar ve cevaplar içeren iki köşe yazısı yayımladı. Yazılarına itirazlarımı içeren ikinci mailime ise bir yanıt alamadım. 

27 Mayıs 2017 Cumartesi

SA4381/KY55-İER6: Sigara Yasağı

"Kamu yararı gözetilerek insanların sigara içmeleri kısıtlanabilir. Hatta sigarayı bırakmaları teşvik edilebilir, edilmelidir. Ancak sigarayı bırakmaya zorlanmaları mümkün değildir."


FIRINCIYA SÖYLEYİN EKMEK DE VERMESİN

Sonunda beklenen oldu: Bütün dünyada olduğu gibi; artık Türkiye’de de sigara ile mücadele, linç psikolojisi ile yürütülür hale geldi. Birbirine yakın kavramları maksatlı olarak tevhit edenler yada tefrik edemeyenlerin hedefi olmamak için, şöyle ifade edeyim; sigara ile mücadeleden değil, sigara ile mücadelenin linç psikolojisi ile yürütülmesinden rahatsızım. 

Elbette; sigara görünürlüğünün azaltılması sigara ile mücadelenin temel yöntemi, pasif içiciliğin önlenmesi ise içmeyenlerin en temel hakkıdır. Sigara içenlerin “nazının ya da sözünün geçtikleri” kontenjanına dahil olanlara yönelik tedbirler de unutulmamalıdır. 

20 Mayıs 2017 Cumartesi

SA4350/KY55-İER5: Arısız Bal Ekonomisi

"İşte Arsız Bal Ekonomisi, hırsızların, madrabazların ve ayıların ekonomisidir."


Küresel Krizle birlikte ABD ve Avrupa Birliği’ne ait ekonomik veriler, hayatımızın bir parçası oldu. Önceleri kendi krizlerimizde döviz kuru ve faiz gibi iki temel veriyi takip ederken, şimdi ABD’nin tarım dışı istihdam, haftalık işsizlik başvuruları, yeni başlayan konut inşaatları ya da AB ülkelerinin CDS’lerinin hangi seviyeden işlem gördüğü gibi bir çok veriyi takip ediyoruz. Ekonomi programlarında, gazete köşelerinde ve iş dünyasında bu veriler ışığında krizin ne yönde geliştiğine dair yorumlar yapıyoruz.

Son günlerde ekonomi çevrelerinde ABD’nin krizden yavaş yavaş çıkmaya başladığı, Avrupa’da ise çıkışın daha uzun zaman yayılacağı yönünde beklentilerin ağırlık kazandığını görüyoruz. Oysa ben, ne Amerika’da ne Avrupa’da ne de aynı ekonomik sisteme entegre olmuş diğer ülkelerde ekonomik krizden çıkış sürecinin başladığını düşünmüyorum. Hatta bazıları henüz krize girmediler bile.

13 Mayıs 2017 Cumartesi

SA4320/KY55-İER4: Şirinler

"Ya Lacivert Şirin’in hayalleri yetmezse?"


Aralık 2008'de Obama'nın başkan seçilmiş, henüz görevi W. Bush'dan devir almamıştı. ABD'de o zamanki adıyla Mortgage Krizi patlamış, küresel bir krize dönüşür mü dönüşmez mi tartışmaları yapılıyordu. Yunanistan Maliye Bakanı Yorgos Papakonstantinu'nun, Aralık 2009'da "Hükümetin kaybedilen kredibiliteyi geri kazanmak için gereken her şeyi yapacağı konusunda sizi temin ederim. Biz kimsenin bizi kurtarmasını beklemiyoruz. Yeni bir İzlanda değiliz, yeni Dubai de değiliz" açıklamasından bir sene önceydi...

Parasal genişlemelerin uygulamaya girmesi bir yana Merkez Bankası başkanları enflasyonu birinci tehdit olarak gördüklerini açıklıyorlardı. Jean-Claude Trichet'nin, "Bedeli ne olursa olsun enflasyon hedeflemesinden vazgeçmeyeceğiz" açıklamasından iki sene önceydi...

