22 Ocak 2020 Çarşamba

SA8309/Sonsuz Ark-YD189: Mantıksal Safsatalar-4: Veri Analizi Safsataları ve Çok Yönlü Safsatalar

"Bu metinler, inkarcı insanların Allah'ın varlığına ve birliğine karşı çıkmalarına gerekçe sağlayabilmek için aklı ve mantığı nasıl çarpıtıp kullanarak direndiklerini görmeniz açısından yayınlanmıştır."
Seçkin Deniz, 22.01.2019


Mantıksal safsatalar yazı dizimizin üçüncü bölümünde, zırva uydurma safsatalarına değinmiş ve bu safsata biçimlerini; ad hoc safsatası, korkuluk (ya da saman adam) safsatası (İng. straw man), saçmaya indirgeme safsatası ve iddiayı ispatlanmış kabul ederek sonucu doğru sanma safsatası başlıklarında ele almıştık. Yazı dizimizin dördüncü bölümünde ise veri ve korelasyon analizi safsatalarına değinecek, bunun yanı sıra da biçimsel olarak belirli bir ana başlık altında ele alamayacağımız için çok yönlü safsatalar ya da karışık safsatalar diye bir araya getirdiğimiz safsata biçimlerini ele alacağız.

SA8308/KY69-EY482: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


21 Ocak 2020 Salı

SA8307/SD1595: "öykülere bezenmiş yalanlar" /11.10.2004/ 263. patika



...patırtı kopmuş mahallede...
...patırtı...
...gürültü...
...kopan bir parçadan bahsedilir gibi...
...evet; insanların içindeki parçalardan biri dışarı doğru meyillenmiş demek bu...
...meyiller, diğer meyilleri kışkırtmış utanmadan ve hep birlikte dışarı çıkmışlar öylece...
...üşümeden, terlemeden ...
...sonra, başkaları duymuş olur öykülere bezenmiş yalanları...
...ve insanlar peşin hükümlerle koşarak gelirler patırtının kapısına...

SA8306/SD1594: Yarının Enerji Dünyası Jeopolitiği Nasıl Yeniden Şekillendirir?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Jeopolitik Vadeli İşlemler Operasyon Direktörü, Romanya enerji bakanı Onursal Danışmanı ve Romanya Brasov Bölgesel Savunma Kaynakları Yönetim Çalışmaları Bölümü doçenti jeopolitik analist Antonia Colibasanu'ya aittir ve enerji haritasının değişmesiyle değişen küresel jeopolitik yaklaşımlara odaklanmaktadır. "Coğrafya daha akıcı hale geldi. Enerji haritası artık sadece hidrokarbon üreticilerini ve tüketicilerini içermiyor. Yenilikler, enerji tedarik zinciri ile ilgili, ekstraksiyon sürecinden altyapı ve tüketim inşasına kadar her şeyi değiştirdi. İnovasyon sayesinde insan kaynakları dünyanın doğal kaynaklarından daha değerli hale geldi; insan zekası ve yaratıcılığı enerji sektörü için yeni modellerin geliştirilmesini belirliyor." diyen yazar ABD'nin küresel liderliğini sürdüreceğini iddia ettiği çalışmasında günümüz gelişmelerinin (Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Suriye, Libya, Yemen, Mısır, Irak, İran, Suudi Arabistan, Körfez) arka planına ışık tutmaktadır: "Yeni bağlam, küresel jeopolitik ile ilgili bazı temel sorunları yeniden şekillendirmektedir. ABD’nin Basra Körfezi’nden  (muhtemelen tam olarak, çok yakın gelecekte) çekilmesiyle, Suudi Arabistan ve İran arasında çatışmalar tırmanabilir. Her iki devletin de ekonomik sorunları var ve her ikisi de toplumsal reformların karmaşık süreçleriyle karşı karşıya. Her ikisinde de petrol rezervleri ve ABD ile karmaşık ilişkileri var. Bölgesel düzeyde böyle bir çatışma, bölgesel güç rolünü yeniden kazanmaya çalışan bir devlet olarak, Avrupa ve Asya arasındaki bir köprü (düğüm) olan Türkiye'nin katılımını etkileyecektir. Orta Doğu'da gerilimler artarsa, bu sadece enerji piyasalarını değil aynı zamanda küresel istikrarı da etkileyecektir. Amerika Birleşik Devletleri, aldığı riskleri en aza indirmeye çalışırken, ilgilendiği yerlere müdahil olmaya devam edecektir. Orta Doğu’daki olası senaryolar göz önüne alındığında, Amerika mümkün olduğunca yavaş hareket edecek ve diğer güçler (özellikle Rusya’nın yanı sıra Türkiye de) ABD’nin tamamen çıkmasını engellemeye çalışacaktır.
Seçkin Deniz, 21.01.2020

How the Energy World of Tomorrow Reshapes Geopolitics

Jeopolitiği anlamak için, milli zenginlik algısından kaynaklanan gücü anlamamız gerekir. Ulus-devletlerin çıkarlarını savunmak için servetlerini kullanma şekilleri, dünyadaki yeri ve rolleri hakkındaki algılarımızı şekillendirmeye yardımcı olur. Toprak kaynakları servetin en önemli unsurları arasındadır. Ancak bu unsurları değerlendiren insandır; bu nedenle, insan kaynağı onlardan daha üstündür.

20 Ocak 2020 Pazartesi

SA8305/SD1593: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 16

"Bu vatana ihanetle sınırlanacak ya da tanımlanacak kadar basit bir motivasyon değildi. O gün gördüğüm açık bir savaştı; Kötülük, İyiliğe karşı savaşının başka bir versiyonunu ortaya koyuyordu. Terörle elde edecekleri bir iktidar onlar için her türlü kötülüğü yayabilecekleri bir imkân sunacaktı."



İstanbul ve Roma aktarmalı olarak Torino’ya gitmek için ertesi sabah erkenden bindiğim uçak yeni İstanbul Havaalanı’na inerken aklımdan geçenlerle yorulduğumu hissetmiştim. İki yüz milyonluk yolcu kapasitesine sahip olacak olan bu dev eserin nasıl yapıldığını, hangi zorluklar aşılarak bugüne gelindiğini biliyordum. 

SA8304/KY20-MEK87: Irak’taki Etnik Yapılar ve Yeni Siyasî Temâyülleri

"Irak tarihsel olarak etnik, dini ve mezhebi alanlarda bölünmüş, bu bölünmelerin sık sık çatışmaya döndüğü ve ABD işgali ile de bu bölünmelerin şimdilik üç ana aksta siyasi varlığa kavuştuğu bir dehşet dengesinde duruyor."


Bir tespihin taneleri gibi etrafa savrulan İslam Milleti yeni ve büyük bir toparlanma süreci yaşıyor. Gündelik gelişmelere takılmadan, Hafter, Süleymani, Dahlan gibi miadı dolmuş melodramlara aldırmadan, bu büyük gelişmelerin, İslam Milletinin bu devasa silkinişinin, bu ete kemiğe bürünmekte olan muhteşem siyasanın, atmakta olan bu harika şafağın hazırlığını yapalım. 

SA8303/KY69-EY481: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


19 Ocak 2020 Pazar

SA8302/KY23-NN37: The Hand of God and the Soleimani Miracle- Tanrı'nın Eli ve Süleymanî Mucizesi

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, İsrailli Haaretz gazetesi yazarı Rogel Alpher'e aittir ve (Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'de sadece sünnilerle savaşan ve onları öldüren, İsraillilere ya da Amerikalılara zarar vermeyen, çıkarları gerektirdiğinde onlarla işbirliği yapan) İranlı general Kasım Süleymanî'nin ABD Başkanı Donald Trump tarafından doğrudan verilen emirle 2-3 Ocak 2020 gecesi Bağdat havaalanında insansız bir hava aracından atılan bir füze ile öldürülmesinin, Mesih bekleyen fanatik Evanjelist Hıristiyanlarla, Mehdi bekleyen fanatik Siyonist Yahudiler tarafından nasıl algılandığına odaklanmakta, onların da tıpkı 13. İmamı (Kayıp İmam) bekleyen fanatik Şiiler gibi çılgın olduğunu vurgulamaktadır: "Bu köktendinciler laik vatandaşı kuşatıyorlar; birbirlerine, ona olduğundan çok daha yakındırlar. Hepsi bu laik insanın yaşadığı, çalıştığı, vergi ödediği ve çocuk yetiştirdiği kalabalık ve kirli ülkede ilahi kurtuluşları için can atıyorlar. Bunun gerçekleşmesi için çabalıyorlar. Onun hayatını ondan çok daha fazla etkiliyorlar. Onlar deli. Hepsi."
Seçkin Deniz, 19.01.2020

The Hand of God and the Soleimani Miracle

İran Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymanî dindar bir adamdı, ama Haham Yoel Bin-Nun'dan daha fazla dindar değildi. 

Toplumu diğer tüm hareketlerden daha çok şekillendiren Dinî-Siyonist hareketin lideri hahamın İsrail’in ciddi gazetelerinden Makor Rishon’da yayınlanan "Haman ve Yardımcıları; Mucizeyi Kutsayalım" isimli makalesinde Bin-Nun, Süleymanî'nin “Kutsal Olan tarafından” ortadan kaldırıldığını yazmıştır.

SA8301/KY13-AO331: Faiz Bir Sonuçtur

"Önemli olan para piyasalarının sorunlarından arınmış, üretime dayalı sağlam bir ekonomik yapı inşâ etmektir."


Faiz bir sonuçtur. Paranızın değeri düşüyor ve buna karşı bankalar veya benzerleri “paranızı çalıştırayım ve değerini de korusun” diyorsa bu bir tefecilik faaliyeti değildir. Bu kuruluşların kâr diye verdikleri de paranın değerini koruyacak yeterlilikte değildir.

Burada asıl tefeci paranızı alıp size az kâr veren banka ve benzerleridir. Devlet o nedenle kredi faizlerine müdahale etmektedir. Bunu yapmalıdır, ancak dinî söylemlerle oluşturulan hava bankalara mevduat akışını önlemeye yol açar.

SA8300/KY69-EY480: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


18 Ocak 2020 Cumartesi

SA8299/SD1592: Savaş Kitapları: Savaş ve Yönetim Sanatı

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, Georgetown Üniversitesi öğrencisi ve çalışanı, bir Americorps mezunu ve Fletcher Okulu'nda doktora adayı olan Colin Steele'a aittir ve Savaş ve Yönetim Sanatı'na odaklanarak yaptığı çalışmalarda faydalandığı kitaplara dair kısa tanıtım notları içermektedir. Yazar, “Stratejinin herkesin (siviller ve askerler, uzmanlar ve amatörler) işi olduğuna derinden inanan" biri olarak herkesin neden stratejiye önem vermesi gerektiğini kendince izah ediyor. Tarihteki en uzun ömürlü imparatorluklardan biri olan Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasçıları olarak, eksikliğini yaşadığımız bu türden bir yaklaşımı ve benzer tecrübeleri aktaran kitap-kaynak yetersizliğidir... Türkiye'nin bu alanda binlerce yıllık tecrübesi olmasına rağmen, genç nesilleri yönlendirebilecek eser yetersizliği çekmesi kabul edilebilir değildir.
Seçkin Deniz, 18.01.2020

WAR BOOKS: WAR AND THE ART OF MANAGEMENT

Samuel Huntington Asker ve Devlet adlı kitabında kurmay subaylık sanatını “şiddet yönetimi” olarak özetlemiştir. Her ne kadar kurmay bir subay olmamama ve Huntington anlamında şiddet uygulamalarını hiç yönetmemiş olmama rağmen, savaşla ilgili çok şeyler okudum, şiddet yönetimi ile çok ilgilendim.

SA8298/KY69-EY479: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


17 Ocak 2020 Cuma

SA8297/AŞ106: Erdoğan Karşıtı Yerli-Yabancı Kara Propaganda Faaliyetleri ve CHP

"Erdoğan’dan bunu bekliyoruz, çocuklarımızın saf zihinlerinin bulandırılmasını engellemesi onun Cumhurbaşkanı olarak başat görevlerinden biridir."


Şu anda, 17 Ocak 2020 Cuma günü saat 11:26’da, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ‘CHP Parti Meclisi Toplantısı’ öncesi konuşuyor TRTHaber, NTV, CNNTürk, Habertürk ekranlarından da izliyor ve dinliyor insanlar. (Bu yalanların iğrenç bir resmini Habertürk internet sitesinde görebilirsiniz.) Demokrasi, haber alma hakkı, düşünceleri ifade etme özgürlüğü falan filan geçelim bir kalem ve soralım; “Yalan söylemek de bir hak mıdır, milyonlarca insanı çarpıtılmış gerçeklerle aldatmak bir hak mıdır? Siyaset, yalan söyleme sanatı mıdır?” 

SA8296/KY69-EY478: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


16 Ocak 2020 Perşembe

SA8295/SD1591: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 546 (01-05 Mart 2019)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(26-31 Mart 2019)  (Mart 2019: 4.514  Tweet+Önceki Toplam: 353.297+4.514 = 357.811 Tweet

01 Mart 2019
RT @sputnik_TR: 'Kaşıkçı'yı konsolosluğa girdiği ilk 10 dakika içinde öldürdüler' https://t.co/Pj0cwdcwT9 https://t.co/Pne1EqoU08

01 Mart 2019
RT @Aksam: ABD askerleri Meksika kartellerine silah satarken yakalandığı ortaya çıktı https://t.co/89xjaOeLQL https://t.co/5Ac41QpwtH

SA8294/KY69-EY477: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


15 Ocak 2020 Çarşamba

SA8293/Sonsuz Ark-YD188: Mantıksal Safsatalar-3: Zırva Uydurma Safsataları

"Bu metinler, inkarcı insanların Allah'ın varlığına ve birliğine karşı çıkmalarına gerekçe sağlayabilmek için aklı ve mantığı nasıl çarpıtıp kullanarak direndiklerini görmeniz açısından yayınlanmıştır."
Seçkin Deniz, 15.01.2019


Mantıksal safsatalar yazı dizimizin ikinci bölümünde, ilişkilendirme safsatalarına değinmiş ve bu safsata biçimlerini; ad hominem safsataları, otoriteye başvurma safsataları, duygulara başvurma safsataları ve doğaya yönelim safsataları olmak üzere dört temel başlıkta incelemiştik. Dizinin üçüncü bölümünde ise; “zırva uydurma” safsataları olarak isimlendirebileceğimiz safsata biçimlerinin yaygın olanlarını ele alacak, örneklerle bu safsata biçimlerini nasıl saptayabileceğinizi göstereceğiz.

SA8292/KY13-AO330: Hayat Sarkacı

"Bizimkisi, oyuna kendini kaptıranlara ayak uydurma gayreti sadece.. "


Hayat, statik haliyle sadece bir zamana tekabül ediyor. O nedenle; her canlının hayatı kendi zaman dönemini içeren bir süreçtir. Bu süreç aslında hepimiz için bir tekrardır. 

Bizler, varlığa ayrılan süreci yeniden tekrarlar, ancak onu kendi kimliğimizle, kendi benliğimizle yoğurur, onu kendimizce şekillendiririz. Böylece zaman, kendimizce değerlendirdiğimiz farklı bir anlama dönüşür.

SA8291/KY69-EY476: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


14 Ocak 2020 Salı

SA8290/SD1590: "muhalif" /13.10.2004/ 264. patika



...bana düşünemediklerimi düşünenleri getirseler...
...onları saygıyla dinlerim...
...bir gün birileri, insana ve hayatla ilgili detaylara uzun yıllarını vermiş biri için 'münasebetsiz sıfatlar' kullanırlar...
...ona, mesela 'muhalif' derler...
...garip bir durum bu...
...konu kendisini tartışmayı seven insanlar için henüz taze ise...
...üzerinde akıl zamanları harcanmamış, akıl terleri dökülmemiş kadar yeniyse...
...yani açıkçası, beş dakika bile tefekkür yaşanmamışsa onunla ilgili...
...konu umarsızca tartışılmaya başlanır...

SA8289/SD1589: Avrupalı ​​Milliyetçiler Nasıl Enternasyonalist Oldular?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Avusturya Graz Üniversitesi Jean Monnet Güneydoğu Avrupa'nın Avrupalılaşması kürsüsü başkanlığını yürüten Güneydoğu Avrupa tarihi ve politikaları profesörü Florian Bieber'e aittir ve Avrupa Birliği'ndeki aşırı sağcı partilerin ideolojilerinin dar anlamlı ulusal sağın sınırlarını aşarak, Müslüman düşmanı 'Saf Beyaz Irk'tan Oluşan Hristiyan Bir Avrupa' ideolojisini savunan ve Avrupa Parlamentosunda 73 koltukla temsil edilen bir Pan-Avrupa söylemine dönüşümünü irdelemektedir. Yazarın ulaştığı sonuç Avrupa için korkutucudur: "Milliyetçiliğin Avrupalılaşması, liberal enternasyonalist Avrupa entegrasyon anlayışına ilginç bir zıtlık oluştursa da, medeniyet anlayışı, ırksal beyaz ve homojen bir Avrupa için sadece ince bir kaplamadır ve özünde ırkçılık ve milliyetçiliğin bir birleşimidir; işte bir ideoloji bir kez daha Avrupa'yı bir çıkmaza sürüklüyor." Türkiye, zayıflamış ve içten içe kaynayan, ulusalcı çıkarların yoğun bir şekilde çatıştığı zayıf bir Avrupa Birliği ile karşı karşıya olduğunun farkında olarak Avrupa Birliği ülkeleri ile tek tek iletişim halinde olmalıdır... Bu aslında, Müslümanlara karşı zaten var olan ve bin yıldır süregelen tehditler içeriyor olmasına rağmen güçlü bir Türkiye için mükemmel bir fırsattır da. Çin'in ekonomik olarak değerlendirdiği bu fırsatın Türkiye tarafından da çok kapsamlı bir strateji ile değerlendirileceğini umuyoruz.
Seçkin Deniz, 14.01.2020

How Europe’s Nationalists Became Internationalists
"Birçok Avrupalı aşırı sağ parti, AB'ye karşı korkutucu damgasını vurdu. Şimdi onlar ırksal olarak saf bir Beyaz Hıristiyan kıtasındaki hedeflerini daha da ilerletmek için pan-Avrupa kimliğine hitap ediyorlar."

Otoriterizm, popülizm ve milliyetçilik son yıllarda manşetlere hâkim oldu. Hindistan'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne ve Avrupa kıtasına kadar bu üçlü, hem yerel hem de uluslararası olarak baskın liberal demokratik düzeni tehdit ediyor. Üçü de iç içe geçmiş durumda. Hem milliyetçiler hem de popülistler, halkın otantik iradesi üzerinde sahiplik iddiasında bulunuyorlar ve bunu kampanyalarında, küreselleşmiş, dokunulmaz seçkinlere karşı “insanları” (genellikle etnik olarak tanımlanmış yerliler) toplayan aşırı basit anlatılar etrafında çerçevelemek için kullanıyorlar.

13 Ocak 2020 Pazartesi

SA8288/SD1588: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 15

"Her ikisi de hopluyor, zıplıyor, sallanan köprünün daha çok sallanması için çabalıyorlardı. Köprü çıkışı, uzun ve sık okaliptusların doldurduğu parkın yürüyüş yoluna bağlıydı. Onlar koştular ben onlara yetişmeye çalıştım, sonra oyun parkına daldılar, çeşmeye koşup birbirlerini ıslattılar. Sonra dondurma istediler."



Cuma gününü seyahatlerle geçirmeme alışkanlığım vardı, program dışı seyahat zorunluluklarımda da mümkün olduğu kadar Cuma namazımı kılabileceğim bir şekilde program yapıyordum. Öyle diyordu Allah Cuma Suresi 9 ve 10 ayetlerde: ‘Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah'ı anmaya koşun; alım satımı bırakın; bilseniz, bu sizin için daha iyidir. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.’

SA8287/KY1-CÇ701: Fesat Ehli

"Fesat ehlinin belki de tek gıdası bizim aceleciliğimiz. Aceleciliğimizin kurbanı olduk. Sabrı unuttuk."


Fesat ehli için tüm şartlar müsait. Bir mürekkep damlası gibi yayılıyor yapıp ettikleri fesat ehlinin. Heyhat kim anlar bu benzetiden? Ne mürekkep kaldı, ne okka ne dolma kalem ne onları tutan el ne de temiz bir sayfa. Hepsi sanal. Yazı dahi sanal alemin bir parçası oldu. Fesat ehli için bundan daha müsait zamanlar olabilir mi? 

SA8286/KY69-EY475: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


12 Ocak 2020 Pazar

SA8285/KY20-MEK86: TRT Kurdî'nin Dili

"TRT Kurdî, Kürtçenin politikleştirilmesinin önüne geçmiştir. Kürtçe'nin İslam hafızasının ve Müslüman dillerin arasında kalmasının yoludur kanalımız." 
 Mustafa Ekici, TRT Kurdî Koordinatörü, 10.01.2020


2009'da kurulan 11 yıllık kanal Türkiye'de, Suriye'de ve Kürtlerin yaşadığı her yerde 24 saat Kürtçe yayıncılık yapıyor. Kanalımız spordan müziğe, kadından çocuğa, dinden siyasete, kültürden ekonomiye kadar geniş bir yelpazede, haftada 45 yeni program yayınlıyor. 

TRT Kurdî, Irak, Suriye, İran'daki 100 tam zamanlı Kürtçe yayıncılık yapan kanallar arasında reyting sıralamasında birinci. Türkiye'de reyting sıralamasında ilk 30'dayız. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da en çok izlenen ilk 5 kanal arasındayız. Suriye'de ve Irak'ta birtakım araştırma şirketlerinin yıllık araştırmalarında açık ara bir numarayız. 

SA8284/KY13-AO329: Yarım Âlimler, Yarım Hocalar, vesaire....

"Gerçek bilgiden uzaklaşmayı tercih eden ve bunu hayatın her alanına yerleştiren bir toplumun nereye varacağını kestirmek oldukça zor."


İnternet teknolojisiyle birlikte yaygınlaşan sosyal mecralar ve arama motorları üzerinden bilgiye kolay ulaşım cahille aydın arasındaki mesafeyi azalttı. Bu durum ise gerçek bilginin değer bulmasını engelledi, gerçek bilgiyi perdeledi.

Bugün artık ulu orta dolaşan sıradan bilgiler üzerinden kamuoyu tatmin ediliyor ve çoğunluk gerçek bilgiye ulaşmayı hedeflemediği için toplum bilgiçlik taslayan cahillerin tezleriyle karşı karşıya kalıyor, onlar üzerinden gerçeklik tartışması yapıyor..

SA8283/KY69-EY474: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


11 Ocak 2020 Cumartesi

SA8282/SD1587: Milyarder Sorunu- The Billionaire Problem-

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, IMF'nin eski baş ekonomisti ve Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü MIT Sloan'da profesör olan Simon Johnson'a aittir ve ABD tarihindeki Milyarderler sorununa odaklanmaktadır. Yazar, zenginliklerin temelindeki suç faktörünü  temel hatlarıyla irdelemekte ve siyaset alanının tarihsel süreç içerisinde zenginler tarafından ele geçirildiğini netleştirmektedir.  Endüstri 4.0 dönemi yaşanırken kontrolsüz bir şekilde ortaya çıkan Facebook, Amazon ve Uber gibi dev şirketlerin yapılacak düzenlemeleri engellemek için servetlerini kullandığını söyleyen Simon Johnson küresel milyarder sorununun büyüyerek devam ettiğini şu cümlesi ile vurgulamaktadır: "Ama şimdi bu yeni dev şirketlerin kontrol sahibi hissedarları Andrew Carnegie, John D. Rockefeller ve orijinal J.P. Morgan'ın yaptığı gibi, hemen hemen aynı şekilde çalışıyorlar. Paralarını, demokratik kurumlara zarar verse bile, nüfuz kazanmak ve rekabet karşıtı ve işçi karşıtı davranışlarında her türlü makul kısıtlamaya karşı koymak için kullanıyorlar." Yazarın Twitter ve Google'dan bahsetmemesi ilginçtir. 16 Aralık 2019'da yine bir Amerikan dijital teknoloji devi olan Google, Rus Yandex şirketinin açtığı rekabeti ihlal davası sonrası Ocak 2019’da, söz konusu davaya ilişkin soruşturma başlatıldığını duyuran Rekabet Kurumu'nun aleyhine verdiği karar sonrası Türkiye’deki iş ortaklarına, Türkiye’de satılacak yeni akıllı telefonlara işletim sistemi Android lisansı vermeyeceklerini bildirerek Türkiye'ye şantaj yapmış ve tehdit etmişti: "Türkiye’deki iş ortaklarımıza Türkiye’de piyasaya çıkacak yeni Android telefonlarda onlarla birlikte çalışamayacağımızı bildirdik. Mevcut piyasadaki telefonları alan ya da kullanan tüketiciler bundan etkilenmeyecek. Google’ın diğer hizmetleri de bu karar dışında kalacaktır.” Eylül 2018'de mobil telefonlarda gerekli rekabet kurallarına uymadığı gerekçesiyle 93 milyon TL ceza kesen Rekabet Kurumu Google'a istenen şartları yerine getirmediği gerekçesiyle günlük gelirinin binde 5'i oranında bir ceza kesme kararını 7 Kasım tarihinde açıklamış; Google'a tekrar düzenlemeler yapması için 60 gün süre tanındığını duyurmuştu. Yapılan açıklamada Google'ın daha önce yaptığı düzenlemelerin gerekli kriterleri sağlamadığı vurgulanmıştı. Oysa Avrupa Birliği 2018'de Google'a aynı gerekçeyle 5 milyar dolar ceza kesmiş ve Google herhangi bir şantaj yoluna gitmemişti. Milyarder bir dev Amerikan şirketinin dünyadaki herhangi güçsüz bir devleti tehdit edebilme alışkanlığı yıllardır sürmektedir ve bu durum artık sürdürülebilir değildir. Türkiye'nin tavizsiz bir şekilde kurallarını kabul ettirmesi ve insanlarını şirketlere karşı koruması gerekmektedir... Yerli yazılım sorunun acilen giderilmesi şarttır.
Seçkin Deniz, 11.01.2020

The Billionaire Problem
"Endüstri Devrimi hız kazanırken, 1830'larda yazan Honoré de Balzac, daha geniş bir sosyal kaygıyı öngörmüştü: “Görünen bir sebep olmadan elde edilen büyük servetlerin sırrı unutulmuş bir suçtur, çünkü işler düzgün bir şekilde yürütülmüştür.” Fakat bugünün milyarderleri unutmayı imkansız hale getiriyor."

Milyarder sorunumuz giderek kötüye gidiyor. Herhangi bir pazar odaklı ekonomi, inovasyon dahil olmak üzere yeni servetler inşa etmek için fırsatlar üretiyor. Girişimci yaratıcılığı daha az kuralla sınırlandıran yerlerde daha fazla yenilik yapılması muhtemeldir. Bu yaratıcılığın bir kısmı, aslında kamu yararına zarar veren süreçlere ve ürünlere yol açabilir. Ne yazık ki, mevzuata veya düzenlemelere duyulan ihtiyaç belirginleştiğinde, yenilikçiler milyarlarca dolarlık paraya sahiptir ve onlar bu parayı çıkarlarını korumak için kullanabilirler.

SA8281/KY69-EY473: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


10 Ocak 2020 Cuma

SA8280/TG275: How America Ends-Amerika’nın Sonu-III

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Atlantik Enstitüsü Fikirler bölümü kıdemli editörü Yoni Appelbaum'a aittir ve Amerikan toplumunda ve siyasetinde yaşanan kaotik durumu ele almaktadır. Sonsuz Ark olarak 'ABD'nin Çöküşü' etiketi ile yayınladığımız bir çok yayına ek olarak, doğrudan 'How America Ends- Amerika’nın Sonubaşlığını taşıyan bu analiz, ABD dışında yaşayanların bir temennisi beklentisi olmaktan ziyade, ABD'nin çöktüğünün somut bir gerçek olduğunu tescil etmektedir. Yazar Yoni Appelbaum'un şu cümlesi yeterince net ve nesneldir: "Amerika Birleşik Devletleri, belki de hiçbir zengin ve istikrarlı demokrasinin tecrübe etmediği bir geçiş dönemi yaşamaktadır: Tarihsel olarak baskın olan grup politik bir azınlık olma yolunda ilerlerken, azınlık olan gruplar ise eşit hak ve menfaatlerini savunur hale geldiler. Böyle bir geçişin emsalleri varsa; o emsaller, Beyaz İngilizler’in başlangıçta baskın olduğu ve baskın grubun sınırlarının o zamandan beri müzakere edildiği Amerika Birleşik Devletleri'ndedir. Ancak bu emsaller pek de teselli edici değildir. Bu yeniden müzakerelerin çoğu siyasi çatışmaya veya açık şiddete yol açmıştır ve çok azı şu anda devam etmekte olan kadar derindir." Türkiye, bu gerçeğin ışığında dış politika hedeflerini belirlemeli, temkinli ve tereddütsüz ilerlemelidir.
Seçkin Deniz, 10.01.2020

How America Ends
"Tektonik bir demografik değişim sürüyor. Ülke bir arada kalabilecek mi?"

Siyasi Sağ ve ülke bu durumdan geri dönebilir. Geçmişimiz, demokratik ilkelere olan bağlılıklarını, sahip oldukları gücü muhafaza etme adına kaybeden, ancak bunda başarısız olduktan sonra çok korktukları siyasi düzen içinde de başarılı olabileceklerini keşfeden etkin gruplarla doludur. Federalistler, yönetimlerine yönelik eleştirileri suç sayan Yabancı ve İsyana Teşvik Yasaları’nı uygulamaya geçirdiler; kefaret dönemi demokratları siyahî seçmenin elinden seçme hakkını aldılar ve İlerici Cumhuriyetçiler belediye yönetimini göçmen seçmenlerden uzaklaştırdılar. 

SA8279/KY1-CÇ700: Nurhayat’ın Öyküsü

- Senden başka kimse kalmadı.. kimseye ulaşamadık.. artık şu üstünü örttüğünüz gerçeği söylesen..


- Demek Yüksek Lisans Tezi hazırlıyorsun?

- Evet, 70’li yıllarda 'Sinema'nın Gençlik Üzerindeki Etkisi’ni araştırıyorum..

- Çok geç kalmışsın sen?

- Niye öyle söylüyorsun?

- Nerede bulacaksın 70’li yıllardaki gençleri?

SA8278/KY69-EY472: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


9 Ocak 2020 Perşembe

SA8277/SD1586: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 545 (26-28 Şubat 2019)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(26-28 Şubat 2019)  (Şubat 2019: 3.150  Tweet+Önceki Toplam: 350.777+3.150 = 353.297 Tweet

Seçkin Deniz 🇹🇷 @Seckin_Deniz
Doğu-Batı hem doğuda hem batıda birbirine rakip... BM Güvenlik Konseyine gelen Venezuela taslağına Rusya ve Çin'den veto twitter.com/euronews_tr/st…

Öztürk @oztrk_aydn
BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen: "Suriyeli Kürtler sürecin bir parçası ve temsilcileriyle görüştüm. Ancak (PKK) DSG siyasi sürecin bir parçası değil. Gelecekte bir soruna dönüşebilir ve bu konuyu doğru bir şekilde ele almamız önemli."
@Seckin_Deniz retweetledi

SA8276/KY13-AO328: Diyanet Teşkilatı'nın Kuruluşu ve Türkçe Ezan Meselesi

"Birkaç cümleden oluştuğu için anlamı kolayca öğrenilebilen müslümanların namaza ortak çağrısı olan Ezan'ı yerel dillere çevirmek, hele bunu adlî cezalara bağlamak son derece yanlıştı."


Mustafa Kemal, Diyanet Teşkilatı'nı kuran isimdir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924 tarihinde Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin yerine kurulan, İslâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli kurum olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle 429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı'na bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur. Dolayısıyla laikliğin esas alınmasına rağmen dini müesseseler, dini eğitim devletin koruması altına alınmıştır.

SA8275/KY69-EY471: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


8 Ocak 2020 Çarşamba

SA8274/ÇY4-DB150: İran Gücünün Gizli Kaynakları

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız, neocon-satanist ideolojiye sahip Foreign Policy'de yayınlanan analiz, İran asıllı, Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Araştırmalar Okulu yardımcı doçenti Narges Bajoghli'ye aittir ve İran'ın emperyalizme karşı direnişin bir simgesi olarak bölgede geniş bir tabana sahip olduğunu, Vekil-terörist savaşçı olarak kullanılan Afganlıların Amerikalıların zannettiği gibi para ile satın alınmadığını iddia ederek iddia ederek gerçeği çarpıtmaktadır... 2-3 Ocak 2020 gecesi ABD'nin füzesiyle Bağdat Havaalanı çıkışında öldürülen İranlı tümgeneral Kasım Süleymanî'nin organize ettiği şii paralı askerlerle ilgili (5 Ocak 2020'de) konuşan Afganistan milletvekili Belkıs Ruşen, ABD güçlerinin saldırısında öldürülen Kasım Süleymanî’nin bir cani olduğunu söylemiştir: “Afgan halkının temsilcisi olarak Karzai’nin Süleymani’nin ölümüne duyduğu üzüntüden ötürü utanç duyuyorum. Malumdur ki Kasım Süleymani Afganistan’da en çok cinayet işleyen şahıslardan birisidir. Süleymanî, en az 5 bin Afgan gencinin Suriye’de Fatimiyyun Tugayı ismindeki örgüt çatısı altında ölümüne sebep oldu. Bin iki yüz Afgan gencinden ise haber alınamıyor. İran, Afgan göçmenlerin inançlarını kötüye kullanarak bir lokma ekmek için Suriye’ye gönderiyor. Amerika kendi çıkarı için bölgede insan öldüren makineler çalıştırıyor. İşi bitince onları da öldürüyor. Amerika’nın menfaati bittiyse istediği yerde istediğini vurabilir. Örneğin Bin Ladin ve Molla Ömer’i vurdular. Cuma günü Kasım Süleymanî’yi de vurdular. Amerika’nın Bağdat halkının çıkarı için bunu yaptığını elbette düşünmüyoruz. ABD yaklaşık 10 yıldır Suriye ve Irak’ta sivilleri öldürenlere şimdiye kadar dokunmadı. İşleri bitince de öldürdüler. (Süleymanî) Sahip olduğu imkânlarla Hamaney’e en yakın isimdi, ölümünün Afganistan’a çok olumlu etkileri olacak. İran Afganistan’da çalışmaları için binlerce Süleymanî eğitmiş olabilir ama birinin Kasım Süleymani’nin yerini alması zaman alacak." İran’ın Afganistan’daki Hazaraları, Şii kutsal mekânları koruma bahanesiyle Kudüs Gücü vasıtasıyla Suriye’deki iç savaşa dâhil etmişti. Fatimiyyun Tugayı Afgan Hazaralardan oluşuyor, Suriye’de Hizbullah’tan sonra Esed rejimine destek veren en büyük milis grup. Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarından Yekta Hüseyni, 2016 yılında yaptığı açıklamada Suriye’de Esed rejimine destek için savaşan Afganların sayısını 18 bin diye açıklamıştı. Bugün bu sayının 30 bine yaklaştığı tahmin edilmektedir. Analiz'in yazarı ABD-İran devrimi arasındaki ilginç bir bağa işaret etmektedir; İran'daki devrimci hükümetin ilk savunma bakanı, 1960'lı ve 1970'lerin sömürgecilik karşıtı hareketlere derinden katılan Berkeley Kaliforniya Üniversitesi tarafından eğitilmiş bir fizikçi olan Mustafa Çamran'ın, Küba ve Mısır'daki gerilla taktikleri konusunda eğitim aldığını söylüyor, aslında Narges Bajoghli Mustafa Çamran'ın kimden (CIA) eğitim aldığını zımnen söylüyor ve bir ABD Devrimi olan İran İslam Devrimi'nin bölgede ne yapmak istediğine kısmen işaret ediyor: "(Mustafa Çamran)1970'lerde Şiileri organize etmek için Lübnan'da çalıştı, 1970'lerin sömürgecilik karşıtı hareketlerine ait askeri taktikler IRGC'nin DNA'sına ve genişlemeyle İran'ın bölgede desteklediği milislerin DNA'sına inşa edildi." Nitekim, İran, Pers İmparatorluğu'nun en büyük hizmetkarı Kasım Süleymanî'nin öldürülmesi sonrası, ABD'ye karşı intikam naraları atsa da, ortağı Irak Başbakanı Abdulmehdi'ye haber vererek (Abdulmehdi de ABD'ye haber verdiğini, saldırıda Irak ve koalisyon güçleri tarafından herhangi bir kayıp olduğuna dair resmi bir durum bildirilmediğini"açıkladı) Irak'taki ABD üslerine saldırdığını iddia etmiş, 80 ABD askerinin öldüğünü iddia ettiği saldırı sonrası, sadece 5 günde (3-8 Ocak) ABD ile yaşadığı krizi unutmaya başlamıştır. ABD resmi yayın organı VOA'nın Hamaney'in sözcüsü gibi verdiği habere göre, Hamaney'in ifadesi ile bu saldırı "ABD'ye atılmış bir tokat"tı. İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif ise şöyle diyerek konunun unutulmasını isteyecekti: "Cevap vermemiz gerekiyordu, verdik. Şimdi her şey bitti. Gerilimi tırmandırmamaya çalışıyoruz. Umuyoruz ki Trump yönetimi yetkilileri almaları gereken dersi almışlardır." Kasım Süleymanî'nin öldürülüp öldürülmediği hakkındaki belirsizlikler sürerken, İran Velayeti, Suud hanedanı, Sisi, BAE, Esat gibi ABD'nin Ortadoğu ve İslam Dünyasındaki proxy'si (vekil savaşçısı) olmaya devam ediyor. Trump'ın 8 Ocak 2020'de yaptığı açıklama bunu teyit ediyor: "Dünkü saldırılardan hiçbir Amerikalı zarar görmedi, tüm askerlerimiz güvende. Caydırıcı kuvvetler ve önleyici sistemimiz başarılı bir şekilde devreye girdi. Hep birlikte çalışıp İran ile bir anlaşmaya varmalıyız. İran şiddeti destekledikçe barış gelemez. NATO, çok daha fazla Ortadoğu’daki süreçte yer almalı."
Seçkin Deniz, 08.01.2020

The Hidden Sources of Iranian Strength
"İran’ın temsilcileri (vekil savaşçılar-paralı askerler) ile bağları, Trump yönetiminin anladığından çok daha derin."

Geçenlerde ona Trump yönetiminin İran'a karşı yaptırımlarının belirtilen hedeflerinden ülkenin bölgedeki milisleri mali olarak destekleme yeteneğini kısıtlamak olduğunu söylediğimde, İran’ın İslam Devrim Muhafız Birlikleri’nin (IRGC) üst düzey bir üyesi olan Ali “Amerikalıların anlamadığı şey, bölgede desteklediğimiz grupların paralı askerlerimiz olmamasıdır” dedi. Şöyle devam etti: “Amerikalılar her şeyin parayla ilgili olduğunu düşünüyorlar. Bölgede sadakat satın aldığımızı düşünüyorlar, çünkü onlar bu şekilde sadakat satın alıyorlar.”

SA8273/Sonsuz Ark-YD187: Mantıksal Safsatalar-2: İlişkilendirme Safsataları

"Bu metinler, inkarcı insanların Allah'ın varlığına ve birliğine karşı çıkmalarına gerekçe sağlayabilmek için aklı ve mantığı nasıl çarpıtıp kullanarak direndiklerini görmeniz açısından yayınlanmıştır."
Seçkin Deniz, 08.01.2019


Mantıksal safsatalar yazı dizimizin ilk bölümünde mantıksal bir argümanın yapısı, argümanı oluşturan öncüllerin değerlendirilmesi, mantıksal safsatanın ne olduğu ve neden kullanıldığı konuları üzerinde durmuştuk. Serinin ikinci bölümünde ise ilişkilendirme safsataları olarak isimlendirebileceğimiz safsata türleri üzerinde duracak ve bu safsata biçimlerini, tartışma örnekleriyle açıklayacağız.

SA8272/KY13-AO327: Bu Suikast Bizi Tedirgin Etmek Yerine Neden Sevindiriyor?

"Türkiye, ABD bölgeden elini, ayağını çekmediği, ülkeleri parçalamak, yeni haritalar çizmekten vazgeçmedikçe Türkiye ABD’nin attığı adımlara nasıl iyi niyetle bakabilir?"


Hâlâ, öldürülenin Kasım Süleymanî olması nedeniyle sevinenler var.

Bölgemizde yaşananlar; ABD, bölgeye girdiği ve müslümanları kendi emelleri doğrultusunda kullandığı için.. Bu suikast de ABD’nin yeni hedefleri için!

ABD’nin hangi bölge hedefi Türkiye’yi sorunlarla karşı karşıya bırakmadı, zora sokmadı?

SA8271/KY69-EY470: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


7 Ocak 2020 Salı

SA8270/SD1585: "ölüme alışa alışa ölürsünüz" /16.10.2004/ 265. patika




...alışmanın fark etmekle ilgilendiği zamanları bilir misiniz?...
...veya fark ettiğiniz zaman, fark ettiğiniz şeye alışmak istemediğiniz o çağa ulaştınız mı, bilmem...
...her kişi, orta yaşta yahut orta yaştan az ilerde...
...acının katmerlisini...
...sevincin göreliliğini...
...ölümün kaçınılmazlığını...
...insanların, büyüklenmelerine karşın, kaçınamadıkları zavallılıklarını...
...ve daha bir çok şeyi fark eder...
...fark ettiklerine alışmak korkutur insanı...
...ölüme alışmak imkansız gibi görünür, ölümden korkan gözlere...
...önce sıralı ölümler alıştırır insanı ölüme...
...yaşlılardaki sıra yakına gelir gittikçe...
...ya da yakından uzağa gider ısrarla...

SA8269/SD1584: ABD 'Katil Robot Anlaşması'na Karşı Çıkmaktan Vazgeçmeli

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz nükleer silahlanma, konvansiyonel silah politikaları ve Rus çalışmaları ile ilgilenen Kaliforniya Berkeley Üniversitesinde görevli bir teknoloji ve güvenlik uzmanı olan Lisa A. Bergstrom'a aittir ve bu silahları üreten, kullanan ve satan ABD, Rusya, İsrail gibi ülkelerin karşı çıktığı otonom ölümcül silahlar olarak tanımlanan 'Katil Robotlar'la ilgili uluslararası bir düzenleme (tasnif) ile ilgili anlaşmanın nasıl mümkün olacağına odaklanmaktadır. Oldukça nesnel bir perspektifle yazılan analizin faydalı bir bakış açısı üreteceğine inanıyoruz. 15 Eylül 2017'de yayınladığımız 'SA4872/TG228: Geleceğin Tartışması: Yapay Zeka, Yasalar ve Ahlak Problemi' başlıklı çeviriden yaklaşık bir yıl sonra 25 Haziran 2018'de yayınladığımız 'SA6382/SD1035: Dünya Neden Otonom Silahları ve Benzerlerini Yapmaya İhtiyaç Duyuyor?' başlıklı çeviride, "Küresel toplum, insanları özerk bir şekilde hedef alan ve öldüren silahlar peşinde koşmayı kabul etmeyebilir veya askeri avantaj elde etmek için çaba sarf etmekteki acımasız mantığa boyun eğebilir ve böylece diğer -hukuk, sorumluluk, insan hakları ve haysiyet gibi- değerleri feda edebilir mi?" sorusunun cevabının arandığını vurgulamıştık, ardından 2 Mayıs 2019'da 'SA7633/SD1370: 2030'da İsyan-SMEIR (1)' başlıklı seri yayınlarımızda da ABD'nin otonom ölümcül silahlarla ilgili 'terör' bahaneli hazırlık çalışmalarını okurlarımıza ulaştırmıştık; ilk yayınımızdan üç yıl sonra bugün daha kapsamlı ve etkili bir tartışmaya, son yıllarda otonom silahlar üreten bir Türkiye olarak nasıl katılacağımızı belirlemek zorundayız.
Seçkin Deniz, 07.01.2020

The United States should drop its opposition to a killer robot treaty

Kara mayınları, parça tesirli mühimmatlar, yanıcı silahlar, kör lazerler, patlayan mermiler ve daha fazlası: Uluslararası insancıl hukuk tarafından yasaklanan veya tasnif edilen silahların listesi, son 150 yılda istikrarlı bir şekilde büyüdü. Yaklaşık iki düzine ülke tarafından desteklenen ve büyüyen uluslararası bir sivil toplum örgütü kampanyası başarılı olursa, yakında bu listeye eklenecek başka bir şey daha olabilir: özerk silahlar.

6 Ocak 2020 Pazartesi

SA8268/SD1583: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 14

"Ben ikinci çayımı içerken, onlar ilk aşama ile ilgili olasılıkları değerlendirmeye başlamışlardı bile. Gözlerinde parıldayan rahatlamışlığı gözlemlemek güzeldi. Heyecanlanmışlardı ve kıskaca alınmış ruhları bir an olsun rahatlamıştı. Kendilerine kurulan tuzağı karşı tuzakla bozacaklarına inandıklarını görüyordum."




‘Kıskaçta mıydık?’ Zihnimde bu soru dönüp duruyordu. İşim, sistematik işleyişlerde sıkıntılara düşmeden önce, düşünce ve düştükten sonra insanları yönlendirmekti. Sıkıntı, türü ne olursa olsun insanı kara kara düşündüren bir kıskaçtı. Binlerce sıkıntıya sahip insanlar olarak hepimiz kıskaçtaydık; hiç değilse doğum ve ölüm arasında. Ya da birbirine zıt olan her duygu, düşünce, eylem, hayâl ve inanç coğrafyasında aklın, nefsimizin, değerlerin çerçevelediği bir kıskaçtaydık. Kendi yaptıklarımızın sonuçları bir yana, doğrudan ya da dolaylı olarak başkalarının yaptıklarının sonuçları da bizi etkiliyor ve sınırlıyordu.

SA8267/KY73-PH21: Kanlı Noel!

"Anavatan bu olaydan sonra 10 yıl belini doğrultmayı bekliyor diyelim. Gemisi yok, yeterli uçağı, askeri gücü yok, siyasi gücü yok, yok oğlu yok. 1974’e kadar bir yandan İngiltere’nin gönlünü yapma, diğer yandan ABD’nin tehditlerini savuşturma, bir başka taraftan BM’yi ikna diplomasisi için mekik dokurken, Rum çeteleri de Kıbrıs Türklerine kefen biçiyordu… "   


Bugün biraz Kıbrıs üzerinden hafızalarımızı tazeleyelim istiyorum. 'Yavru Vatan' hakkında ülkedeki hemen herkesin bir fikri vardır. Ailemizden yahut çevremizden birinin çocuğu Kıbrıs’ta ya üniversite eğitimi ya askerlik yapmış oluyor. Yaşı yetenler de ‘Kıbrıs Barış Harekâtı' ve süreçlerini hatırlayacaktır. 

Son yıllarda toplumun gezi ve tatil yapma çıtasının yükselmesinden kaynaklı yerli turist yoğunluğundan Kıbrıs da nasipleniyor. Şimdilerde (eğitim için gelen nüfusu bir kenara koyarsak) daha çok alışveriş, deniz ve kumar aktiviteleri ilgi çekiyor gibi. 

SA8268/KY1-CÇ699: Bin Bir Surat

"Biliyor, inkâr ediyorsun. Biliyor, görmezden geliyorsun. Biliyor, bilinsin istemiyorsun."


Sen ne iki yüzlüsün sen! 

Yok yok! İki değil çok yüzlüsün! Bin bir suratlı dense bile azdır. Onca yüzle yaşamayı nasıl beceriyorsun kolayca? Bu ne ustalık? Bu ne maharet? Doğuştan mı geliyor? Sonradan mı kazanılmış? Hayır! Doğuştanlığı kabul edemem. Kabul etmem. İnsan özgürdür. Yapıp ettiklerinden sorumludur. Doğuştanlığa yamayarak aklayamazsın kendini. Kimse aklayamaz. Öyle olsa ya herkes doğrucu, ya herkes müşfik, ya herkes merhametli olurdu ve yeryüzünde kan döken bir varlık olarak, zalim bir varlık olarak anılmazdı insan. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı