21 Ekim 2019 Pazartesi

SA8071/SD1513: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 3

"O halde 'şey'e ve 'şeyler'e gereken önemi vermeliydim. Düşünmeliydim. Göl sularında yansıyan insan eseri ışıkların zihnimi dağıtmasına, şeylerle ilişkimi etkilemesine izin vermeden ve bu sorunu bu gece yarısı olmadan çözmem ve eve gitmem gerekiyordu."


Sahildeki mekanlardan göle yansıyan rengarenk ışıklar, karanlığın sessiz derinliğini bozuyordu; her zamanki yanılgılardan biriydi bu insanlar için. Işıklı geceler dinlendirici değildi asla; ışık zihnin dinlenmesinin önündeki en büyük engeldi. Gecenin asaleti karanlıktaydı; ışıkların gündüzü geceye taşıması gerçek bir haddini aşma girişimiydi ve insan bunu hep yapıyordu. 

SA8070/KY1-CÇ678: Kafa Dengi

"Kendisi olarak olan değilse yol aldığın, başını omuzuna koyduğun kafa dengin değildir. Kendin olarak olan değilsen kafa dengi değilsin. Kopyanla aldığın her soluk cam kırıkları gibi soluk borunu parçalayacak. Boğulacaksın."


Tek başınalık insan için cehennem. Belki tüm canlılar için -ya da tüm var olanlar için- böyle dense yanlış bir şey söylenmiş olmaz. Diğerleri için yanlış olsa da insan için yanlış bir yargı olmadığı açıktır. Yanımızda yöremizde birileri olsun isteriz, bunun için çabalarız. Tek olmak, yalnız olmak korkunç bir azap. Can yakan, bedenimizi kavuran bir acı. Yalnızlıktan bir yaban eşeğinin aslandan kaçışı gibi kaçıyor olmamız bu yüzden. Birilerini arayışımız, birilerine kucak açışımız, birilerin sarılışımız o acıdan, o azaptan kurtuluş için. ve fakat birilerini bulmak yeter mi? birilerinin çevresinde olmamız, birilerinin çevremizde olması yalnızlığa ilaç için yeterli mi? Değil.

SA8069/KY13-AO311: Suriye; Önümüzde Zorlu Bir Süreç Var

"Umarız, Bölgemiz en kısa sürede huzura kavuşur, acılar diner..."


Ateşkesin ardından gelişmelerin nasıl seyredeceği merak konusu..

Suriye’de rejim ile muhalifler arasında bir anlaşma sağlanmadan Suriye’de çatışmaların durması zor.. Şimdilik, ABD’nin sınırlarımızın Suriye tarafında İsrail’e uydu bir devlet kurma hedefi Türkiye tarafından akamete uğratılmış durumda..

20 Ekim 2019 Pazar

SA8068/ÇY4-DB147: Başarısız Olmak İçin Çok Büyük: Türkiye'de Amerikan-Alman Ortaklığına Doğru

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız Hudson Enstitüsü'nden Michael Doran ve Peter Rough'un birlikte ürettikleri analiz, Türkiye'yi kaybetme korkusu yaşayan ABD'ye, Almanya aracılığı ile Türkiye'ye yaklaşmasını öneren temel bir teze sahiptir. Analizin nitelikli sayılabilecek kısmen nesnel ve eleştirel dokusunun ucunda en önemli şu iki soru sallanıyor: "Erdoğan, sorunlu taktikleriyle neyi başarmaya çalışıyor ve Batı ittifakının stratejileriyle ne kadar uyumsuz? Amerikan politikaları Türkiye'de neden Erdoğan’dan daha popüler değil?" Aslında herkesin her şeyi bildiği bir siyasi arenada bu tür analizler karşı tarafın diline bir parmak bal çalmak amacıyla nesnel görünse de küresel Amerikan hegemonyasının sona erişinde Türkiye'nin oynadığı rolün ne kadar büyük olduğu ve bağımsız politikalar üreten Erdoğan'ın Batı'yı ve doğal olarak küresel dengeleri Türkiye lehine nasıl sarstığı açıkça görülecektir. Türkiye'nin önemi dolayısıyla kaybedilmemesi gereken müttefik olarak değerlendirildiği bu analiz, Amerikan çaresizliğinin 9 Ekim 2019'da başlattığımız Barış Pınarı Harekâtı'nın ürettiği siyasi fırtınanın büyüklüğünde daha net bir şekilde görülebilmesini sağlamaktadır.
Seçkin Deniz, 20.10.2019

Too Big to Fail: Toward a U.S.-German Partnership on Turkey

ABD-Türkiye ilişkileri krizde. 12 Temmuz’da, Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, S-400 sisteminin ilk unsurlarını Rusya’dan teslim aldığını açıkladı. S-400 sıradan bir silah değil, yetenekleri Amerikan askeri planlamacılarını endişelendiren gelişmiş bir hava savunma sistemi. İlk parçaların gelmesinden hemen önce, Trump yönetimi, böyle bir adımın, Türkiye'nin bugün dünyanın en gelişmiş uçağı olan F-35 Ortak savaş Uçağı'nı satın almasına zarar vereceği konusunda uyardı. Amerikalı yetkililer, Türk meslektaşlarına, art arda ve kesin bir şekilde, en gelişmiş Amerikan gizli jetleri ve onları havada durdurmak için tasarlanan Rus silahlarını eş zamanlı olarak elde edemeyeceklerini bildirdi.

SA8067/SD1512: Amerika'nın Suriye Sonrası Ortadoğu Seçenekleri

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, DAEŞ Sonrası: Amerika, İran ve Orta Doğu Mücadelesi adlı kitabın yazarı ve Orta Doğu Raporlama ve Analiz Merkezi Genel Müdürü Seth J. Frantzman'a aittir ve  ABD hegemonyasının sürmesi ve İsrail'in güvenliğinin sağlanması için, ABD Başkanı Trump'ın sona erdirmek istediği 2001'den beri Afganistan, Irak ve Suriye gibi müslüman ülkelerde yürütülen 'Sonsuz Savaşlar'ın devam etmesi gerektiğini iddia etmekte, Türkiye'nin 9 Ekim 2019'da Suriye'deki PKK-YPG terör örgütüne yönelik olarak başlattığı Barış Pınarı Harekâtı'na karşı herhangi bir çatışma çıkmaması için (1978'de PKK-YPG terör örgütünü kuran, destekleyen ve koruyan ABD'nin şimdiki) başkanı Trump'ın emriyle ABD askerlerinin geri çekilmesinin Ortadoğu'da zincirleme bir ihanet duygusu üreteceğini ve ABD'ye itibar ve alan kaybettireceğini söyleyen Türkiye düşmanı, klasik neocon-satanist perspektifi dillendirmektedir. Trump'ın belirlediği geri çekilme politikasını eleştiren yazar, "Odadaki fil ABD-Türkiye ilişkileri olabilir." diyerek Türkiye ile ilişkileri şöyle değerlendiriyor: "Uzun vadede, resmi olarak ülkeler müttefik olmaya devam etse de, ABD-Türkiye ilişkilerini kurtarmanın bir yolu yok gibi görünüyor." Analizin bize kazandırdığı bir tek yüksek değerli 'gerçek' var; ABD'nin vahşi emperyalizm uğruna ürettiği hegemonya katliamlarının (bunlar savaş değil, terör ve iç savaşlar dahil her biri birer katliamdır ve savaş suçu olarak tanımlanmaktadır) ve istikrarsızlıkların failinin somut olarak ABD olduğu gerçeği Amerikan politikalarının itirafı anlamına geleceği için, ilgili analizlerin temel tezlerinin konusu olduğunda artık bu tezler, teoriler 'Komplo Teorisi' olarak adlandırılamayacaktır. Türkiye, bugünleri sağlayan en etkin ülke olarak yükselişini sürdürürken, bu türden analizleri de tek tek irdeleyecek ve politikalarını belirlemeye devam edecektir. Türkiye, tarihi harekât alanına doğrudan girmiştir ve bu satanist-siyonist-noecon-liberal çeteleri rahatsız etmektedir.
Seçkin Deniz, 20.10.2019