6 Mayıs 2017 Cumartesi

SA4290/KY55-İER3: Fil Arabası

"Tüketilen doğal kaynaklar, kirletilen çevre, sanat, estetik gibi değerler, ne şirket bilançosuna ne de patron terekesine girmediğinden, ölçek ekonomisinde sürüm, verimlilikle eş anlamlı."


Küresel ekonomik krizin, köklü ve yapısal bir sorundan kaynaklandığını ve bu sorun, doğru teşhis edilmedikçe krize çözüm bulunamayacağını biliyoruz.

Bu sebeple krizin ilk günlerinden bugünlere kadar aynı soruya cevap arıyoruz: “Kapitalizmin, sonu mu geldi?” Bu sorunun bir de ön yargılı versiyonu var: “Kapitalizmin sonu, geldi mi?”

Dikkat ederseniz sorunun temel versiyonu, sezgiye dayalı bir endişeyi ifade ediyor. Kendinizi hangi versiyona yakın hissederseniz hissedin; size bir iyi, bir de kötü haberim var. 

29 Nisan 2017 Cumartesi

SA4265/KY55-İER2: Kan Tutuyor... Küreselleşiyoruz...

"Gözyaşı dökmek… Başkasının acısı ile, bir başkası için gözyaşı dökmek... O gözyaşı ki; insan olma, insanlık gemisi içinde, diğer insanlarla birlikte olma şuuru."



Dr. Süleyman Gündüz, Balkanlar’da Srebrenica katliamı sırasında yaşanan bir dramı aktarıyordu; dört yaşındaki çocuk, ölmeden önce annesine sormuş; “Anne; askerler, çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi?”. Bu soruyu duyduğumda, bir anda hıçkırarak ağlamaya başladım.

İsrail’in, Lübnan’ın Kana kasabasına gerçekleştirdiği saldırının görüntüleri akıyordu ekranda; enkaz altından çıkarılan, kızım yaşlarında bir çocuk cesedinin elindeki emziğe ilişti gözüm ve yine boşaldı göz yaşlarım. 

22 Nisan 2017 Cumartesi

SA4240/KY55-İER1: Diyojen'in Feneri

"Evrensel değerlere kodlanmış zihinler, bu tasarıma bir anlam veremezken; suçsuzluğu ispatlanana kadar herkesin suçlu kabul edildiği bir vasatta şekillenmiş zihinler, hiç şüpheniz olmasın ki, ne demek istediğinizi hemen anlarlar."


Aradan (2010'dan sonra) iki seneyi aşkın süre geçtikten sonra nedense artık, durup dururken bize özgü adalet tanrıçası figürü takıldı aklıma...

Hani, Anayasa Mahkemesi yeni binasına taşındığında, bahçesindeki Adalet Tanrıçası heykeli, dikkatlerden kaçmamıştı. Heykeltıraş Aslan Başpınar, heykelin Adalet Tanrıçası olmadığını, kurumun talebi doğrultusunda özgün bir tasarım gerçekleştirdiğini ve heykelin, adaleti temsil eden Anadolu kızı olduğunu açıklamıştı.

Malumunuz; evrensel Adalet Tanrıçası, tarafsızlığının simgesi olarak gözleri bağlı, bir elinde kılıç, diğer elinde terazi tutan, bağımsızlığını ifade etmesi bakımından bakire olduğu iddia edilen bir figürdür. Caydırıcılığını ve kanunların gücünü ifade eden kılıcı tutan eli aşağıda, hafif geride; adaleti temsil eden teraziyi tutan eli ise bariz olarak yukarıda ve öndedir. Pek dikkat çekmese de yerde bir yılan figürü vardır ve tanrıçanın bir ayağı, kanunu temsil eden kitaba basar. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı