Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Amerika Birleşik devletlerini dünyanın tepesine inen bir tokmak olarak tasarlayan ve kullanan satanist gücün yönettiği bir konsey olan The Council on Foreign Relations (CFR) Dış İlişkiler Konseyi ile yakın ilişkileri olan, Brookings Enstitüsü'nün yayınladığı “Amerikan Egemenlik Savaşları: Amerika'yı Dünyayla Uzlaştırmak” adlı kitabın yazarı Stewart Patrick'e aittir ve son dönemde sıkça gündeme gelen ve ABD Başkanı Trump tarafından da uygulanmaya konan, ancak Pentagon-DeepState (Derin devlet) tarafından sert bir direnişle karşılaşan ABD'nin küresel hegemonyasını kısıtlamaya yönelik tartışmalara odaklanmaktadır. Stewart Patrick'in Quincy Enstitüsü temelinde sorguladığı bu yeni yaklaşıma dair kışkırtıcı soruları ABD'nin sonsuza dek egemen bir güç olacağı sanrısına dayanmaktadır. Oysa ABD ve küresel satanist düzen insanlığa getirdiği felaketlerin ve yok oluşun bir sonucu olarak artık apaçık bir şekilde bütün insanların hedefindedir ve ABD bu gücün temsilcisi olarak, tarihînde ilk kez kendi sonunu da getirecek olan çok derin bir itibarsızlığa mahkumdur. 13 Ağutos 2019 tarihli SA7900/SD1453: Yeniden Dirilen Gerçekçilik; Quincy Enstitüsü'nün Yükselişi başlıklı çeviri yayınımızda bu enstitüyü şöyle değerlendirmiştik; "Bu iki kan dökücü ismin (Solcu Soros ve Sağcı Koch) finanse ettiği diğer tüm düşünce kuruluşlarına zıt bir felsefe ile 'Quincy Enstitüsü' adında yeni bir enstitü kurarak, şu ana dek özetle bu iki finansörün de desteğiyle çalışmalarını sürdüren ve dünyayı renkli devrimler ve ayaklanmalar ve terör dahil kana boğan diğer enstitülere karşılık 'yaşa ve yaşat' prensibine dayanan bir dış siyaset anlayışını savunmayı planlamaktadır. Anlaşıldığı kadarı ile Quincy Enstitüsü, Trump'ın kontrol edilebilir hareket aralığını net bir şekilde tanımlamak, sınırlamak, yönlendirmek ve farklı etkilere kapatmak için çalışacak." Bu türden çabalar ABD'nin yeniden 'Büyük' olma hedefine değil, her dinden insan tarafından fark edilen satanizmin yeniden 'Efendi' olma hedefine matuftur ve başarısız olmaya mahkumdur. Bu gerçeği tarihin klasik imparatorluklarının nasıl çöktüğüne dair çalışmalarda bulmak mümkündür. Kendi savunma ve ticarî ihtiyaçlarını giderdiği için ABD yaptırımlarına maruz kalan Türkiye'nin küresel tabanlı stratejik planlamalarını yaparken bu gerçeği göz önünde tutması çok önemlidir.
Seçkin Deniz, 22.12.2019

What Would ‘Restraint’ Really Mean for U.S. Foreign Policy?