Melek Öz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Melek Öz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2019 Pazar

SA7832/KY59-MLÖZ70: Cinayet

"Hâkimin sesi birden onu kendine getirdi. Nasıl oldu anlamadı, ama mahkeme salonunda olduğunu bile unutmuştu." 



“Yaz kızım: Sanık bağsız olarak huzura alındı, kimlik bilgileri soruldu, hakları ve yükümlülükleri anlatıldı, ifadesinin alınmasına geçildi. Sanığa olay günü saat akşam on altı - on yedi sıralarında nerede olup ne yaptığı soruldu.”

Mahkeme heyeti giriş kapısının karşısındaki duvar boyunca uzanan kürsüde yerini almış, kürsünün önündeki kâtip masasında oturan genç kadın hızlıca parmaklarını klavyede gezdiriyordu. Ceviz rengi masaların, siyah deri döşemeli sandalyelerin bulunduğu duruşma salonunda ciddiyet hâkimdi.

12 Nisan 2019 Cuma

SA7579/KY59-MLÖZ69: Yağmur

"Ve kim bilir, belki de çocuklar senin yağan damlaların altında korkusuzca koşturabildikleri için bu kadar temiz ve saflar, ha ne dersin yağmur?"
  

Uzaktan kulağıma gelen gök gürültüsünün sesini dinliyorum. Bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor belli ki. Açık pencereden içeriye gözle görülmeyen tütsü gibi uzanan serinlik, odayı köşeden köşeye dolaşıp her yeri sarıyor. İlkbahar yağmurunun damlaları önce yavaş, sonra git gide daha şiddetli düşerek camları yıkamaya başlıyor. Parlak ve tok damlalar, yaprakları çıkmamış, henüz yeni tomurcuklanmış ağaç dallarına birkaç saniyeliğine tutunup hızlıca yere düşüyor ve toprağa karışıyorlar, doğadaki su döngüsünü tamamlayabilmek için.

25 Şubat 2019 Pazartesi

SA7469/KY59-MLÖZ68: Kadın Öyküsü

"Hem onlar için, hem de insanlık için atılan adımın büyüklüğü hakkında bir şey söyleyebilmek henüz zordu. Ama nihayetinde her çözüme giden yol bir yerden bir adım atmakla başlar."


“Bir kadın koşuyordu sokağın ortasında yalın ayak. Ayak bileklerine kadar uzun etek, başında arkadan aceleyle bağlanmış oyalı, çiçek desenli yazma. Kahverengi saçlarının yarısı dışarı çıkmış, korkudan beyaza dönmüş yüzüne düşüyordu. Çığlık çığlığa yardım diliyordu kadın. Sokaktakiler ise şaşkın şaşkın bakıyordu. Bakıyorlardı sadece, o kadar. Yaşça genç olanlar, orta yaşlı ve yaşlılar… Kadınlar, erkekler… Fark edebiliyordu onları, görüyordu. Film karelerinin göz önünde yavaşlatılmış rejimde geçmesi gibi, otobüs durağının önünde, bakkalın, berber dükkânının, börekçinin kapısında duranları görebiliyordu... En küçük bir harekette bulunmamış sokaktakilerin hiç biri. Ne polisi arayan vardı aralarında, ne de bir müdahalede bulunan. Zaman donmuştu sanki. İnsanlar koşan kadının dramını izliyorlardı. 

18 Şubat 2019 Pazartesi

SA7453/KY59-MLÖZ67: Arınmak

"Hassas bir tartıda tartabilmelidir, sözlerinin ağırlığını. İtiraf ettirebilmelidir diline, ona kaç tane ölü kardeşinin etini çiğnettiğini."


Sıfırlanabilmelidir bazen insan. Tertemiz fıtrat kabuğuna düşen, senelerce biriktirdiği ve asıl rengini solduran ve sonunda kaybettiren tozlardan arınabilmelidir. Silkelenebilmelidir bazen. Her temizlik gibi meşakkatli olsa bile, sonucu görmeye değer bu arınma…

Başkaları tarafından sorguya çekilmeden, kendini sorgulayabilmelidir insan. Henüz bir suç vücut bulmadan evvel, titiz bir savcı edasıyla izini sürebilmelidir niyetinin. Mahkemenin önünde utancından dili tutulanlardan olmamak için, baştan uymayı bilmelidir beşere indirilen anayasaya.

11 Şubat 2019 Pazartesi

SA7436/KY59-MLÖZ66: Siyah-Beyaz

"Pazar çıkışındaki taştan merdiven evine götürecek caddeye çıkıyordu. Merdivenden inerken kafasındaki uğultu, arıların kovanda çıkardıkları sesi andırıyordu. Bunca ses nereden girdi şimdi yok yerde zihnine, neden karmakarışık bir zincir yumağı gibi dolandılar birbirine ve neden pazarcıların bağırışlarını örtecek kadar güçlüler?"


Tezgâhın diğer tarafında duran pazarcıya, “Bu ikisinin fiyatı neden farklı?" diye sorar sormaz birden duraksadı. Ağzından aniden çıkan bu soruya kendisi de şaşırdı. Neden sorduğunu bile bilmiyordu aslında. Son derece anlamsız bir soruydu. Sonuçta şu an pazardaydı ve pazardaki her bir ürünün fiyatının farklı olmasından daha doğal ne olabilirdi ki? Serbest piyasa ekonomisi hâkim olan bir yerde isteyen istediği fiyatı koyabilirdi. 

4 Şubat 2019 Pazartesi

SA7418/KY59-MLÖZ65: Zıtlıklar Şehri

"Altında yine aynı plastik tabure, önünde uzun şemsiyelerle dolu bir kova, yanından koşturarak geçip giden insanlar. Ve yine boğazımda bir düğüm düğümleniyor. O yine kendine şemsiye açmadı…"


Metrodan caddeye çıkar çıkmaz, gözüm uzaktan onu gördü. Şemsiye satıcısı kadın her zamanki yerindeydi. Hep aynı yerde alçak plastik taburede oturur, şemsiyeler satar; bugün de orada. Yaşı tahminimce yetmiş beş-seksen civarında. Yere kadar basma etek, sırtında örme yelek, başına bağlamış olduğu küçük örtünün altından beyaz saç telleri yüzüne düşüyor; hiç ses çıkartmadan iki büklüm oturuyor, önünde rengârenk şemsiyelerle dolu bir kova...  

28 Ocak 2019 Pazartesi

SA7399/KY59-MLÖZ64: Yolcu

 "Olmayacak bir şey değildi aradığı, çünkü gerçekte var olmayan bir şeyin yansıması olmaz…"


Kaçıncı kez yenik düşmüştü bu yanılsamaya artık kendisi bile bilmiyordu. Peşine düştüğü su havzası yine yanıltıcı seraptan başka bir şey değildi. Hâlbuki bu sefer fazlasıyla gerçek görünüyordu. Sarı ve turuncunun bin bir tonuyla karışık bir renge boyanmış çölün ortasında küçük palmiye ağacının dibinde bir tarafı yosun bağlamış grimsi taşlarla çevrili, bir taraftan da şelalesi akan küçük mavi havuz onu çağırıyordu. 

Ne kadar da susamıştı. Günden güne artıyordu susuzluğu, yine de yürüyerek bu yakıcı çölden çıkış yolunu aramaktan başka çaresi yoktu. O kadar yorgundu ki, zihni ona türlü türlü oyunlar oynamaya başlamıştı. Uyarılmıştı hâlbuki yola çıkmadan evvel. Yanına bir yol rehberi, bir harita alması gerektiği söylenmişti ona. Dinlememişti… Serapların bir göz yanılsaması değil, bir doğa olayı olduğunu biliyordu ve zihnine güvenmişti. Yine de her seferinde onları gerçek sanmasının sebebi neydi? 

21 Ocak 2019 Pazartesi

SA7385/KY59-MLÖZ63: Beklenti

"Yaptıklarımızın karşılığını gerekenden başka bir yerden ummaya başladığımız zaman, hem karşılığı sadece Allah’tan beklemenin bize bahşettiği özgürlüğü kaybederiz, hem de içimizdeki huzuru."


Beklenti ve beklentisizlik. Bu ikisinden birini hayatımıza dâhil ederiz. Birbirine zıt kavramlar olması sebebiyle, birini hayatımızdan uzaklaştırdıkça diğerine daha çok yer açarız. Çoğumuz doğuştan çeşitli beklentiler içerisinde oluruz, beklentisizliği ise sonradan öğreniriz. Bu da doğal bir süreçtir; dünyaya geldiğimiz ilk yıllarda ne kendi ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek ne de tek başımıza önemli kararlar alabilecek durumdayız. 

Dolayısıyla o dönemde başkalarına muhtacız. Ailemize, büyüklerimize muhtacız, onların bakımlarına ve şefkatlerine. Bizi dinlemelerine, ihtiyaçlarımıza cevap vermelerine, sevgilerine muhtacız. Elbette ki bu bizim çocukluk yıllarımızdaki en doğal hakkımız ve en büyük lüksümüz de aynı zamanda.

14 Ocak 2019 Pazartesi

SA7367/KY59-MLÖZ62: Safsata

"Bu zamana kadar hiçbir canlı ölümden kaçamadığı için bu fikir bize çok uçuk ve fantastik gibi görünse de, “Ölümsüzlük satıcısı” sıfatını taşıyan birileri var bu dünyada. Nitekim talep varsa, arz da vardır. Ölümü erteleyecek buluşların ne kadar büyük talep gördükleri ise ortadadır."


İnsanlar hep ölümsüzlüğü arzulamışlardır. Çünkü bir insan için hayatının bir gün son bulacağı düşüncesi, hayatında var olan her şeyi de anlamsızlaştırır aynı zamanda. Ölüm ise hep insanları peşlerinden kovalamıştır. Sonsuzluğa inanmak insanın yaratılış kodlarında vardır. Bunun içindir ki İlahî kaynaktan gelen bilgilere iman edenler, sonsuz yaşama inanmak ve buna uyum sağlamakta hiç bir zaman zorluk çekmemişler, bilhassa ölümden sonra hesabın da olacağını göz önünde bulundurarak ölümden sonraki hayatları için hazırlık yapmaktan geri durmamışlardır.

7 Ocak 2019 Pazartesi

SA7356/KY59-MLÖZ61: Gönülsüz Kobaylık

"Bir gün kalbimizin dayanamayacağı bir doza maruz kalabileceğinden endişeleniyorum. Komplo teorisi üretmiyorum, düşmanı yüzünden tanımak istiyorum. Zira düşman bizi çoktan tanımıştır."


Aklım dönüp dolaşıp yine sosyal ağlarının hayatımızda oluşturduğu etkilere geliyor. Dışarıdaki hayat mı daha çok sanalı etkiliyor, yoksa sanalda olanlar mı dışarıdaki hayata yön veriyor? Şüphesiz, artık bu iç içe geçmiş iki olgudur; sanal artık reelin bir parçasıdır, tıpkı reel hayatın sanalın bir parçası olduğu gibi. 

Zaman çok hızlanmışa benziyor, eskiden bir yılda yaşanabilecek olayların tümünü bir haftaya sığdırır olduk. Bunun yanında internet kullanımındaki alışkanlıklarımızda hızını algılamakta zorlandığımız değişiklikler oldu. Ne var ki algılamakta zorlandığımız belki de tek şey bu. Çünkü bilgiye ulaşma noktasında internet kullanımımızdaki değişiklikler algı kanallarımızı sonuna kadar açtı.

31 Aralık 2018 Pazartesi

SA7339/KY59-MLÖZ60: Çocuk, Tutsaklık ve Sesleniş

"Nihayetinde bir şey yazıldıysa okunmayı, çizildiyse görülmeyi, söylendiyse duyulmayı, bir insan yaşıyorsa anlaşılmayı hak ediyor. Üstelik bu bir çocuksa..."


Ne ben o anda karşımda duran tabloyu çizen elin genç sahibini görüyordum, ne de o beni. Tuvalin üzerinde açtığı pencereden bana doğru seslenmeye çalışıyordu sadece, birbirine karışık binbir duyguyla. Bense onu anlamaya çalışıyordum, çizdiği resme bakarak.

Resim ondan sorulurdu. Çünkü resim yapmak çocukların işidir. Çocukların hemen hemen hepsi resim yaparlar, büyüklerin ise sadece bazıları. Dokunmuştu fırçanın ucuyla bembeyaz bir zemine, maviye, kırmızıya, sarıya ve yeşile boyamıştı; kuşları, balıkları ve gökyüzünü… Güneşi, arabaları ve insanları çizip, dokumaya çalışmıştı tuvale hayalindeki özgürlüğün tüm renklerini… İnsanların ellerini, gözlerini ve yolları nakşetmişti ve hasretini çektiği hayata dair ne varsa. 

24 Aralık 2018 Pazartesi

SA7308/KY59-MLÖZ59: Eminönü’de Bir Kuyruk

"Aynı hayal uğuruna toplanmışlar. Altı üstü bir zenginlik hayali. Kendi hayalini bile bedavaya kuramayan, satın almak zorunda kalan insanlar. Parayı vermeden hayal kurmaktan aciz olan, karşılıksız bir iş yapar mı? Heyhat, her şeyleri paraya endeksli..."


İstanbul’da bir kış günü. Yoğun bulut kütleleri gökyüzünü kaplayıp güneşi perdeledi. Güneş kaybolunca renkler de saklanmış adeta; bir gri kaldı, bir de kirli beyaz. Az ötedeki denizin yeşilimsi maviliğinden de eser kalmadı, o da renklendirilmemiş siyah-beyaz film karelerini andırıyor.

Vapurları döven dalgalar bugün daha haşin, martılar aç ve daha çığırtkan. Havanın soğuk olduğu, insanların nefeslerinin buhara dönüşmesinden anlaşılıyor. Yaz aylarından değişmeyen bir şey varsa, o da Eminönü’nün her zamanki kalabalığı. Tramvay yolunun karşısında, caminin tam yanı başında, parke taşlarıyla döşeli meydan, meydanı ortadan bölen ve kıvranan yılana benzeyen uzunca bir sıra kuyruğu…

17 Aralık 2018 Pazartesi

SA7277/KY59-MLÖZ58: Linç Kültü(rü)

"Bugünlerin linç olayları eskilerinden daha az acımasız değil. Milyonlarca kişinin aynı anda iştirak edebildiği kavgalar bunlar. Üstelik söylenen her acımasız sözün hedefini bulması saniyeler bile sürmüyor."


Sosyal ağların hayatımıza girmesiyle birlikte sadece daha önce hiç duymadığımız kavramların girdiği, yeni iletişim şekillerinin yer aldığı yepyeni bir dünyayla tanışmadık, aynı zamanda yeni bir kültür oluşturmak zorunda kaldık. 

Kültürel kazanımlar çok kısa süre içerisinde oluşmadığından ve bir toplumun çok zengin bir kültürel birikimi olsa bile, bu birikim kolay bir şekilde sanal hayata aktarılamadığından, tarih içerisinde geleneklerden, sanat ve düşünce eserlerinden oluşan mirasın ithal bir kültür altında ezilebildiğini gördük.

10 Aralık 2018 Pazartesi

SA7245/KY59-MLÖZ57: Sabır

"Silahı bir kere bile kullanmadan teslim etmeye benzer hiçbir şey yapmamak, ama yaşamak, yalın ayak direnebilmektir. Zayıf olduğunu bilsen bile."


Hayata farklı yönlerden bakabiliyor muyuz? Fark edemediğimiz, gözden kaçırdığımız ne çok şey olur bazen. Yaşadıkça, çeşitli dertlerle sınandıkça, türlü türlü engelle karşılaştıkça göremeyiz kimi zaman bize faydalı olabilecek milyonlarca ayrıntıyı. Farklı çözüm yollarının var olduğunu idrak edemeyiz, bazen de sadece görmezlikten geliriz. 

Bazen çözüm üretmek yerine bizden öncekilerin sözlerine itimat ederiz, onların da zamanında yanılabilir olduklarını hesaba katmadan. Ne var ki gelenekler de yanıltabilirler. En zor zamanında yardımcı olamayabilirler insana. Yol gösterecekleri yerde, çıkmaza sürükleyebilirler. Tam tersi de olabilir; bizden öncekiler doğru anlamış olabilirler bazı kavramları, onları biz yanlış anlar, yanlış uygularız. 

3 Aralık 2018 Pazartesi

SA7214/KY59-MLÖZ56: Hataların Matematiği

"Tepkinin olduğu yerde etki de mutlaka yerini bulur. Etkinin olmaması da düşünülemez, çünkü insan, toplumun bir parçası olarak bir sistem içerisinde yaşamını sürdüren bir varlıktır. Ne insanlardan kaçabilir ne de hatalardan."


Yalnız olarak, hiç kimseyle iletişim kurmadan yaşasaydık, muhtemelen hepimiz hatasız olurduk. Hiç kimsenin kalbini kırmaz, ayağını kaydırmazdık. Kimsenin sözüne incinmez, karşılık vermeye ihtiyaç duymazdık. Dilimize sahip çıkardık, düşündükten sonra konuşmaya gerek kalmazdı, zira bizi doğrulayacak veya muhalefet edecek kimsemiz olmazdı. Ne başkaları bizden maddi manevi zarar görürdü, ne de biz başkalarından. 

Hatta hayvanlar ve bitkiler de olmasaydı hayatımızda, onlara karşı sorumluluk yüklenmezdik, çünkü onların bile bizden istekleri ve üzerimizde hakları bulunur. Böyle “hatasız” bir dünya düşlenebilse  bile bu gerçekçi bir hayal olamaz. 

26 Kasım 2018 Pazartesi

SA7179/KY59-MLÖZ55: Alışveriş Psikolojisi ve Bayram Algısı

 "Bu tarz “kutlamaların” çocukların özel gün algısında nasıl yer edineceğini tahmin etmek zor değil, zira çocuklar ebeveynlerini taklit ederler. Birkaç nesil sonra değil, sadece birkaç yıl sonra özel günler, bayram günleri ile ilişkili her şey zihnimizde tamamen dönüşür, değişir ve yeni bir tasarıma bürünür."


“Tüm dünyada Black Friday olarak bilinen ve bu yıl 23 Kasım Cuma günü gerçekleştirilen alışveriş etkinliğinde İstanbul'da da izdiham yaşandı. İndirimli fiyatlardan yararlanmak isteyenler AVM daha açılmadan kapı önünde uzun kuyruklar oluşturdu. AVM açıldıktan sonra mağazalara hücum eden vatandaşlar da ilginç görüntüler oluşturdu. AVM’nin açıldığı saat 10.00'dan 11.00'e kadar geçen 1 saatlik sürede binlerce kişi AVM’ye giriş yaptı.” Bu, Cuma günü alışveriş merkezleri açıldıktan sonra çoğu gazetede benzer başlıklarla çıkan haberlerden biri. Günümüzde sıradan bir olay olduğundan, her sene yaşanan bu tür izdihamlar artık büyük bir haber değeri taşımıyor. 

19 Kasım 2018 Pazartesi

SA7145/KY59-MLÖZ54: Yeniden Açılan Kapılar

"Kapılarda bekler dönüşümüzü kalbimize en çok dokunanlar. Trenlerin kapılarından atılır son bakışlar peronlarda geri kalanlara. Kapıda alınır mektuplar, kapıdan uğurlanır misafirler ve kapıdan geçerek götürülür insanlarla birlikte mezarlara kapalı kapıları ardındaki sırlar."


Bir kapıyı kapattığımız zaman yenisinin açılmaması söz konusu olabilir mi? İnsan hayatını zihnimizde nasıl tasavvur edersek edelim, zaman zaman önümüze açılan, zaman zaman yüzümüze kapanan küçük-büyük kapılarla karşı karşıya kalırız. 

Hayatı geniş bir vadide gezinti veya karmakarışık bir ormanda yolculuk, veya dağların tepelerine tırmanma tutkusu ya da okyanusun derinliklerinde bir hazine arayışı olarak düşünebiliriz, farklı anlamlar yükleyebiliriz. Sonuçta insan uzun bir yolculuğa çıkmış olsa bile, başını sokacak, bir mola verecek, dinlenecek, yakınlarıyla bir şeyler paylaşacak, dertleşecek, düşünecek ve üretecek bir çatı arar kendine. Çatı olan yerin penceresi de olur, bacası da, kapısı da…

12 Kasım 2018 Pazartesi

SA7114/KY59-MLÖZ53: Pavlov’un Çocuklar Üzerindeki Deneyleri

"Denek olarak 6-15 yaşlarındaki evsiz ve çocuk esirgeme kurumlarındaki çocuklar kullanılıyordu."


20 Kasım 1926 yılında Yönetmen V.İ. Pudovkin tarafından Sovyet Birliğinin ilk bilim belgeseli unvanını taşıyan “Beyin Mekaniği” (1) adlı bir film gösterime girdi. Filmin bir diğer adı da “İnsan Davranışları.” 

Daha sonra bu belgesel 1997 yılında Uluslararası Berlin Film Festivaline ve 1990 yılında Locarno Film Festivaline katılmıştı. Siyah-beyaz olarak çekilmiş, konuşmalar barındırmayan, sadece açıklayıcı yazılar içeren bu filmin amacı şartlı reflekslerin araştırmasıyla bilim tarihine adını yazdıran ve 1904 yılında Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü'nü kazanan akademisyen İ. Pavlov’un bilimsel fikirlerinin yaygınlaştırılmasıydı. 

5 Kasım 2018 Pazartesi

SA7080/KY59-MLÖZ52: Sessiz İzlerin Sesli Matemi

"Ve gerçekten de şanssız değil mi, mezar taşı dahi olmayan değil de iz bırakan, yarım kalmış bir işi olmayan?"


Mezar taşları… Hiçbir zaman gürültülü olmaz mezar taşlarının toprakla bağlarını kurup usulca yerleştikleri yerler. Dünyanın günlük telaşı buharlaşır adeta, dikildikleri alanlarda ölüme aniden yakalanan insan mahcubiyetinin sessizliği hâkim olur. İnsan beklenmedik bir şekilde yakalanır ölüme, demiştir zaten, her ölüm erken ölüm diye. Kesilir yarı yolda yaptığı her iş, söylediği her söz. Muhakkak yarım bıraktığı bir şeyler kalır. Kalmalı da. Bir tek başkaları devralsın diye değil. Yarım bıraktığı işler ona şahitlik edecek zira. “Kim nasıl yaşarsa öyle ölür, kim nasıl ölürse öyle dirilir…” 

29 Ekim 2018 Pazartesi

SA7044/KY59-MLÖZ51: Başkalarına Seslenirken...

"Niyetim, dilimin bana verdiği imkân dâhilinde elimden geldiğince bir şeyler anlatabilmek. Başkalarına seslenirken, aynı zamanda başkalarının sesine kulak verebilmek. Biliyorum ki her işin makbulü, az da olsa devamlı olandır. Dualarım da bu yönde."


“…fakat Rabbinin nimetini anlat da anlat!” diyor Allah, Duha suresinin son ayetinde. Şüphesiz her Müslümana yöneltilen bu sözün benim üzerime de vazife olduğunu biliyordum. Anlatmalıydım, fakat nasıl anlatmalıydım? 

İnsanlar var olduklarından beri bir şeyler yazdı, çizdi, yazmaya da devam ediyorlar ve her yazarın kendine has bir üslubu var. Kiminin sözü dinlenir, yüreklerde tesir bulur ve etkili olur, kimininki okunmaz bile. Kimi tüm vaktini insanlığın karanlık deliklerde yok ettiği ne varsa, apaçık görünür hale getirmek için harcar ve hakikatin ortaya çıkması için var gücüyle uğraşır, kimi de şeytanın kulağına üflediklerini satırlara döker. Ezelden beri süregiden hakikat kavgası böylece devam eder. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı