21 Şubat 2019 Perşembe

SA7462/SD1294: Avrupa'yı Demokratikleştirmek: Vergilendirerek mi, Borçlandırarak mı?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, Avrupa Birliği'ndeki büyük tartışmaların başladığı ve sürdüğü bir dönemde 7 ekonomist, hukukçu ve siyaset bilimci akademisyenin ortak çalışması olarak yayınlanan, 10 Aralık 2018'de başlattıkları Avrupa'nın Demokratikleşmesi için bir Manifesto ile  Yunanistan eski maliye bakanı Yanis Varoufakis'in 13 Aralık'ta, The Guardian'da yayınlanan, “Yeşil Yeni Anlaşmasını- Green New Deal”, anlaşması arasındaki farkları tartışmaktadır. Yedi yazar yeni vergilerin konmasını ve %80'i yeniden seçilmiş bir Avrupa Birliği Meclisi tarafından denetlenen Avrupa'da mali, sosyal ve çevresel adalet için gerçek bir politikanın oluşturulmasını sağlayan bir anlaşma ve bütçe sağlanmasını bir proje olarak ortaya koyduklarını, Varoufakis'in planında ise vergi yerine borçlanmanın temel alındığını, teknokrasinin öne çıkarıldığını, teknokratların yönettiği Avrupa'nın yaşadığı sorunlardan ders çıkarılması gerektiğini vurgulamaktadırlar. Türkiye olarak bu tartışmalardan çıkarmamız gereken çok büyük dersler bulunuyor; öncelikle Avrupa Birliği artık bir birlik değil, 'batmak üzere olan bir gemi'; herkes kendi ülkesini ve çıkarlarını kurtarabilecek bir yol arayışında, ancak böyle bir yol bulunması artık imkansız... Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik gibi bir hedeften ziyade 'bir ortak' olarak yeni yollar bulması artık bir gereklilikten daha fazla zorunluluktur. Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi, Türkiye raportörü Kati Piri'nin 'Avrupa Birliği'nin Türkiye ile katılım müzakerelerini resmen askıya alması' önerisini 21 Şubat 2019'da onayladı; müzakerelerin askıya alınması önerisi, 7'ye karşı 47 oyla kabul edildi. 10 üye ise çekimser kaldı. AP'deki Hristiyan Demokrat grup üyesi Hollandalı parlamenter Esther de Lange de, "Türkiye ile müzakerelerin fişinin kalıcı olarak çekilmesini" istedi. De Lange, AB ve Türkiye'nin bir işbirliği üzerinde çalışması gerektiğini savundu. Türkiye bunu fırsata çevirmelidir...
Seçkin Deniz, 21.02.2019

Democratising Europe: by taxation or by debt?

"Avrupa'nın krizden çıkması için ortak eylem sorununu çözmesi gerekiyor. Mali kapasiteyle Avrupa'yı demokratikleştirmek, parasal gevşemeden daha iyidir."

10 Aralık 2018'de, 120 Avrupa siyasetçisi ve akademisyeni ile birlikte, Avrupa'nın Demokratikleşmesi için bir Manifesto ile imza kampanyası başlattık. Manifesto ilan edildikten bu yana 110.000'den fazla imza atıldı ve halen daha fazlası için açık. Manifesto Avrupa Birliği Meclisi kurmak isteyen ülkelerin ve Avrupa'da mali, sosyal ve çevresel adalet için gerçek bir politikanın oluşturulmasını sağlayan bir anlaşma ve bütçe sağlanmasını bir proje içermektedir; hepsi web sitesinde çok dilli olarak mevcuttur.

SA7461/SD1293: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 454 (21-25 Kasım 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(21-25 Kasım 2017)  (Kasım 2017: 3.418  Tweet+Önceki Toplam: 286.838 +3.418 = 290.256 Tweet

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Edebiyatçılar ne çok benziyor birbirine... su-i kaste hüsnü zan ile bakmak ancak edebiyat ile mümkün, akılla değil:)

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
@ZMuhasebe @gezgin07 o da olur inşaallah:)

20 Şubat 2019 Çarşamba

SA7460/ KY74-SA1: ABD Neden Guaido’yu Seçti?

22 Ocak 2019 günü Guaido'ya ABD Başkan yardımcısı Mike Pence'den bir telefon geldi: "Başkanlığını ilan et!"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Lütfen, konuyla doğrudan bağlantılı olarak Gezi Terörü'nün anlatıldığı, Adil Çelik imzasıyla yayınlanan 1 Temmuz 2013, Pazartesi tarihli 'SA271/AÇ12: Taksim/Gezi Parkı Fonetiği: Kavramlar, Postulatlar, Teoriler ve Gerçek' başlıklı yayınımızı okuyunuz.


'Venezuela Krizi'ne dair çok sorulmayan bu soru epeydir kafamı kurcalıyordu. Parça parça edindiğim bilgileri karşıma çıkan bir yazı sayesinde birleştirme imkanı buldum. Bulduklarım uzun ama oldukça ilginç.

SA7459/KY13-AO231: Aday Yapılanlara ve Aday Yapılmayanlara dair..

"Siyaset, her zaman kendisine sadık olan ehil kişileri değil, toplum önünde görünür durumda olan, iyi/kötü varlığını hissettirenleri tercih eder, onların çevrelerindeki oyları almayı hesap eder.."


Siyasi partiler 31 Mart yerel seçimleri için aday gösterecekleri belediye başkan adaylarının, il genel meclisi ve belediye meclis adaylarının isimlerini seçim kurullarına bildirdiler.

Listelerin seçim kurullarına bildirilmesinin ardından aday yapılmayanlar, aday yapılan isimlere bakarak haklı olarak kimi eleştirilerde bulunuyorlar.

SA7458/Sonsuz Ark-YD141: Bazılarının Çektiği Acılar Neden Haz Duymamıza Neden Olur?

"Psikologlar, duyguları en iyi nasıl anlayabilecekleri, açıklayabilecekleri ve duygular üzerine nasıl çalışacakları konusunda uzunca bir süredir mücadele yürütüyorlar. Çünkü duygular, o kadar geniş bir alanda ortaya çıkıyor ki, birleştirici olabilecek bir tür çerçeve bulmak neredeyse imkansız görünüyor."


Azılı bir katilin tutuklanması, seçimlerde karşı tarafın başarısızlığa uğraması ya da rakip takımın hüsrana uğraması gibi durumlar, kişide, haz duygusunun harekete geçmesine neden olabilir...

Pixar’ın animasyon filmi “Inside Out”ta (Ters Yüz) hikâyenin büyük bir kısmı; filmin kahramanı Riley’in kafasının içinde geçer ve neşe, üzüntü, korku, iğrenme ve öfke gibi beş duygunun Riley’in davranışlarında ne gibi değişimler meydana getirdiğini anlatır.

SA7457/KY1-CÇ593: "Kız Sus.. Belki SP'lidir!"

"Güleyim mi ağlayayım mı.. karar veremedim.. demek ki diyorum üstte ne kadar birbirlerine sarılsalar da altlarını tutamıyorlar:)"


Üst tarafta güler yüzlü fotolar.. tokalaşmalar.. teşekkürler.. eyvallah ve fakat ya altta neler oluyor? 

Biraz önce (yarım saat oluyor, 12.02.2019, saat 14:27) pazarda (Salı semt pazarı) bir olaya tanık oldum.. iki modern giyimli bir bayan.. pazar arabalarını sürüyorlar.. derken tesettürlü bir bayanın pazar arabasıyla tekerlerin takılması sonucu modern kıyafetli bayanın pazar arabası elinden düştü.. 

19 Şubat 2019 Salı

SA7456/KY73-PH13: Meclis Künefe…

"İnsan gezdikçe öğreniyor ve ufku açılıyor. Ancak çevremize ilgiyle ve sahiplenici bir bakış açısıyla bakmamız, memleketimize sahip çıkmamız lazım. Tabiî ki halktan, arkeolog, antropolog, tarihçi, sosyolog, tabip, hukukçu bilinciyle hareket etmesini beklemiyoruz. Halk, öncelikle insani ihtiyaçlarının peşine düşer, çalışır, eğlenir ve toplumun devamı için ürer, geneli rutin bir sarmalın içindedir yani…"


Bu yazımda başka bir konudan bahsetmeyi düşünüyordum ancak geçtiğimiz hafta Gaziantep ve Hatay gezisi yapınca oralarda gördüklerimi, duyduklarımı ve edindiğim izlenimleri derleyip bunların üzerinden her zamanki gibi topluma biraz mesaj vermek istedim. 

Mesaj vermesek olmaz, çünkü dertliyiz. Ne demiş Ozan ‘aşk adamı ağlatır, dert adamı söyletir…’ Antep ve Hatay’a gidiyorum dediğimde en az on kişiden; şunu ye, bunu tat, falanda şu yemek var benzeri tavsiyeler aldığım zaman, içimden ‘yahu bu milletin yemekten başka bir keyfi yok mu?’ diye düşündüğümü söyleyeyim. Belki de ilgi alanlarımı bildikleri için -nasılsa tarihi kültürel yerleri gezer, yemeği düşünemez- aç kalır diye beni kolladılar. 

SA7455/SD1292: Jürgen Habermas: Avrupa için “Yeni” Bakış Açıları- “New” Perspectives For Europe-

Sonsuz Ark'ın Notu:
 Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, Eleştirel kuram ve Amerikan pragmatizmi geleneğine mensup, Yeni-Marksist çalışmalarla tanınan, Alman felsefeci/felsefe profesörü, sosyolog ve siyaset bilimci, Jürgen Habermas'ın Bad Homburg Goethe Üniversitesi (Frankfurt) Humanities College'da, 21 Eylül 2018'de “Avrupa İçin Yeni Perspektifler” konulu bir konferansta yaptığı konuşmanın bir özetidir. Metin dikkatle irdelenirse Habermas'ın Avrupa Birliği adına yaşadığı umutsuzluğun, karamsarlığın derinliği görülecektir... Habermas, Avrupa Birliği'ndeki dağılmayı durduran ana etkenin para birliğinin sağladığı borç krizini yönetme imkanı olduğunu savunmakta ve "Ancak zaten sağduyulu deneyimler bize Avrupa entegrasyon sürecinin tehlikeli bir düşüş eğrisini izlediğini söylüyor. Sadece çok geç olduğunda, geri dönüşü olmayan bir noktayı kabul edersiniz." diyerek umut etmekten başka yapılacak fazla bir şey kalmadığını ifade etmektedir. Konuşmanın ayrıntıları bitmiş bir evliliğin, birlikteliğin henüz süren bencilce mâli dedikoduları gibi algılanmaktadır.
Seçkin Deniz, 19.02.2019

“New” Perspectives For Europe

Avrupa’yı Yeni Perspektifler hakkında konuşmaya davet ediyorum, ancak yeni perspektifler başarısız oluyor ve Avrupa’nın temelini dahi etkileyen 
Trumpian çürüme eski perspektiflerimi ciddi olarak sorgulamama neden oluyor. Kuşkusuz, önemli ölçüde değişen bir dünyanın durumuna bağlı riskler halkların bilinçlendirilmesinde etkili olmuştur ve Avrupa ile ilgili bakış açılarını değiştirmiştir. Ayrıca, daha geniş çaplı bir şekilde halkların dikkatini, Avrupa ülkelerinin şimdiye kadar şüphesiz bir şekilde ülkelerinde hissettikleri küresel bağlama yönelttiler. Genel olarak Avrupa ülkeleri kamuoyunda yeni zorlukların her bir ülkeyi aynı şekilde etkilediği ve bu nedenle yeni zorlukların birlikte en iyi şekilde aşılabileceği algısı artmıştır. Bu, gerçekten de, politik olarak etkili bir Avrupa için yaygın bir isteği güçlendirmektedir.

SA7454/SD1291: "kıpırtısız düşlerin içinde..." /14.02.2005/ 311. patika



 

...kadük ve cansız bir pencere dibinde, çalınan kıpırtısız düşlerin içinde...
...çocuk...
...çocukluktan gelen yüklerin peşinde, hayallerin ve masalların ellerinde paydalar...
...küçük küçük değilse diğerlerine verilenler, ona da değildi elbet; ama küçücüktüler sonsuza bölünmüş gibi...
...o kendisine düşenleri seçmeye çalışır ömür boyu...
...fakat bilmemektedir; bulmacalar neden var ve neden hayâller değil, olanlar gerçektir diye...
...bilse, der, yetişkinliğinde bilse insan, hangi paydalardan düşen kendisinin olacaktır diye...

18 Şubat 2019 Pazartesi

SA7453/KY59-MLÖZ67: Arınmak

"Hassas bir tartıda tartabilmelidir, sözlerinin ağırlığını. İtiraf ettirebilmelidir diline, ona kaç tane ölü kardeşinin etini çiğnettiğini."


Sıfırlanabilmelidir bazen insan. Tertemiz fıtrat kabuğuna düşen, senelerce biriktirdiği ve asıl rengini solduran ve sonunda kaybettiren tozlardan arınabilmelidir. Silkelenebilmelidir bazen. Her temizlik gibi meşakkatli olsa bile, sonucu görmeye değer bu arınma…

Başkaları tarafından sorguya çekilmeden, kendini sorgulayabilmelidir insan. Henüz bir suç vücut bulmadan evvel, titiz bir savcı edasıyla izini sürebilmelidir niyetinin. Mahkemenin önünde utancından dili tutulanlardan olmamak için, baştan uymayı bilmelidir beşere indirilen anayasaya.

SA7452/KY1-CÇ592: Şaşkınlık

"Bu yöneliş bir harabeye çevirdi insanlığı. Harâbe halindeyiz. Metruk bir yerleşkeden öte bir şey görmeyecektir bize uzaktan bakmayı, bakıp görmeyi becerebilen. Virâne. Harâbe. Yıkık dökük bir yer."


Bir rahne karşısında gönle rekzedilen râşeyi ref'etmek razı olanın rızalığını rindâne bir tavra hamletmeyi gerektirir sayıltısının bunaltıcılığı değil midir şaşırmışlığımız? Şaşkınlığımız? Bir şaşkınlık ki bungunluğun en derinine fırlatmış her birimizi. Her birimizi yapay sancıların, yapay sızıların, yapay korkuların, yapay acıların müptelası kılmış. Sahici duyguların esâmisi okunmaz olmuş yüreklerde. Ben’ler okşandıkça, 'ben'ler taltif edilince bitiyor her bir olumsuzluk. Her bir acı, her bir yara bir anda iyileşiveriyor. Çün her bir acı yapay, her bir yara yapay. Her bir duyarlılık bir kışkırtma için. Her bir yakınlık ben’i daha bir büyütmek için. Ve bu halin bizi getirip bıraktığı yer bungunluk. Devrimiz bungunluk, çağımız bungunluk. Bungunluk çağına fırlatıldı kendi elimizle her birimiz.

SA7451/SD1290: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 453 (16-20 Kasım 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(16-20 Kasım 2017)  (Kasım 2017: 3.418  Tweet+Önceki Toplam: 286.838 +3.418 = 290.256 Tweet


Faruk 🇹🇷🇵🇸 @farukonalan
İsrailli blogger Ben Tzion bir de Mescid-i Nebevi'de, Peygamberimizin makamında video çekmiş.. pic.twitter.com/cNFENhjfzS
@Seckin_Deniz retweetledi

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Nagehan Alçı-Rasim Ozan Kütahyalı... nereden geldiler? Neredeler, ne yapıyorlar? İlginç bence...
@Seckin_Deniz retweetledi

17 Şubat 2019 Pazar

SA7450/SD1289: Avrupa Hafızasının Kaybı -The Loss of European Memory-

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız Sheffield Üniversitesi siyaset-uluslararası ilişkiler profesörü Peter J Verovšek'e ait  'tespit ve öneri' merkezli metnin bilimsel bir değeri olduğunu söylemek zordur. Milletlerin Küresel düzenin efendilerine karşı haklarını koruyan taleplerini Faşizm olarak tanımlayan ve bu taleplere karşı ikinci dünya savaşı sonrası kurulan Küresel Düzen'e ait uluslararası kuruluşları 'milliyetçi kavramları' sınırlamaya çağırarak daha üst seviyede bir faşizmi norm olarak dayatan bir yaklaşımı bilimsel olarak değerlendirmek imkansızdır. Türkiye'de de Küresel Düzenle ilişikleri belirginleşmiş benzerlerinin sıklıkla dile getirdiği gibi 'Demokrasi, seçimlerden ve çoğunluk kurallarından daha fazlasıdır' diyen Profesör Peter J Verovšek, "Liberal demokrasi için uluslararası bir çerçeve, ikinci dünya savaşından sonra yaratılan küresel düzenin temel amacıydı. Uluslararası kuruluşların, Faşizmin Batı Avrupa’daki ana akım politikalara gerçekçi bir siyasi alternatif olarak geri dönmesi karşısında, halkın egemenliği ile ilgili milliyetçi kavramları şimdi her zamankinden daha fazla sınırlaması şarttır." derken 'Küresel Faşizm'i göreve çağırmaktadır. Social Europe'ın bütün yayınlarında olduğu gibi, dünyayı kan-savaş alanına dönüştüren sömürgeci aile-şirket faşizminin  uluslararası kuruluşlar eliyle tesisi Küresel Düzen olarak esas kabul edilmekte, bunun dışındaki bütün ulus bazlı refah talepleri abartılı bir şekilde faşizm olarak tanımlanmakta ve Avrupa'yı geçmişteki savaşla korkutmaktadır. Oysa Küresel Düzen'i tesis eden masonik-satanist güç birinci ve ikinci dünya savaşlarının altyapısını hazırlamış ve savaşı baştan sona finanse ederek Avrupa'yı ve dünyayı dilediği gibi şekillendirmiştir. Bugün yaşanan kaos Küresel Düzen'in eseridir. Küresel Düzen'in bir diğer kurbanı olan Türkiye'de yaşanan CHP-HDP-İP-SP-FETÖ-PKK gibi her biri farklı veya zıt siyasi temeller üzerine konumlanmış yapıların ittifakı da bu temel üzere değerlendirilmelidir. Bahse konu bu yapılar, parti, terör örgütü, cemaat, dernek vb maskeler altında Küresel Düzen'in bütün emirlerini uygulayan istikrarsızlaştırıcı, refahı azaltıcı ve aile-şirket sömürülerinin sürmesini sağlayan unsurlar olarak kurulmuş ve işlevsellikleri arttırılmış, 2002 sonrası dönemde Erdoğan liderliğindeki Ak Parti'nin ve 15 Temmuz ABD-AB-NATO-FETÖ darbesi sonrası Bahçeli liderliğindeki MHP'nin karşısına çıkarılmışlardır. Liberal Demokrasi adı altında pazarlanan Küresel Faşizm, bugün yok ettiği Irak, Suriye, Yemen, Libya, Afganistan, Mısır, Brezilya ve Arjantin gibi Venezula'yı hedef almaktadır...
Seçkin Deniz, 17.02.2019

The loss of European memory

"Demokrasiye, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılık, Avrupa'nın faşizme cevabıydı. Avrupa belleğindeki bu kayıp, yeniden canlanan popülizmin tam ortasında gerçek tehlikeler arz ediyor."


Büyük Buhran'dan (1929-1939) bu yana yaşanan büyük derin ekonomik gerileme, savaşlar arası yıllarda faşizmin yükselişine neden olandan farklı olarak demokratik bir meşruiyet krizi yarattı. Savaş sonrası dönemde (1945-1989), liberal demokrasinin ekonomik başarısının yanı sıra savaşların ortak anıları, neo-faşist hareketlerin politik olarak marjinal kalmasını sağladı. Bununla birlikte, Büyük Durgunluk (2007-13) uygulanabilir bir politik alternatif olarak aşırı-uç hakları yeniden canlandırdı. Chine Miéville, şu andaki düşüncelerini yansıtırken şunları söylüyor: “Yaşayan hafızada faşist olmak için daha iyi bir zaman bulamazsınız. Biz bir ütopyada yaşıyoruz: bu sadece bize ait değil."

16 Şubat 2019 Cumartesi

SA7449/SD1288: Yeni ve Daimi Paradoks: "Ben"

"İnsanın dinginlik arayışında "ben"in özne olduğu, hedef veya eylem olmadığı apaçık belli iken, insan neden "ben"i hedef ve eylem olarak tasarlamakta ve ısrarla insanın bireysel ve sosyal pozisyonlarını çalışma alanlarından uzakta tutmaktadır?"


Batı medeniyeti ve kültürü ile yetiştirilmiş olan insan, kendi temel değerlerini "dışlanma riski" dolayısıyla açıkça sorgulamaktan kaçınır; sorgulamanın doğrudan fark edilmemesi için de kendi kültürü ve medeniyeti dışındaki öğreti ve düşünce sistemlerine ilgi duyarak yeni "dinginlik araçları" arar... 

Ortadoğu ve doğu kültürü Hıristiyan batı için daima cazip ve gizemli bir form taşıdığı içindir ki; Batı insanı, eski dünyanın ruha hitabeden eski değerlerini kendi kültürel değerlerine entegre ederek yeni bir üst değerler mozayiği oluşturmaya kalkar. Çok satan "doğu ivmeli" düşünce kitaplarının açtığı çığır, bunu kanıtlamaktadır.

SA7448/KY1-CÇ591: İhtikârcılık Nedir?

"Günümüz tüccarı da aynen böyle yapıyordur değil mi?:)"


İmam Bâkır (İmam Câfer de olabilir, aklımda imam bakır kalmış.. hatta başka birileri de olabilir:)) hizmetlisini bir kervana katar.. kervan bir kente varır.. kente girmeden önce gözlemci gönderilir.. gözlemci gelip getirdikleri malların bir iki gün sonra kente sokulmasıyla daha fazla paraya satılabileceğini söyler. 

SA7447/SD1287: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 452 (11-15 Kasım 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(11-15 Kasım 2017)  (Kasım 2017: 3.418  Tweet+Önceki Toplam: 286.838 +3.418 = 290.256 Tweet

Ragıp Soylu
   
@ragipsoylu
ABD ne konuşuyor diyorsanız, bunu konuşuyor. Trump konuşması sırasında suya uzanıyor pic.twitter.com/JJOc0dwjSF
@Seckin_Deniz retweetledi

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
@zeynel_badak fayda etmez:)

15 Şubat 2019 Cuma

SA7446/DT42: Emin...

"Artık hayata başkasına para kazandırmak zorunda kalmayacağı bir şekilde devam etmek istiyordu, kendi işini yapacaktı."

 

Bir anne-babadan doğuyor insan; anne-babasını seçemediği gibi nasıl bir kimlikle, nasıl bir hayata doğacağını da seçemiyor. Onu ölümünden iki yıl sonra ancak yazabilecek durumdayım. 33 yıllık bir ömrü oldu bu dünyada. Onu en çok sevinirken gördüğüm zaman da, borç-harçla aldığı minibüsle ticarete başladığını bana söylemek için annesini, kardeşlerini alarak bize geldikleri gündü. İçi içine sığmıyordu sevincinden. 12 yaşında başladığı tekstil atölyesi çıraklığından 33 yaşına kadar 21 yıl güdük bir gelirle çalışmıştı atölyelerde.

SA7445/KY61-FÖ3: Oyun Kurucu Aktör: Türkiye

"Tarihten gelen bir misyonumuz var ve biz bundan kaçamayız. Dünyanın en stratejik, en hareketli coğrafyasının tam ortasındayız, bin yıldır oyunlar bitmedi bundan sonra da bitmeyecek ve de tuzaklar  her zaman vardı bundan sonra da olacak.."


Alman birinci televizyon kanalı  ARD’nin ana haber programı Tagesschau’da çıkan bir haber şöyle başlıyordu, ”Rusya, ABD, İran büyük oyuncular Türkiye ise mülteci alan ülkeydi.  Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kilit oyunculardan biri haline geldi. Erdoğan önce Fırat Kalkanı Harekatı’nı gerçekleştirdi, Suriye krizinde önemli bir eşik olan Astana sürecini başlattı, İstanbul’da Putin, Macron, Merkel’in katıldığı dörtlü zirveyi topladı, pek çok analisti şaşırtacak şekilde Afrin’e girdi… Erdoğan şimdi Putin ile görüşüyor, Trump’ı Ankara’ya davet ediyor ve de bu stratejisi ise yarıyor. Türkiye artık bölgede daha geniş bir alanı kontrol ediyor.  Erdoğan çok zekice davranıyor ve nüfuz kazanıyor.”

SA7444/KY1-CÇ590: Hümeze

"Enikonu ben bir insanım. İnsandım. Bölük pörçük anımsadıklarım canlı ve insan olduğumu kanıtlıyor. Şu an eksik olan her neyse o yüzden karıştırıyorum."

-I-       
                                            
Bildik herkes gitmiş. Kim nere gitmiş bilmiyorum. Daha önce buralarda gördüklerim şimdilerde gözükmüyor. Epeyce kayıp var. Bu gidişin, görünmeyişin, kayboluşun ne zaman başladığını, ayrımsayış anım sorulsa karşılığım; 'bilmiyorum!' olacaktır. Kim bilir belki de daha yenidir. Şu andır. Belki de çok uzun zaman önce olmuş bitmiş, ben alışkanlıkla hep var görmüşümdür, var bilmişimdir. Biraz sağımı-solumu yoklasam bir kaçına rastlayabilirim ve hatta rastlıyorumdur da onlardan hareketle herkesi eskisi gibi burada sanıyorumdur. Onlara ilişkin anıların yaşattığı sanrılardır duyumsadıklarım belki de. Ve işte şimdi iyiden iyiye ayrımsıyorum ki kimseler yok. Bildik her kes kayıp. Bildik herkes gitmiş. Haberim olmadan olmuş bu gidişler, bu kayıplar.

14 Şubat 2019 Perşembe

SA7443/SD1286: Emoji Eskiden Olduğu Anlamlara Gelmiyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, ciddi bir düşünce kuruluşu olan The Atlantic'in yazarı ve  Georgia Institute of Technology Medya Çalışmaları Bölümü Başkanı olan Ian Bogost'a aittir; analiz sosyal medyada sıklıkla kullanılan emojilerle ilgili sorunları tartışmayı hedeflemektedir... Emoji deyip geçmeyen, üzerinde ciddi tartışmalar üreten bir topluluk var ve bu çalışmaların hiçbirinde Türkiye taraf veya katılımcı olarak aktif değil; kendi kültürümüze ve simgelerimize dair tekliflerimizi oluşturmak ve Unicode Konsorsiyumu'na katkıda bulunmak zorundayız...
Seçkin Deniz, 14.02.2019

Emoji Don't Mean What They Used To

"Resimsel dil, ideografiden resme doğru uzaklaştı. Bu süreçte bazı etkileyici güçlerini kaybetti."

Geçen hafta itibariyle 3.053 emoji var, bu yılki grup için de yeni onaylanan 230 tane; evet, simgeler artık Microsoft Word veya vergi beyannameleri gibi yıllık bültenlerle yayınlanıyor.

Bu çok fazla emoji demek. Artık, engelli insanları temsil eden simgelerimiz var - dijital temsile doğru hayranlık uyandıran adım - ama aynı zamanda porsuklarımız, sayısız ray tipimiz, her stilde katlanmış parmaklar, süper kahramanlar ve dehalarımız var. Bu yıl sarımsak ve yo-yo aldık. Her yeni ekleme, doğru simgeyi bulmayı zorlaştırıyor.

SA7442/SD1285: Türkiye'de Din'e Bakış, Korku ve İnsan'ın Tanrılaştırılması

"Ancak başaramadıkları tek şey vardı; toplumlar köklerinin temel özelliklerini taşıyan genetik kodları nesillerine aktarırlar...ve bu kodlar toplumların yeniden dirilmesini sağlarlar..."


Toplumların planlanmış ve organize edilmiş, belirli hedeflere uygunluğu sabit olan tüm insan kaynaklı programlara, uzun bir zaman dilimi içerisinde arzulanan hedefe olumlu sayılabilecek tepkiler vermesi mümkündür. Buna karşılık söz edilen programların tam olarak uygulanabilir olduğunu iddia etmek mümkün değildir; ancak toplumların genel görüntüsü ve etkileyici önderleri hedeflere uygun portreler haline gelebilir/getirilebilir.

SA7441/SD1284: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 451 (06-10 Kasım 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(06-10  Kasım 2017)  (Kasım 2017: 3.418  Tweet+Önceki Toplam: 286.838 +3.418 = 290.256 Tweet

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
ABD'de iki grup arasında derin ayrışma var zannedenler daha dikkatli düşünsünler... Bir tek derin güç var ve bu güç iki ayrı alanda değil çoklu alanda farklı piyonlarla çalışıyor

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Bu güzel ülke, bu dikkatli insanlar görmüştü: Gezi terörü'nde 'özgürlük' maskesi altında teröre, lgbtlere güzellemeler düzen 'İslamcı gazeteci' siyaseti el bezi niyetine kullanmayı 'yetkinlik' saymıştı, sonra semirdiği kadar söndü..görmedin mi?

13 Şubat 2019 Çarşamba

SA7440/Sonsuz Ark-YD140: Uzay Dolaşıklığından Daha Tuhafı da Var: Zaman Dolaşıklığı

"Acayip kuantum bağlar zamandaki ayrık anları birbirine bağlayarak, evrenin temel yapısını uzay-zamanın değil de, kuantum bağlantıların oluşturuyor olmasını gündeme getiriyor. Evet, söz konusu bu bağlaşıklıklar zaman ve uzay hakkındaki sezgilerinizi fena halde allak-bullak edebilir."


Kasım 2015 tarihinde Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) çalışanları bir zaman kapsülü buldu; ama vaktinden 942 yıl erken. Kapsül 1957’de gömülmüştü ve 2957’de bulunup açılması bekleniyordu. İçindekileri koruması için soygaz doldurulmuş olan bu cam silindir karbon-14 ile birleştirilmişti ki, gelecekteki araştırmacılar fosil tarihlemede yapıldığı gibi gömülme tarihini doğrulayabilsin. MIT yöneticileri kapsülü onarıp, yeniden mühürleyerek gömmeyi planladı. Peki geleceğe gönderilen bir iletinin zamanından önce okunmamasını kesinleştirmek mümkün olabilir mi?

SA7439/KY1-CÇ589: Yıl Seksen Dört.. Felsefe Dersindeyiz

'Tanrı her yerde!' diyen naif genç ısrarla tanrının varlığını 'ispat'lamaya çalışıyor.. 


Yıl seksen dört.. felsefe dersindeyiz.. konu philosophy of religion (din felsefesi) 
ve tanrının varlığı-yokluğu tartışılıyor.. hemen belirtelim sınıfın yekünü naif yeni lise mezunu.. en yaşlıları benim.. 

Naif liselilerden biri hocanın kurnazca sorduğu 'Tanrı nerede?' sorusuna 'Tanrı her yerde!' yanıtını verdi.. hevesle.. büyük bir iştiyakla.. dersin hocası bir sigara yaktı.. bir iki fırt çekti, 'Bir koku alıyor musunuz?' dedi.. naif liseli gençler neredeyse hepsi 'Evet!' dedi.. gençler sigara kokusunun sorulduğunu sanmıştı.. Hoca devam etti: 'Tanrı yanıyor.. kokusunu alıyor musunuz?'

12 Şubat 2019 Salı

SA7438/SD1283: Carmageddon: Motor Devleriyle Geleceği Yakalamak

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz The Spectator'dan Ross Clark'a aittir ve dünya otomotiv endüstrisinin geleceğine dair tartışmaların arkasındaki temel nedenleri soruşturmaktadır. Petrolü yakıt olarak kullanan geleneksel otomobillerin devrinin artık kapandığını, rekabetin, otonom-sürücüsüz- , uber-kiralık-, elektrikli, hidrojen yakıtlı ya da melez-hybrid araçların gelecekte egemen olacağını, şirketlerin bu anlamda değişim yaşamaları gerektiğini, değişime odaklanan ve dünyanın her yerinden yetenekli insanları işe alan şirketlerin otomotiv endüstrisinde başarılı olacağını iddia etmektedir. Türkiye elektrikli yerli otomobil tasarımlarının ve üretimlerinin tartışıldığı bu dönemde zaman kaybetmemelidir; tarihte ilk kez elde ettiği bu fırsatı doğru kullanmalıdır ve en erken zamanda küresel anlamda satış başarısı gösterebilecek otomobili piyasa sürmelidir.
Seçkin Deniz, 12.02.2019

Carmageddon: The future is catching up with the motor giants

"Dünya değişiyor ve otomobil endüstrisi bu değişime yetişmek için mücadele ediyor."

Nissan, sonuçnda Sunderland ürettiği yeni X-Trail'i üretmeyeceğini açıkladığında, bunun yaklaşmakta olan Brexit felaketinin bir kanıtı olduğu iddia ediliyor. Güney Galler'deki bir İşçi Konsey Üyesi “ayrılmak için oy kullananların işten ilk çıkarılması gerekenler olduğunu” bile söyledi. Ancak Nissan'ın kararının Brexit ile ve küresel otomobil endüstrisi kargaşası ile ilgisi yok.

SA7437/SD1282: "muannid" /15.02.2005/ 312. patika



...dünkü vakit...
...çözümsüz problemlere abanan aklın, ermeye vakit bulamadığı dün...
...kem söze, kem gözlerden dillere uzanan sevimsizliklerle bakmamak gerek...
...kem kendinindir, sahiplenen kimse olmasa bile...
...dudakların kıvrımlarına inen öfke sese dair güveç türüne tat vermez...
...akılların durduğu yerde oyunlar...oyunların başladığı yerde duran akıl...
...ne kadar zavallı...
...oysa süreklilikte devreden derslerdir muhakkak; deneyim, tecrübe dedikleri...

11 Şubat 2019 Pazartesi

SA7436/KY59-MLÖZ66: Siyah-Beyaz

"Pazar çıkışındaki taştan merdiven evine götürecek caddeye çıkıyordu. Merdivenden inerken kafasındaki uğultu, arıların kovanda çıkardıkları sesi andırıyordu. Bunca ses nereden girdi şimdi yok yerde zihnine, neden karmakarışık bir zincir yumağı gibi dolandılar birbirine ve neden pazarcıların bağırışlarını örtecek kadar güçlüler?"


Tezgâhın diğer tarafında duran pazarcıya, “Bu ikisinin fiyatı neden farklı?" diye sorar sormaz birden duraksadı. Ağzından aniden çıkan bu soruya kendisi de şaşırdı. Neden sorduğunu bile bilmiyordu aslında. Son derece anlamsız bir soruydu. Sonuçta şu an pazardaydı ve pazardaki her bir ürünün fiyatının farklı olmasından daha doğal ne olabilirdi ki? Serbest piyasa ekonomisi hâkim olan bir yerde isteyen istediği fiyatı koyabilirdi. 

SA7435/SD1281: Türkiye ve Bağımsızlık

"Türkiye bağımsız olacaksa artık olmalıydı...olacaktır da... Ortadoğu ve Dünya ABD olmadan da Türkiye'nin var olduğunu görmekte gecikmeyecektir..."


Uluslararası siyâset, ulusların çıkarlarıyla doğrudan ilgidir ve her ulus kendi çıkar mekanizmalarını kontrol eden tek güç olmak ister. Ne yazık ki; bu istek, herhangi bir devlet için -eğer güçlü değilse- sadece bir hayalden ibaret olmuştur, olmaya devam edecektir de...

Türkiye, tarihi varlığı süresince, özellikle Osmanlı Devleti dönemi itibariyle dünyaya hükmeden bir sistemin merkezi olmuştur; ancak bu durum, cumhuriyetin kuruluşundan sonra -özellikle batılı ülkelerin uzun süren çalışmaları sonucunda- kendi dar ve küçük 'ulus devlet modeli'nin içine hapsedilmiştir. 

SA7434/KY1-CÇ588: Toplumsal Dolandırıcılık Karşısında Gereken Rikkat Üzerine Bir Değini

"Ca'lî düzenlerin egemenliğinde toplumların nasıl perişan edildiğini tarihe yüzeysel bir bakış bile vermektedir. Derbederlikten, perişanlıktan, heder olmaktan uzak kalmayı dileyen, isteyen hiç kuşkusuz cedbeced kökenli tekliflere, önerilere karşı teyakkuz halinde olmalıdır."


Ca'lî'nin câlibliği cânibin baskınlığıyla doğru orantılıdır. Ca'lî'nin câlibliğinin cenin-i sakıt olmaktan uzaklığını cedde kadar uzatılan illiyetin gücü belirler. Kurulan illiyet ne denli güçlü ise 'ca'lî'nin cânibliği de o denli câzip, o denli istendik olacaktır. Cedbeced bir illiyet kurulmadan kurgulanacak 'ca'lî' uzun ömürlü olmayacaktır.

SA7433/SD1280: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 450 (01-05 Kasım 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(01-05 Kasım 2017)  (Kasım 2017: 3.418  Tweet+Önceki Toplam: 286.838 +3.418 = 290.256 Tweet


Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Talal'ın şirketleri twitter.com/BloombergHT/st…

Ertugrul 4YDIN @ertugrul_aydin
Prens Mansur'un helikopteri kötü hava koşullarından dolayı düşmüş.Prens kötü bir havada "teftiş turuna" çıkmış! pilot kötü havada havalanmış
@Seckin_Deniz retweetledi

10 Şubat 2019 Pazar

SA7432/SD1279: Milyarderlerin Oruç Diyetleri Geri Kalanımız İçin Ne İfade Ediyor?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, The Atlantic'ten Amanda Mull'a aittir ve teknoloji şirketlerinin masaya bağımlı çalışmak zorunda olan çalışanlarının beslenme alışkanlıklarını değiştirmek ve yiyecek-içecek tüketmek için harcanan zamanın daha da azaltılarak patronların daha fazla para kazanmasını sağlamak için uygulanan yöntemleri irdelemekte ve teknoloji şirketlerinin patronlarının uyguladıklarını iddia ettikleri akıl dışı -22 saat bir şey yiyip içmemek gibi- oruç diyetlerinin bir tür bio-hack tekniği olarak biyolojik yapının kırılmasına yönelik örnek uygulamalardan olduğunu, çalışanlar üzerinde baskı oluşturacağını söylemektedir. Çalışanlarını 'kanlarının son damlasına kadar sömüren-emen patronlar' tarih boyunca değişmediler, hep vardılar, varlar ve var olacaklar; teknolojik açıdan tarihi aşan düzeyde gelişmiş olan insanlığın yüz karası olan patronların kölelerine davranış şekillerinin değişmediğini gösteren bu fotoğraf önemli bir soruna dikkat çekmektedir. İnsanı yemeyen-içmeyen bir robota dönüştürmek, hakları bulunmayan robotların yapamayacağı işleri, robotlaştırılmış ve bütün hakları yavaş yavaş elinden alınan insanları itiraz edemez hale getirmek demektir.
Seçkin Deniz, 10.02.2019

What Billionaires’ Fasting Diets Mean for the Rest of Us

"Silikon Vadisi'nin yiyecek odaklı verimlilik kesintileri, onları uygulamayan insanlar için bile tehlikeli olabilir."

Twitter’ın CEO’su Jack Dorsey günün 22 saati yemek yemiyor ve bazen hiç bir şey içmiyor. Dorsey, hafta sonu boyunca, akşam yemeğinde günlük kalorilerinin tümünü düzenli olarak aldığını ve bazen sadece günlerce sadece su içtiğini “bir süre oruç tutuğunu” tweetledi. Çoğu durumlarda, ağır ve keyfi yiyecek kısıtlaması yeme bozukluğu olarak adlandırılabilir. Araştırmacılar, bazı oruç (fast) türlerinin insanların sağlığına yararlı olabileceğini ümit ederken, birçok teknik plutokrat, uygulamanın aşırı biçimlerini bir verimlilik kesintisi olarak benimsemişlerdir .

9 Şubat 2019 Cumartesi

SA7431/KY1-CÇ587: Soru Ürkütüyor.. Hele Like’lanma Sayısı..

"Ve yanıtlar yanıtlar.. oh my God!"


PC’yi açıyorum..  Chrome’a tıklıyorum.. oradan Facebook sayfama yöneliyorum.. oh my God! Ne kallavi bir soru;

‘Bir şeyin o şey olduğunu nereden biliyorum?’ 

Soru ürkütüyor.. hele like’lanma sayısı.. ben diyeyim on bin siz deyin yüz bin.. korka korka yorumları okumaya başlıyorum..

SA7430/SD1278: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 449 (26-31 Ekim 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(26-31 Ekim 2017)  (Ekim 2017: 4.452  Tweet+Önceki Toplam: 282.386 +4.452 = 286.838 Tweet

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
hani diyorum... kendisini vuran kahramanlar vardır filmlerde.... bozacı,şıracı kim hey bu nasıl dünya... dün neydi bugün ne oldu? twitter.com/Eminarslan06/s…

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Alçak hainler, adi yaratıklar twitter.com/GkhnKhrman/sta…

Seçkin Deniz Twitter Akışı