Nehir Nil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nehir Nil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2020 Perşembe

SA8537/KY23-NN40: Tarih İstismarcısı Haaretz, Siyonist Yahudiler'in Ermeniler'le İttifakını Kışkırtıyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız Haaretz metni, ​​Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu Uluslararası Tarih profesörü siyonist yahudi Marc David Baer'e aittir ve İsrail'in ve Siyonist Yahudilerin Ermeni tezlerini politik çıkarları için kullanmasına odaklanmaktadır. Tarihî bir analiz olmaktan fersah fersah uzak olan metnin detaylarında tipik fırsatçı Siyonizmin tarihi gerçeklerden saptıran yaklaşımı bariz bir şekilde görülmektedir. Başlangıcından beri tarihî gerçeklerden haberdar olan ve Türkiye ile eş güdümlü olarak Ermeni tezlerine karşı pozisyon alan Yahudileri ve  Filistinlilere soykırım uygulayan İsrail Devleti'ni baskı altına almak, Türkiye'ye karşı kışkırtmak ve tarihten kopuk yahudileri yönlendirmek için kaleme alınmıştır. Başlığını gerçeğe uygun olarak değiştirdiğimiz metin siyonist zihniyetin nasıl işlediğinin anlaşılması için yayınlanmıştır. 1492'de İspanyol Soykırımı'ndan kurtardığımız Yahudilerin, Osmanlı'ya olan vefa duygularına referans veren yazar, İttihat ve Terakki İktidarı'nda ortaya çıkan Ermeni meselelerinde Yahudilerin ve masonların da sorumlu olduğu gerçeğini saklamaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye karşıtı her politik adımın arkasına sıkıştırılan Ermeni tezlerine karşı bütün tarihi belgelerin açık olduğunu ve kurulacak ortak tarih komisyonu tarafından incelenerek bir sonuca varılması teklifini umursamayan bu ahlaksız fırsatçıların itiraflarının farkına varmamaları da ilginçtir. Tarih profesörü Marc David Baer'in bahse konu tarih istismarcılığı şu cümlede berrak bir şekilde izlenebilir: "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yahudi karşıtı komplo teorileri, muhaliflere yönelik otoriter baskıları, İsrail karşıtı tutumu ve Kürtleri sınır dışı etmek için Suriye'ye yönelik akınlar terazinin dengelerini değiştirdi." Oysa Erdoğan Nisan 2014'te (Dipnota bakınız), "Kadim ve eşsiz bir coğrafyanın benzer gelenek ve göreneklere sahip halklarının, geçmişlerini olgunlukla konuşabileceklerine, kayıplarını kendilerine yakışır yöntemlerle ve birlikte anacaklarına dair umut ve inançla, 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz. Aynı dönemde benzer koşullarda yaşamını yitiren, etnik ve dini kökeni ne olursa olsun tüm Osmanlı vatandaşlarını da rahmetle ve saygıyla anıyoruz." diyerek ilk kez taziyelerini dile getiren bir Başbakan ve Devlet adamıdır. İsrail ve Siyonist Yahudiler 100 yıllık geçmişte Türkiye'nin hiçbir Cumhurbaşkanı'na ve Başbakanına bu şekilde saldırmamışlardır. Türkiye'nin Haaretz'in kışkırttığı siyonist yahudilerin desteğine ihtiyacı yoktur, Erdoğan'ın ifadesi ile "Fakat 1915 olaylarının Türkiye karşıtlığı için bir bahane olarak kullanılması ve siyasi çatışma konusu haline getirilmesi de kabul edilemez." Türkiye, 1915 olaylarında ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya gibi ülkelerin desteği, silahları ve kışkırtıları sonrası 1000 yıldır birlikte yaşadıkları Müslümanlara karşı, Anadolu'nun Doğusu'nda, Güneyi'nde ve birçok yerde binlerce Müslüman'a tecavüz eden, onları vahşice katleden Ermeni Komitacılarla Yahudilerin ve İTC mensubu Ermenilerin ilişkilerini belgeleriyle ortaya koymalıdır. (Not: Metindeki parantez içi ifadeler ve fotoğraflar tarafımızdan eklenmiştir.)
Seçkin Deniz, 23.04.2020

The Jews Who Befriended Turkey and Became Genocide Deniers
Türkiye Dostluğu ile Soykırım İnkarcıları Haline Gelen Yahudiler

"Türk başhahamlarından, İsrail Cumhurbaşkanlarına ve ABD'deki kanaat önderlerine kadar önde gelen birçok Yahudi, Türkiye'nin Ermeni soykırımı inkârını desteklediler. Bu durum daha yeni değişmeye başladı."

Salgın gibi bazı felaketler kaçınılmazdır. Çünkü salgınlar birer doğa eylemleridir. Ama önlenebilir salgınlar vardır ve bunlar insan yapımıdır. Soykırımlar da bunlardan birisidir.

19 Nisan 2020 Pazar

SA8523/KY23-NN39: Yahudileri Veba İçin Suçlayan Yahudi Karşıtı Komplo Teorilerinin Antik Kökeni

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, İsrailli Haaretz gazetesinden Ofri Ilany'ye aittir ve Coronavirus-Covid-19 salgının yayılması dolayısıyla Yahudilerin suçlanma olasılığına odaklanarak, antik çağlardaki ilgili iddiaların kökenini irdelemektedir. Analistin ilginç bir şekilde kaygıya kapılmasının nedenleri vardır, bugün küresel anlamda etkili bir çok kurumun etkin aktörleri ve şirketin sahipleri olan (Rockefeller, Rothscild gibi aileler) ultra zengin siyonist yahudiler ilaç şirketlerinin ya da bioteknolojik çalışmalar yapan şirketlerin sahipleri ya da finansörleridirler. Forbes Dergisi'nden Rainer Zitelmann'ın 23 Mart 2020'de yayınlanan 'Korona Krizi: Rothschildler mi? Bill Gates mi? Günah Keçisi Arayışı Başladı (The Corona Crisis: The Rothschilds? Bill Gates? The Search For A Scapegoat Has Begun) başlıklı yazısında bu bağlamda kurulan teorileri şöyle değerlendirmektedir: "Yahudi karşıtlığı ve dünya çapında bir Yahudi komplosu efsanesi, tarih boyunca zulüm ve katliamların temel kaynağı olmuştur."  Rainer Zitelmann'ın ve aşağıdaki analizin yazarı Ofri Hany'nin antik çağlardan verdikleri kanıtlar veya gerekçeler ile şu andaki teorilerin doğrudan ya da dolaylı olarak ilgisi bulunmamaktadır; tam aksine karşıt gerekçeler vardır. Çünkü geçmişte ilahi kökenli hastalıklar ya da belalar, yahudilerin değil, yahudileri yok etmeye çalışan, onlara ve gönderilen peygamberlere zulmeden firavunların ya da kralların bu işten vazgeçmeleri için başlarına gelen ve  Tanrı'ya inanan yahudilerin herhangi bir tasarımı, üretimi olmadan yaşanan olağanüstü şeylerdir; doğrudan Allah'ın yarattığı mucizelerdir. Bugün Tanrı'ya inanmayan siyonist yahudilerin, Tanrı'ya inanan her dinden insanın aleyhine olacak şekilde birçok küresel projeye sahip oldukları ve bu projeleri uygulamaya çalıştıkları gerçeği açıkça ortadadır. Hasidik-Ortodoks yahudilerin de katıldığı, Siyonist-dinsiz yahudilere yönelik eleştirileri, tüm yahudilere yönelik olarak çarpıtmak aynı zamanda tarihi gerçekleri de çarpıtarak kullanmak ve sorumluları saklamak anlamına gelmektedir. Geçmişteki salgınların veya belaların kaynağı Tanrısal'dır, Tevrat (Exodus 9:8-9) bunu açıkça ifade etmektedir: "Rab, Musa'ya ve Harun'a dedi ki: "Bir fırından külleri alın ve Musa onu Firavun'un huzurunda göğe doğru dağıtsın. Ve Mısır'ın tüm topraklarında ince toz haline gelecek ve Mısır topraklarında insan ve hayvan üzerinde çıbana neden olacaktır." Ancak bugün artık saklanamaz düzeyde gelişmiş biyoteknolojik imkanlarla dolu laboratuvarlarda doğal virüsler üzerinde çalışarak salgın hastalık üretebilecek bir kapasiteye sahip şirketlerin varlığı konunun tanrısal olanla ilişkisini değiştirmiş, tam aksine Kur'an (Nisa Suresi 117-119)'ın ifade ettiği gibi Allah'ın yarattığını bozmaya yönelik birer girişim haline gelmişlerdir. Kuşkusuz bu iki somut durumu birbirinden ayırmak şarttır ve ırk-din adı olarak yahudilerin tümünü suçlamak yanlıştır. Tarih boyunca her ırktan veya dinden insanlık karşıtı davranışlara sahip insanlar çıkmıştır. Bugün yaşanan küresel salgında sorumlu olanlar tarih önünde yargılanmak zorundadır. Bu tartışmaları din-ırk zeminine sıkıştırmak, sadece sorumlu gizli örgütlenmelerin ve kişilerin sorgulanmasının engellenmesini amaçlamaktadır.  Ki; bugün virüsün doğal olduğunu iddia edenlerle, virüsün laboratuvarlarda üretilmiş olduğunu iddia edenlerin hangi temel nedenle hareket ettikleri hususu da bu sorgulamaya bağlıdır. Bugün salgın yüzünden aylardır evlerinden çıkamayan, hastanelerde ölümle pençeleşen ya da ölen insanlarla meşgul olan insanlığın, Yahudi karşıtı (Antisemitist) veya Yahudi yanlısı (Semitist) gibi saçma sapan tasniflere girmeden sorumluların kim olduklarına dair gerçeği bilmeye ihtiyacı vardır. Çünkü bu virüsleri yayanlar aynı zamanda, tıpkı binlerce yıl önce olduğu gibi, Tanrı'ya inanan yahudilerin de yok olmasını istemektedirler. 
Seçkin Deniz, 19.04.2020


"Eski Mısır'ın kendine has bir Exodus (Büyük Göç) hikayesi olabilir. Bunun başlangıcı ise bir veba salgınıdır."

Yaklaşık 3.350 yıl önce, bir salgın firavunun Mısır'ını sardı. Salgın Suriye'nin güneyinden, güneye Kenan topraklarına doğru Megido ve diğer şehirleri tahrip ederek yayıldı. Aynı zamanda Suriye'den doğuya ve kuzeye doğru yayılmaya devam etti. Muhtemelen salgın deri ülserlerine, malformasyona, yüksek ateşe ve kimi zaman da ölüme neden olan TULAREMİ (tavşan nezlesi) adındaki bulaşıcı hastalıktı.

18 Nisan 2020 Cumartesi

SA8519/KY23-NN38: Nehir Nil İtalya'da; Kayıp Uygarlık Etrüskler ve Roma

"Roma, turizmin ilgiden artık iyice arsızlaşan şımarık çocuğu olabilir. Her yeri buram buram turizm kokabilir. Ama tüm bunlar eski bir imparatorluğun izlerinin ve hayat dolu bir şehrin birbirine eşlik eden o güzel ahenginin insanları her daim içine çektiği gerçeğini değiştiremez."


Yaşadığımız şu acayip günlerde, koronavirüs kadar hayatımıza İtalya ve yaşadığı trajedi de girdi. Birçok ülke kendi virüs gündemi kadar İtalya’daki vahim durumu da takip ediyor.

Nedendir bilmem, ben de bazen Roma’nın o ünlü mekanlarını canlı kameradan açıp izliyor ve tenhalığına içten içe üzülüyorum. Belki bu üzüntü kütüphanemde bir süredir okunmayı bekleyen “Romalılar” kitabını elime almama sebep olmuştur.

19 Ocak 2020 Pazar

SA8302/KY23-NN37: The Hand of God and the Soleimani Miracle- Tanrı'nın Eli ve Süleymanî Mucizesi

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, İsrailli Haaretz gazetesi yazarı Rogel Alpher'e aittir ve (Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'de sadece sünnilerle savaşan ve onları öldüren, İsraillilere ya da Amerikalılara zarar vermeyen, çıkarları gerektirdiğinde onlarla işbirliği yapan) İranlı general Kasım Süleymanî'nin ABD Başkanı Donald Trump tarafından doğrudan verilen emirle 2-3 Ocak 2020 gecesi Bağdat havaalanında insansız bir hava aracından atılan bir füze ile öldürülmesinin, Mesih bekleyen fanatik Evanjelist Hıristiyanlarla, Mehdi bekleyen fanatik Siyonist Yahudiler tarafından nasıl algılandığına odaklanmakta, onların da tıpkı 13. İmamı (Kayıp İmam) bekleyen fanatik Şiiler gibi çılgın olduğunu vurgulamaktadır: "Bu köktendinciler laik vatandaşı kuşatıyorlar; birbirlerine, ona olduğundan çok daha yakındırlar. Hepsi bu laik insanın yaşadığı, çalıştığı, vergi ödediği ve çocuk yetiştirdiği kalabalık ve kirli ülkede ilahi kurtuluşları için can atıyorlar. Bunun gerçekleşmesi için çabalıyorlar. Onun hayatını ondan çok daha fazla etkiliyorlar. Onlar deli. Hepsi."
Seçkin Deniz, 19.01.2020

The Hand of God and the Soleimani Miracle

İran Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymanî dindar bir adamdı, ama Haham Yoel Bin-Nun'dan daha fazla dindar değildi. 

Toplumu diğer tüm hareketlerden daha çok şekillendiren Dinî-Siyonist hareketin lideri hahamın İsrail’in ciddi gazetelerinden Makor Rishon’da yayınlanan "Haman ve Yardımcıları; Mucizeyi Kutsayalım" isimli makalesinde Bin-Nun, Süleymanî'nin “Kutsal Olan tarafından” ortadan kaldırıldığını yazmıştır.

3 Ocak 2020 Cuma

SA8258/KY23-NN36: İran En İyi İki Askerinin Öldürülmesine Nasıl Tepki Verecek?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız haber analiz İsrailli The Jerusalem Post yazarı Anna Ahronheim'a aittir ve 3 Ocak sabahı erken saatlerde Bağdat Havaalanı'ndan çıkışı sonrası ABD'nin Haşdi Şabi konvoyuna üç füzeyle yaptığı saldırı sonucunda İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü'nün komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Örgütü Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi El Mühendis'in öldürülmesi sonrası İran'ın vereceği karşılıklara odaklanmaktadır. Irak'ta İran destekli Haşdi Şabi'ye bağlı Hizbullah Tugayları'na yönelik 30 Aralık 2019'daki hava saldırılarını protesto amacıyla ABD Bağdat Büyükelçiliği'nin Haşdi Şabi unsurlarınca basılıp yakılması sonrası ABD'nin intikam saldırısıyla her iki ismin öldürüldüğünü iddia eden haberler, öldürüldüğü defalarca ilan edilen DAEŞ lideri Bağdadi'nin son kez 2019'da Suriye'de öldürülmesi gibi şüpheli bir içeriğe sahip görünmektedir; ancak geçmişte ABD ile istihbarî ilişkileri olduğu bilinen Kasım Süleymanî'nin (haber analizin İsrailli yazarı Anna Ahronheim'in 'askerî deha olarak kabul edilen Süleymanî' olarak tanımlaması ilginçtir) öldürülmesi sonrası medyada çıkan haberlerin de hangi amaçla, ne türden stratejik ortamlar için yapılan hazırlıkları temsil ettiğini izlemek, oynanan oyunları görmemizi kolaylaştıracaktır. Aşağıdaki analiz İran'ı düşman(!) olarak gören İsrailli perspektifin yol gösterici olması da bu anlamda şüphe çekicidir... ABD savaş uçaklarının ve helikopterlerinin elçiliğe yapılan saldırılan intikamını almak için Bağdat semalarında dolaşıp durduğu saatlerde Bağdat'a gitmek (Bakınız Güncel Not) Kasım Süleymanî gibi bir profesyonelin yapacağı bir iş gibi görünmemektedir. (3 Ocak öğleden sonra İran Lideri Ali Hamaney, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutan Vekili Tuğgeneral İsmail Kaani'yi Yeni İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı olarak atadı.) 2000'lerin başında Taliban'a karşı Pentagon'a istihbarat verdiği söylenen, Irak’taki ABD işgal güçlerinin komutanı General David Petraeus'a, 2008 baharında, bir toplantı esnasında Irak eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin uzattığı cep telefonunda yazdığı şekliyle,“Benim adım Kasım Süleymani. Şunu bilmelisin ki İran’ın Irak, Lübnan, Gazze ve Afganistan politikalarını ben kontrol ederim.” diyen, IŞİD destekçisi İngiliz BBC'in, "İran'ın parlayan yıldızı: Kasım Süleymani" olarak lanse ettiği, Kuveyt merkezli Al Jarida Gazetesi'nin iddia ettiği gibi, Trump'ın DEAŞ'la mücadele özel temsilcisi McGurk'un, Eylül 2018'de Irak'ta kurulacak yeni hükümeti görüşmek için gizli bir toplantı gerçekleştiren Kasım Süleymanî ölmüş müdür, yoksa onun rol aldığı ABD politikaları Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan'da masadan kaldırıldığı için saldırı gösterisiyle sahneden mi çekilmiştir? Zaman bu sorunun cevabını verecektir. Mart 2015'te İranlı öğrenciler ajansı İSNA'nın haberine göre, "Büyük İranlı Kimliği Konferansı"nda konuşan, İran kültür coğrafyasının Çin sınırından Hint alt kıtasına, Kuzey Kafkasya'dan Basra Körfesi'ne ulaşan coğrafyayı kapsadığını savunan İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Yunusi, "Bağdat bizim imparatorluğumuzun başkentidir" demişti ve bu ABD'nin 9 askerî üssü ve binlerce askerle istila ettiği Irak'ın İran'a hediye edildiğinin belgesiydi.
Seçkin Deniz, 03.01.2020


How will Iran react to the killing of two of their top military men?
(JP tarafından değiştirilmiş olan yeni başlık aşağıdaki gibidir)
How will Iran retaliate for the assassination of Qasem Suleiman?

"Kendini her şeye hazırla Ortadoğu…"

Orta Doğu'yu sarsacak bir saldırı gerçekleşti.


ABD Cuma günü, İran'ın üst düzey generali Kasım Süleymani ve Iraklı Şii Milis Komutanı Ebu Ebu Mehdi el Mühendis'i Bağdat Havaalanı önünde düzenlenen bir saldırıyla öldürdü.

17 Ekim 2019 Perşembe

SA8059/KY23-NN35: Yeni Türk-Amerikan İlişkilerinin Başlangıcı

Sonsuz Ark'ın Notu:
7 Ağustos 2018  tarihli 'Bir Siyaset-Diplomasi Felsefesi Değişikliği; Türkiye-ABD İlişkileri mi, ABD-Türkiye İlişkileri mi?' başlıklı analizde, "Her devlet, daha doğrusu devlet olma niteliğini kazanmış, ülkesinin çıkarları gereği özgür kararlar alabilen yöneticilere sahip her devlet, ikili ilişkiler kurduğu devletlerle ilişkisini tanımlarken başlangıçtan itibaren bunu muhatabına yansıtır, adı önce anılacak olan devlet yöneticinin kendi devletidir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yöneticisi ABD ile ilişkilerini tanımlar ve somut bir çerçeveye oturturken Türkiye-ABD ilişkileri başlığı altında düşünür. Bugün Türkiye'nin ABD-AB temelli yaşadığı kuşatmanın temelinde yatan da bu sorundur. Türkiye-ABD ve Türkiye-AB ilişkileri  (şimdilerde doğru bir şekilde kurulan Türkiye-Çin ilişkileri ve 2015'ten sonra yeniden kurulan Türkiye-Rusya ilişkileri) her biri kendi başlığı altında yeniden inşâ edilmektedir ve bu durum ABD-Türkiye, AB-Türkiye şeklinde dayatılan gelenekselleşmiş kolonyal ilişki biçimine alışkın ABD ve Avrupa ülkelerinin çıkarlarını rahatsız edici bir felsefeye sahiptir. Erdoğan'ın şahsında eşit haklara sahip bir devlet olarak masaya oturan Türkiye'nin varlığı Küresel Sistemi rahatsız etmektedir." demiş ve analizi şu paragrafla tamamlamıştım:"Türkiye'nin ABD'ye karşı stratejisi, ABD'ye eşit bir devlet olarak davranma kararlılığını sürdürmesini sağlayacak davranış setini içermelidir. Geriye atılacak herhangi bir adım Türkiye'nin itibarını sarsacak ve sağlıklı adımlar atmasını engelleyecektir. ABD çökmüştür, çöken ekonomisi, psikolojik olarak yok olan ordusu, eskiyen askerî teknolojisi ile bütün heybetini kaybetmiştir; ancak bütün dünya için nükleer bir tehdit olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir; bunu her an göz önünde tutarak ilerlemeye devam etmeliyiz." Aşağıda yayınladığımız çeviri, 'Gölge CIA' olarak anılan Stratfor'un kurucusu yahudi kökenli ABD vatandaşı George Friedman'a aittir ve 9 Ekim 2019'da başlattığımız Kuzeydoğu Suriye'de PKK-YPG'ye yönelik 'Barış Pınarı Harekâtı' sonrası gerilen Türk-Amerikan ilişkilerine binaen yapılmıştır...
Seçkin Deniz, 17.10.2019

The Origins of New US-Turkish Relations

Birkaç yıldır Washington'un sürekli olarak çatışmalardan kaçınmaya çalıştığı Ortadoğu'ya yönelik ABD stratejisinde önemli bir değişim yaşanmaktadır. ABD artık her ikisi için de jeopolitik açıdan gerekli olan şartlara dayalı olarak, kendi başına bölgesel bir güç olan Türkiye ile anlaşma yollarını aramak zorunda kalmıştır.

16 Mart 2019 Cumartesi

SA7514/KY23-NN34: Christchurch Müslüman Katliamı'nda Batı, Medya, İyiler ve Kötüler

"Bu acı olayın hayırlı bir tarafı varsa eğer, o da dünyada iyi Hristiyan ve Musevilerin bir hayli fazla olduğunu göstermiş olmasıydı."


Dünya, 15 Mart 2019 Cuma günü Yeni Zelanda’nın Christchrurch kentinde Cuma namazı vaktinde yaşanan katliam (Bakınız; Sonsuz Ark'ın notu) ile sarsıldı. Yeni Zelanda'nın, Christchurch kentinde iki ayrı camiye cuma namazı sırasında düzenlenen terör saldırılarında 49 kişi şehit oldu, 48 kişi ise yaralandı

DAEŞ gibi küreselci taşeronları sayesinde daima sanık sandalyesinde görmek istedikleri Müslümanlar, bu kez mağdur sandalyesindeydi. 


Donald Trump’ın ABD milliyetçiliği kılıfı ile sunduğu  ve hemen her gün münferit olaylarla gündemde olan beyaz ırkçılık, bu kez çok ağır bir fatura ile dünya gündemine geldi.

27 Temmuz 2018 Cuma

SA6560/KY23-NN33: Henry Kissinger, Trump'ı Çin'e Karşı Rusya ile Çalışmak İçin Zorladı

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, yeni tür küresel stratejileri okuma zorluğu yaşayan stratejistler için önemli bir ilişkiler seti sunmaktadır. ABD'nin kanlı geçmişinde çok etkin bir entrikacı faktör olarak Kissinger faktörünün Trump yönetiminde de aktif olduğu gerçeği, ABD'nin geleneksel politikalarından vazgeçmediği anlamına gelmektedir. Trump sıradan bir ABD başkanı olarak kan dökücü satanizmin hizmetindedir.
Seçkin Deniz, 27.07.2018



Henry Kissinger Pushed Trump to Work With Russia to Box In China

Eski dışişleri bakanı, zamanında başka bir başkanı Çin'i Sovyetler Birliği'ni izole etmek için kullanmaya itmişti. Bugünlerde neredeyse tersini yapmaya çalışıyor ve yetkililer kendisini dinliyor. Henry Kissinger, Başkan Donald Trump'a, ABD'nin yükselen bir Çin'i frenlemek için Rusya ile birlikte çalışması gerekliliğini önerdi.

Konuya bilen 5 kişinin Daily Beast’e anlattıklarına göre, zamanında Sovyetler Birliği'ni izole etmek için Çin ile diplomatik ilişkiler kurmanın gerekliliğini söyleyen eski ABD Dışişleri Bakanı, Trump’la yaptığı bir dizi toplantıdan sonra neredeyse şimdi bunun tam tersini savunuyor. Potansiyel strateji, Çin’in artan gücü ve nüfuzu ile savaşabilmek için, bölgedeki diğer ülkelerle birlikte Rusya ile yakın ilişkilerini kullanabileceğini gösteriyor.

1 Temmuz 2018 Pazar

SA6421/KY23-NN32: Sonu Bir Yere Varmayan Yol Haritası: Menbic, Türkiye ve ABD'nin Suriye'deki Çıkmazı

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz ABD'nin 'patron' Türkiye ve PKK'nın düşman iki 'müşteri' olarak birbirine denkmiş gibi anlatıldığı bir perspektifin ürünüdür. PKK-SDG açıkça bir terör örgütü olduğu halde PKK-SDG ile birlikte çalışmaktan çekinmeyen ABD'nin, IŞİD_DAEŞ'ten artık bir iz kalmadığı için Suriye'de kalma nedeni belirsizdir ve yazar ABD'nin daha geniş bir 'Suriye Planı'ndan bahsetmektedir. Net bir şekilde görülmektedir ki; ABD Kuzey Doğu Suriye'de askeri üslerini güçlendirmekte ve kargo uçaklarıyla silah indirmeye devam etmektedir, hedefinde IŞİD yoktur, geçici aldatmacalarla teskin edilmek istenen Türkiye, ABD desteğinde PKK tarafından terörle tehdit edilmek için kıskaca alınnaktadır. Türkiye'nin Kandil operasyonları ABD'ye rağmen yapılmaktadır. Bu anlamda Türkiye kararlılıkla sonuç almaya odaklanmaktan vazgeçmemelidir.
Seçkin Deniz, 01.07.2018

The Roadmap to Nowhere: Manbij, Turkey, and America’s Dilemma in Syria

Bölgede IŞİD ile olan savaştan önce Türkiye ve ABD'deki çok az kişi, Menbic ismini duymuştur. Küçüklüğüne ve savaş öncesi bilinmezliğine rağmen, savaş ile birlikte Menbic iki Nato ülkesi arasında kilit bir nokta haline gelmiştir. 

Aylarca süren dolaylı tehditlerden sonra, Haziran ayında ABD ve Türkiye Menbic'te izlenecek yol haritası konusunda mutabakata vardılar. 

29 Haziran 2018 Cuma

SA6410/KY23-NN31: Dış Basın; Tek Sesli Koro'dan 24 Haziran Seçim Yorumları

"Sosyal medya kullanıcıları da dikkat etmiştir, nerede acımasız bir hükümet muhalifi yazar, gazeteci varsa, bunların göz göre göre söyledikleri yalanlara korkunç etkileşim gelir, ama gerçekleri yazanlara hiç ilgi gösterilmez."


24 Haziran 2018 seçim sonuçlarının yurt içi yankıları kadar yurt dışındaki yankıları da dikkat çekici. Her ne kadar farklı ülkelerden, farklı basın kuruluşlarınca ve farklı yazar ve habercilere yazdırılsalar da, tüm bu makaleleri ve haberleri okuduğunuzda tek sesli bir koroyu duyar gibi oluyorsunuz.

Bu yazımı ABC News, NBC News, The New Yorker, Financial Times, France 24,
Al MonitorThe New York Times, CFR, The Washinghton Post, Haaretz, The Guardian, ReutersCNN, BBC ve CNBC'de yayınlanmış 15 makaleyi okuyarak yazdım, yorularımı bilgilerinize sunuyorum. 

8 Ocak 2018 Pazartesi

SA5451/KY23-NN30: Türkiye; Osmanlı'nın Hatalarından Ders Alıyor

"Erdoğan, ordunun algılanan ve gerçekteki durumu arasındaki kopukluğu kırmaya kararlı ..."


Turkey: Learning From the Ottomans’ Mistakes

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin askeri satın alma süreci yetkisini (Seçkin Deniz'in Notu: 696 sayılı KHK ile, Savunma Sanayii Müsteşarlığı Cumhurbaşkanlığına bağlandı) 24 Aralık’ta onaylanan bir yasa ile doğrudan kendi yetkisine bağlaması iki şeyi gösteriyor. 

Birincisi; Erdoğan Türkiye’nin yükselişi için güçlü bir ordunun gerekliliğinin farkında oluşu, ikincisi ise Osmanlı’nın geçmişte yaptığı hatalarına önem vermesi. Türkiye gücünü koruyabilmek için tek taraflı müdahale kabiliyetine ve bağımsız dış kaynaklı askeri alımlara, aynı zamanda askeri stratejilerini destekleyen silahlarını aldıkları ile hemfikir olmaya ihtiyacı vardır. Diğer bir deyişle, Erdoğan algı ve gerçek arasındaki kopukluğun farkındadır.

24 Eylül 2017 Pazar

SA4915/KY23-NN29: 101 Yahudi Filmi

"Hollywood film stüdyolarında önemli rol oynayan Yahudiler ve Yahudilik, film tarihinde farklı şekillerde ve derecelerde filmlerde yer aldılar, etkin rol oynadılar- oynamaya devam ediyorlar-"

Jewish Film 101

Yahudi Filmleri

Neredeyse sinema tarihinin başlangıcı ile beraber filmler, Hollywood sinema stüdyolarında önemli bir rolü olan Yahudi yönetmen, aktör ve özellikle yapımcılar ile birlikte Yahudi karakterlerden, temalardan ve hikayelerinden çok etkilenmiş, Yahudiler film tarihinde farklı şekil ve unvanlarla var olmuşlardır.

Amerikan Yahudi Filmleri

Yahudi karakter ve temalarının Amerikan filmlerindeki varlığı, Amerikan toplumunda Yahudilerin yerinin de aynası olmuştur.  

17 Eylül 2017 Pazar

SA4882/KY23-NN28: Yahudi Hollywood ya da Hollywood'daki Yahudiler; 1930-1950

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çeviri'den alacağımız iki cümle, kendisi de bir yahudi olan yazar Norman L. Friedman'ın ifadesiyle 'Jewish Hollywood-Yahudi Hollywood' olgusunu anlamamızı kolaylaştıracaktır: "1930’lara gelindiğinde 8 önemli stüdyonun 6’sı Yahudi kontrol ve yönetimindeydi." ve "Kültürel olarak fazla “Yahudi” olmasa da, 'Yahudi Hollywood' Yahudi dost ve nepotizminden, golf ve kumar kulüplerinden ve hatta ırk içi evliliklerden oluşan kendi sosyal döngüsü olan ayrı bir yapıydı." Film yapmak, tıpkı ticaret ya da reklam sektörü gibi bir yahudi sanatıdır. Sinema sektörünün patronları onlardır.
Seçkin Deniz, 17.09.2017


Jews in Hollywood, 1930-1950
American Jews and the making of the movie industry
(Amerikan Yahudileri ve film endüstrisinin gelişimi)

Film Yapmak, Bir Yahudi Sanatı mı? -Movie Making, A Jewish Trade?-

Philip French’in 'Sinema Patronları' ve Nolan Zierold’un 'Patronlar' adlı kitapları, Marcus Loew, Adolph Zukor, Sam Goldwyn, Carl Laemmle, Selznickler, Jesse Lasky, William Fox, Warner Bros, Louis B. Mayer, B. P. Schulberg ve Harry Cohn gibi Hollywood’un ünlü Yahudi kökenli yapımcıları konusuna karşılaştırmalı ve güzel bir bakış açısı getiriyorlar.

21 Ağustos 2017 Pazartesi

SA4762/KY23-NN27: Müslüman Tatarlar'dan Çalınan, Yahudilere Anatavan Yapılmaya Çalışılan Yurt; Kırım

Sonsuz Ark'ın Notu:  
Geçen yüzyılın başlarında "American Jewish Joint Distribution Committee" tarım şirketi "İkinci California" kurmanın hayaliyle Kırım yarımadasına el attı. Bu şirketin faaliyetleri araştırılmadan Kırım'daki olaylarını ve durumu çözebilmek ve anlayabilmek mümkün değildir. Kırım topraklarının çoğu şu an yasal olarak American Jewish Joint Agricultural Corporation şirketinin elinde bulunuyor; bunu çok kişi komplo teorisi olarak görse de Ukrayna parlamentosunda bu konu dile getirilmeye başlandı bile; şubat ayında Ukrayna Parlamentosunda Kırım topraklarında ABD'nin yasal hakkı bulunduğu dillendirildi. ABD yakında en yakın komşumuz olacak gibi görünüyor. Aslında bu konunun dile getirilmesi şaşırtıcı değil; hem Rusya, hem de Ukrayna, Radikal Ultra Ortodoks Yahudilerin mezhebi Hasidizm’in bir kolu olan Habad cemaatinin etkin faaliyetlerinin olduğu ülkeler aynı zamanda. Habad, XVIII. yüzyılda Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna sınırlarına yakın ve bugün Rusya sınırları içerisinde bulunan Lübaviçi kasabasında ortaya çıktı. American Jewish Joint Agricultural Corporation şirketi hala Ukrayna'daki Yahudi cemaatini finanse ediyor, Yahudi şirketler Ukrayna’ya geleli 100 sene oldu ve hala oradalar; toprakların hisselerinin nasıl ellerinde kaldığının hikayesi de çok ilginç. Birkaç gün önce de Putin, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da bulunan  Sivastopol şehrinde “Rus Mekke” kurulması gerektiğini söyledi. Rusya şimdi Kırım Tatarlarına yoğun baskı ve zulüm politikası uyguluyor, Tatarların çoğu Ukrayna'ya göç ediyor. Ukrayna’da Kiev, Herson, Lviv ve başka şehirler Tatar göçünü kabul ediyor.
Melek Öz, 21.08.2017


BEFORE CRIMEA WAS AN ETHNIC RUSSIAN STRONGHOLD, IT WAS A POTENTIAL JEWISH HOMELAND

“Sivastopol’a giderken, Simferopol’e çok da uzak değil…” muhtemelen Sovyetler Birliği’nin Aşkenaz şarkılarının en meşhuru Hey Dzhankoye çalmaya başlar. Şarkı ismini, bir Kırım kolkhozu (SSCB'nde tarım sektöründe örgütlenen "kolektif tarımla" uğraşan birliklere verilen addır) olan Dzankoy kasabasından alır ve 1920 ve 30’larda Sovyet kamulaştırmasının sözüm ona zaferlerinden birisi olan Yahudi tüccarlarının sihirli bir şekilde çiftçileştirilmesinden bahseder. Şarkının son dizesi şu soruyu sorar; “Kim demiş Yahudiler sadece ticaret yapar? Dzhan’a bir bak!”

19 Ağustos 2017 Cumartesi

SA4752/KY23-NN26: Beyaz Üstünlüğü Yahudiler İçin İyi Bir Şey Değildir. O Zaman Beyaz Üstünlükçüler İçin Biz Kötü Olalım

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki çeviri, sıradan Yahudi bir annenin ABD'de yükselen ırkçılığa karşı duruşunu içtenlikle yansıtan bir metne aittir; metnin omurgasına sinmiş olan 'mağdur yahudi' perspektifinin tekrar öne çıkarılmış olması, egemen ve sömürgeci kapitalizmle yahudiliğin eşleştirilmesinden duyulan rahatsızlığın, -yahudi ve siyonist trilyonerler ABD aracılığı ile dünyaya hükmederken- yahudiler lehine aklanmaya çalışılması dikkat çekici olmakla birlikte, İsrail'in Filistinlilere uyguladığı sistematik işkencelerin ve soykırım uygulamaları hiç dile getirilmemekte, eleştirilmemektedir, dolayısıyla ırkçılık karşıtlığı eksik ve yetersizdir; buna karşılık metinde mağdur öteki beyaz olmayan Amerikalılarla birlikte duruş sergilenme çabası için yahudilere çağrıda bulunulması önemli bir değişimin işaretidir. ABD'nin yahudi kurucu atalarının ABD'nün bütün kurum ve kuruluşlarına yüklediği ruhun, metnin yazarı yahudi anne gibi sıradan ve masum olmadığı da ortadadır.
Seçkin Deniz, 19.08.2017


White Supremacy Is Bad for the Jews. Let’s Be Bad for White Supremacy

 “… Ama bu Yahudiler için iyi bir şey mi?”

Pratikte benim jenersayonum için can alıcı nokta olmasına rağmen biz büyürken bile yemek masamızın en önemli sorusuydu. (Burada “biz” pogromlardan, gettolardan veya Nazi Almanyasından sağ çıkmış Amerikan Aşkenazlarıdır, onlardan geriye kalanlardır, onların bakiyelerdir) Biz veya anne babamız ne kadar gülsek de, gülüşümüz ardında belki az da olsa ciddiyet vardı. 

1 Mayıs 2017 Pazartesi

SA4270/KY23-NN25: Nehir Nil Budapeşte'de; Nehirler ve Şehirler -1-

"Budapeşte güzelliği ve intizamıyla diğer popüler Avrupa şehirleri ile yarışır. Ama nedense onlar kadar reklamı yapılmamıştır."


BUDAPEŞTE

Nehirler… İçlerinden geçtikleri her şehrin güzelliğine güzellik katarlar. 

Deniz kenarı şehirler özel yerlerdir, doğru. Ama benim için içinden nehir geçen şehirler daha güzeldir. Hele bir de tıpkı Paris gibi, planı ve estetiği ile şehir nehrini kucaklamışsa ve inci gibi köprülerle onu süslemişse. 


Memleketim Adana’da çıkıp bir hava almanın ta kendisidir Seyhan Nehri kıyısı boyunca gezinmek. Kim bilir, içinden nehir geçen şehirlere özel bir ilgimin olmasının nedeni de Adana’dır. 

14 Kasım 2016 Pazartesi

SA3640/KY23-NN24: Çin'in Global Yükselişi: Avrupa Birliği ve Amerika Koordine Bir Strateji İzleyebilirler mi?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çin yeni masonik merkezdir...  Batılı enstitüler saldırır gibi yapıp güçlendirecektir, çünkü Batı, toplumlarındaki sosyolojik diyagram içeriğinin kalite ve kantite zenginliğindeki kaybı yönetememiş ve Çin'i ucuz üretim manipülasyonu ile geleceğin merkez ülkesi haline getirmek için küresel çaptaki şirketleri ile finansman ve yatırım desteği vererek Çin'i ekonomik bir dev hâline getirmiştir, Batı'nın çöküşü sonrası Masonik Merkez, ABD'den Çin'e taşınmaktadır. Aşağıda bu taşınmanın rasyonalizasyonuna ustalıkla hizmet eden bir analizin giriş kısmını bulacaksınız.
Seçkin Deniz, 14.11.2016
***

"Var olan uluslararası düzenin yerini almak gibi bir gayesi olmadığı konusunda ısrar etse de, Çin, değişen güç realitelerinin küresel kurallarda değişiklik yapılmasını gerektireceğini ileri sürmektedir."


Brookings Editörü'ünün Notu: 
Bu yazı, bilim adamlarının Asya-Pasifik bölgesinin karşı karşıya kaldığı büyük sorunları değerlendirmek ve dış politika uygulayıcılarına tavsiyeler sağlamak amacı güttükleri Kaos Asya Çalışma Grubu'nun Brookings Order'ın da bir bölümüdür.

Çin'in global ekonomik güç olarak doğuşu ve uluslararası düzene entegrasyonu, Avrupa ve Amerika'nın 21.yüzyıl başlarında karşılaştığı en temel politik direnişlerden birisidir. Dünya Ticaret Organizasyonu'na (WTO) 2001'de girdiğinde, zaten büyüyen bir güç olan Pekin, global koşullarda sınırlı öneme sahip bir ekonomik aktördü. 15 yıl sonra, Çin'in değişimi, iktisadi tarihe benzer değildi. 

5 Ekim 2016 Çarşamba

SA3504/KY23-NN23: İngiltere Sistematik Çocuk İstismarı Soruşturması'nda İstifa Krizi

'Emmerson'ın istifası, sistematik çocuk istismarlarının önlenmesi ve kamu kuruluşlarının hatalarının açığa çıkarılması konuları açısından, bir bağımsız soruşturma meselesidir. Bizlerin bu soruşturmaya bağlılığı asla azalmamıştır. Bizim bu soruşturmanın kurban ve mağdurlarına, bu soruşturmada onları korumakla yükümlü olan kişilerin onları nasıl yüzüstü bıraktıkları gerçeğiyle yüzleşme ve geçmişteki hatalarımızdan öğrenme borcumuz bulunmaktadır.'

