Astronomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Astronomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2025 Çarşamba

SA11741/MT425: Gökbilimciler, Uzayın Kurallarını Yeniden Yazan Garip Üç Gezegen Sistemiyle Şaşkına Döndü

  Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Uluslararası bir bilim insanları grubu, Dünya'dan yaklaşık 190 ışık yılı uzaklıkta bulunan ikili yıldız sistemi TOI-2267'nin yörüngesinde dönen üç Dünya büyüklüğünde gezegen keşfettiklerini duyurdu."


Astronomers Stunned by Bizarre Three-Planet System That Rewrites the Rules of Space

Uluslararası bir bilim insanları ekibi, Dünya'dan yaklaşık 190 ışık yılı uzaklıkta bulunan ikili yıldız sistemi TOI-2267'nin yörüngesinde dönen üç Dünya büyüklüğünde gezegen keşfettiklerini duyurdu.

17 Nisan 2019 Çarşamba

SA7591/Sonsuz Ark-YD149: Meta-Analize Göre: Depresyonda Zaman Algısı Değişiyor

"Meta-çalışmanın yazarlarına göre; ileride bu alanda yapılacak araştırmaların; zamanın geçişine dair bireysel algı ile belirli bir zaman aralığındaki sürenin uzunluğunu tahmin edebilme yetisi arasındaki ayrımı daha da belirginleştirmesi gerektiğini ileri sürüyorlar."


Zaman algısı büyük oranda kişiye göre değişkendir ve genellikle de durumla alakanıza göre değişkenlik gösterir. Örneğin; zamanın “hızlı ya da yavaş geçtiği” hissiniz; bir beklenti içerisinde olup olmamanızdan etkilenebilir. Bir şeyin son teslim tarihinin sizdeki öneminin büyüklüğüne göre, zaman algınızda da hızlılık ya da yavaşlık hissi doğabilir.

10 Nisan 2019 Çarşamba

SA7570/Sonsuz Ark-YD148: Zaman Bir Yanılsama Olabilir mi?

"Göreliliğe göre, evrende bizim belirlediğimiz gibi tek bir zaman kavramı yok. Kısaca bahsedecek olursak, zaman, uzay ile dört boyutlu ve her yöne çekilebilen uzay zamana bükülür. Zamanın geçişi de uzayda ne kadar hızlı hareket ettiğinize ve etrafınızdaki yer çekimsel alana bağlıdır. Fakat uzayın ve zamanın dört boyutlu yapısında, zamanın bir şekilde özel kalabildiğini söylemek mümkün."


Her insanın farklı durumlarda ve olay örgüleri içerisindeki zaman algısı farklıdır. Bazı anlarımız vardır, bizim belirlediğimiz tanımıyla, zamanın çok çabuk geçtiğini hissederiz. Tabii ki bunun yanında zamanın geçmek bilmediği anlarımız da olmuştur. Ayrıca yapılan araştırmalar, depresyon ve şizofreni gibi durumları tecrübe eden bireylerin zaman algılarında ciddi değişiklikler olduğunu gösteriyor. Kullanılan uyuşturucu maddeler de insanların zamanı algılama biçimlerini değiştiriyor.

13 Şubat 2019 Çarşamba

SA7440/Sonsuz Ark-YD140: Uzay Dolaşıklığından Daha Tuhafı da Var: Zaman Dolaşıklığı

"Acayip kuantum bağlar zamandaki ayrık anları birbirine bağlayarak, evrenin temel yapısını uzay-zamanın değil de, kuantum bağlantıların oluşturuyor olmasını gündeme getiriyor. Evet, söz konusu bu bağlaşıklıklar zaman ve uzay hakkındaki sezgilerinizi fena halde allak-bullak edebilir."


Kasım 2015 tarihinde Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) çalışanları bir zaman kapsülü buldu; ama vaktinden 942 yıl erken. Kapsül 1957’de gömülmüştü ve 2957’de bulunup açılması bekleniyordu. İçindekileri koruması için soygaz doldurulmuş olan bu cam silindir karbon-14 ile birleştirilmişti ki, gelecekteki araştırmacılar fosil tarihlemede yapıldığı gibi gömülme tarihini doğrulayabilsin. MIT yöneticileri kapsülü onarıp, yeniden mühürleyerek gömmeyi planladı. Peki geleceğe gönderilen bir iletinin zamanından önce okunmamasını kesinleştirmek mümkün olabilir mi?

30 Ocak 2019 Çarşamba

SA7404/Sonsuz Ark-YD138: Ay’ın Atmosferi Var mı?

"Ay yüzeyindeki gazların toplam ağırlığı da yalnızca 25 tondur. Bu ağırlık neredeyse bir çöp kamyonunun toplam alabildiği yüke eşit. Her Ay gecesinde, gazlar soğuyarak yüzeye iner ve bir dahaki gündüzde, Güneş rüzgarları ile tekrar havalandırılana kadar orada kalır."


İlk bakışta bu soruyu, “hayır” diyerek cevaplamak mümkün. Ay’da, nefes alabileceğimiz bir atmosferden söz edemeyiz. Ancak, Ay yüzeyinde, “atmosfer” olarak nitelendirebileceğimiz oldukça ince bir gaz tabakası da bulunuyor. Teknik olarak da bu tabakayı “Egzosfer” olarak adlandırabiliriz.

Egzosfer katmanında, gaz molekülleri öyle seyrektir ki birbirleriyle nadiren çarpışırlar. Ay yüzeyindeki gaz molekülleri belli bir yörüngede, yüzeyden sekip duran mikroskobik toplar olarak düşünülebilir. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Dünya’nın atmosferinde, deniz seviyesindeki bir santimetrekarede yaklaşık 100 milyar molekül varken, Ay yüzeyi için bu sayı yalnızca santimetrekare başına yaklaşık 100’dür. 

28 Kasım 2018 Çarşamba

SA7189/Sonsuz Ark-YD129: 6.500 Işıkyılı Uzaklıktaki Pulsar Üzerinde Benzersiz Bir Detay Keşfedildi

"Nature dergisinde yayımlanan araştırmanın başyazarı Robert Main, kahverengi cücenin gaz kuyruğunun, atarcanın önünde büyüteç camı görevi gördüğünü belirtiyor ve atarcaya doğal olarak ortaya çıkmış bir büyütecin arkasından bakabilmenin, periyodik olarak iki bölgeyi de ayrı ayrı görebilmelerini sağladığını belirtiyor."


Bir grup gökbilimci, astronomi tarihindeki en yüksek çözünürlüğe sahip gözlemlerden birini gerçekleşirdi ve Dünya’dan 6500 ışıkyılı uzaklıkta bulunan bir pulsarda, aralarında 20 kilometre olan iki çok şiddetli radyasyon alanının varlığını tespit etti. Araştırmacılara tarafından bu gözlem, Dünya üzerinden bir teleskop ile Plüton’un yüzeyindeki bir pireyi görmeye eşdeğer olarak değerlendirildi.

8 Ağustos 2018 Çarşamba

SA6626/Sonsuz Ark-YD113: Konuşulan Dile Göre Renk Algısı Değişiyor

"Alanda yapılan çalışmalar, farklı dillere maruz kalmanın ve farklı diller konuşmanın gündelik nesneleri algımızı nasıl değiştirdiğini de araştırmaya devam ediyor. Bu durum oldukça mümkün görünüyor çünkü yeni bir dil öğrenmek, beynimize dünyayı farklı şekilde yorumlama yetisi kazandırıyor." 


İnsan gözü fiziksel olarak milyonlarca rengi algılayabilir. Fakat bu renkleri hepimiz aynı biçimde tanımlamıyoruz. Öte yandan retinadaki hücre eksikliği ya da kusurundan kaynaklı renklerdeki farklılıkları ayırt edemeyen insanlar olduğunu da biliyoruz. 

Renk körlüğü olarak tanımlanan bu genetik bozukluk, gözün retina tabakasındaki yüksek seviye ışığa duyarlı hücreler olarak bilinen koni hücreleri bulunmamasından ya da bulunsa dahi yeterince işlevsel olmamasından kaynaklanır. Ancak “normal görüşe” sahip insanlarda da bu hücrelerin yoğunluğu ve dağılımı değişkenlik gösterir, bu da hepimizin aslında aynı renkleri farklı biçimlerde deneyimlememize yol açar.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

SA6585/Sonsuz Ark-YD112: Bilinç, Entropi'nin Yan Etkisi Olabilir

“Şaşırtıcı ölçüde basit bir sonuca ulaştık: Normal uyanıklık durumları, beyin ağları arasındaki etkileşimlerin en yüksek sayıdaki olası konfigürasyonları ile karakterize ediliyor; yani en yüksek entropi değerlerini temsil ediyorlar.”


İnsan bilincini anlama çabası yüzyıllardır sürüyor. Bilinç nasıl tanımlanabilir, kaynağı tam olarak nedir ve neden böyle bir işleve sahibiz?

Fransa ve Kanada’da çalışan araştırmacılar yeni bir olasılıktan söz ediyor: Bilinç, beynin enformasyon içeriğini en yükseğe çıkarmasının (maksimize etmesinin) bir sonucu olarak doğal biçimde beliriyor olabilir. Tıpkı evrenin bütününde düzensizliğin maksimize edilme eğilimi olduğu gibi, beyinde de var olan bu entropi eğilimine benzer bir eğilimin yan etkisi olarak bilinç ortaya çıkıyor olabilir.

25 Temmuz 2018 Çarşamba

SA6545/Sonsuz Ark-YD111: Kozmik Çarpışma Karanlığa Işık Getirdi

"NGC 3256, parlaklığı, proksimitesi ve oryantasyonundan dolayı şu an birçok çalışmanın konu mankeni. Gökbilimciler, gökadanın tüm parlaklığı ile görünür olmasından faydalanıyor ve bu araştırmalar sayesinde genç birleşim gökadalarının daha iyi anlaşılması için çok iyi bir havuz işlevi görüyor."


Kozmosun karanlıklarında durgun bir yer gibi görünse de, NGC 3256 aslında şiddetli bir çarpışma alanı gibi. Bu çarpık gökada, temelinde iki ayrı sarmal gökadanın çarpışmasının sonucunda ortaya çıkmış bir kalıntı olarak biliniyor. Yaklaşık 500 milyon yıl önce gerçekleşen bu çarpışmanın izleri de halen gözlenebiliyor.

Bizden 100 milyon ışıkyılı uzaklıkta bulunan Vela takımyıldızı içerisinde bulunan NGC 3256 gökadadı, bizim Samanyolu gökadamız ile aynı boyutlara sahip ve Hydra-Centaurus Süperkümesi’nin bir üyesi. 

18 Ekim 2017 Çarşamba

SA5027/Sonsuz Ark-YD50: 'Astronomi İçin Yeni Bir Rosetta(*) Taşı'

"Gökbilimciler ilk defa kozmosu anlamaya çalışma serüvenimizde yeni bir döneme girerek, aynı kaynaktan gelen görünür ışık ve yerçekimi dalgaları tespit ettiler."

Bir sanatçının iki nötron yıldızının birleşmesi izlenimi, Warwick Üniversitesi / Mark Garlick

'A New Rosetta Stone for Astronomy'

Gökbilimciler, 2015 Eylül'ünde, Dünya'dan bir milyar ışıkyılı uzakta, Evren'de bir yerde iki kara deliğin şiddetli çarpışmasında -birleşmesinde- yerçekimi dalgalarını ve uzay-zaman dokusunu bozan kozmik dalgacıkları ilk kez tespit ettiler. Gökbilimciler, bu fenomeni Aralık 2015 ve Kasım 2016'da tekrar tekrar izlediler... yine bu yılın Ağustos ayında yeniden gözlemlediler. Bu keşifler Nobel ödüllü Albert Einstein tarafından yapılan tahminlerin doğrulandığını, yüzyıllardır süregelen bilimde yeni bir astronomi alanına girildiğini ortaya koydu.

Seçkin Deniz Twitter Akışı