11 Kasım 2019 Pazartesi

SA8124/SD1535: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 6

"Yolun ayrıntılarla ilgili mimarîsi, yolda ilerlerken gelişecekti kuşkusuz, ancak o yol nasıl bir yol olacaktı?"


İşim zordu; ama zor olanı başarmaktı bütün mesele. Peki zor neydi? Hangi kıstaslara göre bir şeyi zor ya da zor değil yahut kolay olarak tanımlıyorduk? Yol boyunca bunu düşündüm. Eve vardığımda saat 23:40’tı. Çocuklar uyumuştu, ancak karım beni beklemişti. Saatlerdir benden haber alamamış olmanın ruhuna yüklediği gerginliği yüzünden okuyabiliyordum. Ona olan biteni olduğu gibi anlattım. Endişeli bir ifadeyle yüzüme baktı. Bugüne dek ona anlattığım hemen her olayda onun bu bakışlarıyla karşılaşmıştım; bu nedenle şaşırmadım.

SA8123/KY1-CÇ683: Kapı Önünde

"Demek ki kapı önünde durmak bir takım olasılıkları hesaplayarak yapılması gereken, özen isteyen bir eylemdir. Ciddi bir eylemdir."



İnsan ciddiye alınmak ister. Olmakta olanı olan biteni olacak olanı ciddiye almak ister. Hoş, olan biteni olmakta olanı ve olacak olanı ciddiye alsak da bir, tiye alsak da. İkisi de bir olmuş oluyor. Öyle ise ciddiye almakla da tiye tiye almakla da ciddiye almış oluyoruz. Geriye ti'ye aldığımızı yoksayıp ciddi olunduğu ya da ciddiye aldığımız halde ti'ye alındığı kabulüyle baş başa bırakalım hem kendimizi hem başkalarını.

SA8122/KY69-EY421: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


10 Kasım 2019 Pazar

SA8121/SD1534: Çin'de Gıda İsyanları Başlayabilir; "Pekin Eve Domuz Pastırması Götüremiyor"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Stanford Hoover Enstitüsü ve Foreign Policy Research Institute-Dış Politika Araştırma Enstitüsü çalışanı Michael Auslin'a aittir ve satanist WSJ'de yayınlanmıştır. Çin'de Afrika Domuz Ateşi salgını nedeniyle ortaya çıkan domuz eti kıtlığını temel alarak Çin'de muhtemel bir halk ayaklanmasının mümkün olabileceğini söylemektedir. ABD'nin etken ve amir neocon-satanist güçlerinin ürettiği biyolojik silahlar dikkate alındığında, ABD-Çin arasındaki dev rekabetin temel ticarî alanlardan insanların temel ihtiyaçlarına yönelik tehditlerin üretilmesine de taşındığının anlaşılmasını sağlamaktadır. 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve 31 Mart 2019 yerel seçimler döneminde özellikle halk tarafından sık ve çok tüketilen patates ve soğan fiyatlarının yükseltilmesi ve ekonomik kriz söylentilerine dayanak yapılması, aynı satanist güçlerin benzer operasyonları Türkiye'de de yaptığını kanıtlamaktadır. Burada temel olan sorun şudur; bir başka açıdan "Çin-Hindistan merkezli yeni bir küresel konumlamaya odaklanan satanist güç, Çin'i ne tür bir kaostan sonra ele geçirecektir?" sorusu ile "Çin zaten 1934'ten sonra satanist gücün elindedir, şimdi gıda fiyatları yüzünden sıkıştırılarak elde edilmek istenen şey nedir?" sorusu birleşik düşünülürse, birinci ve ikinci dünya savaşlarının neden çıktığı ve ne tür sonuçlar ürettiği soruları ile benzer sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır. Ki o dönemde de savaşan ülkelerin yöneticilerinin büyük çoğunluğu satanist-masonik gücün seçtiği kimselerdi. Yeni bir Dünya Düzeni kurmak isteyen satanizm'in çalışma biçimleri, kullandıkları araçlar ve teknikler değişmemiştir, değişmeyecektir... yazarın Çin halkının domuz kıtlığına bağlı bir isyanının mümkün olmadığını iddia eden ve "Pekin'in kontrolü çok sıkı, yeni “otoriter gözetleme” çok yaygın, ordu çok güçlü ve Çinliler de kitlesel bir hareket gibi bir şeyin patlamasını engelleyen bir merkezi dikta kabul etmeye alışkınlardır" diyenlere karşı satanist-masonik 1934 sonrası Çin devrimini atlayarak, 1789 Fransız Devrimi ile yine satanist-masonik 1917 Rus Devrimi'ni hatırlatması ilginçtir ve dikkatli Çinli ve diğer okurların dikkatini dağıtmaya yönelik bir polemik unsurudur.
Seçkin Deniz, 10.11.2019

Beijing Can’t Bring Home the Bacon
Yavaş büyüme ve yüksek teknoloji baskısıyla birlikte, domuz kıtlığı Çin kitlelerin isyan etmesine neden olabilir."

Komünist Parti Çin anakarasının kontrolünü tamamen elinde tutuyor gibi görünebilir, ancak sosyal istikrar için yeni bir tehdit var: Afrika domuz ateşi domuz popülasyonunu tahrip ediyor. Domuz eti fiyatlarının yükselmesi ve virüsün dünyaya yayılmasıyla birlikte, cılız bir domuz kıtlığı hayaleti ortaya çıkıyor. Bu konuda Pekin endişeli. Domuz eti, dünya domuz pazarının yaklaşık yarısını oluşturan Çin et tüketiminin yaklaşık % 60'ını oluşturuyor. Kıtlıklar ve fiyat artışları, ekonomik büyümenin yavaşlaması ve baskının artması konusundaki memnuniyetsizliğin bir araya gelmesiyle birlikte siyasi huzursuzluk yaratabilir. Pekin’in istediği son şey bu.

SA8120/KY73-PH20: Allah Erkeklere Zaten 4 Kadın Vermiş!