Ben Emmerson.
 Fotoğraf: Anthony Devlin / PA

Child sex abuse inquiry: victims anxious after counsels' resignations
Çocuk İstismarı Soruşturması ; Avukatların istifası üzerine kurbanlar endişeli

Avukat Ben Emmerson ve yardımcısı Elizabeth Prochaska'nın ayrılması, pek çok kişinin yeniden yapılandırılmış araştırma çağrıları nedeniyle endişelenmesine yol açtı. Anlaşılan şu ki, Ben Emmerson ve yardımcısı Elizabeth Prochaska istifaları konusunda açıkça konuşamıyorlar.

Kurbanların avukatları ise bu istifalardan dolayı bu sıkıntılı soruşturmaya olan güvenin tükeneceğini söylüyorlar. Kurbanlar ve Çocuk İstismarı Bağımsız Soruşturma Grubunun (IICSA) Cuma günü tüm gün süren haftalık görüşmesinden sonra araştırmaların orijinalliği ve amaçlarının korunacağı konusunda güvence verdiler.

21 Şubat 2016 Pazar

SA2518/KY23-NN22: Bir Graham Fuller Paranoyası: "Türkiye Dış Politikası'ndaki Dağılmışlığın Üstesinden Nasıl Gelebilir?"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki Fuller metni, 7 Haziran 2015 seçimlerinden önce "Türkiye Erdoğan’dan Kurtulabilecek mi?" başlıklı, özellikle kuklalarına birer direktif olarak sayılabilecek stratejik metninin bir devamı olarak değerlendirilebilir. 1 Kasım seçimlerinden sonra tüm planları altüst olan Fuller, aşağıda saydığı tüm 'tavsiye'lerin karşıtı olan durumlar Erdoğan'ın dış politikadaki çok boyutlu adımları sonrasında gerçekleştirildiği ve Türkiye böylelikle BMGK-AB'den görece bağımsız bir strateji izlediği için, 'dağılmış' olarak nitelediği Türkiye dış politikasını çökertmeye çalışmaktadır. Türkiye, aşağıda metne eklediğim haritalardan da izlenebildiği gibi, Fuller'in sahiplerinin harita çizme gücüne müdahale etmektedir. Doğal olarak bu da tamamen dağılmak üzere olan bir BMGK-AB işbirliğidir. Yani Fuller, başarısızlıklarını yansıtma tekniği ile gizleyerek Erdoğan'a saldırmaya devam etmektedir. 1 Kasım'da yenilmiştir; yenilmeye devam edeceğini bilerek Türkiye'nin stratejik bir girişimi olan Sünni Ordusu'na, Kral Selman'la çok boyutlu işbirliğine karşı paniğe kapılmaktadır. Esed'in kalmasını isterken, Türkiye-İran ilişkilerinin geliştirilmesini tavsiye edebilmektedir. Kuşkusuz bu metin sıradan bir metin olarak kalabilirdi, ancak günümüzde koyu Erdoğan taraftarı görünen bazı muhafazakar medya yazarlarının "Türkiye'nin Suriye Politikası yanlıştı" diyerek öfke krizine girmeleri ile birlikte değerlendirildiğinde birer talimat niteliği taşımaktadır.
Seçkin Deniz, 21.02.2016


How Can Turkey Overcome its Foreign policy Mess?

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en fiyasko dış politikasının üstesinden gelebilmek için ne yapmalıdır?

İronik olan, tüm bu başarısızlığın arkasında olan ekip, şimdinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eski Dışişleri Bakanı ve şu anki Başbakan Ahmed Davutoğlu, on yıllık bir sürede yeni, yaratıcı ve başarılı politikalarının da arkasında olan kişilerdi. Peki yanlış giden ne? Ve Ankara kendi kazıp düştüğü bu kuyudan nasıl kurtulabilir? Cevap basit; Erdoğan ve Davutoğlu 10 yıl önce başarı sağladıkları ve düşüncesizce terk ettikleri orijinal prensiplerine geri dönmelidirler.

Ankara için yapılması geren en acil iş, Suriye’den çıkılmasıdır.

5 Şubat 2016 Cuma

SA2451/KY23-NN21: Yeni Siyonistler: ‘Ultra Ortodoksluk Artık Siyonist Fikre Teslim Olmuştur’

"120 yıl sonra bugün bir Hasidik, Siyonist hükümette bakanlık görevindedir, binlerce ultra-Ortodoks erkek Siyonist ordusunda görev almaktadır ve aşırı Ortodoks üniversiteler binlerce kişiyi Siyonist Devletin içine sürüklemektedir." 

Yaakov Litzman
'Birleşik Tevrat Yahudiliği' partisi-  United Torah Judaism party- Sağlık Bakanı Yaakov Litzman bir Knesset oturumu sırasında Benjamin Netanyahu'nun koalisyon hükümetinin diğer bakanları ile oturuyor, 23 Kasım 2015

The new Zionists: Ultra-Orthodoxy has effectively surrendered to the Zionist idea

Ultra Ortodoksluk 'bir numaralı düşman olarak' ilan edilmesinden 120 yıl sonra Siyonizm’e artık iyice teslim olmuştur.

Sinagoglara orgların kurulmasından, dua kitaplarına eklenen Almanca'dan, Musevi alimlerinin Mesih'i kabulünden ve Yahudi okullarının Tarih, Felsefe ve Matematik öğretmesinden şaşkın rabbi Moşe Sofer (1763-1839) şöyle demiştir: ‘Tüm bu yenilikler Tevrat’ta yasaklanmıştır’

Seçkin Deniz Twitter Akışı