18 Aralık 2018 Salı

SA7283/SD1218: Sonsuz Ark Sohbetleri 31

"Kuzey Irak'ta ve PKK saflarında bulunarak bu kanlı plana karşı duran Kürtleri Türkiyeci Kürtler olarak ayrıştırılan Türkiyeli Kürtlerin elinin güçlenmesi gerekiyor. PKK'nın hangi aileden kaç kişiye nasıl zarar verdiğini devlet biliyor ve bugün devlet gücü ve imkanları ile bütün Kürtlerin aydınlatılması mümkün."


Türkiye tarihî günlerden geçiyor. Türkiye topraklarını bölerek Suriye, Irak ve İran'dan toprak alarak bir ABD-AB kuklası bir Kürdistan kurulmasını içeren yüz yıllık planı tam olarak çökertmek, ABD-PKK işgali altındaki Suriye topraklarına operasyon yapmak üzereyiz. 

Suriye ve Irak'ta göz koydukları topraklar Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki topraklar gibi Osmanlı toprağıydı, İran sınırları içinde kalan topraklar tarih boyunca İran sınırlarındaydı. İran ve Irak'ın bir kaç bölgesi dışında Kürtler bu coğrafyada hiçbir zaman salt çoğunluk olarak bulunmadı ve şu anda karşı karşıya kaldığımız plan sadece Türkiye-Irak ve Suriye sınırları içerisinde yine Kürtlerin çoğunlukta bulunmadığı Arap ve Türkmen nüfusun yoğunlukta bulunduğu toprakları da içerecek şekilde genişletilmiş bir amaca hizmet ediyor. 

SA7282/SD1223: “Avrupa Ordusu”, Kasıtlı Bir Yanlış Anlama Hikayesi

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz Avrupa Dış İlişkiler Konseyi-European  Council On Foreign Relations (ecfr) üyesi Ulrike Esther Franke'ye aittir ve Avrupa ordusu teriminin asıl yapısına dair algıları irdelemekte ve şöyle demektedir: "“Avrupa ordusu” belirsiz olması için tasarlanan, ilham vermek için kullanılan bir terimdir. Bu tür şartların ardındaki düşünce - “Avrupa stratejik özerkliği” başka bir şeydir - yorumlamak için o ortamın dışına çıkabilme şansı vermektir, böylece potansiyel destekçiler kendi fikirlerini yansıtabilir ve gerçek anlamda ilgili bir anlaşma olmamasına rağmen bu kavramı destekleyebilirler." Avrupa Ordusu teriminin belirsizlik özelliğinin fikir tartışmaları üretmek için tasarlandığını ifade eden Ulrike Esther Franke, 'belirsizlik' unsurunun Brexit'te de kullanıldığını ve işe yaradığını, ancak Avrupa Ordusu konusunda işe yaramadığını, aksine kavramın siyasi mesajlarda kullanılması durumunda kasten çarpıtılabildiğini, bundan dolayı Avrupa Ordusu terimindeki belirsizliğin giderilmesi zamanının geldiğini, eğer belirsizlik giderilmeyecek ise bu terimin artık kullanılmaması gerektiğini ifade etmektedir. Sarı Yeleklilerin 17 Kasım 2018'de başlayan Paris'i yakan gösterilerinin temelinde Macron'un 'ABD'ye karşı Avrupa ordusu' söyleminin olduğuna dair yaygın kanaatler yazarın endişelerini olduğu gibi yansıtmaktadır. ABD Başkanı Donald Trump, 13 Kasım 2018'de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a seslendiği Twitter mesajında İkinci Dünya Savaşı'nda Fransa'nın Alman işgali altında olduğunu hatırlatarak "Biz müdahale etmeden önce (Fransızlar) Paris'te Almanca öğrenmeye başlamıştı." diyerek tepki göstermişti. Trump, bağımsız bir Avrupa Ordusu'na karşıdır. Türkiye, Batı'daki bu derin ayrışmayı fırsata çevirmelidir.
Seçkin Deniz, 18.12.2018


The “European army”, a tale of wilful misunderstanding

"Avrupa ordusu kavramı belirsiz; Avrupalı ​​liderler gerçekte ne elde etmek istiyorlar?" 

Avrupa Birliği, Fransa liderliğinde, Avrupa’yı Amerika’ya karşı savunabilecek, Avrupa nükleer gücüne sahip bir Avrupa ordusu oluşturuyor.

Bu imkansız değil mi?? Tebrikler! Eğer siz, sevgili okuyucu, yukarıdaki ifadeye şaşırıyorsanız, şu anda transatlantik alemde 'kasıtlı yanlış anlama'dan kaynaklanan rahatsızlıktan etkilenmiyorsunuz demektir.

SA7281/SD1222: "saygı" /27.02.2005/ 320. patika



...karşılıklı saygıdan aklınıza ilişen ne var?...
...saygı, sözlük anlamıyla var olsa yeterdir, hayatınızda; fazlasına lüzum yok...
...hani her vakit saygıdan söz edenler ile saygıyı katledenler aynı kişiler ise, sinirleriniz sıkıştırılmış azgın sular gibi patlayıverir ya...
...bu patlayış, içinizdeki doğal ve sonsuz dengeye yapılan baskıdandır...
...hemen sürü mantığıyla saygısıza destek verenleri de gördükçe, işte o vakit durun; yapabileceğiniz tek şey onu ve saygısını/saygı anlayışını reddetmektir...
...artık destekçileri de vardır yanında...
...o iflah olmaz bir saygı dalaverecisi ve saygısızdır...
...kaybetmeye mahkumdur; kazanır görünse de...
...konu varsa, fikirlerini söyle!...
...karşındakini dinle!...

SA7280/SD1221: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 427 (06-10 Temmuz 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(06-10 Temmuz 2017)  (Temmuz 2017: 5.332  Tweet+Önceki Toplam: 266.553 +5.332 = 271.885 Tweet

Yeni Şafak
   
@yenisafak
Ağrı'da 138 kilo 248 gram afyon sakızı ele geçirildi yenisafak.com/gundem/agrida-… pic.twitter.com/8aUmXStZ2h
@Seckin_Deniz retweetledi

17 Aralık 2018 Pazartesi

SA7279/ME45: Büyük Yanılgı

"İnsan olmak gerçekten çok zor, bunu nasıl taşıyabildiğinizi siz bile bilmiyorsunuz. Düşünmelisiniz bence... hiç iyi değil durumunuz."


İnsanın zihninden ibaret olduğunu düşündüğüm zamanlar çok, ama gerçekten öyle değil mi? Her şeyi zihninde yaşar insan ve dışarısı sadece uygulama alanıdır; kendi bedeni, diğer insan, doğa, şeytan ya da Allah dışarıdadır. Çünkü hepsine içinden bakar, zihninden bakar ve düşünür. Allah dışında kendisini kuşatabilecek bir güç yoktur, ancak Şeytan'a da insanın zihnine girme şansı vermiştir Allah. Ve insan, bu yüzden büyük bir sorumluluk yükü ile doğmakta ve ölene dek yaşamaktadır. 

SA7278/KY1-CÇ566: Bir Beyhudeliğin Somut Belgesi

"dilin neliği üzerine durmak yerine söylenişin biçemleri üzerine, seslendirmenin nasıllığına takılmak bu apaçıklığı örtmekte ve bu örtüklük eblehçe bir tartışmanın varlığını sürdürmesini sağlamaktadır."


dil üzerine değil de söyleniş üzerine, seslendirmeye yönelik yapılan tartışmaların beyhudeliği öylesine açık ki, belki bu açıklığın şiddetinden ötürü yapılanın beyhudeliği anlaşılmıyor. anlaşılamıyor. bu tartışmalardaki abartılı ciddiyet tartışan taraflara konunun pek bir derin olduğu sanısını uyandırmakta. ve bu kurgusal ciddiyetin gereği üzerine tavırlar sergilenmektedir. bense böylesi şeyleri anlamakta zorlanan biriyim. anlamıyorum!

SA7277/KY59-MLÖZ58: Linç Kültü(rü)

"Bugünlerin linç olayları eskilerinden daha az acımasız değil. Milyonlarca kişinin aynı anda iştirak edebildiği kavgalar bunlar. Üstelik söylenen her acımasız sözün hedefini bulması saniyeler bile sürmüyor."


Sosyal ağların hayatımıza girmesiyle birlikte sadece daha önce hiç duymadığımız kavramların girdiği, yeni iletişim şekillerinin yer aldığı yepyeni bir dünyayla tanışmadık, aynı zamanda yeni bir kültür oluşturmak zorunda kaldık. 

Kültürel kazanımlar çok kısa süre içerisinde oluşmadığından ve bir toplumun çok zengin bir kültürel birikimi olsa bile, bu birikim kolay bir şekilde sanal hayata aktarılamadığından, tarih içerisinde geleneklerden, sanat ve düşünce eserlerinden oluşan mirasın ithal bir kültür altında ezilebildiğini gördük.

SA7276/KY69-EY287: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7275/KY58-GÖKA163: Böyle Nezaketten Uzak Nereye?

"Çocukları yetiştirmek için bir besleyici sevgi fideliği şarttır ama tek başına yetmez, yalnızca sevgi, çocukları seven ve sevilen birisi bile yapamaz. Çocuk yetiştirirken sevginin yanı sıra ustaca bir terbiye lazımdır. Terbiye, gelenek ve göreneğin öğretilmesi, içselleştirilerek değer haline dönüştürülmeye çalışılması demektir."


Gündelik hayat sırasında, toplumsal ilişkilerimizde gördüğümüz kaba sabalıklar hepimizi canımızdan bezdiriyor, inancımız ve medeniyet mirasımız adına utanıyoruz. “Bizim inancımız, başkalarına böyle davranmayı men ediyor.” “Atalarımız, medeniyetimizin sadece güçlü koruyucusu, zırhı değil aynı zamanda nezaket timsaliydiler” diye haykırmak istiyoruz ama nafile… Birbirimize karşı sergilediğimiz kaba sabalıklar ve nedenleri üzerine birçok söz söylenebilir lakin bunların her birini uzun uzadıya ele almak yerine genel olarak bahsetmek sanıyorum daha nazik bir tutum olacak…

16 Aralık 2018 Pazar

SA7274/KY73-PH9: Suçun Magazini

"Birisi çıkıp dünyanın genelinde bu haberler ilgi uyandırır ve bu şekilde verilir derse, ona söyleyeceğim kısa ve net cümle şu olur; aileyi, kadını, çocuğu ve aslında insani değerleri aşağılayan her türlü kurumu ve durumu reddediyorum."


Haber ve habercilik etiği konusunda uzun zamandır düşünüyorum. Sosyal medyada da yeri ve zamanı geldikçe kaygılarımı paylaştığım olmuştur. Bundan sonra da devam edeceğim. Aynı kaygıları taşıyan benden başka pek çok duyarlı insanın olduğunu da biliyorum. 

Paylaşımlarıma çoğu zaman yetkili kişileri de dâhil edip, etiketleyip haberdar olmalarını istedim, fakat bu alanda olumlu bir gelişme olmadı. Tabi onların başı kalabalık, beni mi takip edecekler ama belki danışmanları ve çevrelerindeki ilgililer ben ve benim gibi düşünenleri, hatta bundan canı yanan bizzat basın-medya mağduru olan vatandaşları dikkate alabilirlerdi. Lakin o da yok. 

SA7273/SD1220: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 426 (01-05 Temmuz 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(01-05 Temmuz 2017)  (Temmuz 2017: 5.332  Tweet+Önceki Toplam: 266.553 +5.332 = 271.885 Tweet

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Emeti Saruhan Hanımefendi her perşembe çalışmalarını @SonsuzArk'la paylaşacak teşekkür ederiz @emeti sonsuzark.com/search/label/E…

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Geçmiş olsun Martin...üzüldüm. twitter.com/Martin_Lejeune…

SA7272/KY49-İTIĞLI152: Batı Sahra Sorunu Çözülebilir mi?

"Batı Sahra sorunun çözülmesi, bölgede istikrar ve güvenliğin sağlanması anlamına geliyor. Daha güçlü bir Mağrip birliğinin ekonomik ve siyasi olarak güçlenmesi anlamına geliyor. Fas ve Cezayir’in Afrika’nın yeni parlayan yaldızları olacağı anlamına geliyor. Dahası yıllardır ötelenen barışın filiz bulması anlamına geliyor."


20. yüzyıldan 21 yüzyıla girerken İslam dünyası çözülemeyen birçok sorununla yüzleşmek zorunda kaldı. Filistin en önemli meselelerimizden biriydi ve İsrail’in neden olduğu sorun bir türlü çözülemedi. Keşmir, Arakan, Uygur, Ogedan, Batı Sahra’da bizden kaynaklanmayan nedenlerle karşılaştığımız sorunları çözmede yetersiz kaldık. 

Belki en umut verici Moro sorununun çözülmesine yönelik çabalardı son yıllarda. Türkiye’nin de arabulucusuyla Moro’da önemli aşamalar edinildi ve yüzyıla yakındır devam eden Müslümanların varlığı, kendi geleceklerini belirleme hakkı başta Filipinler olmak çevre ülkeler tarafından kabul edilir bir duruma geldi.

SA7271/KY69-EY286: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7270/KY37-AZ340: ABD-Alman Emperyalist Kıskacına Darbe: Doğu Fırat!

"En iyisi hesabı Erdoğan’ın dediği gibi “Fırat’ın doğusunda” görmektir. Emperyalist bu dilden anlar. Allah evlatlarımızın yar ve yardımcısı olsun."


Türk ekonomisinde bugüne kadar uzanan “tarihi değişimin” başlangıç metni olarak kabul edilen ve dönemin başbakanlık müsteşarı Özal’ın açıkladığı 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarının ‘gerçek yazarı’: Dönemin Alman Maliye Bakanı Hans Matthöfer’dir.

Matthöfer’e bu görev 1979’da Guadoloupe’da bir araya gelen 4 batılı lider, Jimmy Carter (ABD), Helmut Schmidt (Almanya), James Callaghan (İngiltere) ve Valery Giscard d’Estaing (Fransa) tarafından verildi. 

15 Aralık 2018 Cumartesi

SA7269/KY26-CA219: Sekiz Bin Aile: Gerçek Ne Orada Ne Orada

"Kişisel ve toplumsal gelişme, farklı şartlarda yetişmiş insanların ideal bir hayat için hazırlanan kalıplara uysunlar diye kırılıp dökülmesiyle, sakatlanmasıyla gerçekleşmiyor."


Genellemeler yapmayı, torba yasalar çıkarmayı, böylece istisnai saydığımız zor sorunları ilişik konulara karıştırıp kendi önemli gündem maddemize yoğunlaşmayı seviyoruz. Son örneklerden biri, erken evlilikler. 

Erken evlilik mağduru Nagehan Der, sekiz bin aileyi temsil ettiğini söylüyor. Sekiz bin ailenin erkeği ve kadını tecavüzle ilişkilendirilen örnekleri de kapsayan, dolayısıyla yüz kızartıcı bir suç, bir zulüm içeren bir büyük genellemenin içine hangi haklı gerekçeyle sığdırılabilir? 

Seçkin Deniz Twitter Akışı