Duru Çağlayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Duru Çağlayan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2015 Perşembe

SA1964/ÇY5-DÇ24: Ananaslara Kozalarını Örenler

“Ancak müşterisi olursan, paran için bir an severler seni bu insanlar.”



Fakültenin son yılı, iki arkadaş zar zor öğrenci yurdundan kendimizi attığımız Ayrancı’da ki iki göz evimizden çıkıyorum. Fakülte'yi bitirebilmek için stajımı tamamlamam lazım. Aslında bir iş provası olacak bu. Tabi ki, meslek hayatımın da ilk provası... 

Birkaç ay sürecek ama olsun, heyecanlıyım işte. Kendimi kendime ispatlayacak olmanın bir heyecanı var içimde. Kendi ayaklarımın üzerinde duracağım ilk günün provasını yapacağım stajıma başlar başlamaz. 

17 Ekim 2015 Cumartesi

SA1905/ÇY5-DÇ23: Ateistlerin Cenneti Paralel Evren

Cennette huriler vaat eden Din ile paralel evrende Zayn’ ın hurisi olma denkleminin mantıksal eşitleme sağlamasında, kuramsal olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
"Ateistlerin Cenneti Paralel Evren'dir"


Stephen Hawking, 3 boyutlu hologram teknolojisi ile Avustralya'da teorik fizikle ilgili bir etkinliğe katılmıştı. Etkinlikte Hawking’e magazin sorusu olarak, "Zayn' ın, One Direction'* u bırakması ve genç kızların kalbini kırmasının kozmolojik etkileri nelerdir?" sorusu yöneltildi. 

Hawking sorulan soruya şu cevabı verdi:

"Eğer paralel evrenler kanıtlanırsa Zayn, başka evrende hâlâ grubun üyesi olabilir ya da kızlardan biri Zayn'la evli olabilir."

1 Eylül 2015 Salı

SA1699/ÇY5-DÇ22: Mürekkebini Akıtamadığı Yerlerde Kızılhaç Mülteci Cesedi Toplar

"Okuyun, ama siz de bu yüzyılda dikkatli okuyun! Zira dikkatli okumayan ülkelerdeki halkın zaman tünelinde BM’ler kendi mürekkebinin felsefesini de akıtıyor, Beyler!"


İnsanlık trajedisinin son örneği, tarihe büyük kara gün olarak geçmesi gereken…  Akdeniz’deki çocuk cesetleri haberi, sosyal medyada günlerdir dolaşıyor. Yüreklerimiz burkuldu, içimiz sızladı, elimizden gelen bir şeyin olmaması düşüncesi ile kahrolurken kelimeler düğüm dolup boğazımıza takıldı.

Sahildeki çocukları kurşunlarla öldürenler, öldürenleri her zaman haklı görenler, Dünya'ya sürekli insanlık dersi verenler ise, her zaman ki gibi sessizdi. Kahretsin, gene işitemiyorlardı!

13 Temmuz 2015 Pazartesi

SA1525/ÇY5-DÇ21: “Sebastian Bach'ın Do Majör Konçertosu Nasıl Çalışır?”/ 5.Bölüm; Kızılhaç’la Gülen Gerçekler

5.Bölüm
 Bosna’dan Deniz Feneri'ne, Suriye’den İHH’ya Kızılhaç’la Gülen Gerçekler


Kızılhaç’a ve Deniz Feneri Davaları ile ilgili gariplikleri önceki yazılarda incelemiştik. Bu yazıda biraz süreçte yakın zaman tarihini mercek altına alarak devam edeceğiz.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu’nun 1919’da Paris'te “Kızılhaç Dernekleri Birliği” adı altında kurulduğunu açıklamıştık. Türk Kızılay’ı, kurulduğu tarihlerde harekete mensup olan ve resmen kabul edilen ilk Kızılay Derneği olmuştu. Belirli dönemlerde Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin yönetiminde de bulunan Kızılay Derneği, Türkiye Cumhuriyeti Adına Sosyal Yardım Toplama, Dağıtma ve Depolama Konularında Komite ve Harekette söz sahibidir.(1)

21 Haziran 2015 Pazar

SA1441/ÇY5-DÇ20: “Sebastian Bach'ın Do Majör Konçertosu Nasıl Çalışır?”/ 4.Bölüm; Koç Ailesi, Devrim Arabaları ve 80 Milyonluk Türkiye

4.Bölüm
Koç Ailesi, Devrim Arabaları ve 80 Milyonluk Türkiye


Koç Üniversitesi 2014-2015 mezunlarını verdi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, Koç Üniversitesi'nin mezuniyet törenine katıldı. Törenin ardından bir konuşma yapan Rahmi Koç basına şunları söyledi:


"Türkiye ile Amerika'yı mukayese etmek pervaneli uçakla en hızlı jeti mukayese etmek gibi. Türkiye'nin aşırı nüfusunun ülkeye ayak bağı olduğunu söylerken, Türkiye ile Amerika'nın kıyaslanmasının da yanlış olduğunu belirtti "Nüfus 80 milyon kişiye doğru gidiyor. Bu bize büyük bir ayak bağı oluyor. 50-60 milyonda kalsaydık çok daha zengin olurdu bu ülke" dedi.

1 Haziran 2015 Pazartesi

SA1382/ÇY5-DÇ19: “Sebastian Bach'ın Do Majör Konçertosu Nasıl Çalışır?”/ 3.Bölüm; MİT Tırları, Cemaat, CHP ve Hatice Projesi

3.Bölüm
MİT Tırları, Cemaat, CHP ve Hatice Projesi



Tarih bugün 01.06.2015; TBMM Milletvekili seçimlerine altı gün var. Bir hafta önce Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Can Dündar’ın yayınladığı MİT Tırları'na yapılan operasyona ait olduğunu iddia ettiği video kayıtlarına ve haberine Devlet güvenliği gerekçesi ile yasaklama getirildi ve Dündar hakkında dava açıldı. Bir gece önce de TC. Cumhurbaşkanı televizyonda yaptığı açıklamada yapılan haberi, “Devlet güvenliğini ve sırlarını afişe etmek ve ülkeyi tehdit ettiği gerekçesi ile” yapanlar “Bedelini ağır ödeyecekler” sözleriyle yorumladı.

Bu sabah TV’leri açtığımızda buna çok içerleyen Halk TV ve çalışanları sabah sabah Levent Üzümcü’yü konuk almış. Olanları ya da olabilecekleri analiz etmeye çalışarak ortaya dâhiyane projeler sürüyordu.

25 Mayıs 2015 Pazartesi

SA1361/ÇY5-DÇ18: “Sebastian Bach'ın Do Majör Konçertosu Nasıl Çalışır?”/ 2.Bölüm; Kızılhaç ve Hilâl-i Ahmer Çalışmaları

2.Bölüm
Kızılhaç ve Hilâl-i Ahmer Çalışmaları


Kızılhaç’ın fikir babası Dunant 

Dunant 1828'de Cenevre'de varlıklı, dindar bir ailenin oğlu olarak doğdu. 1849'da öğrenimini yarıda bırakarak bir bankada çalışmaya başladı.1852'de YMCA Hareketi'nin Cenevre kolunun kurucusu oldu. 1855'te Paris Evrensel Sergisi için Paris'e gelen arkadaşlarıyla Dünya YMCA'lar İttifakı'nın kurulmasında da rol oynadı. 26 yaşında iken Kuzey Afrika ve Sicilya'da faaliyet gösteren bir firmanın temsilcisi olarak işe girdi. 

10 Mayıs 2015 Pazar

SA1314/ÇY5-DÇ17: “Sebastian Bach'ın Do Majör Konçertosu Nasıl Çalışır?”/ 1.Bölüm; Deniz Feneri, CHP ve Kızılhaç

1.Bölüm
Deniz Feneri, CHP ve Kızılhaç

25 Nisan 2015 günü Kılıçdaroğlu Dusseldorf’ta seçmenlere sesleniyordu: "Deniz Feneri faciasını asla unutmadık"

Türkiye'nin temiz siyasete ihtiyacı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri olayını hatırlattığı konuşmasında, "Deniz Feneri faciasını asla unutmadık. İslami holdingler aracılığıyla Almanya'da alın terinin nasıl sömürüldüğünü, nasıl çalındığını biliyoruz. Ama bir şeyi hiç kimsenin unutmamasını istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz her türlü sorununuza en duyarlı yaklaşımları ve çözümleri üreten partiyiz. Her sorununuzla ilgilendik. Deniz Feneri olayı yaşandığı zaman ben Almanya'ya geldim. İslami holdingler faciasında yine buradaydım. En temiz duygular, inançlarımız sömürüldü. İnançlarımız alın terimizin çalınmasına alet edildi. Yurt dışında yaşayan bütün yurttaşlarıma seslenmek istiyorum. Sizin inancınız bizim inancımızdır, sizin kimliğiniz bizim kimliğimizdir. Sizin yaşam tarzınız bizim yaşam tarzımızdır. Biz kimseyi ötekileştirmeden bütün yurttaşlarımızı kucaklıyoruz ve sizlere bağrımızı açıyoruz" diye konuştu.(1)

16 Nisan 2015 Perşembe

SA1268/ÇY5-DÇ16: İkonoklazm ve IŞİD

Vaat edilen topraklarda IŞİD’in tarih tiyatrosundaki paralel rolü nedir?


Kendilerini IŞİD olarak adlandıran terör örgütü, haricilerin bugünkü devamı olan Vehhabiliği ya da Selefiliği benimsediğini iddia etti ve tüm vahşiliğini Ortadoğu’da önce Suriye’de sonrada Irak’ta ortaya çıkarak  bu zamana dek sadece Müslüman halka gösterdi. 


Bu süreçte IŞİD adlı örgütün, "İsrail’le bir sorunumuz yok" beyanatı ve Suriye halkının kendi mezhebinden olmayanlara bombalar yağdırarak çoluk çocuk demeden öldüren Devlet Başkanı Beşer Esad’a bugüne kadar tek bir saldırıda dahi bulunmamış olması, örgütün teorileri ve felsefesi açısından, nedense manidar rastlantıları(!) hatırlatıyor.

IŞİD militanları Suriye iç savaşında varlıklarını gösterirken birdenbire Irak’a yöneldiler. Dünyanın sorduğu "Bunlar Müslümansa eğer neden İsrail’e saldırmazlar?" sorusunun cevabını ise basına twitter üzerinden bir mesaj yayınlayarak cevaplamışlardı.

2 Nisan 2015 Perşembe

SA1245/ÇY5-DÇ15: Gezi Rönesans, Çarşı da Michelangelo'su mu?

"Zulüm 1453’te başladı diye duvarlara yazılar yazan eylemcilerimiz, kafalarını üç kere o duvara vurduktan sonra Michelangelo’ya selam söylesin."


Bugün, kamuoyunda 'Çarşı Davası' olarak bilinen, ‘Hükümeti devirmeye teşebbüs' ettikleri iddiasıyla suçlanan 35 sanığın yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Yaklaşık 2 saat süren davada ilginç gelişmeler yaşanıyor. Ve tabi ki; haberi veren medyada. Birinci başlıkta neden gerek görüyorlarsa, bu davaya bakan Hakim Beyi önce medyaya tanıtıyorlar.

"DAVAYA YENİ HAKİM BAKTI"

Davanın hakimi Metin Tamirci, 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ne atanınca Fenerbahçe ve Çarşı Davası'na bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin başına Ahmet Civelek atanmıştı.
İkinci başlıkta polislerin ilginç ifadeleri ve eylemcilerle işbirliği yaptıkları hissi uyandıran ifadeler yer alıyor.

15 Mart 2015 Pazar

SA1212/ÇY5-DÇ14: Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nın Gölgesinde Temizlik Sektörü/ İkinci Bölüm

"Gençlerimizin ve bizlerin Dünya'yı ve Dünya Tarihi'ni doğru okuyabilmesi ve anlayabilmesi için ülkemizde Tarih dersleri Buluşlar Tarihi, Ekonomi Tarihi ve Sosyoloji Tarihi adlı başlıklarla ayrı ayrı olarak okutulmalıdır."

Henkel - Unilever - Procter&Gamble 

Birinci Bölüm'de Sanayi Devrimi'nin gölgesinde gelişen, sabundan deterjana evrilen sektörü analiz edip, Dünya Savaşları sonrasında şirketlerin inanılmaz ekonomik büyüme grafiklerini ve tarihçesini irdelemiştik. Temizlik yaşadığımız yüzyılda insanlığın ve medeniliğin olmazsa olmaz gereği sayılmaktadır. Batının ve Avrupa’nın geçmiş yüzyıllarda olan temizlik alışkanlıkları bilindiği üzere, nereden öğrenmiş olduklarını irdelemekle zaman kaybetmeden kısa hatırlatmalarla önce sabunun icadına ve kendi sabun tarihimize bir göz atalım.

Said Öztürk, Çevrimiçi Tematik Türkoloji Dergisi ACTA TURCİCA'ya hazırladığı Osmanlı Kültürel Mirasında Sabun konulu araştırma yazısında şöyle bahsediyor.

8 Şubat 2015 Pazar

SA1144/ÇY5-DÇ13: Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nın Gölgesinde Temizlik Sektörü/ Birinci Bölüm

"Gençlerimizin ve bizlerin Dünya'yı ve Dünya Tarihi'ni doğru okuyabilmesi ve anlayabilmesi için ülkemizde Tarih dersleri Buluşlar Tarihi, Ekonomi Tarihi ve Sosyoloji Tarihi adlı başlıklarla ayrı ayrı olarak okutulmalıdır."

Henkel - Unilever - Procter&Gamble 

Birinci ve İkinci Dünya savaşları sırasında, Sanayi Devrimi'nin etkisi ile gelişen sektörler arasında yaşanan çıkar çatışmaları sonrası firmalar kılıçlarını kuşanarak kendi aralarında büyük bir mücadelenin içine girdiler. Dünyaya ekonomik olarak egemen olmayı amaçlayan iki büyük dünya savaşında göz ardı edilen en büyük gerçek, firmalar arasında yaşanan bu mücadelelerdir. Elbette ki büyük savaşlara sebep olan diğer unsurların göz ardı edilmemesi gerekir, ancak tarihsel sürecin anlatımında bu şirketlerin rekabet mücadelesinin sıradan insanlardan saklandığı kanaatindeyim.

30 Kasım 2014 Pazar

SA1015/ÇY5-DÇ12: Papaz Her Gün Pilav Yemez!

 "Vatikan ve Sarayı ne kadar mütevazi?"


Katolik Hrıstiyanların ruhani lideri ve Vatikan Şehir Devleti Başkanı Papa I. Francesco’nun ülkemizi ziyareti uzun zamandır ülke gündeminde. TV’lerin ve sosyal medyanın gündemi nasıl işlediği ve gözümüzden kaçırdıklarına göz atmakta fayda var.

Önce, Papa I. Francesco ülkemize gelmeden Vatikan’a gönderilen davet mektubu basına sızdırılarak gündeme oturdu. Mektupta, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın daveti nasıl yaptığı ve Papaya nasıl hitap ettiğini anlatan haberler medyada yer aldı.(1)

Öncelikle konuyla ilgili haberleri okuduğumuzda aklıma şu soru takıldı.

-Papaya nasıl hitap edilmelidir?

