24 Temmuz 2020 Cuma

SA8740/KY1-CÇ735: 'Pahalı Oyunlar- Papirüs Halka' - Ya da Yazarın Sorumluluğu-

 "Kod adlar, kripto kişilikler ön planda değil, eylemler ön planda. Kitabı sürükleyici kılan da bu yönü. İlginç bir üslup. Macera romanlarında bu üslubu ilk kez görüyoruz. Kendine özgü bir üslup. Adeta öykünün karakteri üslubu belirlemiş."


Bu bir kitap tanıtım yazısı olmayacak. Ya da bir kitap eleştirisi. Her şeyden önce ben bir eleştirmen değilim. Eleştiri kriterlerinin hiçbiri olmayacak bu yazıda. Sıradan bir okuyucunun duygularını, kitabın konusuyla ilgili duyumsadıklarını anlatmaya çalışacağım.

Tanıtım yazısı olmamakla beraber sözünü edeceğimiz kitaba ilişkin bir iki küçük bilgi vermemiz de zorunlu gibi. Bu zorunluluktan kalkarak kitabın adı Pahalı Oyunlar. Temmuz ayında İstanbul’da Efsus yayınları tarafından yayınlandı. Hacimli bir kitap. Dört yüz yetmiş sayfa.

Yazardan bu kitabın bir seri kitap olduğunu, başlangıç kitabı olduğunu -ki, romanda dipnot olarak, örneğin sayfa 52’de 2. Kitap Ulaklar, sayfa 66’da 4. Kitap Tılsım gibi bilgilere rastlıyoruz- öğreniyoruz.

Kitabın başlangıç sayfasında kendimizi Roma’da buluyoruz. Kitap gizem yüklü. Moda tabirle dersek paralel yapılanmanın – paralel yapılanma her toplumda, her kurumda dünden günümüze kadar gelen ve süren bir durum- başlangıcına kadar gidiyoruz. İsa’nın gizli havarisini, bilindik 12 havarinin dışında bir havarinin Arius’un varlığını öğrenerek başlıyoruz yolculuğa.

Gizli havarinin -ya da paralel havari diyelim- dokuz öğrencisinin yakılması olayı ile başlıyor öykü. Dokuz öğrenci yakalanmış ve fakat yakalanmadan önce Havari Arius’un öğretileri öğrencileri tarafından papirüslere kaydedilmiş. Cemaat kendi öğretisini korumak için çeşitli yollar bulmuş.

Örneğin Yazıcılar-Okuyucular diye ikiye bölünmüşler. Yazar daha ilk sayfada “Okuyucular-Yazıcılar” ifadesi ile bizdeki meşhur yapılanmaya da bir gönderme de bulunuyor. Bilindiği gibi Said-i Kürdi’nin cemaati onun hemen ölümünden sonra Okuyucular-Yazıcılar diye ikiye ayrılmıştı. Bu üstü örtük gönderme Pahalı Oyunlar’ın mecrasını da bize göstermiş oluyor.

Kitabın öyküsü ülkemizdeki paralel yapılanmanın köklerine ilişkin geniş bir perspektif sunuyor. Hayal gücümüzü gıdıklıyor, deyim yerindeyse.


Kitapta haber alma örgütlerinin hummalı çalışmalarını, eylemlerini görüyoruz. Sürükleyici bir tarzda veriliyor bu. Ve fakat benzer romanlardan -macera romanları denilen türden- oldukça farklı bir üslupla veriliyor. Adeta kahraman yok. Tamam Sancar, Siyah, Safran, Ormancı, Rodza vb. bir sürü isim var. Bu kod adlar, bu kişiler benzer roman karakterleri gibi öne çıkmıyor. Öne çıkan gizlilik ve olayın kendisi. 'Kripto yapıyı bundan daha verimli nasıl anlatılabilirdi?' diye sormaktan kendimizi alamıyoruz.

Devletin, hemen bütün kurumların, hatta toplumun bizzat kendisinin kılcal damarlarına kadar sızan bu yapıda kişilerin önemi yoktur. Bunu somut bir biçimde kurgusal olmayan yaşamda gözlemleyebiliyoruz. Bu yapıyla mücadele edenler de aynı şekilde kendilerini öne çıkararak yapıyor değil. Güvenlik güçleri yargı elbette mücadele veriyor ve fakat bu verilen mücadelenin dışında o yapıyla mücadele eden, yolunu kesen nice isimsiz kahraman var. İşte bu bağlamda kahraman yok. Kitapta da yok. Hem var hem yok.

Bu bukalemun yapıyı ve bu yapı ile yapılan mücadeleyi ancak böyle anlatılabilirdi. Yazar bunu başarmış. Macera romanları kişilerin öyküsü iken Pahalı Oyunlar bir mücadelenin öyküsü olarak karşımıza çıkıyor. Kod adlar, kripto kişilikler ön planda değil, eylemler ön planda. Kitabı sürükleyici kılan da bu yönü. İlginç bir üslup. Macera romanlarında bu üslubu ilk kez görüyoruz. Kendine özgü bir üslup. Adeta öykünün karakteri üslubu belirlemiş.

Yazara başarılarının devamını diliyoruz.

“Telefondakileri bir yere kaydet.. Affan’ı halleden ekip iş başında.. Kayıp Papirüslerin peşindeler.. Babaya söyle Siyah yaşıyor.. ölmedi daha..” 

Siyah BMW hareket ettiğinde her şey gayet normal görünüyordu, yolun her iki tarafından bariyerler göze çarpıyordu, Şeytan kayalıklarından aşağı süzülen bir atmaca gözüne kestirdiği avına doğru hamle yaparken Siyah BMW dağın menfezine girip gözden kayboldu sonra. 

Safran'ı halleden ekibin iş başında olması kafaları allak bullak etmekle kalmamış bir anda diken üstünde bırakmıştı onları... Yarına umutla bakmayı ne kadar istese de işleri karıştıran bu belirsizlikti.

Ferman yıldız tarafından gelen belediye otobüsünü beklerken servisi kaçırdığına köpürüyordu. Hayri Baba'dan bir haber de gelmemişti, geleneği bozan sızıntı kuşkusuydu. Onları bir zaman gözden uzak tutmaları gerektiği için başka ne olabilirdi ki? 

Ormancı Hasan'dan da ses seda çıkmıyordu, kasabada işler yolundaydı o zaman ses çıkmadığına göre...

Cep telefonuna gelen mesaja bir daha baktı: Yolda bırakmazlar alırlar seni. 

Mesaj yüreğine su serpmişti, Siyah'tan geliyordu. 

Biz bağlılık yemini ettik babanın yakışıklı evlatları... Bizi çiğnemeden yola getirmek de nereden çıktı? 

Ferman bu sözleri bir kaç defa okudu, neredeyse zihnine kazınmışlardı. Siyah'ı anımsadı, ölüm bizi çağırıyor diye mırıldanan adama ters baktı, bu sözü birkaç kişiden başka bilen yoktu, heybeye söylenmezdi, zihni karıncalandı, yüz yıllık yapının içinde bir insanın sözleri orta yaşlardaki istihbaratçıyı huylandırdı ister istemez.

[Pahalı Oyunlar- Papipüs Halka, Roman, Kemalettin Çalık, Efsus Yayınları, 2020]



Cemal Çalık, 24.07.2020,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Kitaplara Dair


Facebook 




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.


Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı