Berrak Şebnem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Berrak Şebnem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2014 Perşembe

SA1034/ÇY3-BŞ20: Petrol Fiyatları'ndaki Düşüşün Anlatılmayan Hikâyesi

"'Düşen Petrol Fiyatları'ndan dolayı petrol ithalatçısı ülkeler tahminen 1-1,5 trilyon Dolar tasarruf edecekler. Bu para gidecek yer arayacak. ABD, petrolde düşen pompa fiyatlarından artan paranın kendi vatandaşlarında pozitif bir etki oluşturarak alım gücünü yükselteceğini ve bu paranın tüketime gideceğini biliyor."

Kazananlar&Kaybedenler

Bazı OPEC Üyelerinin üretimde kısıtlama konusunda geri adım atmaması ve  2015 yılına yönelik zayıf öngörülerini belirtmelerinin ardından Dünya'dan petrolle ilgili yorumlar gelmeye devam ederken düşüş yeniden ivme kazanmış durumda.

Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi petrol piyasasında spekülatif komplo teorilerinin çok dolaştığı bir gerçek. Petrolde fiyatların aşağıya doğru çekilmesinin ABD ile Suudi Arabistan’ın ortak stratejisi olduğunu ve  Rusya, İran ve Venezuela gibi ülkeleri köşeye sıkıştırdığını belirtmiştim. Bu senaryoyu ütopik hatta sorunlu bulan birçok analiz de okudum üstelik...

Şimdi elimizdeki verilere bakalım.

15 Kasım 2014 Cumartesi

SA989/ÇY3-BŞ19: Ukrayna-TTIP İlişkisi; ABD’nin Yeni Fay Hatları ve Yeni Anayasacılık

“Meselenin sonuçları itibariyle elimizde Doğu ile Batı arasında seçim yapmakla karşı karşıya kalan bir Avrupa, IMF tarafından borçlandırılarak üçüncü Dünya ülkesi kapsamında yeniden sınıflandırılan bir Ukrayna ve ekonomisinin pivot noktası olan ihracat damarı zayıflatılmış bir Rusya var.”

"...ve Noel'de hepinizin bu çemberin içinden atlaması mümkün olacak ..." 
TTIP

“ABD'nin AB ile yürüttüğü gizli ticari müzakerelerden de (TTIP) bölgedeki krizin kontrollü biçimde derinleştirilmesinin altında ABD'nin siyasi ve ekonomik hesaplarının yattığı anlaşılıyor.”

Yaklaşık iki yıldır dünya gündemini meşgul eden Ukrayna krizi uluslararası ekonomik, jeopolitik, sosyolojik boyutlarıyla devam ediyor. Seçimler sonrasında kurulan Hükümet ve Rus yanlısı isyancılar arasındaki gerilim, Doğu Ukrayna devam ederken, çatışma çok boyutlu ve kapsamlı olarak yeni zirvelere taşınıyor.

27 Ekim 2014 Pazartesi

SA956/ÇY3-BŞ18: Küresel Petrol Savaşı’nın Görünür Sırları ve Yüzyıllık Politika

“Dolar itibarını petrolün dolar üzerinden fiyatlandırılmasına borçludur.”

Petrol fiyatlarındaki her yüzde 10'luk düşüşün, Avrupa'daki ekonomik büyümeyi yüzde 0,1 canlandırdığı çok net biliniyor.

Petrolün varil fiyatı son 28 ayın en düşük seviyesinde. ABD Gösterge petrolü ile Brent arasındaki fark 5,22 $'a geriledi. ABD hisseleri düşük petrol fiyatı ve biraz da buna bağlı olarak gelişen ekonomik endişelerin artmasıyla Ocak 2013'ten bu yana en dik yükselişin ardından geriliyor. 

Bağrında petrol ve enerji kaynakları barındıran coğrafyalardaki kaosun şiddetlenerek artışı, küresel ekonomide devam eden yatay faiz politikasına, zayıflayan emtia fiyatlarına, dengeli devam eden kredi kullanımına rağmen petrol fiyatlarındaki bu istikrarlı iniş ve dalgalanış doğal olarak objektif zihinlerde komplo teorileriyle dolu bir sürü senaryo oluşmasına zemin hazırlıyor.

14 Ekim 2014 Salı

SA934/ÇY3-BŞ17: Afrika’nın Yeni Ekonomik Soykırım Aracı EBOLA’nın Patenti ABD’de

“Ebola virüsü taşıyorsanız hukuk karşısında mülkiyeti ABD'ye ait bir hastalık taşıdığınız için karantinaya alınıp müdahaleye maruz kalacaksanız. Hastalık karşısında maruz kalacağınız hiçbir işleme itiraz hakkınız dahi yok.”


Afrika ormanlarının tenha derinliklerinde doğdu ölümcül Ebola virüsü salgını ve uzun zamandır görülmemiş bir hızla dünyaya yayılıyor. Resmi rakamlara göre ölüm vakalarının sayısı, şimdiden dört bin kişiyi aştı. Enfekte kişilerin sayısıysa neredeyse üç bine yaklaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü hastalığı küresel çapta bir tehdit olarak ilan etti.

Bugünlerde çıkan haberlere göre ise Rusya, ebolaya karşı 3 aşı geliştirdiklerini ve aşıların 6 ay içinde de hazır olacağını duyurdu. BM ise salgının boyutunu, "Virüs bizden çok önde gidiyor. Zaman bizim aleyhimize işliyor" diye tanımladı. Pentagon bilim adamları 30 yıldır bu virüsle ilgili çalışmalarının gelişmekte olduğunu duyurmuştu.

1 Ağustos 2014 Cuma

SA807/ÇY3-BŞ16: Filistinliler Közleniyor

“Bir zamanlar Nazilerin Varşova Gettosu’na yaptığını(*) şimdi İsrail’in IDF’si Gazze'lilere yapıyor.”


Bundan altı yıl evvel, oğlum Jed "Bar Mitsva" geleneğinin bir parçası olarak, Varşova gettosunda Polonyalı Yahudileri yok etmeyi amaçlayan Nazilerin kanlı planına direnç gösteren cesur, gizli kahramanları anlattığı bir proje sundu.

Araştırma sırasında Jed, babamın, 2.Dünya Savaşı’nda Varşova'da genç bir çocuk olan Polonyalı arkadaşıyla röportaj yaptı. Oğluma, bir gün tramvayların işe giderken birden durduklarını anlatmış. Herkesin tramvaylardan dışarı çıkması gerektiği söylenmiş. Babamın arkadaşı yoğun bir duman altında kaldıklarını, çok sayıda silah ve patlayan bomba sesi duyduğunu söylemiş. Ne olduğunu sorduğunda, yanında duran Polonyalı bir bayan kendisine "Yahudi közlüyorlar " demiş.

Şehrin bütün insanlarının havai fişek gösterisi izlemeye gelir gibi bir araya toplandığı Varşova’daki bu felaket, şahit olduğu bu olay belleğinde korkutucu bir anı olarak durmakta.

18 Temmuz 2014 Cuma

SA783/ÇY3-BŞ15: BRICS’in Yeni Kalkınma Bankası’nın Amacı, Riskler, Olasılıklar

“Yeni Kalkınma Bankası, ABD'nin siyasî ve ekonomik taleplerinden bağımsız olmaya yönelik bir hamle olarak dünya düzenini değiştirmek için atılmış çok önemli bir adımdır.”


Dünya kamuoyuna yansıdığı üzere, geçtiğimiz seneden bu yana altyapısı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar olmasına rağmen 2009 yılında bir araya gelen BRICS grubu üyesi ülkelerin devlet başkanları tarafından Yeni Kalkınma Bankası (New Development) kurulmasına ve grubun kendi döviz rezervlerinin oluşturulmasına ilişkin anlaşmanın, 15 Temmuz Brezilya'da yapılacak BRICS zirvesi sırasında imzalanmasına karar verildi.

Gelişmekte olan ülkelerin kısa vadeli likidite baskılarını ertelemelerine destek amaçlı oluşturulan likidite havuzunun bütçesi, Çin'den  41 milyar dolar, Rusya Hindistan ve Brezilya'dan 18'er milyar, Güney Afrika'dan ise 15 milyar dolar olmak üzere üye devletlerin aidatlarından oluşacak100 milyar dolarlık döviz rezervini kapsıyor. Bu hamleyle gelişmekte olan muhtelif ekonomilerin, ABD’nin giderek azalan mali genişleme politikası nedeniyle karşılaştıkları dalgalanmaları kontrol altına alınması hedefleniyor.

14 Temmuz 2014 Pazartesi

SA774/ÇY3-BŞ14: [واحيفا] Vâhayfâ… Ortadoğu'nun Tüm Çocukları

Masumiyet, bir çocuğun katliamda ölmeden önce annesine sorduğu soruda saklıydı: “Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?”


Yüz binlerce çocuğun ortak suçu Ortadoğu’da doğmak. Kim bilir daha ne kadarı da aynı suçu paylaşacak?… Ve kana susamış birileri uzak diyarlarda, çıkarları ve hırsları uğruna onların kaderi için kararlar verirken, kim bilir kaç çocuğun körpecik bedeni daha  ölüme teslim olacak?...

Bir çocuk kucaklar mı ölümü?... Korkar mı ölümden?... Yoksa yıllardır alışmak zorunda bırakıldığı kan kokusu yüzünden hafife mi alır ölümü?...

Anlatmazlar ki bilesiniz... Artık güçlünün haklı sayıldığı bir dünyanın bu en gürültülü çağında, çığlık atsa da sesini duyurabilir mi çocuk, sağır olmuş katillerin vicdanlarına...

6 Temmuz 2014 Pazar

SA756/ÇY3-BŞ13: Enkaz Ülke Afganistan ve Haşhaşın Emperyal Ruhu

“Birbirine düşman edilmiş halk ve kan denizine dönüştürülmüş bir coğrafya... Tüm yeraltı ve yer üstü zenginlikleri talan edilmiş bir Afganistan...”


Müstekbir güçlerin ve devletlerin, yasadışı ekonomik gelirlerinin en önemli kaynaklarından biri olarak nitelendirebileceğimiz uyuşturucu, yani Haşhaş (Afyon), üretimi ve ticaretiyle getirisi azımsanamayacak kadar yüksek, nakliyesi kolay, alıcısı bol, talep elastikiyeti sert, tedavüldeki değerli para karşılığı takası mümkün, üretimi zahmetsiz, pazarlama ağı kolay bir finans kaynağı olmasının yanı sıra az gelişmiş ülkelerin halklarını beyinden mazruf hale getirerek aklını ve iradesini işlemez biçimde sömürme ve köleleştirme amacıyla da kullanılan bir nevi silah hükmündedir.

BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından açıklanan 2014 Dünya uyuşturucu raporuna göre Afganistan ne yazık ki küresel haşhaş üreticisi olarak listede ilk sırayı aldı. Raporda Afganistan'da hâlen bir litresi 1,5 $ mal olan asetik oksilin litre fiyatının 2002'de 8$'ken, 2011'de 430 $'a çıktığı belirtilen raporda, uluslararası kontrole yakalanmak istemeyen üreticilerin artık paravan şirketler kurarak yeni yöntemler geliştirdiği de vurgulandı.

30 Haziran 2014 Pazartesi

SA745/ÇY3-BŞ12: Irak’ta Pentagon Tiyatrosu: Öncüller Ortamı, IŞİD ve Hilafet

“Silahlı örgütlerin hizmet ettiği güç ‘Emperyalist Hegemonya’ olduğu sürece, örgütün adının El Kaide, IŞİD ya da başka bir şey olması neyi değiştirir ki?”

 Harita

‘Çok Merkezli Dünya Düzeni’ başlıklı analizimde ABD ve işbirlikçi emperyalist güçlerin, “Çok Merkezli-Bölgesel Güçlerin Olacağı” bir dünya düzeninde öncül rollerini kaybetmemek adına adeta satranç masasına çevirdikleri dünya coğrafyasında yeni taktik ve stratejiler belirlediklerinden bahsetmiştim. Irak ekseninde gelişen son olaylarda orta doğuyu zayıflatmak için düğmeye basılarak sahaya sürülen IŞİD'i ve misyonunu bu çerçeveden okumak gerekiyor.

IŞİD (ISIS-ISIL; Irak-Şam İslam Devleti) örgütü birkaç bin kişilik bir güçle korku ve terör saçarak 48 saat içinde kentleri ele geçirip egemenliğini ilan etti, böylece emperyalist güçlerin çok eskiye dayanan Irak'ı bölmeye yönelik senaryolarını pratiğe dökerek, ilk adımı atmış oldu. Kendini devlet olarak nitelendiren ve El Kaide'nin devamı olmasına rağmen ondan farklı niceliklere, iç dinamiklere sahip olan bu örgütün hakikatte kime ve neye hizmet ettiğini tespit etmek için, Irak meselesinde bugüne nasıl gelindiğini doğru analiz etmek gerekiyor.

16 Haziran 2014 Pazartesi

SA721/ÇY3-BŞ11: İnsanı Tanrılaştırma Süreçleri/ Egemenlerin Seküler Din Travmaları

“Tek Dünya Düzeni ve Tek Din... Kurduğumuz bu sistemle zulmetme hakkımız elimizden alınırsa mazlumuz! Zulmetmek bizim hakkımız!”

İlk insandan bugüne kadar inanç ve inancın sistemleştirilmiş hali olarak adlandırılan din, hem bireysel hem toplumsal yaşam içinde daima var olmuştur. Dinler tarihi incelendiğinde İslam'a kadar her dinin, her çağa, coğrafyaya ve kültür değerlerine göre insanlar tarafından müdahale edilerek yeniden şekillendirildiğini görürüz. Bu nedenle etimolojik olarak din "yasa, hüküm, yol" gibi anlamlara sahip olsa da her çağda ve her kültürde tanımlamasında da çeşitlilik mevcuttur.

Sümerlerde belli kurallar çerçevesinde algılanan din, Yunan'da felsefe ile anlamlandırılmaya başlanmış, Roma'da toplumsal ihtiyaçlarla ve ahlaki değerlerle birleştirilmişti. Roma, ilk çağda diğer tüm toplumlar gibi çok tanrılı bir dine sahipti. Her doğa olayının arkasında "vehmettikleri gizli güçler" tanrılar veya tanrıçalar vardı. Romalıların bu dönemde; Yunan'da olduğu gibi putları ve özel tapınakları yoktu. Hemen hemen her mekânı tanrıları ve tanrıçalarıyla "haberleşme / iletişim ve tapınma yeri" olarak kullanıyorlardı.

4 Haziran 2014 Çarşamba

SA711/ÇY3-BŞ10: Bir Pencere Hikâyesi

“Geceleri, kimse bilmese bile, bizim gibi üşür müydü pencereler?”


Açsa mıydım pencereyi?

Kendimle konuştuğum, yüreğimi hesaplara çektiğim, doluyu boşa, boşu doluya döktüğüm o gecenin ardından güneş çoktan doğmuştu... Hemen herkesin mışıl mışıl uyuduğu bir pazar sabahının erken saatlerinde pencerenin önündeydim. Yatakta bir sağa bir sola dönmelerin ardından birkaç saat de olsa uyumayı başarmıştım.

Uykusuzluğuma rağmen beni erken uyandıran aralanmış penceremden süzülen meltemin odama savurduğu çiçek kokularıydı. Böyle bahar sabahları açılmalıydı pencereler... Hem gecelerin üşüten karanlığına ve sukûnetine inat gün çoktan pencerelerden girmişti içeri... Pencereyi açtığım an ışığın dolduğu odada her şey gerçek renklerine bürünüvermişti zaten...

28 Mayıs 2014 Çarşamba

SA700/ÇY3-BŞ9: Pakistan; Gözden Çıkarılmış Ülke

“ABD, terörü, büyük ve son derece ileri teknolojilere ve bizim 100 katımız bir askeri bütçe ile önleyememekteyse bizim hemen önlememizi nasıl bekler?” 
Pervez Müşerref, Pakistan Eski Devlet Başkanı


Pakistan İslam Birliği, kuzeydoğusunda Çin, batısında Afganistan, doğusunda İslamî kimliğiyle ayrıldığı Hindistan ve güneybatısında yer alan İran'la coğrafi konumu itibariyle küresel hegomonya savaşı veren her ülke için stratejik bir ülkedir. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı üyesi olan Pakistan, 2013 yılında BMGK'ya da üye olmuştur. Dünyada yedinci sırada yer alan disiplinli Ordusu'yla Pakistan İslam ülkeleri arasında da bilinen nükleer silaha sahip tek ülkedir. Nükleer teknolojiyi çok boyutlu açıdan kullanan Pakistan, sahip olduğu nükleer başlıkların büyük kısmını uranyumu zenginleştirerek, diğer kısmını da plutonyumdan üretmiştir.

Gerek jeopolitiğindeki değişmeyen unsurlar (stratejik kaynaklar, coğrafi bütünlük, su, jeolojik ve jeoformalojik özellikler) gerek petrol geçiş koridorları ve doğalgaz kaynakları nedeniyle hedef tahtasına konulan Pakistan ne yazık ki çok uzun süredir zor zamanlar yaşıyor. Bu özelliklerinin yanı sıra Hint Okyanusu’na erişim olanağı Pakistan’ı olası bir küresel-savaş için de potansiyel bir tetikleyici konumuna sokuyor. Pakistan’ın istikrarının bozulması, İkinci Dünya Savaşından beri yaşanan en büyük jeopolitik felakettir, desem abartmış olmam.

22 Mayıs 2014 Perşembe

SA689/ÇY3-BŞ8: Çok Merkezli Dünya Düzeni/ Ölüm-Yaşam Korelasyonu

 "Taktik olmadan strateji, zafere giden en yavaş yoldur. Stratejisi olmadan taktik, yenilgi öncesi yapılan kuru gürültüdür."
Sun Tzu (Savaş Sanatı)

Uzun seneler "çift" kutuplu olarak dizayn edilen dünya düzeni, soğuk savaşın sona ermesiyle yerini "tek" kutuplu dünya düzenine bırakmıştı. Aslında güç mücadelesi ve "seçkinci" düzen, tarihsel süreci itibariyle iddia edilenin aksine Fransız devriminden çok daha öncelere dayanır.

Muhakkak "sıcak-soğuk" her savaş hem nedenleri hem sonuçları dolayısıyla yeni bir çığır açmıştır. Soğuk savaşın başlaması ile uluslararası ilişkilere yeni kavramlar getirildiği gibi bitişiyle de özellikle uluslararası ilişkilerde bir dönüm noktası olmuştur.

Aralarında herhangi bir silahlı çatışma olmaksızın birbirlerine karşı üstünlük sağlamak için başka devletleri ve grupları kullanan ABD ve Sovyetler, zoraki denge ve korku politikalarıyla kendi sosyo-politik düzenlerini de dünyaya dayatma mücadelesi verdiler. Elbette bu mücadele çok ciddi sonuçlar doğurdu.

11 Mayıs 2014 Pazar

SA673/ÇY3-BŞ7: Barclays "Küresel Banka" Modelini Gerçekten Kaybetti mi?

“Ülkelerin artık global finans savaşları ile ilhak edildiği aşikar. Ülkelerin yaşadığı finansal krizler de bazen uygulanan bir ceza hükmünde hatta.”


Küresel finans savaşında Barclays'ın bu sektörde ne kadar stratejik bir konumda olduğunu idrak etmemiz, olayları analiz etmemizi daha da kolaylaştıracak. Barclays,  Londra merkezli Avrupa, Kuzey Amerika, Ortadoğu, Latin Amerika, Avustralya, Asya ve Afrika'da bulunan altmışa yakın ülkede üç asırdır banka ve finans sektöründe faaliyet gösteren, dünyanın önde gelenleri listesine girmiş finans grubu ve şirketidir.

Grubun Barclays Bankası’nın İngiltere’nin en büyük bankaları arasında olduğunu, konumundan ziyade nerdeyse tüm iş alanlarında da faaliyet gösterdiğini belirtmek gerekiyor. Barclays, tüm küresel pazarlama varlık sınıfları (Faiz oranları, hisse senedi, döviz, altın,vb) arasında kantitatif (nicel) modellerin araştırılması, geliştirilmesi ve uygulamasından da sorumludur. Ayrıca fiyatlandırma ve risk yönetimi konularında çözümler bulan; Londra, Paris, Singapur, Hong Kong, Tokyo, New York' ta global şirketlerine hibrid ürünler üreten işletmelerin tutarlılıklarını sağlayan bir şirkettir.

2 Mayıs 2014 Cuma

SA661/ÇY3-BŞ6: Global Bela; İnternetin Karanlık Yüzü

“Görünen o ki çok yakın bir gelecekte kanunların teknolojinin hızı karşısında düştüğü zavallı durum, internet ağının kendi yasa uygulayıcılarını oluşturmasına sebep olacak.”

İleri Teknolojinin Kontrol Edilemez Karanlık Çocuğu

İnsanoğlunun varoluşundan beri süregelen bilme isteği, bilimin oluşmasında ve gelişmesinde en önemli etken olduğu gibi, teknolojinin de baş döndüren derecede ilerlemesinin en belirgin gerekçelerindendir. İnsanın edindiği bilgiyi topluma sunma/paylaşma devinimi, bilgiye hâkim olma sürecinin de doğal bir sonucudur. Birçok düşünür "sanayi devrimi" ile "ileri teknoloji devrimi"ni yeni bir çığır açma konusunda kıyaslamaktadır. İleri teknoloji devrimi ve bu devrimle bütünleşik olan ‘İnternet Teknolojisi’ geleneksel alışkanlıkları altüst etmektedir. İnternet teknolojisini diğer teknolojilerden ayıran en büyük fark internetin zamansız ve sınırsız bir yapı olmasıdır.

İnternet, teorik olarak kısıtlamalardan uzak, özgürlük (!) alanı olarak algılanan kitlesel bir iletişim aracıdır. İnsanların internet sayesinde her çeşit bilgiye kolay erişiminin, insanlığa yararları olduğu gibi zararları da olduğu yadsınamaz. Filtrelen(e)memiş her türden bilgiye kolayca ulaşabilsen her yaştan birey "kirli bilgi toplumu" diye adlandırabileceğimiz teknolojinin korkmamız gereken yüzü olarak karşımıza çıkıyor.

27 Nisan 2014 Pazar

SA653/ÇY3-BŞ5: Ahlakî İlkeler, Vicdan, İstatistikler ve Kürtaj

“Çevrenizdeki her yaştan çocuktan biyolojik olarak hiçbir farkı olmayan fetus, kutsallık atfedilen 'anne' şefkatini, merhametini ve fedakarlığını, annenin vücudundan ayrılınca mı hak etmeye başlar?”

Dünya Kürtaj Haritası, 2012. 
(Kürtaja onay veren ülkeler yeşil, kesinlikle yasaklayan ülkeler kırmızı renktedir, diğer renkler kısmen onay veren ülkeleri göstermektedir.)

Hazırlanan kürtaj istatistikleri, yaşam alanlarının hemen hemen tamamını ilgilendiren ve etkileyen kürtaj sorununun sadece toplumumuzun değil, dünyanın büyük bir sorunu olduğunu gösteriyor.

Türkiye'de gerçekleşen rahim tahliyesi sayısının 2009'da 60 bin 140, 2010'da 58 bin 186, 2011'de 69 bin 364 olduğu açıklanmıştı. BM'ye bağlı olarak faaliyette bulunan "Alan Guttmacher Enstitüsü" tarafından yayınlanan çok yakın tarihli olmayan verilere göre, Dünya’da her yıl 210 milyon kadın hamile kalıyor. Bunların içindeki 80 milyonluk istenmeyen hamileliklerin 60 milyonu kürtajla sonuçlanıyor. Her yıl dünyada doğuma bağlı olarak vuku bulan 600 bin ölümden 200 bini kürtaj masasında meydana geliyor.

Dünyada çeşitli gerekçelerle hamileliğine son veren kadınların sayısı her yıl biraz daha artarken, tartışmalara yeni boyutlar ve yeni gerekçeler ekleniyor.

18 Nisan 2014 Cuma

SA641/ÇY3-BŞ4: Sürüleşme Eğilimine Karşı Direniş Bilinci

“Allah'ın insana bahşettiği, insanı hayvandan ayıran akletme yetisi sürü psikolojisiyle ters orantılıdır.”


Hayat öykülerimizde izleri olan her "elin" olağanüstü gelişmesi sonrası biraz da toplumdan aforoz edilmenin getireceği yalnızlık endişesiyle oluşmuş olgulardır peşine takıldığımız, peşimize taktığımız ya da peşimize takılan sürüler...

Kitle psikolojisi insanlık tarihiyle başlamış ve insanların yaşadığı her yerde olagelmiştir aslında... Tanımı gibi adlandırılması da farkında olarak veya olmayarak üyesi olduğumuz sürüye göre farklılık gösterir. Sürüye tabi olmak birey duruşu ivedilikle içinde eriten ve sindiren, sonradan edinilmiş bir aldatmacadır...

Dünyaya sürgünü sadece bir imtihan olan insan, bu sürgünün sebebini unutmuş olsa gerek ki kul olmanın getireceği her türden külfeti hafifletmek için yine nefsine kolay olana uymuş, yüzyıllardır kendisinin yerine irade gösterebilecek bir "çoban" arayışında olmuştur...

7 Nisan 2014 Pazartesi

SA625/ÇY3-BŞ3: Neocon Seymour Hersh’ün, Bir Tetikçinin Türkiye Harekâtı

“Esad Sadece 1600 kişinin değil, 160 bin kişinin katilidir.”
[Çarpıtılan gerçeğin en parlak ucu]


Ne yazık ki bu günlerde Türkiye'nin 'savaş suçlusu' ilan edilmesi için her türlü alçakça kumpasın oluşturulmaya çalışıldığına şahit olmaktayız. Halk 17 Aralık Darbe Teşebbüsü’nden bu yana üzerine her türlü siyasi ve menfi iftiranın tereddütsüzce atıldığı hükümete yapılan seçimlerde sahip çıkmıştır. Bu kez seçim öncesi başlatılan uluslararası karalama kampanyasının zamanlaması itibariyle manidar bir şekilde sürdürülüyor olduğunu görmek, milli irademize sahip çıkarak aslında ne kadar doğru bir yerde durduğumuzun net bir göstergesidir.

Feraset sahibi milletimiz yaşanan bu kirli sürecin sorumlularının, sadece devletimiz içinde oluşmuş paralel yapı olmadığını, bunun küresel destekli bir savaş olduğunu zaten idrak etmişti. Bugün gelinen nokta bu süreçte gerçekten bir bağımsızlık savaşı verdiğimizi bize gösteriyor.

1 Nisan 2014 Salı

SA618/ÇY3-BŞ2: SIPRI Raporu: BMGK+Almanya ve Embedded Ülke İsrail’in Kan Metaforu

“BM Güvenlik Konseyi'nin kanunsuz silah ihracatı ve ithalatına çözüm getir(e)memesinin altında yatan asıl sebep,  güç sahibi üye ülkelerinin 'kan'la beslendiği’ gerçeğidir.”


İsveç merkezli Stocholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü (SIPRI), 2008-2013 yılları arasında, dünyanın silahlanma raporunu açıklamıştı. Rapordaki bütün veriler, legal silah pazarının yaklaşık verileridir. Legal diyorum, çünkü bu veriler devletten devlete yapılan satışları kapsıyor. Sınır aşan ülkeler ve onların sponsor olduğu suç örgütleri, silah ticareti yapmak suretiyle büyük miktarlarda kara para elde etmektedirler. Kara paranın sermaye yapıldığı her bir suç bir başka suçu etkilemekle kalmaz, zincirleme bir reaksiyon oluşturup zincirdeki halkaların birbirinden beslenmesini sağlar.

27 Mart 2014 Perşembe

SA611/ÇY3-BŞ1: Kaybolmuş Bir Vadideki Yankılar

“Küçük bir kızın saçlarında çırpınan ışıklı yağmurlardan damlalar getirdim.”


'Ben geldim'

Bu hiç ummadığınız anlarda karşınıza çıkan, hatta çoğu kez dengelerinizi altüst eden kişinin söylemeyi unuttuğu bir cümle mi?... Aslı yok, aslı belli değil...

Merhaba... Geldim işte...

Çekimser, kâğıda dökülmeye kararsız kelimelerin arkasına sığınarak geldim. Halbuki nasıl da sıralanmışlardı aklımda birbiri ardınca... Mazur görün cümlelerimin mahçup hallerini bugün; yeni tanışıyoruz....

Seçkin Deniz Twitter Akışı