5 Kasım 2019 Salı

SA8106/SD1528: Dünya Kıyamet Salgını'nın Geldiğini Biliyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Council on Foreign Relations (CFR-Dış İlişkiler Konseyi)da küresel sağlık konusunda çalışan ve Pulitzer Ödülü kazanan bilim yazarı Laurie Garrett'a aittir ve Havayolu ulaşımının arttığı günümüzde salgın hastalıkların yayılma hızına odaklanarak ülke yönetimlerinin salgınlara karşı duyarlılıklarının ve hazırlık düzeyinin yetersiz olduğunu vurgulayarak, yapılması gerekenlere odaklanmaktadır. Asıl ilginç olan, Council on Foreign Relations (CFR-Dış İlişkiler Konseyi) gibi, ABD devlet gücünün uygulayıcısı olduğu, dünyadaki hemen tüm terör organizasyonlarının ve eylemlerinin, savaşların, askerî darbelerin, ekonomik-siyasi istikrarsızlıkların ve insan üretimi salgın hastalıkların ortaya çıkmasını sağlayan politikalardan sorumlu olan bir satanist konseyin, aynı zamanda (her zaman yaptığı gibi) çözüm önerileri sunması, raporlar hazırlaması ve yayınlamasıdır. Mesela  Ebola virisünün n tüm tescil hakkı ABD hükümetine aittir (2007'de yapılan müracaata patent 2010'da verilmiştir) Daily Observer’a yazdığı makalede Liberya doğumlu ABD vatandaşı Delaware Üniversitesi’nden Profesör Cyril Broderick "EBOLA biyo-terörizmdir." derken virüsün, ABD’nin yürüttüğü biyo-terörizm deneylerinin bir sonucu olduğunu, “Afrika’nın kaynaklarını yasadışı şekilde kontrol etmek amacıyla, başta Afrika olmak üzere, dünya nüfusunu azaltmak için Ebola’yı kullandıklarını” yazdı ve ABD Savunma Bakanlığı’nın, Ebola salgını Gine ve Sierra Leone’de başlamadan haftalar önce, insanlar üzerinde Ebola deneyleri yapılması için fon sağladığına dair raporların olduğuna yer verdi. Analiz, ABD devletinin sorumlu olduğu bu tür biyolojik silah üretim laboratuvarlarından ve deneysel çalışmalarından bahsetmemekte, ancak buna karşılık ABD'nin rakibi olarak konumlanan Rusya'daki bir laboratuvarda yaşanan patlamayı konuya dahil etmektedir. 'Dünya Kıyamet Salgını'nın Geldiğini Biliyor' başlığının şöyle okunması gerektiğini düşünüyorum: "CFR'nin Bir Parçası Olduğu Satanist Güç, Dünya'ya İnsan Irkı'nı Soykırıma Uğratacak Salgın Hastalıklar Hazırlıyor" Laurie Garrett'in şu cümlesi Biyolojik Savaş'ın yahut 'İnsan Irkı'nı yok edecek salgın hastalıklar projesinin varlığını ve virüslerin üretildiği gerçeğini itiraf niteliğindedir: "1989'da, bilim adamlarının Washington'daki toplantısından bu yana havadaki ölümcül mikroplar daha da artmıştır, çünkü viral ve bakteriyel genleri değiştirme teknolojisi artık hızlı, kolay, ucuz ve kesindir." Türkiye ve Dünya'daki aşı tartışmaları insanların farkındalığının arttığını göstermektedir, ancak ithal aşılarla birlikte yerli üretim aşıların ne tür bir genetik dönüşüm hedeflediğine dair güven duygusu eksikliği her geçen gün artmaktadır. Türkiye, bahse konu satanist yapının ürettiği terörle, savaşlarla, askeri ve ekonomik darbelerle çok ağır saldırı altında iken insanlarımızın ve doğamızın aynı gücün ürettiği Biyolojik Terör'ün ya da Biyolojik Savaş'ın hedefinde olduğuna dair kanıtlar Karadeniz ve Marmara bölgelerinde bitki örtüsünü yok edici türden böceklerin ortaya çıkışında aranabilir. 9 Ekim 2018'de yayınladığımız 'Pentagon'un Böcek Ordusu' başlıklı analizinde Manlio Dinucci, Pentagon'un "böcekleri nakil aracı olarak yayarak, hassas tarımsal ürünlere kolaylıkla aktarılabilecek yeni bir biyolojik silah sınıfı yaratmak için basit değişiklikler yapmanın yeterli olabileceğini" iddia etmektedir. Türkiye'de görülen benzer vak'alar şunlardır: Türkiye coğrafyasına uygun olmayan Kenelerden geçen öldürücü Kanamalı Kırım-Kongo hastalığı, Rize'de hızla bütün bitkileri emerek yok eden Wampir Kelebekler, Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Kulaca Mahallesi'nde iddiaya göre paraşütle tarlaya atılan çiftçiyi canından bezdiren haşere ilacıyla bir kısmı öldürülen cinsi belirlenemeyen binlerce böcek Türkiye'nin biyolojik silah saldırısı altında olduğuna işaret edebilir...
Seçkin Deniz, 05.11.2019

The World Knows an Apocalyptic Pandemic Is Coming
"Fakat kimse bu konuda hiçbir şey yapmak istemiyor."

Birleşmiş Milletler genel sekreteri'nin isteği üzerine derlenen yeni bir bağımsız rapor, gezegeni yok edecek ve 80 milyon insanı öldürecek olan bir salgının “çok gerçek bir tehdit” olduğu konusunda uyardı. Rapor, dünyanın her tarafında havaya yayılan ölümcül bir patojenin, küresel ekonominin neredeyse yüzde 5'ini yok edebileceğini söylüyor. Ve biz buna hazır değiliz.


Bir Çinli BM askeri, 23 Ağustos 2014 tarihinde Liberya, Harbel'de Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından hazırlanan bir kamyon dolusu Ebola yardım malzemesi dağıtıyor.

Uğursuz analiz, geçen yıl BM genel sekreterliği makamının talebine cevaben Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) tarafından ortak bir organizasyonda toplanan bağımsız bir panel olan Global Hazırlık İzleme Kurulu (GPMB) tarafından derlendi. Eski DSÖ başkanı ve eski Norveç Başbakanı Gro Harlem Brundtland ve uluslararası Kızılhaç Başkanı Elhadj eş başkanlığında GPMB, uzmanları görevlendirdi ve salgınlara karşı finansal ve lojistik hazırlıklara yönelik sert eleştiriler yaptı. 


“Hazırlıklar, her seviyede devam eden siyasi irade eksikliği yüzünden engelleniyor" diyen rapor siyasi liderleri suçluyordu: “Ulusal liderler korku ve panik yeterince arttığında sağlık krizleri ile ilgilenseler de, çoğu ülke, salgınlar felaketlere dönüşmeden gereken tutarlı enerjiyi ve kaynağı ayırmıyor.”


GPMB’nin çabalarını zedelemeden, daha önce birçok kez dile getirilen bu temel mesajın, sağır siyasi liderler, finansal şirketler veya çokuluslu kurumlar üzerinde çok az fark edilir etkisi olduğunu söylemeliyim. Bu sefer farklı olacağını düşünmek için hiçbir sebep yok. Gerçek anlamda yıkıcı katil bir grip salgını ya da şu anda bilinmeyen mikropların neden olacağı salgınlardan hangisinin Küresel liderleri mikroskobik tehditleri ciddiye almaya teşvik edeceğini bilmek zor.


Mayıs 1989'da Nobel ödüllü Joshua Lederberg, Washington'daki üç günlük bir toplantı için Nobel ödüllü arkadaşları ve sıra dışı virüs avcıları ile bir araya geldi. Modern tıp tarafından yok edilmekten çok uzakta bulunan virüslerin dünya çapında hayvanlarda ve insanlarda, daha önce hiç görülmemiş formlarda büyüdüğünü vurgulayan bir hipotezi ele aldılar.

Hava yolculukları, belirsiz bir bölgedeki bir salgının gittikçe artan bir şekilde büyük şehirlere yayılabileceği, hatta dünyanın dört bir yanına gidebileceği anlamına geliyordu. O sırada patlayan HIV/AIDS salgını kolektif dikkat üzerine yoğunlaştı: Tedavi edilemeyen virüs milyonlarca insanın hayatını alabilecek durumda iken başka hangi tehditler gizlenebilirdi? Toplanan delillerin korkunç hipotezi desteklediği gerçeği büyüdükçe, zamanın azaldığını gördüm.



Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü, virüs krallığının ötesinde, tüm mikrobiyal tehditlere karşı, daha da ileri götürdüğü toplantıyla epeyce sarsıldı ve 1992'de ABD Başkanı Bill Clinton’un yeterince ilgisini çeken bir rapor yayınladı. Beyaz Saray, 1996'da ortaya çıkan hastalıkların resmi olarak ulusal güvenlik tehditleri olarak sınıflandırılmasını istedi.

1994 yılında, 'Gelmekte Olan Bir Veba: Dengesiz Bir Dünyada Yeni Gelişen Hastalıklar' konulu kitabımı yayınladım. İnsanların küresel çevreyi bozmasının, mikroplar insanlar arasında ve hayvanlardan insanlara kolayca yayılan davranışlarla birleştiğinde, küçük salgınların bile büyük bir salgına dönüşerek küresel bir dalgalanmaya neden olduğunu yazdım.


2000 yılında yayınlanan Güvene İhanet: Küresel Halk Sağlığının Çöküşü adlı kitabım, salgınlara, yetersiz sağlık sistemlerine, insan davranışlarına ve dünyanın her yerindeki hastalıklarla mücadeleye hazırlıklı olmak için tutarlı bir siyasi ve finansal desteğin yokluğuna yardım edildiğini ve desteklendiğini gösterdi.


Peki ne değişti?


2003'teki şiddetli akut solunum sendromu (SARS) salgını üreten virüs gibi çok sayıda bilinmeyen virüs dünyadaki insanların ve hayvanların yaşamını tehdit etti. Örneğin, DSÖ (WHO) yalnızca yedi yıl içinde (2011'den 2018'e kadar) 1.483 salgınla savaşmıştır.


Ve Dünya Bankası tarafından yaptırılan bir GPMB çalışmasına göre, bozulmaların genel ekonomik etkisiyle birlikte kontrol altına alma maliyetleri daha da kötüleşti. 2003 SARS salgını küresel ekonomide yaklaşık 40 milyar dolarlık bir hasara neden oldu, 2009 domuz gribi salgınının sebep olduğu zarar yaklaşık 50 milyar dolara ulaştı ve 2014-16 Batı Afrika Ebola salgını yaklaşık 53 milyar dolara mal oldu. 1918 gribine benzer bir grip salgını bugün dünya ekonomisine 3 trilyon dolar ya da küresel gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH)'nın yüzde 4,8'ine mal olacak.


Ekonomik olarak, zengin uluslar son salgınlarda en dayanıklı ülkeler olduklarını kanıtladılar ve GPMB, ABD ve Almanya gibi ülkelerin yıkıcı bir salgından yüzde 0.5'in altında GSYİH kaybı yaşayabileceğini tahmin ediyor. Ancak daha fakir ülkeler - Hindistan ve Rusya'dan Orta Afrika ülkelerine kadar - aynı varsayımsal salgında GSYİH'larının yüzde 2'sini kaybedebilir. Batı Afrika'daki Ebola salgını, en çok etkilenen ülkelere (Liberya, Sierra Leone ve Gine) doğrudan, 2.8 milyar dolar, zarar verdi; 2015 yılında Sierra Leone’nin GSYİH’sini yüzde 20 oranında düşürdü.


Ve riskler artıyor. İklim değişikliği, artan sıcaklık ve nem, hastalık taşıyan sivrisineklerin popülasyonlarındaki artışlar, su yüzeylerinin toksik alglerle boğulmasına, hastanelerin ve tarım alanlarının ölümcül mantarlarla doldurmaya ve kuşların ve hayvanların göç düzenlerini değiştirmelerine neden olduğu için salgınları desteklemektedir; bu da onların mikrobiyal otostopçularını yeni coğrafyalara taşıyor.


Örneğin, bu ayın ilk iki haftasının olaylarını düşünün. Rusya'da Novosibirsk dışındaki bir Sovyet dönemi laboratuvar kompleksindeki gizemli bir patlama, tesisin dondurucularında saklanan çiçek hastalığı ve yüzlerce diğer virüsün güvenliği ile ilgili endişeleri ortaya çıkardı Vector olarak bilinen Rus laboratuarı, bir zamanlar dünyadaki en iyi güvenlikli patojen araştırma merkezlerinden biriydi; ancak bugün, öldürücü mikropların depolandığı ve çalışıldığı 1000'den fazla Biyogüvenlik Seviyesi-3 ve -4 laboratuvarı var: tesislerin çoğu sızıntı ve güvenlik pantolonuna sahip.


Avustralya’da H3N2 gribi ülke bahara girerken hâlâ yayılıyor. Geçtiğimiz tarihlerde ülkenin en büyük grip yılı (hem hasta sayısı hem hastaneye yatışta)nda şimdiye kadar 279.326 Avustralyalıyı mağdur etti; şu ana kadar olanlar birkaç haftada Kuzey Amerika'da neler olabileceğinin muhtemel bir habercisi.


Pan Amerikan Sağlık Örgütü’ne göre, yalnızca geçen hafta, Latin Amerika’da ve Karayipler’de 2.384.029’dan fazla insana Dang virüsü bulaştı. Sözde TR4 mantarı aniden ortaya çıktı, Orta Amerika’daki muzları yok etti ve yakın zamanda Avustralya’da yeniden ortaya çıkarak meyvelerin yok olma korkusunu arttırdı.



2018'in sonlarında Çin’de başlayan Afrika domuz gribi salgını, Asya’ya yayılmış ve Filipinler’de yeni ortaya çıkmıştır: Bölgedeki on binlerce domuz, tedavi edilemeyen, genellikle öldürücü hastalıklardan dolayı ölmüştür..

GPMB, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki (DRC) mevcut Ebola salgınının, salgın hazırlık durumuna ilişkin yanlış olan her şeyi örneklediğini söylüyor. GPMB tarafından yayınlanan bir rapora göre, 1 Ağustos 2018'de ilk ortaya çıktığında, “etkili bir müdahalenin temel gereklilikleri salgının varlığı ilan edildikten sonraki günlerde yerine getirildi. Ağustos ayının ilk haftalarındaki tepkiler, Ebola salgınına karşı tedbirler tarihteki en hızlı, en iyi donanımlı ve en iyi bir şekilde finanse edildi.” Yine de bu çabalara rağmen, “Kuzey Kivu ve Ituri'de salgın devam etti ve ulusal sınırları aştı. Haziran 2019’da Uganda’da ve Temmuz 2019’da Kuzey Kivu’nun başkenti Goma’ya ulaştı. Salgın, bir yıldan fazla bir süre sonra, 3000 vak'a ve 2000 ölümle sonuçlandı.”


DRC'de, Ebola ile mücadele şu ana kadar başarısız oldu; çünkü ülkenin sağlık sistemi karmakarışık, salgın şiddetli bir savaş bölgesinde bulunuyor, yerel halk bu konuda derin şüpheler duyuyor ve sağlık yetkilileriyle tam işbirliği yapamıyor, bağışçılar DRC'den ayrıldılar, insani yardımlar zorlukla finanse edildi ve Ebola ile mücadelede dolar ve euro yetersizliği çekildi.


1989'da, bilim adamlarının Washington'daki toplantısından bu yana havadaki ölümcül mikroplar daha da artmıştır, çünkü viral ve bakteriyel genleri değiştirme teknolojisi artık hızlı, kolay, ucuz ve kesindir. CRISPR veya hatta daha yeni genetik manipülasyonlar yoluyla elde edilip edilmediği gibi, artık mikroplara DNA'nın her tür özelliğini vermek veya bunları yapmak mümkündür. İnsan yapımı bir katilin yanlışlıkla sızmasından ya da kötü niyetli kişiler tarafından kasıtlı olarak yayılmasından veya mikropların laboratuar sınırlarının dışına çıkmasından sonra hiçbir ulusun salgını durdurması için hiçbir organizasyon ve teknolojisi yoktur.


GPMB, insanlığın mikroplara karşı kazanma ihtimalini arttırmak için dünya çapında uygulanması gereken yedi politik girişiminin listesini verdi. Hepsi, bir biçimde, onlarca yıldır masadaydı. Daha önce orada bulunduk.


“Salgınlara karşı hazırlıklı olma, müdahale sistemleri ve kabiliyetleri, doğal, kazara ya da kasıtlı olarak serbest bırakılmış olsun, çok ölümcül bir salgının sağlık, sosyal ve ekonomik sistemlerdeki muazzam etkisine, hızla yayılmasına ve üreteceği şokla başa çıkmak için yeterli değildir. Yenilikçi aşı geliştirme ve üretimi, geniş spektrumlu antiviraller, uygun ilaç dışı müdahaleler için Ar-Ge yatırımı ve planlaması yetersizdir” tesbiti yapılan raporda, “Salgın kontrol maliyetleri, acil durum müdahalesi için mevcut finansman düzenlemelerini tamamen etkileyecektir.” denmekteydi.

Bu hafta ve sonraki hafta New York'ta toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve delegeler, iklim değişikliği, insani krizler, mülteciler, anlaşılmaz çatışmalar, azalan güvenli içme suyu kaynakları ve tam anlamıyla onlarca krizle ilgili benzer sert raporlar aldılar. Her biri dikkat, finansman ve küresel işbirliğini hak ediyor.


1996 yılında, Clinton yönetimi “Ebola, ilaca dirençli tüberküloz ve HIV / AIDS gibi gelişmekte olan bulaşıcı hastalıkların, küresel toplumun karşılaştığı en önemli sağlık ve güvenlik sorunlarından biri olduğunu” ilan etti ve salgınlara karşı mücadelenin iyileştirilmesi için sekiz aşamalı bir plan hazırladı. Özellikler değişmiş olabilir, ancak yeni GPMB salgın raporundaki ton ve tavsiyeler, daha acil olmasa da oldukça benzer. GPMB, eğer insanlık bunu yapacak siyasi ve mali iradeye sahipse, mikrobiyal salgınların kontrol edilebilir, kapsayıcı bir ölçek haline getirmenin mümkün olduğunu ısrar ediyor.


Bununla birlikte, insanlık şimdiye kadar, her salgının sona ermesinden kısa bir süre sonra hastalık tehditlerini kolektif bilincinin dışına çıkardı. 1918 influenza (İnfluenza, başlıca burun, boğaz, bronşlar ve bazen akciğerleri etkileyen, hafif veya ağır bir seyir gösterebilen, bulaşıcı viral bir hastalıktır ) salgını 50 ila 100 milyon insanı öldürdü. Ve 14. yüzyıldaki veba, Avrupa nüfusunun yüzde 60'ını kabaca 50 milyon kişiyi yok etti. Yaşadığım sürece, 1981'de küresel olarak ortaya çıkmasından bu yana, yaklaşık 32 milyon kişiyi öldüren 75 milyon kişiye bulaşan HIV'i durduramadık.


Başka bir korkunç salgın olacağını biliyoruz; belki de 1918 gribi veya veba kadar büyük değil, ama yine de korkunç. Yine de, felaketi önlemek ve hazırlamak için ciddi kolektif çabaları seferber etmek uzman raporlarından çok daha fazla zaman alacaktır.


Laurie Garrett, 20.09.2019, Foreign Policy


(Laurie Garrett , Council on Foreign Relations (CFR-Dış İlişkiler Konseyi)da küresel sağlık konusunda çalışan ve Pulitzer Ödülü kazanan bir bilim yazarıdır.)



Seçkin Deniz, 05
.11.2019, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar
Takip et: @Seckin_Deniz


Not: Çeviri programları kullanılarak İngilizce'den çevrilmiştir.



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı