5 Kasım 2019 Salı

SA8106/SD1528: Dünya Kıyamet Salgını'nın Geldiğini Biliyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Council on Foreign Relations (CFR-Dış İlişkiler Konseyi)da küresel sağlık konusunda çalışan ve Pulitzer Ödülü kazanan bilim yazarı Laurie Garrett'a aittir ve Havayolu ulaşımının arttığı günümüzde salgın hastalıkların yayılma hızına odaklanmakta; ülke yönetimlerinin salgınlara karşı duyarlılıklarının ve hazırlık düzeyinin yetersiz olduğunu vurgulayarak, yapılması gerekenleri irdelemektedir. Asıl ilginç olan, Council on Foreign Relations (CFR-Dış İlişkiler Konseyi) gibi, ABD devlet gücünün uygulayıcısı olduğu, dünyadaki hemen tüm terör organizasyonlarının ve eylemlerinin, savaşların, askerî darbelerin, ekonomik-siyasi istikrarsızlıkların ve insan üretimi salgın hastalıkların ortaya çıkmasını sağlayan politikalardan sorumlu olan bir satanist konseyin, aynı zamanda (her zaman yaptığı gibi) çözüm önerileri sunması, raporlar hazırlaması ve yayınlamasıdır. Mesela laboratuvarlarda üretilen Ebola virisünün  tüm tescil hakları ABD hükümetine aittir (2007'de yapılan müracaata patent 2010'da verilmiştir). Daily Observer’a yazdığı makalede Liberya doğumlu ABD vatandaşı Delaware Üniversitesi’nden Profesör Cyril Broderick "EBOLA biyo-terörizmdir." derken, virüsün, ABD’nin yürüttüğü biyo-terörizm deneylerinin bir sonucu olduğunu, “Afrika’nın kaynaklarını yasa dışı şekilde kontrol etmek amacıyla, başta Afrika olmak üzere, dünya nüfusunu azaltmak için Ebola’yı kullandıklarını” yazdı ve ABD Savunma Bakanlığı’nın, Ebola salgını Gine ve Sierra Leone’de başlamadan haftalar önce, insanlar üzerinde Ebola deneyleri yapılması için fon sağladığına dair raporların olduğuna yer verdi. Analiz, ABD devletinin sorumlu olduğu bu tür biyolojik silah üretim laboratuvarlarından ve deneysel çalışmalarından bahsetmemekte, ancak buna karşılık ABD'nin rakibi olarak konumlanan Rusya'daki bir laboratuvarda yaşanan patlamayı konuya dahil etmektedir. 'Dünya Kıyamet Salgını'nın Geldiğini Biliyor' başlığının şöyle okunması gerektiğini düşünüyorum: "CFR'nin Bir Parçası Olduğu Satanist Güç, Dünya'ya İnsan Irkı'nı Soykırıma Uğratacak Salgın Hastalıklar Hazırlıyor" Laurie Garrett'in şu cümlesi Biyolojik Savaş'ın yahut 'İnsan Irkı'nı yok edecek salgın hastalıklar projesinin varlığını ve virüslerin üretildiği gerçeğini itiraf niteliğindedir: "1989'da, bilim adamlarının Washington'daki toplantısından bu yana havadaki ölümcül mikroplar daha da artmıştır, çünkü viral ve bakteriyel genleri değiştirme teknolojisi artık hızlı, kolay, ucuz ve kesindir." Türkiye ve Dünya'daki aşı tartışmaları insanların farkındalığının arttığını göstermektedir, ancak ithal aşılarla birlikte yerli üretim aşıların ne tür bir genetik dönüşüm hedeflediğine dair güven duygusu eksikliği her geçen gün artmaktadır. Türkiye, bahse konu satanist yapının ürettiği terörle, savaşlarla, askeri ve ekonomik darbelerle çok ağır saldırı altında iken insanlarımızın ve doğamızın aynı gücün ürettiği Biyolojik Terör'ün ya da Biyolojik Savaş'ın hedefinde olduğuna dair kanıtlar Karadeniz ve Marmara bölgelerinde bitki örtüsünü yok edici türden böceklerin ortaya çıkışında aranabilir. 9 Ekim 2018'de yayınladığımız 'Pentagon'un Böcek Ordusu' başlıklı analizinde Manlio Dinucci, Pentagon'un "böcekleri nakil aracı olarak yayarak, hassas tarımsal ürünlere kolaylıkla aktarılabilecek yeni bir biyolojik silah sınıfı yaratmak için basit değişiklikler yapmanın yeterli olabileceğini" iddia etmektedir. Türkiye'de görülen benzer vak'alar şunlardır: Türkiye coğrafyasına uygun olmayan Kenelerden geçen öldürücü Kanamalı Kırım-Kongo hastalığı, Rize'de hızla bütün bitkileri emerek yok eden Wampir Kelebekler, Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Kulaca Mahallesi'nde iddiaya göre paraşütle tarlaya atılan çiftçiyi canından bezdiren haşere ilacıyla bir kısmı öldürülen cinsi belirlenemeyen binlerce böcek Türkiye'nin biyolojik silah saldırısı altında olduğuna işaret edebilir...
Seçkin Deniz, 05.11.2019

The World Knows an Apocalyptic Pandemic Is Coming
"Fakat kimse bu konuda hiçbir şey yapmak istemiyor."

Birleşmiş Milletler genel sekreteri'nin isteği üzerine derlenen yeni bir bağımsız rapor, gezegeni yok edecek ve 80 milyon insanı öldürecek olan bir salgının “çok gerçek bir tehdit” olduğu konusunda uyardı. Rapor, dünyanın her tarafında havaya yayılan ölümcül bir patojenin, küresel ekonominin neredeyse yüzde 5'ini yok edebileceğini söylüyor. Ve biz buna hazır değiliz.


Bir Çinli BM askeri, 23 Ağustos 2014 tarihinde Liberya, Harbel'de Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından hazırlanan bir kamyon dolusu Ebola yardım malzemesi dağıtıyor.

Uğursuz analiz, geçen yıl BM genel sekreterliği makamının talebine cevaben Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) tarafından ortak bir organizasyonda toplanan bağımsız bir panel olan Global Hazırlık İzleme Kurulu (GPMB) tarafından derlendi. Eski DSÖ başkanı ve eski Norveç Başbakanı Gro Harlem Brundtland ve uluslararası Kızılhaç Başkanı Elhadj eş başkanlığında GPMB, uzmanları görevlendirdi ve salgınlara karşı finansal ve lojistik hazırlıklara yönelik sert eleştiriler yaptı. 


“Hazırlıklar, her seviyede devam eden siyasi irade eksikliği yüzünden engelleniyor" diyen rapor siyasi liderleri suçluyordu: “Ulusal liderler korku ve panik yeterince arttığında sağlık krizleri ile ilgilenseler de, çoğu ülke, salgınlar felaketlere dönüşmeden gereken tutarlı enerjiyi ve kaynağı ayırmıyor.”


GPMB’nin çabalarını zedelemeden, daha önce birçok kez dile getirilen bu temel mesajın, sağır siyasi liderler, finansal şirketler veya çokuluslu kurumlar üzerinde çok az fark edilir etkisi olduğunu söylemeliyim. Bu sefer farklı olacağını düşünmek için hiçbir sebep yok. Gerçek anlamda yıkıcı katil bir grip salgını ya da şu anda bilinmeyen mikropların neden olacağı salgınlardan hangisinin Küresel liderleri mikroskobik tehditleri ciddiye almaya teşvik edeceğini bilmek zor.


Mayıs 1989'da Nobel ödüllü Joshua Lederberg, Washington'daki üç günlük bir toplantı için Nobel ödüllü arkadaşları ve sıra dışı virüs avcıları ile bir araya geldi. Modern tıp tarafından yok edilmekten çok uzakta bulunan virüslerin dünya çapında hayvanlarda ve insanlarda, daha önce hiç görülmemiş formlarda büyüdüğünü vurgulayan bir hipotezi ele aldılar.

Hava yolculukları, belirsiz bir bölgedeki bir salgının gittikçe artan bir şekilde büyük şehirlere yayılabileceği, hatta dünyanın dört bir yanına gidebileceği anlamına geliyordu. O sırada patlayan HIV/AIDS salgını kolektif dikkat üzerine yoğunlaştı: Tedavi edilemeyen virüs milyonlarca insanın hayatını alabilecek durumda iken başka hangi tehditler gizlenebilirdi? Toplanan delillerin korkunç hipotezi desteklediği gerçeği büyüdükçe, zamanın azaldığını gördüm.


Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü, virüs krallığının ötesinde, tüm mikrobiyal tehditlere karşı, daha da ileri götürdüğü toplantıyla epeyce sarsıldı
ve 1992'de ABD Başkanı Bill Clinton’un yeterince ilgisini çeken bir rapor yayınladı. Beyaz Saray, 1996'da ortaya çıkan hastalıkların resmi olarak ulusal güvenlik tehditleri olarak sınıflandırılmasını istedi.

1994 yılında, 'Gelmekte Olan Bir Veba: Dengesiz Bir Dünyada Yeni Gelişen Hastalıklar' konulu kitabımı yayınladım. İnsanların küresel çevreyi bozmasının, mikroplar insanlar arasında ve hayvanlardan insanlara kolayca yayılan davranışlarla birleştiğinde, küçük salgınların bile büyük bir salgına dönüşerek küresel bir dalgalanmaya neden olduğunu yazdım.


2000 yılında yayınlanan Güvene İhanet: Küresel Halk Sağlığının Çöküşü adlı kitabım, salgınlara, yetersiz sağlık sistemlerine, insan davranışlarına ve dünyanın her yerindeki hastalıklarla mücadeleye hazırlıklı olmak için tutarlı bir siyasi ve finansal desteğin yokluğuna yardım edildiğini ve desteklendiğini gösterdi.


Peki ne değişti?


2003'teki şiddetli akut solunum sendromu (SARS) salgını üreten virüs gibi çok sayıda bilinmeyen virüs dünyadaki insanların ve hayvanların yaşamını tehdit etti. Örneğin, DSÖ (WHO) yalnızca yedi yıl içinde (2011'den 2018'e kadar) 1.483 salgınla savaşmıştır.


Ve Dünya Bankası tarafından yaptırılan bir GPMB çalışmasına göre, bozulmaların genel ekonomik etkisiyle birlikte kontrol altına alma maliyetleri daha da kötüleşti. 2003 SARS salgını küresel ekonomide yaklaşık 40 milyar dolarlık bir hasara neden oldu, 2009 domuz gribi salgınının sebep olduğu zarar yaklaşık 50 milyar dolara ulaştı ve 2014-16 Batı Afrika Ebola salgını yaklaşık 53 milyar dolara mal oldu. 1918 gribine benzer bir grip salgını bugün dünya ekonomisine 3 trilyon dolar ya da küresel gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH)'nın yüzde 4,8'ine mal olacak.


Ekonomik olarak, zengin uluslar son salgınlarda en dayanıklı ülkeler olduklarını kanıtladılar ve GPMB, ABD ve Almanya gibi ülkelerin yıkıcı bir salgından yüzde 0.5'in altında GSYİH kaybı yaşayabileceğini tahmin ediyor. Ancak daha fakir ülkeler - Hindistan ve Rusya'dan Orta Afrika ülkelerine kadar - aynı varsayımsal salgında GSYİH'larının yüzde 2'sini kaybedebilir. Batı Afrika'daki Ebola salgını, en çok etkilenen ülkelere (Liberya, Sierra Leone ve Gine) doğrudan, 2.8 milyar dolar zarar verdi; 2015 yılında Sierra Leone’nin GSYİH’sini yüzde 20 oranında düşürdü.