"Beğenip beğenmemekte veya inanıp inanmamakta özgürsünüz ama İslam hukukunun nikâha –akitleşmeye verdiği değer ve önemi hissediyor olmalıyız. Bu yapı kadın-erkek haklarından başka nikâh hukukunu önceleyen bir yapı. Ve toplumsal olarak bugün de bunu önceleyip, dikkat edebilsek eminim ki çok büyük sorunlar aşılabilirdi."


Dünya yine karışmaya meyletti, fakat bu seferki şimdiye kadar tecrübe ettiğimiz durumlardan biraz farklı görünüyor. Süper güç denilen ülke liderinin sözleri ve tavırları elle tutulur, ciddiye alınır gibi değil. ABD’nin Osmanlı'daki yönetim ve teşkilatlanma gibi bazı uygulamaları örnek aldığı söylenir. Keşke biraz da büyük devlet olma vakârını, devlet adamı terbiyesini örnek alabilselermiş. Sanki dünya gerilerde ve derinlerde hazırlanan bir plan dâhilinde genel bir delilik ve dengesizlik haline mahkûm edilmiş ve insan toplulukları da bu plana alıştırılıyor gibi. 

SA8119/KY69-EY420: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


9 Kasım 2019 Cumartesi

SA8118/SD1533: Alman-Amerikan İlişkilerinin Sonu

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirsini yayınladığımız analiz, 1997'den beri Politico adına çalışan Berlin Avrupa baş muhabiri Matthew Karnitschnig'a aittir ve Alman-Amerikan ilişkilerine odaklanarak, Başkan Trump'ın ilişkileri daha da kötüleştirmesine rağmen, konunun sadece Trump'la sınırlı olmadığını, bütün alman siyasî kümelerinde, hükümette ve halkta yaygın olarak 'Amerika gerçek bir arkadaş değil, sadece bir ortaktır' duygusunun hakim olduğunu ardışık örneklerle irdelemektedir. Batı Bloku'nun yaşadığı derin yarılma bugün Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un 'Nato'nun beyin ölümü gerçekleşti' söylemine karşı, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada Merkel, Macron’un sözlerini “yersiz bir sözlü saldırı” olarak nitelendirerek, “bu bakış açısı kesinlikle benimkini yansıtmıyor” diye konuştu. Fransız Cumhurbaşkanının çok sert ifadeler kullandığına dikkat çeken Merkel, her zaman Avrupa’nın kendi güvenliği için daha çok sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunduğunu ancak müttefikler arasında görüş ayrılıkları olsa da NATO’nun kilit önem taşıdığını söyledi: "Transatlantik ortaklık bizim izin vazgeçilmez. NATO bizim güvenlik ittifakımız” Daha sonra Merkel, kendisini makamında ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ile yaptığı görüşme sonrası Afganistan, Ukrayna, Suriye ve Libya’daki ihtilaflarda"Almanya, bu sorunların çözümünde aktif rol almak istiyor" dedi. Pompeo ise ülkesinin Almanya ile işbirliğini sürdürmek istediğini söyledi. Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer’in savunma bütçesini artıracaklarını ifade ettiğini belirten Pompeo, "Bu gerçekten önemli" dedi. Anlaşıldığı üzere Almanya eski ABD edilgeni bir alt müttefik olmaktan çıkıp ekonomik ve askeri gücü ile orantılı olarak eşit ilişki istiyor. Merkel'in endişeleri olsa da, Türkiye'nin Barış Pınarı Harekâtı'nı "Suriyeli birçok mülteciyi kabul eden Türkiye'nin kendi meşru güvenlik gerekçeleri mevcut." diyerek zımnen onaylaması etkin rol alma çabasının bir ürünü olarak görülmelidir.
Seçkin Deniz, 09.11.2019

The end of the German-American affair 
"Bu kez sıkı arkadaşlar ve müttefikler, iki eski ortak birbirinden ayrılıyor; bu sadece Trump'a bağlı değil."

Esrarlı bir batı Berlin banliyösünde geniş bir bulvarın hemen dışında, ABD-Alman dostluğu canlı ve iyi durumda. Amerikalılar futbol oynar, yelken açar ve Alman arkadaşlarıyla dans ederler. İki ülke arasındaki onlarca yıllık bağ tam olarak sergilenmektedir..

Sorun şu ki, bu sadece bir ekran. 1998'de açılan eski bir ABD Ordusu tiyatrosunda yer alan ücretsiz bir sergi olan Allied Museum, bir zamanlar olanlara bir pencereden bakıyor ve olandan hoş bir kaçış sunuyor.

SA8117/KY13-AO316: Çoğulcu-Katılımcı Demokrasi Hikâyesi

"Eğer, demokrasiyi ideal bir model olarak görüyorsak, bu ideal yapıyı nasıl oluşturacağımız sorusuna da cevap bulmamız gerek.."


Demokrasi insanlığın Nirvanası mıdır, yoksa kitleleri uyutma aracı mıdır?

Bu soruların cevabı yüzyıllardır bulunmaya çalışılıyor olsa da, demokrasi, günümüzde ideal bir yönetim tarzı olma özelliğini sürdürüyor. Ancak, bu durum demokrasiyle yönetilen ülkelerin dört dörtlük bir yönetsel sisteme sahip olduğu anlamına gelmiyor. Zira demokrasinin çok farklı uygulamaları var. Bu farklı uygulamalar demokrasinin kendisine çeşitli eleştiriler yönetilmesine yol açmakta.

