31 Ekim 2018 Çarşamba

SA7056/ME42: Âdil Mesafeler

"Mesafelerini yitirmiş, tekilliklerini değersizleştirmiş ve paramparça olmuş birer fahişeden farksız insanlar çoğalıyorlar."


Gün tekrarlanan sıradanlıklar içinde geçip giderken, insan bilincinin üzerinde olumlu ya da olumsuz etkiler bırakıyor; bireylerin bilgi birikimleri hangi düzeyde ve içerikte olursa olsun, bu etkiler kendi güçlerince insanları değiştiriyorlar ve sonuçlar bu değişimlerden etkileniyor. Savaşları ya da barışları, iyilikleri ya da kötülükleri bu sonuçlarla ölçebiliyoruz. Okurken, dinlerken, izlerken içimizde başlayan hareketlilikler de bu etkilerin birer sonucu. 

Nihayetinde hepimiz insanız ve bu şekilde yaratıldık, ancak bilmediğimiz dikkat etmediğimiz çok şey var. Onun mektubunu aldığımda, okuduğumda ve düşündüğümde sonuçların bu kadar net bir şekilde ortaya konmasına şaşırdığımı söylemek zorundayım.

SA7055/Sonsuz Ark-YD125: Ters Psikoloji Nasıl İşliyor?

"Greenberg’e göre; ters psikoloji kişinin tepkiselliğinden avantaj elde ediyor."


Çocuklarına sebze yedirmek, onları uyutmaya çalışmak ya da odalarını düzenlemek konusunda başarısız olan ebeveynler için iyi haberlerimiz var: Bilim, ters psikolojiyi kullanmanın gerçekten de işe yarayabileceğini gösteriyor.

University of Arizona’dan sosyal psikolog Jeff Greenberg; ters psikolojinin; psikolojideki bir fenomen olan tepkisellik (reaktans) teorisinin bir parçası olduğunu söylüyor.

SA7054/ÇY11-HK50: Enerji Alanında Tek Paydaş Türkiye



Doğu Akdeniz’de keşfedilen rezerv sahaları dünya üzerindeki tüm ülkeler tarafından yakından takip ediliyor. Son günlerde yeniden gündeme gelen bölgede Türkiye’nin rolü önemli yer tutuyor. Hayata geçirilmek istenen tüm enerji projeleri Türk kıta sahanlığından geçirilmek isteniyor. Bölgede altyapı imkanları açısından yeterli kudrete sahip yegane ülkenin Türkiye olması bir partner olarak düşünülmesini zorunlu kılıyor.

SA7053/KY69-EY246: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7052/KY37-AZ328: Tekrarlanan Yalan, Devlet Batırır...

"15 Temmuz, eylemsel olarak, 12 Temmuz 1947’nin rafa kalkmasıdır. Panik büyüktür, “oltadaki balık” Türkiye, 70 yıl önce boğazına takılan iğneden kurtulmanın çok önemli adımlarını atmaktadır."


Nelson A. Rockefeller (1908-1979) Amerika’nın ilk petrol tröstü Standart Oil’in kurucusu John D.Rockefeller’in (1839-1937) torunuydu. Güçlü bir ekonomi eğitimi görmüştü, önce, aile şirketlerinde üst düzey görev yaptı, devamında ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Latin Amerika masasında çok başarılı işler gerçekleştirdi, Latin Amerika’yı doğrudan Amerikan emperyalizmine bağlaması nedeniyle hızla yükseldi, 1954’te Başkan Eisenhower’in başdanışmanı oldu. Onu son olarak Richard Nixon’un istifası nedeniyle başkan olan Gerald Ford’un yardımcısı olarak (1977) gördük. 

Önemi, Türk-Amerikan ilişkisi için en gerçekçi görüşü söylemesinden kaynaklanır. 

30 Ekim 2018 Salı

SA7051/SD1182: Hepsini Toptan Tarihe Gömün ve İşinize Bakın...

"Bu hizip hastalığından kurtulun."


'Kemalizm' konusunu sık kullanılanlar arasından çıkarsanız daha zekice olur diye düşünüyorum. Çünkü; bu bir maskeye döndü. Vatan haini, ateist, FETÖcü, PKK'lı, LGBT, İslam düşmanı, halk düşmanı da bu maskeyi takıyor. Kemalistlere de bu uyarım...

Cumhuriyet, monarşiyi kaldırdı, artık geri dönülmez bir akışta ilerliyor. Hilafet, dini siyasete alet eden beşerî-seküler bir kurumdu, kaldırılması siyasî bir araçtan yoksun kalmayı seçmekti...  Bedeli ağır oldu; ancak güçlü Türkiye zımnen bu siyasî liderliği sürdürüyor...

SA7050/SD1181: Sonsuz Ark Sohbetleri 24

"Türkiye'nin artık gecikme hakkı yoktur. 30 Ekim 2018'de Mondros'la kaybettiği söz hakkını, yüz yıl sonra 28 Ekim 2018 İstanbul Zirvesi ile yeniden elde etmiştir."


Türkiye'nin uluslararası alanda bilinirliği ve etkinliği, artan ekonomik ve (yerli üretim silah teknolojisi desteği ve savaşan vatansever ordu kalitesinin şahlandırdığı) askerî gücüyle doğru orantılı olarak artıyor. Artan bu güç, gerektiğinde yumuşak, gerektiğinde sert bir formda kullanıldığı zaman sonuç alan ve bu yöndeki kararlılıklar sürdüğü sürece de sonuç almaya devam edecek olan bir niteliğe sahiptir. 

Çünkü; bu gücün en büyük desteği, dünyadaki kan ve terörden sorumlu olan neocon-satanist-masonik gücün karalama kampanyalarına rağmen küresel anlamda yaygınlaşan, güçlü-güçsüz bütün ülkelerde iyi, mantıklı ve haklı olan bütün insanların yüreğinde uyanan 'sempati'dir.

SA7049/SD1180: 'Büyük Hack'i Önlemek- Preventing the ‘Big Hack’-

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, RAND Corporation bilim insanlarından Lillian Ablon'a aittir ve teknoloji şirketlerine parça tedarik eden şirketlerin güvenlik standartlarının olmadığını Siber Güvenlik tehditlerinin, tedarikçilerden temin edilen bilgisayar çiplerine veya diğer bileşenlere yerleştirilmesi muhtemel zararlı programların gelecekteki 'Büyük Hack'in altyapısını hazırladığını ileri sürmekte ve yeni güvenlik standartları ihtiyacını oraya koymaktadır. Türkiye, bu tip teknoloji ürünlerini kendisi üretmeye çalışsa da henüz yeterli düzeyde üretim yapamamaktadır, doğal olarak tedarikçilerin güvenilirliği sorunu önemli bir sorundur ve bu sorunun giderilmesi gerekmektedir.
Seçkin Deniz, 30.10.2018


Preventing the ‘Big Hack’

'Siber güvenlik farkındalık ayı'nı başlatmanın, ABD şirketlerinin tedarik zincirine başarılı bir şekilde sızan ve kötü niyetli bilgisayar çiplerini son derece yaygın bir şekilde kullanan ve dünya çapında geri dönüş alabilecek kadar yaygın olarak kullanılan bileşenlere yerleştirilen tartışmalı bir hikayeden daha iyi bir yolu yoktur.

SA7048/SD1179: "rasyonel çıkarsamalar karşıtsa..." /09.03.2005/ 327. patika



...karşıtlıkları irdeleyerek, karşı olduğunuzu kanıtladınız mı hiç?...
...karşı durduğunuz neyse, hiç önemli değil...
...karşıda durun; bu mertçedir...
...ama bu tarafta dururmuş gibi yapmanız gerçekten iğrenç...
...eğer karşıtlardan eşit uzaklıkta değilseniz, karşıtlıkları irdeleyemezsiniz...
...ölçümlerinizin ve kanıtlarınızın rasyonel olabilmesi için mesafenizi ayarlamak zorundasınız -aslında bu imkânsız-...
...gerçekte taraf olduğunuz her konuda, karşıt olan için rasyonel olmanız imkânsızken ve tarafsız insanın var olduğu düşünelemezken rasyonel duruşa yakın olmak da mümkündür...

SA7047/SD1178: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 406 (21-25 Mart 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(
21-25 Mart 2017)  (Mart 2017: 3.708  Tweet+Önceki Toplam: 248.755 +3.708 = 252.463 Tweet)


Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
BM=Öldürülen Müslümanları Sayma Bürosu twitter.com/anadoluajansi/…

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Kovboylar ve vahşi dünyaları geri dönüyor twitter.com/Newsweek/statu…

29 Ekim 2018 Pazartesi

SA7046/KY1-CÇ552: Derdimi Seviyorum

"Sen her koşulda eğilip bükülmeyi, el etek öpmeyi hoş görüp istendik ilan ederken ben adalet üzre olmayan, adalete götürmeyecek olan hiçbir şey karşısında eğilmeyi onursuzluk bildim, bildirdim. Dik durmayı, ölümüm pahasına eğilmemeyi seçtim."


Derdim hiçbir dem ucuz kavun olmadı. Hiçbir dem tecimsel kaygılar ilişmedi yakama. Alınıp satılır türden değerlerim olmadı. Öylesi değerlere bir heves duymadım. Öylesi hevesler ilişmedi yakama. Artı ürün peşinde koşanlardan olmadım. Onların yoldaşlığına yanaşmadım. Yoldaş olmadım malı yığıp sayanlara, haris gözlerle gelip geçici olan şeylere bakanlara. 

Niceliğin egemenliğine son vermek, onların otağını basmak, yetkelerini tarumar etmek için yola çıktım. Niteliğin egemenliği için yollar gittim, dağlar aştım. Derdim aşılmaz dağları aşmaktı. Derdim aşılmaz dağları aşmaktır.

SA7045/KY13-AO210: Cumhuriyetimiz 95. Yaşında

"Cumhuriyet bir gönüllü tercih olmalı ve ileri demokrasiyle birlikte yol almalıdır ki bir anlamı olsun.."


Üzerinden geçen bunca yılın ardından en solundan, en sağına kadar siyasetle ilgili olanlar cumhuriyeti kutsamada birleşmiş durumdalar.

Bunun bir uzlaşı zemini olduğunu sanabiliriz; ancak gerçek hiç de öyle değil. Birçok şey gibi cumhuriyet de çeşitli kesimlerce bir 'truva atı' gibi kullanılıyor.

SA7044/KY59-MLÖZ51: Başkalarına Seslenirken...

"Niyetim, dilimin bana verdiği imkân dâhilinde elimden geldiğince bir şeyler anlatabilmek. Başkalarına seslenirken, aynı zamanda başkalarının sesine kulak verebilmek. Biliyorum ki her işin makbulü, az da olsa devamlı olandır. Dualarım da bu yönde."


“…fakat Rabbinin nimetini anlat da anlat!” diyor Allah, Duha suresinin son ayetinde. Şüphesiz her Müslümana yöneltilen bu sözün benim üzerime de vazife olduğunu biliyordum. Anlatmalıydım, fakat nasıl anlatmalıydım? 

İnsanlar var olduklarından beri bir şeyler yazdı, çizdi, yazmaya da devam ediyorlar ve her yazarın kendine has bir üslubu var. Kiminin sözü dinlenir, yüreklerde tesir bulur ve etkili olur, kimininki okunmaz bile. Kimi tüm vaktini insanlığın karanlık deliklerde yok ettiği ne varsa, apaçık görünür hale getirmek için harcar ve hakikatin ortaya çıkması için var gücüyle uğraşır, kimi de şeytanın kulağına üflediklerini satırlara döker. Ezelden beri süregiden hakikat kavgası böylece devam eder. 

SA7043/KY69-EY245: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7042/KY58-GÖKA149: Güvendiğimiz Dağlar

"Yapılan çalışmalar yalnızlık ile toplumsal güven arasında ters bir bağıntı olduğunu gösteriyor. Güvenilir insan olman arttıkça yalnız hissetme oranın azalıyor ya da ne kadar güvenilir değilsen o kadar yalnız kalıyor, öyle hissediyorsun. Aynı şekilde sen insanlara güvenmiyorsan da yalnızlaşıyorsun."


Güven konusunda konuşuyorduk. Annenin başrolde olduğu temel güven ortamının işlevini daha sonra devletin üstlenmek durumunda olduğunda, bu tespitin devletin ortaya çıkışını ve işlevini izah ederken işe yarayabileceğinde kalmıştık. Evet, devletin ortaya çıkışı da, işleyişi de güvenle çok alakalı. Ama güvenin ne odluğu ve nasıl algılandığı da toplumsal kültürle sıkı sıkıya bağlantılı. O yüzden doğrudan, kestirme çıkarımlar yapmamak, kolaycılığa düşmemek gerekiyor.

28 Ekim 2018 Pazar

SA7041/AyS15: Kırağı Çalan Çağ

"Meydan; avret yerlerine kadar soyunmuş ruhlar cehennemi."


Kimse dışından ağlamıyor. Çocuklar bile. Bakışları, kurumuş gözpınarlarının kırağı çalan hırçın kış rengi sarmış. Bu çağ silindirik. Bu çağ dağları kesiyor. Bu çağ ruhları eritiyor. Bu çağ kırağı çalan bir çağ. Ki nefesler tutulmuş. Cehennemin çığlıkları her kulakta fısıltılarla çoğalıyor.

Hangi fotoğraf, hangi duygu, hangi öfke kurumuş gözpınarlarının içinde doygun? Aç kaybolmuşluklar içinde insan. Türünden doğasına kadar sıradanlığın dışına taşan insan. Sıradanlığın akışkanlığına vurulmuş prangalar. Köylerden kentlere yayılan bir veba. Kentlerden köylere doğrulan bir arsız yaygara.

SA7040/SD1177: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 405 (16-20 Mart 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(
16-20 Mart 2017)  (Mart 2017: 3.708  Tweet+Önceki Toplam: 248.755 +3.708 = 252.463 Tweet)

ANADOLU AJANSI
    @anadoluajansi

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: Avrupa aklını başına alsın aane.ws/hez pic.twitter.com/RcZsR2I2ek
@Seckin_Deniz retweetledi

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
affedilmek içindir... twitter.com/sputnik_TR/sta…

SA7039/KY49-İTIĞLI138: Suud’un Yeni Liberalizm Arayışı

"Suud’un yeni liberalimin de özgürlüklerin insan haklarının olmadığını olamayacağını Kaşıkçı cinayeti gösterdi. Çünkü neoliberalizmin geleneğinde zaten özneyi güçlendirmek değil yok etmek eğilimi vardır. Devlet gücünü Kaşıkçı olayında olduğu gibi hem muhaliflere hem de bölgesel aktörlere göstermek istenmiştir."


Soğuk savaşın sona ermesi ile birlikte liberalizm küresel dünyanın güneyinde daha görünür olmaya başladı. ABD’nin ve kıta Avrupa’sının dayattığı liberal ve neoliberal fikirler, ülkelerin siyasi yapıların belirlenmesinde temel bir işlev edindi.

Apartheid yönetime karşı mücadele etmiş Güney Afrikalı komünistler ve sosyalistler bile liberalizmi bir devlet politikası olarak benimsemeye başladılar. Bir bakıma kapitalist dünyanın gerisinde kalmış ülkeler, liberalizmi kalkınma, gelişmişlik, insan hakları ve adalet bağlamında sihirli bir değnek görerek, ona yaslanmaya çalıştılar.

SA7038/KY69-EY244: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7037/KY37-AZ327: Evet, O İttifakı Biz, Sokakta Kurduk, Dokundurmayız

"Hainleri sevindirmenin alemi yok. Her şeyi tartışın ama dağılmayın."


Kitabın ortasından konuşalım ve Bahçeli’nin kullandığı kelimelerle yürüyelim: Cumhur ittifakını millete hesabını vermeden dağıtacak bebek henüz kundağa kavuşmadı.

AK Parti-MHP’nin kurumsal kimliklerinde şekillenen ittifak, 15 Temmuz 2016 anti-emperyalist direniş saatlerinde kendiliğinden kuruldu. Bu nedenle, aslında, partiler üstü kimlik taşır. 

Cumhur ittifakı Anadolu-Trakya coğrafyasının bilge kimliğinin ete-kemiğe bürünmüş varlığıdır.

27 Ekim 2018 Cumartesi

SA7036/KY26-CA212: Ekmek Kavgasını Kim Savunacak?

"Şartlar ne olursa olsun adaleti hatırlatanlar ve uyaranların varlığıyla bir toplum hakiki muhasebesini yapabilir. Kendini kusursuz görüp sorunların kökenini hep ötekinin zaaflarında arayanın ne sanatı oluşuyor ne irfanı. Ve evet, elbette, hatalarımızla yüzleşmeden ümit etmeye hakkımız yok."


Görkemli projelerin arka planında yaşanan hak ve emek sorunları geçiştirilmesine seyirci kalacağımız sıradan olaylar değil. Günümüzde hemen herkes kendini uygar ve iyi bir insan şeklinde gösterebilir. Ne vakit ki beklenmedik, zorlu bir olay vuku buldu işte o anda verdiğimiz tepkide ortaya çıkıyor gerçek karakterimiz. Hakikaten alın teriyle geçinenlerin maruz bırakıldıkları şartlar karşısındaki tavrımız da ne kadar aksini iddia edersek edelim hayat görüşümüzü, ufkumuzu, ideallerimizi yansıtıyor.

SA7035/KY38-SevDur173: "Ne Kadar Akıllı İnsan Gördüysem Mutsuzdular"


Takdim

Güray Süngü romanlarını okurken istemsizce gülümsediğine, hatta kahkaha attığına şahit olursunuz insanların. Oysa hüzünlü ve karamsar karakterleri vardır Süngü’nün. Belki de mizah, okurunu değil de karakterini rahatlatmanın yöntemidir. İz Yayıncılık’tan çıkan yeni kitabı “İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır”la yine farklı bir yolculuğa çıkartıyor bizi. Bir arayışın mı, buluşun mu, yoksa yolda olmanın romanı mı, okuyucu karar verecek buna. Güray Süngü’yle son romanı üzerine sohbet ederken, ruh dünyasına da dokunduk. 

Romanda geçen “Zeki insanlar mutsuzdur” sorusuna “Ne kadar akıllı insan gördüysem, genelde mutsuzdular. Mutsuz da demeyeyim, inceden hayatlarına zulmeden bir huzursuzlukları vardı. Boş beleş mutluluklar boş beleş insanların işi” şeklinde cevap veren Süngü, iyi insanların da kendisini yorgun hissettiğini söylüyor.

SA7034/KY69-EY243: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7033/KY58-GÖKA148: Temel Güven

"Birçok çalışma, kendimize benzeyenlere daha çok güvendiğimizi gösteriyor. Etnik ve dini kolektif kimlikler, bu benzerlik sayesinde oluşuyor. Ama bence temel güven ortamını da benzerlik ilkesine ilave etmek lazım."


Güven, bir his, bir algı, bir inanç ve bir ilişki veya davranış olarak birçok biçimde tarif edilebilir. Bunların her biri güvenin bir veçhesini yansıtıyor. Kanaatimce güvenin farklı veçheleri arasında bazı ortak yanlar bulunuyor. Bunlar, sözünde durmak, bilerek kimseye zarar vermemek ve emanete hıyanet etmemek...

Güven, birçok dilde esasen iki büyük anlam öbeğini barındırıyor. Onunla hem itimat ve emaneti (trust) hem asayis ve emniyeti (safety) kast ediyoruz. Ama ilginç biçimde, Eski Türkçe’de “güvenmek”, hemen hemen övünmek ile aynı anlama geliyormuş ve 19. yüzyıla kadar bu şekilde olumsuz bir manada kullanılmış. İtimat ve emanet manasında “güven”, asayiş ve emniyet manasında “güvenlik” kelimelerinin dilimize girmesi daha sonra. 

26 Ekim 2018 Cuma

SA7032/KY28-ATA388: Kıbrıs Sorunu Çözüm Kulvarında

"Şu an itibarıyla Kıbrıs sorunu, Rumların ve Türklerin tam istedikleri şekilde değil, BM’nin AB’nin ve ABD’nin çıkarlarına zarar vermeyecek ve bölgede herhangi bir nedenle silahlı çatışmaya ve sürtüşmeye yol açmayacak, ileriki yıllarda da büyük boyutlarda huzursuzluk yaratmayacak bir sonuca doğru çözülmesi mecrasına sokulmuş gibi."


Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis, 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan tarihi Annan Planı Referandumundan evvel DISY Başkanı olarak ortaya attığı ve arkasında durduğu “Zayıf Merkezi hükümet, güçlü kurucu eyaletler (Devletler)” bugünün tanımı ile “Gevşek Federasyon” düşüncesini geçtiğimiz haftalarda tekrar ortaya attı ve ilgili kesimlerin tepkisini beklemeye başladı.

SA7031/KY1-CÇ551: Özür Dilerim

"Eve, pencereye baktı. Seher hanım perdeyi mi aralamıştı. Yoksa kendisi mi aralık bırakmıştı. Gözleri dolmuştu. Yanaklarından süzülen yaşlarla dükkandan içeri girdi. Müşterisine yaklaştı. Usturayı tezgaha bıraktı. Yüzünü sabunladı müşterinin. Usturayı aldı."


Pek neşeli gelmişti eve Raci. Karısı Münire, kızı Müjgan, oğulları Talat ve Remzi babalarının belki bir iki aydır yeri süpüren yüzündeki bu sevince, neşeye kuşkuyla bakmışlardı. Birbirlerine soran bakışlar fırlattılar. Münire ürkek bir sesle;

“Hayırdır bey?” diye bilmişti. 

“Yok bir şey!” karşılığını vermişti ve ıslık çalarak banyoya yönelmişti adam.

Ev halkı Raci gelmeden önceki meşguliyetlerine dönmüşlerdi. Münire hanım kocasının peşinden banyoya gitti. Yüzünü kurulaması için havluyu uzattı. 

SA7030/ÇY4-DB137: Mustafa Akyol'un Neocon Foreign Policy'deki Çarpıtması: "Kaşıkçı Bir Osmanlı-Suudi İslamcı Savaşın Kurbanı Oldu"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, Taha Akyol'un oğlu Mustafa Akyol'un neocon Foreign Policy'ye yazdığı, çarpıtmalarla dolu, Kaşıkçı cinayetinin asıl sorumlusu olan Neocon-satanist çetenin bu cinayeti neden işlediğini net bir şekilde anlamamızı sağlayan, alt yapısı hazırlanmış Türkiye-Suud çatışmasının ateşlenmesi için bu cinayetin bu amaçla Türkiye'de işlendiğini kesin olarak kanıtlayan 17 Ekim 2018 tarihli bir metindir. Foreign Policy sitesinde yayınlandığı ilk anda adresteki başlığı 'https://foreignpolicy.com/2018/10/17/khashoggi-was-the-victim-of-an-ottoman-saudi-islamist-war/' "khashoggi-was-the-victim-of-an-ottoman-saudi-islamist-war- Kaşıkçı bir Osmanlı-Suudi İslamist savaşının kurbanı oldu" olan metnin başlığının sonradan değiştirildiği kesin olarak bellidir. Yazının yeni başlığı "Khashoggi’s Death Is Highlighting the Ottoman-Saudi Islamic Rift- Kaşıkçı’nın Ölümü Osmanlı-Suudi İslam Çatlağını Vurguluyor" şeklinde yumuşatılmış 'Savaş' 'Çatlak'a dönüştürülmüştür, ancak içeriğin olduğu gibi bırakılıp bırakılmadığı belli değildir; metin bu içerikle bile yeterince fikir vericidir. Suudi veliahtı Muhammed Bin Selman (MbS), başkent Riyad'da 23 Ekim 2018'de başlayan "Çöldeki Davos" ismi verilen "Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı"nın ikinci günü, 24 Ekim 2018'de  katıldığı oturumda, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin açıklamalarında bu 'Çatlak'a vurgu yaptı. Kaşıkçı cinayetini çözme konusunda Türkiye ile iş birliği yaptıklarını ifade eden Bin Selman, "Bu acı olay üzerinden Suudi Arabistan ve Türkiye arasında çatlak oluşturmak isteyenler var. Onlara buradan şu mesajı göndermek istiyorum: Suudi Arabistan'da ismi Selman bin Abdulaziz olan bir kral, ismi Muhammed bin Selman olan bir veliaht prens ve ismi Erdoğan olan bir Türkiye Cumhurbaşkanı olduğu sürece bunu asla başaramayacaklar." diyerek aşağıdaki türden söylemlere cevap verdi. Muhammed Bin Selman, aynı gün 24 Ekim 2018'de Erdoğan'ı arayarak suçluların cezalandırılması konusunda işbirliği yapacağını da söyledi. Türkiye ve Dünya artık Kaşıkçı cinayetinin asıl sebebini biliyor, Türkiye-Suud Savaşının fitilini ateşlemek. Akyol'un, tarihi çarpıtmalar bir yana, Erdoğan ve hükümet etme şekline karşı haksız ve gerçek dışı iddialarla doldurduğu metni Batı'ya 'MbS'yi değil Türkiye'yi tutun' tavsiyesi de bu bağlamda masum bir algıya isnad edilerek yorumlanamaz. ABD Başkanı Trump'ın ve Batı'nın cinayetten doğrudan veliaht Muhammed Bin Selman'ı sorumlu tuttuğu, ABD medyasının 'CIA'in, yani Trump'ın parmağını' aradığı, Suudi Arabistan istihbaratının organize bir şekilde öldürdüğü Suudi vatandaşı Cemal Kaşıkçı hangi gerekçeyle 'Osmanlı-Suud İslamcı Savaşı' gibi hayali bir savaşın parçası ya da kurbanı olarak incelenebilir? Türkiye bu cinayeti şeffaf bir şekilde soruşturmakta ve dünyaya deliller netleştikçe bilgi vermekte iken ve cinayetin asıl sorumlularının izini bulmuş iken, Akyol Trump'ın her emrini yerine getiren MbS yerine Batı'ya neden Türkiye'nin tarafını tutmayı tavsiye etmektedir? İşler hesapladıkları gibi Türkiye aleyhine yürümedi, engelledik, şimdi çıkış yolu arıyorlar.... Kaşıkçı olayının sorumlusu Trump ve efendileridir...
Seçkin Deniz, 26.10.2018

Khashoggi’s Death Is Highlighting the Ottoman-Saudi Islamic Rift

"Gazetecinin şüpheli cinayeti ve onun ardından yaşananlar, Sünni İslam'a karşı 300 yıllık bir savaşın son çatışmasıydı." Mustafa Akyol

Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim'de İstanbul'daki Suudi konsolosluğundan kaçırılması ve olası cinayet, krallığın veliaht prensi Muhammed bin Salman'ın reformist imajının ardındaki çirkin despotizmin maskesini kaldırdı. Bununla birlikte, daha az dikkat çeken şey, bu skandalın başından beri iki ülke arasında uzun süredir devam eden bir rekabeti ortaya koymasıdır: Türkiye ve Suudi Arabistan.

SA7029/KY27-ŞT85: Hakiki Bir Kuşkunun Geriliminde Kendi Gerçeğini Resmetti Erol Akyavaş

"Erol Akyavaş Doğu’nun çocuğudur lakin Batı’ya dair her şeyin de bilincindedir. Ona göre gerçek her ne ise odur; baki kalan ve baki kalacak olan ise hakikattir ve bu uğurda yapılan tüm sanat da ancak bu hakikate dair bir iz taşıyor ve geleceğe böylesi bir iz bırakabiliyorsa anlamlıdır."


İstanbul Modern’deydi sanırım, 2013 Aralık diye hatırlıyorum. Erol Akyavaş retrospektifi başlığı altında oldukça kapsamlı bir sergi düzenlenmişti. Daha önce sadece bazı kataloglardan, bazı haberlerden ve seçkilerden görüp bildiğim eserlerini yakından görme fırsatı bulmuştum bu retrospektifi gezerken. 

Gerek Türk resim sanatı ve gerekse Türk mimarisi ekseninde gerçekten büyük bir bilinirliği olan Erol Akyavaş’ın, aynı zamanda hatırı sayılır ama bir kadar da gizli bir fotoğraf tutkunu olduğunu da bu vesileyle öğrenmiştim. Nitekim 2015 yılının sonuna doğru Galeri Nev’de sergilenen fotoğraflarından sonra hakkında çokça yazılıp söylenen ve bir bakıma yeniden hatırlanan bir isim olmuştu Erol Akyavaş…

SA7028/KY69-EY242: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7027/KY48-SY77: Psikoloji Yapma! Vicdan Yapma!

"Öfkeye, korkuya ve şüpheye yol açan her nesne ya da obje gibi reklamın ima ettiği şey ya da durum da, zamanla ilginin odağı olmaya başlar."


02 Ocak 2000, Pazar

Öfkeye, korkuya ve şüpheye yol açan her nesne ya da obje gibi reklamın ima ettiği şey ya da durum da, zamanla ilginin odağı olmaya başlar.

Hem güzel ''Türkçe''mizdeki yenilikleri yakından takip edebilen, hem de nizami İstanbul Türkçesi''nin ağdasını ıslak süngerle alıp onu hafifleten argoyla rakip sahalara kolayca yerleşebilen bizim kahvehane müdavimlerimiz, bazen birbirlerine -duymuşunuzdur muhakkak- ''Reklam yapma!'' diye çıkışıverirler. Bunu söyleyecekleri yerler bellidir ve o yerleri iyi tanıdıkları için görür görmez tereddüt etmeden yapıştırırlar bu lafı.

25 Ekim 2018 Perşembe

SA7026/SD1176: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 404 (11-15 Mart 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(
11-15 Mart 2017)  (Mart 2017: 3.708  Tweet+Önceki Toplam: 248.755 +3.708 = 252.463 Tweet)


Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
S4073/SD626: Türkiye, ABD'li Yardım Kuruluşu Mercy Corps'un Faaliyetlerini Neden Durdurdu? sonsuzark.com/2017/03/s4073s…

ANADOLU AJANSI
    ✔
@anadoluajansi
Wall Street çalışanlarına 24 milyar dolar ikramiye aane.ws/h3E pic.twitter.com/0SBlJobQ0S
@Seckin_Deniz retweetledi

SA7025/KY13-AO209: Tedaviye Kapalı Örtülü Faşizm

"Tedbir nedir derseniz; elbette ki bolca okumak, farklı şeyleri okumak ve onlara insanlık birikimiyle cevap verip, ağızlarını kapatmaya, susturmaya çalışmak.."


Çağın en ciddi hastalıklarından birisi “gizli faşizm, örtülü faşizm” denen saplantılı hâldir.

Bu düşüncede olanların doğruyu arama gibi bir aklî, vicdan ihtiyaçları olmaz ve zorda kaldıklarında hastalıklı düşüncelerini başka düşüncelerle sosluyarak kendilerini gizlemeye çalışırlar. Ancak fırsat buldukları anda da içlerindeki kini hemen açığa vururlar.

SA7024/KY49-İTIĞLI137: Sömürgeciliğin Faydaları Var mı?

"Sömürgecilik hiçbir zaman Afrika toplumunun faydasına olmamıştır. Afrika’ya getirdiği medeniyet, Hıristiyanlık, ticaret bir farkındalık yerine kimliksizleştirme ve kültürsüzleşmeyi de beraberinde getirmiştir. 250 farklı etnik topluluğun İngiliz ya da Fransız etnisitesinin mirası ile kendilerini ifade etmeleri sömürgeciliğin ne kadar da kötü bir şey olduğunu hatırlatmıyor mu?"


Afrika kıtasını duyduğumuzda hemen aklımıza sömürgecilik gelir. Afrika dünyada en fazla sömürge saldırısına uğramış bölgedir. Etiyopya ve Liberya’nın bir bölümünü saymazsak sömürgeleştirilmeyen toprak parçası kalmamış gibidir.

Sömürgecilik Afrika’dan çok şey götürdüğü malum. Peki Afrika’ya ne getirdi bu sömürgecilik illeti? Afrika’da önemli sayıda entelektüel sömürgeciliğin kötü yönleri olduğu kadar faydaları da olduğu konusunda müttefiktirler. Mesela Afrika’ya sömürgeciliğin getirdiği iyiliğin Hıristiyanlık olduğu düşünülür. Hıristiyanlık sayesinde Afrika’nın Tanrı’yı keşfettiğine inanılır. Oysaki Hıristiyanlık Afrika’ya sömürgecilikle ulaşmamıştır, Avrupa’dan önce Hıristiyanlık Afrika’da yayılmaya başlamış, özellikle Mısır ve Etiyopya’da Hıristiyanlığın yayılması daha erken bir dönemde ve hızlı bir şekilde gerçekleşmiştir.

SA7023/KY69-EY241: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7022/KY60-ES85: Hariri’yi Esir Alan Kaşıkçı’ya Ne Yapmaz?




Prof. Mehmet Ali Büyükkara Suudi Arabistan’ın veliaht prensi Muhammed bin Selman’ın pervasız ve cüretkar davranışlarının yeni olmadığını belirterek Lübnan başbakanı Hariri’nin esir alınıp istifa ettirilmesinin ardında da MBS’nin olduğunu söylüyor. Büyükkara, Kaşıkçı cinayeti için “Hariri’yi tutuklama iradesini gösteren bu ekibin böyle bir adım atması beni hiç şaşırtmadı. Onu yapan bunu da rahatlıkla yapar” diyor.

Çağdaş İslamî akım ve hareketler konusunda uzman olan, Suudi Arabistan’ı yakından tanıyan ve takip eden, Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara ile Kaşıkçı cinayetini konuştuk. 

24 Ekim 2018 Çarşamba

SA7021/AŞ93: Siyaset Sahnesi'ndeki Oyuncuların Maksadı Ne?

"Siyaset Sahnesi Erdoğan olmasa yine karanlığa gömülecek, bu belli... fakat bu da, bu alternatifsizlik de bu güzel milletin düçâr olmaması gereken bir haksızlıktır artık."


'Siyaset Sahnesi' garip bir sahne... Erdoğan bu sahneyi, perde gerisinde birilerinin yazıp eline verdiği ve sıkı sıkıya sarıldığı gizli ajandası olan siyasetçi türünden arındırma çabasını bize anlatabilse keşke. Kendisi somut bir örnek olarak şeffaf ve net bir siyaset biçimi ile Siyaset Sahnesi'ne yeni bir siyasetçi 'tip'i hediye etti. Paris Siyasal Bilimler Akademisinden Dr. Jana Jabbour, 8 Mart 2017'de Brüksel'deki bir panelde bunun dışarıdan nasıl göründüğünü de bize anlatmıştı: "Erdoğan dürüst. Hem de fazlasıyla dürüst ve inandığını söylüyor. Ona karşı net, dürüst ve saygılı olmalıyız"

SA7020/KY38-SevDur172: Abilik-Ablalık Müessesesi Bitti


Takdim

ÖNDER İmam Hatipliler Derneği tarafından yılda bir kez gerçekleştirilen ve yıllık çalışmaların istişare edildiği İmam Hatipliler Kurultayı’nın 15.’si Türkiye genelindeki mezun dernekleri ve başkanlarının katılımıyla Antalya Manavgat’ta yapıldı. İmam hatiplerle ilgili önemli konuların alanında uzman isimler tarafından masaya yatırıldığı, uygulama örneklerinin konuşulduğu kurultayın mottosu, Bilgi ve Hikmet’ti.

“Gördük ki hikmet olmadan bilgi fayda vermiyor. Bilgiyi bilgelikle taçlandıran hakikat, hikmettir. Sözü hikmetlice söyleyince gönül penceresinden girer, işi hikmetle yapınca bereket ve zafer gelir. 60 yılın bereketiyle; bir kez daha, en güçlü şekilde ve hep beraber ‘Bilgi ve Hikmetle’ diyoruz” Manifestosuyla ÖNDER’in 15. Kurultayı Antalya-Manavgat’ta yapıldı. 

SA7019/Sonsuz Ark-YD124: Rüyalarımızı Nasıl Hatırlayabiliyoruz?

"Bir rüyanın duygusal içeriği ve mantıksal tutarlılığı da rüyalarımızın ne kadarını hatırladığımızda etkilidir. Yapılan bir çalışma; daha az mantıklı rüyaların, içeriği berrak ve organize bir hikaye çizgisi olan rüyalara kıyasla daha zor hatırlandığını ortaya koydu."


Hemen hemen hepimizin malûmudur; rüyaları hatırlamak zordur. Aslında, eğer ki bir rüya uyanmamızdan önce sona ermişse, bu rüyayı hatırlamıyoruz. Uzun süreli hafızalar oluşturmamızı sağlayan beyin süreci, uyku anında pasiftir. Bu yüzden de uyanmamızdan kısa bir süre önce gördüğümüz rüyaların büyük bir çoğunluğunu unuturuz. 

Örneğin; hatırlamada oldukça önemli bir nörotransmitter olan norepinefrin; uzun süreli hafızalar için elektriksel aktivitenin görüldüğü prefrontal korteks gibi bölgelerde rüya anında çok düşük seviyelerdedir.

SA7018/KY69-EY240: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7017/KY37-AZ326: Bir Deniz Savaşı'na Hazırlıklı Olun, Yakındır…

"Tuhaf konulardan kriz çıkarma maharetimizi öne çıkarırken, Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Irak’ta her gün yeni bir gelişme oluyor ve bu gelişmeler bu ülkenin doğrudan beka meselesine dönüşüyor."


PKK’nın, Münbiç’te Amerikan bayrağının gölgesinde sipere yattığı bir dönemde, Rum-Yunan ittifakının Doğu Akdeniz’de aynı bayrağın desteğinde üzerimize gelmesi bir tesadüf olabilir mi? Yakın Doğu Üniversitesi’nin Türkiye-KKTC ilişkilerinin ele alındığı çalıştayında dinlediklerimiz ve bölgeden gelen haberler, bunun asla sürpriz olmadığını, aksine, Türkiye’yi bir deniz savaşının beklediğini işaret ediyor.

23 Ekim 2018 Salı

SA7016/SD1175: Sonsuz Ark Sohbetleri 23

"Türkiye, artık geri döndürülemez bir yükseliş sürecine girmiş durumda ise daha güçlü bir devlet mekanizması oluşturmalı ve buna dair gelenekler inşâ etmeli, gelecek nesillere sağlam bir temel bırakmalıdır."


Gelişmiş herhangi bir devlette kurumsallaşmış Stratejik Perspektif İnşâ Süreçleri, herhangi bir soruya ya da soruna yönelik cevaplar ya da çözümler arama kaygısıyla başlar. Soru ya da sorunla ilgili tanımlamalar, yeterlilikler, gereklilikler, tesbitler bütün ayrıntıları ile ve oluşturulan simulasyonlarla test edilmiş alternatifli öneriler eşliğinde, nesnel bir analiz tekniği ile ilgili alt kurumlarda sıralı sorumluluklarla işlerinde uzman unsurlar tarafından raporlara dönüştürülerek üst kurullara ya da kurumlara iletilirler; gönderilen bu raporlar üst kurumlarda stratejik analizlere temel teşkil ederler. 

SA7015/SD1174: İslamofobi Endüstrisi Muhalif Sesleri Nasıl Susturacak?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Londra MEND Kıdemli Politika Analisti Antonio Perra'ya aittir ve İslamofobi Endüstrisinin muhalif sesleri susturamayacağını ilan ederek; John Templeton FoundationStuart Family Foundation, Lynde and Harry Bradley Foundation, Schwab Charitable Fund, Eranda Rothschild Foundation ve İslam ve müslüman düşmanı yayınları bulunan Gatestone Enstitüsü'nün kurucusu ve direktörü 'Müslüman Karşıtı Nefretin Şeker Annesi”  olarak ün yapan Nina Rosenwald'ın başkanlık ettiği Abstraction Fund gibi vakıfların İslamofobi'yi finanse ettiğini yazmakta ve bu vakıfların gerçek yüzünün bilinmesinin farkındalığı arttıracağını ve yapay olarak ortaya çıkarılan, beslenen ve yayılan İslamofobi'nin bir proje olduğunu toplumu bölmek için kullanıldığını anlatmaktadır.
Seçkin Deniz, 23.10.2018

How the Islamophobia Industry Silences Voices of Dissent

Yaklaşık yirmi yıl önce bir çatışmanın nasıl başlayacağı, kamusal söylemde bu kadar merkezi rol alması ve toplumsal diyalog için ne kadar önemli olabilirdi? Dış politikanın önemli kazanımları, toplumların belirli konulara bakışını nasıl değiştiremez? Ve terörist saldırılara izole suçlar olarak bakmak için neden bu kadar çok mücadele ediyoruz, onları bir dinin içkin, çirkin bir tarafına atfetmek çok mu kolay?

SA7014/SD1173: "kusursuz yüzleşme" /11.03.2005/ 328. patika


...insan mükemmel bir eserdir...
...doğarken getirdikleriyle kusursuzdur...
...dünya'da sahip olduklarıyla kendisinin veya başkalarının eseri olmaya başlar..
...kusursuzluğu kendi eserlerinin sonuçlarıyla bozulur...
...bu aslında yaşamak için yaratılmış olan insanın yapabileceği tek şeydir...
...kendi kusursuzluğunu bozmak, kaybetmek ve yeniden bulmak için mücadele eder...
...sonra başka mevkileri suçlar, yeniden sorgular, kendisiyle yüzleşir durur...

SA7013/SD1172: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 403 (06-10 Mart 2017)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(
06-10 Mart 2017)  (Mart 2017: 3.708  Tweet+Önceki Toplam: 248.755 +3.708 = 252.463 Tweet)


Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
Türkiye 2011 yılında Suriye uyruklu babası tarafından kaçırılarak Halep’e götürülen İtalya vatandaşı Houda Emma Kharat’ı ülkesine ulaştırdı

Seçkin Deniz @Seckin_Deniz
hadi bakalım konunun üstü ve sonrası... enişte beye sorun ama:) twitter.com/15_07_2016_145…

22 Ekim 2018 Pazartesi

SA7012/KY59-MLÖZ50: Madde Bağımlılığı Hayat Sevincini Yok Eder

"İnsanlar vücutlarının doğal yollarla ürettikleri hormonlarla sevinci yakalayabiliyorken, dışarıdan alınan alkol, sigara ve uyuşturucu ile mutluluğu aramanın bir anlamı yok."


Birçok insanın hayattaki zorluklarını aşmak için sigara, alkol veya uyuşturucu kullandıkları bir gerçek. Başlangıçta bu maddeleri kullanarak zevk almayı amaçlasalar da bağımlılık oluştuktan sonra eski hayat kalitesini ve sevinci tekrar yakalamaları zor olur. İnsanın küçük şeylerden dolayı sevinç, mutluluk duyması için dışarıdan alınan uyarıcılara gerek yok. Bağımlılık oluşturan maddeler insanın doğal sevincine mani oluyor.

SA7011/KY13-AO208: Solcular ve Sığlık

"Ülkenin aynı çizgiye doğru kayarak düşünce sığlığının içine yuvarlanması kabul edilebilir bir şey değil!"


Eskiden sosyalist solcular enternasyonal düşüncelere sahipti. Bu düşünceleri nedeniyle Kemalistlerden ayrılırlardı. Kemalizm'i, günün şartlarında ortaya çıkmış bir ideoloji olarak görür, resmî yapının zamanla bu ideolojiye sığınarak oligarşik bir düzene dönüştüğünü öne sürerlerdi. 

Bunların kimileri sosyal demokrasiyle uzlaşan çağdaş, evrensel değerlerle iç içe gördükleri İskandinav soluna yakın bir sistemi arzularken, kimileri sınıfların kavgasına dayalı bir halk hareketi sonrası oligarşik yapının yıkılıp yerine halkların eşitliğine, özgürlüğe, emeğe dayalı bir düzenin kurulmasını hayal ederlerdi..

SA7010/KY69-EY239: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


SA7009/KY58-GÖKA147: Taveo ya da İyilik Kazanacak

"Cengiz Madenci’nin kaleme aldığı, dört yaşında Ugandalı bir çocuğu kurtarmak için “Yeryüzü Doktorları” gönüllülerinin insan-üstü gayretlerini anlatan “Taveo” (Motto Yayınları) kitabını okurken çağrıştı tüm bunlar. "


Kadim dünyada, âlimler, hâkimler, arifler vardı; bilgi ve marifet sahibi insanlar, günümüzün entelektüellerinden hayli farklıydılar. İnsanlar hayatlarını ortak bir yaşam kültürünün içinde sürdürürlerdi. Sanat ve zanaat ayrımı pek keskin değildi; anlatı ustaları daha çok sözlü kültür dairesinde hareket ederlerdi. Şiir ve musiki hep vardı ama geleneksel zamanlarda işlevleri bugünkünden hayli değişikti.

21 Ekim 2018 Pazar

SA7008/KY49-İTIĞLI136: Suud Yönetiminin Önlenemez Çöküşü

"Gerek ABD gerek Suud karşısında, Türkiye çok önemli bir sorumluğu yerine getiriyor. Oyun kurucuların oyunlarına boşa çıkaracak bir misyonu üstleniyor. Küresel hegemonyanın İslam dünyası üzerindeki baskısını, kurduğu oyunların etkisini ortadan kaldırmaya çalışıyor."


Suudi Arabistan neredeyse 20 gündür gündemimize oturmuş durumda. Aslında her zaman Türkiye için Suud vak'alarının bir çekiciliği olmuştur. Bu seferki, muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı olayı diğer Suud vak'alarından farklı bir boyutu barındırıyor. 

Bir süredir Amerika ve İsrail’e benzemeye çalışan yönetim, CIA ve MOSSAD operasyonlarını andırır bir olaya imza attı. Fakat bu acemice operasyon, başını ağrıtacak görünüyor ve Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn yönetimlerinin verdiği destek, petrodolara bağımlılığı onu, kurtaramayacak gibi görünüyor.

Seçkin Deniz Twitter Akışı