Ve riskler artıyor. İklim değişikliği, artan sıcaklık ve nem, hastalık taşıyan sivrisineklerin popülasyonlarındaki artışlar, su yüzeylerinin toksik alglerle boğulmasına, hastanelerin ve tarım alanlarının ölümcül mantarlarla dolmalarına ve kuşların ve hayvanların göç düzenlerini değiştirmelerine neden olduğu için salgınları desteklemektedir; bu da onların mikrobiyal otostopçularını yeni coğrafyalara taşıyor.


Örneğin, bu ayın ilk iki haftasının olaylarını düşünün. Rusya'da Novosibirsk dışındaki bir Sovyet dönemi laboratuvar kompleksindeki gizemli bir patlama, tesisin dondurucularında saklanan çiçek hastalığı ve yüzlerce diğer virüsün güvenliği ile ilgili endişeleri ortaya çıkardı. Vector olarak bilinen Rus laboratuarı, bir zamanlar dünyadaki en iyi güvenlikli patojen araştırma merkezlerinden biriydi; ancak bugün, öldürücü mikropların depolandığı ve çalışıldığı 1000'den fazla Biyogüvenlik Seviyesi-3 ve -4 laboratuvarı var: tesislerin çoğu sızıntı ve güvenlik pantolonuna sahip.


Avustralya’da H3N2 gribi ülke bahara girerken hâlâ yayılıyor. Geçtiğimiz tarihlerde ülkenin en büyük grip yılı (hem hasta sayısı hem hastaneye yatışta) nda şimdiye kadar 279.326 Avustralyalıyı mağdur etti; şu ana kadar olanlar birkaç haftada Kuzey Amerika'da neler olabileceğinin muhtemel bir habercisi.


Pan Amerikan Sağlık Örgütü’ne göre, yalnızca geçen hafta, Latin Amerika’da ve Karayipler’de 2.384.029’dan fazla insana Dang virüsü bulaştı. Sözde TR4 mantarı aniden ortaya çıktı, Orta Amerika’daki muzları yok etti ve kıs abir süre önce Avustralya’da yeniden ortaya çıkarak meyvelerin yok olma korkusunu arttırdı.


2018'in sonlarında Çin’de başlayan Afrika domuz gribi salgını, Asya’ya yayılmış ve
Filipinler’de yeni ortaya çıkmıştır: Bölgedeki on binlerce domuz, tedavi edilemeyen, genellikle öldürücü hastalıklardan dolayı ölmüştür..

GPMB, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki (DRC) mevcut Ebola salgınının, salgın hazırlık durumuna ilişkin yanlış olan her şeyi örneklediğini söylüyor. GPMB tarafından yayınlanan bir rapora göre, 1 Ağustos 2018'de ilk ortaya çıktığında, “etkili bir müdahalenin temel gereklilikleri salgının varlığı ilan edildikten sonraki günlerde yerine getirildi. Ağustos ayının ilk haftalarındaki tepkiler, Ebola salgınına karşı tedbirler tarihteki en hızlı, en iyi donanımlı ve en iyi bir şekilde finanse edildi.” Yine de bu çabalara rağmen, “Kuzey Kivu ve Ituri'de salgın devam etti ve ulusal sınırları aştı. Haziran 2019’da Uganda’da ve Temmuz 2019’da Kuzey Kivu’nun başkenti Goma’ya ulaştı. Salgın, bir yıldan fazla bir süre sonra, 3000 vak'a ve 2000 ölümle sonuçlandı.”


DRC'de, Ebola ile mücadele şu ana kadar başarısız oldu; çünkü ülkenin sağlık sistemi karmakarışık, salgın şiddetli bir savaş bölgesinde bulunuyor, yerel halk bu konuda derin şüpheler duyuyor ve sağlık yetkilileriyle tam işbirliği yapamıyor, bağışçılar DRC'den ayrıldılar, insani yardımlar zorlukla finanse edildi ve Ebola ile mücadelede dolar ve euro yetersizliği çekildi.


1989'da, bilim adamlarının Washington'daki toplantısından bu yana havadaki ölümcül mikroplar daha da artmıştır, çünkü viral ve bakteriyel genleri değiştirme teknolojisi artık hızlı, kolay, ucuz ve kesindir. CRISPR veya hatta daha yeni genetik manipülasyonlar yoluyla elde edilip edilmediği gibi, artık mikroplara DNA'nın her tür özelliğini vermek veya bunları yapmak mümkündür. İnsan yapımı bir katilin yanlışlıkla sızmasından ya da kötü niyetli kişiler tarafından kasıtlı olarak yayılmasından veya mikropların laboratuar sınırlarının dışına çıkmasından sonra hiçbir ulusun salgını durdurması için hiçbir organizasyon ve teknolojisi yoktur.


GPMB, insanlığın mikroplara karşı kazanma ihtimalini arttırmak için dünya çapında uygulanması gereken yedi politik girişiminin listesini verdi. Hepsi, bir biçimde, onlarca yıldır masadaydı. Daha önce orada bulunduk.


“Salgınlara karşı hazırlıklı olma, müdahale sistemleri ve kabiliyetleri, doğal, kazara ya da kasıtlı olarak serbest bırakılmış olsun, çok ölümcül bir salgının sağlık, sosyal ve ekonomik sistemlerdeki muazzam etkisine, hızla yayılmasına ve üreteceği şokla başa çıkmak için yeterli değildir. Yenilikçi aşı geliştirilmesi ve üretimi, geniş spektrumlu antiviraller, uygun ilaç dışı müdahaleler için Ar-Ge yatırımı ve planlaması yetersizdir” tesbiti yapılan raporda, “Salgın kontrol maliyetleri, acil durum müdahalesi için mevcut finansman düzenlemelerini tamamen etkileyecektir.” denmekteydi.

O hafta ve sonraki hafta New York'ta toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve delegeler, iklim değişikliği, insani krizler, mülteciler, anlaşılmaz çatışmalar, azalan güvenli içme suyu kaynakları ve tam anlamıyla onlarca krizle ilgili benzer sert raporlar aldılar. Her biri dikkat, finansman ve küresel işbirliğini hak ediyor.


1996 yılında, Clinton yönetimi “Ebola, ilaca dirençli tüberküloz ve HIV / AIDS gibi gelişmekte olan bulaşıcı hastalıkların, küresel toplumun karşılaştığı en önemli sağlık ve güvenlik sorunlarından biri olduğunu” ilan etti ve salgınlara karşı mücadelenin iyileştirilmesi için sekiz aşamalı bir plan hazırladı. Özellikler değişmiş olabilir, ancak yeni GPMB salgın raporundaki ton ve tavsiyeler, daha acil olmasa da oldukça benzer. GPMB, eğer insanlık bunu yapacak siyasi ve mali iradeye sahipse, mikrobiyal salgınların kontrol edilebilir, kapsayıcı bir ölçek haline getirmenin mümkün olduğunu ısrar ediyor.


Bununla birlikte, insanlık şimdiye kadar, her salgının sona ermesinden kısa bir süre sonra hastalık tehditlerini kolektif bilincinin dışına çıkardı. 1918 influenza (İnfluenza, başlıca burun, boğaz, bronşlar ve bazen akciğerleri etkileyen, hafif veya ağır bir seyir gösterebilen, bulaşıcı viral bir hastalıktır ) salgını 50 ila 100 milyon insanı öldürdü. Ve 14. yüzyıldaki veba, Avrupa nüfusunun yüzde 60'ını kabaca 50 milyon kişiyi yok etti. Yaşadığım sürece, 1981'de küresel olarak ortaya çıkmasından bu yana, yaklaşık 32 milyon kişiyi öldüren 75 milyon kişiye bulaşan HIV'i durduramadık.


Başka bir korkunç salgın olacağını biliyoruz; belki de 1918 gribi veya veba kadar büyük değil, ama yine de korkunç. Yine de, felaketi önlemek ve hazırlamak için ciddi kolektif çabaları seferber etmek uzman raporlarından çok daha fazla zaman alacaktır.