SA8116/KY69-EY419: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


8 Kasım 2019 Cuma

SA8115/SD1532: Yapay Zeka ile Daha Hızlı, Ama Daha Uzun Savaşlar Göreceğiz

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz/makale, ABD Ulusal Güvenlik İstihbarat Komisyonu Eş Başkanları Eric Schmidt ve Robert Work'ın çağrısıyla, yapay zekanın savaşın niteliğini ve/veya doğasını nasıl etkileyeceğini yorumlamak üzere Georgetown Üniversitesi Güvenlik ve Gelişen Teknoloji Merkezi araştırma görevlisi, Orta Doğu, Rusya ve Avrasya'daki yapay zeka, Rus askeri yenilik ve kentsel savaş uygulamaları uzmanı Margarita Konaev tarafından hazırlanmıştır. Analizin görüş isteyen yetkililerin 'Kentsel Savaşlar'da Yapay Zeka'nın kullanımını arttıran ve asker ölümlerini azaltan görüş beklentisini' karşıladığını söylemek mümkün ancak, Yapay Zeka uygulamalarından elde edilecek başarılı sonuçların hiç de askerî olarak kalmayabileceğine ve Yapay Zeka destekli savaşın politikacıların etkisiyle çok daha fazla uzayacağına dair uyarılar da var: "AI çağında savaş, diğer yollarla siyasetin devamı olarak kalacaktır. Fakat teknoloji, liderlerin savaş ve barış konusundaki kararlarının politik bedelini düşürürken ve savaş ucuza mal olur; o zaman liderler neden savaşmayı kessinler?" Türkiye, Sur, Cizre gibi ülke içi hendeklerde PKK terörüne karşı operasyonlarda ve Suriye'nin kuzeyinde konumlanan PKK-DAEŞ terör örgütlerine karşı operasyonlarında ABD tarafından 'Kentsel Savaş' konseptine göre yetiştirilen teröristlere karşı İHA-SİHA ve diğer yapay zeka temelli son teknoloji yerli ürünleri kullanarak başarılı oldu ve şu anda TSK ve diğer güvenlik birimlerimiz 9 Ekim 2019'da başlayan Barış Pınarı Harekâtı kapsamında yaptığımız operasyonlarda ABD'nin yetiştirdiği, geleneksel silah teknolojileri ve yapay zeka (drone, füzeler, bombalar, patlayıcılar) ile desteklediği teröristlerle mücadele etmektedir. Analizin, Türkiye tarafından, ABD'nin ürettiği terör tehditleriyle eş zamanlı olarak değerlendirilmesi ve alınan tedbirlerin geliştirilmesi ve atılmış ilgili adımların hızlandırılması şarttır.
Seçkin Deniz, 8.11.2019

WİTH AI, WE’LL SEE FASTER FİGHTS, BUT LONGER WARS

"Bu makale, Ulusal Güvenlik İstihbarat Komisyonu Eş Başkanları Eric Schmidt ve Robert Work tarafından yapılan fikir üretme çağrısına cevap olarak sunulmuştur; yapay zekanın savaşın niteliğini ve / veya doğasını nasıl etkileyeceğini soran birinci soruyu (bölüm a) ele almaktadır."

Üst seviyelerde olan bazı kişiler Yapay Zeka'yı önemsiyorlar. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Yapay Zeka(AI)'nın dünya hakimiyetinin anahtarı olduğuna inanıyor. SpaceX ve Tesla CEO'su Elon Musk Yapay Zeka'nın nükleer silahlardan daha tehlikeli olacağını düşünüyor. Diğerleri, distopyacı bir katil robot senaryosunun düşündüğümüzden daha yakın olduğu konusunda uyarılarda bulunuyorlar .

SA8114/KY1-CÇ682: Sözcükler

"Kadın yeni bir bağımlılığım olduğunu kesin anladı. Eh on yıllık bir beraberlikten sonra anlamaz mı? Tanımaz mı? Bu kadının da bu huyunu seviyorum. Belli etmiyor."


İşte itiraf ediyorum; tiksinti kesilmişim. Baştan ayağı tiksintiyim. En başta insanlardan –kendim ve eşim hariç elbet- tiksiniyorum. Tiksinsem de katlanmak zorundayım. Elimde herhangi bir olanak olsa.. söylemeyeceğim. Hayır! Söylemeyeceğim işte….

SA8113/KY69-EY418: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


7 Kasım 2019 Perşembe

SA8112/SD1531: 'Rusya Konusu; Macron Yanlış Yapıyor'

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, Chatham House (Chatham House veya Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, 1920'de kurulan, ünlü yahudi banker ailesi Rothschilds'in kurucusu olduğu Londra merkezli bir düşünce kuruluşudur.)  Rusya ve Avrasya Programı Başkanı James Nixey'e ve aynı programda çalışan araştırma görevlisi Mathieu Boulègue'e aittir ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un, Rusya Devlet Başkanı Putin ile yakın ilişkilerini mercek altına alarak bu ilişkiye karşı çıkmaktadır. Metnin bir analiz olma özelliği yoktur; aksine diğer bütün benzer metinler gibi, nasıl ve neden oldukları izah edilmemiş çelişkiler ve ithamlarla suçlanan 'hedef'in yapması gerekenlerle dolu bir 'talimat' niteliğindedir. Talimat niteliğindedir çünkü eski bir şirket çalışanı olarak Macron'un Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi 'tamamen' Rotchilds ailesinin desteği ile mümkün olmuştur (24 Nisan 2017 tarihinde ilk turu yapılan, katılım oranının %80 olduğu seçimlerde Macron, oyların yüzde 23,90'ınını alarak ikinci tura kalmış,7 Mayıs 2017'de yapılan %75,9  katılımlı 2. turda oyların yüzde 65,5'ini alarak seçilmiştir) ve Macron, Putin-Rusya konusunda onların talimatları dışına çıkmış görünmektedir ya da çıkmış görünmesi istenerek yeni bir arka plan inşâ edilmektedir. Bu çalışmadan alınacak ders, Erdoğan'ın liderliğinde ve desteğinde Ak Parti'nin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı olarak zirveye yükselen ve FETÖ dolayısıyla 2010'dan sonra lideri  Erdoğan'la açıktan da  çatışmaya başlayarak yollarını ayıran, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Erdoğan'ın karşısına CHP-HDP-İP-SP adayı olarak çıkmaya çalışan eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, 2007-2014 arasında olduğu gibi, Erdoğan etkisi ve sınırlamalarının olmadığı muhtemel bir Cumhurbaşkanlığı görevi esnasında bu şekilde azarlanıp azarlanmayacağı hususudur. Chatham House'un “2010 Devlet Adamı” ödülünü, cumhurbaşkanı iken düzenlenen törenle İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth'ten alan Abdullah Gül’e, uzun süredir kurduğu ofislerde yaptığı çeşitli alt yapı çalışmaları ile ortaklarıyla belirlemeye çalıştığı siyasi geleceğinde bu türden düşünce kuruluşları ile ne tür ilişkiler içerisinde olacağı sorusu sorulmak zorundadır. Cumhurbaşkanı Macron'un patronu, Chatham House aracılığı ile ona herhangi bir şekilde 'yanlış' yaptığını söyleyebiliyor, çünkü Fransa Cumhurbaşkanı olarak Fransa'nın değil Rothschild ailesinin çıkarlarını korumakla mükellef olarak seçilmiş birisi için kölelikten başka bir seçenek yoktur... Macron'dan anlaşılacağı üzere (ister maksatlı yönlendirme, isterse doğrudan yönlendirme yapılsın) Türkiye'nin Erdoğan liderliğindeki bağımsızlık mücadelesinin önüne dikilen herhangi biri, başka amirlerinin çıkarlarını korumaktan başka bir amaç için çalışma şansına sahip olamayacağı için Türkiye'nin çıkarlarını korumak için çalışamaz.
Seçkin Deniz, 07.11.2019

On Russia, Macron Is Mistaken

"Fransa cumhurbaşkanı, Avrupalı ​​mevkidaşları karşısında uzun süredir etkin görünüyor olabilir,  ancak Kremlin’e olan abartılı ilgisi ile geçmişte ve bugün olduğu gibi pek çok Batılı liderin hatalarını tekrarlıyor."

Rusya'ya karşı Emmanuel Macron'dan daha çelişkili bir tutumu olan bir dünya lideri yok.


Fransa cumhurbaşkanı, 2016 seçimlerinin ilk turunda yarışanların 'en özür dileyen' adayıydı. Spektrumun bir ucundaki Rus destekli Marine Le Pen ve diğerindeki radikal solcu Jean-Luc Mélenchon ile karşılaştırıldığında Macron ılımlı bir model gibiydi.

SA8111/SD1530: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 536 (11-15 Ocak 2019)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(11-15 Ocak 2019)  (Ocak 2019: 3.534  Tweet+Önceki Toplam: 347.243+3.534 = 350.777 Tweet

Seçkin Deniz 🇹🇷 @Seckin_Deniz
FETÖ'nün kuracağı rejim olsa olsa satanist teokrasi olurdu... twitter.com/trthaber/statu…

6 Kasım 2019 Çarşamba

SA8110/Sonsuz Ark-YD178: İnsan Sperminde 27 Farklı Virüs Yaşayabiliyor

"Araştırmacılar, meta-analizlerinin ardından, bu virüslerden bazılarının sperm DNA’sında mutasyonlara dahi sebep olabildiğini ve bu mutasyonların eğer mutant DNA’ya sahip sperm yumurtayı döllerse gelecek nesillere de dolayısıyla geçmiş olacağını belirtiyor."


Zika virüs enfeksiyonlarından sonra erkeklerde sperm içerisinde Zika RNA’sına sıklıkla rastlanmaktaydı. Diğer vücut sıvılarının yanı sıra genital vücut sıvılarında virüslerin varlığını ve kalıcılığını tespit edebilmek için, bir grup araştırmacı PubMed üzerinden ilişkili makaleleri tarayarak bir meta-analiz gerçekleştirdi.

SA8109/KY13-AO315: Vicdan Körelmesi

"Kapitalizmin insan ahlakını hızla yok ettiği günümüz dünyasında erdemli insan sayısı gitgide azalmakta, yerlerini her türden düşünceye, ideolojiye sahip, yaptığı yanlışı nakış gibi dokuyarak yanlışını topluma doğrulattıran kişiler almakta."

“Ahlak özel ve pahalı bir lükstür.”
Henry Adams

Bir toplumu yıkacak olan şeylerin başında ahlakî yozlaşma gelir. Zira ahlak yozlaşma kendine kolay zemin bulan, zayıf bulduğu yerden zaaf içindeki kişilerin kalbine rahatlıkla ulaşabilen akışkanlığa, saydamlığa sahiptir.

Hepimizin örneklerinden bildiği gibi; İnsanoğlu hangi düşünceye sahip olursa olsun karakteriyle, genetik kodlarıyla çeşitli zaaflarla yüklüdür. O nedenle; ahlakî yozlaşma içinde olanlar arasında her düşünceye, ideolojiye sahip insanların olması mümkündür.

SA8108/KY69-EY417: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


5 Kasım 2019 Salı

SA8107/SD1529: "zamanın boynuna ip geçirseler..." /01.11.2004/ 274. patika



...olur ki; geniş zaman...
...genişten daha dar...
...olmaz mı dardan daha geniş?...
...sevimli gölgeleri ışığa saran zamanın...
...göreli muhabbetin tam ortasında boynuna ip geçirseler...
...sürükleseler zamanı....
...geriye...
...bilmediklerinin içine...
...bilmezden önceki senin içine...
...zaman geniş olur, muhabbetin derinindeyken bedenin...
...hoşluğun mayhoş tadına ram olmuşken ruhun, elbette sen zamanın darlığını istemezsin...
...genişlemeli enine...
...ilerlememeli boyuna...
...biri hiç ip geçirmemeli boyuna zamanın...

SA8106/SD1528: Dünya Kıyamet Salgını'nın Geldiğini Biliyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Council on Foreign Relations (CFR-Dış İlişkiler Konseyi)da küresel sağlık konusunda çalışan ve Pulitzer Ödülü kazanan bilim yazarı Laurie Garrett'a aittir ve Havayolu ulaşımının arttığı günümüzde salgın hastalıkların yayılma hızına odaklanarak ülke yönetimlerinin salgınlara karşı duyarlılıklarının ve hazırlık düzeyinin yetersiz olduğunu vurgulayarak, yapılması gerekenlere odaklanmaktadır. Asıl ilginç olan, Council on Foreign Relations (CFR-Dış İlişkiler Konseyi) gibi, ABD devlet gücünün uygulayıcısı olduğu, dünyadaki hemen tüm terör organizasyonlarının ve eylemlerinin, savaşların, askerî darbelerin, ekonomik-siyasi istikrarsızlıkların ve insan üretimi salgın hastalıkların ortaya çıkmasını sağlayan politikalardan sorumlu olan bir satanist konseyin, aynı zamanda (her zaman yaptığı gibi) çözüm önerileri sunması, raporlar hazırlaması ve yayınlamasıdır. Mesela  Ebola virisünün n tüm tescil hakkı ABD hükümetine aittir (2007'de yapılan müracaata patent 2010'da verilmiştir) Daily Observer’a yazdığı makalede Liberya doğumlu ABD vatandaşı Delaware Üniversitesi’nden Profesör Cyril Broderick "EBOLA biyo-terörizmdir." derken virüsün, ABD’nin yürüttüğü biyo-terörizm deneylerinin bir sonucu olduğunu, “Afrika’nın kaynaklarını yasadışı şekilde kontrol etmek amacıyla, başta Afrika olmak üzere, dünya nüfusunu azaltmak için Ebola’yı kullandıklarını” yazdı ve ABD Savunma Bakanlığı’nın, Ebola salgını Gine ve Sierra Leone’de başlamadan haftalar önce, insanlar üzerinde Ebola deneyleri yapılması için fon sağladığına dair raporların olduğuna yer verdi. Analiz, ABD devletinin sorumlu olduğu bu tür biyolojik silah üretim laboratuvarlarından ve deneysel çalışmalarından bahsetmemekte, ancak buna karşılık ABD'nin rakibi olarak konumlanan Rusya'daki bir laboratuvarda yaşanan patlamayı konuya dahil etmektedir. 'Dünya Kıyamet Salgını'nın Geldiğini Biliyor' başlığının şöyle okunması gerektiğini düşünüyorum: "CFR'nin Bir Parçası Olduğu Satanist Güç, Dünya'ya İnsan Irkı'nı Soykırıma Uğratacak Salgın Hastalıklar Hazırlıyor" Laurie Garrett'in şu cümlesi Biyolojik Savaş'ın yahut 'İnsan Irkı'nı yok edecek salgın hastalıklar projesinin varlığını ve virüslerin üretildiği gerçeğini itiraf niteliğindedir: "1989'da, bilim adamlarının Washington'daki toplantısından bu yana havadaki ölümcül mikroplar daha da artmıştır, çünkü viral ve bakteriyel genleri değiştirme teknolojisi artık hızlı, kolay, ucuz ve kesindir." Türkiye ve Dünya'daki aşı tartışmaları insanların farkındalığının arttığını göstermektedir, ancak ithal aşılarla birlikte yerli üretim aşıların ne tür bir genetik dönüşüm hedeflediğine dair güven duygusu eksikliği her geçen gün artmaktadır. Türkiye, bahse konu satanist yapının ürettiği terörle, savaşlarla, askeri ve ekonomik darbelerle çok ağır saldırı altında iken insanlarımızın ve doğamızın aynı gücün ürettiği Biyolojik Terör'ün ya da Biyolojik Savaş'ın hedefinde olduğuna dair kanıtlar Karadeniz ve Marmara bölgelerinde bitki örtüsünü yok edici türden böceklerin ortaya çıkışında aranabilir. 9 Ekim 2018'de yayınladığımız 'Pentagon'un Böcek Ordusu' başlıklı analizinde Manlio Dinucci, Pentagon'un "böcekleri nakil aracı olarak yayarak, hassas tarımsal ürünlere kolaylıkla aktarılabilecek yeni bir biyolojik silah sınıfı yaratmak için basit değişiklikler yapmanın yeterli olabileceğini" iddia etmektedir. Türkiye'de görülen benzer vak'alar şunlardır: Türkiye coğrafyasına uygun olmayan Kenelerden geçen öldürücü Kanamalı Kırım-Kongo hastalığı, Rize'de hızla bütün bitkileri emerek yok eden Wampir Kelebekler, Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Kulaca Mahallesi'nde iddiaya göre paraşütle tarlaya atılan çiftçiyi canından bezdiren haşere ilacıyla bir kısmı öldürülen cinsi belirlenemeyen binlerce böcek Türkiye'nin biyolojik silah saldırısı altında olduğuna işaret edebilir...
Seçkin Deniz, 05.11.2019

The World Knows an Apocalyptic Pandemic Is Coming
"Fakat kimse bu konuda hiçbir şey yapmak istemiyor."

Birleşmiş Milletler genel sekreteri'nin isteği üzerine derlenen yeni bir bağımsız rapor, gezegeni yok edecek ve 80 milyon insanı öldürecek olan bir salgının “çok gerçek bir tehdit” olduğu konusunda uyardı. Rapor, dünyanın her tarafında havaya yayılan ölümcül bir patojenin, küresel ekonominin neredeyse yüzde 5'ini yok edebileceğini söylüyor. Ve biz buna hazır değiliz.

4 Kasım 2019 Pazartesi

SA8105/SD1527: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 5

"Umutla, heyecanla ve sevinçle çıktım bulunduğum mekândan... Arabama binerken de serinlemişti gökyüzü; 'Bismillah' diyordu içimdeki tüm sesler; 'Bismillah'."


Kaostan çıkışın yolunu, huzur bulma iklimini inşâ etmenin başka bir yolu olmadığını düşünüyordum. Kaçarak, saklanarak, itilmiş bir halde karanlık kuyularda bekleyerek varacağımız hiçbir şey, yer, umut yoktu. Dünya ve ahireti nasıl ayırıyorlardı, ben anlamıyordum... Allah'ın insan için indirdiği ölçü Kur'an'daydı ve Kur'an tamamen dünya hayatını dizayn ediyor ve sonuç olarak da Ahiret'ten bahsediyordu.

SA8104/KY1-CÇ681: Gardiyan

"Din insan elinde değişmiş, insanal etkinlik halini almış ve yol kesen olup çıkmıştır. Zira insanal her etkinlik bir süre sonra yol kesendir. Gardiyandır."


İnsanal etkinlikler, insan dünyası için ilkin yol açan, insanı menzilden menzile ulaştıran bir manivela iken bir süre sonra yol kesen halini alır. Egemenliğini kurdukça, onay mercii oldukça, mütevaziliğinden soyutlandıkça bu hale bürünür. Hemen her etkinlik böyledir. İnsana bir mezar olur, bir mahpushane hücresi haline dönüşür. İnsana kımıldayacak bir alan bırakmayacak kadar azmanlaşır. Kurallar ihdas ettikçe yol kesenin en zebanisi, en eşkıyası, en kurnazı, en acımasızı olur çıkar. 

3 Kasım 2019 Pazar

SA8103/SD1526: 'Pentagon'un 'Hayır' Demesi ve Büyük Güç Rekabeti'ni Laf'tan Öteye Taşıması Gerekiyor'

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, American Enterprise Institute ulusal güvenlik görevlisi Mackenzie Eaglen'a aittir ve geleneksel emperyal gücün korunmasını öneren kısmen nesnel kısmen de neocon bir bakış açısı çerçevesinde ABD Ordusu ile ilgili iki temel konuya odaklanmaktadır. Biri Pentagon yetkililerinin politika yapıcılara itiraz etmesi gerektiği, diğeri ise Pentagon'un savunma dışındaki faaliyetlerinin yayıldığı alanın büyüklüğünün orduyu hantallaştırdığı gerçeği: "Savunma Bakanlığı'nın her gün gerçekleştirdiği büyük idari ve diğer kilit işlevler, küresel lojistikten garantili iletişime, eğitime, aile konutlarından bakkallar zincirine kadar büyüyecek gibi görünüyorlar." Yazar, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'un dikkatinin, enerjisinin ve zamanının ABD'nin Rusya ve Çin karşısında Küresel Büyük Güç Rekabetini sürdürmesi için yeterince kullanılamadığını, Pentagon generallerinin, politika yapıcıların kendilerine verdikleri her tür göreve sorgulamadan 'Evet' dediklerini, ABD'nin küresel güç rekabetini sürdürebilmesi için bir tür 'başkaldırı' niteliğinde 'Hayır' demeleri gerektiğini va'zetmektedir. Başkan Trump döneminde neredeyse düşman güçler haline gelen Beyaz Saray ve Savunma Bakanlığı Pentagon arasındaki güç mücadelesinin derinleşerek sürdüğü açıktır; Kuzeydoğu Suriye'de ABD-AB-İsrail-Suud-BAE destekli PKK/YPG terör örgütüne yönelik 9 Ekim 2019'da başlattığımız Barış Pınarı Harekâtı, Başkan Trump'ın sonsuz savaşlara son vermek adına Suriye'den ABD kuvvetlerini çekme girişimine 'Hayır' diyerek iki yıldır direnen Pentagon generallerinin ürettiği gerilimi net bir şekilde uluslararası arenaya taşımıştır. Barış Pınarı Harekâtı'nnın başladığı ilk günlerde çekilmiş olan ABD kuvvetlerinin Pentagon'un baskısıyla petrolü bahane ederek tekrar Kamışlı, Haseke, Ayn'ul Arab (Kobani) Tel Abyad ve Rakka'daki üslere geri döndüğü bugünlerde analiz yazarı Mackenzie Eaglen'ın,"Değişim liderlik ve politik cesaret ister. Ayrıca, savunma liderlerinin, Pentagon geri adım attığında başkalarının adım atabilmesini sağlamak için askeri olmayan ulusal güç araçlarının ve devlet araçlarının güçlendirilmesinin savunulmasında kamuoyunda rol oynamasını da gerektiriyor." diyerek Pentagon liderleri olarak belirttiği generallerin etkili olması için diğer unsurların  nasıl devreye girdiğini anlamamızı sağlıyor. Türkiye, Pentagon'un terör faaliyetleri, askerî darbeler ve Türkiye-Irak-Suriye ve İran topraklarının parçalanarak bir Kürt Devleti kurma planları dolayısıyla çok sık hedeflediği nâdir ülkelerden biri olarak bu vahşi organizmanın bütün stratejik yaklaşımlarını tesbit etmek, değerlendirmek ve tedbir almak zorundadır.
Seçkin Deniz, 03.11.2019


JUST SAY NO: THE PENTAGON NEEDS TO DROP THE DISTRACTIONS AND MOVE GREAT POWER COMPETITION BEYOND LIP SERVICE

Hepimiz bu yönetim sırasında büyük bir güç rekabetine dönme konusunda çok şey duyduk, peki bunların hepsi lafta mı? Öyle görünüyor. Savunma Bakanlığı yeni misyonlar eklemeye devam ediyor ve asıl temel rolü ile ilgili olarak sadece teğetsel çalışıyor.

SA8102/KY20-MEK85: ‘Pasaporta Isınmamış İçimiz’

"Dağılan tespih tanelerimizi, milletimizi sömürgecilerin ve işbirlikçilerinin zulmünden kurtarma ümidi sunan tek güç Türkiye’dir. Kürt’ün de Arap’ın da Türkiye’den kopma korkusu vardır. Tıpkı yüz yıl önce milletimizin kabusu olduğu gibi tek gerçek kabus ve korku Türkiye’den ayrı kalma, Türkiye’den koparılma korkusudur."



“Irak, Suriye, Hicaz bölgesi ve diğer Arap ülkeleri iç işlerinde bağımsız olarak, hükümetlerinin yönetimi altında olmalı. Hilafetle bağları bir konfederasyonla sağlanmalı ve Osmanlı sancağında Amerikan bayrağındaki yıldızlar gibi hükümetlerin sayısınca hilal taşımalıdırlar.”
Ahmet Cevdet Paşa

Konu ne zaman Suriye ve Irak’a gelse rahmetli Ahmed Arif’in ‘Pasaporta ısınmamış içimiz’ dizesi çakılıp kalır zihnimde. 1908/1920 arası bu coğrafyada olup bitenler, bizim millet olarak, coğrafya olarak içinde bulunduğumuz halin adeta tohumlama yıllarıdır ve neredeyse aynı ile tekrarlanıp duran bir tür simulakrumdur. Milletin böğrüne saplanan cinsten, unutulması namümkün şeyler yaşanmıştır ama o yaşanmışlıktan sonraya dair akan, canlı bir şey inşâ edilememiştir sanki, varılacak yere varılamamış, beklenen her ne ise gerçekleşmemiş. 

SA8101/KY69-EY416: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


2 Kasım 2019 Cumartesi

SA8100/SD1525: Orta Asya'daki Çin Silah Satışlarını Ne Etkiliyor?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Hong Kong Üniversitesi'nden mezun Bişkek AGİT Akademisi'nde 'Orta Asya'daki Çin' ile ilgili çalışmalar yapan bir araştırmacı olan Yau Tsz Yan'a aittir ve Çin'in Rusya olan ilişkilerinin Orta Asya ile ilişkilerinden bağımsızlaşmaya başladığını, Orta Asya'daki Rus-Çin askeri-güvenlik merkezli iş bölümünün sona erdiğini, Çin'in eski Sovyet bloğunun birer parçası olan Orta Asya ülkelerine silah endüstrisi ile yayıldığını göstermeye çalışmaktadır. ABD ve AB, Türkiye- Çin ilişkilerini sabote etmek ve Çin'in birçok zayıf karnından biri olan Sincan-Uygur'u kaşımak için Çin'in işgal ettiği Doğu Türkistan'daki Müslüman Uygurları stratejik bir parametre olarak masaya sürmekte, Çin de, ABD-AB'nin kışkırttığını iddia ettiği Uygur Türklerini 'terörizm, ayrılıkçılık ve dinsel aşırılıkçılık' tezleriyle baskı altına alarak Şangay İşbirliği Örgütü'ne askeri bir misyon kazandırmak için kullanmaktadır. Türkiye'nin Orta Asya ülkeleri ile derin ve kapsamlı ilişkiler geliştirerek, Rusya ile eşgüdümlü bir şekilde, Çin'in dünyanın her yerine yayılma stratejisini iyi irdelemesi ve her türlü dengeyi kontrol altında tutacak adımlar atması gerekmektedir.
Seçkin Deniz, 02.11.2019

What Drives Chinese Arms Sales in Central Asia?

"Çin askeri teknoloji endüstrisi, Orta Asya'da ciddi bir lider haline geliyor."

Çin'in Asya'daki askeri iddiası genellikle ABD, Hindistan veya bölgedeki diğer güçlerle dengeyi sağlama çabası olarak görülüyordu. Fakat onlarca yıl boyunca Çin ordusu kesinlikle Çin'in teknolojik cesaretinden güç almamış da olabilir. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, iktidara geldiğinden beri, sivil şirketlerin askeri teknoloji endüstrisine yatırım yapmalarını ve modernize etmelerini sağlamak da dahil olmak üzere çeşitli askeri reformlarla uğraştı. Teknoloji tabanlı bir toplum oluşturmak için büyük bir ulusal stratejiyle birlikte, Çin askeri teknoloji endüstrisi, özellikle askeri telekomünikasyon alanında ciddi bir lider haline geliyor.

SA8099/KY69-EY415: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


1 Kasım 2019 Cuma

SA8098/TG269: Hayat Ağacı Sinagogu Katliamı'ndan Sonra Beyaz Üstünlükçü Terörizm

Sonsuz Ark'ın Notu:
 Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, ABD'nin her türlü gizli bilimsel, psikolojik, sosyolojik, politik, ekonomik, teknolojik, askerî, nükleer, stratejik araştırmasının yapıldığı RAND Corporation'un siyaset bilimcisi, politik ve ideolojik olarak motive edilmiş şiddetin nedenini ve nasılını inceleyen ve analiz eden bir terörizm araştırmacısı Colin P. Clarke'a aittir ve ABD'de işlenen toplu katliamlara odaklanarak bu katliamları 'beyaz üstünlükçü terörizm' olarak adlandırmakta ve bunun sadece 'iç terörizm' olarak tanımlanmasının yeterli olmadığını, ABD'nin küresel bazda 'beyaz üstünlükçü terörizm'e karşı yeterince tedbir almadığını işlemektedir. Yazarın, ABD Başkanı Trump'ın, kendisinden önceki Başkan Obama'nın DAEŞ-IŞİD'in kurucusu olduğunu ("IŞİD'i Obama kurdu, yardımcılığını da Clinton yaptı" Donald Trump, Ağustos 2016, Sunrise, Florida) ilan ettiğinden habersiz görünerek, bilhassa çalıştığı RAND Corporation direktörlerinin tasarladığı, ABD Dışişleri Bakanlığı, Pentagon ve CIA ile ortak bir organizasyon sonucu uygulamaya geçirdiği IŞİD-DAEŞ terör örgütünün İslam'ı karalamak ve Satanizm adına kötülük ve terör ürettiğini bildiği halde, 'beyaz üstünlükçü terörü' bugüne dek fark etmemesinin nedenini inanılması imkansız bir gerekçe ile geçiştirmektedir: "Selefi cihadistlere, İslam dünyasında “saf” İslam’a dönüşe inanan gruplara ve bunun gerçekleşmesi için şiddet kullanımına odaklandığım için, Hitler’i öven ve sosyal medyada Yahudi halkına karşı açıkça nefret söylemi kullananları gözden kaçırmıştım." Gençliğine denk gelen 9/11'den etkilenerek terör uzmanı olan Amerikalı bir akademisyenin gözden kaçırması imkansız olan bir tek şey vardır o da her türüyle terördür. RAND çalışanı bir terörizm uzmanının bu analize ihtiyaç duymasının bir tek nedeni olabilir; dünyadaki bütün terör örgütlerini üreten bir kuruluş olarak RAND ve terör uzmanı çalışanları kendilerini temize çıkarmak için kaygılanmakta ve 'beyaz üstüklükçü terör'ün de tasarımcılarının kendileri olduğunun açığa çıkmasından endişelenmektedirler. Colin P. Clarke'ın şu cümlesi içerdiği temel işaretler açısından çok ilginçtir: "Beyaz üstünlükçü tehdit artık göz ardı edilemez. 11 Eylül'den bu yana Birleşik Devletler'de beyaz üstünlükçü terörizm yüzünden ölen insan sayısı cihatçı terörizm nedeniyle ölenlerden daha fazladır." Colin P. Clarke, 'beyaz üstünlükçü tehdit'in gözardı edildiğini itiraf etmektedir; herhangi bir devletin, üstelik ABD gibi bir devletin gözardı edebileceği herhangi bir şey olamaz, gözardı etmek tam olarak gizlice tasarlamak, planlamak ve uygulamak demektir. ABD derin devletinin görmezden geldiği şey, "11 Eylül'den bu yana Birleşik Devletler'de beyaz üstünlükçü terörizm yüzünden ölen insan sayısı cihatçı terörizm nedeniyle ölenlerden daha fazladır." cümlesiyle itiraf edilen gerçeği doğurmuştur ve bu planlı bir sonuçtur; ABD'de ya da dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir terör eylemi ABD istihbarat örgütlerinden ve devletten habersiz bir şekilde yapılamaz. RAND bilimadamlarının ürettiği her türlü savaştan, terörden, kimyasal ve biyolojik silah saldırılarından, ekonomik saldırılardan ve askeri darbelerden oluşan cehennem, milyonlarca masum insanın hayatlarını mahvetmişti, bu kez kurban kendileriydi. Yazarın, 'Squirrel Hill'deki evimden ancak bir mil uzakta olan Hayat Ağacı Sinagogu'nda çok kişinin ölümüne yönelik saldırı' diyerek anlattığı saldırı sonrası paniğe kapılmalarının temel sebebi de buydu: "Kapıları kilitledim ve çocuklarımı bodruma aldım. Endişeyle 3 aylık çocuğumu kucaklarken, 3 yaşındakini saklanarak oyun oynadığımıza ikna etmeye çalıştım." Tarih araştırmacıları RAND Corporation'un şeytanî planların tasarım merkezi olduğunu elbette yazacaktır, ancak küresel ve yerel her türlü terörizmin tek kaynağı olan Amerika Birleşik Devletleri'nin derin devleti, ürettiği terörün ABD'yi yok edişini izleyecektir. Türkiye'de FETÖ, DAEŞ IŞİD, PKK, DHKP-C terörü ve bilumum ekonomik, askerî darbe organizasyonlarının ana sorumlusunun ABD olduğu defalarca tescil edilmiştir. Bu dünyanın bütün ülkelerinde de yüzlerce kez kanıtlanan kesin bir teoremdir.
Seçkin Deniz, 01.11.2019