16 Kasım 2014 Pazar

SA990/ÇY5-DÇ11: Washington Katedrali'nde Namaz; Türkiye Dinlerarası Diyalog Projesi'nde Yer Almalı mı?

"Tüm Dünyadaki Müslüman Halkların çektiği zulüm ve şiddeti de düşünerek olayı gözden geçirdiğimizde anlıyoruz ki, akıllı ve stratejik davranmalıyız"

Washington DC, National Catedral

"Ne dersiniz?! Müslüman Kardeşler yakında DC'deki Ulusal Katedrali Allah'a kulluk etmek için kullanacaklar?"

ABD’deki İslam Kongresi ilanlarını yakın zamandır göz ucuyla takip ediyorum Bu sabah Washington Post Gazetesinde bir haber gözüme çarptı.(1) Destekleyenleri ve karşı çıkanları ile fotoğraf şöyle:

Washington Katedrali'nin İlk Müslüman Namaz Hizmeti

Olay Washington Ulusal Katedralinde gerçekleşir. 14 Kasım Cuma günü  itibariyle Katedralin köşesinde, birkaç yüz Müslüman toplanıp ezan okuyup namaz kılarlar., ateşli bir vaaz verip,  Güney Afrika'nın müslüman ABD Büyükelçisi Ebrahim Rasool (İbrahim Resul) vaaz verir. (Polis yoğun güvenlik önlemleri ile kiliseyi kapatarak arama yapar.) Fakat bir iyi giyimli, orta yaşlı bir kadın aniden sesini yükseltir:

8 Kasım 2014 Cumartesi

SA979/ÇY5-DÇ10: Yırca’da Zeytinyağı Vardı da Biz mi İçtik?

“Bir taraftan beton evinde “Önde zeytin ağaçları, arkasında yar” şarkısını dinliyor, ama arkasında ne olduğunu gerçekten sorgulamıyor.”


Geziyle başlayan ağaç sevdası Yırca’da devam ediyor. Kurgu, senaryo, oyuncular yine aynı.

Gezide ortaya çıkan, ortalık karıştıktan sonra da yok oluveren Greenpeace Akdeniz Çevre Örgütü uzun zamandır Yırca’da ki zeytin ağaçlarının reklamında. “Kesilecekler, sesinizi çıkarın, toplanın, tepki verin. Bakın üstelik buraya yapılacak termik santral, Kolin şirketler grubunun, İstanbul’a yapılan yeni hava limanını yapan inşaat firmasına ait”, diye de altını çiziyorlar.(1)

Açık açık hedef göstermedeki ekonomik rant ve çıkar histerileri o kadar derinden hissediliyor ki, sormadan edemiyor insan: "Sen gerçek bir çevre örgütü isen neden sürekli tek bir firma ile uğraşırsın?"

26 Ekim 2014 Pazar

SA954/ÇY5-DÇ9: Yaz Saati Uygulamalarının Dünya ve Ülkemizdeki Tarihî-Ekonomik Analizi

Greenwich Gölgesinde Batının Ekonomik Buhranları ve Yaz Saati Uygulamalarının  
Dünya ve Ülkemizdeki Tarihi-Ekonomik Analizi

Benjamin Franklin'in 1784 yılında YSU hakkında yazdığı mektup.

Benjamin Franklin, Amerika Birleşik Devletleri'nden Fransa'ya elçi olarak yollandığı sırada elektrikten değil, Paris halkının mum israfını önlemesi ve gün ışığından daha çok yararlanması için imzasız bir mektup yayımlar. Bu 1784 yergisi, panjurları vergilemek, mumları karneye bağlamak ve insanları gün doğumu sırasında kilise çanları ve top ateşiyle beraber uyandırmak gibi öneriler içerir. Benjamin Franklin aynı zamanda "Erken yatıp erken kalkmak, kişiyi sağlıklı, zengin ve akıllı yapar" özdeyişinin de sahibidir.

19 Ekim 2014 Pazar

SA941/ÇY5-DÇ8: Sıkma Zihinlerin Sıkma Başlarla Bitmeyen Sorunları

“Sadece alaycı bir bakış atmak, yandan bir gülümseyiş yetiyor, artıyor hepsine.”


Diyanetin bir kampanyası var bu hafta, “Haydi çocuklar camiye”.

Bir arkadaşım kızını göndermiş. O gün beni arıyor. “Okuldan almaya beraber gidebilir miyiz?” diye. Okulun Din Kültürü öğretmeninin sadece isteyen velilerin öğrencilerine ders saatinde düzenlediği bir etkinliğe katılmış kızı.

Bir saat sonra kızını almak üzere okulun kapısı önünde bekliyoruz ikimiz. Çocuklar geliyor karşıdan sıra sıra;  bir iki tanesinin başında örtüsü var. Mutlular, gülüp kaynaşarak okula doğru geliyorlar arkadaşları ve öğretmenleri ile.

6 Ekim 2014 Pazartesi

SA921/ÇY5-DÇ7: Saatten Kuleler

“Ülkemi, tarihimi, bilimimi ilgilendiren mevzular hakkında yapılandırılmış, halis muhlis kendi ellerimizle yaptığımız araştırmalardan, analizlerden oluşan ya da özetini veren bir veri tabanımız yok.”


Gündüzler akşama daha çabuk kavuşmaya başladı artık. Dolaptan usulca çıktı hırkalar. Güneş ışığının azalmasıyla sonbahar depresyonları da yanında eşantiyon...

Saatler kış saati uygulamasına alınacak deniyor. Çabucak karanlık olacağını düşündüğümde, daha da bunalıyor içim. Kahveyle Tv başına yayılma vakti gelmiş, geçiyor.

TV'de bir seyahat programı var bugün. Sonbaharda Avrupa turunun faydalarından bahsederken, Prag’ı anlatıyor Sunucu. Prag’da eski bir saat kulesinin önünde, zıplayıp duruyor.

11 Eylül 2014 Perşembe

SA882/ÇY5-DÇ6: Cin Ali’nin Çizdiği Rezidanslı Kuleler

“İlk önce kibrit kutusundan çizdiği evdekiler fırladı sokaklara… Peşinden, ilk çizdiği kuledeki Dayısı ve akrabaları…”


Müfredat kitapları herkes resim çizemez diyordu o yıllarda. Ya da herkesin güzel resim yapamayacağını düşünüyor olmalılardı. Özgürce, serbestçe, diledikleri renklerde…

Kendi çizimi de iyi değildi zaten. Ama boyaları çok severdi. Öğretmen, ilk resim dersinde kolaylık olsun diye resim çizemeyenlere, “Cin Ali çizebilirsiniz!” demişti. Herkes de onu çizmeye başlamıştı. Elbette bir bildiği vardır diye düşünmüştü.

Resim kâğıdını evde unuttuysa da kareli kâğıt dağıtırdı öğretmeni derslerde. Cin Ali’yi icat etmişlerdi. Kolaydı. Basitti. Dümdüzdü…

7 Eylül 2014 Pazar

SA875/ÇY5-DÇ5: Yağmurun Bana Yazdıkları…

“Kuşlar uçuştu içimde, rüzgâr savurdu yelini, bulutlar bile dans etti günlerce.”


Hava çok sıkıntılı, yağmak istiyor, yağamıyor.

Ağlamak isteyen ancak ağlayamayan çocuk gibi…

Bir başlasa gerisi gelecek. Ama izin çıkmıyor bir türlü gök kubbeden.

Çok bunalmış. Bu nedenle canını sıkanların da ruhunu daraltmak istiyor bir an evvel.

Anlıyoruz ki, annesinin ağlamasına müsaade etmediği küçük çocuk sıkıntısı taşıyor kocaman yüreğinde. Çektiği acıları herkes çok iyi anlasın ister gibide, uzun sürsün istiyor belli ki.

Seçkin Deniz Twitter Akışı