Hira etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hira etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2014 Cumartesi

SA741/KY1-CÇ63: Hira /Roman- 2/3-Son

“Ve seni yol bilmez iken, doğru yola yöneltip iletmedi mi?” 
(Duha; 7)

-3-
“Git!” diyordu içinden bir ses. “Git!”

Bütün benliğini kaplıyordu, kaplamıştı bu ses. Bu ses öyle candan, öyle içten, öyle samimi bir sesti ki; ürkmemişti. Hem kendi sesinden farklıydı bu ses, hem farksızdı kendi sesinden. Farklıydı içinin derinliklerinden kopup bütün benliğini saran bu ses. Kendi sesini hiç bu denli ateşli, bu denli hevesli, bu denli şedit görmemişti, duymamıştı. Sanki bu ses sabırsızdı. Sabırsızlık pınarından beslenmiş gibiydi bu ses.

Yok! Hayır! Bu ses kendi sesiydi. Sabırla beslenmiş bir sesti. Sabır pınarından kana kana içmiş olan kendi sesiydi.  Evet kendi sesiydi, kendi sesinden öte bir şey değildi bu ses. Aşinaydı bu sese. Bu sesle hasbıhal etmişti kendini bildi bileli. Bu sesle büyümüştü. Bu sesten emmişti gıdasını. Derinliklerinden kaynayan, coşan bir sesti bu. Kendi sesiydi. Hem kendi sesiydi hem değil. Tüm çaresizlerin sesiydi bu yüzden garipsememişti sabırsız gibi gelişini. Sabırsızlığı andırışı bu yüzdendi, bu nedenle garipsememişti. Tüm öksüzlerin, tüm yetimlerin sesiydi bu yüzden ürkmemişti.

20 Mayıs 2014 Salı

SA685/KY1-CÇ60: Hira /Roman- 2/2

"Derin düşüncelere dalmıştı iblis. Hira ve konuğunun buluşmasını engellemekte kararlıydı. Başkaca bir seçeneği yoktu. Tüm seçeneklerini kibrine kurban etmişti."


-2-
Hira, özlemle konuğunu bekliyordu. Heveslerinin oyuncağı olanların duyduğu özlemle değil, heveslerinin peşinde koşanların büyütüp beslediği özlemle değil, kendisinde dinlenecek olanı değil, kendisinde dinlenmek için yola çıkanı değil, olma yolunda yürüyeni bekliyordu büyük bir özlemle. Yakıp yıkan bir özlemle değil, varlığı, varoluşu diri tutan bir özlemle bekliyordu konuğunu Hira.

Hira bekleyişin koynunda serpilip gelişiyordu. Serpilip gelişmişti. Hira her zerresiyle bekliyordu konuğunu. Her zerresiyle özlem yüklüydü. Her zerresinde özlem filizlenmişti. Her zerresinde özlem dipdiriydi. Hira düğün gününü iple çeken taze gelin ve güveyin heyecanıyla dopdoluydu. Durduğu yerde duramıyordu.

30 Nisan 2014 Çarşamba

SA657/KY1-CÇ59: Hira /Roman- 2/1

“Hira yolcusu da bunu anladı. Bunu bildi. Bunu sezdi. Heveslerini elinin tersi ile itti tıpkı Baba-oğul'un ittiği gibi. Tıpkı atası İbrahim gibi, tıpkı atası İsmail gibi yolunu kesenlerin heveslerini kursağında bırakmayı bilecekti.”

BÖLÜM İKİ
-1-
610 yılının bir Ağustos gecesiydi. Kırk yaşlarında bir adam Nurdağı’nın eteğinde durup soluklandı. Durup soluklanmayı seçti. Durup soluklanması gerekti. Nihayetinde O da yorulandı. Acıkandı. Üşüyendi. Ürperendi. Yorulmuştu. Oturup bir taşın üzerinde soluklandı. Oturup soluklanmayan, durup dinlenmeyen menzile varamazdı. Varmazdı. Durmayı unutan, soluklanmayı unutan bir atın koşarak çatlaması gibi o yolcu da durup dinlenmediğinde çatlardı. Menzile varamazdı. Durup dinlenmekten, soluk almaktan korkan değildi. Korkusu durup dinlenmeyi kendisine mekân etmekti. Öyle bir şey yapmayacağını bilendi O, korkusu yersizdi. Böyle bir korku hiç yer etmedi gönlüne, gönlünün derinliklerine. O duyduğu bir anlık bir ürpertiydi. Hafif bir rüzgârın bedeni yalaması gibi yaladı gitti gönlünü.

Durup dinlenmeyi kendine mekân yapacak değildi. Önünde aşılmaz duvarlar, aşılmaz dağlar, aşılmaz yollar yoktu. Çün kendisi kendisinde engel değildi. Kendisi kendisine çelme takan değildi. Soluklanıp, yeniden güçlenip dağa tırmanacaktı. 

30 Eylül 2013 Pazartesi

SA430/KY1-CÇ58: Hira /Roman- 1/5

“Rasulüllah bir kul gibi yiyip, içiyor, yatıp, kalkıyor, gezip oturuyor ve bir kul olduğunu söylüyordu.”
İmam Cafer-i Sadık

-5-
Sen, ben, O. Siz, biz, onlar. Yani hepimiz. Bir keresinde, bir defasında, her defasında, her anında, bir anında, konuştuğunda, sustuğunda, olduğunda, olmadığında, durduğunda, sanmalarında, sanılarında, kanılarında, kaygılarında, sızılarında, acılarında, yanında, yalnızlığında, bir olduklarında, bir olmalarında, bir oluşlarında.. yani sen, ben, O. Yani siz, biz, onlar.. biz ne isek, O da oydu. Yok! Biz ne isek, O, o değildi. Ne olmamız gerektiğini anlatandı O. Nasıl olmamız gerektiğini yaşayarak anlatandı. Her defasında, bir keresinde, bir anında, her anında nasıl olunması gerektiğini yaşayarak anlatandı. Yine de bize ne isek O O’ydu. Yatardı, kalkardı, yerdi, içerdi, gezerdi, dostlarıyla yarenlik ederdi. Çocuklarla oynardı. Çocuklarla çocuktu. Kocaydı. Arkadaştı. Babaydı. Eşti. Âşinaydı. Dosttu.

26 Eylül 2013 Perşembe

SA425/KY1-CÇ57: Hira /Roman- 1/4

"Hira, Nurdağı’nın rahmidir. İkinci bir doğuşa, yeniden bir doğuşa ev sahipliği yapacak olandır. Bu kesindir. Bu böyledir."

-4-
610 yılının Ağustos ayıydı. Kırk yaşlarında bir adam nur dağının eteklerine varmıştı. Biraz soluklanmak istedi. Durdu. Küçük bir kaya parçasının üzerine oturdu. Geldiği yöne, bir karaltı gibi gözüken Mekke’ye baktı. Sonra Mekke’yi çevreleyen dağları taradı gökler kadar derin gözleriyle. Ve gelip eteğine oturduğu Nurdağı’na baktı. Bu dağ hepsinden farklıydı. Bir başkalık vardı bu dağda. Her şeyden önce hemen fark edilendi. Göze ilk ilişendi. Bakar bakmaz görülendi. Mekke çevresindeki bütün dağlar içinde hemen fark edilen Nurdağı çoban yıldızı gibiydi adeta. Yol gösteren, yön gösteren bir yıldız. Yeryüzünde bir çoban yıldızı.

23 Eylül 2013 Pazartesi

SA421/KY1-CÇ56: Hira /Roman - 1/3

Bir felaket erişmediyse henüz size, bir tufan vurmadıysa sizi henüz, bir çığlık yakalamadıysa ansızın uyur uykunuzda, bilin ki;Mesih’in muştuladığı gelecektir. Gelmesi yakındır!”

 
-3-
610 yılının Ağustos ayıydı. Kırk yaşlarında bir adam kenti arkasında bırakmış çölün içinden, sesini duyduğu, çağrısını işittiği Nurdağı’na doğru emin adımlarla yürüyordu. Ukaz panayırında devesinin üstünde yaşlıca bir adamın sesleri çınlıyordu kulağında. Yaşlı adamın kızıl devesinin etrafını çevirmiş birkaç kişiden biriydi Emin olan. Pür dikkat dinliyordu. O yaşlı adam tıpkı içindeki sesti. O yaşlı adam,  içinde dile gelenleri dışarı aksettirendi sanki.

“Dinleyin, Ey Mekkeliler! Ey Yesribliler! Ey Taifliler! Ey Yemenliler! Ey Necidliler! Ey çölün dört bir yanından, dört bir yöresinden gelenler dinleyin! Bu sesime kulak verin ki sizden öncekiler gibi siz de öleceksiniz. Siz de yapıp ettiklerinizden sorulacaksınız. Ey Kureyş’in uluları yetmedi mi ezdiğiniz yoksulları? Yetmedi mi haramiliğiniz? Bilin ki kendi yükünü başkasına yükleyen melundur!"

20 Eylül 2013 Cuma

SA416/KY1-CÇ55: Hira / Roman - 1/2

Renginden ötürü kırbaçlananların iniltileri, cinsiyetinden ötürü horlananların haykırışlarıydı içindeki yangını körükleyen.”

-2-
610 yılının Ağustos ayıydı. 40 yaşlarında bir adam bir dağa doğru yürüyordu. Daha öncede gitmişti o dağa. Dağı tırmanmış, dağın ev sahipliği yaptığı Hira’da gecelemişti. Dıştaki sesleri boğmadan içindeki sese, seslere kulak vermişti. Nurdağı, Hira bu gizemli konuğu geri çevirmemişti.

Gizemliydi bu konuk. İçinde yankılanan sesler kendisi için değildi. İçi kendisi için dile gelmiyordu. Gözyaşları kendisi için akmıyordu. Dağı tırmanırken kendisi için atmıyordu adımlarını. Gizemliydi bu konuk. Salt insanların değil, salt hayvanların değil, dağın taşın, toprağın hakkını soruyordu. Hakkını arıyordu. Ne Nurdağı ne Hira böylesi bir konuk hiç ağırlamamıştı daha önce. Dağ ve Hira sevince boğulmuştu.

18 Eylül 2013 Çarşamba

SA414/KY1-CÇ54: Hira / Roman- 1. Bölüm

“Dalkavuklar Sana insan olmayı çok gördü.”

BÖLÜM BİR

-1-
Herkes anlattı Seni. Kimse anlatmadı Seni. Kimse anlatamadı Seni.

Kimi kendi çirkinliğini, kendi çirkefliğini, kendi çürümüşlüğünü, kendi aczini, kendi çaresizliğini, kendi zilletini, kendi duyarsızlığını, kendi eşkıyalığını, kendi sefilliğini, kendi yoksunluğunu, kendi vahşetini,  kendi hainliğini, kendi gaddarlığını, kendi zalimliğini Senin üzerinden saçtı yeryüzüne, Senin üzerinden serpti gökyüzüne. Dünya kirli olsun istediler. Dünya karanlık olsun dediler. Dünya çirkinliğe bulansın, çirkinlikte debelensin istediler. Dünya çürüsün. Dünya pis pis koksun istediler. Dünya kan revan olsun. Bağlar bahçeler kandan meyveye dursun istediler. Dünya acz içinde kıvransın diye uğraş verdiler. Acziyetten haz almayı seçtiler. Herkes aczin hazzıyla sarhoş olsun dilediler.

Seçkin Deniz Twitter Akışı