16 Temmuz 2018 Pazartesi

SA6501/AŞ87: Darbelerin Planlandığı Merkez Pentagon'dur, NATO'dur; Sorgulamayacak mıyız?

"Bu iş artık eski usûllerle yürümeyecek... Çocuklarımızı kendi ahmaklıklarımızdan da korumaya mecburuz.."



'Kimi kimden koruyacağız?', önce buna karar vermemiz lazım. 15 Temmuz NATO askeri darbesine giden yolu yapanlar, oralara kendi taşlarını döşeyenler kimler? Döşenen taşlar hangileri mesela, sadece FETÖ'den mi ibaret? Bizi 66 yıldır bataklığa sürükleyen o yolda ilerlemeye devam etmek mümkün mü? Bu yolda gidersek, yani NATO'da kalarak yürümeye devam edersek, tekrar tökezlemeyecek miyiz?

İşte Kürecik'e diktikleri Füze kalkanı, ne oldu hemen sonrasında Irak ve Suriye'yi parçaladılar, insanlarını öldürdüler, kanını içtiler, sürdüler; ne yapabildik? Ne işe yarıyor NATO? NATO'nun içimizdeki tetikçilerini ayırt edebildik mi? Çocuklarımızı kimden nasıl koruyacağız, kendi hayatımızı ve vatanımızı NATO'dan nasıl koruyacağız?

SA6500/KY1-CÇ523: Bir Garip Hâl Oldu

"Duyarlılıklarımız midemizle, kesemizle ilgili, ilintili. İnsanlık üstüne, gelecek üstüne irad ettiğimiz nutuklar gayet cafcaflı ve fakat bir ölü kadar verimsiz."


Bir garip hâl oldu.

Hayır, ölüler kabirlerinden fırlayıp sokaklara taşmadı, gökler devrilmedi, dağlar yürümedi, yüklü canlılar yüklerini düşürmedi, yer gök birbirine girmedi. Ve fakat bir garip hâl oldu ki yukarıda sayılanlar gerçekleşmiş olsa bu kadar can yakmazdı. O sayılanlardan öte bir garip hâl oldu. 

Duyarlılıklarımız kayboldu. Ayrımında olmamız gerekenleri ıskaladık. Duyarlılıklarımızı kendimizden saklar olduk. Öyle ki kendimizden sakladığımız duyarlılıkların iğdiş olduğunun da ayrımındaydık. Verimsiz, çorak bir çöle dönüştürdüğümüz duyarlılıklarımıza bile tahammül edemez olduk. Kör sağır, verimsiz duyarlıklardan bile ürker olduk. Lafını ederdik, lafını etmeye dahi rızamız kalmadı. 

SA6499/KY69-EY156: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6498/KY58-GÖKA119: 15 Temmuz’da Seyirci Olanlar, Bu Yazı Size!

"Eğer bu darbe girişimi şehit ve gazilerimiz sayesinde önlenemeseydi, ülkemizde bir işgal girişiminin, gözün gözü görmediği bir kaos halinin vuku bulacağını aklı başında herkes kabul ediyor. O meşum günde kahramanlarımız canlarını hiçe sayarak hepimiz için mücadeleye koştular. Ama bir kısmımız öyle yapmadık, bilerek ya da çeşitli nedenlerle “seyirci” kalmayı tercih ettik.  Bugün daha çok seyircilerin sesi çıkıyor."


“Gerçek yaşamda, asla birbirlerinden uzun süre ayrı düşmeyen ve çoğu kez birbirinin sıcaklığıyla faydalı kucaklayışını arayan şeyler: İlki ‘kötülük yapmak’, ikincisiyse kötülüğe karşı gelmekten yahut yapılmasını engellemekten imtina etmek…

(Kötülüğün asıl faillerini seyircilerden ayırmak lazım geldiği, üzerinde çokça durulmuş bir konu. Bu fark, yasaların cezalandırabileceği eylemler ile yasalarda bahsedilmeyen sadece ahlaken utançla damgalanacakları ayırt etmek için gerekli ve hukuk tarafından uygulanıyor. Ancak) failin tartışmaya kapalı suçu ile ‘seyirci’nin utanç verici olsa da mazur görülüp affedilebilecek kabahati arasında geniş ve sert tartışmalara açık bir alan bulunuyor. 

15 Temmuz 2018 Pazar

SA6497/KY58-GÖKA118: 15 Temmuz: Travmadan Zafere

"15 Temmuz'da halkımız, travmanın altında ezilmedi, modern zamanlarda eşine benzerine rastlanmadık biçimde ayağa kalktı, büyük bir kahramanlık ve dayanışma sergiledi."


15 Temmuz'da ne olduğunu tam olarak değerlendirebilmek için yeteri kadar mesafe açıldı. Olayların sıcaklığından bir nebze olsun uzaklaştık. 15 Temmuz'da devlet-toplum ilişkilerini kökünden değiştirecek, kaderimizi ve bundan sonraki gidişatımızı derinden etkileyecek, yıllar yıllar boyu konuşacağımız bir halk ihtilali olduğu artık daha net görünüyor. İhtilali başlatan, özellikle Ankara ve İstanbul'da ciddi bir travmatik etki yapan paralel çetenin darbe girişimiydi. 

15 Temmuz ihtilalini daha iyi anlayabilmek için, travmatik boyutunu da konuşmalıyız. Önce “travma” hakkındaki genel bilgilere şöyle bir bakalım.

SA6496/KY71-ATANTİK24: İnsan Kalma/ Müslüman Olma…

"İnsan/Müslüman arıyorum, aranmalı ki İnsan/Müslüman bulalım, bulmalı ki İnsan’a/Müslüman’a dair bir şey inşa olabilsin... Ama İnsan/Müslüman kayıp..."


Yeni bir dünyaya doğru seyrediyoruz.
 

Bu dünya insanın ikincil varlığa dönüşeceği bir kültürü inşa ediyor.Yapay zekâ ve robot teknolojisi ile yepyeni bir çağ başlayabilir. Ve bu çağ hümanizmanın sonunu ilan edebilir… Bu gerçek batıda ciddi bir şekilde tartışılmaya başlandı. Ama biz çağı neredeyse bir yüz yıl sonra takip ettiğimiz için gündeme bile gelmiyor. Çünkü daha pozitivist çağı geride bırakmadık ki kuantum üzerinden yapay zekâ çağına geçelim… Nano teknoloji ile artık neredeyse yeni bir vücut inşa edilebiliyor. Her tarafımız akıllı teknoloji sarılmış durumda… Gerçek bir yeniçağa uyandığımızda insan tahakküm etmekten mahkûm olmaya evirilmiş olabilir.

SA6495/SD1061: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 360 (01-05 Ağustos 2016)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”



 (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(01-05 Ağustos 2016)  (Ağustos 2016: 6.896  Tweet+Önceki Toplam: 212.507 +6.896 = 219.403 Tweet)
Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Arda Akın... Hürriyet muhabiri firarda.. twitter.com/stargazete/sta…

Nihat Nasır @Nihat_Nasir
Nurettin Veren'in aksine Ahmet Keleş, CIA-MOSSAD ilişkisine gelecek gibi görünüyor ama araya mütemadiyen alakasız şeyler giriyor.
@Seckin_Deniz retweetledi

SA6494/KY13-AO191: Adnan Oktar ve Kedicik Çetesi'ne Dair...

"Zaman her şeyin ilacı..."


Bu ülkede çok sayıda yabancı istihbarata çalışan kişi ve örgütlerin olduğu biliniyor. Dünyanın bir çok ülkesinde de durum pek farklı değil.


İstihbarat örgütleri hedef ülkelerde faaliyet gösteremezse o ülkelere karşı korumasız kalırlar. 
MİT yasasının değişmesiyle birlikte Türkiye de buna önem veriyor.

İstihbarat elemanlarının herhangi bir ülke içerisinde bir sorun yaşaması halinde karşıtlık ilkesi devreye girer ve sorun yaşanan ülkenin içerideki uzantılarına müdahalede bulunulur.

SA6493/KY69-EY155: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili - 15 Temmuz


SA6492/KY37-AZ298: Rahatsız Olan, 'Cuntacı'dır

Sivil-asker kim rahatsız olmuşsa biliniz ki, “cuntacıdır…”


“Ben, (subaya) ‘Biz görünüşte apoletlerini sökmüş ama üniformayı kafasından çıkarmamış, emrivakiyle cumhurbaşkanı olmaya çalışan birine oy vermeyiz’ cevabını verdim. O sırada etrafımızı generaller sardı, birisi kartını verdi ‘Ali Arman’ isminde Harekat Dairesi’nden... Ne dediler biliyor musunuz, “Biz kalbimizi çıkardık önünüze attık. Bunu çiğneyeni biz de tankla çiğneriz.” Ben de ‘Vallahi, biz de helalliğimizi alıp evden öyle çıktık, hazırız. Allah ne dilerse o olur’ dedim.”

14 Temmuz 2018 Cumartesi

SA6491/ÇY11-HK29: İdamın Geri Dönüşü Yok




İstismara uğrayan çocukların isimleri, yaşları ve şehirleri değişse de arkalarında bıraktıkları acı hep aynı. Ramazan bayramının birinci günü Ağrı’da kaybolan ve aç bırakılarak ölüme terk edilen 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ardından Ankara Polatlı’da öldürülmüş olarak bulunan Eylül, bize çocuklarımızın korunmaya muhtaç ve savunmasız olduğunu tekrar hatırlattı. 

Uzmanlar, çocuklara yönelik suçlarla ilgili cezaların caydırıcı olması gerektiğini söylerken, şikayete bağlı mahkumiyetler olabildiği için, idamın farklı sonuçlar doğurabileceğinin altını çiziyor.  

SA6490/KY26-CA197: Fuat Hoca’nın Bavulu

"Boşuna değil vefatıyla âlemin öldüğü hissine kapılışımız. Eserleri çok değerli, ancak Fuat Hoca bize bir de “zararlı profesör” suçlamasının ne denli dönemsel, ne denli gerçeklerden uzak olabileceğine dair bir düşünme sorumluluğu bıraktı.  Keşke hakkıyla değerlendirebilsek bu mirası…"



Çoğumuzun beklenmedik bir yolculuk nedeniyle apar topar bavul hazırlama hikâyesi vardır. İnsan bir de memleketinden ayrılıyorsa kılı kırk yaracaktır götürecekleri konusunda.

Rahmetli Fuat Sezgin’in ülkesini terk etmeye mecbur bırakıldığında hazırladığı iki bavulu, hayattaki öncelikleri üzerine fikir vermekle kalmıyor, onu bu terke zorlayanların korkularını da izah ediyor.

SA6489/SD1060: Üst Düzey Beyaz Saray Yetkilisi Trump Doktrini'ni Tanımlıyor: 'Biz Amerika'yız, Orospuyuz'

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız düşünce kuruluşu Atlantic'in baş editörü Jeffrey Goldberg'e ait analizi okuduğunuzda, Trump'ın daha büyük bir planın parçası olarak seçildiğini görmekle birlikte, Trump Doktrini olarak adlandırılan şeyin aslında ABD'nin yeniden büyük bir güç olarak inşa edilmek üzere eski yüklerinden kurtulması gerektiğini düşünen derin bir aklın ürünü olduğunu da anlayacaksınız. Obama Doktrini'nin ürettiği ve dünyaya yaydığı şiddet sonrası Trump Doktrini daha farklı ve daha 'kaba' bir yöntemle dünyayı tehdit etmeye devam edecek. 11 Temmuz 2018 Brüksel NATO Zirvesi'nde Rus-Çin-İran tehdidi üreterek NATO üyesi Avrupa ülkelerini ve Türkiye'yi 'NATO'dan ayrılırız' diyerek tehdit eden Trump, üyelerin NATO bütçesine katkılarını arttırmalarını istemiş ve genel sekreter aracılığı ile NATO'nun Ortadoğu'da İran ve esamesi bile okunmayan DAEŞ'e karşı yeni bir üs ve acil müdahale gücü kurması gerektiğini dikte etmiştir. Trump NATO'yu Amerikan çıkarlarını eksiksiz bir şekilde yerine getirecek olan bir 'Tetikçi'ye dönüştürmek ve bunun ekonomik ve askeri maliyetini de üyelere yüklemek istemektedir. Analiz,  'Biz Amerika'yız, Orospuyuz' şeklinde özetlenen Trump Doktrini'ne bazı basit itirazları olsa da Atlantic ve Brookings Enstitülerinin bu doktrin masallarının destekleyicileri olduğunu göstermektedir.
Seçkin Deniz, 14.07.2018

A Senior White House Official Defines the Trump Doctrine: ‘We’re America, Bitch’

"Başkan, ABD'nin kimseye, özellikle de müttefiklerine bir şey borçlu olduğuna inanmıyor."

Donald Trump'u eleştirenlerin çoğu, hem subliterate (Seçkin Deniz'in notu: 
subliterate, yetersiz okuryazarlık becerilerine sahip olmak) olmayı hem de tarihsel olarak tutarlı bir dış politika doktrinini bir cumhurbaşkanına atfetmeyi zor buluyor. Bir Trump Doktrini, Trump Düşüncesinin kanıtını gerektirirdi ve böyle bir düşüncenin kanıtı, yetersizdir. Bu görüş kısmen kıskançlık duygularının etkisi altındadır, ancak merhametsiz değildir. 

SA6488/KY69-EY154: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6487/KY58-GÖKA117: 24 Haziran’da Millet Ne Söyledi? (III)

"Bölgede her şeyi olanca gerilim ve sıcaklığıyla yaşayan Kürt seçmen, HDP mitinglerine katılmayarak başlattığı tavrını sandıkta da belli ölçülerde sürdürdü. İbreyi HDP’den farklı yöne çevirmeye başlayarak zımnen son dönem politikalarına desteğini ifade etti". 


24 Haziran’da milletin ağzından ilk çıkan cümle, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güveniyor, söylediklerine inanıyorum” idi. Küreselleşmenin tek bir siyasi idare iddiasına dönüştüğü dünyada, ülkesinden ve bu coğrafyada üretilen inanç ve değer sisteminden yana olanların yani toplumsal merkezin fikriydi bu.

Ama bu fikir sahiplerinin az da olsa bir kısmı, Erdoğan’ın kendisi değil ama partisi hakkında endişe dile getirdiler. Bu süreçte varlığını riske atarak yerli ve milli bir tavır almış MHP’yi yok etme girişimlerine karşı koşarak Bahçeli’nin yanına gittiler. Onların bu hareketi, aynı zamanda Ak Parti’ye “titre ve kendine gel” mesajıydı. Erdoğan’ın “aldım” dediği mesaj buydu.

Seçkin Deniz Twitter Akışı