Berlin Duvarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Berlin Duvarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2019 Pazar

SA8228/SD1571: ABD Dış Politikası için “Kısıtlama” Gerçekten Ne İfade Ediyor?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Amerika Birleşik devletlerini dünyanın tepesine inen bir tokmak olarak tasarlayan ve kullanan satanist gücün yönettiği bir konsey olan The Council on Foreign Relations (CFR) Dış İlişkiler Konseyi ile yakın ilişkileri olan, Brookings Enstitüsü'nün yayınladığı “Amerikan Egemenlik Savaşları: Amerika'yı Dünyayla Uzlaştırmak” adlı kitabın yazarı Stewart Patrick'e aittir ve son dönemde sıkça gündeme gelen ve ABD Başkanı Trump tarafından da uygulanmaya konan, ancak Pentagon-DeepState (Derin devlet) tarafından sert bir direnişle karşılaşan ABD'nin küresel hegemonyasını kısıtlamaya yönelik tartışmalara odaklanmaktadır. Stewart Patrick'in Quincy Enstitüsü temelinde sorguladığı bu yeni yaklaşıma dair kışkırtıcı soruları ABD'nin sonsuza dek egemen bir güç olacağı sanrısına dayanmaktadır. Oysa ABD ve küresel satanist düzen insanlığa getirdiği felaketlerin ve yok oluşun bir sonucu olarak artık apaçık bir şekilde bütün insanların hedefindedir ve ABD bu gücün temsilcisi olarak, tarihînde ilk kez kendi sonunu da getirecek olan çok derin bir itibarsızlığa mahkumdur. 13 Ağutos 2019 tarihli  SA7900/SD1453: Yeniden Dirilen Gerçekçilik; Quincy Enstitüsü'nün Yükselişi başlıklı çeviri yayınımızda  bu enstitüyü şöyle değerlendirmiştik; "Bu iki kan dökücü ismin (Solcu Soros ve Sağcı Koch) finanse ettiği diğer tüm düşünce kuruluşlarına zıt bir felsefe ile 'Quincy Enstitüsü' adında yeni bir enstitü kurarak, şu ana dek özetle bu iki finansörün de desteğiyle çalışmalarını sürdüren ve dünyayı renkli devrimler ve ayaklanmalar ve terör dahil kana boğan diğer enstitülere karşılık 'yaşa ve yaşat' prensibine dayanan bir dış siyaset anlayışını savunmayı planlamaktadır. Anlaşıldığı kadarı ile Quincy Enstitüsü, Trump'ın kontrol edilebilir hareket aralığını net bir şekilde tanımlamak, sınırlamak, yönlendirmek ve farklı etkilere kapatmak için çalışacak." Bu türden çabalar ABD'nin yeniden 'Büyük' olma hedefine değil, her dinden insan tarafından fark edilen satanizmin yeniden 'Efendi' olma hedefine matuftur ve başarısız olmaya mahkumdur. Bu gerçeği tarihin klasik imparatorluklarının nasıl çöktüğüne dair çalışmalarda bulmak mümkündür. Kendi savunma ve ticarî ihtiyaçlarını giderdiği için ABD yaptırımlarına maruz kalan Türkiye'nin küresel tabanlı stratejik planlamalarını yaparken bu gerçeği göz önünde tutması çok önemlidir.
Seçkin Deniz, 22.12.2019

What Would ‘Restraint’ Really Mean for U.S. Foreign Policy?

Yıllarca süren Amerikan küresel angajmanından sonra, “kısıtlama” kavramı anlaşılır bir şekilde anı yaşıyor. Berlin Duvarı'nın yıkılmasından otuz yıl sonra, Amerikalılar, yeni muhafazakarlar (neo-con) veya liberal müdahaleciler tarafından üstlenilmiş olsun ya da olmasın, dışarıda yaşanan aksiliklerden bıkmış durumdalar ve ülkelerindeki zorluklara adanmış daha fazla dikkat ve kaynak istiyorlar. Ulusal güvenlik kuruluşu, küresel ittifaklar ağı tarafından desteklenen, Amerikan birliklerinin ileri konuşlandırılması, Avrupa ve Asya'da “karasal dengeleme” ve dünya çapında demokrasilerin teşvik edilmesinde ABD önceliğini hala destekleyebilir. Halk daha dikkatli ve kısıtlı bir enternasyonalizmi tercih ediyor.

17 Aralık 2019 Salı

SA8214/SD1566: Berlin Duvarı'nda Dans

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, 30 savaş bölgesi dahil 120'den fazla ülkeden haber vermiş ve birçok dünya lideriyle röportaj yapmış olan, şu anda da 1970 yılından beri çalıştığı BBC News'un Dünya İlişkileri Editörlüğünü yapan John Simpson'a aittir ve 30. yıl dönümünde 1989'da yıkılışına tanıklık ettiği Berlin Duvarı'na dair şahit olduklarını anlatmaktadır. Her ırktan insanı, yaklaşık 72 yıl (1917- 1989) boyunca NATO-Varoşa Paktları ile (her ikisi de siyonist-satanist yahudilerce üretilen) kapitalizm ve komünizm arasında ezen bir sistemin insanlık düşmanı olduğunu göstermesi açısından, 11 Eylül 2001 gibi, bu tarihi dönüm noktalarından birinin iyi anlaşılması gerektiğini düşünüyoruz.
Seçkin Deniz, 17.12.2019

Dancing on the Berlin Wall
"20. yüzyılın en büyük tesadüfî devrim sahnesine dönüş."

Bir zamanlar, zulmün ve bölünmenin keskin bir simgesiydi, yan sokaklarda, binalar arasında ya da açık araziler arasında mantıksız bir yol kesme, aileleri bölen bütün bir ulusun tutsak tutulmasıydı. Ve 30. yıldönümü öncesinde Ekim ayında Berlin'i ziyaret ederken, Berlin Duvarı'nın örüldüğü yerlerde duvarın izlerini güç bela buldum. Duvarın tamamen yok olduğu yerler vardı; bazı yerlerde ise zeminde belirsiz bir çift parke taşı serisiyle yeri işaretlenmişti. Birkaç kısa parçası, bir Disneyland eseri türünde korunmuştu, ancak yüzlerce metre boyunca açık bir öldürme alanıyla ayrılmış, gözetleme kuleleri ile işaretlenmiş, silahlı askerlerin ve öldürmek için eğitilmiş köpeklerin devriye gezdiği bu çift beton hattı, Duvar'ın verdiği korkuyla alakalı hiç bir anlam ifade etmiyordu.

Seçkin Deniz Twitter Akışı