Laurie Garrett, 20.09.2019, Foreign Policy


(Laurie Garrett , Council on Foreign Relations (CFR-Dış İlişkiler Konseyi)da küresel sağlık konusunda çalışan ve Pulitzer Ödülü kazanan bir bilim yazarıdır.)



Seçkin Deniz, 05
.11.2019, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar
Takip et: @Seckin_Deniz


Not: Çeviri programları kullanılarak İngilizce'den çevrilmiştir.


Güncel Not:

Herkes ona güvenmişti! Ünlü doktor FAUCİ hakkında şok iddialar... Milliyet, 27 Haziran 2021

Son dakika haberine göre, ABD Başkanı Joe Biden'ın tıbbi danışmanı ünlü doktor Antony Fauci hakkındaki şüpheler her geçen gün artıyor. Koronavirüsün kökeninin laboratuvar olamayacağını söyledikten sonra, Wuhan'daki laboratuvarla bağlantıları ortaya çıkan Fauci için yeni iddialar gündemde. Öte yandan, ABD'li yorumcu Maher'in teknoloji devlerinin laboratuvar teorisi paylaşımlarının sansürlenmesine gösterdiği tepki gündemde bomba etkisi yarattı.

ABD'li ünlü doktor Fauci, koronavirüsün kökenine dair yaptığı açıklamalarda yalan söylemekle itham edilirken, siyaset yorumcusu ve TV sunucusu Bill Maher, Kovid-19'un laboratuvardan sızdığı teorisiyle ilgili gönderileri ve aramaları sansürledikleri için büyük teknoloji firmalarına ateş püskürdü.

Dr. Anthony Fauci, Başkan Trump'ın Kovid-19'u sızdırmakla suçladığı Çin laboratuvarına finansmanı kesme kararının arkasındaki nedenleri bilmediğini söyleyerek yalan beyanda bulunmakla itham edildi.

Beyaz Saray'ın baş tıbbi danışmanı Fauci, yakında çıkacak bir kitaba göre, Nisan 2020'de Trump'ın Vuhan Viroloji Enstitüsü için ayrılan kaynağı durdurma emrinin 'nedeni bilmediğini' söylemişti.

Ancak yeni çıkan kitap Kabus Senaryosu: Trump Yönetiminin Tarihi Değiştiren Pandemiye Tepkisi'nde yer alan iddiaya göre, Fauci, Trump'ın bu kararı laboratuvarın güvenlik kaydıyla ilgili endişesi nedeniyle aldığını biliyordu ve buna rağmen bilmediğini söyledi.

Temsilci Buddy Carter, R-Ga., Fox News'e şunları söyledi: "Dr. Fauci, kendi ilgisini sürdürmeye ve Başkan Trump'ın bu krizle mücadeledeki rolünü küçümsemeye o kadar takıntılı ki, bir kez daha yalan söylerken yakalandı.

"Pandemi müdahalesine ve kökenlerine ilişkin araştırmamızda, kendi halkla ilişkiler kampanyalarından çok gerçeklerle ilgilenen birine ihtiyacımız var. Dr. Fauci'nin gitme vakti geldi."

Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü'nün başındaki Fauci, ilk başta Beyaz Saray'ın Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin (NIH) daha önce Wuhan laboratuvarıyla çalışan EcoHealth Alliance'a verdiği hibeyi iptal etme direktifine direndi.

Haziran 2020'de kongre üyesi tarafından 370 bin dolarlık hibe sorulan Fauci, 'NIH'ye (Ulusal Sağlık Enstitüsü) iptal etmesi söylendiği için iptal edildiğini' ve Trump'ın emrinin arkasındaki 'nedeni bilmediğini' söyledi.

R-Okla'dan Markwayne Mullin, Fauci'nin kongre ifadeleriyle kitapta iddia edilen ifadelerı arasındaki tutarsızlıkları "çok endişe verici" olarak nitelendirdi ve "Kovid'in kökenleri hakkında tam bir araştırma yapmanın ne kadar önemli olduğunu gösterecek" dedi.

Fauci, Fox News'den gelen yorum taleplerine henüz yanıt vermedi.

65 yaşındaki siyaset yorumcusu ve TV programcısı Bill Maher, 'Gerçek Zamanlı' ismi programıyla ilgili bir panel tartışması sırasında Facebook ve Google'a açıkça atıfta bulundu ve şirketleri virüsün insan yapımı ve Çin'deki Wuhan Viroloji Enstitüsü'nden kaçmış olma olasılığını kasten küçümsemekle suçladı.

Maher, "Facebook, Kovid-19'un laboratuvardan sızdığı iddialarına ilişkin dört ay boyunca tüm gönderileri yasakladı" dedi. Maher, Google'ın sağlık bölümü başkanının, arama yapanların Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) ve Dünya Sağlık Örgütü'nden (WHO) yetkili bilgileri görmesini istediklerini belirtti.

Maher, "Fakat DSÖ bir çok konudaa çok yozlaştı ve CDC pek çok şey hakkında yanıldı!" Maher, teknoloji şirketlerinin Kovid-19 tedavileri hakkındaki bilgileri de sansürlediğini öne sürdü.

Maher, YouTube'dan ve bazılarının koronavirüsle mücadelede etkili olduğunu söylediği ilaç 'ivermektin' hakkındaki bir videonun platformdan kaldırılmasından bahsetti.

"YouTube bana ivermektin hakkında ne görebileceğimi söylememeli. Ivermectin bir ilaç!" diyen Maher, "İşe yarayıp yaramadığını bilmiyorum, ama birçok doktor da bilmiyor" diye konuştu.

Kovid-19 laboratuvar sızıntısı teorisinin merkezinde yer alan Wuhan Viroloji Enstitüsü, geçtiğimiz günlerde pandemi sırasındaki çalışmaları nedeniyle Çin'in en yüksek bilim ödülüne aday gösterildi.

Laboratuvarda hayvanlarla ilgili araştırmalara öncülük eden ve 'yarasa kadın' olarak bilinen bilim insanı Shi Zhengli de komiteden özel bir mansiyon aldı.

The Times'a göre Çin Bilimler Akademisi tarafından yayınlanan bir açıklamada şöyle denildi: "Araştırma grubu toplu olarak Kovid-19'a ilişkin en kapsamlı ve sistematik tanımlama araştırmasını tamamladı ve projenin sonuçları önemli bir aşama kaydetti.

"Kovid-19 virüsünün kökeni, epidemiyolojisi ve patojenik mekanizmasının yanı sıra ilaç ve aşıların araştırılması ve geliştirilmesi üzerine takip araştırması için teknoloji platformu kurdu. Salgın önleme ve kontrol için önemli bilimsel ve teknolojik destek sağladı."

Adaylık, virüsün doğal olarak meydana gelmediği, salgının ilk tespit edildiği Wuhan hayvan pazarından sadece birkaç kilometre uzakta bulunan laboratuvardan sızdığı yönündeki artan spekülasyonlara rağmen geldi.

Eleştirmenler, geçen yıl bir komplo teorisi olarak görülüp göz ardı edilen sızıntı teorisini reddeden bilim insanlarına tepki gösteriyor. ABD bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr Anthony Fauci, geçen yıl teoriyi 'saçma sapan' diye niteleyip reddettikten sonra istifa çağrılarıyla karşı karşıya kaldı, ancak Fauci sızıntı teorisini kapalı kapılar ardında düşünüyor gibi görünüyor.

BİLİM İNSANLARININ FİKİRLERİ DEĞİŞMEYE BAŞLADI 

Ve geçen yıl 'laboratuvar sızıntısı' teorisini kınayan bir mektuba imza atan bilim insanları, o zamandan beri fikirlerini değiştirdiler ve tam bir soruşturmanın gerekli olduğunu açıkladılar.

ABD Başkanı Joe Biden, virüsün kökeni hakkında tam bir soruşturma emri verdi ve bilim insanlarının bu teorinin gerçek olup olmadığını araştırmasını istedi.

Çin, ABD'nin daha fazla araştırma yapmaya zorlamasına rağmen iddiaları reddetti ve Dünya Sağlık Örgütü'nün virüsün laboratuvardan çıkmasının 'son derece uzak bir ihtimal' olduğunu söyleyen bulgularını öne çıkardı."

Dr. Shi geçen hafta sessizliğini bozdu ve hükümetini desteklediğini, suçlamaların 'kirli' olduğunu söyledi ve laboratuvarda hiç kimsenin hastalanmadığını iddia etti.

ŞÜPHELİ GENETİK DENEYLER 

'Yarasa kadın', oluşturdukları riskleri daha iyi anlamak için virüsleri genetik olarak değiştiren tartışmalı 'işlev kazanımı' deneyleri yapmakla suçlandı.

Wuhan Viroloji Enstitüsü yaklaşık 300 kişiyi istihdam ediyor ve en yüksek biyo-güvenlik izni olan Seviye 4'e sahip iki Çin laboratuvarına ev sahipliği yapıyor. Burası, Çin'de ebola, kuş gribi ve HIV gibi ölümcül virüsleri araştırmasına izin verilen tek laboratuvar

ÇİN İZİN VERMİYOR 

Dr. Shi, “Wuhan Viroloji Enstitüsü bu tür vakalarla karşılaşmadı” dedi ve şunu sordu: "Mümkünse, kontrol etmemize yardımcı olması için bize isim verebilir misiniz?"

Ancak Çin, laboratuvarın bağımsız bir şekilde araştırılmasını engelledi ve tesisten hiçbir ham veri yayınlamadı, bu da Dr Shi'nin söylediği herhangi bir şeyin doğrulanmasını imkansız hale getirdi.

Son günlerde, İngiltere'nin önde gelen virologlarından biri de, koronavirüsün sızıntıdan kaynaklandığı olasılığını dışlayamadığını söyledi.

İNGİLTERE BAŞBAKANI: HER OLASILIĞA AÇIK OLMALIYIZ 

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Cornwall'daki G7 zirvesinin sonunda bir basın toplantısında şunları söyledi: "Şu anda, sahip olduğumuz tavsiye, bu zoonotik kökenli hastalığın bir laboratuvardan gelmiş gibi görünmediğidir ancak mantıklı herkes bu konuda açık fikirli olmalıdır."

Bu ayın başlarında, salgının başlangıcında The Lancet tıp dergisindeki tartışmalı bir mektubun orijinal yazarlarından biri, laboratuvar sızıntısının mümkün olup olmadığı konusundaki tutumunu değiştirdiğini söyledi.

İBRE TERSE DÖNÜYOR 

New York'taki Mount Sinai'deki Icahn Tıp Okulu'nda mikrobiyolog olan Dr Peter Palese, geçen yıl Şubat ayında Lancet'te virüsün yalnızca doğal kaynaklı olabileceğini ve aksini önermenin 'korku, söylentiler' yaratacağını iddia eden mektubu imzalamıştı.

Ancak son dönemde, dünyaca ünlü tıp dergisinde bu mektubun yayınlanmasından yaklaşık 16 ay sonra, Kovid'in Wuhan'daki bir laboratuvardan yanlışlıkla sızdırıldığı teorisi ciddi bir şekilde araştırılıyor.

Ve şimdi 77 yaşındaki Profesör Palese, önemli bir U dönüşü yaptı ve Kovid'in nasıl ortaya çıktığına dair tüm teorilerin şimdi uygun şekilde araştırılması gerektiğini kabul etti.

"İmzaladığım Lancet mektubundan bu yana pek çok rahatsız edici bilgi ortaya çıktı, bu yüzden tüm soruları kapsayan yanıtları görmek istiyorum."

Mektubu imzalayan bir diğer bilim insanı, Londra'daki Wellcome Trust'ın direktörü Dr Jeremy Farrar, virüsün 'büyük olasılıkla' bir hayvandan geldiğini ancak 'başka olasılıklar da olduğunu' ve bu olasılıkların da düşünülmesi gerektiğini vurguladı.


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı