19 Şubat 2019 Salı

SA7456/KY73-PH13: Meclis Künefe…

"İnsan gezdikçe öğreniyor ve ufku açılıyor. Ancak çevremize ilgiyle ve sahiplenici bir bakış açısıyla bakmamız, memleketimize sahip çıkmamız lazım. Tabiî ki halktan, arkeolog, antropolog, tarihçi, sosyolog, tabip, hukukçu bilinciyle hareket etmesini beklemiyoruz. Halk, öncelikle insani ihtiyaçlarının peşine düşer, çalışır, eğlenir ve toplumun devamı için ürer, geneli rutin bir sarmalın içindedir yani…"


Bu yazımda başka bir konudan bahsetmeyi düşünüyordum ancak geçtiğimiz hafta Gaziantep ve Hatay gezisi yapınca oralarda gördüklerimi, duyduklarımı ve edindiğim izlenimleri derleyip bunların üzerinden her zamanki gibi topluma biraz mesaj vermek istedim. 

Mesaj vermesek olmaz, çünkü dertliyiz. Ne demiş Ozan ‘aşk adamı ağlatır, dert adamı söyletir…’ Antep ve Hatay’a gidiyorum dediğimde en az on kişiden; şunu ye, bunu tat, falanda şu yemek var benzeri tavsiyeler aldığım zaman, içimden ‘yahu bu milletin yemekten başka bir keyfi yok mu?’ diye düşündüğümü söyleyeyim. Belki de ilgi alanlarımı bildikleri için -nasılsa tarihi kültürel yerleri gezer, yemeği düşünemez- aç kalır diye beni kolladılar. 

SA7455/SD1292: Jürgen Habermas: Avrupa için “Yeni” Bakış Açıları- “New” Perspectives For Europe-

Sonsuz Ark'ın Notu:
 Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, Eleştirel kuram ve Amerikan pragmatizmi geleneğine mensup, Yeni-Marksist çalışmalarla tanınan, Alman felsefeci/felsefe profesörü, sosyolog ve siyaset bilimci, Jürgen Habermas'ın Bad Homburg Goethe Üniversitesi (Frankfurt) Humanities College'da, 21 Eylül 2018'de “Avrupa İçin Yeni Perspektifler” konulu bir konferansta yaptığı konuşmanın bir özetidir. Metin dikkatle irdelenirse Habermas'ın Avrupa Birliği adına yaşadığı umutsuzluğun, karamsarlığın derinliği görülecektir... Habermas, Avrupa Birliği'ndeki dağılmayı durduran ana etkenin para birliğinin sağladığı borç krizini yönetme imkanı olduğunu savunmakta ve "Ancak zaten sağduyulu deneyimler bize Avrupa entegrasyon sürecinin tehlikeli bir düşüş eğrisini izlediğini söylüyor. Sadece çok geç olduğunda, geri dönüşü olmayan bir noktayı kabul edersiniz." diyerek umut etmekten başka yapılacak fazla bir şey kalmadığını ifade etmektedir. Konuşmanın ayrıntıları bitmiş bir evliliğin, birlikteliğin henüz süren bencilce mâli dedikoduları gibi algılanmaktadır.
Seçkin Deniz, 19.02.2019

“New” Perspectives For Europe

Avrupa’yı Yeni Perspektifler hakkında konuşmaya davet ediyorum, ancak yeni perspektifler başarısız oluyor ve Avrupa’nın temelini dahi etkileyen 
Trumpian çürüme eski perspektiflerimi ciddi olarak sorgulamama neden oluyor. Kuşkusuz, önemli ölçüde değişen bir dünyanın durumuna bağlı riskler halkların bilinçlendirilmesinde etkili olmuştur ve Avrupa ile ilgili bakış açılarını değiştirmiştir. Ayrıca, daha geniş çaplı bir şekilde halkların dikkatini, Avrupa ülkelerinin şimdiye kadar şüphesiz bir şekilde ülkelerinde hissettikleri küresel bağlama yönelttiler. Genel olarak Avrupa ülkeleri kamuoyunda yeni zorlukların her bir ülkeyi aynı şekilde etkilediği ve bu nedenle yeni zorlukların birlikte en iyi şekilde aşılabileceği algısı artmıştır. Bu, gerçekten de, politik olarak etkili bir Avrupa için yaygın bir isteği güçlendirmektedir.

SA7454/SD1291: "kıpırtısız düşlerin içinde..." /14.02.2005/ 311. patika



 

...kadük ve cansız bir pencere dibinde, çalınan kıpırtısız düşlerin içinde...
...çocuk...
...çocukluktan gelen yüklerin peşinde, hayallerin ve masalların ellerinde paydalar...
...küçük küçük değilse diğerlerine verilenler, ona da değildi elbet; ama küçücüktüler sonsuza bölünmüş gibi...
...o kendisine düşenleri seçmeye çalışır ömür boyu...
...fakat bilmemektedir; bulmacalar neden var ve neden hayâller değil, olanlar gerçektir diye...
...bilse, der, yetişkinliğinde bilse insan, hangi paydalardan düşen kendisinin olacaktır diye...

18 Şubat 2019 Pazartesi

SA7453/KY59-MLÖZ67: Arınmak

"Hassas bir tartıda tartabilmelidir, sözlerinin ağırlığını. İtiraf ettirebilmelidir diline, ona kaç tane ölü kardeşinin etini çiğnettiğini."


Sıfırlanabilmelidir bazen insan. Tertemiz fıtrat kabuğuna düşen, senelerce biriktirdiği ve asıl rengini solduran ve sonunda kaybettiren tozlardan arınabilmelidir. Silkelenebilmelidir bazen. Her temizlik gibi meşakkatli olsa bile, sonucu görmeye değer bu arınma…

Başkaları tarafından sorguya çekilmeden, kendini sorgulayabilmelidir insan. Henüz bir suç vücut bulmadan evvel, titiz bir savcı edasıyla izini sürebilmelidir niyetinin. Mahkemenin önünde utancından dili tutulanlardan olmamak için, baştan uymayı bilmelidir beşere indirilen anayasaya.

SA7452/KY1-CÇ592: Şaşkınlık

"Bu yöneliş bir harabeye çevirdi insanlığı. Harâbe halindeyiz. Metruk bir yerleşkeden öte bir şey görmeyecektir bize uzaktan bakmayı, bakıp görmeyi becerebilen. Virâne. Harâbe. Yıkık dökük bir yer."


Bir rahne karşısında gönle rekzedilen râşeyi ref'etmek razı olanın rızalığını rindâne bir tavra hamletmeyi gerektirir sayıltısının bunaltıcılığı değil midir şaşırmışlığımız? Şaşkınlığımız? Bir şaşkınlık ki bungunluğun en derinine fırlatmış her birimizi. Her birimizi yapay sancıların, yapay sızıların, yapay korkuların, yapay acıların müptelası kılmış. Sahici duyguların esâmisi okunmaz olmuş yüreklerde. Ben’ler okşandıkça, 'ben'ler taltif edilince bitiyor her bir olumsuzluk. Her bir acı, her bir yara bir anda iyileşiveriyor. Çün her bir acı yapay, her bir yara yapay. Her bir duyarlılık bir kışkırtma için. Her bir yakınlık ben’i daha bir büyütmek için. Ve bu halin bizi getirip bıraktığı yer bungunluk. Devrimiz bungunluk, çağımız bungunluk. Bungunluk çağına fırlatıldı kendi elimizle her birimiz.

SA7451/SD1290: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 453 (16-20 Kasım 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(16-20 Kasım 2017)  (Kasım 2017: 3.418  Tweet+Önceki Toplam: 286.838 +3.418 = 290.256 Tweet


Faruk 🇹🇷🇵🇸 @farukonalan
İsrailli blogger Ben Tzion bir de Mescid-i Nebevi'de, Peygamberimizin makamında video çekmiş.. pic.twitter.com/cNFENhjfzS
@Seckin_Deniz retweetledi

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Nagehan Alçı-Rasim Ozan Kütahyalı... nereden geldiler? Neredeler, ne yapıyorlar? İlginç bence...
@Seckin_Deniz retweetledi

17 Şubat 2019 Pazar

SA7450/SD1289: Avrupa Hafızasının Kaybı -The Loss of European Memory-

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız Sheffield Üniversitesi siyaset-uluslararası ilişkiler profesörü Peter J Verovšek'e ait  'tespit ve öneri' merkezli metnin bilimsel bir değeri olduğunu söylemek zordur. Milletlerin Küresel düzenin efendilerine karşı haklarını koruyan taleplerini Faşizm olarak tanımlayan ve bu taleplere karşı ikinci dünya savaşı sonrası kurulan Küresel Düzen'e ait uluslararası kuruluşları 'milliyetçi kavramları' sınırlamaya çağırarak daha üst seviyede bir faşizmi norm olarak dayatan bir yaklaşımı bilimsel olarak değerlendirmek imkansızdır. Türkiye'de de Küresel Düzenle ilişikleri belirginleşmiş benzerlerinin sıklıkla dile getirdiği gibi 'Demokrasi, seçimlerden ve çoğunluk kurallarından daha fazlasıdır' diyen Profesör Peter J Verovšek, "Liberal demokrasi için uluslararası bir çerçeve, ikinci dünya savaşından sonra yaratılan küresel düzenin temel amacıydı. Uluslararası kuruluşların, Faşizmin Batı Avrupa’daki ana akım politikalara gerçekçi bir siyasi alternatif olarak geri dönmesi karşısında, halkın egemenliği ile ilgili milliyetçi kavramları şimdi her zamankinden daha fazla sınırlaması şarttır." derken 'Küresel Faşizm'i göreve çağırmaktadır. Social Europe'ın bütün yayınlarında olduğu gibi, dünyayı kan-savaş alanına dönüştüren sömürgeci aile-şirket faşizminin  uluslararası kuruluşlar eliyle tesisi Küresel Düzen olarak esas kabul edilmekte, bunun dışındaki bütün ulus bazlı refah talepleri abartılı bir şekilde faşizm olarak tanımlanmakta ve Avrupa'yı geçmişteki savaşla korkutmaktadır. Oysa Küresel Düzen'i tesis eden masonik-satanist güç birinci ve ikinci dünya savaşlarının altyapısını hazırlamış ve savaşı baştan sona finanse ederek Avrupa'yı ve dünyayı dilediği gibi şekillendirmiştir. Bugün yaşanan kaos Küresel Düzen'in eseridir. Küresel Düzen'in bir diğer kurbanı olan Türkiye'de yaşanan CHP-HDP-İP-SP-FETÖ-PKK gibi her biri farklı veya zıt siyasi temeller üzerine konumlanmış yapıların ittifakı da bu temel üzere değerlendirilmelidir. Bahse konu bu yapılar, parti, terör örgütü, cemaat, dernek vb maskeler altında Küresel Düzen'in bütün emirlerini uygulayan istikrarsızlaştırıcı, refahı azaltıcı ve aile-şirket sömürülerinin sürmesini sağlayan unsurlar olarak kurulmuş ve işlevsellikleri arttırılmış, 2002 sonrası dönemde Erdoğan liderliğindeki Ak Parti'nin ve 15 Temmuz ABD-AB-NATO-FETÖ darbesi sonrası Bahçeli liderliğindeki MHP'nin karşısına çıkarılmışlardır. Liberal Demokrasi adı altında pazarlanan Küresel Faşizm, bugün yok ettiği Irak, Suriye, Yemen, Libya, Afganistan, Mısır, Brezilya ve Arjantin gibi Venezula'yı hedef almaktadır...
Seçkin Deniz, 17.02.2019

The loss of European memory

"Demokrasiye, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılık, Avrupa'nın faşizme cevabıydı. Avrupa belleğindeki bu kayıp, yeniden canlanan popülizmin tam ortasında gerçek tehlikeler arz ediyor."


Büyük Buhran'dan (1929-1939) bu yana yaşanan büyük derin ekonomik gerileme, savaşlar arası yıllarda faşizmin yükselişine neden olandan farklı olarak demokratik bir meşruiyet krizi yarattı. Savaş sonrası dönemde (1945-1989), liberal demokrasinin ekonomik başarısının yanı sıra savaşların ortak anıları, neo-faşist hareketlerin politik olarak marjinal kalmasını sağladı. Bununla birlikte, Büyük Durgunluk (2007-13) uygulanabilir bir politik alternatif olarak aşırı-uç hakları yeniden canlandırdı. Chine Miéville, şu andaki düşüncelerini yansıtırken şunları söylüyor: “Yaşayan hafızada faşist olmak için daha iyi bir zaman bulamazsınız. Biz bir ütopyada yaşıyoruz: bu sadece bize ait değil."

16 Şubat 2019 Cumartesi

SA7449/SD1288: Yeni ve Daimi Paradoks: "Ben"

"İnsanın dinginlik arayışında "ben"in özne olduğu, hedef veya eylem olmadığı apaçık belli iken, insan neden "ben"i hedef ve eylem olarak tasarlamakta ve ısrarla insanın bireysel ve sosyal pozisyonlarını çalışma alanlarından uzakta tutmaktadır?"


Batı medeniyeti ve kültürü ile yetiştirilmiş olan insan, kendi temel değerlerini "dışlanma riski" dolayısıyla açıkça sorgulamaktan kaçınır; sorgulamanın doğrudan fark edilmemesi için de kendi kültürü ve medeniyeti dışındaki öğreti ve düşünce sistemlerine ilgi duyarak yeni "dinginlik araçları" arar... 

Ortadoğu ve doğu kültürü Hıristiyan batı için daima cazip ve gizemli bir form taşıdığı içindir ki; Batı insanı, eski dünyanın ruha hitabeden eski değerlerini kendi kültürel değerlerine entegre ederek yeni bir üst değerler mozayiği oluşturmaya kalkar. Çok satan "doğu ivmeli" düşünce kitaplarının açtığı çığır, bunu kanıtlamaktadır.

SA7448/KY1-CÇ591: İhtikârcılık Nedir?

"Günümüz tüccarı da aynen böyle yapıyordur değil mi?:)"


İmam Bâkır (İmam Câfer de olabilir, aklımda imam bakır kalmış.. hatta başka birileri de olabilir:)) hizmetlisini bir kervana katar.. kervan bir kente varır.. kente girmeden önce gözlemci gönderilir.. gözlemci gelip getirdikleri malların bir iki gün sonra kente sokulmasıyla daha fazla paraya satılabileceğini söyler. 

SA7447/SD1287: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 452 (11-15 Kasım 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(11-15 Kasım 2017)  (Kasım 2017: 3.418  Tweet+Önceki Toplam: 286.838 +3.418 = 290.256 Tweet

Ragıp Soylu
   
@ragipsoylu
ABD ne konuşuyor diyorsanız, bunu konuşuyor. Trump konuşması sırasında suya uzanıyor pic.twitter.com/JJOc0dwjSF
@Seckin_Deniz retweetledi

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
@zeynel_badak fayda etmez:)

15 Şubat 2019 Cuma

SA7446/DT42: Emin...

"Artık hayata başkasına para kazandırmak zorunda kalmayacağı bir şekilde devam etmek istiyordu, kendi işini yapacaktı."

 

Bir anne-babadan doğuyor insan; anne-babasını seçemediği gibi nasıl bir kimlikle, nasıl bir hayata doğacağını da seçemiyor. Onu ölümünden iki yıl sonra ancak yazabilecek durumdayım. 33 yıllık bir ömrü oldu bu dünyada. Onu en çok sevinirken gördüğüm zaman da, borç-harçla aldığı minibüsle ticarete başladığını bana söylemek için annesini, kardeşlerini alarak bize geldikleri gündü. İçi içine sığmıyordu sevincinden. 12 yaşında başladığı tekstil atölyesi çıraklığından 33 yaşına kadar 21 yıl güdük bir gelirle çalışmıştı atölyelerde.

SA7445/KY61-FÖ3: Oyun Kurucu Aktör: Türkiye

"Tarihten gelen bir misyonumuz var ve biz bundan kaçamayız. Dünyanın en stratejik, en hareketli coğrafyasının tam ortasındayız, bin yıldır oyunlar bitmedi bundan sonra da bitmeyecek ve de tuzaklar  her zaman vardı bundan sonra da olacak.."


Alman birinci televizyon kanalı  ARD’nin ana haber programı Tagesschau’da çıkan bir haber şöyle başlıyordu, ”Rusya, ABD, İran büyük oyuncular Türkiye ise mülteci alan ülkeydi.  Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kilit oyunculardan biri haline geldi. Erdoğan önce Fırat Kalkanı Harekatı’nı gerçekleştirdi, Suriye krizinde önemli bir eşik olan Astana sürecini başlattı, İstanbul’da Putin, Macron, Merkel’in katıldığı dörtlü zirveyi topladı, pek çok analisti şaşırtacak şekilde Afrin’e girdi… Erdoğan şimdi Putin ile görüşüyor, Trump’ı Ankara’ya davet ediyor ve de bu stratejisi ise yarıyor. Türkiye artık bölgede daha geniş bir alanı kontrol ediyor.  Erdoğan çok zekice davranıyor ve nüfuz kazanıyor.”

SA7444/KY1-CÇ590: Hümeze

"Enikonu ben bir insanım. İnsandım. Bölük pörçük anımsadıklarım canlı ve insan olduğumu kanıtlıyor. Şu an eksik olan her neyse o yüzden karıştırıyorum."

-I-       
                                            
Bildik herkes gitmiş. Kim nere gitmiş bilmiyorum. Daha önce buralarda gördüklerim şimdilerde gözükmüyor. Epeyce kayıp var. Bu gidişin, görünmeyişin, kayboluşun ne zaman başladığını, ayrımsayış anım sorulsa karşılığım; 'bilmiyorum!' olacaktır. Kim bilir belki de daha yenidir. Şu andır. Belki de çok uzun zaman önce olmuş bitmiş, ben alışkanlıkla hep var görmüşümdür, var bilmişimdir. Biraz sağımı-solumu yoklasam bir kaçına rastlayabilirim ve hatta rastlıyorumdur da onlardan hareketle herkesi eskisi gibi burada sanıyorumdur. Onlara ilişkin anıların yaşattığı sanrılardır duyumsadıklarım belki de. Ve işte şimdi iyiden iyiye ayrımsıyorum ki kimseler yok. Bildik her kes kayıp. Bildik herkes gitmiş. Haberim olmadan olmuş bu gidişler, bu kayıplar.

14 Şubat 2019 Perşembe

SA7443/SD1286: Emoji Eskiden Olduğu Anlamlara Gelmiyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, ciddi bir düşünce kuruluşu olan The Atlantic'in yazarı ve  Georgia Institute of Technology Medya Çalışmaları Bölümü Başkanı olan Ian Bogost'a aittir; analiz sosyal medyada sıklıkla kullanılan emojilerle ilgili sorunları tartışmayı hedeflemektedir... Emoji deyip geçmeyen, üzerinde ciddi tartışmalar üreten bir topluluk var ve bu çalışmaların hiçbirinde Türkiye taraf veya katılımcı olarak aktif değil; kendi kültürümüze ve simgelerimize dair tekliflerimizi oluşturmak ve Unicode Konsorsiyumu'na katkıda bulunmak zorundayız...
Seçkin Deniz, 14.02.2019

Emoji Don't Mean What They Used To

"Resimsel dil, ideografiden resme doğru uzaklaştı. Bu süreçte bazı etkileyici güçlerini kaybetti."

Geçen hafta itibariyle 3.053 emoji var, bu yılki grup için de yeni onaylanan 230 tane; evet, simgeler artık Microsoft Word veya vergi beyannameleri gibi yıllık bültenlerle yayınlanıyor.

Bu çok fazla emoji demek. Artık, engelli insanları temsil eden simgelerimiz var - dijital temsile doğru hayranlık uyandıran adım - ama aynı zamanda porsuklarımız, sayısız ray tipimiz, her stilde katlanmış parmaklar, süper kahramanlar ve dehalarımız var. Bu yıl sarımsak ve yo-yo aldık. Her yeni ekleme, doğru simgeyi bulmayı zorlaştırıyor.

SA7442/SD1285: Türkiye'de Din'e Bakış, Korku ve İnsan'ın Tanrılaştırılması

"Ancak başaramadıkları tek şey vardı; toplumlar köklerinin temel özelliklerini taşıyan genetik kodları nesillerine aktarırlar...ve bu kodlar toplumların yeniden dirilmesini sağlarlar..."


Toplumların planlanmış ve organize edilmiş, belirli hedeflere uygunluğu sabit olan tüm insan kaynaklı programlara, uzun bir zaman dilimi içerisinde arzulanan hedefe olumlu sayılabilecek tepkiler vermesi mümkündür. Buna karşılık söz edilen programların tam olarak uygulanabilir olduğunu iddia etmek mümkün değildir; ancak toplumların genel görüntüsü ve etkileyici önderleri hedeflere uygun portreler haline gelebilir/getirilebilir.

Seçkin Deniz Twitter Akışı