28 Şubat 2017 Salı

SA4033/SD619: Sonsuz Ark’ta Bu Toprakların Ruhu'nun Bir Parçası; Mustafa Ekici

"Bu toprakları anlatıyordu, her dilden, her ırktan, her dinden insanını doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine kadar tanıyor ve anlatıyordu. Değerlerle bağları sıkıydı ve bu toprakların acılarının içinde kendisine benzeyen herkes gibi acı çekiyordu.  'Sana Benzemek' adlı kitabında da bunu görebilirsiniz, yaşayan, yaşamak için gerekli olan mineralleri elleriyle tutup yaşadığı topraklara ikram eden bir ruhtu sadece. Bu toprakların ruhunun bir parçasıydı Mustafa Ekici."

  
Bu toprağın çocukları, bu toprağın hem hizmetkârı hem de hükmedenidirler, öyle olmalıydı, olmalıdır da... ancak iki yüz yıllık bir esaret sürecinde bu böyle olmadı, olamadı, oldurmadılar; olmaya başladığı her seferinde de küreye efendi, insanlığa hâkim olmak isteyenler bırakmadılar. Bu topraklar 15 Temmuz 2016'da bütün öfkesiyle kükredi ve bu yapışkan, sömürgen, eriten, adım adım yok eden kanseri kolları ve damarlarıyla söküp attılar.

Bu toprakların verdiği incelikle, asaletle, merhametle, direniş ruhuyla, imanla ve artık sabrın son sınırında dünyaya ders verecek nitelikte bir şahlanışla başkaldıran halk artık bu topraklara kendisinden başka efendi, hâkim tayin edilemeyeceğini sömürgen yerli yabancı herkese öğretmiştir; gerektiğinde tekrar öğretmeye devam edecektir.

SA4032/SD618: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 151 (01-05 Eylül 2013)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(01-05 Eylül 2013)  (Eylül 2013: 2999 Tweet+Önceki Toplam: 81.758=  84.757 Tweet)

Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani: "Suriye’ye yönelik her müdahale ABD'nin dostlarının zararına olacak"

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Müslüman Kardeşler: "Teröre boyun eğmeyeceğiz, bedeli ne olursa olsun askeri darbeyi devireceğiz!"

 Sonsuz Ark@SonsuzArk
Sonsuz Ark:SA392/AH14: Oblivion; Farkında Olmamak ya da Dianetics Arınma sonsuzark.com/2013/09/sa392a…
@Seckin_Deniz retweetledi

SA4031/SD617: Telveler 37

"Sizden geride bulunan "genç" duruşlu nesiller daima belirli bir yörüngeyi izleyecekler..." 


"Genç kız diridir nişanlılık döneminde.. heyecanlar, meraklar... Gözlerindeki ifade mutluluk karışımı telaşı anlatır genç kızın... Kollarında ve parmaklarında bırakılan "erkek kısmı" emanetleri parıldar, ışıklı-ışıksız sarıca... Ne doğuracağı çocuklar ne de vereceği kavga aklındadır."

Bir resim insanlara o kadar çok şey anlatmaz, hissettirir... Kendi deneyimlerinizi o resimde değerlendirirsiniz...

Acımak ilk aklınıza gelen "his" ise, ayna tuttuğunuz gerçek o değildir kendi adınıza... Perdelerin sıyrıldığını görürsünüz...

SA4030/SD616: "kendini askıya aldığında..." / 20.10.2005/ 414. patika


...bir yanın askıdaysa...
...askıya döndüğünde ve askıdan aldığında kendi o yanını, askıda olmayan diğer yanın askıya takılıyorsa...
...ve sen sonuçta hep askıdaysan...
...yere kim basacak?...
...sen yere basabilecek misin?...
...yere basmadığın o vakitlerin hepsini toplasan ne göreceksin, biliyor musun?...
...hayatının hemen hepsinin geçtiği toplam vakti göreceksin...
...hayatının her aşaması, sen bir yanınla askıdayken geçmiş olacak...
...bunu bil!...
...askı dediğim, kendinle hemdem olmadığın her zamandır, her andır, her karardır...

SA4029/SD615: Referandum(*) ve Cesaret - Azınlık İktidarına Son

“Yargı birilerinin arka bahçesi olmayacak!” 
Recep Tayyip Erdoğan, TC. Başbakanı, Kocaeli Mitingi, 18.08.2010


Türkiye'de Referandum, Demokratik Refleksler, Fotoğrafik Referandumlar, İlk Demokratik Referandumlar, Turgut Özal, Cesaret ve Yenilgi, Kayıp Yıllar, Toplumsal Başkaldırı, Eskimiş Siyasi Aktörlerin Tasfiyesi, Askerin Dize Gelişi, Statüko Sahibi CHP ve Referandum

Türkiye yeni bir halkoylamasına/ referanduma, oylamaya sunulan hukukî metinleri yeterince tartışamadan giriyor. Buna karşılık televizyonların sık sık yaptığı halk röportajlarına yansıyan durum ise daha farklı; iktidarın ürettiği hizmet yelpazesinden memnun olan kesim ile bu hizmetleri aldığı halde, salt hizip kaygısından, iktidar partisine karşı duyulan ideolojik karşıtlık hissinden güç bulan kesim arasında ciddî boyutlara ulaşan tartışmalar mevcut. Yapılacak oylama, hukukî metin üzerindeki tartışmalardan beslenmediği için neredeyse İktidar Partisi’nin güven oylamasına dönüşmüş durumda.

27 Şubat 2017 Pazartesi

SA4028/KY28-ATA257: Rumlar'da Sancı Başladı

"Kendilerine, “Adada somut bir anlaşma olmazsa gaz da yok, petrol de yok. Hiçbir şirket gelip sorunlu bölgeye yatırım yapmak izni alamaz” dendi ve yatırımcı şirketler de frene basmak zorunda kaldı…"


Bu aralar gözüm ABD’de, Başkan Trump’ta, FED’de ve Çin’de. Yan gözle de AB’ye bakıyorum. Halk diliyle, AB’nin işi boru, bu gidişle 2020 yılını görür mü çok da emin değilim. ABD’de FED (Amerikan Merkez Bankası) ile Başkan Trump arasında ölümüne bir savaş başladı. Çıngar Nisan’da veya en geç Mayıs’ta kopacak. 

Çiçeği burnunda ama bir yönetim sihirbazı olan Başkan Trump’ın FED konusunda, 1963 yılının Kasım ayında Teksas’ta kendisine yapılan bir suikast sonucu hayatını kaybeden John F. Kennedy’in yaptığı hataya düşmeyeceğine inanıyorum. Her ne kadar net olarak açıklanmadıysa da John F. Kennedy’e yapılan dâhiyane senaryolu suikastın gerçek nedeni FED’i millileştirmek yani, 8 ünlü Yahudi ailesinin kontrolünde olan Amerikan Merkez Bankasını, ABD hükümetinin yönetimi altına sokmak istemesiydi. Kısa süreliğine bunu başardı ama hayatı ile ödedi. Sonra FED gene eski sahiplerine geri döndü.

SA4027/KY13-AO114: Yollar, Köprüler, Tüneller İstanbul Trafiğini Neden Rahatlatamadı?

"Bütün bu çekinceleri ortadan kaldırmak için yapılması gereken ilk iş fiyatla ortaya çıkan psikolojiyi yıkmak ve fiyatları olabildiğince aşağıya çekmek olmalıdır."


İstanbul, dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Eşsiz coğrafyaya ve konuma sahip olan bu şehir aynı zamanda çeşitli tarihi zenginliklere de sahip. O nedenle turistlerin ilk uğrak yeri bu şehir oluyor. 

İşte bu güzel şehir plansız şehirleşme ve göç dalgası nedeniyle çeşitli sorunlarla karşı karşıya. 

Ülkenin vitrini sayılan bu şehrin her gün karşılaşılan en ana sorunu trafik sorunu. Bu sorunu çözmek için iktidarın ilk düşündüğü çözüm, yol ve köprüleri artırmak, böylece araçların aynı güzergahı izleyerek sıkışıklığa yol açmasını önlemek..

Bu konuda önemli adımlar atıldı ve 3. köprü /Yavuz Sultan köprüsü ile Avrasya tüneli, ülkeye kazandırıldı. Bu yatırımların şehir trafiğini oldukça rahatlatması bekleniyordu. Ancak beklenen olmadı ve trafik yine arapsaçı.

SA4026/KY25-NO87: Reis'i Aldatmak, Reis'le Aldatmak, Reis'le Aldatılmak...

"Bütün kadim düşmanlarımızın okuna hedef olduğu için Reis'in yanında durdum ve bu durum değişmediği müddetçe O'nun yanında olacağımı da kim ne derse desin açıkça beyan ediyorum."


Geriye sadece ve sadece şerefli bir isim bırakmaktan başka bir gaye gütmeden bir ömür boyu çalışır, didinirsin... Nasıl aldığımız nefesi emanet bilip geri veriyorsak; varlığı da emanet bildim ve daha fazla ihtiyacı olanlara vermeye gayret ettim hep. El açana yüz çevirmedim ki öbür dünyada varlığın Sahibi'nin huzurunda yüzüm olsun. Herkesi kendim gibi bildim bugüne kadar...İşte tam burda, tam burada öyle bir tuzağa düşersin ki...İyi ki Allah her şeye şahit dersin ve O'na sığınırsın sessizce...

Ömrümün yarısı başka bir siyasi hareketin, ülkücü hareketin içinde geçtiği için bir çocuk kıskançlığı ile baktığım anın Reis'ine karşı hep mesafeli durmuştum. Can Kardeşim, ağabeyim rahmetli Muhsin Başkan'ı kaybettikten sonra kafamı kaldırıp baktığımda ortada ayakta kalan tek Reis'in Tayyip Erdoğan olduğunu gördüm ve artık onun yanında olmak gerektiğine karar verdim. 

SA4025/KY36-CK150: PYD, PKK'dan Ayrılabilir mi?

"Bu argümanın tutar yanı pek yok. Aynı savaşçı havuzunu kullanan, ortak bir komuta merkezinden yönetilen bu iki örgüt nasıl ayrışacak?"


Malum, Türkiye'nin kadim müttefiki ABD ile ilişkilerini zehirleyen bir husus var. Obama yönetiminin Suriye'de PYD-PKK ile çalışması ve silah temin etmesi, ikili ilişkilerde tamiri zor bir iz bıraktı.

Nasıl bırakmasın? Bir yandan Obama yönetimi, Türkiye'ye Suriye'ye dair verdiği sözleri tutmadı. Esad'ı gayrimeşru ilan eden ilk ülke ABD oldu. Türkiye o dönemde Esad'ı reform yapmaya ikna etme çabasındayken, Türkiye'den rejimle köprüleri yakmasını isteyen bu yönetimdi. Aynı yönetim, muhaliflere destek vereceği sinyalini bir çok kere açıktan verdi.

26 Şubat 2017 Pazar

SA4024/SD614: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 150 (26-31 Ağustos 2013)

  “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(26-31 Ağustos 2013)  (Ağustos 2013: 3505 Tweet+Önceki Toplam: 78.253=  81.758 Tweet)

Ozan Ceyhun@ozanceyhun
Ne komik dünya, savasa hayir diyerek Suriyeye müdahaleye karsi cikanlari elestirdim, cevaben maasin kac para sorusu geldi, yazik!
@Seckin_Deniz retweetledi

 Selim Atalay@SelimAtalayNY
Hmmm Mısır: Teröristler bir konteyner gemisine saldırmaya çalıştı, Trafik akışı etkikenmedi (Birileri gemi batırıp Süveyşi kapamak istiyor)
@Seckin_Deniz retweetledi

SA4023/KY37-AZ153: El-Bab: Erdoğan-Bahçeli, Gazi’nin Vasiyetini Yerine Getiriyor

Tarihçi Demir şöyle yazıyor: 
"Türkiye’nin Özgür Suriye Ordusu işbirliği ile Türk-Arap sefer gücünün Fırat Kalkanı’nda icra ettiği mücadelenin benzeri, Milli Mücadele yıllarında yaşanmıştır."


“Kemalist” tanımlamasıyla ortalığa dökülenlerin yaşadıkları en büyük trajedi, Gazi Mustafa Kemal’in, bu topraklar için ifade ettiği deha kimliğini tanımamalarıdır. Okumuyorlar. Tarihi, günlük siyasetin oyuncağı haline getirmiş kalemler üzerinden takibe çalışıyorlar. (Bu sözüm muhafazakar kesim içindir aynı zamanda, tarihi siyaset şartlanma dışı okusalar, "Atatürk düşmanlığı" kavramının aslında bir İngiliz algı operasyonu olduğunu anlayacaklardır.)

Kendilerini Kemalist olarak algılayan, aslında, onun Türkiye Cumhuriyeti için belirlediği stratejik zeminden haberdar olmayan kesimin, mesela, iki de bir diktatör Beşar ile el sıkışma telaşları tarihsel bir felakettir!.. Tarihin şaşmaz terazisinden baktığınızda Beşar, İngiliz-Fransız sömürgecileri arkasına alarak “Suriye Krallığını” kurma hevesine düşmüş emperyalist işbirlikçisi Şerif Hüseyin’in Şam’a kral yapılmış oğlu Faysal’dan başka bi’şey değildir. Gazi, Şerif Hüseyin’in elini sıkar mıydı, bulduğu yerde alnından vururdu...

SA4022/KY35-YTK162: İki Uç ve Orta Sınıf

"Velhasıl, bir erken referandum yazısı olarak görebildiğim, sandıktan çıkacak sonucun ve oranların belirleyicisinin iki uçtaki milliyetçilikle orta sınıf olacağı."



Referanduma son hızla ilerlerken yarısı uydurma yarısı erken ya da pek yeterli görünmeyen tahminlerle dolup taşıyor ortalık.

Kulaktan kulağa yayılanından sosyal medyada ciddi ciddi tartışılanına kadar her renkten araştırma veya kanaate çarpabilirsiniz adım başı.

Başbakan Binali Yıldırım'ın medya yöneticileriyle yaptığı kahvaltılı toplantıda söylediği şey şu andaki durumu en iyi anlatan cümle aslında; “Herkes anketör olmuş. Anketler uçuşuyor. Ben, kendi yaptığım ankete itibar ederim sadece.”

25 Şubat 2017 Cumartesi

SA4021/Sonsuz Ark-YD40: Brookings Emirleri: Güç Mevzilerinin İnşâsı; ABD için Bir Ulusal Güvenlik Stratejisi

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analizin başlığını 'Trump'a Uyması için Neocon Emirler' diyerek değiştirmemiz mümkündü, çünkü içerik, eski statükonun, eski dünya düzeninin devam etmesini isteyen ve bunun için varoluş savaşı veren neocon alışkanlıkla, birazdan göreceğiniz gibi 'emir kipi'nde cümlelerle dolu, girişte -meli, -malı olarak okuru karşılayan yapay nezaket dili, biraz sonra yerini yapılacaklar ve yapılmayacaklar listelerinin oluşturduğu tipik hastalıklı neocon zihniyetin ürünü dile bırakacaktır. Eric S. Edelman ve Robert Kagan gibi isimlerin üretebileceği en yumuşak dile sahip analiz ya da emirler katalogu da denebilir, çevirisini sunduğumuz aşağıdaki metne. Ve doğal olarak bu hastalıklı karakterlerin zihninde Türkiye diye bir yer yok, analizde özel başlık açma gereği bile duymadıklarını görüyoruz. Oysa aynı ekip Türkiye'de 15 Temmuz Darbesini düzenleyen neocon yapının üyesiydi. 15 Temmuz'da yaşadıkları yenilgi onları dünyayı yönetme küstahlığından vazgeçirmiş değil. Aşağıdaki emirler listesi paniklemiş bir psikoloji ile Trump'a her şeyi Obama, Bush öncesi döneme döndürmeyi önermektedir ve en önemlisi artık ABD'nin güçlendirmesi gereken yıkılmış bir imajı olduğunu da böylece tescil etmekte olduklarının da farkında değiller. Aşağıdaki metin dünyayı yönetecek bir akla sahip olmadıklarını net bir şekilde yansıtmayı başaran hastalıklı karakterlerin ürünü olarak görülmelidir.
24.02.2017'de, “Burası Amerika Birleşik Devletleri ve ben burayı temsil ediyorum. Ben dünyayı temsil etmiyorum." diyen ABD Başkanı Donald Trump, bu tür 'emirlere' nasıl tepki veriyor, açık bir şekilde görülmektedir.

Seçkin Deniz, 25.02.2017

REPORT
Building “situations of strength”
A national security strategy for the United States

Brookings Editörünün Notu: Chaos Görev Gücü'ndeki Brookings çalışması, 2015'in başından bu yana, bir ABD jeopolitik rekabet dönemi için ABD politikasını özetleyen "Güçlü durumlar oluşturmak- Building “situations of strength”" taslağı hazırlamak için Cumhuriyetçi ve Demokrat dış politika uzmanlarını bir araya getirdi. Brookings'in bu çok yıllı girişimine Martin Indyk, Bruce Jones, Robert Kagan ve Thomas Wright'a Derek Chollet, Eric Edelman, Michèle Flournoy, Stephen Hadley, Kristen Silverberg ve Jake Sullivan katıldı. Chaos projesinden Brookings'in bu Çalışması, 21. yüzyıl için uluslararası düzeni savunmak ve reform yapmak için analiz ve politika önerileri sunmak üzere tasarlandı.

SA4020/KY13-AO113: Türkiye'de Gruplaşmalar; Solcular-Sağcılar-İslamcılar -3; İslamcılar

"Eski eskide kaldı. Şimdi gelecek için neler yapılmalı oturup onlara kafa yormalıyız..."


Türkiye Siyaseti'nde İslamcılar

Türkiye'de çok partili sisteme geçilmesiyle birlikte başlangıçta kurucu devlet ideolojisine bağlı olan sonradan ayrışarak sağ bir blok oluşturan siyasi çevreler Demokrat Parti(DP) etrafında birleştiler.

DP'nin din, tarihle ilişki, serbest piyasa ekonomisi gibi görüşlere sahip çıkması, bu görüşe yakın kişileri ve dini faaliyetler içerisinde olanları çevresinde topladı.

DP'nin iktidar olmasıyla birlikte dini eserlerin sayısı arttı, tarikatlar faaliyetlerini artırdı ve dini söylemler gitgide yükselmeye başladı.

SA4019/KY26-CA112: Seçilmemiş Mülteci Mekânları

"Mülteci tek başına veya grup olarak hemen burada, gözlerimizin önünde de kayboluyor."


Birkaç aydır bir şehircilik projesi için Esenler’in çeşitli mekanlarında söyleşiler gerçekleştiriyorum. Esenler’in geniş bir mülteci nüfus barındırdığını fark ediyorum bu söyleşiler sırasında. Bir bakıma Suriye artık aramızda; Halep mahallelerimize dağılıyor. Kimileri müreffeh, çoğu yoksul. Binlerce yıl bu toprakların şahit olduğu gibi, savaştan kaçtılar ve yerleşmeye çalışıyorlar. Ülkelerinde canlarına yönelik tehdit ihtimali ortadan kalktığında kimileri geri dönebilir. Ancak muhtemelen çoğunluğu kalmayı tercih edecek.

Yerleşiyorlar ve insan evladının uzun tarihi boyunca yerleşirken yaşadığı zorlukların çoğunu da yeniden tecrübe ediyorlar. Devletin çeşitli şehirlerdeki kamplarında hayatları nispeten ferah, düzenli ve özellikle güvenli. Buna karşılık net olarak bilemediğimiz bir nüfus kendi imkânları veya toplumsal destekle hayata tutunmaya çalışıyor. Biz ise onlardan yeniden ev sahipliğinin inceliklerini, dahası bir yurda sahip olmanın anlamını öğreniyoruz.

SA4018/KY20-MEK62: Evet; Mazlumların da Bir Sarayı Var

"Evet Aksaray, mazlumlara ses olmaya aday değil, yıllardan beri zaten ses olduğu için, bütün bu konularda alnı ak olduğu için, Aksaray."


Saraylar vardır dünyada kurulu.

İçinden Hindistan Company çıkar bazı sarayların, akıl dışı zulümlere onay/talimat çıkar, her taşının, parkesinin altına sayısız mazlumun kanı damıtılmıştır.

Saraylar vardır, meş'um cinayetlere, nice ülkeyi kan deryasına çeviren derin ve kapsayıcı, yüz kızartan suçlara beşik olan.

Saraylar vardır, kendi içinde nice dramın, sahteliğin, ikiyüzlülüğün, ahlaksızlığın, ayyaşlığın üzerine perde olan, basitliğe devlet maskesi takan.

24 Şubat 2017 Cuma

SA4017/KY1-CÇ377: Hangisi Sen?/ Roman-Bölüm II-2

 "Bir başkasının bilmediği gibi, kimsenin bilemeyeceği gibi kendisi de bilmez, biz bir abartı der geçeriz, berber Naim abartı der geçer, Musa abartı der geçer, diğer üç kişi abartı der geçer ve fakat kimsenin bilemeyeceği gibi kendisinin de kendinde bilemediği şeyler vardır."


Bölüm İki
-2-

Sacit oldum olası abartmayı severdi, sever. Kedinin arkasına bakıp gördüğü deliği yaraya benzetip sonra da ‘Ne büyük yara!’ diye hayıflanmasına kanıt olarak Sacit gösterilse her hangi bir yanlışlık olmazdı, olmaz. Sacit abartmadan duramazdı. Durmazdı. Öteki ile anlaştıkları ender konulardan biri de bu abartıydı. İkisi de pek severdi abartmayı ve sanki aralarında söylenmemiş, söylenmeyen, adı konmamış bir yarış vardı bu konuda. 

Arada bir ikisi bir aradayken herhangi birinin yüzünde, diyelim Sacit’in yüzünde ya da diyelim Öteki’nin yüzünde tanık olunan muzipçe gülüşün ardında tanığın imgeleminde hemen olmadık bir durum biçimleniverirdi. 

SA4016/KY28-ATA256: Rumlar Savaş Tazminatı İsteyeceklermiş

"Sanırım Rumlar akıllarını peynir ekmekle yemişler. Bunun başka türlü bir izahı olamaz."


Geçen hafta Kıbrıs Rum tarafından yapılan bir ankete göre Rumların yüzde 87,2’si, 1974 Barış harekatı ile ilgili olarak Türk devletinin tazminat ödemesi gerektiğini düşünüyormuş.

Buna tam da “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” demek gerekiyor. Sen 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetini, adayı Yunanistan’a bağlamak için yık.  

SA4015/KY13-AO112: Türkiye'de Gruplaşmalar; Solcular-Sağcılar-İslamcılar -2; Sağcılar

"Çok partili döneme geçiş öncesinde iyice belirginleşen sağ ve sol ayrımında en tetikleyici unsur İnönü döneminin iktisadi ve siyasi kararlarının yanı sıra 1930'lu yıllardan itibaren kendini iyice hissettiren dini konularda alınan aşırı kararlar olmuştur."


Türkiye Siyasetinde Sağcılar

Osmanlı sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş kadroları kendilerini yenilikçi, devrimci, ilerici ve çağdaş olarak nitelendirmekteydiler.. Bu kavramlar tümüyle solu çağrıştıran kavramlar olduğu için kurucu kadroyu sol bütünlük içerisinde değerlendirmek mümkündür. 

Sonradan bazı inkılaplara karşı çıkan ve batılı, ama tarihiyle bağ kuran düşüncelere sahip çıkanlar yeni devletin her şeye sıfırdan başlayan, yok edici yaklaşımlarını eleştirerek farklı düşünceler ileri sürdüler. 

SA4014/KY36-CK149: Türkiye Trump Yönetimini Cidden Anladı mı?

"Türkiye-ABD ilişkileri realpolitik üzerine kurulan ve bir müttefiklik hukuku üzerinden şekillenen bir birliktelik."


Türkiye'de Trump fenomenine karşı ilginç bir tavır gelişti.

Obama döneminde dibe vuran ilişkiler sonucu, Trump özellikle hükûmete yakın medya tarafından büyük bir destekle karşılandı.

Obama yönetiminin felaketler silsilesi olarak özetlenebilecek politikalarının Türkiye'de oluşturduğu hayal kırıklığı ve haklı öfke, bazı çevrelerde Trump'a da aslında travmatik bir mesafesizlik meydana getirdi.

23 Şubat 2017 Perşembe

SA4013/TG218: Brooking Entstitüsünden Trump'a Çözüm Paketi: ABD’de Erken Çocukluk Eğitimi

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analiz Brookings Enstitüsünün alışılageldik siyasal ve ekonomik çalışmalarından biri değildir; aksine Eğitim konusunda reform yapmayı planlayan Donald Trump başkanlığındaki Yeni ABD Yönetimi'nin önüne konulan bir stratejik tekliftir. Bu tür tekliflerin ülkemizde de düşünce üretme enstitülerinde ortaya konulacağı günleri dört gözle beklediğimizi söylemek istiyorum. Bu araştırma,  ABD'de yüksek nitelikli okul öncesi eğitim sayesinde, özel eğitim süresinin kısalacağını, daha az sınıf tekrarı ve daha yüksek lise bitirme oranı sağlanacağını; tutuklanma ihtimalinin düşeceğini, hapishanede geçirilen sürenin daha az olacağını; daha az cinsel partner değişimi ve kürtaj oranı görüleceğini; daha yüksek aylık kazanç elde edilerek; sağlık sorunları için daha az süre harcanacağını teklif eden bir çözüm paketidir.  Bu paket Trump'un seçim kampanyalarında vaat ettiği şeyleri gerçekleştirebilmesi için sistematik bir temel eğitim setinin başarılı olacağını öngörmektedir.
Seçkin Deniz, 23.02.2017

Why DeVos should embrace early childhood education

Betsy DeVos, partizanca bir rekabetin ortasında eğitim bakanlığına getirilmiş olsa da, erken çocukluk eğitimini benimsemesi halinde her kesimin desteğini kazanabilir. First Five Years Fund (İlk Beş Yıl Fonu) tarafından 2016 senesinde gerçekleştirilen bir araştırmaya göre;  

Parti bağlantılarından bağımsız olarak, seçmenlerin yüzde doksanının, alt ve orta gelir imkânlarına sahip çocuklara yönelik genişletilmiş erişim ve kolay ödeme olanağı olan erken çocukluk eğitimini benimsedikleri ortaya çıkmıştır. Fayda-maliyet tahmin raporlarına göre; erken çocukluk eğitimi için harcanan her dolar için 13 dolarlık bir sosyal tasarruf sağlandığı tespit edilmiştir. Bu anlamda erken çocukluk eğitimi ulusumuzun geleceği için güçlü bir yatırım olacaktır. Fakat sorun, siyasetçileri erken dönemdeki çocukların eğitimi ve yaşamlarının iyileştirilmesi için daha fazla yatırım yapmaya nasıl ikna edebileceğimiz meselesidir.

SA4012/KY29-YA84: ELAM ve Türkiye

"Ülkede olan her terslikten Türkiye’yi sorumlu tutmaya başladık. Trafik kazasından, dövizin yükselmesine kadar."


Rahmetli Rauf Denktaş, Türkiye ile KKTC arasında gerginlik yaratmak isteyenlere karşı uyarmış, “Anavatana dil uzatmak kahpeliktir” demişti bir röportajında. Ben o kelimeyi “terbiyesizliktir” kelimesiyle değiştirmiştim başlıkta, yumuşatmak amaçlı.

Türkiye’ye karşı olan sessiz hınç, 10 yıldan bu yana dile geldi. Hem de her geçen gün biraz daha artarak…

Ülkede olan her terslikten Türkiye’yi sorumlu tutmaya başladık. Trafik kazasından, dövizin yükselmesine kadar.

SA4011/KY49-İTIĞLI36: Musa bin Bik’in ülkesi: Mozambik

"Mozambik yakın gelecekte Afrika’nın en önemli ülkelerinden biri olacak. Turizm ve enerji potansiyeli bakımında oldukça verimli bir ülke. Mozambik’le ilişkilerin geliştirilmesi gerekiyor. Eğer bu ilişkiler geliştirilirse Mozambik eski günlerine tekrar dönebilir ve siyasi terim olarak kullandığımız Swahili İslam beldesi olabilir."


Afrika’da herkes bilir; Cebelitarık ismi Tarık bin Ziyad adlı bir Müslüman Arap kumandanının isminden gelir. Başka bir Müslüman kumandan ise adını başka bir ülkeye vermiş. Bu ülke, Afrika’nın güneydoğusunda yer alan Mozambik’ten başkası değil. 16. yüzyıl ortalarında bu bölgeye gelen kimilerine göre bir tüccar, kimilerine göre bir din alimi, kimilerine göre ise bir fatih olan Musa bin Bik, Mozambik’e kendi adını vermiş. Bu bölgenin Portekizlerin eline geçmesi ile Musa bin Bik’in ülkesi Mozambik’e dönüşmüş.

Mozambik; Angola, Gine Bisav, Cape Verde gibi Portekiz sömürgesi olan Afrika devletlerinden biri. 30 milyona yaklaşan nüfusunun neredeyse yarıya yakını Müslüman. Fakat her nedense Müslümanların ülkedeki nüfus oranı istatistiklerde hep yüzde 15-20 arasında gösterilir. Mozambik aynı zamanda İslam’ın en hızlı yayıldığı Afrika ülkelerinden biridir.

SA4010/KY35-YTK161: Ha Gayret…

"Velhasıl matbuat alemi, canı sağ olsun bu topraklarda maalesef kuruluşundan beri, belki mesleğin kaçamayacağı bir huyu olarak hep dedikodu, çorap örme, çarpıtma, şahsi çıkarlar için kullanılmaya müsait olmuş maalesef."


MİT'in böyle bir geleneği oluşmaya başlamış, kuruluş yıldönümünde beş yılda bir geniş bir gazeteci topluluğunu Müsteşarlıkta konuk ediyormuş meğer.

Biz de davet edilince, sorup soruşturunca öğrenmiştik.

Öyle çok özel, gizli bir şey değildi. Geniş salonda Müsteşar, yardımcıları, basın danışmanı, protokol vesaire ile İstanbul ve Ankara'dan epey gazeteci ayaküstü sohbet edip sonra dağılmıştık.

Gerekirse önemli bazı başlıkların konuşulabileceği bir gündem olabilirdi belki ama o yıl, benim katıldığım ilk ve son toplantıydı, yanılmıyorsam 2012 Ocak ayıydı. Belki Aralık 2011…

22 Şubat 2017 Çarşamba

SA4009/KY13-AO111: Türkiye'de Gruplaşmalar; Solcular-Sağcılar-İslamcılar -1; Solcular

"Devlet ideolojisi, kadrosu tümüyle eskiden arındırılmış olsa da toplum içerisinde alttan alta eski / yeni kavgası sürdü ve bu yönde toplum içerisinde farklı fikirlerin ortaya çıkması ve bunların zamanla gruplaşması kaçınılmaz oldu. Bu oluşumlar süreç içerisinde üç ana gövdeye dönüştü; Solcular, Sağcılar, İslamcılar.."


Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı topraklarından arda kalan Anadolu toprakları üzerinde yeni bir devlet olarak kuruldu. Kendini Osmanlı Devleti'nin devamı gibi görmek bir yana geçmişe dair hafızayı silmek için gerekli her şeyi yaptı.

Bunu yaparken Türklüğü öne çıkardı ve tarihi temellerini buralarda aradı. Geniş anlamda da tarihi süreç içerisinde Türklerle birlikle anılan, onlarla birlikte olanlar da Türk kabul edilerek Türklük bir ana kimlik haline getirildi. Kurucu kadro gözünde Osmanlı ile bağımız bu kadarla sabit kaldı.

SA4008/KY37-AZ152: Dünya, 'Erdoğan’la Çalışma' Kararı Aldı!..

"Önemli ve yüzünü istikrara dönmüş gelişmeler yaşıyoruz ve Türkler, 1918’de atıldıkları bir coğrafyaya, tekrar “kurucu irade” olarak geri dönüyorlar."


Bu karar, 1- 16 Nisan’daki referandum sonucunu net olarak tahmin ettiklerini, 2- Ortadoğu-Karadeniz hattına kalıcı istikrarın gelmesinde 15 Temmuz ihanetini püskürten Türkiye’yi “kilit ülke” olarak gördüklerini işaret ediyor. Önce, Batı medyasında “diktatör” yorumlarının azaldığına, devamında da, Türkiye’nin hassasiyetine saygılı zeminde birlikte çalışmanın mekanizmalarının kurulmasına şahit olacağız.

Sırtını, Obama yönetiminin Türkiye’nin milli iradesini dışlayıcı stratejisine dayamış, muhalefeti “dış destekte” arayanlar için üzgünüm. Onlar, Washington Post’a yazı yazan o hanımefendi gibi, ABD’yi Türkiye’de demokrasiye sahip çıkmamakla suçlayıp, Merkel’i de “Türk muhalifi” olarak görmeye devam edebilirler.

SA4007/KY33-YO165: Taksim’e Cami'nin Uzun Hikâyesi...

"Türkiye’nin normalleşmesi, rahatlaması için de Taksim’e bir cami yapılmalı. Bundan 3 yıl önce bu fikre yükselen itiraz seslerinin, her ne kadar referandum etkisi dense de artık yükselmemesi bu normalleşmenin cami yapılmadan gerçekleşmeye başladığını gösteriyor."


"Şeriat-ı Muhammediye'yi batıranlardan ve Beytülmal-ı Müslimini yağma edenler ve ulemayı ve sair Müslümanları kâfirlere tercih edenleri ve kâfir ile İslâm arasında fark yoktur diyen ve gerek (6 nokta) olsun ve gerek ona muayyen eden zalimler olsun onların kanını dökmedikçe durur isek dinimiz kâfir olsun ve Karun gibi mel'un olalım ve Ebu Cehil gibi merdud olalım..."

Türkiye’nin ilk başarısız darbe girişimi bundan 157 yıl önce darbenin lideri olan Süleymaniyeli (Irak Süleymaniye) Şeyh Ahmed’in bu fetvasıyla başlamıştı. Fetvada kanının dökülmesine cevaz verilen kişi padişah Abdülmecid’di.

SA4006/KY36-CK148: 65 Yıllık Fırtınalı Bir Evlilik: Türkiye-NATO ilişkileri

"Bir yandan Türkiye, Suriye'de ABD kadar NATO'nun kurucu ötekisi olan Rusya ile iş birliği yaparken, diğer yandan dünya ABD'nin bizzat kendisinin NATO bağlılığını sorguluyor." 


Washington'ın göbeğinde görkemli bir bina Andrew W. Mellon oditoryumu. Neo-klasik mimari usulüne sadık kalınarak yapılmış, 700 kişiyi ağırlayacak büyüklükte dizayn edilmiş ve içinde pek çok tarihî hadisenin gerçekleştiği bir eser.

Bu şaşaalı binadan kimler geçmemiş ki. ABD başkanlarının hemen hepsi defalarca adım atmış bu binaya. Tarihî anlaşmalar, açıklamalar gerçekleşmiş. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son Washington gezisinde bu salonda Türk ve ABD'li iş adamlarına bir konuşma gerçekleştirdiği notunu da düşelim.

SA4005/KY29-YA83: Denktaş: “Rum’un Ağzıyla Anavatan’a Laf Söylemek Terbiyesizlik”

"Türkiye Cumhuriyeti, AB üyesi olmadan, 60 Anlaşmasındaki en kadim hakkı delerek Rumlarla birleşip, toprağımızı da AB toprağı yaparsak, Kıbrıs’ta Türklüğün sonu gelmiş olacaktır. Bu görüşmelerin Rumlar açısından bütün gayesi, maksadı, hedefi KKTC’den ve garantilerden kurtulmaktır."


Rauf Raif Denktaş, zamanın haklılığını teslim etmesine hiç aldırmıyor. O’na göre önemli olan bu toplum için uğraş vermiş olmak. Zaten, “Hiç umurumda değil. Ben görevimi yaptım.1960 anlaşmalarında kurucu ortak olan, bağımsız ve egemenlikte Rumlar kadar hakkı olan halkımın bu hakkını, garantilerini sonuna kadar korudum” sözleriyle bunu gayet güzel vurguluyor. 

KKTC’nin kurucusu Rauf Raif Denktaş, “Cemaat Meclisi Başkanı” sıfatı ile 3 Haziran 1968 günü Beyrut’ta başlayan görüşmelerin bu güne değin sürmesini Rum kesimin adanın gerçeklerini kabul etmemesinden kaynaklandığını söylüyor. “Kıbrıs meselesinin halli Kıbrıs’ın gerçeklerini kabulden geçer ve bu gerçeklerde iki halkın, iki devletin varlığıdır. Garantilerin dokunulmazlığıdır” diyen Denktaş, müzakerelerin hedefinin Rumların Kıbrıs’a hakim olmalarına engel olan KKTC’den ve garantilerden kurtulmak olduğuna işaret ediyor.

SA4004/KY38-SevDur44: İslamcılar Niçin Hedefte?

"FETÖ’nün ardından bayrağı devralanlar, İslamcıları terörist mesabesine eşitlemekle övüne dursun, böyle bir tartışmanın kime ne yararı dokunacağını, kendini genel anlamda “İslamcı” olarak tanıtan yazarlara sorduk." 


Takdim

849. sayımızda, Abdülmecit Yücel isminde koca yürekli bir dava adamının hikâyesini anlatmıştık. Çocuğunu doğururken şehit olmuş eşini morga, yeni doğan bebeğini de yengesine emanet ederek Refah Partisi teşkilatında nöbet tutmaya giden bir yiğit adamdı Yücel. Tıpkı Abdülmecit Yücel gibi, davasını kendi hayatının üstünde tutan bu insanların çoğu milletine, memleketine hizmet etmeyi görev bilirken, ümmetin derdiyle dertlenmeyi de ihmal etmezdi. Şimdilerde yoğun saldırılarla itibarsızlaştırılmaya çalışılan İslamcılar, işte böyle bir geçmişe sahip.

Bazen kişiler, bazen de kurumlar üzerinden İslamcıları itibarsızlaştırma saldırıları gün geçtikçe artıyor. FETÖ, PKK, DEAŞ gibi açık düşmanlarla savaşırken, İslamcılar da bu yapıların yanında bir “düşman” gibi dillendiriliyor. İslamcıları hedefe koyanların derdinin ne olduğu merak konusu. Ancak Türkiye’nin geldiği noktada, İslamcıların ne derece fedakârlıklar yaptığını göremeyecek kadar sığlar. 

21 Şubat 2017 Salı

SA4003/SD613: Sonsuz Ark’ta İstikrarlı, Dikkatli ve Çalışkan Bir Kimlik; Derya Beyaz

"Derya Beyaz, çıraklık programını hiç sektirmeden tamamlayan ve beni hiç yormayan, yazma sanatı ile ilgili uyarılarıma ve direktiflerime özenle, dikkatle uyan ve sonrasında da İngilizce metinlerden yaptığı çeviriler ve dikkatle eğildiği konularda yaptığı analizlerle Sonsuz Ark'ın örnek çırak yazarı ve sonrasında da usta yazarı oldu."


Güzel ülkemin, Türkiye'nin sosyolojik algılarına bir tür aşağılık kompleksi ile ya da okumaya-bilgiye olan açlığa binaen önemsenen ve aslında kronik dayatmalara rağmen çok da başarılı sonuçlar üretmeyen, buna karşılık okulla tanışmış hemen her insanın çocukluktan beri aklına yerleştirilmiş olan bir ciddi tavsiye-emir var: 'Kitap oku!'

Kitap okumak nasıl bir süreçtir, okuyana ne kazandırır, hangi tür kitaplar okunmalıdır, hangi yazarlar iyidir, hangi kitap, hangi yazar hangi dine ya da inanca göre bir şeyler anlatır? Bunu çoğunlukla 'Kitap Oku!' emri verdiğimiz hiçbir çocuğa anlatmayız, doğal olarak da ortaya çıkan şey, her şeye rağmen kitap okumuş olarak yetişenin nasıl bir yetişkin olduğuna dair bize bir fikir vermez; karşımıza çıkan genellikle başıboş bir okuma ve bir çöplüğe dönüşmüş hafıza.

SA4002/SD612: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 149 (21-25 Ağustos 2013)

  “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(21-25 Ağustos 2013)  (Ağustos 2013: 3505 Tweet+Önceki Toplam: 78.253=  81.758 Tweet)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Davutoğlu:"Mursi'yi hapiste tutabilirler ama bu ünvanını geri alamazlar.Mursi,Mısır tarihinin seçilmiş teksiyasi lideridir tek c.başkanıdır"

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Davutoğlu:"Esed'e Nusayri olduğu için değil zalim olduğu için,,Sisi'ye de sunni olduğu için değil darbeci olduğu için karşı çıktık"

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Davutoğlu: "Güvenlik uyarılarımızı basına dağıtarak Bağdat'a giden CHP heyeti, güvenlik gerekçesiyle Kerkük ve Necef'e gidemedi"

SA4001/SD611: Telveler 36

"Gözlerinizin görebildiği ve aklınızın sınırladığı alan "basit" ayrıntılarda gücünü yitirir..."


Ruhunuzun ne kadar karmaşık olduğunu görebilmeniz için onu incelemiş olmanız gerekir...

Düşüncelerinizin nasıl etkilendiğini, düşünce kırıntılarını irdeleyerek yeni dalgalarla nasıl boğuştuğunuzu düşünün... Art arda genişleyen her genişliğin parçalarında yeniden genişlediğinizi görün...

Bu, bir analiz olduğu kadar, diğer parçaları unutmanız dolayısıyla daha da azalan ve küçülen değerler manzumesidir... Bütünü parçalara ayırdıkça ilginiz daha küçük parçalara yönelir; bütünü göz ardı ettiğinizi bile fark edemezsiniz...

SA4000/SD610: "üçüncü" /26.10.2005/ 415. patika


...ileri doğru gidişlerle ileri doğru itilişleri düşünmek vaktinde...
...bir serdengeçtinin, doğruların durdukları yerlerden onu doğrultuşlarıyla sonsuz hızla sonsuza doğru gittiğini gördüm...
...sonsuz ende ve sonsuz boyda ve yükseklikte bir sonsuzluk helezonuydu bu...
...serdengeçti doğrulara tutundukça doğrular sürüklüyorlardı onu; hızı artıyordu gittikçe...
...ve sarsılmadan gidiyordu bilginin dosdoğru kollarında...
...sonsuz beyazlıkta, sonsuz yumuşaklıkta kollardı, onlar...
...ve bir de...
...yanlışların kapıp tuttuğu serdengeçti göründü öteden...
...bazen tutunabildiği doğrulardan olmasa, yanlışların itişiyle dağılıp gidiverecekti, sonlu ve sonsuz karışımdaki en, boy ve yükseklik boyutlarından...
...savruluyordu yanlışların itişiyle..

20 Şubat 2017 Pazartesi

SA3999/KY1-CÇ376: Mevcut Cumhurbaşkanlığı Makamı'nın Yetkileri ve Sorumsuzluğu

 "Öyle ise bu yetkilerle donanık sorumsuz makamı sorumlu kılmak için #EVET" 


Mevcut cumhurbaşkanlığı makamı yapıp ettiklerinden sorumlu tutulabilir mi? 

Tutulamaz (82 Anayasası, Madde 105, Fıkra E) Cumhurbaşkanı'nın, Anayasa ve diğer yasalarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır. Bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur. 

Cumhurbaşkanı'nın resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz.

SA3998/KY1-CÇ375: Kumpas/ Roman - Son Bölüm VIII-3; SON

"Bu hekat ölümü, ölümleri kutlayan değil yaşamayı ve yaşatmayı seçenlerin hekatıdır. Bu hekat bir dirilişin sessiz çağıltısıdır."


Bölüm Sekiz-Son

-3-
Son

Yavru ve Kâtip Şendilya Cezaevinin ana kapısından birlikte içeri girdiler. Kimliklerini doğrulatıp içeri alındılar. Önce gardiyan olduklarına dair kimlik belgesini uzattılar küçük bir pencereden. Bir el –ki o elin yüzünü iki yıldır ikisi de görmemişti- uzatılan kimlik belgelerini aldı. Bir süre sonra geri verdi. Beyaz elektronik kapı açıldı. İki adım ötedeki el izine duyarlı bir başka kapıya vardılar. 

Kâtip, “Dün ben okutmuştum elimi. Bugün de sen okut!” dedi geri çekilip kısa boylu gardiyana yol verdi. Kısa boylu gardiyan istemeyerek öne geçmiş elini el işareti olan yere bastırmıştı. İşaret yeşile dönmüş kapı açılmıştı. İkisi birlikte geçtiler kapıdan. “Tek Kişilik Hücreler” yazan oku takip ederek TH yazılı bloğun iki adım genişliğindeki holde sessizce yürüdüler. Genelde bu holde konuşmak adetleri değildi. Fakat Yavru bu adeti bugün kırmak için sabırsızlanıyordu.

SA3997/KY33-YO164: 94 Yıllık Bir Tartışmanın Tarihi -6-

"Demirel Meclis’i fesih yetkisi olan güçlendirilmiş iki turlu seçimle seçilen bir cumhurbaşkanı ve bakanların Meclis dışından seçilmesi önerilerini görev süresinin bitimine kadar savundu." 


5 Nisan 1996 günü Çankaya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün gizemli bir ziyaretçisi vardı. Ziyaretçi önce Cumhurbaşkanı Demirel ile görüştü, ardından üst düzey siyasetçiler ve bürokratlardan oluşan 35 kişilik bir gruba bir seminer verdi.

Basına kapalı bu toplantılarda konulan gizemli ziyaretçi Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ın danışmanı Jean Picq’di. Fransız devlet sistemi üzerinde uzman olan Picq’le Demirel, 4 ay önce Paris’te Mitterand’ın cenazesi sırasında tanışmışlardı. Selefi Özal’ın Amerikan tipi başkanlık sistemi önerilerine hep kırmızı ışık yakmış Cumhurbaşkanı Demirel, Fransız tipi yarı başkanlık sistemine yeşil ışık yakmıştı. Fransız misafirle toplantı haberlerinin basında çıkmasından üç yıl sonra yeniden başlayan başkanlık tartışmaları için Cumhurbaşkanı fikirlerinin değişmediğini başkanlık sisteminin Türkiye’ye uygun olmadığını söyleyecekti...

SA3996/KY28-ATA255: Hristist Terörist

"Bunları yapanların hepsi de “Hristist Terörist”… Bilmekte ve kullanmakta fayda var." 


2 Şubat günü Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Almanya Başbakanı Merkel, Külliye'deki 2.5 saatlik görüşmenin ardından ortak açıklama yaparken, soru-cevap kısmında 'İslamist terör" ifadesini kullanan Merkel'e Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tepki göstermesi gerçekte boşuna değil. 

Dünya tarihine bakıyorum da, terörist olan da, soykırım yapan da hep Hristiyanlar olmuş günümüze değin. Gerçekte “Hristist Terör” ve “Hristist Teröristler” demek daha çok yakışacak aşağıdaki tarihi olaylara.

19 Şubat 2017 Pazar

SA3995/KY35-YTK160: Kuyu, Raybüs, Robot, Yemen

"Tarih, günlük üzüntü, umutsuzluk, karamsarlıkların da geçici olduğunu defalarca ispatlıyor işte."


“Kuyuya düşen köpek niçin ölmesin?”

Soru benim değil, 2017 yılında artık hiç kimsenin değil. Ama sorunun atıf yaptığı şiirde İsmet Özel “ölür kuyuya düşen çocuk/çocuğun mercan saati çatlar mutlaka” diyordu Jazz şiirinde.

Ve şiirin finalinde “niçin, niçin, niçin/kuyuya düşen çocuk niçin ölmesin” diye bitiriyordu modern şehir hayatına tam cepheden en ağır saldırıları yaptığı seri içinde ayrı bir yeri olan bu eseriyle.

Ve adı bilmem hangi ironiye dair, kuyudan çıkarılan köpek yavrusunun adı Kuyu oldu. Sosyal medyada başlayıp basının büyük ilgiyle takip ettiği macera on gün sonra mutlu bitmişti işte.

SA3994/KY37-AZ151: 'Doğan Grubu' Bu Kadar Önemli mi?

"Artık Aydın Doğan’dan “mağduriyet” çıkaramazsınız, geçiniz..."


“Statüko”yu korumakta kararlı “ana akım medyanın” siyaseti belirleyici gücü olsaydı, 2002 seçim sonucu böyle çıkmazdı. Arkasındaki cılız medya desteğiyle meydanlardan gelen Recep Tayyip Erdoğan değil, Mesut Yılmaz başbakan olurdu veya en azından, Tansu Çiller’li bir “Anayol” koalisyon formülüyle karşılaşabilirdik. Olmadı.

Aksine, “ana akım medyanın” daha bir kaç yıl önce “muhtar bile olamaz” dediği Erdoğan tek başına iktidara yürüdü, Kılıçdaroğlu’nun bir kaset kumpasıyla parti başkanlığına yürümesini canla-başla destekleyip “Baykal antipatisini” gösteren o medya, Deniz Baykal’ı ikinci parti olarak gördü. Cem Uzan’ın yine aynı medya yapılanmasına meydan okuyarak aldığı yüzde 7.5’luk oy ise, büyük umutlarla desteklenen Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller’in siyaset tarihinin arka sayfalarında kalmasına neden oldu.

18 Şubat 2017 Cumartesi

SA3993/SD609: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 148 (16-20 Ağustos 2013)

  “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(16-20 Ağustos 2013)  (Ağustos 2013: 3505 Tweet+Önceki Toplam: 78.253=  81.758 Tweet)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
selamlar dostlar... yorgunum İstanbulunuzu gezmekten:)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
@hibahar Aydın Doğan'ın gönlündeki adaydı

 Halil İbrahim Bahar@hibahar
E.İhsanoğlu'nun adı kim cumhurbaşkanı olsun tartışmalarında vardı değil mi?
@Seckin_Deniz retweetledi

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Ekmeleddin İhsanoğlu'na Faruk Loğoğlu vasıtasıyla CHP sahip çıkmış... Ne güzel, ne güzel...

SA3992/KY29-YA82: Anastasiadis’tir, Ne Yapsa Yeridir!

"Sadece Kıbrıslı Türkleri değil, tüm dünyayı parmağında oynatan ve lobicilikteki başarılarıyla haksızken haklı pozisyona geçmeyi başaran Rumlara kızmak değil, oyunu, onların taktikleriyle oynamak gerekiyor aslında."


Son liderler görüşmesinde yaşananlar, Anastasiadis’i tanıyanlar için hiç şaşırtıcı değil. Kimseyi saymayan ve kafasına göre hareket eden Rum Yönetimi Başkanının kendini haklı çıkarmak için yalanlara tevessül etmesine de şaşırmıyoruz.

Bundan iki yıl kadar önce “Anastasiadis’in yaptığı şımarıklığı Eroğlu yapsaydı…” başlıklı yazımda da, buna benzer bir hadiseyi kaleme almış, Anastasiadis’in toplantı odasında yaptıklarını, orada bulunan bir yetkilinin ağzından şu sözlerle anlatmıştım:

Seçkin Deniz Twitter Akışı