31 Mayıs 2016 Salı

SA2974/SD448: Kaygusuz Dem/ Duru Demler 34

duru demler 34

Fotoğraf: Seçkin Deniz, 2013, Yıldız Sarayı Parkı, İstanbul

Sarıya yakın kumral saçların çevrelediği bebek yüzde pırıl pırıl parlayan göz bebeklerindeki meraklı şualar...

Şuaların sahibi bebek... doyurulmasa doyamayacak olan o... giydirilmese giyemeyecek olan ve temizlenemeyecek olan da o...

Gülün/gülünün etrafında tükenmeyen dolanışlarında sevginin... bıkmaz, vazgeçmez; sevimli beklentileriyle yakınlaşınca anne-babaya...

SA2973/SD447: "kâbiliyet" /19.03.2006/ 453. patika


...merak'ın kâbiliyetle göbek bağı var mıdır?...
...varsa, kâbiliyetin zekâ ve akılla alakası nedir?...
...sonra hislerin merak, kâbiliyet (beceri), akıl ve zekâ üzerindeki hâkimiyetine bakmak gerekir mi?...
...şüphesiz insan bileşiğinde irade'nin zihinsel işletim sistemi üzerindeki etkisi, hislerin içinde barındığı nefsin etkilerinden bağımsız olamaz...
...o hâlde merak, silsilesini takip ederek lâzım olanı zorunlu kılar...
...meraklı olduğunuz için kabiliyetli olmazsınız; kâbiliyetli olduğunuz için merakınız vardır...

SA2972/SD446: Değirmenler/ Kiler 27 (Kararlar; Planlı Gösteriler)

"Gayr-i ihtiyarî söylenmeyin... hayat ne "tek kişilik" ne de "çok kişilik" içindir..."


Ne beklemiştiniz hayattan?

Tutunduğunuz derme çatma kurallarınızın daima-her zaman var kalacağını mı zannettiniz?...

Güçlü bir fırtınanın savuramayacağı bir gökdelen kadar yüce ve sağlam mıydınız?...

Sahi, o gökdeleni ne kadar iri, ne kadar çabuk, ne kadar katlı yapabildiniz öyle?...

Size imrenmemek elde değil...

Peki o hâlde şu anda neden yıkıksınız; bir harâbe kadar sessiz ve bitmiş, duygusal bir öykü kadar hazin?...

SA2971/SD445: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 80 (01-05 Eylül 2012)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)


01-05 Eylül 2012  ( 295 Tweet)

5 Eylül
39.488.@simurg_0 teşekkür ederim:)

5 Eylül
@simurg_0 okuyun yine de...

5 Eylül
@simurg_0 sivastimes.com/yazar.asp?yazi…

5 Eylül
@simurg_0 Tartışmanın masum isimleri var mı merak ediyorum cidden

30 Mayıs 2016 Pazartesi

SA2970/KY28-ATA166: Rum Siyasiler: Nikos Anastasiadis

"Sağ görüşlü olduğu herkesçe bilinen Anastasiadis, Kıbrıs Rum Milliyetçiliğine ilaveten Helen Milliyetçisi. Uğraşısı ve ideali Kıbrıs adasında Üniter Rum devletinin kurulması ve adanın tümü ile Rum idaresi altında olması."


21 Aralık 1963 gecesi Kıbrıslı Rumların adayı Türklerden temizlemek ve Kıbrıslı Türkleri, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında “Eşit Ortak” yapan 13 Maddeyi kaldırmak için Kıbrıslı Türklere karşı silahlı saldırılar düzenlemesinden sonra ilk toplumlararası müzakere, 1 Ocak 1964 sabahı dönemin Rum Cumhurbaşkanı III.  Makarios ile Kıbrıs Türk halkı lideri ve dönemin Cumhurbaşkanı Muavini Dr. Fazıl Küçük arasında gerçekleşmişti. 

Konu karşılıklı olarak yollara kurulan barikatların kaldırılması idi. Varılan mutabakat sonucu Türk tarafı barikatları kaldırırken, Rum tarafı barikatları kaldırır gibi yapmış, ama sonradan da anlaşmanın altına attığı imzayı her zamanki gibi inkar etmiş ve kaldırmamıştı.

SA2969/KY1-CÇ266: Kumpas/ Roman - Bölüm I-7

"Bu hekat ölümü, ölümleri kutlayan değil yaşamayı ve yaşatmayı seçenlerin hekatıdır. Bu hekat bir dirilişin sessiz çağıltısıdır."


Bölüm Bir
-7-

Tatil günümdeydim. Tatil günleri oldukça uzun yürüyüşler yapardım. Yine böyle uzun bir yürüyüşün ardından her zamanki kır kahvesine girmiş, âdetim üzere olan dört bardak çayı içip ücretini ödemiş, çıkmıştım. Hava kararmıştı. Yarı aydınlık yarı karanlık. “Bugün biraz fazla yürümüşüm demek ki.” dedim kendi kendime.

Peşim sıra biri daha çıkmış gibi gelmişti kafeden. Umursamamıştım. Hem niye umursayacaktım ki. “Sanırım havanın durumundan böyle.” diye kendimi rahatlatmaya çalıştım. Umursamadığıma inandırma gereksinimi duyuyordum kendimi. Zihninin derinliklerinde yalnız ve ürkmüş biri olarak gece vakti bir mezarlıktan geçen birinin kendine kendi sesini yoldaş kılmasına benzer bir biçimde ıslık çalmak gibi bir şeydi bu adeta. Adımlarımı hızlandırdım.

SA2968/KY33-YO100: Her Ağacın Kurdu Özünden Olur

"Hazreti Ömer’e "Adaletten saparsan seni kılıcımla düzeltirim" diyen sahabi kıssalarıyla, Emr-i bil ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker kültürü içinde yetişmiş insanları, her eleştirilerinde ihanet kılıcıyla tehdit edemezsiniz."


25 Mart 1994... Bosna’da savaş yıllarıydı. Aliya’nın sadece bir ideolog veya siyasi lider değil, kahraman olduğu günler... Lideri olduğu Demokratik Eylem Partisi’nin kongresinde kürsüye çıktı. Ve konuşmasına bir uyarıyla başladı:

“Bir şeyler söylemeden önce duvarlarda resimlerimin olduğunu, resimlerimin oraya benim onayım olmadan asıldığını zikretmek istiyorum ve verilecek ilk arada duvarlardan kaldırılmasını rica ediyorum. Bu bir sahte tevazu sorunu değildir. Basitçe söylemek gerekirse bu bizim âdetimiz değil. Umarım benimle aynı fikirdesinizdir.”

SA2967/KY36-CK72: PKK’nın Çocuk Savaşçıları

"Barbar ve vahşi bir örgüt olduğunu her vesile ile hatırlatan PKK, Somuk’un ifadesi ile Kürt çocuklarına iki yol sunuyor: Ya çatışmalarda ölüm, ya da hapiste geçen bir ömür."


Nusaybin’de güvenlik güçlerine teslim olan PKK’lıların görüntüleri hâlihazırda bilinen, ancak üzerinde durulmayan bir trajediyi, utancı yine göz önüne serdi: PKK’nın çocuk savaşçıları gerçeğini...

Geçtiğimiz gün önce 25, daha sonra 44 kişi teslim oldu. Görüntülerden teslim olanların en az yarısının 18 yaşından küçük olduğunu görmek mümkün.

29 Mayıs 2016 Pazar

SA2966/KY20-MEK37: Siyasi Cüruf Olarak Sol Siyaset ve Kürt Kartı: KYB-GORAN-PKK

"100 yılı aşan bir süredir emperyalist sömürge faaliyetlerinin odağı haline getirilen, mağduriyetinden emperyalist faaliyetlere kullanım değeri yüksek bir sosyoloji yaratılan Kürtler, artık emperyalist Batı’nın elinden kurtarılmalı. Kürtlerin bölgenin kadim değerleri etrafında yeniden büyük aileye güçlü şekilde katılımı sağlanmalıdır."

    
Medyamız ve aydınlarımız IKBY’de meydana gelen stratejik gelişmelere malesef yeterli ilgi göstermemekte ve bu nedenle dış politikanın en temel ayaklarından olan bilgi akışı sağlıklı işlememektedir.

Geçen hafta, önce Celal Talabani’nin Azmar Dağı eteklerine kurulu Dabaşan’daki evinde imzalanan ve aynı gün Süleymaniye’deki Şarê Ciwan Oteli’nin toplantı salonunda, İran’ın Süleymaniye temsilcisinin hazır bulunduğu bir toplantı ile basına duyurulan KYB ile Goran arasındaki stratejik anlaşma gerçekten de bölge çapında birçok yeni siyasi gelişmeyi tetikleyecek öneme sahip.

SA2965/KY1-CÇ265: Pazar Yazıları 27

"Sevgili kârîlerimin (okuyucularımın) inanılmaz baskıları karşısında yelkenleri indirip yazmam isteklerine boyun eğdiğimi itirafla:)"


PAZAR YAZILARI -27-

Not 1: Her tanım girişimi tanımlamaya kalkışanın çabasını da imlemelidir. Çabasız söylenen bir yankıdan ya da bir yanılsamadan öte anlamı yoktur.
Not 2: Tanımlayan tanımı üzerinde yetkesinin sorgulanmasına şükran duymalıdır, öfkelenip karşı çıkış tanımlayanın tanımı üzerinde bir söz sahibi olmadığının göstergesidir. Kulağına üflenmiştir o da onu yineliyordur. Tıpkı bir sesyayar (sesyayar: hoparlör) gibi.
Not 3: Her tanım bir başka tanımı çağırdığında anlamlı soruya yanıt olduğunu imler. Yoksa boş sözlerin bir devinimi olarak kalır.

SA2964/KY37-AZ82: “Vekalet Savaşı”nın sızma alanı: MECLİS...

"Dokunulmazlıkların kaldırılmasını “darbe” olarak tanımlayanların “darbeci” kimlikleri açıklık kazanıyor, demokrasinin kendini savunma hakkını kullanmasından rahatsızlar."


Batı medyasının Brezilya’da Yüksek Mahkeme-Meclis hattında yaşanılan “cumhurbaşkanı devirme” menavrasını “darbe” olarak nitelememesi, bu yoruma, ülkenin önde gelen akademisyenlerinden Matias Spektor başta, akademi ve medya dünyasından destek gelmesi, Vekalet Savaşı çağının, üzerinde derin düşünülmesi gereken bir konusu...

Yorumlar, solcu Cumhurbaşkanı Roussef’i makamından uzaklaştıran gelişmenin, küçük bir elit grubun “zor kullanarak” yönetime el koymadığı, yaşanılan gelişmelerin “anayasal zeminde meşru olduğu” görüşüne dayanıyor. Yüksek Mahkeme karar vermiş, hemen tamamı hakkında yolsuzluk fezlekeleri olan muhalefet milletvekilleri el kaldırmış ve bütçe kalemlerinde transfer yapmış (ki, bugüne kadar Brezilya’yı yönetenlerin hepsinin yaptığı bir uygulama) Roussef, sanki, “kişisel yolsuzluğa bulaşmış” gibi görevden alınmış!.. Bu normal mi? Gelişmenin “darbe olmadığını” savunan Washington Post bile, “demokrasi açısından sorgulanmalı” dediğine göre değil...

SA2963/KY35-YTK89: ‘Ne Anlamı Vardı?’

"Coşkuyla karşılayıp destekleyenlerin de nihayetinde “Ne anlamı vardı?” diyerek tarihe geçtiği acı bir hatıradan başka ne kaldı onlara?"


Yeni değil çoğu olup biten. 19. yüzyılın sonunda yüz binlerce mevsimlik işçi kıtalar arası yolculuk yapıyordu. O kadar uzağa da gitmek şart değil gerçi…

Hayal bu ya, Viyanalara gidip Almanca öğrenecektim, yabancı dil bilen gazeteci olacaktım, Viyana Üniversitesi Türk öğrencileri ücretsiz kabul ediyordu hazır, gazetecilik bölümüne kabul ettiler, kayıt yaptırmak için düştük yollara üç arkadaş. Biz sınırdan trenle geçerken on binlerce soydaşımız Bulgaristan'dan bu tarafa geçmek için yığılmıştı. Tren onlardan uzaklaşırken bekleyişlerinin sanılandan uzun süreceği belli olmuştu. Türkiye önce rest çekmiş, karşılığında Jivkov kapıya yığmıştı insanları. Fren yapılmış, bekliyorlardı işte.

28 Mayıs 2016 Cumartesi

SA2962/SD444: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 79 (26-31 Ağustos 2012)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)



26-31 Ağustos 2012  ( 904 Tweet)

Cem Küçük @cemkucuk55
31 Ağustos
39.192. Başbakan da gazetecilere soru sorabilse. Mesela Ekrem Dumanlı'ya 7 Şubat operasyonu hakkında ne düşünüyorsun dese ne olur acaba?

Ilker Can @ilkercan33
31 Ağustos
@MuttalipTutuncu @Seckin_Deniz Suriyeli kaynaklar teyid ediyor. Gayri resmi tabii, resmi kaymaklar mutlaka orter bunu. Ucurmuslar. Hamdu

SA2961/KY26-CA57: Hacer Koşusu

"Kimseye biçilmiş garantili bir kimlik konforu yok; hayatımız bize bağışlanan bütün ayrıcalıklı sınav sebepleriyle birlikte kendi seçimlerimizin, daha doğrusu elimizle verdiğimiz emeğin, alın terimizin eseri."


Her birimiz bir Hacer koşusu talibi, dolayısıyla Sa’y “hervele”si içinde olmayı umuyor olmalıydık, yöntem ve kavram konusunda yetersizliğimize karşılık. Gücümüzü niyetimizden alıyorduk, ancak söyleme de ihtiyacımız vardı. Bir ayağımız Asr-ı Saadet’te, bir ayağımız şimdiki zamanda yaşarken yakın çevremiz uzağımıza çekiliyordu. Sûni sınırların sebep olduğu yabancılaşmalar yüzünden yeniden ümmet olmanın yolları üzerine düşünüyorduk. Okuyarak kapanırdı bazen mesafeler ve her alanda herkes için adalet talebi, niyetimizi doğrulamaya devam ederdi.

SA2960/KY27-ŞT45: Şehir ve Mahalle- Erzurum'un Nar Tanesi; Karaköse Mahallesi

"Şimdi olmasa da çeyrek asır öncesine kadar her biri birbirine sokulurcasına yerleşen ve her birinde dede, nene, baba, ana, kardeş, gelin, kız, kızan, çoluk, çocuk en az üç ailenin yaşadığı bir yakınlık göze çarpar her şeyden önce bu saklı bohçada."


Hemen her şehirde yaşanan değişimden az çok etkilense de gizli bir biçimde şehre özgü değerler bütününü yaşatmakta devam eden ve bu halini de o değerler bütünü ile sımsıkı bağlandığı noktada kolayca tarif edilemeyen eskil bir inatla kavileştiren bazı mahalleler vardır.

Oraya en önce gelenlerin öyle oluşlarından mı dır? Yoksa şehrin tarihi serüveni içerisinde kazanılmış ya da kazandırılmış bir alışkanlığın bu mahallelere kolayca yerleşmesinden midir bilinmez ama şehrin kadim zamanlarına böylesine anlamlı bir inatla tutunan bu mahallelerin en şaşırtıcı özelliği ise kıyıda köşede kalmış bir mahalle olmanın aksine neredeyse bütün değişimlerin en hararetli biçimde başladığı merkezi bir nokta da oluşlarıdır.

SA2959/KY32-YR47: Akrebin Yolculuğu

"Filmde gerçeklik eğilip bükülüyor ve aklınızdan geçenler de gerçekliğin bir parçasına dönüşüyor sanki. Tamircinin bilinçaltında kurduğu karşılaşma filmin akışını belirliyor gibi."


Birkaç yıl önce bir grup sinema ve televizyoncu arkadaşımla Bolu’nun karlarla kaplı Göynük kasabasına gitmiştik. Kasabaya sapar sapmaz zamanın içinde kaybolduğumuzu hatırlıyorum. İki taraflı uzanan ormanların uğultusu, akan derelerin ilahi sesi karşısında bildiğimiz dünyadan kopmuştuk adeta. 

27 Mayıs 2016 Cuma

SA2958/KY25-NO54: Hürriyet'ten Kaçış ve Ak Parti

"Bu yazıda en fazla fedailere yüklendik. Nasıl olursa birinci ve ikinci gruba da bir dokunur bin ah dinleriz inşaallah"


Herkesin kabul edeceği bir kabülle çıkalım yola. Çok beylik kaçsa da olağanüstü ve çok yoğun gündemli bir dönemden geçiyoruz. (Gerçi ne zaman yoğun olmadı ki bizim gündemimiz de, diyebilirsiniz.) Dediğim gibi bir yerden başlamak gerek. Biz de bugün bizim mahalleye dönüp bakalım dedik.

Ak Parti, hükümet, CB Erdoğan üçgeninde meydana gelen gelişmeleri değerlendirirken açık ve net görülen bir gerçeğe parmak basmak istiyorum. Bizim mahallede en az sevilen, hatta hiç sevilmeyen kelime ve eylem tenkit, yani eleştiri.

SA2957/KY47-OE6: Edirne I - II. Bayezid Câmii Külliyesi ve Şifâhânesi



Yıl 1984 lise bitmiş, ben bir yıldır DSİ Sivas 19. Bölge Müdürlüğü’nde muvakkat (geçici) işçi statüsünde çalışıyordum; o zamanlar taşeron işçilik diye bir kavram yok, kamu kurumları işçi ihtiyaçlarını mevsimlik işçi alım ve çıkarımları ile yönetebiliyorlardı.1983 senesinde girdiğim ve sadece İstanbul Hukuk Fakultesi tercihi ile boş geçtiğim üniversite sınav sonucum hala aklımda olan ve tekrarını yaşadığım yıl.

SA2956/TG193: Suriye'deki Savaş: Krizi Hafifletmek İçin Sonraki Adım (1)

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analiz gerçeği tam olarak yansıtmasa da, görünüşte Suriye ve Irak'taki mevcut durumunun sürdürelemezliğini esas alan olumlu bir yaklaşımla kaleme alınmıştır. Ancak  Suriye'de terörist PYD-YPG güçlerinin armalarını taşıyan ABD özel birliklerinin Rakka'daki IŞİD'e karşı operasyon (!) yaptığı ve IŞİD-YPG güçlerinin Azez'de ÖSO bileşenlerine birlikte saldırdığı gerçeği ile birlikte dikkatle okunmasında fayda vardır. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD'nin terör örgütü PKK'nın Suriye kolu olan PYD-YPG ile ortak çalışan ABD'ye sert tepki vermiştir: Terörle mücadelede çok iddialı olan bir ülkenin, bizim müttefikimizin Amerika'nın askerlerinin YPG armasını, bir terör örgütünün armasını kullanması kabul edilemez. ABD'nin Ankara Büyükelçiliği nezdinde de Washington'daki büyükelçiliğimiz araclığıyla, ABD Dışişleri Bakanlığı nezdinde de tepkimizi gösterdik. Bunu kabul etmek mümkün değil. Telefonda Sayın Obama, Sayın Kerry, Sayın Cumhurbaşkanı'mıza ve bize YPG'nin ve PYD'nin güvenilir olmadığını söyleyecek ve terörle mücadelede Türkiye'nin yanında olduğunu söyleyecekler. Son Ankara'daki iki saldırının sorumlusu terör örgütünün armalarını takacaklar. Neymiş? Kendi güvenliğini sağlamak içinmiş. O zaman onlara tavsiyemiz Suriye'nin diğer bölgelerine gittiği zaman yine IŞİD'in, DAEŞ'in armasını taksınlar. El Nusra'nın, El Kaide'nin armasını taksınlar. 'Eğer biz bu terör örgütleriyle YPG'yi aynı görmüyoruz' diyorlarsa bu çifte standarttır ve iyi yüzlülüktür"
Seçkin Deniz, 27.05.2016


War in Syria: Next steps to mitigate the crisis

Aşağıda yer alan yazı, Tamara Wittes’in ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi önünde, “ağırlaştırıcı faktörler ve Suriye’deki şiddetin durdurulmasına” yönelik oturumda vermiş olduğu beyanatın çevirisidir.  (İzlemek için )

SA2955/KY28-ATA165: Rumların Yeni Kıbrıs Stratejisi (1)

“Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış” misali, Kıbrıs Rum kesimi de Avrupa Birliği üyesi olmakla kendini Türkiye’nin üzerinde ve Türkiye’den daha kuvvetli olduğunu sanmakta zahir.


Kıbrıs Rum tarafında 22 Mayıs Pazar günü gerçekleştirilen Temsilciler Meclisi seçimleri ve özellikle Anastasiadis ile görüşmecisinin ve sözcüsünün 2016 yılı içindeki tavır ve söylemleri, Rumların Kıbrıs siyasetinde hedef ve ray değiştirdiğine işaret etmekte. Belli ki Rum Cumhurbaşkanı Anastasiadis ve yanındaki akıl hocaları ya, Helen ırkının geleneksel ve kalıtsal megalomani hastalığına kapılıp büyük hayaller peşine düşmüşler, ya da perde arkasından kendilerine Kıbrıs konusunda destek veren bir ağa babaları var.

SA2954/KY48-SY7: Torbjörn Säfve'yi Tanıyor musunuz?

"Torbjörn Säfve, üstadı Agueli’yi anlatıyor."


1941 doğumlu İsveçli yazar. Yaşıyor. Yazıyor. Eski Maocu. Eski, evet. Cortazar gibi o da eski boksör. Ve Cortazar gibi iyi bir yazar. İngvar Ambjörnsengillerden. Yani İsveç beatnik geleneğine bağlı bir üslubu var. Bunu en azından “İvan Agueli: Özgürlüğün Romanı” isimli eserinden anlayabiliyoruz.

Hakkında daha da bir şey anlayamıyoruz. Çünkü neden biliyor musunuz? Bırakın Türkçe’yi, İngilizce bile ilgilenmiyor bundan sonrasıyla. Hem, şu linkten anlayabildiğimiz kadarıyla memleketinde ünlü bir sima olmasına rağmen: 

SA2953/KY36-CK71: Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da

"Türkiye tüm bu insani krizlerin en yoğun yaşandığı bir coğrafyanın merkezinde yer alıyor."


Birleşmiş Milletler tarihinde ilk defa düzenlenen Dünya İnsani Zirvesi, Türkiye'nin ev sahipliğinde, İstanbul'da gerçekleşiyor.

Türkiye'nin, AK Parti döneminde dış politika alanındaki paradigma değişikliği ile vurgulanmaya başlanan önemli bir kavram var: İnsani diplomasi. Türkiye küresel zeminde etkinliğini arttırırken, dış politikasını real politik kaygılar kadar, idealist bir düzlemde de yürütmeyi hedefledi. Küresel adalet, demokratikleşme ve barış konusunda girişimlerde bulunurken, dünyadaki mazlumların taleplerinin sözcüsü olmak hedeflendi.

SA2952/ÇY10-AÖ16: Yaşamıyor Gibi Yaşıyorum

"Karıncalar hâlâ zihnimin içine seni taşıyorlar, duyuyorum ayak seslerini."


Geceden kalma hüzünlü gözlerle uyandım sabaha. Adını sayıklamışım belli, nasıl da sen kokuyor nefesim. Hasretin ağır gelmiş bedenime, kaldıramıyorum yataktan kendimi. Usulca doğrulup göğe uzatıyorum ellerimi, sana “günaydın”ım göklere ulaşan hayır duam oluyor. Sevmedin diye beddua edecek değildim. Dualar gönderirken sana pencereme kumrular kondu, nasıl şımarık ve arsızlar, sanki biliyorlar hasretten can çekişen halimi, kıskandırmak için nasıl da uğraşıyorlar.

26 Mayıs 2016 Perşembe

SA2951/KY1-CÇ264: Düşlerin İsyanı/ Roman-Bölüm 6-III

"Yaşamım düş kurmakla geçti ya!"

"Şehvet ahırı değil yeryüzü
Domuz ahırı değil yer toprak"
C. Zarifoğlu

Bölüm Altı
-III-

"Afedersiniz..... Feridun bey yok mu?!” diye sormuştu içeri giren adam.

"Şu an burada değil!" demiştim. Adamı baştan aşağı şöyle bir süzdükten sonra, "Ne içindi?” diye sürdürmüştüm konuşmamı. "Ben yardımcı olayım."

SA2950/KY35-YTK88: Tarihe Hiç Geçmeyenler

"Herhangi bir 24 Mayıs'ta kapalı bir Ankara günü atıştıran yağmurun biriktirdiği sudan içen serçeler, kediler tarihe geçmiyor meselâ."


Kongre salonunda alçak sesle de olsa en çok konuşulan konu, kimler kabinede kalacak, kimler gelecek kimler gidecekti. MKYK listesi de bu gözle incelendi. MKYK'ya girmemek ya da girmek ya da çıkmak bakan olup olmamakla doğrudan ilintili olmadığı için sadece spekülasyonları artırdı.

Dışarıda yağmur yağıyordu. Hava yalandan bir açar gibi yapıp yeniden kapanıyordu. Kabine-toto hepi topu belki 6-7 kişiyi tutturmakta zorlanıyordu. Yağmura karşı teknolojinin avuç içi kadar naylonlardan yağmurlukları mavi mavi yayılıyordu bahçeye.

SA2949/KY29-YA63: Serdar Denktaş Röportajı: "Biz Yumuşadıkça Elimiz Zayıflıyor."

“Yaşayabilir bir çözüm olacaksa sonuna kadar destek olayım, ama bu koşullarda olmayacağını görüyorum ve bu ikazları da şimdiden yapıyorum”


Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş,müzakerelerde geriye gidiş olduğunu ifade ederek, “Biz yumuşadıkça elimiz zayıflıyor. Sağlam durdukça elimiz güçlendi Denktaş dönemini öyle yaşadık. Onun duruşu sayesinde geldik bir yerlere. Onun duruşu sayesinde Türkiye’den de diğer ülkelerden de saygı gördük Kıbrıs Türk halkı olarak da. Arkamızın sıvazlanmaya başladığı tutum içerisine girdiğimiz andan itibaren de saygınlığımızı yitirdik. Çünkü ne istediğimizi bilemedik” dedi. 

25 Mayıs 2016 Çarşamba

SA2948/KY28-ATA164: Rumların Ortak Devlet Rüyası (2)

"Zaten asırlardır kendi başlarına bir şeyler yapamamışlar, aynen bu günlerde olduğu gibi, geçmişte de Avrupalı devletleri arkalarına alarak dayılanmışlardır…"


Anastasiadis’in mülakatındaki anlayamadığım taraf, Rum çoğunluğun yönetimi altında yaşama gözünü açacak olan ve Kıbrıslı Türklerin de içinde “Ayrıcalıklı Azınlık” olacağı bu “Ortak Devlet”, tüm Kıbrıslı Türk memurları istihdam edeceğini, emeklilerin maaşlarını eksiksiz ödeyeceğini ve Kıbrıs Türk Devleti (Eyaleti) sınırları içindeki tüm alt ve üst yapıyı eksiksiz olarak Kıbrıs Rum Devleti (Eyaleti) sınırları içindeki alt ve üst yapının aynısı olacak şekilde yapacağını ve tüm bu giderlere eşit miktarda bütçe ayıracağını ima etmesi veya da böylesi bir yalanı gözünü kırpmadan söylemesi. 

SA2947/KY38-SevDur11: Özgürlükler Diyarı Avrupa: Müslümana Avusturya’da da Rahat Yok

"Başörtüsüyle Avusturya’da yaşayamazsın."


Takdim

Eskiden gurbetçi deyince akla Almancılar gelirdi, ama aslında Avrupa’nın çeşitli ülkelerine hatırı sayılır göç verdik. Avusturya da Almanya’dan sonra Türklerin tercih ettiği ülkeler arasında ilk sıralarda geliyor. Bir zamanlar atalarımızın dayandığı Viyana kapılarını, 28 Şubat döneminde başörtüsü yasakları veya İmam Hatiplerin üniversite sınavında karşılaştıkları kat sayı probleminden dolayı Türkiye’de okuyamayan gençler çalmıştı. 

Üniversitelerinde özgürce okuyabileceğimiz bir ülke olarak bildiğimiz Avusturya, Türkler için nispeten tercih edilebilir bir yer. Multi kültürel yapısıyla Müslümanlar için kolaylıklar içeriyor. Diğer yandan her şeyin göründüğü kadar tozpembe olmadığına da zamanla şahit olduk. Sırf Müslüman oldukları için toplum tarafından dışlananlar, başörtüsü nedeniyle saldırıya, hakarete uğrayanlar az değildi.

SA2946/KY37-AZ81: “Hulusi Bey, Siz, Gazi’nin Rotasından Şaşmayın, Yeter..."

“Atatürkçü”olduğunu ileri süren kesimin, ordu, Suriye-Irak sınırında büyük bir savaş verirken, sudan sebeple Orgeneral Akar’ı hedefe oturtması, Atatürk’ün kurduğu partinin “o parti” ile sergilediği ittifak görüntüsü vahimdir.


Siyaset biliminden nasibini alamamış sözde kanaat önderlerinin kalem oynattığı bir ülkede, medyanın, (Bkz: “Vekalet Savaşı’nın ön cephesi: MEDYA...STAR, 2 Mayıs 2016) kendi ülkesine karşı dış güçlerin 5’inci kolu gibi saldırdığı bir dönemden geçiyoruz. Çok yönlü bir saldırı bu: Bir yanı, TSK’yı, meşru siyasi otoriteye karşı darbeye kışkırtmaya çalışıyor, diğer yanı, PKK ve FETÖ gibi ulusal güvenlik için ağır tehdit oluşturan yapılarla mücadelede kararlılığı çökertmenin peşinde...

SA2945/KY36-CK70: PYD'nin Rakka Kumarı

"Askerî açıdan büyük kayıpların verileceği açık. Siyaseten ise asla hak iddia edemeyecekleri ve yönetemeyecekleri bir Arap şehrine girmenin PYD için maliyeti yüksek olacak."


Amerikan destekli Suriye Demokratik güçleri Rakka'ya operasyon başlatıyor haberleri ajanslara düştü. Rakka 2013 yılında önce muhalifler tarafından ele geçirilmiş, ancak daha sonra DAEŞ kenti muhaliflerin elinden almıştı. Suriye'de DAEŞ'in başkenti olarak kabul ediliyor.

Suriye Demokratik Güçleri ise ABD'nin PYD'ye direkt desteğini perdelemek amacıyla kurulan bir milis grubu. Amacı DAEŞ ve Nusra'ya karşı savaşmak olarak belirlenen SDG aslında PYD'nin bir anlamda diğer ismi. Kürt savaşçıların yanı sıra Arap militanların içinde olduğu söylense de, PYD dışındaki savaşçılar bu milis grubu için bir makyaj işlevi görüyor.

24 Mayıs 2016 Salı

SA2944/SD443: Kaygusuz Dem/ Duru Demler 33

duru demler 33

Fotoğraf: Seçkin Deniz, 2013, Yıldız Sarayı Parkı, İstanbul

Gözleri pırıl pırıl... merak dolu... tanışacağı arkadaşları gözlemekte...

İlk günü okullu hayatında bir'den önceki ilk sınıfta... daha sınıfta değil... devletin okul bahçesinin tam orta yerinde... anne-babası yanında...

İyi yetişen bir çocuktu, geleceğin başlayacağı bu yerde...

Hayattı bu, daha başladığı yerlerin birinde; anne-babada sorular vardı ardı arkası kesilmeyen...

SA2943/SD442: "nankör" /20.03.2006/ 454. patika


...toprağın insana verdiği nedir?...
...her seferinde devşirip tekrar tekrar verdiği şey nedir?...
...bitmeyen, eskidikçe yenilenen ve kendisine aynı yoldan ulaşan elleri asla boş çevirmeyen toprak insana ne verir?...
...bilmeli değil miyiz onu büyütürken ve en son onu içine alırken toprak, insana sadece sevgi verir...
...sevgi...
...insanın insana en az reva gördüğü şey...
...sevgiyle coşup taşan toprakla beslenen insan, parçası olduğu topraktan devren, en az sevgi taşır kişilik genlerinde...

SA2942/SD441: Değirmenler/ Kiler 26 (Geleceği Beklemek)

"Hüzünlerinizin sizi beklediği yer daima geçmişinizdir..."


Dün, önceki gün ve daha önceleri... hep sonraki günleri tasarlamaktan başka ne yaptık ki?...

Bugünlerde varken bile, öncekilerle sonrakileri yaşamıyor muyuz?...


Yok saydığımız bugün, hiçbir zaman yarını varlaştıramaz ki...

SA2941/SD440: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 78 (21-25 Ağustos 2012)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)


21-25 Ağustos 2012  (657 Tweet)

25 Ağustos
38.288.Mümtaz Bahri'den SA43/MB3: Medeniyetin Kırım Tarihi ve Çözümleyici Eşsiz/Tek Teklif sonsuzark.blogspot.com/2012/08/sa43mb…

Sonsuz Ark @SonsuzArk
25 Ağustos
Sonsuz Ark: SA43/MB3: Medeniyetin Kırım Tarihi ve Çözümleyici Eşsiz/Tek Teklif sonsuzark.blogspot.com/2012/08/sa43mb…

23 Mayıs 2016 Pazartesi

SA2940/KY13-AO75: Dava

"Siyaset'in Erdoğan gerçekliğini görmeden atılacak hiç bir adım sonuç vermez. Bunu görecek, anlayacak kadar deneyim geçirmedik mi?"


Dün, "dava " denilen olgu ideolojik bir sınırlamaya tabiydi. İnsanlar ideolojilerinin uğruna cansiperane her cefayı göğüslerdi. Sadece bununla yetinilmez, bir davaya mensup olanlar davalarına zarar verenlere karşı da acımasızca düşmanlık ederlerdi.

Zaman geçti anlaşıldı ki aslında ideolojik kavgalar bir ülkenin enerjisini tüketmekten başka bir işe yaramıyordu. Ve tek dava vardı; Vatan ve onun mukaddesatı..

SA2939/KY1-CÇ263: Kumpas/ Roman - Bölüm I-6

"Bu hekat ölümü, ölümleri kutlayan değil yaşamayı ve yaşatmayı seçenlerin hekatıdır. Bu hekat bir dirilişin sessiz çağıltısıdır."


Bölüm Bir
-6-

Evet gelelim benim öyküme. Her şey yaklaşık bir buçuk yıl önce istihbarat karşı hareket şefi Umur Tılsım’ın öldürülmesiyle başladı. Ya da ben öyle sanıyorum. 2097’nin temmuz ayıydı. Korintos’un gürültülü kent ortamından uzakta beş on gün bir tatil yapmak için her yıl olduğu gibi Kastinya dağlarındaki balıklı göle gitmiştik. 

Balıklı Göl Şakamonya’da birkaç kişinin bildiği enfes doğa manzarasına sahip sessiz sakin bir yerdi. Turan balık tutmayı severdi ben sevmesem de. Ben oranın sükûnetini, muhteşem doğallığını seviyordum. Bıraksalar ölünceye kadar o eşsiz göl kenarında çamların gölgesinde bir kulübede son nefesime kadar yaşardım. 

SA2938/KY28-ATA163: Rumların Ortak Devlet Rüyası (1)

"Ne domuzun kuyruğu düzelir, ne de Rumların aklından “Kıbrıslı Türkleri adadan atmak”  fikri çıkar."


Anastasiadis’in, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile müzakerelere başlamalarının üzerinden 1 yıl geçmesi nedeniyle Kıbrıs Rum tarafında faaliyet gösteren “Sky” televizyonuna verdiği “365 günün raporu” mülakatında söylediği “Çözüm Türkiye’nin de çıkarına olacak çünkü artık yasadışı rejime ve işgal ordusuna yaptığı ekonomik bağışlar sona erecek” cümlesi çok dikkat çekici. Bu cümle aslında üstü kapalı birçok, ustalıkla saklanmış düşünceyi içeriyor.  

Bu tanımlama ve açıklama içinde, Anastasiadis’in “Yasadışı Rejim” dediği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, “işgal ordusu” dediği de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri.

22 Mayıs 2016 Pazar

SA2937/SD439: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 77 (16-20 Ağustos 2012)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)



16-20 Ağustos 2012  (384 Tweet)

20 Ağustos
37631. Türkiye'nin Suriye'ya saldırmasını sağlamak isteyenlerin ikinci Fantom'udur antep saldırısı...

20 Ağustos
Ki; antepteki saldırı bir başka koldan İsrail, Fransa, İngiltere, Fransa ve ABD ile de bağlantılıdır

20 Ağustos
Gaziantep ve Hatay Devrim Muhafızları-PKK-Esad'ın bu türden saldırılar yapacağı iki şehrimizdir.. Hatay'da yapamadılar.

SA2936/KY1-CÇ262: Pazar Yazıları 26

"Sevgili kârîlerimin (okuyucularımın) inanılmaz baskıları karşısında yelkenleri indirip yazmam isteklerine boyun eğdiğimi itirafla:)"


PAZAR YAZILARI -26-

Not 1: Nesnesiz adların kullanımı izâfilikle malul olmamalıdır.
Not 2: Bkz. PAZAR YAZILARI 10
Not 3: Musallat olanın musallatlığında yerindelik sanrılarla açıklanamaz.
Not 4: Adlar nesnelere, olay ve olgulara anlam yüklediği gibi nesneler, olay ve olgular da adlara anlam yükler.
Not 5: Not dördü karînin (okuyucunun) kendisi de kendinde kolayca gözlemleyebilir.

NESNESİZ ADLARIN KEYFİLİĞİNDE PRİMİTİF KÖKENİN SORGULANMASINA YÖNELİK BİR DENEME
-ya da karşı duruşta takıntının rolü-

İmdi görece bir rahatlığın kökensel boyutları irdelendiğinde yaşamsal kaygıların egosal bir beslenmesini gözlemlemek hiç de uzak bir olasılık değildir. Bu o kadar öyledir ki süratin yoğunluğundan ötürü gözlemcinin sürate maruz kalan nesneyi duruyor gibi algılamasına koşutluk arz eder. 

SA2935/KY37-AZ80: Rusya PKK’ya “IGLA” Verdi mi?

"PKK iki yönlü besleniyor: ABD YPG’ye silah aktarıyor, Rusya PKK’ya ya doğrudan ya da, “kayıt dışı silah ticaretinin geleneksel merkezi” Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’dan veriyor..."


Türkiye’de artık sayısını bilemediğimiz kadar “stratejik araştırma enstitüsü” var. Ağustos 2015’ten bu yana sabırla, bu kurumların bünyelerinde barındırdıkları uzmanlarından “terör, terör örgütleri ve terörizmle mücadelenin yeni boyutu” üzerine yeni bir fikir bekliyorum, nafile!..

Oysa, “Vekalet Savaşı” çağında karşılaştığımız açık ve çok can yakan bir gerçek gözümüzün önünde duruyor: Terör örgütleri ordulaştırılıyor!..

SA2934/KY35-YTK87: Küresel, Bölgesel, Yerel Isınma

"Yine de bir parça su arayan bir kedi veya serçe için yol kenarındaki, bahçedeki, balkondaki döküntü kaba suyu koymayı unutmayacak insanlar olacak."


Olmadık yere bile çiçek-fidan ekmeyi sever bu toprağın kadınları. O yüzden nerede oturuyorsanız oturun şu sıralar bir hanımelinin o baygın kokusunu duymamanız çok zor. Mevsimi geldi. Çiçekleri açtı, ağır ağır yayıyor şimdi rayihasını her biri.

Saksının köşesinde, bahçenin dip tarafında, balkondan eğilince falan gözünüze çarpan o şeyler maydanozdur evet. “Taze taze” diye koyarlar ara ara akşam yemeklerinde küçük bir tabak içinde sofraya veya çorbanın üzerine serperler gururla.

21 Mayıs 2016 Cumartesi

SA2933/KY27-ŞT44: Cenova'nın Spinola Sarayı, Erzurum'un Yakutiye Medresesi

"Ya ‘Yakutiye Medresesi’ ‘Spinola Sarayı’ndan daha dayanıklı; yada ‘Spinola Sarayı’ ‘Yakutiye Medresesi’nden daha kıymetli… ne diyelim..."


1998 yılında ‘Akdeniz Medeniyeti’ eksenli bir çalışma nedeniyle bir süre İtalya’nın ‘Cenova’ şehrinde bulunmuş, konukluğumuzun sürdüğü bir akşam da Cenova halkının ‘Spinola Sarayı’ diye andığı ‘Piazza Spinola’ ismi ile maruf tarihi bir mekana davet edilmiştik. 

Tamamı Cenova’da eğitim veren ve ‘Venedik’teki benzeri ile büyük bir rekabet içerisinde olan bir aşçılık okulunun öğretmen ve öğrencilerinden müteşekkil bir gurubun hazırladığı yemekli bir toplantıydı bu. Bizimle beraber orada bulunan 20 den fazla ülkeden genç yazarın şehirlerinde oluşunu fırsat bilen şehir idarecileri, çok önceden planlamış oldukları belli olan bir uygulama dahilinde hem genel hemde yerel İtalyan medyasını da işin içine katarak bağlı oldukları ‘Liguria’ eyaletinin ve İtalya Kültür Bakanlığı’nın dikkatini çekecek bir organizasyon gerçekleştirmiş; 4 saatlik program süresince ‘Cenova’nın kültürel ve tarihi dokusu hakkındaki endişelerini bütün İtalya’ya duyurmayı başarmışlardı.

SA2932/KY26-CA56: Kabe Mimarîsi Endişeleri

"Çelik yapılaşmanın sebep olduğu görme bozukluklarının, ortak sorumlulukların sorgu sualsiz devri sebebiyle bütün Müslümanları ilgilendiren bir zafiyetin eseri olduğu da hiç çıkmıyor aklınızdan."


Geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdiğim umre ziyaretim sırasında Kabe’nin mimarisi üzerine yakından bir bakışla düşünme fırsatı buldum. Her şeyden önce Kabe’nin hayallerimdeki yerinin, medya görüntülerine kapılıp gitmeyen bir sağlamlığı olduğunu söylemeliyim. 

Duvar halılarından takvimlere, Kur’an’da geçen beş ayetten hacıların anlatılarına; biriktirilmiş imgelerin Kabe’si, medya ve ekranlarda yeni çevresiyle gölgelenen Kabe görüntüleri karşısında imtiyazını korumaktaydı hala. Bunun da çeşitli sebepleri var.

SA2931/ÇY10-AÖ15: Bir Mektup Zarfı, İki Pul Lütfen!

"Elinde eski pulları veya zarfı olan varsa kesinlikle saklamalı diye düşünüyorum. Tarih kokan şeyler kıymetlidir."


Mektup zarfları ile bütünlemiş daha sonrasında kedi başına bir devrim yapmış pul. Zarflar gizemli şeyler sakladığından mıdır bilinmez, pek bir önemli görülmemiş halbuki onlar daha değerli olmalıydı. Posta pulu, posta gönderilerinde posta ücretinin ödendiğini göstermek amacı ile kullanılan bir tarafı yapışkanlı, diğer tarafı çoğunlukla resimli ve yazılı kâğıt etikettir bilindiği üzere.

Pul, ilk olarak 1840 yılında Birleşik Kral Emirliği'nde kullanılmaya başlamış pulun üzerinde ise genç Kraliçe Viktorya'nın resmi bulunmakta imiş. 

20 Mayıs 2016 Cuma

SA2930/KY25-NO53: 'Ağzınla Kuş Tut' ya da 'Git Dağlardan Kar Getir' Kriterleri

"Ne dersiniz gençler olaya bir de bu açıdan baksak? Erdoğan’a kızacak, bağırıp çağıracaksak bu işi kendi mahallemizde yapsak, konu komşuya rezil olmasak. Çok şey mi istiyorum sizden?"


Alman TV’sinde yayınlanan ve CB Erdoğan’la güya dalga geçen klipler, karikatürler ve başka bir gavur gazetesinde “En tehlikeli Türk: Erdoğan!” kapağının tedai ettirdikleri…

“Ne gülüyorsun anlattığım senin hikayen” Horatius ve yerli malı atasözü olarak: “Gülüyoruz ağlanacak halimize”… Biliyorum pek işe yaramayacak, ama yine de tarihe şahitlik olsun diye yazalım…

SA2929/KY29-YA62: İkinci El Dükkanları ve Askıda Kahve

"Rum kesimindeki bazı kafeteryalar “askıda kahve ve sandviç” uygulaması başlatmış, bizden bazıları da bunu örnek haber olarak sunmuş."


Güney Kıbrıs’ta en çok ilgimi çeken ikinci el satan dükkanların çokluğu. Süs eşyasından, giysiye, aksesuardan müzik enstrümanlarına ne ararsanız var bu dükkanlarda. En çok da giysi satılıyor.  Ne alırsan 1 Euro olan da var, ünlü markaların ikinci elleri de…

Müşteri segmenti, sezon modasından çok geçmişin izlerini taşımak isteyenlerden değil, hali vakti yerinde olmayanlardan oluşuyor çoğunlukla. “Markayı ucuza alayım”dan ziyade, mağazalara çok para vermeyeyim diye düşünenlerin adresi bu dükkanlar.

SA2928/KY28-ATA162: Mülkiyet Konusunda Vakıflar Depremi (12)

"Adanın toplam alanının dağlar, ovalar, dereler, kırsal araziler, yollar ve hali araziler dışta kalmak üzere şimdilik yüzde 14’ünün Osmanlı Vakıf malı olduğu ortaya çıkmıştır."


Proje kapsamında toplanan belge ve veriler üzerinde problem odaklı tahliller gerçekleştirilmiş ve bu sayede önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Uluslararası sözleşme ve anlaşmalara göre, Kıbrıs Vakıflarının Osmanlı Hukuku’na, özellikle İslam Hukuku’nun bir parçası olan “Ahkâmü’l-evkâf”a yani “Evkaf Hükümleri”ne göre yönetilmesi gerekirken, İngiliz ve Rum yöneticilerin gizli oyunlarla bunlardan uzaklaştıkları, yeni düzenlemeler yaptıkları, bazen de kendi düzenlemelerine bile uymadıkları ortaya çıkarılmıştır.

SA2927/KY1-CÇ261: Yalana Teşne Olmak

"Kimse duvara çarptığını, olduğu yerde durduğunu bilmek istemiyor. Ve kulağına fısıldanılanlarla amel etmeye devam ediyor."


İnsan yalan söylemeden duramıyor. Hem kendine hem başkalarına sürekli yalan söylüyor, yalan söylemenin yollarını arıyor. Hem kendini hem başkalarını bir şeylere inandırmanın telaşı içinde. Ve biricik erek inandırma olunca da gerçeğin bir anlamı kalmıyor. İnandırmak istediği şeyin kendimizde ya da başkalarında gerçek olması için didinip duruyoruz. İnanıyor inandırıyoruz. Hem de kimi zaman kolayca inanıyor ve inandırıyoruz. 

Bu kolay inanmanın, inandırmanın nasıllığına baktığımızda zihinlerde oluşturulmuş şablonları görmekteyiz. Çoğu zaman bu şablonların sahibi bile değiliz, sahibi olmadığımız için de farkında değiliz. Ve hatta kendimiz bir şablon oluşturmuş bile değiliz. Hani böyle bir şey olsa hiç değilse oluşumunda bir emek olduğu için saygı duymayı bile gerektirir. Heyhat o bile yok. 

SA2926/KY48-SY6: Ruhun Yurdu ve Dostoyevski

"Çünkü derdimi anlatmak için bu yazının içerilerinden geçirmeye çalıştığım ipliğin nereleri birbirine gizliden tutturmayı amaçladığını bilmenizi istiyorum."


En yoğun dikkati dua olarak algılayan güzel Simon Veil. Ne kadar haklıdır. “Dışarıdan hiç katkı almamış dikkat, duadır” der.

Kim bilmez. Doğru dikkat, sadece acı tecrübelerle gelişir. Ve gönülde, buz sarkıtları kadar yavaş büyür.

Dikkatimizin yerini gerçekten değiştiren az sayıdaki büyük travma, biz fark etmeyiz, hayatımızın yönünü de değiştirmiş olur.

SA2925/KY33-YO99: PKK’nın Gömüleceği Büyük Krater

"O yüzden 16 insanın toplam 60 kg kalmış cenazelerinin kaldırıldığı gün HDP’liler sevinç içinde Meclis’te selfieler çektirerek dokunulmazlıklarının kaldırılmasını kutluyorlardı."


28 Aralık 2011 gecesi meydana gelen Uludere Katliamı, ertesi gün sabah saatlerinden itibaren önce sosyal medyada duyulmuş, öğle saatlerinde Şırnak Valiliği’nden yapılan açıklamadan sonra televizyonlar ve haber sitelerinde yer almaya başlamıştı.

Ertesi gün yani 30 Aralık 2011 günü ise 35 Uludereli köylünün F-16’lar tarafından PKK’lı diye bombalanarak öldürülmesi bütün gazetelerin manşetlerindeydi.  Manşetleri hatırlayalım:

Seçkin Deniz Twitter Akışı