America's Options for the Middle East After Syria
"Bu, Amerika’nın küresel hegemon veya küresel polis rolünü üstlendiği George H. W. Bush’un imzasının bulunduğu “yeni dünya düzeni”nde ABD'nin dış politika tarihinde kilit bir nokta haline gelebilir."

DAEŞ savaşına öncülük eden ABD komutanları, Suriye’den birliklerini düzenli bir şekilde çıkarmaya çalışıyor. Suriye'de gerçekleştiği görünen tek şey bu.


Esad rejimi, kilit yerlerdeki kontrol noktalarını ele geçirmek için acele ediyordu; Türkiye, 15 Ekim'de, Beyaz Saray'ın Amerika'nın Suriye'deki beş yıllık savaşını tamamlamaya karar vermesinden dokuz gün sonra harekata başladı. Washington, DAEŞ'in savaşa son vermediğini söylüyor, bu nedenle hava saldırıları olası ve Suriye'de, Irak'tan veya başka bir yerden yönetilen özel operasyonlar devam edebiliyor.

SA8066/KY29-YA110: Türk’ün Arap’la İmtihanı

"Bunları düşmanlık olsun diye anlatmadım. Diyorum ki uluslararası ilişkilerde mutlak dostluklar, mutlak düşmanlıklar yoktur, çıkarlar vardır. Biz de bunu bilerek hareket edelim, zor günümüzde yanımızda olmayanları bir kenara not alalım."


Türkiye’nin, yıllardır süregelen PKK belasını tarihe gömmek üzere başlattığı “Barış Pınarı Harekatı” elbette bu sorundan, bölgedeki kaostan nemalanan, Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen, terörden ticari/siyasi kazançlar elde eden kesimleri mutlu etmeyecekti.

Nitekim sosyal medyada bir-iki ülke hariç bir çokları harekata karşı olduklarını belirtti. Kahire merkezli Arap Birliği’nden de harekata ilişkin çöp hükmünde bir kınama geldi. (Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Yemen, Kuveyt, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Fas, Moritanya, Sudan, Somali, Cibuti, Komorlar ve Filistin(*)’den.) 

SA8065/KY69-EY407: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


19 Ekim 2019 Cumartesi

SA8064/SD1511: Dış Politikada Değerler'in Rolü

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, 2017 ve 2018 yıllarında ABD Dışişleri Bakanlığında kıdemli danışman olarak görev yapan, Amerika Katolik Üniversitesi'nde siyaset doçent doktoru olan Jakub Grygiel'e aittir ve Amerikan Dış Politikası'nda baskın hale gelen ve ABD elçiliklerince resmen desteklenen LGBT gibi 'değerler yozlaşması' anlamına gelen Satanist Liberal Demokrasiyi, çekinik bir dille eleştiren, "Genel olarak, liberal demokrasi, herkesin değer verdiği ve istediği şey değildir"  diyerek, "Tartışmalı değerleri yurt dışına taşımak ulusal güvenliğimizi zayıflatıyor. Sadece müttefiklerimizi ve diğer devletleri bize karşı çevirmekle kalmıyor, aynı zamanda rakiplerimiz için fırsat pencereleri açıyor, aynı zamanda ABD dış politikasını Amerikan seçmenlerinin en büyük kesiminde olmasa bile, büyük bir destekten mahrum bırakıyor" uyaran, üstenci, dünyaya tepeden bakan bir amerikan diline sahiptir. "ABD’nin amacı dış politikada, en başta Amerikan ulusunu, onu oluşturan aileleri ve arkadaşları ve onları birbirine bağlayan gelenek ve din bağlarını korumaktır. Evrensel ilerleme arayışı en çok yardımcı bir amaç olabilir ve bu durumda bile, bireysel olmayan tercihler tarafından tanımlanan “değerlerin” evrensel ve tek biçimli dayatılması anlamına gelemez." diyen yazarın en büyük kaygısı şu cümlede belirginleşmektedir: "Geçtiğimiz yirmi yılda, müttefiklerimizin, ne olursa olsun, irademizi kabul etmekten başka seçenekleri yoktu. Şimdi Çin ve Rusya gibi rakiplerimizden destek alma konusunda cazip bir alternatifleri var. Gelişmiş bir büyük güç rekabeti durumunda, bazı müttefikler ABD’nin ulusal iradelerine aykırı baskılarını önlemek için rakiplerimizden destek aramayı seçebilirler." Yazar ilerici Sol'un Satanist Liberal hedeflerinin (LGBT- Eşcinsel evlilikler, ailelerin yozlaşması, dinin hayattan tamamen çıkarılması) ABD devletinin politikaları haline gelerek ABD elçilikleri aracılığı ile yayılmasını Amerikan çıkarlarının önünde engel olarak görüyor ve amacı ABD'nin küresel hegemonyasının sürmesini sağlamaktan başka bir şey değildir: "ABD'nin Avrasya'daki varlığı, rakiplerimizi kontrol altında tutmak ve güvenliğimizi sürdürmek için vazgeçilmezdir." Türkiye'nin dış ve iç politik alanda yaşadığı zorlukları üreten bu tür Amerikan politikalarını doğru analiz etmesi ve gerekli tedbirleri alması şarttır.
Seçkin Deniz, 19.10.2019

The Role of Values in Foreign Policy
"Neyin mümkün olduğunu ve neyin arzu edildiğini belirlemeliyiz."

Bir milletin karakteri dış politikasını şekillendirir. Fikirler, değerler ve ulusların kendilerini nasıl örgütledikleri önemlidir. İstenilen ve kabul edilebilir olanın parametrelerini belirler. Örneğin, Amerikan cumhuriyetinin kurulduğu ilkeleri yansıtmayan bir ABD dış politikası, hem sürdürülemez hem de istenmeyen bir durum olacaktır.

SA8063/TG268: Çin Yumuşak Gücü'nün Yükselişi ve Hindistan'ın Hegemonya ile Mücadelesi

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz Hintli analist Abhiskek Kumar'a aittir ve Hint çıkarlarını merkeze alarak Çin'in küresel yayılmacılığını incelemekte ve Hindistan'ın Çin Hegemonyası'na karşı mücadele etmesinin gerekçelerini açıklamaktadır. Satanist Küresel Sermaye'nin neredeyse bütün şirketleriyle desteklediği, dünyanın üçte birden fazla nüfusunu barındıran iki eski sömürge devlet olan Çin ve Hindistan'ın ekonomik birer deve dönüşmesi tesadüf olmadığı gibi, (tıpkı 20.yüzyılın başlarında eski imparatorluklara karşı ABD ve Avrupalı ulus devletlere verilen destek sonucu ortaya çıkan ABD-Avrupa- Rusya rekabet inşâsına benzer) bir Çin-Hindistan rekabeti inşâ etmek de tesadüf değildir. Doğal olarak Satanist Sermaye'nin çöken Batı'dan yükselen Doğu'ya taşınması sürecinde bu tür analizler algıların da inşâ edilmesi için gerekli görülmektedir. Türkiye'nin yarım yüz yıl sürmesi muhtemel bu yeni dengeleme sürecinde çöken Batı ile birlikte yükselen Doğu'yu aynı anda görebilmesi ve Rusya, Pakistan, İran, Türk Konseyi, Afrika ve Arap Ligi ile birlikte güçlü bir 'Orta Dünya' inşa etmesi temel güvenlik ve ticaret alanları için vazgeçilmezdir.
Seçkin Deniz, 19.10.2019

Rise of China’s Soft Power and How India is fighting the Hegemony

"Çin’in, 21. yüzyıl küresel ticaret yolunun üzerinde bulunan ülkelere cazip gelmesi Hindistan’ın dış egemenliğini ve gelecekteki ticaret yolu güvenliğini tehdit ediyor."

Günümüzün yeni küresel gücü olarak ortaya çıkan Çin, Hint Okyanusunda yumuşak gücünü pekiştiren faaliyetler gerçekleştirerek Hindistan'ın dış egemenliğini tehdit etmektedir. Çin, gerçekleştirdiği alt yapı çalışmaları ve büyük yardımlarla Güney ve Batı Asya ülkeleri ile arasındaki ilişkileri güçlendirmektedir. 

SA8062/KY69-EY406: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


18 Ekim 2019 Cuma

SA8061/KY1-CÇ677: Rüya Desem Değil

'Kardeşlerim yeniden ceviz oynamaya başladılar. Cevizin biri yüzüme doğru geliyor. Gözlerimi kapıyorum. Küçücük bir şey, burnuma çarpsa ne olacak? İyi de niye doğrulamıyorum?'


Anlatacaklarımın inanılırlığından kuşkuluyum. Ne kuşkusu? Apaçık inanılmayacak, kimi kurgu (bak bu kurgu sözcüğü her şeyi bağışlatır işte, yalan diyerek kral çıplak demenin yahut karşısındakini incitmenin ne alemi var?), kimi metafor (ecnebicesi daha alımlı oluyor yoksa eğretileme hatta daha ileri gidip istiare sözcüğünü bile kullanabilirdim!) kimi düş diyecektir. Hele şu Matrix filminden ötürü düş savına sarılanların sayısı epey fazla olacaktır. Ve fakat kim ne derse desin, kim nasıl yorumlarsa yorumlasın ben yaşadım. Evet, düpedüz yaşadığımı iddia ediyorum. 

SA8060/KY69-EY405: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


17 Ekim 2019 Perşembe

SA8059/KY23-NN35: Yeni Türk-Amerikan İlişkilerinin Başlangıcı

Sonsuz Ark'ın Notu:
7 Ağustos 2018  tarihli 'Bir Siyaset-Diplomasi Felsefesi Değişikliği; Türkiye-ABD İlişkileri mi, ABD-Türkiye İlişkileri mi?' başlıklı analizde, "Her devlet, daha doğrusu devlet olma niteliğini kazanmış, ülkesinin çıkarları gereği özgür kararlar alabilen yöneticilere sahip her devlet, ikili ilişkiler kurduğu devletlerle ilişkisini tanımlarken başlangıçtan itibaren bunu muhatabına yansıtır, adı önce anılacak olan devlet yöneticinin kendi devletidir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yöneticisi ABD ile ilişkilerini tanımlar ve somut bir çerçeveye oturturken Türkiye-ABD ilişkileri başlığı altında düşünür. Bugün Türkiye'nin ABD-AB temelli yaşadığı kuşatmanın temelinde yatan da bu sorundur. Türkiye-ABD ve Türkiye-AB ilişkileri  (şimdilerde doğru bir şekilde kurulan Türkiye-Çin ilişkileri ve 2015'ten sonra yeniden kurulan Türkiye-Rusya ilişkileri) her biri kendi başlığı altında yeniden inşâ edilmektedir ve bu durum ABD-Türkiye, AB-Türkiye şeklinde dayatılan gelenekselleşmiş kolonyal ilişki biçimine alışkın ABD ve Avrupa ülkelerinin çıkarlarını rahatsız edici bir felsefeye sahiptir. Erdoğan'ın şahsında eşit haklara sahip bir devlet olarak masaya oturan Türkiye'nin varlığı Küresel Sistemi rahatsız etmektedir." demiş ve analizi şu paragrafla tamamlamıştım:"Türkiye'nin ABD'ye karşı stratejisi, ABD'ye eşit bir devlet olarak davranma kararlılığını sürdürmesini sağlayacak davranış setini içermelidir. Geriye atılacak herhangi bir adım Türkiye'nin itibarını sarsacak ve sağlıklı adımlar atmasını engelleyecektir. ABD çökmüştür, çöken ekonomisi, psikolojik olarak yok olan ordusu, eskiyen askerî teknolojisi ile bütün heybetini kaybetmiştir; ancak bütün dünya için nükleer bir tehdit olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir; bunu her an göz önünde tutarak ilerlemeye devam etmeliyiz." Aşağıda yayınladığımız çeviri, 'Gölge CIA' olarak anılan Stratfor'un kurucusu yahudi kökenli ABD vatandaşı George Friedman'a aittir ve 9 Ekim 2019'da başlattığımız Kuzeydoğu Suriye'de PKK-YPG'ye yönelik 'Barış Pınarı Harekâtı' sonrası gerilen Türk-Amerikan ilişkilerine binaen yapılmıştır...
Seçkin Deniz, 17.10.2019

The Origins of New US-Turkish Relations

Birkaç yıldır Washington'un sürekli olarak çatışmalardan kaçınmaya çalıştığı Ortadoğu'ya yönelik ABD stratejisinde önemli bir değişim yaşanmaktadır. ABD artık her ikisi için de jeopolitik açıdan gerekli olan şartlara dayalı olarak, kendi başına bölgesel bir güç olan Türkiye ile anlaşma yollarını aramak zorunda kalmıştır.

SA8058/SD1510: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 533 (26-31 Aralık 2018)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(26-31 Aralık  2018)  (Aralık  2018: 4.107  Tweet+Önceki Toplam: 343.136+4.107 = 347.243 Tweet

Seçkin Deniz 🇹🇷 @Seckin_Deniz
Buraya yazıyorum... 50 yıl içinde Türkiye 1839'dan beri kaybettiği toprakları savaşla geri alacak.
@Seckin_Deniz retweetledi

ANADOLU AJANSI
   
@anadoluajansi
Sudan'daki olaylarda tarafların tutumu aane.ws/gG3 pic.twitter.com/ykbgLWC0UP
@Seckin_Deniz retweetledi

SA8057/KY69-EY404: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


16 Ekim 2019 Çarşamba

SA8056/Sonsuz Ark-YD175: “Kırık Bir Kalp” Ölüme Yol Açar mı?

"Cevap elbette ki o kadar basit değil."


Kırık bir kalp ifadesi, size belki romantik bir film sahnesini hatırlatacaktır ya da bir kalp çiziminin porselen gibi kırıldığı bir görüntüyü. Esasında, “kırık kalp sendromu” popüler kültürde sertifikalı bir yere sahiptir ve filmlerde güçlü ve etkili bir tema olarak sıklıkla kullanılır, örneğin “The Notebook”. Peki, özellikle de duygusal karmaşa dönemlerinde varlığını hissettiğimiz “kalp kırıklığı” bir kişinin ölümüne yol açabilir mi?

15 Ekim 2019 Salı

SA8055/SD1509: "atasözlerinin rengi" /05.11.2004/ 277. patika



...atasözleri derler...
...atasözlerine kem söz eden de var, kadr bilen de...
...onlara neden bu kadar sorumluluk yüklenir ve insanlar neden sık sık atasözlerine baş vurur ki?...
...sözlerinde anlam kuvveti oluşsun, insanları etkilerken kafalarında kuşku kalmasın ve belki de deneyimlerin nesillere aktarılması sağlansın, diyedir atasözlerindeki sorumluluk yüklenmesinin sebepleri...
...yükleyenler ve yüklenenler için her şey aynı çerçevededir muhakkak...
...aynı hedefte değildir, ama...
...yazı ile aktarılan tarihsel vak'alardaki derinlik, bize, insanın geçmişte en önemli olayların nesillere aktarılması için yazıyı kullandığını anlatır...
...elbette yazı yazılacak zeminler ve araçlar 'yokluk' veya 'azlık' gibi sebeplerle seyrek kullanılırdı...
...ve insanlık bu yüzden bireysel deneyimlerin toplumsal birikimlere dönüşmesi için sözlü nakillere gerek duydu...

SA8054/SD1508: Bir Neoliberal Propaganda; Yanlış'tan Doğru'ya: Yeni Avrupa Politikaları için Bir Rehber

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz satanist-ateist-neoliberal perspektife sahip Spectator'un bir propaganda çalışmasıdır, 'Kalabalıkların Cinneti: Cinsiyet, Irk ve Kimlik' adlı kitabın yazarı Douglas Murray’e aittir ve Avrupa'daki 'aşırı sağ' akımların egemen olduğu siyasi arenada, 'aşırı sağ'ı normalleştirme ve 'Yeni Dünya Düzeni' olarak adlandırılan eski sistem tarafından ehlileştirme görevini üstlenmektedir. Bu faaliyetlerin sonucu olarak da hemen hiçbir konuda fikir birliği oluşturamayan Avrupa Birliği, Türkiye'nin 9 Ekim 2019'da, Avrupa ve ABD'nin terör örgütü olarak tanımladığı PKK/YPG'ye yönelik Barış Pınarı Harekâtı'na karşılık toplanmış ve başlangıçta Macaristan'ın vetosuna rağmen 14 Ekim'de Türkiye'yi kınama kararı alabilir hale gelmiştir. Bu Satanist eski düzenin 'aşırı sağcı' olarak tanımladığı kuklalarını merkez sağa çektiğini göstermektedir. Yayınladığımız analiz de, Türkiye'deki benzer yayınlarda da görülebileceği gibi, HDP-PKK gibi terör merkezli partilerin CHP-İP-SP gibi kontrol altındaki diğer partiler tarafından 'normalleştirilmesi'ne benzer işlev görmek için yapılmıştır. (Demirtaş'ın saz çalması, kitap yazması gibi teknik detayları destekleyen yayınlar da bu minvalde değerlendirilebilir). O halde çıkarılacak sonuç şudur; Avrupa'daki egemen satanist-ateist-neoliberal gücün bir parçası olarak, Türkiye'deki muhalif yapıların, ironik bir şekilde 'Millet İttifakı' adı altında birleşmesi ve Erdoğan-Bahçeli liderliğinde kurulan ve PKK/YPG'ye karşı Barış Pınarı Harekâtı'na karar veren Cumhur İttifakı'na karşı 'ortak' tavır alması tesadüf değildir, Avrupa halklarının tepkilerinin 'aşırı sağcı görünen siyasetçiler aracılığı ile' neoliberaller tarafından kontrol altına alındığını ve terör örgütü PKK'ya birlikte destek verdiklerini göstermektedir. Bu Avrupa halkları için bütüncül çöküşün sürdüğünü, İslam Düşmanlığı'nın normalleştirildiğini ve yasallaştırıldığını (veya sünnet yasağı, başörtüsü yasağı ve karşı cinsle tokalaşanların vatandaşlıklarının ellerinden alınması gibi örneklere benzer şekilde yasallaştırılacağını), ekonominin ve sosyolojik dağılmanın kontrol edilemez bir şekilde felakete sürüklenmeye devam edeceğini göstermektedir.
Seçkin Deniz, 15.10.2019

Right from wrong: a guide to the new European politics

"Tüm muhafazakarları 'aşırı sağ' olarak etiketlemek hem yanlış hem de tehlikelidir."

İtalya sandık başına dönmeye hazırlanıyor ve bu sefer Matteo Salvini, İtalyan siyasetinin tartışmasız kralı olarak geri dönmeye kararlı görünüyor. Lega partisi (eski adıyla Kuzey Birliği) koalisyon ortağı Five Star hareketi ile bölünmüş durumda. Salvini'ye göre, genel seçime yapılan itiraz açık: Beş yıldızın popülaritesi 14 aylık hükümet sırasında düştü, ancak Lega'nın yükseldi. Şimdi sadece İtalya'nın kuzeyinde değil, daha önce tahmin edilemeyecek şekilde güneyde de en büyük parti olmasıyla övünüyor. 

14 Ekim 2019 Pazartesi

SA8053/SD1507: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 2

"Muhtaç olduğumuz üstün buyrukları kendimiz uyduruyorduk ya da daha becerikli olanların uydurduklarını hayatımızın merkezine yerleştirerek yaşıyorduk."


Daha önce yaşadığım binlerce geceden biri değildi bu gece. Bulvar boyunca dizilmiş ışıklardan, sağlı sollu yerleştirilmiş binalardan ve trafik ışıklarının arasından zihnime doluşan her şey yavaşça zihnimin derinliklerinde kayboluyor, ne yapabileceğime dair fikirler uçuşup duruyordu arabanın ön camında.

Mekanize bir sistemdi insanın zihnindeki sistem. Çok hızlı çalışıyor, zamandan ve mekandan bağımsız olabiliyor, aynı anda tarihin bilinen bütün verilerini, şimdiki zamana dek izliyor ve önüme birçok seçenek çıkarıyordu. Seçim yapmalıydım, seçimim bugüne dek denenmemiş olanlarla ilgili olmalıydı; âcil sonuçlar elde edebilmeliydi.

SA8052/KY1-CÇ676: Yalancı'nın, Müfteri'nin Cesareti

"Müfsitleri, yalancıları, müfritleri ve müfterileri böylesine pervasız yapan bizim tavrımız. Bizim tutumumuz. Biz besliyoruz o iblisin yoldaşlarını."


Yalancılar, müfsitler, müfritler ve müfteriler her çağda böyle pervasız mıydı? Her çağda böyle insan içine rahatlıkla çıkıyorlar mıydı? Bilmiyoruz. Bildiğimiz bu bozguncu mektebin, kliğin, meşrebin, mezhebin bağlıları hiç ummadığımız kadar pervasız. Hiç ummadığımız kadar rahat, hiç ummadığımız kadar yüzsüz. Hiç ummadığımız kadar cesur. Utanmıyorlar. Yüzleri kızarmıyor. Ar’dan yana bir nasipleri yok. Hiç olmamış. 

SA8051/ KY13-AO310: Sen Cumhurbaşkanlığı'nı da Türkiye’ye, O “Barış Harekatı”na Borçlusun!

"O “Barış Harekatı” olmasaydı şimdi orası bir Rum devletiydi, sen Cumhurbaşkanlığını da Türkiye’ye, o “Barış Harekatı”na borçlusun!"


Türkiye’nin gözü gibi koruyup, her tür desteği sağladığı, uğruna nice şehitler, gaziler verdiğimiz Kıbrıs'ın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 'Barış Pınarı Harekatı'na köstek olacak bir açıklama yaparken Kıbrıs Barış Harekatını da küçültecek şekilde, Kıbrıs’daki soydaşlarımıza yapılan zulüm ve katliamları durdurmak için türlü rizikoyu, ambargoyu, tehdidi göze alarak yaptığımız, uğruna yüzlerce Şehit, Gazi verdiğimiz “Kıbrıs Barış Harekatı” için de “1974'te biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı.”demiş..  (Bakınız, Sonsuz Ark'ın Notu)

SA8050/KY69-EY403: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


13 Ekim 2019 Pazar

SA8049/KY28-ATA399: Barış Pınarı Harekâtı'na Kıbrıslı Türkler'den Tam Destek

"Nihai hedefi Türkiye'nin sınırlarının güvenliğini sağlamak, bölgedeki teröristleri etkisiz hale getirmek ve bu suretle Suriye halkını teröristlerin zulmünden kurtarmak olan BARIŞ PINARI HAREKATI’nı Kıbrıslı Türkler olarak destekler, bu uğurda canlarını ortaya koyan kahraman Mehmetçiklerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin her zaman ve koşulda yanlarında olduğumuzu belirtiriz."


Anavatan Türkiye’mizi terör örgütünden uzak tutmak için Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin kararlı diplomatik girişimleri sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Barış Pınarı adı altında gerçekleştirdiği harekat, Türkiye’de olduğu kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de (KKTC) sevinçle karşılanmıştır. AB ve NATO tarafından da terör örgütü kabul edilen PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG YPG’nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) karşı başlattığı BARIŞ PINARI HAREKÂTI’nı en iyi anlayan ve değerlendiren, yıllarca Rumların mezalimi altında inlemiş ve soykırıma uğramış olan Kıbrıslı Türklerdir. 

SA8048/SD1506: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 532 (21-25 Aralık 2018)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(21-25 Aralık  2018)  (Aralık  2018: 4.107  Tweet+Önceki Toplam: 343.136+4.107 = 347.243 Tweet

CNN TÜRK
   
@cnnturk
Kar yağışı nedeniyle eğitime ara verilen il sayısı 19'a yükseldi bit.ly/2GHJCTs pic.twitter.com/2RAKRgHaBl
@Seckin_Deniz retweetledi

SA8047/KY69-EY402: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


12 Ekim 2019 Cumartesi

SA8046/ME47: Deliriyor musun?

 "Bir vızıltı, sinir bozucu bir vızıltı yayılıyordu avuçlarımdaki şeyden... can kulağımla dinledim."


Göğün sıcakla soğuk arasında askıda kaldığı bir gündü. İnsanlar koşuşturuyor, kuşlar ve böcekler yaşayabilecekleri alanların azalmasından yakınıyor, ruhlar karmaşa besliyorlardı her geçen an. Yaratılmışlar canhıraş bir döngüde asılı kalmış gibi, ne yapacaklarını bilmez bir haldeydi. 

İnsanlar ve hayvanlar ve cinler ve melekler ve şeytan, iç içe geçmiş karmakarışık bir resim gibi evrenin içine doluşmuşlardı. Gündüzdü ve duvarların her bir noktasında direnen ruhların çığlık seslerini duyuyordum. Duvarlar vardı yaratılmışların tırmaladığı, şikayet ettiği; esirdi bütün varlıklar kendi ruhlarındaki sınırlarla...

SA8045/SD1505: CNN Özel Dosyası: Putin'in Özel Ordusu

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız dosyada, CNN ekibinden Tim Lister, Sebastian Shukla, Clarissa Ward Orta Afrika Cumhuriyeti'nde etkin bir güç olan Rus Paralı Askerlerin izini sürüyor ve belgelemeye çalışarak Rusya'nın Afrika'ya yayılma planlarını belirginleştiriyor ve buna karşılık ABD'nin Afrika'daki birlik sayısını azaltmasını eleştiriyor. Konu her zamanki gibi yeraltı zenginlikleri ve sömürge rekabeti: "Moskova'nın şu anda Afrika ülkeleriyle yaklaşık 20 askeri anlaşması var. Fırsatın ortaya çıktığı yerde, Prigozhin Rusya'nın varlığını derinleştirmek için paralı askerlere ve fonlara sahip oluyor ve karşılığında keşfedilmemiş zenginliklere erişim kazanıyor." ABD'nin en etkin yayın kuruluşu olan CNN, paralı Rus Askerleri'nden bahsederken, dünyanın her yerinde yasadışı operasyonlar yapan BlackWater gibi ünlü askeri müteahhitlerin Paralı Askerlerinden ve İsrailli Psy-Group gibi şirketlerden ve bunların operasyonlarından bahsetmiyor. Dünya'nın bu bilgilere ihtiyacı var. Türkiye'nin ve İslam Dünyası'nın başına bela edilen DAEŞ-IŞİD-PKK-YPG gibi terör örgütlerinin de bu özel askeri şirketlerin tedarik ettiği paralı askerlerden oluştuğu iyi bilinmelidir. Türkiye 9 Ekim 2019'da başlattığı Barış Pınarı Harekâtı'nı bu paralı katillerden oluşan örgütlere karşı yapmaktadır.
Seçkin Deniz, 12.10.2019

Putin's Private Army
"Rusya Afrika tutkusunu pekiştiriyor, ancak Moskova bunu itiraf etmek istemiyor."

Orta Afrika Cumhuriyeti'nde sır olan bir şey yok Rusya'nın varlığına dair. Sokaklar “Rusya: ordunla el ele ver!” propaganda afişleri ile kaplanmış durumda. Yerel bir radyo istasyonu Rus baladlarını ve dil derslerini paylaşıyor. Orduya alınan yeni askerler Rus silahları kullanılarak Rusça eğitiliyor.


Ancak bu savaşın yıktığı ülkedeki Rus kampanyası, Moskova'nın etkisini arttırmak, rakiplerini geride bırakmak ve bölgede büyük bir oyuncu olarak tekrar öne çıkarmak için işe alınacak silahlı askerler ve zeki halkla ilişkiler karmasını kullanması ile sınırlı basit bir şey değil.

SA8044/KY69-EY401: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


11 Ekim 2019 Cuma

SA8043/TG267: ABD-2019 Yıllık Ulusal Veteran (Eski Asker) İntihar Önleme Raporu

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda yayınladığımız, ABD Veteran İşleri Bakanlığı, Ruh Sağlığı ve İntihar Önleme Ofisi (U.S. Department of Veterans Affairs, Office of Mental Health and Suicide Prevention)'nin hazırladığı 32 sayfalık '2019 National Veteran Suicide Prevention Annual Report' başlıklı rapor incelemesi, çevirmenimiz Tamer Güner'in özel bir çalışmasıdır ve ABD'de Veteranlar (Eski Askerler)'ın intiharlarına yönelik resmi verilerle desteklenen ayrıntılı içeriklere sahiptir. Veteran intiharlarında, 2008’den 2017’ye her sene 6000 artış olmuştur. 2017’den itibaren günlük Veteran intihar ortalaması 16.0 veya daha fazladır. Veteranlar Sağlık İdaresi (VHA) hizmetlerinin kullanıcıları arasındaki intihar oranlarının; ekonomik eşitsizlikten, evsizlikten, işsizlikten, askerlikle bağlantılı sakatlık durumundan, toplumsal etkileşimden ve kişisel sağlık ve iyilik durumundan etkilendiği görülmüştür. VHA hizmeti almış Veteran hastalar arasında, bipolar bozukluk ve opioid kullanım bozukluğu tanısı alan hastaların intihar oranları en yüksek seviyededir. ABD'li eski askerlerin intihar etmelerinin temel sebebinin Allah'ın "haksız yere insan öldürmeyin" emrine uyulmamasının bir sonucu olduğunu düşünüyoruz. Somali, Irak, Afganistan, Pakistan ve Suriye'de çocuk, erkek, kadın, yaşlı sivil milyonlarca müslümanın veya dünyanın herhangi bir yerinde 900 Amerikan üssünden çıkarak insanların tek tek veya topluca katledilmesinde sahada aktif rol alan ve her biri onlarca kişinin katili olan bu eski askerlerin askerlik sonrası yaşadıkları psikolojik çöküntülerden kaynaklanan diğer sorunların baskısıyla intihar etmeleri neden-sonuç ilişkisinin bir sonucudur. Allah'ın adaleti kusursuzdur ve Allah unutmaz.
Seçkin Deniz, 11.10.2019

2019 National Veteran Suicide Prevention Annual Report

2017 yılında 6.163 tanesi ABD Veteranı olmak üzere 45.390 Amerikalı yetişkin intihar sebebiyle öldü. Milletimiz her intiharla anlaşılabilir bir şekilde acı çekiyor ve bu durum, kanıta dayalı klinik müdahaleleri yorulmaksızın araştırmamıza ve her bir Veteran'a ulaşmamızı sağlayacak toplum önleme stratejilerinin geliştirilmesine yönelik arayışımıza güç veriyor. 

SA8042/KY1-CÇ675: Gitmeliyim

"Gitmek mi istiyorsun? Lallar ülkesine mi? Öyle bir ülke yok. Hem insan sözcükler yerine başka şeyler bulurdu bu kere zulmü aklayan, yoksulluğu, yoksunluğu ussallaştıran."


Gitmeliyim!
Gitmeliyim!
Gitmeliyim!

Nereye? Bilmiyorum. Gitmem gerektiğini biliyorum. İçimde ‘gitmeliyim!’ sözü –siz sesi de diyebilirsiniz, siz kimseniz.. kimliğiniz hakkında mini minnacık bir malumatım yok. Bu itiraftan sonra tavrınızın ne olacağını ya da ne olmayacağını az biraz tahmin ediyorum, yine de bu tahminimi dile getirerek sizleri, en çok da kendimi zor durumda bırakmak istemiyorum. Bu arada lanet olası klavye takılıyor ve böylece yazma hızım düşünce hızıma ulaşamıyor. Bugün klavye engel olmaya çalışıyor. Dün bir başka araçtı. Kahrolası araçlar kişinin hızını kesmekten, yürüyüşünü engellemekten öte bir halta yaramıyor.- yankılanıp duruyor. 

10 Ekim 2019 Perşembe

SA8041/SD1504: Fransa, Durduramadığı Barış Pınarı Harekâtı'nı Çaresizce İzliyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, Fransız  L'Opinion yazarı, gazeteci Jean-Dominique Merchet'e aittir ve Türkiye'nin terör örgütü PKK ve  destekçisi ülkelere karşı yapılan Barış Pınarı'ı operasyonunu değerlendirmektedir. Yazarın 'Kürt Güçleri, Kürt savaşçıları dediği PKK-YPG teröristlerinin çoğunluğunun Amerikalı, Fransız, İngiliz, Kanadalı, Avustralyalı, yeni Zellandalı, Çinli, Japon paralı eski askerler olduğu ve bu paralı askerlerin, (kurucusunun Obama olduğu Trump tarafından ilan edilen) hayalet örgüt DAEŞ bahanesi ile teröre destek veren ABD, İngiltere ve Fransa'nın çıkarlarını korumak için orada bulundukları gerçeği gözardı edilmemelidir. 9 Ekim 2019 günü başlayan Barış Pınarı Harekatı'nın 2. günündeTürkiye'nin belki de Suriye'nin topraklarındaki tek meşru güç olarak varlık gösterdiğine işaret eden Erdoğan ABD, İngiliz ve Fransız danışmanların desteklediği terörün bütün detaylarını açıklamış ve aslında operasyonun bu üç ülkeye yapıldığını zımnen vurgulamıştır: "Çünkü bizim hem kendi sınır güvenliğimiz tehdit altındadır hem de ülkemizde evlerine dönmeyi bekleyen 3,6 milyon Suriyeli sığınmacı vardır. Ey Avrupa Birliği, kendinize gelin. Bak yine söylüyorum: Bizim şu andaki operasyonumuzu 'işgal hareketi' diye nitelendirmeye çalışırsanız işimiz kolay; kapıları açarız, 3,6 milyon mülteciyi sizlere göndeririz. Bizim bu sınır ötesi harekatımızın altında, güneyimizde bir terör devleti kurulmasını engellemek var. Biz buna çalışıyoruz. Buna fırsat veremeyiz, eyvallah edemeyiz. Bunun daha ileri noktası var onları burada konuşmaya şu anda dilim varmıyor. Aradan geçen uzunca bir zaman boyunca maalesef beklediğimiz adımlar atılmamış sadece ülkemizi oyalamaya yönelik taktiklere başvurulmuştur. Halbuki Türkiye gibi kadim bir devletin karşısında bizzat muhataplarımızın ifadesiyle, 'Parayla kullanılan bir örgütün hükmünün olamayacağı.' bellidir. Şimdi buradan tüm NATO ülkesi olanlara sesleniyorum, başta Amerika. Biz Türkiye'yiz ve biz bir NATO üyesi ülkeyiz. Beşinci maddeyi gayet iyi biliyorlar. Bu terör örgütleri (PKK-DAEŞ-IŞİD)NATO üyesi olan Türkiye'ye saldırırken siz buna sessiz kalamazsınız. Buna hakkınız yok eğer NATO üyesi bir ülkeyseniz. NATO ülkeleri içerisinde NATO'ya karşı olan edimlerini yerine getiren en önemli ülkelerden bir tanesi hangisidir? Türkiye'dir. İlk 3'ün içinde ücretini takır takır ödeyen Türkiye'dir. Siz Türkiye'yi birkaç tane zibidi terör örgütüne tercih etmeyeceksiniz öyle mi? Buna eyvallah edemeyiz. Bunun da gereğini yapmaya mecburuz. Biz, 'Allah'a dayan, saye sarıl, hükmüne ram ol, yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol. Biz böyle gideceğiz. "Utanmadan sıkılmadan şu ifadeyi kullanıyorlar, 'Biz, Kürtlere karşıymışız. Terbiyesizlik yapmayın. Şu anda sadece Kobani'den bizim ülkemize gelen 300 bin Kürt hala bizim ülkemizde misafirimiz olarak yaşamaktadır. Önce bunu konuşalım. Hala bizim ülkemizdeler. Bunu niye konuşmuyoruz? Amerika bunu görmez. Avrupa Birliği bunu görmez. Biz kime neyi anlatacağız ? Hiç olmazsa kendi milletimiz bunu görsün. Parlamentoda da terör örgütüne sırtını dayayan bir grup var. Onlar zaten gözleri var görmez. Ama göstereceğiz. Öyle veya böyle göstereceğiz. Şimdi bizler, Suriye halkımıza sevdamız tartışılamaz, o ayrı bir konu. Ama bizim derdimiz Suriye'yi işgale çalışan DEAŞ, YPG, PYD gibi terör örgütleriyledir. Bizim oradaki Kürt kardeşlerimizle sorunumuz yoktur. Sorun tamamen terör örgütleriyledir. Bunu saptırmaya çalışıyorlar. Kimse saptırmasın. Biz oradaki Kürt kardeşlerimizle değil, terör örgütüyle şu an mücadele ediyoruz. PKK'nın, YPG'nin bu işgalini görmeyenler, şu anda bizim Suriye'nin birliği, beraberliği için attığımız adıma laf ediyorlar. Şöyle siz kenarda durun, biz yolumuza devam ediyoruz. DEAŞ'a karşı bizim verdiğimiz mücadeleyi bu konuşanların hangisi verdi. Bunlar sadece kendi ülkelerinden Suriye'ye DEAŞ'ı ihraç ettiler. Fransa'dan DEAŞ, Suriye'ye geldi, Almanya'dan geldi, Hollanda'dan geldi ve biz 5 bin 500 DEAŞ'lıyı geldikleri yerlere gönderdik. Bunlar dürüst değil. Bunlar sadece laf üretiyorlar. Biz ise iş üretiyoruz. Farkımız bu. Şu anda DEAŞ'a karşı da PKK'ya, YPG'ye, PYD'ye karşı da bu mücadeleyi tüm onurumuzla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Anayasa Komitesinin ilk toplantısını 30 Ekim'de yapacağı bir dönemde başlattığımız bu harekat, Suriye'nin geleceğinin daha sağlıklı bir şekilde planlanmasını temin edecektir."
Seçkin Deniz, 10.10.2019

Syrie: la Turquie veut «sécuriser» sa frontière et réinstaller deux millions de réfugiés
Suriye: Türkiye sınırını "korumak" ve iki milyon mülteciyi yerleştirmek istiyor.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'nin kuzeyindeki PYD'nin Kürt kuvvetlerine karşı bir askeri operasyon başlattı. Bölgede birlikleri olan Fransa, "çok sert" kınadı."

Çarşamba günü (9 Ekim 2019) Türk ordusu kuzeydoğu Suriye'de DAEŞ cihatçılarını bölge dışına sürükleyen Kürt kuvvetlerine karşı bir saldırı başlattı. Avcı uçakları, Pazartesi günü ABD özel kuvvetleri tarafından tahliye edilen Suriye sınırındaki Ras el-Ain (Resulayn) kentini bombaladı. Tanıklar, Tel Abiad (Tel Ebyad) şehrinin de saldırıların hedefi olduğunu belirtti. Buna karşılık Türkiye'ye roket atıldı.

SA8040/SD1503: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 531 (16-20 Aralık 2018)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(16-20  Aralık  2018)  (Aralık  2018: 4.107  Tweet+Önceki Toplam: 343.136+4.107 = 347.243 Tweet

Timeturk
   
@timeturk
Trump'tan Lindsey Graham'e Suriye tepkisi timeturk.com/trump-tan-lind…
@Seckin_Deniz retweetledi

Seçkin Deniz 🇹🇷 @Seckin_Deniz
en doğru zaman twitter.com/sametdgn1/stat…

SA8039/ KY13-AO309: İsrail Tohumları

"Eğer bir ülke kendi topraklarında, kendi tohumuyla üretim yapamayacak hale gelirse o ülkenin geleceği tehdit altındadır."



Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda 115 bin kişi çalışıyor. 30 tane ziraat fakültemiz, 50 tane tarım araştırma enstitümüz var, ancak tarımda kullanacağımız kendi tohumumuz yok..

Başlangıçta her şey 'daha kolay, daha çok üretim ve daha düzgün ürün' hikayesiyle başladı. Yerli tohumlarla bunu gerçekleştirmek mümkün olmadığı için ithal tohumlara başvuruldu. Bunun için en uygun adres ise İsrail tohumları oldu...

SA8038/KY69-EY400: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


9 Ekim 2019 Çarşamba

SA8037/Sonsuz Ark-YD174: Kuantum Termodinamik Devrimi

“Her şeyin enformasyondan ibaret olduğunu düşünen enformasyon kuramcılarına karşı tetikteyim. Buhar makinesi geliştirilirken ve termodinamik tam gaz ilerlerken, evrenin koca bir buhar makinesi olduğunu iddia eden insanlar vardı,” diyor Oppenheim. Gerçekte ise durumun bundan çok daha karmaşık olduğunu ekliyor. Kuantum termodinamikte en sevdiği şeyin ise iki temel nicelik olan enerji ile kuantum enformasyonun bir araya getirilmesi olduğunu belirtiyor. “Bana göre onu böylesine güzel bir kuram yapan da bu.” 


1824 yılında, o sırada 28 yaşında olan Fransız matematikçi Sadi Carnot, “Ateşin İtici Gücü Üzerine Düşünceler” (İng. Reflections on the Motive Power of Fire) adlı kitabını yayımladı. Carnot, buhar makinelerinin ısıyı ne kadar verimle işe dönüştürebileceğini hesaplamak için bir formül geliştirmişti. Isı, rastgele ve dağınık bir enerji türü olarak bilinir; iş ise düzenli bir enerji biçimi olup, bir pistonu itebilir ya da bir çarkı döndürebilir. Carnot’yu şaşırtan şuydu: İdeal bir makinenin veriminin, sadece makinenin ısı kaynağı (tipik olarak ateş) ile ısı alıcısı (tipik olarak dışarıdaki hava) arasındaki farka bağlı olduğunu keşfetmişti. Carnot, işin bir yan ürün olduğunu fark etti; sıcak nesneden soğuk nesneye doğal biçimde akan ısının bir yan ürünüydü.

SA8036/KY69-EY399: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


8 Ekim 2019 Salı

SA8035/SD1502: "ışığını söndürene üzülme" /06.11.2004/ 278. patika



...eğer, gözler kör, kulaklar sağır ve yürekler mühürlü ise yapabileceğiniz hiç bir şey yoktur...
...elçi olsanız bile, onlar için hiçbir şey yapamayacaksınız...
...her ferd kendi kuyusunda ışık bulabilir, bu ise ancak yaratıcı'nın elindedir; o ışığı kişi kendi söndürmemiş ise...
...nice elçiler vardır ki; en yakınlarındaki 'insanlar' aynı ışığa yönelememiştir...
...elçilerin en derin acılarla susakaldıkları en önemli hâl budur belki...
...münkir uzaktaysa, duyacağınız manevî acı daha azdır...
...bu sebeple yüreğinizi hoş tutun; elinizde olabilen/olabilecek olan bir şey değil bu...
...hem hissettiğiniz acı bile elinizde olan değildir...

SA8034/SD1501: Suudi Arabistan Kuşatma Altında: Krallık Sessizce Yıkılıyor mu?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, küreselci-neocon The National Interest'in ulusal güvenlik muhabiri Matthew Petti'ye aittir ve Trump'la birlikte çalışmayı seçen Suudi veliahtı MbS'ye muhalif bir perspektifle telif edilmiştir. Yazarın fikirlerini alıntıladığı Quincy Enstitüsü başkan yardımcısı Trita Parsi, eski CIA Ortadoğu direktörü, 15 Temmuz FETÖ darbesinin planlayıcısı Graham E.Fuller'in çırağı, İran asıllı neocon bir Amerikalıdır ve yeni kurulan Quincy Enstitüsü, (Solcu) Soros ve (Sağcı) Koch gibi iki kan dökücü ismin finanse ettiği diğer tüm düşünce kuruluşlarına zıt bir felsefe ile kurulmuş dünyayı renkli devrimler ve ayaklanmalar ve terör dahil kana boğan diğer enstitülere karşılık, yine aynı isimlerin finansman desteği ile Trump'ı yönlendirmek için kurulmuştur, görünürde 'yaşa ve yaşat' prensibine dayanan bir dış siyaset anlayışını savunmayı planlamaktadır. Sonuç olarak, başlangıçtan itibaren bütün Amerikan politikalarının uygulayıcı tetikçisi olarak Suud hanedanı ve diğer Arap yöneticileri yeni bir maskeyle ortaya çıkan masonik/satanist yapının emirlerini gereği gibi yerine getirmeye devam edeceklerdir. Yemen Savaşı, Afganistan- Libya-Irak-Suriye ve Dünyanın her yerinde DAEŞ'e verilen insan ve para desteği, İsrail ve siyonizm uşaklığı, Mısır'daki diktatör Sisi'ye verilen destek, Türkiye düşmanlığı ve Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi dahil, neoconların bütün emirlerini olduğu gibi uygulayan MbS'ye yönelik saldırgan ve yıpratıcı tutumlar tamamen gösteriden ibarettir; ortaya çıkan bölgesel ve küresel sonuçlar masum müslüman sivillerin ve çocukların ölümüne ve milyonlarca müslümanın mülteci durumuna düşmesine neden olarak insanlık dışı vahşetin satanist/masonik bir amaç olduğunu kanıtlamaktadır. Elbette bir gün bu alçak hanedanlar ürettikleri kötülüğün bedelini ödeyeceklerdir.
Seçkin Deniz, 08.10.2019


"Suudi yetkililer, Husiler'in sınır ötesi baskın iddiaları hakkında sessiz kaldılar, ancak endişe verici haberler ülke dışına taşıyor."

Suudi Arabistan Krallığında bir şey çürümüş. MbS olarak da bilinen Prens Muhammed bin Salman, bir zamanlar Arap monarşisinin ümit verici genç yüzü idi. Şimdi dış politika yenilgilerini arttırıyor ve evdeki rahatsız edici cinayetlerle karşı karşıya.

Seçkin Deniz Twitter Akışı