Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız metin,
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR)
Medya Kampanyaları Başkanı, gazeteci Andreas Bock'a aittir ve Brexit sonrası Avrupa Birliği'nin liderliğine oynayan Almanya'nın 2008 Ekonomik Krizi'nden sonra Başbakan Merkel'in dayattığı aşırı tutumlu ekonomi politikalarını terk etmesine odaklanmaktadır.
(Siyah Sıfır: Würzburg Üniversitesi'nde ekonomi profesörü ve Alman Ekonomi Uzmanları Konseyi eski üyesi Peter Bofinger, 4 Mart 2019'da yaptığı, çevirisini yayınladığımız analizde Almanya'nın câri fazlasının ve %56'lık borç/GSYH oranının korunması anlamına gelen 'Siyah Sıfır' politikasının terk edilmesi gerektiğini ifade etmekteydi) 22 Mayıs 2018 tarihinde yayınladığımız
'SA6179/SD993: Brookings Entstitüsü: 'Macron Mucizesi' Fransa'yı Küresel Bir Güce Dönüştürebilir' başlıklı çeviriye yaptığımız,
"Bir itiraf niteliğinde olan bu analiz, Macron'un Türkiye ve İslam karşıtı politikalarının temel mantığını anlamanızı sağlayacak, Chirac dolayısıyla cezalandırılan Fransa'ya karşılık çok parçalı koalisyona rağmen söz dinleyen Merkel'in şahsında aslında bitik olan Almanya'nın Avrupa Birliği'nin patronu haline getirildiğini öğreneceksiniz." şeklindeki değerlendirme, Aralık 2020'de somut olarak gözlemlenebilir sonuçlara işaret etmektedir. Macron liderliğindeki Fransa'da sağlık sistemi çökmüş, sosyal güvenlik kurumları ve şirketleri iflas etme noktasında, sonu gelmeyen 'Sarı Yelekliler' olarak adlandırılan ve Macron'u istifaya davet eden göstericilerin protestolarına polisin verdiği acımasız tepkiler Fransa'yı ve Paris'i cehenneme çevirmiş durumdadır. Avrupa Birliği artan yoksulluğun, işsizliğin, bireysel ve toplumsal şiddet ile birlikte devletlerin otoriter, göçmen karşıtı, ırkçı ve İslam düşmanı tutumlarının ürettiği cehenneme dönüşmüş durumdadır.
Satanist Avrupa Birliği'nin kurucu aklının bir temsilcisi ve koruyucusu rolündeki Siyonist-Yahudi asıllı George Soros, satanist yayın organında (Social Europe) "
Avrupa, Macaristan ve Polonya'ya karşı çıkmalı" başlığıyla yayınladığı 19 Kasım 2020 tarihli talimatnâmesinde,
"Avrupa Birliği, üye devletlere tahsis ettiği fonlara uyguladığı hukukun üstünlüğü hükümlerinden ödün veremez." diyerek Merkel liderliğinde, hukukun üstlüğü adı altında '
İş, Aile ve Anavatan' düşmanı Avrupa Birliği'ne
emirler yağdırmaktadır. Satanistler Macaristan ve Polonya'yı
'İş, Aile ve Anavatan' temelli politikalar uygulamakla, bir insanı doğmadan öldürmek demek olan kürtaja karşı çıkmakla, doğurganlığı arttırmakla ve aileleri desteklemekle suçluyorlar, çünkü bu değerlere düşmanlar ve bu nedenle de demokratik yollarla seçilen Macaristan ve Polonya hükümet yetkililerini ve Türkiye'yi
'Otoriter' olmakla suçluyorlar. İnsan ve değerleri aleyhine tanzim ettikleri neoliberal maskeli otoriter-faşist satanist sistemi hukuk diyerek tanımlayarak başka herhangi bir fikrin, inancın ve politikanın yaşamasına izin vermeyerek, kurtarma fonlarından mahrum bırakmakla tehdit ediyorlar. Çevirisini yayınladığımız analiz, varılan uzlaşmayla Macaristan ve Polonya'nın 'hukukun üstünlüğünü ihlalden' paçayı kurtardığını ileri sürüyor. İyi insanların insan ırklarını korumak için satanistlere karşı işbirliği yapmaları artık kaçınılmaz. Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Satanizm Diktatörlüğüne dönüşmüş olan Avrupa Birliği ile üyelik görüşmelerini gözden geçirmeli,
Viktor Orbán liderliğindeki Macaristan ve Andrzej Duda liderliğindeki Polonya ile ilişkilerini daha da geliştirmeli ve insanlığın hukukunu ve geleceğini kurtarmaya odaklanmalıdır.
Seçkin Deniz, 27.12.2020
How to spend it: Why Germany is saying goodbye to frugality"Almanya, Fransa ile birlikte koronavirüs sonrası dünyanın yeniden inşasında belirleyici bir rol oynamayı hedefliyor."
2020, muhtemelen Berlin'in euro krizinden bu yana çok değer verdiği kemer sıkma politikasına olan tartışmalı bağlılığından uzaklaştığı yıl olarak tarihe geçecek. Koronavirüs salgınına yanıt olarak Şansölye Angela Merkel (Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte çalışıyor) yalnızca daha büyük bir AB bütçesini savunmakla kalmadı, aynı zamanda ortak bir borç olarak finanse edilen kurtarma fonu oluşturdu. Böylece Merkel, Almanya'yı Danimarka, Finlandiya, Hollanda, Avusturya ve İsveç gibi sözde tutumlu ülkeler grubundan açıkça ayırdı. AB bütçesine net katkı sağlayanlar olarak, bu devletler başlangıçta bütçeyi arttırmaya ve multimilyar euroluk koronavirüs kurtarma fonunda yer alan geri ödenmeyecek olan hibelere karşı çıktılar.