24 Eylül 2018 Pazartesi

SA6870/AŞ91: Erdoğan'ın Şahsında Şüphe Bulutları Dolaştırmak

"Şüphelerle gidilen yol bu saatten sonra ancak  FETÖ'nün efendilerinin taşlarını döşediği yoldur, Satanizm'in yoludur..."


Dönüp dolaşıp konu hep Erdoğan'a geliyor, İstanbul Belediye Başkanı olduğu 1994'ten bu yana 24  yıl geçmiş Erdoğan Türkiye'nin gündemine gireli. Ne kadar başka bir zaman; ne kadar şaşkınlık verici sıçrama zamanı... Erdoğan mı millete muhtaç, millet mi Erdoğan'a? 24 yıl sonra bugün Erdoğan hâlâ %53 oy alıyorsa bu soruyu sormak bile abes... Erdoğan bu milletin çocuğu, millet kendi çocuğunun kendisini daha iyiye taşımasını istiyor, kim ailesine ihtiyaç duymaz, kim çocuğuna muhtaç değil?

SA6869/ME41: Özgürlüğe Kaçış Döngüsü

"Kimi sıkıştırırsanız sıkıştırın sonunda birbirinizi sıkıştırmış, çaresizliğe sürüklemiş kendinizi daracık bedeninize hapsederek kendinize kötülük yapmış olursunuz..."


İnsana ve ruhuna dair bütün teorik yaklaşımların kimler tarafından, kimler için üretildiğini hepimiz bilmesek de, ben İblis'in bu işten sorumlu olduğunu düşünüyorum. İblis'in insanlardan tedarik ettiği şeytanların olduğunu hangimiz bilmiyoruz ki?


Dikkat edin; buradaki 'biz' sizsiniz, ben değilim. Ben bir zerreyim rüzgardan dağlara, okyanuslardan küçücük akarsulara, her konmak istediğim yere konan özgür bir iradeyim. Bazen çakıltaşlarının arasında izlerim her şeyi, bazen de saraylarda, sirklerde ya da tapınaklarda. 

SA6868/KY1-CÇ543: Dünü Yaşama Hevesi

"Yeni bir şeyi inşa etmenin zorlukları karşısında yılgınlığa düşüp kör inanlara sarılıp varlığını, varoluşunu sürdürebileceği sanısı kuşkusuz sayrıl bir zihnin en belirgin göstergesidir. Sayrıl bir zihnin yapıp etmelerinin ne kendisi ne başkaları için olumlu bir yanı olmayacaktır."


Dünü güne taşıma hevesi duymanın temelinde varlığa ve varoluşa ilişkin bir sorgu yapmayış olduğu kesindir. Böyle bir sorgulama yapmayışı sağlayan temel etmen de dünün yetkinliğine ilişkin kör inandır. İnsan ve insanlık kör inanlarla maluldür. 

Yapıp etmelerini kör inanların doğrultusunda sürdüren kişi elbette yeni bir yaşam, yeni bir dünya inşa etmek yerine yaşanmış bitmiş bir dönemi yeniden ihya etme hevesine düşecek ve bunun gerçekleştirilmesi için anlamsız bir uğraşı verecektir. Bu yapıp ettiklerinin anlamsız beyhude olduğuna ilişkin en ufak bir kuşku duymayacaktır. 

SA6867/KY69-EY215: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6866/KY58-GÖKA139: Mutsuzlara Yardım Kılavuzu (2)

 "Bizim asıl derdimiz, psikolojinin, kişiliklerin, insan ilişkilerinin önemini anlatabilmek. Bunu başardığımızda gerisi kolay…"


Mutsuz insanlar, çoğu zaman dertlerinden uzun uzun bahsederler ama sizden ne istediklerini dile getirmez, bunu sizin anlamanızı beklerler. Onu seviyor, ona değer veriyorsanız o söylemeden sizden beklentisini anlamanız gerekir diye düşünürler. Oysa en yetenekli olanlarımız bile karşısındaki açıkça söylemeden onun kendisinden ne beklediğini anlamaya her zaman muktedir değildir. Mutsuz yakınınız sizden isteğini açıkça söylemez siz de söylenmeyeni bilemez ve gereğini yapamazsınız. 

Sonuç, mutsuz kişinin hayal kırıklığı ve kendisini değersiz hissetmesidir. Sevgiyi kaybetmekten korktukları için küsmek yerine kaprisi tercih ederler. Sizi suçlamazlar, sadece değersiz oldukları için istediklerinin yapılmadığını düşünürler.

23 Eylül 2018 Pazar

SA6865/KY71-ATANTİK37: Sahtenin Egemenliği

"Mesele ise bu sahteliğin ve yapaylığın doğal olarak kabulünün sağlanması ve bunun içselleştirilmesidir. Sahteliğe yönelik yapılan her eleştiri bizzat sanki değerlere yönelik yapılmış bir saldırı gibi tepki almaktadır."



Akıl, kurgusal olanı harekete geçirir, her kurgu ise sahte olanı işlevsel kılar. Bu durumda fıtrat hep geri planda kalır. Sahtenin egemenliği hayatı kuşatır. 

Modern dönem bu sahte olanın iktidarını öne çıkartmaktadır. Her dönemde tabii ki sahte olan vardır. Ancak bu sahte olana yönelik büyük bir tepki olduğu için genelde sahteliğine vurgu yapılmadan onun doğal oluşuna gönderme yapılır. Yoksa sahte, sahteliği açığa çıktığı anda reddi içinde taşırdı. Bugün ise doğal olan komik olan ve saf olandır. Yani doğal olan istenmeyen olana dönüştürülmüş durumdadır. 

SA6864/SD1139: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 390 (01-05 Ocak 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(
01-05 Ocak 2017)  (Ocak 2017: 5.777  Tweet+Önceki Toplam: 237.681 +5.777 = 243.458 Tweet)

Yeni Haber @yenihaberden
"Birliğimizi bozamayacaksınız" yenihaberden.com/birligimizi-bo…
@Seckin_Deniz retweetledi

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
@ertugrul_aydin Evet yaklaşık yarım saat önce Para basmalıyız, memura yüksek zam vermeliyiz diye düşündüm

SA6863/KY49-İTIĞLI128: Afrika Politikamızda Yeni Bir Vizyona İhtiyaç Var!

"Artık Afrika’dayız. Hem Türkiye’nin hem Afrika’nın kazanmasını istiyoruz. Afrika’ya gelirken gemileri yaktık, dönüşü yok artık bu gelişimizin. O yüzden bir vücudun tüm organları gibi hareket edip yükselen Afrika’yı gelin birlikte kuralım…"


Türkiye 2005’ten beri başladığı Afrika açılım politikasında önemli başarılar elde etti. THY’nın sefer düzenlemediği hemen hemen bir Afrika ülkesi yok gibi. TİKA’nın birçok Afrika ülkesinde ofisi var ve kalkınma projelerini hız kesmeden devam ettiriyor. Diyanet Vakfı, Kızılay yaptıkları yardımlarla Avrupalı yardım kuruluşlarını geçtiler. Afrika ülkelerinin büyük bir bölümünde elçilikler açıldı, artık ilişkiler birebir devam ediyor.

SA6862/KY69-EY214: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6861/KY37-AZ318: Teknoloji Üretemezsek, Bizi Çıtır Çıtır Yerler!..

“Yapay zeka” sahibi robot algoritmalarının insanın biyolojik algoritmasının üzerine çıkacağı yeni dönemin tartışmalarının yaşandığı dönemdeyiz… Bu konuda geri kaldığımız an, “köle milletler” cemiyetine yatay geçiş yaparız, bilin.


Ülkenin, boş tartışmalar gündeminden fena halde sıkılmış durumdayım. Köşe yazılarının önemli bir bölümünü artık okuyamıyorum, sosyal medyadaki varlığım ise halen sürdürdüğüm yayıncılık çalışmalarıyla sınırlı, bulaşmıyorum. 

21’inci yüzyılın dönüm noktasında hala,hangi cemaat memleket için iyidir, hangisi kötüdür tartışmalarını izlemek mesela, bir toplumsal takıntı hastalığının kimliğini taşıyor. 

22 Eylül 2018 Cumartesi

SA6860/SD1138: Afrika'da Hesap Verebilirlik ve Demokrasi Talebi Liderlik Değişimine Yön Veriyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı (COMESA) Ticaret, Gümrük ve Para İşleri Direktörü Francis Mangeni'nin yazdığı ve Sonsuz Ark'ta "Bir Neocon Tasarım AfCFTA; Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'ni İnşâ Etmek" şeklinde değiştirdiğimiz başlığıyla yayınladığımız analizde, "Afrika’nın belirli devlet başkanlarını belirli kıta programlarını savunmak için tayin etme yöntemi, geçmişte siyasi iradeyi ve teknik uzmanlığı harekete geçirmede oldukça etkili oldu" şeklindeki ifadesi eşliğinde aşağıda çevirisini yayınladığımız analizi okuduğunuzda Afrika'daki liderlik değişimlerinin başlıktaki "Afrika'da Hesap Verebilirlik ve Demokrasi Talebi Liderlik Değişimine Yön Veriyor" önermesi ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını anlamanızı sağlayabilir. Analizi dikkatle okuduğunuzda kuracağınız doğru önerme şu olmalıdır: "Afrika'da kurulması planlanan 'AfCFTA; Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'ne karşı olan bütün Afrika liderleri tasfiye edilecek ve bu neocon projeyi destekleyecek, hayata geçirecek liderler devlet başkanı olarak 'seçtirilecek'tir." Türkiye'nin Afrika politikalarının gecikmeksizin çok katmanlı ve çok zamanlı ve kısa dönemde eş zamanlı stratejik adımlarla güçlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü; Türkiye Afrika'da itibarsızlaşan neoconlardan çok daha güçlü ve etkilidir, liderlik değişimlerindeki bu fırsatı kaçırmamalıdır.
Seçkin Deniz, 22.09.2018

Accountability and demand for democracy drive leadership changes in Africa

Afrika'daki son liderlik değişiklikleri, hesap verebilirliğin ve vatandaşların demokrasi taleplerinin oralarda daha da güçlendiğini gösteriyor. Liderlik geçişleri daha sık ve daha pürüzsüz hale geliyor ve geçtiğimiz onyılların aksine, çoğu anayasal araçlarla gerçekleşiyor; buna rağmen sorunlar yine de devam ediyor. Bazı seçimler özgür ve adil değil, favori liderler sistem dışı kalıyor ve bazıları üçüncü dönemde yükselişte görünüyor. 


Bununla birlikte, bazı sert olaylara rağmen, genel eğilim insanların çıkarlarını - yani, hesap verebilirliğin yükselişini - yansıtıyor ve bu güzel bir gelişmedir.

SA6859/KY26-CA207: İmar Affı Harmanı

"Her şey olduğu haliyle, haksızlıklara yol açan sebep ve sonuçlarıyla makulleştirildiğinde, genç kuşaklara ne tür örnekler üzerinden erdemli olmanın farkını anlatabiliriz acaba?"


Geçimini çiftten çubuktan sağlayan nüfus büyük ölçüde inşaat sektörüne yöneldi. Bu konudaki eleştiriler kimilerine göre toplumsal gidişatı okumaktan mahrum romantik düşlerden ibaret. Genç kuşaktan bir öykücü, geçmişte İslamcıların betonlaşma eleştirisi yaptığını bilmiyordum, dedi bana, yabanlaşan tarım arazileri üzerine sohbetimiz sırasında. 

Betonlaşma eleştirisi özellikle edebiyat alanında ağırlıklı bir yer tutuyor. Sezai Karakoç’un “Balkon”, “Köşe” gibi sayısız şiiri var. Nuri Pakdil “Putyapımevleri”ni yazdı; çok sözü edilse de az okunan kitabını. Ali Haydar Haksal’ın öykü, Osman Sarı’nın şiir, Ersin Gürdoğan’ın deneme alanındaki metinlerinde beton labirentlerin oluşturduğu yalnızlık hissi güçlü bir itirazla konu edilir.

SA6858/KY69-EY213: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA6857/KY58-GÖKA138: Mutsuzlara Yardım Kılavuzu (1)

"Hem mutsuz insanı anladığınızı ona hissettirmeli hem de mutsuzluk sebebi olarak gördüğü şeyleri büyüttüğünü, olumsuzlukların yanında olumlu şeylerin de olduğunu ona göstermeye çalışmalısınız."


Depresyon hastalığına yakalanmadığı halde, kişilik yapısı, hayat stili olarak depresif görünen “mutsuzlar”dan bahsediyorduk. Bu tip insanların ülkemizde çok olmasının, çocuk yetiştirme pratiklerimiz sırasındaki kimi hatalı tutumlardan kaynaklanıyor olabileceğini söyleyerek, yakınlarımızdaki mutsuzlara nasıl yardım edebileceğimize gelmiştik.

Doç. Dr. Murat Beyazyüz Hoca ile birlikte yazdığımız “Geçimsizler: Kişilikleri Tanıma ve Geçinmeyi Kolaylaştırma Kitabı”ndan aktararak öncelikle mutsuz kimsenin sizi içine çektiği kedere saplanmamak lazım geldiğini ayrıca onun mutsuzluk gerekçelerinin önemsiz şeyler olduğunu söylememeniz gerektiğini belirtmiştik. Bu kitabın kılavuzluğunda devam edelim.

21 Eylül 2018 Cuma

SA6856/KY28-ATA383: Dolara Bağımlılıktan Kurtulabilir miyiz?

"Özetle diyorum ki; Çok uluslu şirketlerin, kulağa hoş gelen “Küreselleşme” yutturmacası altında ülkemizi yeniden kolonileştirme adına açtıkları kapıları kapatmanın zamanı geldi."


Bu soruya çok farklı yanıtlar gelecektir ama bana göre, rahatımızdan biraz ödün verirsek kesinlikle dövizdeki artış durdurulabilir ve ekonomimiz canlanabilir.

Bunun en basit yöntemi bir hafta boyunca olanaklar elverdiğince özel araç kullanmamak olabilir zira bir haftalık araç kullanmama zincirinin yarattığı etkinin ucu ABD’nin Merkez Bankası olan FED’e kadar uzanıyor.  

Seçkin Deniz Twitter Akışı