31 Ocak 2017 Salı

SA3924/SD601: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 144 (26-31 Temmuz 2013)

   “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(26-31 Temmuz 2013)  (Temmuz 2013: 5606 Tweet+Önceki Toplam: 72.647=  78.253 Tweet)

 Abdulla ÇELİK@abdullacelik
@Seckin_Deniz Haksızlıklar karşısında 3 maymunu da oynayabilir insanlar ya da haksızlığı kabullenebilir.Bu tavırlar tabiiki başkaldırı olmz
@Seckin_Deniz retweetledi

 Abdulla ÇELİK@abdullacelik
@Seckin_Deniz "İnsanların olumsuzluklar karşısında sergiledikleri tavra başkaldırı diyoruz." demişsiniz. Eksik bir tanım olmuş sanki..
@Seckin_Deniz retweetledi

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
@abdullacelik Cemal bey cevap vermeli size:) @gezgin07

SA3923/SD600: Telveler 33

"Ve acınılacak hâlde olmak kadar insan onuruna dokunan başka hiçbir şey yoktur..."


Birbirinizi sevmekte acele ediniz... Zamanın ne kadar değerli olduğunu unutuyordu atalarınız... siz unutmayınız...

Onlar son nefeslerinin farkındayken, bakışlarındaki sevecenliği ömürleri süresince saklamışlardı herkesten... Sevdiklerini gizliden ve imâlarla belli etmişlerdi...

Bir daha sizi göremeyeceklerini kesinlikle bildikleri o anda neden o kadar açık yürekli olurlar? Daha önce neden saklarlar yüreklerini?

SA3922/SD599: "balık avı" /01.11.2005/ 418. patika


...mukayese bazlı düşünce ufuklarında bir balık avı; bunalım ve kaos...
...aslında bunalım, kendi düzenini oluşturduğu gibi, eski düzene uyum sağlamayı da öğretir her seferinde...
...ve kendi düzeninden çıkıp eski düzene döndüğünde bunalımın kafası karışık değildir; eski düzene karşı geliştirdiği yeni stratejiler vardır...
...ya değilse bunalım varlığına gerek duyulan bir şey olmazdı; her bunalımdan sonra yeni sistemler türemezdi bir tek insanın ve tüm insanların içinde...
...bunalımdan kalkıp onu görünür hâle getiren kaos'un önünde duralım...
...kaos varken kaos'a da bakalım...
...birileri ona bunalım demeye kalkabilir, ama yanılır sanırım; zira kaos mevcudiyettir yapısıyla; daha varlıksaldır, bunalım hâldir; geçicidir...
...kaos etkendir, baskındır, bunalım insan(lar)ın yaşamış oldu(kları)ğu iradî çalkantılar dönemidir ve insanın edilgenliğiyle ortaya çıkar...
...kaos sonsuzlukla alakalı olabileceği hâlde, bunalım sadece tekildir...

30 Ocak 2017 Pazartesi

SA3921/KY1-CÇ365: Kumpas/ Roman - Bölüm VII-2

"Bu hekat ölümü, ölümleri kutlayan değil yaşamayı ve yaşatmayı seçenlerin hekatıdır. Bu hekat bir dirilişin sessiz çağıltısıdır."


Bölüm Yedi

-2-

Kaan Ardıç makam aracında genç muhafızla birlikte Şendilya hava alanına doğru gidiyordu. 

Karşılıklı oturuyorlardı araçta. Güneş batmak üzereydi. Genç muhafız dik bir biçimde oturmuş, elleri dizinde bakışları zeminde bir heykel gibi duruyordu.

“Senin adın ne genç adam?” diye sordu Ardıç. 

Genç tok bir sesle “Oğuz Çentik” diye yanıtladı.

“Seni daha önce büroda görmedim. Yenisin galiba!”

SA3920/KY33-YO160: 94 Yıllık Bir Tartışmanın Tarihi -2-

"Ama çok partili hayata geçilmesiyle birlikte artık Türkiye’nin yeni bir tartışması vardı: Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığı ve halk tarafından seçilmesi..."


“… Kadın ve erkek vatandaşlarım! Bana ve başkanlık ettiğim şerefli partiye oy vermenizi istemek için kendimde cesaret buluyorum. Bize oy verirseniz, memleketin iç ve dış politikasında da, doğru yolları bulabileceğimize ve memleketin ilerlemesinde ve yükselmesinde sizi memnun edecek başarılar elde edeceğimize güveniyoruz. Karar sizindir...”

Tek partili yıllardan sonra 1946’daki ilk çok partili seçimlere giderken hem Cumhurbaşkanı hem de CHP Genel Başkanı şapkalarıyla İsmet Paşa halktan böyle oy istemişti.

Kampanya sırasında Aydın’da Millî Şef’e Adnan Menderes “Devlet Reisi, seçim mücadelesine makamının nüfuzunu parti işlerine karıştırmakla başlamıştır” diyerek cevap verdi.

SA3919/KY28-ATA249: Yunanlıları ve Rumları Tanımak

 "Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi yıllardır “Türkiye’nin düşmanları benim dostlarımdır” felsefesine sıkı sıkıya sadık kalıp, Türkiye aleyhine her tür faaliyeti ağa babaları Avrupa Birliğinden de destek alarak el ele, kol kola yürütmüşlerdi." 


Yunanistan Yüksek Mahkemesi’nin, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Yunanistan'a kaçan 2 Binbaşı, 4 Yüzbaşı ve 2 Başçavuş’tan oluşan toplam  8 darbeci askerin tümü için Türkiye'ye iade talebini reddetmesi benim için hiç de sürpriz olmadı. İşin doğrusu ben bu kararın böyle çıkacağından emindim ve bekliyordum. 

Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi yıllardır “Türkiye’nin düşmanları benim dostlarımdır” felsefesine sıkı sıkıya sadık kalıp, Türkiye aleyhine her tür faaliyeti ağa babaları Avrupa Birliğinden de destek alarak el ele, kol kola yürütmüşlerdi. 

SA3918/KY35-YTK154: Kar Altında

"Savaşlar galibiyetler mağlubiyetler olarak özetlenince sadece bir tarih, sessiz sedasız ama çok değerli birikimleri fark etmeyebiliyoruz."


Kar gene başladı. Daha geceden havayolları yüzlerce uçuşu iptal etti. Akşama valilik mesai saatlerini öne çekecektir ama benim bu haberi beklemeye vaktim yok. Ankara'da, bembeyaz bozkırda yazmak değil mesele. Mesele yazının zamanında İstanbul'a yetişmesi.

Her şeyi yetiştirmeye çalışmaktan hiçbir şeye yetişemez olduğumuzu biliyorum artık. Bir tek bunu fark edebildim şu koşuşturmacada.

Bir arkadaşını yağmur, kar altında beklemenin, televizyonsuz, telefonsuz uzun uzun bir kitaba dalabilmenin, gelip geçenleri seyretmenin elimizin altında olmasına rağmen artık erişilmez hale gelmesinin farkına varmak bile ciddi bir mesele oldu iyice.

SA3917/KY37-AZ145: Trump: ABD ‘Bir Savaş'a Hazırlanıyor

"Kendi halkına bunu yapan, başkasına neler yapar bilemem..."


Trump’ın yemin töreninden bir detay, Amerikan medyası başta, dünyada -nedense- gözden kaçırıldı. Yeni başkan, Amerika içindeki düşmanlarıyla dünyanın tüm uluslarına “meydan okuma” olarak adlandırılabilecek konuşmasının bir yerinde şöyle hafifçe geriye doğru baktı, orada görevli nöbetçi askerler tam arkasındaki kapıyı açtılar. Önden, elinde şemsiye taşıyan bir Amerikan Deniz Piyadesi subayı indi, tam, 16 saniye sonra ise Amerikan ordusunun bütün güçlerini temsil eden orta düzeydeki subayların inişi görüldü. Bu üniformalılar, yeni başkan konuşmasını yaparken 45 saniye arkasında durdular, sonra bir komutan geldi, görevlerinin bittiğini, çekilmelerini söyledi.

28 Ocak 2017 Cumartesi

SA3916/KY20-MEK57: Senin Gözlerinde Dirilme Umudu

"Acılı bir süreçtir bu insanileşme süreci. İnsanın düz bir çizgi üzerinde ileriye doğru akmakta olan zaman ile kendi doğasını her aşamada biraz daha zorlayarak, bunları da aşacağına inanmak zorundayız."


"8 mart dünya kadınlar gününde
senin gözlerinde dirilme umudu
Sen başında Temezin,
Başında bin bir keder ile var oldun,
Etrafında fırdolayı aşklar oldu ilkin
Sonra senin zindanın
Cehennemin senin
Berdele sayarlar seni
Töreye kurban sayarlar
Oğlana asker harçlığı eder
Nineye doktor parası kılarlar seni…
Siyah beyaz aşklar var olur sanılır ilkin

SA3915/KY26-CA108: Seyyit Han ve Adalet

"Güney, Yeşilçam klişeleriyle yetinmeyerek sinemasını gerçekleştirme yönünde önemli bir adım attı bu filmle, ancak aynı çizgiyi sürdüremedi. Gerçekliği 1970’lerde daha da sertleşen ideolojik kamplaşmaların diline teslim etmesi, dahası sinemasının gerektiği ölçüde hakkaniyetli bir şekilde değerlendirilememesinin sebebi de bu."


Yeni miladi yıl kanlı bir çentikle başladı, hemen sonra kar yağışı acele bir bildiri gibi kapladı gündemimizi. Birden bastırdı kar İstanbul’da, önemini kavrayamadığımız bir dersi baştan alma gereğini hatırlatır gibi günlerce yağdı. “Elhan-ı Şıta” layıkıyla okunmasa da, hatırlama sebebi oldu kar.

Uçsuz bucaksız kar, çocukluğumun oyunlarının bahçesi. Benliğimin derinliklerinde bir Sibirya sürgünü saklıymış gibi gelir bana. Bir gece vakti sakalı buz tutmuş olarak kasabaya ulaşan kaçakları konu alan hikâyeler elbette yer tutuyordu toplumsal hafızada: Sibirya’ya düşmemeye çalışan Kafkasyalılar. Stalin, sosyalizm görüntüsü altında hedeflediği kalkınma için milyonlarca insanı katletmekte tereddüt etmemişti. Kar yığınları İrkutsk’ta Sovyetlerin insanlık suçlarını bir yere kadar örtebildi.

SA3914/KY38-SevDur40: Sıradaki Hedef Mümbiç

"Beş yılı aşkın zamandır suların durulmadığı Suriye’de DEAŞ faktörünün ortaya çıkmasıyla güney sınırlarımızdaki tehdit arttı. Türk Silahlı Kuvvetleri 15 Temmuz darbesinden kısa bir süre sonra, güney sınırlarının güvenliği için sınır ötesi operasyonu başlattı. Fırat Kalkanı Harekatı adı verilen operasyon, 6 ay içerisinde birçok başarıya imza attı. DEAŞ terör örgütü geri püskürtülürken, Türkiye dış politikada önemli bir aktör olduğunu kanıtladı. Türkiye ve Rusya’nın garantörlüğünde imzalanan ateşkesin ardından, Halep halkı ateş altında kalmaktan kurtarıldı. Bir sonraki hedef ise PKK için..."


Takdim

15 Temmuz darbe teşebbüsü badiresini henüz atlatmış ve komuta kademesinin önemli kısmını kaybetmiş Türk Ordusu, sınırlarımızın güvenliğini artırmak için Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlattı. Cerablus'un DEAŞ'ten temizlenmesine yönelik başlatılan Fırat Kalkanı Operasyonu, 6 ay gibi kısa bir sürede birçok şeyi başardı. ABD’nin yapamadığını yaparak, DEAŞ’ın bölgeden çekilmesini sağladı, böylece kasıtlı olarak yaygınlaştırılan ‘Türkiye DEAŞ’e yardım ediyor’ söylemini de boşa çıkarmış oldu. Dış politikada önemli bir aktör olduğunu kanıtlayan Türkiye, gelinen noktada 2016’nın son gününde Suriye’de, Rusya ve İran’la ateşkes imzaladı. ABD bu sürece dahil edilmedi. Bu ateşkesin garantörleri olarak Rusya ve Türkiye kabul edildi. Rusya rejim yanlıları, Türkiye ise muhalifler nezdinde ateşkesin devamını garantiledi. 

SA3913/KY25-NO83: Tek Adamın Yetkileri ve Rejim Soslu Tartışmalar

"Benim bildiğim kadarıyla ve tanıdığım kadarıyla Erdoğan'ın yapmak istediği, en güçlü ve gizli güç olan ve sadece bir kavram olarak görünen bürokrasinin elindeki engelleme, yavaşlatma, köstekleme gibi silahları alarak devletin kurumları arasındaki ilişkiyi takoz koymaktan çıkarmak ve yürütemeyen yürütmeyi yürür hâle getirmeye çalışmaktır."


Tek adamın yetkileri daha fazla tahkim ediliyormuş! 


Bahsi geçen yetkilerin daha fazlasına sahip ki adam zaten. Devleti ve devlet yapılanmasını bilmeden yapılan yorumlar bunlar. Devlet, en basit anlamıyla bir koalisyondur bizim ülkede. Erdoğan bu koalisyonun görünen en büyük, en güçlü paydaşı olduğunu sandığı anda 15 Temmuz'a maruz kaldık.


Devletin diğer unsurları (size göre kuvvetler ayrılığı) bana göre kuvvetlerin gizli veya açık kuvvet gösterisi ve kanırtması yaparak sistemi bloke etmek veya yavaşlatmak üzere kurgulanmıştır. Bu sistem siyasilere bizi ne güzel yönetiyorsunuz(!) hissini, hazzını tattırarak 'öztatmin politik' yaptırmak üzere kurgulanmıştır. 'Öztatmin' de araçtır ama işlem sonucunda üretim olmaz.

27 Ocak 2017 Cuma

SA3912/KY29-YA80: Çocuk Suçluların Ailesi de Yargılanmalı

"Tek bildiğim bu suçlarla dünyanın her yerinde olduğu gibi, bizim ülkemizde de sıkça karşılaşır olduğumuz."


Son günlerde duyduğum en isabetli hukuki karar Yunanistan’da alınmış. “İşte olması gereken bu” dedim. Yunanistan’daki bir yasayı beğenmemizin sosyolojik ve siyasi duruşumuza halel getirmeyeceğini belirterek anlatayım; 

Yunanistan sınırları içindeki Gümülcine’de 6 yaşındaki işitme engelli M.S ölü bulunuyor. Adli tıp uzmanı Nikos Kifnidis, 6 yaşındaki talihsiz çocuğun otopsisini gerçekleştirdikten sonra hazırladığı raporda “15 yaşındaki failin küçük çocuğa önce tecavüz ettiği daha sonra da bir eliyle ağzını kapatarak, diğer eliyle de şahdamarını sıkarak boğduğu” belirtiliyor. Azınlıkça'daki habere göre Nikos Kifnidis, cinayet öncesinde Sezal’ın şiddetli cinsel istismara maruz kaldığını, yüzünde ve boynunda çiziklerin meydana geldiğini kaydediyor.

SA3911/KY28-ATA248: Anastasiadis ve Kocias’dan Entrikalar

"Şimdi Anastasiadis, Dört Özgürlüğü kötüleyerek Türkiye’nin Dört Özgürlüğün T.C. vatandaşlarına da uygulanması isteğinden kurtulmak çabaları içine girdi. Ne vakit iğnenin ucu Anastasiadis’i acıttı, yaptığı hatanın farkına vardı, sınırsız ve akıl dışı isteklerinin gerçekleşemeyeceğini iyice anladı."


Kıbrıslı Rumların, tüm Kıbrıs adasının, Doğu Akdeniz’in ve bilumum Levant bölgesinin Cumhurbaşkanı havasında 8 Ocak günü afra tafrayla Cenevre’ye giden Anastasiadis, müzakerelerden sonra, özellikle de 12 Ocak’ta gerçekleştirilen “Beşli Konferans”tan sonra gerçek makamının ne olduğu, kendisinin kim olduğu, kimi temsil ettiği ve önem katsayısının ne boyutta bulunduğu ortaya çıkınca, kös kös ve de ancak Kıbrıslı Rumların Muhtarı düzeyinde Kıbrıs Rum Kesimine geri dönmek zorunda kaldı. Ne afrası kaldı, ne de tafrası. Kendi gommaları (çok yakın arkadaşları ), baryaları (samimi arkadaşları) ve diğer Rum siyasiler ve politikacılar “Anastasiadis Cenevre’ye Cumhurbaşkanı olarak gitti, Muhtar olarak döndü” diyerek kendisi ile dalga geçmeye ve başarısızlığını bu sözlerle hicvetmeye başladılar. 

SA3910/KY1-CÇ364: Hangisi Sen?/ Roman-Bölüm I-4'ün devamı

"Musa hazırlıklıydı. Ellerinde tiftik eldiven başında tiftik papak ve sırtında kalın bir palto vardı. Benim ve Öteki’nin ve diğer üç kişiden her birimizin bir şeyleri eksikti."


Bölüm Bir
-4'ün Devamı-

Burası da aslında tekin bir yer değil. Tam durduğum bu köşe demek istiyorum. Yani hükümet konağıyla bitişik moda giyimevi dükkânının tam kesiştiği nokta. Bir üç gen oluşturuyor. Küçük, iki bilemedin üç kişinin sığabileceği kadar bir boşluk. Yazları buraya daha çok sokak köpekleri girer. Yatar uzanırlar. Kışın da arada bir görmüşlüğüm vardır bir köpeğin ve peşinden de bir başka köpeğin hemen ardından buraya girdiğini. Çişlerini yaptıklarına da tanıklık etmişimdir. 

Hani şimdi bu tarafa doğru gelirken Aliravi caddesinden yukarı doğru giden iri yarı bir köpeği görmüştüm. Ya buraya yönelse? Buraya gelmeye kalksa. Ben yine ağaç altına geçmeliyim! Yani açığa çıkmalıyım. Hem burası umduğum gibi rüzgârdan da korumuyor. Soğuk olanca şiddetiyle iliklerime kadar işliyor. Böyle bir soğuğu belki ‘Vahşetin Çağrısı’ filminde görebilirsiniz. 

SA3909/KY52-YÖ6: Facebook Aktivistlerinden Derebeylik Orduları ve Apokaliptik Savaşçılara…

"Facebook aktivistlerinden derebeylik orduları ve apokaliptik savaşçılara evrilen süreçte, dünya tarihinin değişmeyen yasalarından biri daha hala devrede gözüküyor. Barış istiyorsan, savaşa hazır ol."


Ortadoğu üzerine çalışmalar yapan gazeteci ve ESMEDYA Dijital Grup Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan, Arap Baharı’nın 5. yılında, Arap ülkelerindeki isyanların geldiği aşamayı ve ortaya çıkarttığı sonuçları değerlendirdi. Özhan’ın ağırlıklı olarak bu ayaklanmaların sonuçları üzerine yaptığı değerlendirme şöyle:


Arap Baharı. Kimilerine göre teknolojinin imkanlarıyla haberleşen bir dünyanın “tek taraflı” ilhamı üzerine kurulu bir “pembe devrim,” ya da bir komplo… Kimilerine göreyse pembeden başlayarak çoğalan farklı renklerdeki tüm “devrimcilerin” son yüzyılda kurduğu bir statüko alanında ezilen insanların isteyerek ya da istemeyerek kendisini içinde bulduğu bir “son” çare. Düzenin yıkılma gayreti…

SA3908/KY33-YO159: 94 Yıllık Bir Tartışmanın Tarihi -1-

"Mustafa Kemal Paşa, röportajı Büyük Millet Meclisi’nin başkanı sıfatıyla vermişti. Ama o günlerde Meclis Başkanlığı bugünkünden başka bir anlam ifade ediyordu."


Hans Joseph Lazar,  1895 yılında İstanbul’da doğmuş Türk-Yahudi orjinli bir gazeteciydi. 1930’larda Yahudi kimliğini saklayarak Hitler’in propaganda bakanı Goebbels’le çalışmaya başlamış, İspanyol İç Savaşı’nda Franko’ya desteğe giden Nazi kuvvetlerinin basın biriminde yöneticilik yapmıştı.

Bu tuhaf hayat hikayesinde bizi ilgilendiren ise 23 Eylül 1923 günü Mustafa Kemal Paşa ile yaptığı bir röportaj. Çünkü o röportaj aslında Türkiye’nin 94 yıllık başkanlık tartışmalarının başlangıcı sayılabilir.

Mustafa Kemal Paşa, röportajı Büyük Millet Meclisi’nin başkanı sıfatıyla vermişti. Ama o günlerde Meclis Başkanlığı bugünkünden başka bir anlam ifade ediyordu.

SA3907/KY36-CK140: Astana'dan Gelirken

"Sahadaki dengeyi kendi lehine çevirmek isteyen Rusya, özellikle Trump yönetimi ile köşeye sıkışacak İran'a karşı elini yükseltiyor."


Öncelikle Suriye iç savaşını sona erdirecek bir barış süreci için Türkiye ve Rusya'nın inisiyatifi ve İran'ın katılımı ile düzenlenen Astana görüşmeleri başlamadan önceki fotoğrafı çekelim.

Halep'in düşmesi ile Suriye'de sahadaki denge neredeyse geri döndürülemez şekilde rejimin lehine gelişmişti. 5. yılını dolduran iç savaş sürecinde Esad rejimi hiç olmadığı kadar sahada hâkim unsur hâline geldi.

Lakin aslında Esad rejiminin hâkimiyet kazanmasından ziyade, sahada bu kanlı rejimin sponsorlarının etkinlik kazandığını söylemek daha doğru olacaktır. Özellikle sahada silah ve militan desteği sağlayan İran, Suriye'deki işgalci konumunu pekiştirirken, Rusya sağladığı hava desteği ile Halep'te muhaliflerin kaybetmesine neden olacaktı.

26 Ocak 2017 Perşembe

SA3906/KY43-BRŞ20: Değerlere Sahip Çıkılması Beklentisi

"Değerlere sahip çıkılması konusunda beklentisi biraz daha yüksek olan insanların kederini okuyabilen var mı merak ediyorum. Çünkü bu, gerçekten çok acı."


Hayat tam da böyle bir şey;

Güzelin etrafını çirkinler,

İyinin etrafını kötüler,

Gerçeğin etrafını yalanlar,

Doğrunun etrafını yanlışlar sarar.

Her ne olursa olsun, güzel güzelliğinden, iyi iyiliğinden, gerçek gerçekliğinden, doğru doğruluğundan hiç bir şey kaybetmez.

SA3905/KY1-CÇ363: Referandum, Felsefe, Darbe, Faşizm, Fetva, Yobazlık...

"Tuhaf.. herkesi kendi penceresinden yobaz görüyor.. yobaz gördükleri de onu yobaz görüyor.. peki kim yobaz?"


Madem 'Felsefe soru sormaktır ve Felsefe'de yanıttan daha evladır soru'; öyle ise bir soru soralım.. Sorumuz referandumla ilgili.. her iki tarafa da -Evet, Hayır taraflarına- soralım sorumuzu:


"Hangi kanıtla 'Hayır', dersiniz?"


"Hangi kanıtla 'Evet', dersiniz?"


Benim yanıtım şu.. referandumun içine edildiği için tarafları belirleyen hiç bir ussal kanıt yoktur.. çünkü referanduma sunulan şey inanç skalasına oturtulmuştur.. hâl böyle olunca ve hiç bir inanç da ussal kanıtlarla değiştirilemeyeceği için ne yaparsanız yapın bir şey değişmeyecektir.. boşuna karşı tarafı akılsızlıkla, bönlükle, ahmaklıkla, hainlikle suçlamayın..

SA3904/KY49-İTIĞLI32: Pan-Afrikanizm Öldü; Yaşasın Afrika Birliği!

"Pan-Afrikanizm ölse de, Afrika Birliği’nin tüm olumsuzluklara rağmen hayatta kalması gerekli. Belki de o yüzden şimdinin Afrika liderleri Yaşasın Afrika Birliği diyor…"


Son altı aydır Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’daki Afrika Birliği merkezinde hareketli günler yaşanıyor. 30 Ocak’ta Afrika Birliği yeni başkanını seçecek. Yarış Senegal ve Kenya adayları arasında geçecek gibi görünüyor. Aslında yarış adaylardan ziyade Fransız Afrikası ile İngiliz Afrikası arasında geçecek gibi.

Afrika Birliği 2000’li yılların başından itibaren Afrika’daki en etkili siyasi kurum haline gelmeye başladı. Afrika Birliği çatısı altında bir çok ekonomik, siyasi, kültürel ve sosyal proje başlatıldı. Adeta Avrupa Birliği örnek alınarak Afrika merkezciliği oluşturulmaya çalışıldı. Bugün kendi barış gücü ordusunu, ekonomik birliğini kuran Afrika Birliği ne yazık ki küresel bir güç olmayı bir türlü başaramadı.

SA3903/KY35-YTK153: Aktüel Sorunlardan Kurtulsak

"İnşallah aktüel sorunlarımızı hızla azaltır ve bunlara odaklanırız."


Tarih, mekân, isim konusunda tekrarlara, atıflara çok önem vermem. Ama Batılı kafasının bu işlere pek meraklı olduğunu biliyorum. Nürnberg Mahkemeleri Naziler için önemi olan bir binanın hemen yanıdır o yüzden. Veya Hitler Paris'i teslim alırken kendilerine 1. Dünya Savaşı sonrası teslim olmalarını imzalattıkları tren vagonunda imzalatır bu sefer Fransızlara. Sonra vagonu yaktırır, ne olur ne olmaz diye. Fransızlar da savaş sonunda vagon olmasa da aynı kalemle imza attırarak intikam alırlar.

Bulgaristan Türk azınlığa baskıyı o yüzden 19. yüzyılın son çeyreğindeki ünlü Bulgar İsyanları'nda kilit rollerden birini üstlendiği iddia edilen Türk ağasının köyünden başlatır neredeyse bir asır sonra.

25 Ocak 2017 Çarşamba

SA3902/KY37-AZ144: Erdoğan, ‘Sosyo- Ekonomik Katliamı’ Önlemek Zorunda...

"Sürdürülebilir olmayan bu ekonomik sistem, hepimizi, tüm kurumlarımızı “çürütüyor” farkında değil misiniz?"


Aslında, her şey, 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla başladı. Henry Kissinger’a göre, tek süper güçlü dünyada “pax-americana” (Amerikan barışı) hakim olacaktı, tıpkı, geçmişin pax-romana, pax-britannia veya pax-ottomana’ sı gibi. Roma, Britanya ve Osmanlı barış dönemleri geniş imparatorlukların güçlü otoriteleri ile farklı etnik ve inanç gruplarını “barışa zorladıkları” süreçlerdir, bu doğru. 

Fakat 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonrasında Amerikan sistemi içinde dönemin Başkan Yardımcısı Dick Cheney liderliğinde gücünü merkezileştiren “neo-con cunta”, 91’deki umut yüklü hayalleri yıkmayı başardı. “Pax-americana” bir anda “war-americana”ya dönüştü, cunta, hepimizi savaşa zorladı!.. El Bab’tan gelen şehit haberleri bu gelişmenin sonucudur.

SA3901/KY36-CK139: Trump Döneminde ABD-Türkiye İlişkilerini Bekleyen Sorunlar

"Yani Trump yönetimi, belli konularda Obama'dan farklı bir siyaset izlese de, Türkiye-ABD ilişkilerini kolay günler beklemiyor..."


ABD'deki başkanlık yarışı Türkiye kamuoyunda da yakından izlendi. Barack Obama döneminde dibe vuran ilişkiler, Türkiye kamuoyunda genel olarak Demokratlar'ın itibarını sarsmıştı. Obama'nın Irak, Suriye ve Mısır siyaseti, buna ek olarak FETÖ'ye karşı müsamahakâr tavrı ve PYD-PKK'ya açık desteği, Türkiye kamuoyunda anti-Amerikan hislerin doruğa çıkmasına sebebiyet vermişken, Türkiye-ABD ilişkileri en kötü dönemlerinden birini yaşamıştı.

Bu nedenle Trump'ın seçilmesi Türkiye'de sempati ile karşılandı. Yeni başkan Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açılma ihtimali anlamına gelirken, özellikle Trump ekibinin FETÖ konusunda halefinden farklı bir politika izleme ihtimali sevinçle karşılandı.

SA3900/KY25-NO82: Sandık ve Romantizm

"Aynen böyledir halimiz!"



Ne zaman ortaya bir sandık konsa bizim romantik müslümanlar hemen çıkarlar inlerinden. "Biz muvahhidleriz, bu sistemin kendi iç meselesidir. Dolayısıyla biz sandığa falan gitmeyeceğiz" demeye başlarlar. 


İki ayet üç hadis ezberleyince ve dahi az buçuk Arapça'da biliyorsa; sanırsın mülkiye, uluslararası hukuk uzmanı kesilmişler. 


İşte onlardan birine şey ettiğim şey!

SA3899/KY43-BRŞ19: Referandum Ölçütü

 "Her kim, "öteki" için, insanlık onuruna yakışmayan saldırılarda bulunacak olursa, onun bu ülkenin geleceğine kast etmiş olduğu hükmüne varacağım."


Keşke bu referandum sürecini;

- "Evet diyorum çünkü..."
- "Hayır diyorum çünkü..." diye geçirsek sadece.

Hem taraflar birbirinin argümanlarını anlar ve dinler hem son ana kadar muhasebesini yapar hem de seçimden sonrasına taşınacak kırgınlıklar, kızgınlıklar olmaz.

Bari bu sefer hep bir ağızdan "Bizler, bu topraklar üzerinde yaşayanlar, asla bir daha birbirimizi yok saymayacak ve her ne olursa olsun birbirimizle barış içerisinde yaşayacağız" diyebilsek.

24 Ocak 2017 Salı

SA3898/SD598: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 143 (21-25 Temmuz 2013)

  “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(21-25 Temmuz 2013)  (Temmuz 2013: 5606 Tweet+Önceki Toplam: 72.647=  78.253 Tweet)

Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
İki yüzyıldır devamlılık sorunu yaşamayan hariciye başarısızlığın zirvelerinde gezindi...korkmayın her şeyi bilmek zorunda değilsiniz artık.

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Beyazlar Hariciyeden dışlanmaktan dolayı çok mutsuzlar... Bir kaleden tamamen uzaklaştırılmaktan korkuyorlar;sırlara vakıf olamayacaklar

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Beyazlar tedirgin; Korkulan, kurumsal kültürün zedelenmesi ve cumhuriyetin ‘kara kutusu’ sayılan Hariciye’de devamlılığın sekteye uğraması.

SA3897/SD597: Telveler 32

"İnsan böyledir."



Zahmetsiz elde edilen her şey yitirilirken acı vermez...

Ama aklınızın ırmaklar gibi terini bedel olarak ödemişseniz; en küçük bir zayiat bile sizi kahreder...

Eh, bu da insanoğlunun enâniyetinden kaynaklanıyor.

SA3896/SD596: "geçit" /08.11.2005/ 419. patika


...insanın tüm zindelikleriyle var olduğu ve geçitte iblis beklediği zamanları bilir misiniz?...
...zindelikler neler?...
...ve geçit denilen yer neresi?...
...geçit, saklanmayacak kadar açık ve sır olmayacak kadar berraktır; iblis'in size ulaştığı geçiş yoluna geçit diyoruz...
...ve bu yol nefsin istekleriyle perdeleniyor...
...insanlar bu sebeple onu görmekte âciz kalabiliyorlar...
...zira zindelikleri nefsin istekleriyle farklı ve karmaşık yönlere kaydırıldığından, zinde sanılan tüm insana özgü değerlerin hepsi aslında tam bir çöküş moduna giriyorlar...
...zaten ilginç olan da bu...
...insan  zinde, duru ve tertemiz sandığı zamanlarda (aşırı güven zamanları) zindeliğini yitirmeye başlıyor...
...ve bunun farkına varmıyor...

23 Ocak 2017 Pazartesi

SA3895/KY1-CÇ362: Kumpas/ Roman - Bölüm VII-1

"Bu hekat ölümü, ölümleri kutlayan değil yaşamayı ve yaşatmayı seçenlerin hekatıdır. Bu hekat bir dirilişin sessiz çağıltısıdır."


Bölüm Yedi

-1-

Alper Eken iç güvenlik yetkilileri ile toplantıya devam ediyordu. Aklı haber alma örgütü müsteşarının içişleri bakanı ve emniyet genel müdürü ile ilgili söylediklerine takılmıştı. Renk vermemeye, adamları kuşkulandırmamaya gayret ediyordu. Müsteşarın kuşkulu sözleri üzerine başkanlık araştırmadan her iki isim hakkında acil bilgiler istedi. Özellikle maddi durumları üzerine durmalarını istedi. 

İdris Kuzgun’dan fazla kuşkulanmasa da her zaman emniyet genel müdürünün yaşam biçimi kendisini kuşkulandırmıştı. Bir kere adamın dinsel bir yaşam sürmediği, dinsel kaygıları olan biri olmadığını bilmekle beraber bir zamanlar Nizarilerle çok fazla haşir neşir olmasına bir anlam veremiyordu. 

SA3894/KY36-CK138: Trump Türk-Amerikan İlişkilerini Düzeltebilir mi?

"Ancak iki başkan arasındaki kişisel ilişkinin yanı sıra, ABD-Türkiye ilişkilerinin düzelmesi belli politika değişikliklerine de bağlı."



Türk-Amerikan ilişkileri Obama döneminde dibe vurdu demek yanlış olmaz.

Büyük umutlarla iktidara gelen ve ilk yıllarında Türkiye'de AK Parti hükûmeti ile de yakın ilişkiler geliştiren Obama hükûmetinin son 4-5 yıldır izlediği siyaset bu iki ülke arasındaki “kadim müttefik” hukukunu yerle bir eden bir çizgi izledi.

İki ülke arasında fikir ayrılığı Irak ve Suriye meselelerinden kaynaklandı. ABD'nin PYD-PKK'ya silah temin etmesi ve FETÖ lideri Fetullah Gülen'i koruması ile büyük darbe aldı. Türk-Amerikan ilişkilerinin geldiği noktanın müsebbibinin bu anlamda Obama yönetimi olduğunu söylemek malumun ilam-ı.

SA3893/KY28-ATA247: Muhtar Anastasiadis

"Geçmiş deneyimlerim, bundan sonra eğer Türk tarafı “yetti artık diyerek yol ayırımına gitmezse”, ciddi bir müzakere sürecine ancak 2018 yılının Ekim ayında tekrardan başlanabileceğini söylemekte bana. "


Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanlık seçimleri gelecek yıl içinde, büyük bir olasılıkla da 18 Şubat Pazar günü yapılacak. Rum lider Anatasiadis’in önünde kala kala sadece 13 ay kaldı. Politik düşünceye, uygulamaya ve takvime göre seçimlerin eli kulağında artık. 

Ocak ayı başında Cenevre’de yapılan Kıbrıs müzakerelerinde Anastasiadis’in karizması fena halde çizildi. Bu çizikten KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da nasibini aldı. Cenevre’de Türk tarafı adına sunduğu ve büyüklüğü yüzde 29.2 olan harita ile ilgili olarak danışmanları tarafından yanlış bilgilendirildiği, yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. 

22 Ocak 2017 Pazar

SA3892/KY13-AO105: Referandum'dan Önce İhtilaf Hesapları

"Sistemli olup olmadığını bilmiyorum, ama MHP tabanından sonra Ak Parti tabanı da bu konuda sinyal veriyor."


Ak Parti ve MHP'nin mutabakatıyla halka sunulacak değişikliğe "Hayır" çıkarabilmenin tek yolu bunların taraftarlarını ihtilafa düşürmektir. Bunun en kestirme yolu her iki partiyi de bölerek yeni partiler türetmektir. Bu başarılamazsa da ortalığa ihtilaflar yaymaktır. Şimdiden bunlar yapılmaya başlandı.


Sistemli olup olmadığını bilmiyorum, ama MHP tabanından sonra Ak Parti tabanı da bu konuda sinyal veriyor. Bu konuda sistemli çalışanlar kullanışlı aptalları da tartışmaların içerisine çekerek ihtilafları, iç kavgaları büyütmek istiyorlar. Ak Parti'de genel başkan değişiminden rahatsız olan bir grup alttan alta "Evet"e karşı tepkiler geliştiriyor. Bunu doğal hale getirme çabası var.

SA3891/KY35-YTK152: Minare Yerindeki Kavak

"Sonra Meclis'te o kargaşaya, o tempoya, o koşuşturmaya, oylamalara, kulis sohbetlerine geri dönüyor insan. Zorla dönüyor aslında. Hayat döndürüyor."


Tamiri bitti bitecek Meclis Şeref Salonu'nun hemen önündeki hasarın. Hasar 15 Temmuz meşum gecesinden kalma. Canlı yayında parlamento binasının bombalanmasından.

Bir iki iskele duruyor hâlâ, arada bazı ustalar görünüyor. Kulisten restorana giden yol üzerinde olduğu için herkes görüyor ama herkes için aşırı alışılmış halde artık. O kocaman delik kapatıldı da şu soğuklarda içeriye üfürmüyor, kendini daha az hissettiriyor şimdi.

Anayasa değişiklik görüşmeleri nedeniyle hemen neredeyse dolu bu aralar.

SA3890/KY37-AZ143: ABD Bir Darbeye mi İlerliyor?..

"Kendisini ABD’den çok, İsrail’in güvenliğine adamış bir cuntanın, tuttuğu köşebaşlarından ayrılmamakta direneceği açıktır. Bu cunta, NATO ve ABD güvenliği açısından hayati önemdeki Türkiye’yi kaybettirecek ölçüde pervasız ve savaş yanlısı bir kimlik taşıyor..."


Obama, 23 Aralık günü bir kanun imzaladı: Enformasyon Savaşları ile Mücadele Kanunu.

Cumhuriyetçi senatör Rob Portman ile Demokrat senatör Chris Murphy tarafından Mayıs 2016’da Kongre’ye “Yabancı Propaganda ve Disinformasyon ile Mücadele Kanunu” adı altında sunulan tasarı, Senato ve Temsilciler Meclisi’nden hiç sorun yaşamadan geçti, Obama da gider ayarak imzalayarak devreye soktu.

Adından belli. Kanun, ABD Dışişleri ve Savunma Bakanları’nın, CIA ve Pentagon ile uyum içinde yabancı propaganda içeren yayınlara karşı ortak mücadelesini öngörüyor. Yani, herhangi bir yayın, Amerikan ulusal güvenliğine aykırı içerikler taşıyorsa anında müdahale edilecek, kapatılacak veya Amerikan kamuoyuna etkisi engellenecek!..

21 Ocak 2017 Cumartesi

SA3889/KY26-CA107: Terörün Mekanlarına Karşı Dilin İmkanları

"Daha fazla açık olmalıyız iyilerin dayanışmasını sağlayacak ortamlara ve bu ortamları dayanıklı kılacak eleştirilere."


Katliamla sonuçlanan her terör olayı daha önce de benzer sahneleri yaşamamışız gibi sarsıyor bünyemizi ve nihayet bir yeni başlangıç isteği uyandırıyor. Kimileri kişisel çözüm arayışına düşüyor, şehri veya ülkeyi terk etmekten söz ediyor. Terörle birlikte yaşamak, teröre teslim olmak değil. Bu ülkede haysiyetli bir şekilde yaşamak isteyenlerin oluşturduğu yeni bir “Biz” öznesi oluşuyor aslında. Ömer Halisdemir, Safiye Bayat, Fethi Sekin misali asalet örnekleri, toplumsal benliğimizde kapitalizmin ve darbelerin oluşturduğu kirli tıkanma noktalarını açan bir etki uyandırıyor.

Konuşmak, anlatmak, yeniden düşünüp sorular sormak istiyoruz; terörizm yeni bir hamleyle gündemi karartıyor. Masum veya suçlu aramıyor, tersine, olağan hayatlarımızı karabasana çevirmeyi amaçlıyor.

SA3888/KY20-MEK56: Taşın Ruhu

"Duvar biteviye yenileyip duruyor, kayıt ediyor, hapsediyor, saklıyor bir daha ki sefere belki zaman ayırıp İNSAN'ı ve HAYAT'ı fark edersiniz diye..."


Taşın ruhuna, duvarın nasırlı, kırış kırış, taştan sert yüzüne sinmiş bu paralayıcı hüzün yoldan geçen kaç kişinin dikkatini çekiyor bilmiyorum. Ama bu yoldan, bu eski duvarın önünden her geçtiğimde ruhumu esir alan bu bakışlara takılıp tökezliyorum. İnsan boyundan biraz yüksekçe, on metreden biraz fazlaca bir uzunlukta, eski, sanırım tarihi bir yapıdan arta kalmış olduğundan kimsenin yıkmaya cüret edemediği, biraz korkular tarafından korunmuş, korkuların korumasında ki her şey gibi sadece gün yüzünde ve görünen yüzünde korunur gibi yapılıp her gün bir tarafından eksilen bu taş kaba taş duvar, civarda ki duvarlardan oldukça farklı.

Duvarın civarına yaklaştığımda sanki manyetik bir alana girmiş oluyorum, bakışlarımı, kulaklarımı adeta kendine sabitleyen, ellerimi kendine çeken, etraftaki gürültüden, koşturmacadan beni koparıp bir başka boyuta taşıyan konsantre bir insani duygu yığını, sadece duygu da değil bunları ifade eden sayısız göz, fısıldayan dudak ile karşı karşıya geliyorum.

20 Ocak 2017 Cuma

SA3887/TG217: Yeni Dünya Düzeni Tarihi-IV

Sonsuz Ark'ın Notu:
Dünya'da her geçen artan ahlaksızlık ve katliam setleri Şeytan'ın Krallığı'na ulaşmak isteyenlerin ne kadar ilerlemiş olduklarını kanıtlamaktadır. Bu artık bir realitedir.
Seçkin Deniz, 20.01.2017


A History of The New World Order — Part IV

1973- On Krallığa Bölünmüş Dünya


Roma Kulübü tarafından “Küresel Dünya Sisteminin Parçalanmış ve Uyarlanmış Modeli” başlığını taşıyan bir rapor yayınlandı. Bu rapor dünyayı on krallık halinde parçalara ayırıyordu. 



world divided into ten kingdoms

SA3886/KY1-CÇ361: Hangisi Sen?/ Roman-Bölüm I-4

"Osman bekleyecekti. Sonraki seansa fazla bir şey kalmamıştı. Gogol’ün çalınan paltosuna daha bir sımsıkı sarıldı."


Bölüm Bir
-4-

Osman’ı Yalçın Sinemasının önünde bırakıp kendi yolumuza gitmeliyiz. Burada kalırsam yani S. Kentinin merkezinde kepenek caddesinde, Yalçın Sinemasının önünde hep böyle durup beklersem, biraz daha oyalanırsam Füsun’u kaçırırım. Günümü, dünümü, yarınımı kaçırırım. Hem ben.. Neydi? Ne diyecektim? Bir şey vardı aklımda, ‘hem ben’ demiştim birden kesilen elektrikler gibi kesildi ve karanlıkta kaldım. Böylesi de başıma ilk kez geliyor. İlk kez geldi. Gerçekten bak! Acaba, acaba diyorum hafıza kaybı falan da mı yaşayacağım.. oh my God! Hayır! Kesinlikle buna dayanamam. 

SA3885/KY28-ATA246: Yarını 1960 ile Kıyaslamak

"1960 koşullarına dönmek mi daha iyi olacak geleceğimiz için, yoksa mevcut KKTC devletini anavatanımız Türkiye ile el ele, gönül gönüle daha da ileriye götürmek mi?"


KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın Salı akşamı TRT HABER’de ve yerel televizyonlarda canlı olarak yayınlanan “Anadolu Soruyor” programında müzakereler ile ilgili yaptığı açıklamalar bana göre “Çok düşündürücü” ve kabul edilemezdir.

Sayın Akıncı söz konmuşu canlı yayında hiç durmadan müzakereler sonrasını hep 1960 koşulları ve 1960 Cumhuriyeti’nde Kıbrıslı Türklerin Anayasal hakları ile karşılaştırdı ve bir çözüme varılırsa nasıl bu koşullardan daha ileriye gideceğimizden bahsetti.

SA3884/KY52-YÖ5: Bharara FBI Muhbirini Yönettiğini Reddetmedi

"ABD merkezli haber siteleri Amerikan mahkemelerinde toplanan delillere dayandırdıkları haberlerinde ABD’li savcı Bharara’nın FBI adına yönettiği Monsegur’la Türkiye’den Redhack üyelerinin ilk kez 2012’de irtibata geçtiğini ortaya çıkarmıştı."


ABD’li savcı Preet Bharara, Türkiye’ye karşı siber saldırıları yöneten FBI muhbiriyle işbirliğini reddetmedi, mahkeme belgeleri işbirliğinin Gezi’de de devam ettiğini ortaya koydu


2011’de başlayan ve Gezi olayları sırasında süren kamu sitelerine yönelik siber saldırıların arkasındaki FBI muhbirinin bizzat ABD’li savcı Preet Bharara tarafından ödüllendirilerek serbest bırakıldığı ortaya çıkmıştı.


Bu gelişme sonrasında ABD’li savcıdan ilk yanıt geldi.


Bharara’nın FBI adına yönettiği Sabu lakaplı Xavier Monsegur adlı tetikçi muhbirin Gezi olayları sırasında Türkiye’ye karşı siber saldırılar düzenlemeye devam edip etmediğine ilişkin soruya Bharara’nın sözcüsü “yorum yok” yanıtını verdi.

SA3883/KY36-CK137: İslamofobikler İçin Kötü Haber

"İslam'ın diğer dinlerden daha şiddete yakın olduğu yönündeki safsata gayet bilimsel bir şekilde yanlışlanıyor."


Özellikle Batı'da 11 Eylül saldırısından sonra siyasi şiddeti İslam ile ilişkilendirmeye yönelik yoğun bir kampanya yapıldı.

Bu kampanyanın merkezindeki argüman İslam'ın diğer "tek tanrılı" dinlerden farklı olduğu ve kategorik olarak şiddete izin verdiği yönündeydi. Yani İslam diğer dinlerden güya farklıydı. Bu bakış açısına göre İslamiyet, özü itibariyle şiddete kapı aralıyordu.

Bu argümanın ne kadar boş ve çarpık olduğuna dair aklı başında tüm sosyal bilimciler; tarihçiler, siyaset bilimciler, antropologlar arasında bir konsensüs olmasına rağmen, bu görüş özellikle Batı kamuoyunda geniş destek buldu.

19 Ocak 2017 Perşembe

SA3882/KY38-SevDur39: Yaşam Tarzı Değil Yaşam İmtiyazı Sorunumuz Var

"Bugün artık herkes kabul ediyor ki, Cumhuriyet, kurulduğundan beri belli bir yaşam tarzını vatandaşlara makbul vatandaş olabilmenin bir yolu olarak dayattı. Büyük şehirlerden kasabalara varıncaya kadar ülkede her yeri kaplayan bir devlet yönlendirmesi tecrübe edildi. Günümüze doğru yaklaştığımızda 2002’de AK Parti’nin iktidarından sonra başörtüsü yasaklarına karşı verilen mücadelenin başarıya ulaşması, başörtüsüne karşı ‘direnen’ laiklerin kendini yenik hissetmesine yol açtı."


Takdim

Yılbaşı gecesi Reina'ya yapılan hain saldırı sonrası “yaşam tarzı müdahalesi” tartışmaları tahammül sınırlarını zorlayarak farklı bir boyut kazandı. Belli fay hatlarını derinleştirmekle görevli olan terör, bu saldırıyla toplumu birbirine düşürmeyi amaçlamıştı. Zira bu tartışmalar yeni bir şey değildi. AK Parti iktidarından sonra yaşam alanlarına müdahale edildiğini savunan bir kesim, gezi eylemleri boyunca da benzer argümanları savunmuştu. 

Öte yandan Cumhuriyet tarihinden beri belli bir yaşam tarzının dayatılmasından muzdarip dindar kesim, 28 Şubat’ın yasaklarının izlerini silmeyi başaramamıştı bile. Yaşam tarzı müdahalesi deyince, sahnede başından örtüsü çekilen, ikna odalarında ‘modernleşme’ seanslarına tabi tutulan ve en doğal hak olan okuma hakkının ellerinden alındığı başörtülü kızların akıllara gelmesi bundan. 

SA3881/KY29-YA79: TRT Haber’in Akıncı’ya Soramadıkları

"Özetle program pespembeydi. Tüm Kıbrıs Türkü'nün beklentilerini zikretti Cumhurbaşkanımız."


KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın TRT Haber’e anlattıkları “çözüm, hemen şimdi” dedirtecek cinstendi. Neredeyse gece gece Rum liderin kapısına dayanıp, “Hadi caymadan bitirelim şu işi” diyeceğiz.

Soruları içtenlikle yanıtladı Allah var, ama sorular nedense “duymak istenen cevaplara” göreydi. Esasa ve tedirginliklere yönelik soru gelmedi. Tabi öyle olunca yanıtlar da “Anadolu” insanının içine su serpecek cinsten oldu.

SA3880/KY35-YTK151: Nazi Kampındaki Köpek

"Ve sokaklar şu kış günü yine kediler köpeklerle dolu iyi kötü."


Bazen öylesine sorarsınız ya, günlük işleyiş içinde. Ben de öylesine sordum. Aslında çok da öylesine değil, birkaç gündür bir koşuşturmaca içindeydi felsefe öğrencisi. “Neyin var Tuna, çok mu zor sınav?” deyince, “200 sayfadan fazla okumam gereken metin var” dedi.

Konu neymiş merak ediyor insan ister istemez.

Felsefecilerin hayvan üzerine fikirleri, tartışmalarıymış…

“Hayvan üzerine o kadar tartışma mı var felsefe tarihinde?” diye hayret ve cehaletle sordum.

SA3879/KY49-İTIĞLI31: Medeniyetler Kültürler Kadar Kalıcı Değil

"Kültür, Afrika insanı için sadece yaşatılması gereken bir miras değil, aynı zamanda yok olmaya karşı kendilerini diri tutacak bir canlılık. Bu canlılığın kaybolmamasının yolu, genç kuşaklara kültürün aktarılmasından geçmekte. Çünkü kültür, ancak sahip çıkılırsa kendini koruyabilir."


Afrika’da Nil medeniyetinin dışında dünyayı derinden etkileyen bir uygarlıktan söz edemeyiz. Oysaki Afrika’da Küşi, Mali, Fur gibi imparatorluklar kurulmasına rağmen etkileri sınırlı oldu. Kuruldukları bölgelerden diğer coğrafyalara uzanamadılar, onları etkileyemediler.

Kültürel açıdan ise Afrika’nın daha büyük köklü izler bıraktığını söyleyebiliriz. Medeniyetler, kültürler kadar kalıcı değil aslında. Diğer milletleri etkilese bile medeniyetlerin kültür kadar uzun süreli etkileri yok. Örneğin Fars medeniyeti 200 yıl Anadolu’yu etki altına almasına rağmen bu kültürel etkilenme oldukça sınırlı kalmış ve Hititlilerin bıraktığı kültürel miras karşısında etkisizleşmişti.

18 Ocak 2017 Çarşamba

SA3878/DT34: Evlat, İnsan İçin Büyük Bir Sınavdır

"O çocuk konuyu sizin gördüğünüz gibi görmüyor ve o sorun onun için sizin gördüğünüz kadar büyük bir sorun değil."


Bazen dağınıklığımızın içimizde biriken sonuçlarını birdenbire patlayan sinirlerimizle dışavuruyoruz... Bir dışavurum seansı sarsıyor etrafımızı... nedenlerini bizim de bilmediğimiz, ama bütün bu belirsizliğe rağmen 'kesinlikle haklı' olduğumuz bir son durum patolojisi bu belki de. Tüm titizliğimize rağmen çalışmayan bir arabaya, bütün çabalarımıza rağmen başa çıkamadığımız ekonomik sorunlara, her şeye iyilik merkezli bakmamıza rağmen her seferinde tosladığımız insan nefsine, ne yaparsak yapalım bizim istediğimiz gibi davranış çerçevesi belirlememekte ısrar eden çocuklarımıza, saklanmış ve bizi susarak biriktirmeye zorlayan hemen her şeye karşı bir patlama ya da.

Bence tam olarak bu bir yenilgi ilanı, ama bencesini kim önemser ki? Yenilgi çünkü; konu neyse, ona dair tüm tezlerimiz çürümüş, tüm organizasyonlarımız başarısız bir sona mahkum olmuştur ve açıkça yenilmişizdir. Bunu kabullenmek belki de daha büyük yenilgilere karşı tedbirli olmak demek, ama kaç kişi bunun farkında ki?

Seçkin Deniz Twitter Akışı