30 Eylül 2018 Pazar

SA6904/KY71-ATANTİK38: Bilmenin Neliği…

"Her bilgi bir başka bilgi tarafından eleştiriye tabi tutulabilir, yanlışlayabilir veya doğrulayabilir. Bu da bizim nasıl yaklaştığımızla ilişkili olduğu aşikâr."


Bu aralar bilme üzerine düşünüyorum da...

Neyi biliyorum? Bu soru uykularımı kaçırıyor. Bakıyorum, bildiğimi sandığım birçok şeyi derinlemesine düşündüğümde bilmediğimi fark ediyorum. Kendini bilgiç zanneden kişilerin söylediklerine bakıyorum, kitapta okuduklarımı düşünüyorum. Bakıyorum, yine söylenen her söze, söyleme yönelik bir sürü şey söylenebilir ve tamlıktan, bütünlükten uzak şeyler. Ama insanoğlu, yine de doğru olduğunu düşündüğü şeyleri cesaretle söylemeye devam ediyor.

SA6903/SD1147: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 393 (16-20 Ocak 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(
16-20 Ocak 2017)  (Ocak 2017: 5.777  Tweet+Önceki Toplam: 237.681 +5.777 = 243.458 Tweet)

Akşam Gazetesi

  ✔
@Aksam
Antalya merkezli 5 ilde FETÖ operasyonu! 18 rütbeli askere gözaltı bit.ly/2kbum5e pic.twitter.com/JHyOdze4UG
@Seckin_Deniz retweetledi

SA6902/KY49-İTIĞLI130: Suud’un Dayanılmaz Manevraları

"Suud’un Yemen’de uyguladığı katliamları sadece seyretmekle yetiniyoruz. Bir kınama emaresi bile gösteremiyoruz. Oysaki insanlık adına Müslümanlık adına; zulüm, katliam kimden gelirse gelsin karşı durabilmeliyiz."


28 Şubat döneminin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bir televizyon kanalına katıldığı programda, başörtüsü sorununun çözümü için Suudi Arabistan’ı işaret etmiş ”Başörtüsü gericiliktir… ille de başörtülü okumak isteyen varsa Suudi Arabistan’a gitsin” demişti. 

Bir bakıma Demirel’i haklı çıkaran nedenler vardı doğrusu. Çünkü Suud kendisini halifeliğin kaldırılmasından sonra her zaman İslam’ın merkezi olarak göstermişti. Bizim Batı’nın tezgahından çıkmış aydın ve siyasetçilerimiz de Suud’un bu kendine biçtiği rolü kanıksayarak kafalarındaki İslam düşmanlığının göstergelerini Suudi Arabistan’dan örnekler vererek göstermişlerdi.

SA6901/KY69-EY220: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6900/KY37-AZ319: Uygurları Amerika’nın Eline Teslim Edemeyiz

"Kimse, Müslüman’ın üstünde tepinemez. "


Amerikan emperyalizmi birden, “zulüm gören Türk halkı” olarak Uygurları hatırladı. Belli ki, Çin ile yaşadıkları bilek güreşinde kullanılacak bir malzemeye ihtiyaçları vardı ve Soğuk Savaş’tan kalan bir dosyayı raftan indirdiler. 

Doğu Türkistan, 1 milyon 665 bin kilometrekarelik alanda, yaklaşık 40 milyon Uygur Türk’ünün yaşadığı bir bölge. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuzeybatısında, Tibet, Kazakistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan kontrolündeki Keşmir ile sınırı olan son derece stratejik bir alan. Bölgede 1949 yılında kurulan Doğu Türkistan hükümeti Çin’in baskısıyla dağıldı, bu sorun, o gün bugündür varlığını koruyor. 

29 Eylül 2018 Cumartesi

SA6899/SD1146: Kapitalist Azınlık Tepkisi: "Laik Durgunluk Efsanesi"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız Columbia Üniversitesi Profesörü Nobel ödüllü ekonomist, Joseph E. Stiglitz'e aittir ve ABD finans şirketlerinin ve bankaların sorumlu olduğu 2008 Ekonomik Krizi'nde finans şirketlerini ve bankaları değil, ekonomi yönetimini sorumlu tutmaktadır, Obama'nın daha sonra finans piyasalarını ve bankaları destekleyen politikalara dönmesine vurgu yaparak krizde doğru adımlar attığını söylemektedir; ona göre bankaları paraya boğmak, onlara hesap sormamak, azarlamamak doğru bir yöntemdi. Laik Durgunluk'tan kasıt bu vahşi kapitalist piyasanın neden olduğu faize dayalı çöküş ve çürümedir ve Joseph E. Stiglitz finans şirketleri ile bankaların sorumluluğunu reddetmektedir ve bugün yaşanan iyileşmenin ve istihdamdaki artışın düşük faiz döneminde de mümkün olduğunu iddia ederek faizin durgunluğun nedeni olmayacağını (ikna etmekten uzak bir şekilde) söylemeye çalışmaktadır. 10 Ağustos 2018 ABD Başkanı Trump'ın Türkiye'ye yönelik ekonomik saldırısı sonrası TCMB'nin faiz arttırmasını isteyen Küresel Finans Çetesi'nin bu anlamda, Joseph E. Stiglitz'i ne kadar yalanladığı ortadadır... TÜSİAD üyeleri bile faizlerin yüksekliğinin işletmelerin gelişmelerinin önündeki en büyük engel olduğunu söylemişler ve bundan şikayetçi olmuşlardır. TÜSİAD Başkanı Bilecik bahse konu saldırıdan önce bile "Faizlerin yüksek olması yatırım iştahını geride bıraktırıyor" demiştir. Nobel ödüllü bir akademisyen de olsa bir yalancının, bir manipülatörün metnini okumak faydalı olacaktır diye düşünüyoruz. ABD için düşük faiz iyi sonuçlar doğurabiliyorsa Türkiye için de doğurabilir.
Seçkin Deniz, 29.09.2018

The Myth of Secular Stagnation

"2008'deki toparlanmayı yönetmekten sorumlu olanlar, laik durgunluk fikrini çekici buldular çünkü hızlı ve sağlam bir iyileşme elde etmekte başarısız olduklarını açıklamışlardı. Böylece, ekonominin ortadan kalkmasıyla birlikte,1930'ların Büyük Buhranı sırasında doğan bir kavram yeniden canlandırıldı."

2008 mali krizinin ardından, bazı iktisatçılar, ABD'nin ve belki de küresel ekonominin, Büyük Buhran sonrasında ortaya çıkan bir düşünce olan “laik durgunluktan” muzdarip olduğunu ileri sürdüler. Ekonomiler her zaman çöküşten kurtulmuştu. Fakat Büyük Buhran, daha önce görülmemiş bir şekilde uzun sürmüştü. Birçok kişi ekonominin sadece II. Dünya Savaşı'na yönelik hükümet harcamaları yüzünden iyileştiğine inanıyordu ve birçokları savaşın sona ermesiyle ekonominin eski haline dönmesinden korkuyordu.

SA6898/KY26-CA208: Gençler Heyecanını Nasıl Koruyabilir?

"Okulların bireysel varlığı bastırmayacak şekilde gerçekçi temellere sahip bir toplumsallık bilinci oluşturmasını sağlayamayan bir eğitim sisteminin ileri yıllara doğru çekiştirilip durulmasının kime yararı var sanki?"


Gezip dolaştığım çevrelerde gençlerle sohbet etmeye çalışıyorum. İçlerinde öğrenciliğin değerine ve emeğin öğreticiliğine inananlar hiç az değil. Dürüst, içten ve kanaatkâr olan, ideallerinin peşinde gidiyor, yorulmayı ve özveride bulunmayı göze alarak. Biri akşamlarını mültecilere çorba dağıtmaya ayırıyor, diğeri sokakta bulduğu göçmen aileyi bir çatı altına yerleştirmek için etrafını seferber ediyor. Gecelerce uykusuz kaldıktan sonra sabah erkenden toplu taşımayla şehrin öteki ucuna doğru yola çıkabiliyor genç insan, bir cümle, bir kitap, bir açıklama veya uygulama peşinde. Büyük bir çaba içindeler ideallerine giden yolda. 

SA6897/KY38-SevDur168: Gönüllü Diplomatlar



Takdim


Yeni büyükelçiler kararnamesiyle atanan isimlerin bir kısmı bürokrasinin içinden gelirken, bir kısmının sivil hayattan uzmanlar olması diplomaside liyakat ve monşer tartışmalarını gündeme getirdi. Kendi alanlarında başarılı çalışmalara imza atan isimlerin büyükelçi olarak atanmaları ülke ilişkilerinde bürokrasinin soğuk havasından uzak, daha etkili ilişkilere katkı sağlayacağı düşünülüyor.

SA6896/ÇY11-HK46: Tarih'e İhanet mi Saygı mı?



Kayseri Hatuniye Medresesi, bir ilan sitesinde kiralık olarak yayınlanmasıyla dikkatleri çekti. Yaklaşık 590 yıllık tarihi olan Hatuniye Medresesinin kiraya çıkartılmasına sosyal medyadan tepkiler gecikmedi. “Dulkadiroğulları’ndan kiralık Kayseri Hatuniye Medresesi” diyerek bu durumu mizahi bir üslupla eleştirenler de oldu, “Tarihe ihanet, ecdada saygısızlık” diyerek tepki gösterenler de. Fakat kamuoyunda tartışılan en önemli soru, bu tür tarihi yapıların kiralanıp kiralanamayacağı meselesiydi.

SA6895/KY69-EY219: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6894/KY58-GÖKA140: Meğer Yalnızlık Çekmiyorlarmış!

"Norveçli düşünür, gözümüzün içine baka baka yalnızlıkla ilgili gerçeklere, hatırı sayılı sosyologların, psikologların gözlemlerine ve düşüncelerine bir reddiye yazıyor. İskandinavya’nın, modern batının halini temize çıkarmaya uğraşıyor. Sadece bununla kalsa iyi, kapitalist liberal anlayış da liberal birey de masum ona göre… "


Özellikle Batı dünyasında baş gösteren “yalnızlık” üzerine çokça konuşuluyor, sızlanılıyor, çareler düşünülüyor. Zaman zaman bu köşede biz de yalnızlığı konu ediniyor, nasıl ele alınması gerektiğiyle ilgili fikirlerimizi dile getiriyoruz. Nihayet beklediğim oldu; “Batı’nın yalnızlık diye bir derdi yoktur, uydurmayın!” diyen ve mevcut durumu savunan birisi meydana atıldı. 

Norveçli filozof Lars Svendsen, yalnızlık üzerine bugüne kadar söylenenlere yüksek sesle karşı çıkan bir kitap yazdı. 

28 Eylül 2018 Cuma

SA6893/KY28-ATA384: Rumların Garantörlük Aldatmacası

"İlgili arkadaşlar, akademisyenler ve araştırmacılar Zürih Konferansı tutanaklarına göz atarlarsa, Zürih’te taraflarca Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına konması kabul edilen EK I. “Garanti ve İttifak Antlaşması”nın kökeninin Avusturya’nın kuruluş statüsü ve üzerinde mutabakata varılan garantörlük sistemi olduğunu göreceklerdir."


Rum lider Anastasiadis’in “dünya üzerinde Kıbrıs’tan başka hiçbir yerde bağımsız bir devletin garantörleri yok” ile “21. Yüzyılda artık garantörlük yok” cümlesinin -derinlemesine araştırma yaptıkça- yalan ve Kıbrıslı Türkler ile BM’yi aldatmaya yönelik olduğu bir bir ortaya çıkıyor.  


Anastasiadis’in tek bir hedefi var. Kıbrıs adasını önce Rum egemenliği altına sokmak sonra da Yunanistan ile birleştirmek olan Yunanlıların ve Rumların iki asırlık hayalleri “Megali İdea”yı, yani “Büyük Ülkü”yü gerçekleştirmek.

SA6892/KY1-CÇ544: Dengesizlik

"Elim kolum bağlı. Sokağa çıkmaktan ürküyorum. Çoğu kez yataktan çıkmaya korkuyorum. Sanki hareket edersem başım bedenimden düşecek, kalbime bir kurşun saplanacak."


Dengemi kaybediyorum. Sağlıklı kararlar vermede zorlanıyorum. Ürküyorum. Korkuyorum. Korkularım – aslında tek bir korku- iyiden iyiye etkisi altına aldı. Korkuma en uygun ad rüyada olma korkusu diyebilirim. 

Evet, kendimi bir rüyada sanıyorum. Şuan, şu zaman bir rüyadaymışım uyanacakmışım gerçekle yüz yüze gelecekmişim. Uyanınca kendimi doğmadığım bir zaman diliminde bulacakmışım gibime geliyor. Hali hazırda yaşadığım zaman diliminin bir rüya olduğu sanısıyla kıvranıyorum. Bildik tarzda bir rüya değil bu birincisi. 

SA6891/KY73-PH2: Türkçe'nin Salası!

Banarlı gayet açık bir Türkçeyle; “Türk milletini içinden yıkmak isteyenler onun önce dilini ve arkasından da dinini devirmek yolundadırlar.” der.


Nihad Sami Banarlı’nın 1978’de basılan ‘Türkçenin Sırları’ kitabının kapağında el yazısıyla yazılmış ‘sırları’ kelimesi, göz yanılmasıyla ‘salası’ gibi okunuyor. Belki de bilinçaltımın etkisiyle bana öyle geliyor. Küçükken okuduğum ve pek bir şey hatırlamadığım kitaba yeniden göz atınca, aslında pek de abartmadığımı anladım. Türkçe'yi öldürmüşler de selâsını/salasını veriyorlar demeye getirmiş Banarlı Hoca.

SA6890/ÇY4-DB135: Reuters'ı Satın Alan Blackstone, 2026 Yılına Kadar 1 Trilyon Doları Yönetmeyi Planlıyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin bir Reuters yayınıdır ve Reuters'in Blackstone şirketi tarafından tarafından satın alındığını haber vermekte, Blackstone'un finansal gücüne dair veriler sunmaktadır. Bilindiği gibi Reuters, Türkiye ve Erdoğan aleyhine, siyonist saldırganlık stratejisi gereği spekülatif ve manipülatif haberler yaymaktadır; haberde anlatılmayan temel gerçek Blackstone'un da Reuters'in de patronunun Rothschild ailesi olduğu, yapılan satışın da formalite olduğu gerçeğidir... Batı Medyasının ve Batı Finans merkezlerinin patronu olan Rothschild ailesinin ellerindeki her türlü araçla Türkiye'ye saldırdıklarını unutmayınız.
Seçkin Deniz, 28.09.2018

Blackstone looks to manage $1 trillion by 2026

21 Eylül 2018, Cuma günü özel sermaye ve gayrimenkul gibi dünyanın en büyük alternatif yatırımlar grubu Blackstone Group LP (BX.N), 2026 yılına kadar 1 trilyon dolarlık varlıkları yönetebileceğini söyledi.

Şirket şu anda 2007 yılında halka açıldığından beri beş kat artışla 439 milyar dolarlık bir yönetime sahip. Bu iddialı hedef, Blackstone'un, diğer emsalleri gibi, özel sermaye ve diğer formlar için alternatif yatırım yönetimi taleplerinden nasıl yararlanabileceğinin altını çiziyor.

SA6889/KY47-OE23: Roman Düğünü I

"Bir Osman Ekiz yapımı"
Roman Düğünü I
Belgesel-Röportaj-Fotoğraf
Fotoğraflar: Osman Ekiz- Montaj: Cemal Çalık

SA6888/KY27-ŞT81: Halk İçinde Hakk ile Hemhal Bir Derviş: Erzurum Ulu Camii

"Bütün albenisine, çoğunluğu esnaftan müteşekkil cemaatinin bolluğuna, genişliğine, büyüklüğüne ve merkezi konumuna rağmen sanki hiçbir zaman bu halini bozmayacak, hep öyle sessiz ve sakin kalacak bir duruşla bakar Erzurum'a Ulu Camii…"


Cumhuriyet Caddesi'nin bitimine doğru, Tebrizkapı'ya, elli adım, bilemediniz yüz adım kala Çifte Minareli Medrese'nin hemen yanı başında müştemilatı kendinden menkul bir ulu mekan vardır Erzurum'da.

Sanki biten caddenin sınırını belirliyormuşçasına tam ortasında durduğu gürültü ve kargaşadan uzak kalmak isteyen bir derviş gibi hem şehrin içinde hem şehirden uzak ama bir o kadar da gözünü  şehirden ayırmayan  bir büyükbaba misali muhkem ve emin bir hali vardır bu ulu mekanın.

SA6887/KY69-EY218: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6886/KY48-SY73: Dans Nedir? -II

"Bizim kültürümüzde dansın yeri neresidir?"


16 Ocak 2000, Pazar

Dans, insanın, içindeki "derin ritme" dokunup onu açılan bir çiçek gibi vücudundan dışarıya taşırması olarak, oldukça eski bir sanattır.

"...Ahenkli sallanış ve titreşim, Afrika insanının bütün faaliyetlerinde önemli rol oynar. Bu dans kutsaldır. Topluluk o dansta kendisiyle ve kendisini çevreleyen âlemle olan derin bütünlüğünün ve birliğinin farkına varır. Kutsallık, burada ahenk ve güçten dokunmuş, gittikçe genişleyen bir örtü gibidir. Bu dans bize, insandan insana en kısa yol olan sanatın eserleri kadar dolaysızca geçiveren o dokunaklı ve coşku verici titreşimi verir. Bu dansla insan, evrendeki ritmik yaradılışa katılır..." (Roger Garaudy, ''Yaşayanlara Çağrı'' Pınar Yay. s. 97-98)

27 Eylül 2018 Perşembe

SA6885/KY13-AO203: Çay S.O.S Veriyor; Çay, Çay-Kur, Özel Çay İşletmeleri Üzerine

"Eğer üreticiler, çalışanlar olarak bizler sahip çıkmazsak çayımızın geleceği hiç de iyi değil! Sahip çıkmak ise öncelikle, yıllardır konuşulan Çay yasasının çıkmasıyla olur.."


Öncelikle çayın Rize’ye gelişini sağlayanları şükranla anarak söze başlamalı.Çay sayesinde başta Rize olmak üzere Doğu Karadeniz insanı gurbetten kurtuldu ve kısa sürede yoksulluk elbisesini üzerinden attı.

Bugün çay üretiminde ülkemiz yaklaşık 77.000 hektarlık üretimle dünyada Çin, Hindistan, Sri Lanka, Kenya ve Endonezya’nın ardından 6. sırada bulunmakta ve 760.000 dekar çaylık sahada yaklaşık 205.000 üretici çay tarımı ile uğraşmaktadır. Bölgede bu düzeyde yaygın ürün bulunmadığı için çay hala alternatifsiz üründür.

SA6884/SD1145: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 392 (11-15 Ocak 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(
11-15  Ocak 2017)  (Ocak 2017: 5.777  Tweet+Önceki Toplam: 237.681 +5.777 = 243.458 Tweet)


Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Teklifin 17. maddesinin gizli oylamasında 342 kabul, 135 ret oyu kullanıldı, 3 oy boş, 2 oy geçersiz, 2 oy çekimser

Mete Sohtaoğlu @metesohtaoglu
Esad rejiminin #Barada Vadisi’ndeki silahlı gruplarla görüşmelerdeki müzakerecisi e.general Ahmed Gadban,Deyr Kanun'da vurularak öldürüldü 📸pic.twipic.twipic.twitter.com/NR6mlPpgd55
@Seckin_Deniz retweetledi

SA6883/KY49-İTIĞLI129: Negaş diye Bir Yer Var İlk Hicretimizde

"Necaşi ve 16 sahabe mezarı sizin gelip bir Fatiha okumanızı, hicretin ilk günlerini tekrar hatırlamanızı bekliyor."


Etiyopya’ya gelirseniz Tigrey eyaletinin başkenti Mekele’ye 55 km uzaklıktaki Negaş köyüne uğramayı unutmayınız. Bu köyün İslam tarihinde müstesna bir yeri bulunuyor. Müslümanlar Mekke’deki baskı ve zulümlerden kaçmak için Hz. Peygamberin tavsiyesi ile ilk kez Afrika’ya geldiler ve bu topraklara ayak bastılar. Müslümanlara kucak açan Habeş kralı Necaşi’nin, Negaş köyünde mezarı bulunuyor. Köy tarih boyunca birçok saldırıya uğramasına rağmen hala İslam’ın o derin ruhunun izlerini taşıyor. 

Eritre, Etiyopya’dan ayrılmadan önce burası Müslümanların Ramazan aylarında, Aşure gününde toplantı yeriymiş. Fakat İslam dünyasındaki ihmalkarlıktan bu bölge de etkilenmiş zamanla türbe harabe haline gelmiş, içinde koyunların ve keçilerin barındığı bir ağıl işlevi görmüş. Temeli ilk Müslümanlar tarafından atılmış türbe yanındaki ilk Hicret Camisi’nin ise sadece bir duvarı karmış.

SA6882/KY69-EY217: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6881/KY60-ES82: İnsülin Canımızı Yakıyor



İstanbul Medeniyet Üniversitesi İç Hastalıkları ve Diyabet uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kanat, Tip 2 diyabet hastalarının kullandığı insülin tedavisinin neredeyse yüzde doksanının gereksiz olduğunu söylüyor. Normalde teşhisten 10-15 yıl sonra insüline ihtiyaç duyan Tip 2 diyabet hastaları, teşhis koyulur koyulmaz insüline başlatıldığı için hem tedavileri optimum olarak gerçekleşmiyor hem de hastalar kilo alarak şeker kontrolünü kaybediyorlar.

İç Hastalıkları ve Diyabet uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kanat, diyabet tedavisinde kullanılan insülin ilaçları konusunda çarpıcı açıklamalar yaptı. Tip 2 diyabet hastaları için kullanılan insülinin yüzde 90’ının gereksiz yere hastalara verildiğini söyleyen Prof. Kanat, bu durumun tehlikelerine dikkat çekti. 

26 Eylül 2018 Çarşamba

SA6880/KY59-MLÖZ46: Eminönü'de Bir Çocuk

"Simsiyah saçları uzamış, alnına düşmüş. Altında bir karton parçası serili. Ayak bileklerindeki kemikler çok belirgin, kabuklaşmış ayak tabanları simsiyah."


Açık, güneşli bir gün. Gökyüzünde bir tane bile bulut yok. İstanbul'da sıradan günlük gürültülü ve hareketli hayat. Sırt çantalarıyla, başlarında hasır şapkalarla ve boyunlarında fotoğraf makineleriyle turistler, Tahtakale’den alışverişten dönen ve ellerinde kocaman poşetleri taşıyan insanlar, ellerinde kitaplarla gençler meydanda. Eminönü’nün klasiği olarak camiinin altındaki güvercinler, güvercinlere yem atan çocuklar, martıların bağırışları ve her tarafa yayılan kızarmış balık kokusu...  

Etrafında asırlık ağaçlarla, gri duvarlarıyla, görkemli kubbeleriyle Yeni Camii, bir taraftan Boğazın masmavi sularında kıyıya yaklaşan vapurlar, tam ortasında yolu Galata Köprüsüne uzanan tramvaylar. Araba yolunun her iki tarafı da çok kalabalık.

SA6879/Sonsuz Ark-YD120: Dünya’nın İç Yapısına Genel Bir Bakış

"Dünya gezegeninin iç yapısına ilişkin şu anki çağdaş bilimsel kavrayışımız, sismik görüntüleme tekniklerinin yardımıyla elde edildi. Sismik görüntüleme, depremlerin ürettiği ses dalgalarının ölçümü ve farklı katmanlardan geçişin bu dalgaları ne kadar yavaşlattığı gibi incelemelerle gerçekleştirilir."



Yeryüzünün katmanlarını incelemek için genellikle iki farklı sınıflandırma kullanılıyor: Bileşimsel katmanlar ve mekaniksel katmanlar. Dıştan içe doğru bileşimsel katmanlar şöyle: Okyanussal kabuk, kıtasal kabuk, manto, çekirdek. Mekaniksel katmanlar ise yine dıştan içe doğru şöyle sayılabilir: 

Litosfer (taşküre), astenosfer, mezosfer, dış çekirdek, iç çekirdek. Bileşimsel katmanlar, kimyasal bileşenler dikkate alınarak, mekaniksel katmanlar ise fiziksel hareketler dikkate alınarak adlandırılmış bulunuyor.

SA6878/ÇY11-HK45: Sıfır Atık ile Çöpler Kaynak Oluyor




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen Sıfır Atık projesi, geleneksel geri dönüşüm uygulamalarına farklı bir bakış getiriyor. Projeyle atıkların azaltılmasının yanı sıra değerlendirilebilir atıkların geri dönüşüm tesislerinde işlenerek ekonomiye katkı sağlaması da amaçlanıyor. Atıkların tek tek ayrıştırıldığı ve kaynak olarak görüldüğü bu projede hedef 2023 yılına kadar yaygınlaşması.

Kurban bayramı ve tatil sonrası plajlar, piknik alanları, mesire yerlerinde insanlardan geriye kalan çöp dağları çevre konusundaki umarsızlığımızı ve eğitim sorunumuzu ortaya koymuş oldu. Sosyal medyadaki paylaşımlar, gönderilen fotoğraflar da çevre kirliliği ve doğanın korunması hakkında kamuoyu oluşmasını sağladı. 

SA6877/KY69-EY216: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6876/KY37-AZ318: Bizi Düşman İlan Eden Tek Devlet: İSRAİL

"Yaparlar… Bu nedenle, şu S-400’leri bir an önce getirin buraya… "


Açık itiraf, Gregg Roman adlı siyonistten geldi. Washington’daki siyonist lobinin en önemli düşünce kuruluşlarından biri olarak kabul edilen Middle East Forum’un (MEF) yöneticisidir. MEF, bir başka önemli siyonist Daniel Pipes tarafından 1990’da kurulmuş, çalışmalarını Amerika’nın Ortadoğu’da yalnız İsrail çıkarlarını koruması üzerine oturtmuş bir kuruluştur. 

Gregg Roman, Daniel Pipes kadar tanınmış bir siyonist değil, ama, Türkiye onu, geçenlerde yaptığı, “Başkan Donald Trump, Fetullah Gülen ile Beyazsaray’da birebir görüşmeli” açıklamasından tanıyor. 

25 Eylül 2018 Salı

SA6875/SD1144: Türkiye ve Toplumsal Barış

"Türkiye'de Toplumsal Barış zâyi olan yahut muhal olan bir olgu değil, tam aksine sabit ve muhkem olan bir hakikat olarak bu toprakları korumaya devam etmektedir."


Siyonizm'in kontrolündeki uluslararası Batılı medyada ve aynı ağın yerel unsurları olarak çalışan, Türkçe yayın yapan Türkiye merkezli bazı medya organlarında sıklıkla Türkiye'de kutuplaşmadan söz edilmektedir. Tuhaf bir şekilde kendini muhafazakâr olarak tanımlayan 'bazı' yayın organlarında da diğerleriyle eş zamanlı olarak bu 'kutuplaşma' ile ilgili köşe yazıları 'ortaya' çıkmaktadır.

"Türkiye'de kutuplaşma var mıdır yok mudur?" sorusuna cevap aramaktan ziyade, bu yayınlarda işlenen  ve özellikle 'Erdoğan döneminde arttığı iddia edilen 'kutuplaşma'nın kalıcı ayrışmanın zemini olarak inşâ edilmeye çalışılması dikkatle incelenmelidir.

SA6874/SD1143: Sonsuz Ark Sohbetleri 19

"Kadınların bedenlerinin satıldığı herhangi bir olayı “vergiyi doğuran olay” olarak değerlendirmek, insan haklarına aykırı olduğu gibi, bundan elde edilen vergi gelirlerinin diğer gelirler gibi değerlendirilerek bütçe yoluyla, gerek dinî, gerekse insanî hassasiyetlerle yaşayan insanlara kanalize edilmesi de insan haklarına aykırıdır."


İçinde bulunduğumuz yüzyıl, ahlakî açıdan insanlık tarihinin en utanç verici uygulamalarına şahit olmaktadır. İnsanlık büyük bir kaosun tam ortasında, çaresizlikle kıvranmaktadır. Dünya'yı etkileyen, ülkeleri, toplumları ve bireyleri baskı altına alarak kendi koyduğu kuralları, çıkardığı yasaları dayatan Batı Medeniyeti'nin insanlığa sunduğu şey sefalettir, onursuzluktur, hayvandan daha aşağı bir medeniyet seviyesidir. 


Çoğunlukla kadınların ve çocukların bedenlerinin satıldığı yüz milyarlarca dolarlık seks endüstrisi, trilyon dolarlara varan kumar, uyuşturucu ve alkol sektörü, faiz merkezli finansman ve sömürü sistemi insanı korkunç bir zifiri karanlık gibi sarmış durumdadır ve ne yazık ki devletler bu ahlak dışı, insan onurunu yok edici faaliyetleri 'vergiyi doğuran olay' olarak tanımlamakta, bu aşağılık faaliyetlerden elde edilen gelirleri devletlerin gelir hanesine yazmaktadırlar.

SA6873/SD1142: Siber, ​​Mükemmel Silah mı?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, ABD Ulusal İstihbarat Konseyi'nin savunma ve başkan yardımcılığından sorumlu Prof. Joseph S. Nye Jr.'ye aittir ve Siber saldırıların daha etkili silahlar olduğu konusunda fikirler ileri sürmekte; 'Siber Saldırılar'a alan açmak için tıpkı 11 Eylül gibi milat alınacak olayı ya da bir tarihi, yani 2016 Başkanlık seçimini baz almakta, ABD'ye 'inkar edebileceği' fırsatlar sunan siber saldırıların mükemmel silahlar olacağını söylemektedir. Türkiye'nin bu yeni tür savaşa karşı geliştirdiği siber ordusu 2017'de kuruldu. Dünyayı üç gün esir alan Mart 2017'deki siber saldırı sonrası Mayıs 2017'de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, siber saldırılarla mücadele için 13 bin 'beyaz hacker'dan oluşan 'siber ordu' kurulduğunu açıklamıştı.
Seçkin Deniz, 25.09.2018

Is Cyber the Perfect Weapon?

"Yıllardır, siyasi liderler “Siber Pearl Harbor” tehlikesi konusunda uyarıda bulundular. Ancak, bugün siber silahlar, sinyal bozmak veya karışıklık yaratmak açısından fiziksel yıkımdan daha fazla faydalı görünmektedir."

Yıllardır, eski ABD Savunma Bakanı Leon Panetta gibi siyasi liderler “Siber Pearl Harbor” tehlikesi konusunda uyarıda bulunuyorlar. Potansiyel rakiplerin elektrik şebekemize kötü amaçlı yazılımlar yüklediklerini bir süredir biliyoruz. Birdenbire güç geniş bölgelere yayılabilir ve ekonomik bozulmaya, tahribata ve ölüme neden olabilir. Rusya, Aralık 2015'te Ukrayna'ya yönelik karma savaşta, sadece birkaç saatliğine olsa da böyle bir saldırı gerçekleştirdi. Daha önce, 2008 yılında Rusya, Gürcistan'ın Rus birliklerine karşı savunma çabalarını bozmak için siber saldırıları kullandı.

SA6872/SD1141: "yokuş aşağı yolcuları" /18.03.2005/ 332. patika



...ihtiyârî yeterliliğe sahip olup da yücelebilen ve aşağılık olabilen bildiğimiz iki tür varlıktan biridir insan...
...-diğer türü merak etmeyiniz; onlar cinlerdir-...
...-cinlerle meşgul olamayacağımıza göre, insanın yücelmesi ve aşağılıklaşması konusunda söz dizileri oluşturabiliriz-...
...insan yüceliklere ulaşmada inanılmaz zorluklar yaşar; ancak aşağılık olmak o kadar zor değildir...
...bu açık beyandan sonra yüceliklerdeki insanın parıltısı ile aşağılık olanların karanlığı arasında bir korelasyon var mıdır, bilmiyoruz...
...ama aşağılıkların yokluğu, yüceliklerin varlığını muhakkak ki etkileyecekti...
..."karanlığın varlığı ışığın parlaklığını arttırır", derler...
...peki söz dizisi sadece bu kadar mı?..

SA6871/SD1140: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 391 (06-10 Ocak 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(
06-10 Ocak 2017)  (Ocak 2017: 5.777  Tweet+Önceki Toplam: 237.681 +5.777 = 243.458 Tweet)

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Allah yarattı... twitter.com/TheEconomist/s…

Yeni Şafak

@yenisafak
Trump, 'Obamacare' adıyla bilinen sağlık reformunun iptalinin gelecek hafta Kongre'de oylanması gerektiğini söyledi yenisafak.com/dunya/trump-ob… pic.twitter.com/PU3dQHEouD
@Seckin_Deniz retweetledi

24 Eylül 2018 Pazartesi

SA6870/AŞ91: Erdoğan'ın Şahsında Şüphe Bulutları Dolaştırmak

"Şüphelerle gidilen yol bu saatten sonra ancak  FETÖ'nün efendilerinin taşlarını döşediği yoldur, Satanizm'in yoludur..."


Dönüp dolaşıp konu hep Erdoğan'a geliyor, İstanbul Belediye Başkanı olduğu 1994'ten bu yana 24  yıl geçmiş Erdoğan Türkiye'nin gündemine gireli. Ne kadar başka bir zaman; ne kadar şaşkınlık verici sıçrama zamanı... Erdoğan mı millete muhtaç, millet mi Erdoğan'a? 24 yıl sonra bugün Erdoğan hâlâ %53 oy alıyorsa bu soruyu sormak bile abes... Erdoğan bu milletin çocuğu, millet kendi çocuğunun kendisini daha iyiye taşımasını istiyor, kim ailesine ihtiyaç duymaz, kim çocuğuna muhtaç değil?

SA6869/ME41: Özgürlüğe Kaçış Döngüsü

"Kimi sıkıştırırsanız sıkıştırın sonunda birbirinizi sıkıştırmış, çaresizliğe sürüklemiş kendinizi daracık bedeninize hapsederek kendinize kötülük yapmış olursunuz..."


İnsana ve ruhuna dair bütün teorik yaklaşımların kimler tarafından, kimler için üretildiğini hepimiz bilmesek de, ben İblis'in bu işten sorumlu olduğunu düşünüyorum. İblis'in insanlardan tedarik ettiği şeytanların olduğunu hangimiz bilmiyoruz ki?


Dikkat edin; buradaki 'biz' sizsiniz, ben değilim. Ben bir zerreyim rüzgardan dağlara, okyanuslardan küçücük akarsulara, her konmak istediğim yere konan özgür bir iradeyim. Bazen çakıltaşlarının arasında izlerim her şeyi, bazen de saraylarda, sirklerde ya da tapınaklarda. 

SA6868/KY1-CÇ543: Dünü Yaşama Hevesi

"Yeni bir şeyi inşa etmenin zorlukları karşısında yılgınlığa düşüp kör inanlara sarılıp varlığını, varoluşunu sürdürebileceği sanısı kuşkusuz sayrıl bir zihnin en belirgin göstergesidir. Sayrıl bir zihnin yapıp etmelerinin ne kendisi ne başkaları için olumlu bir yanı olmayacaktır."


Dünü güne taşıma hevesi duymanın temelinde varlığa ve varoluşa ilişkin bir sorgu yapmayış olduğu kesindir. Böyle bir sorgulama yapmayışı sağlayan temel etmen de dünün yetkinliğine ilişkin kör inandır. İnsan ve insanlık kör inanlarla maluldür. 

Yapıp etmelerini kör inanların doğrultusunda sürdüren kişi elbette yeni bir yaşam, yeni bir dünya inşa etmek yerine yaşanmış bitmiş bir dönemi yeniden ihya etme hevesine düşecek ve bunun gerçekleştirilmesi için anlamsız bir uğraşı verecektir. Bu yapıp ettiklerinin anlamsız beyhude olduğuna ilişkin en ufak bir kuşku duymayacaktır. 

SA6867/KY69-EY215: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6866/KY58-GÖKA139: Mutsuzlara Yardım Kılavuzu (2)

 "Bizim asıl derdimiz, psikolojinin, kişiliklerin, insan ilişkilerinin önemini anlatabilmek. Bunu başardığımızda gerisi kolay…"


Mutsuz insanlar, çoğu zaman dertlerinden uzun uzun bahsederler ama sizden ne istediklerini dile getirmez, bunu sizin anlamanızı beklerler. Onu seviyor, ona değer veriyorsanız o söylemeden sizden beklentisini anlamanız gerekir diye düşünürler. Oysa en yetenekli olanlarımız bile karşısındaki açıkça söylemeden onun kendisinden ne beklediğini anlamaya her zaman muktedir değildir. Mutsuz yakınınız sizden isteğini açıkça söylemez siz de söylenmeyeni bilemez ve gereğini yapamazsınız. 

Sonuç, mutsuz kişinin hayal kırıklığı ve kendisini değersiz hissetmesidir. Sevgiyi kaybetmekten korktukları için küsmek yerine kaprisi tercih ederler. Sizi suçlamazlar, sadece değersiz oldukları için istediklerinin yapılmadığını düşünürler.

23 Eylül 2018 Pazar

SA6865/KY71-ATANTİK37: Sahtenin Egemenliği

"Mesele ise bu sahteliğin ve yapaylığın doğal olarak kabulünün sağlanması ve bunun içselleştirilmesidir. Sahteliğe yönelik yapılan her eleştiri bizzat sanki değerlere yönelik yapılmış bir saldırı gibi tepki almaktadır."



Akıl, kurgusal olanı harekete geçirir, her kurgu ise sahte olanı işlevsel kılar. Bu durumda fıtrat hep geri planda kalır. Sahtenin egemenliği hayatı kuşatır. 

Modern dönem bu sahte olanın iktidarını öne çıkartmaktadır. Her dönemde tabii ki sahte olan vardır. Ancak bu sahte olana yönelik büyük bir tepki olduğu için genelde sahteliğine vurgu yapılmadan onun doğal oluşuna gönderme yapılır. Yoksa sahte, sahteliği açığa çıktığı anda reddi içinde taşırdı. Bugün ise doğal olan komik olan ve saf olandır. Yani doğal olan istenmeyen olana dönüştürülmüş durumdadır. 

SA6864/SD1139: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 390 (01-05 Ocak 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(
01-05 Ocak 2017)  (Ocak 2017: 5.777  Tweet+Önceki Toplam: 237.681 +5.777 = 243.458 Tweet)

Yeni Haber @yenihaberden
"Birliğimizi bozamayacaksınız" yenihaberden.com/birligimizi-bo…
@Seckin_Deniz retweetledi

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
@ertugrul_aydin Evet yaklaşık yarım saat önce Para basmalıyız, memura yüksek zam vermeliyiz diye düşündüm

SA6863/KY49-İTIĞLI128: Afrika Politikamızda Yeni Bir Vizyona İhtiyaç Var!

"Artık Afrika’dayız. Hem Türkiye’nin hem Afrika’nın kazanmasını istiyoruz. Afrika’ya gelirken gemileri yaktık, dönüşü yok artık bu gelişimizin. O yüzden bir vücudun tüm organları gibi hareket edip yükselen Afrika’yı gelin birlikte kuralım…"


Türkiye 2005’ten beri başladığı Afrika açılım politikasında önemli başarılar elde etti. THY’nın sefer düzenlemediği hemen hemen bir Afrika ülkesi yok gibi. TİKA’nın birçok Afrika ülkesinde ofisi var ve kalkınma projelerini hız kesmeden devam ettiriyor. Diyanet Vakfı, Kızılay yaptıkları yardımlarla Avrupalı yardım kuruluşlarını geçtiler. Afrika ülkelerinin büyük bir bölümünde elçilikler açıldı, artık ilişkiler birebir devam ediyor.

SA6862/KY69-EY214: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6861/KY37-AZ318: Teknoloji Üretemezsek, Bizi Çıtır Çıtır Yerler!..

“Yapay zeka” sahibi robot algoritmalarının insanın biyolojik algoritmasının üzerine çıkacağı yeni dönemin tartışmalarının yaşandığı dönemdeyiz… Bu konuda geri kaldığımız an, “köle milletler” cemiyetine yatay geçiş yaparız, bilin.


Ülkenin, boş tartışmalar gündeminden fena halde sıkılmış durumdayım. Köşe yazılarının önemli bir bölümünü artık okuyamıyorum, sosyal medyadaki varlığım ise halen sürdürdüğüm yayıncılık çalışmalarıyla sınırlı, bulaşmıyorum. 

21’inci yüzyılın dönüm noktasında hala,hangi cemaat memleket için iyidir, hangisi kötüdür tartışmalarını izlemek mesela, bir toplumsal takıntı hastalığının kimliğini taşıyor. 

22 Eylül 2018 Cumartesi

SA6860/SD1138: Afrika'da Hesap Verebilirlik ve Demokrasi Talebi Liderlik Değişimine Yön Veriyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı (COMESA) Ticaret, Gümrük ve Para İşleri Direktörü Francis Mangeni'nin yazdığı ve Sonsuz Ark'ta "Bir Neocon Tasarım AfCFTA; Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'ni İnşâ Etmek" şeklinde değiştirdiğimiz başlığıyla yayınladığımız analizde, "Afrika’nın belirli devlet başkanlarını belirli kıta programlarını savunmak için tayin etme yöntemi, geçmişte siyasi iradeyi ve teknik uzmanlığı harekete geçirmede oldukça etkili oldu" şeklindeki ifadesi eşliğinde aşağıda çevirisini yayınladığımız analizi okuduğunuzda Afrika'daki liderlik değişimlerinin başlıktaki "Afrika'da Hesap Verebilirlik ve Demokrasi Talebi Liderlik Değişimine Yön Veriyor" önermesi ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını anlamanızı sağlayabilir. Analizi dikkatle okuduğunuzda kuracağınız doğru önerme şu olmalıdır: "Afrika'da kurulması planlanan 'AfCFTA; Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'ne karşı olan bütün Afrika liderleri tasfiye edilecek ve bu neocon projeyi destekleyecek, hayata geçirecek liderler devlet başkanı olarak 'seçtirilecek'tir." Türkiye'nin Afrika politikalarının gecikmeksizin çok katmanlı ve çok zamanlı ve kısa dönemde eş zamanlı stratejik adımlarla güçlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü; Türkiye Afrika'da itibarsızlaşan neoconlardan çok daha güçlü ve etkilidir, liderlik değişimlerindeki bu fırsatı kaçırmamalıdır.
Seçkin Deniz, 22.09.2018

Accountability and demand for democracy drive leadership changes in Africa

Afrika'daki son liderlik değişiklikleri, hesap verebilirliğin ve vatandaşların demokrasi taleplerinin oralarda daha da güçlendiğini gösteriyor. Liderlik geçişleri daha sık ve daha pürüzsüz hale geliyor ve geçtiğimiz onyılların aksine, çoğu anayasal araçlarla gerçekleşiyor; buna rağmen sorunlar yine de devam ediyor. Bazı seçimler özgür ve adil değil, favori liderler sistem dışı kalıyor ve bazıları üçüncü dönemde yükselişte görünüyor. 


Bununla birlikte, bazı sert olaylara rağmen, genel eğilim insanların çıkarlarını - yani, hesap verebilirliğin yükselişini - yansıtıyor ve bu güzel bir gelişmedir.

SA6859/KY26-CA207: İmar Affı Harmanı

"Her şey olduğu haliyle, haksızlıklara yol açan sebep ve sonuçlarıyla makulleştirildiğinde, genç kuşaklara ne tür örnekler üzerinden erdemli olmanın farkını anlatabiliriz acaba?"


Geçimini çiftten çubuktan sağlayan nüfus büyük ölçüde inşaat sektörüne yöneldi. Bu konudaki eleştiriler kimilerine göre toplumsal gidişatı okumaktan mahrum romantik düşlerden ibaret. Genç kuşaktan bir öykücü, geçmişte İslamcıların betonlaşma eleştirisi yaptığını bilmiyordum, dedi bana, yabanlaşan tarım arazileri üzerine sohbetimiz sırasında. 

Betonlaşma eleştirisi özellikle edebiyat alanında ağırlıklı bir yer tutuyor. Sezai Karakoç’un “Balkon”, “Köşe” gibi sayısız şiiri var. Nuri Pakdil “Putyapımevleri”ni yazdı; çok sözü edilse de az okunan kitabını. Ali Haydar Haksal’ın öykü, Osman Sarı’nın şiir, Ersin Gürdoğan’ın deneme alanındaki metinlerinde beton labirentlerin oluşturduğu yalnızlık hissi güçlü bir itirazla konu edilir.

SA6858/KY69-EY213: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6857/KY58-GÖKA138: Mutsuzlara Yardım Kılavuzu (1)

"Hem mutsuz insanı anladığınızı ona hissettirmeli hem de mutsuzluk sebebi olarak gördüğü şeyleri büyüttüğünü, olumsuzlukların yanında olumlu şeylerin de olduğunu ona göstermeye çalışmalısınız."


Depresyon hastalığına yakalanmadığı halde, kişilik yapısı, hayat stili olarak depresif görünen “mutsuzlar”dan bahsediyorduk. Bu tip insanların ülkemizde çok olmasının, çocuk yetiştirme pratiklerimiz sırasındaki kimi hatalı tutumlardan kaynaklanıyor olabileceğini söyleyerek, yakınlarımızdaki mutsuzlara nasıl yardım edebileceğimize gelmiştik.

Doç. Dr. Murat Beyazyüz Hoca ile birlikte yazdığımız “Geçimsizler: Kişilikleri Tanıma ve Geçinmeyi Kolaylaştırma Kitabı”ndan aktararak öncelikle mutsuz kimsenin sizi içine çektiği kedere saplanmamak lazım geldiğini ayrıca onun mutsuzluk gerekçelerinin önemsiz şeyler olduğunu söylememeniz gerektiğini belirtmiştik. Bu kitabın kılavuzluğunda devam edelim.

21 Eylül 2018 Cuma

SA6856/KY28-ATA383: Dolara Bağımlılıktan Kurtulabilir miyiz?

"Özetle diyorum ki; Çok uluslu şirketlerin, kulağa hoş gelen “Küreselleşme” yutturmacası altında ülkemizi yeniden kolonileştirme adına açtıkları kapıları kapatmanın zamanı geldi."


Bu soruya çok farklı yanıtlar gelecektir ama bana göre, rahatımızdan biraz ödün verirsek kesinlikle dövizdeki artış durdurulabilir ve ekonomimiz canlanabilir.

Bunun en basit yöntemi bir hafta boyunca olanaklar elverdiğince özel araç kullanmamak olabilir zira bir haftalık araç kullanmama zincirinin yarattığı etkinin ucu ABD’nin Merkez Bankası olan FED’e kadar uzanıyor.  

Seçkin Deniz Twitter Akışı