One Year After Tree of Life, We Still Aren't Talking Enough About Violent White Supremacy

Mahallem Pittsburgh’daki Yahudi sinagoguna yapılan saldırı, şiddet yanlısı beyaz üstünlükçülüğün tehlikelerini fark etmeme neden oldu. Ve ben politik ve ideolojik olarak motive edilmiş şiddetin nedenini ve nasılını inceleyen ve analiz eden bir terörizm araştırmacısıyım.

Selefi cihadistlere, İslam dünyasında “saf” İslam’a dönüşe inanan gruplara ve bunun gerçekleşmesi için şiddet kullanımına odaklandığım için, Hitler’i öven ve sosyal medyada Yahudi halkına karşı açıkça nefret söylemi kullananları gözden kaçırmıştım. 

SA8097/SD1524: 'ABD Yetkilileri Suriye'de Trump'ı Görmezden Geldi ve Hepimiz Bedelini Ödedik'

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Foreign Policy Research Institute Middle East Program (Orta Doğu Programı) direktörü Aaron Stein'a aittir ve terör örgütü PKK/YPG'ye yönelik olarak 9 Ekim 2019'da başlattığımız Barış Pınarı Harekâtı sonrası 8 yıldır işgal ettiği Kuzeydoğu Suriye'den çekilmek zorunda kalan terör örgütü destekçisi ABD'nin yaşadığı ezikliğe ve hezimete odaklanmakta ve asıl sorumluların, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın telefonuyla aniden ABD özel kuvvetlerini Kuzeydoğu Suriye'den çektiği için suçlanan Başkan Trump'ın değil, (Erdoğan'ın baskısıyla) bir yıldan fazla süredir ABD Kuvvetlerini Suriye'den çekeceğini dillendiren Başkan Trump'ı ciddiye almayarak onurlu bir geri çekilme stratejisi hazırlamayan ABD'li yetkililer olduğunu ifade etmektedir: "Personeli, dünyanın en güçlü adamına ne kadar uzun süre bir bebek gibi davranmaya devam ederse, Başkan'ın acil bir geri çekilme emri vermesi o kadar fazla olasıydı" Aaron Stein, bundan sonra olacaklara odaklanmak gerektiğini ifade ederken Rusya ve Türkiye'nin elde ettikleri 'zafer'in bedelinin de ödetilmesinin yollarını da göstermektedir. Neocon -siyonist perspektifli yazarın ve eş perspektifli bütün aktif düşünce kuruluşlarının önerdiği gibi, 29 Ekim 2019 salı günü,  Cumhuriyet Bayramı'nın kutlandığı gün, ABD Kongresi'nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi'nden peş peşe Türkiye karşıtı iki tasarı geçti. İlki 1915 olaylarını 'Ermeni soykırımı' olarak nitelendiren tasarı, diğeri ise Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle Türkiye'ye yaptırımlar öngören tasarıydı. Bu bir intikam alma çabasıydı, ancak etkisiz kalacaktı. Avrupa Birliği'ne Erdoğan'ın güvenli bölgede tesis edilecek ve mültecilerin geri dönüşünü sağlayacak olan projeye para desteği vermemesini öneren Aaron Stein'ın yaptırımlarla ilgili endişeleri vardı, o ve benzerleri NATO üyesi Türkiye'yi kaybetmek istemiyorlardı. Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen tasarının gideceği yer Senato'ydu. 31 Ekim 2019'da Senato Cumhuriyetçi Çoğunluk Lideri Mitch McConnell Amerikan çıkarları için kaygılandıklarını açıkça söyleyecekti: “Türkiye’nin davranışlarını şekillendirmek için Avrupalı müttefiklerle birlikte çalışmanın mı yoksa Avrupalı müttefikleri yaptırım tehditleri üzerinden Türkiye’yle bağlarını kesmeye zorlamanın mı bizim daha yararımıza olacağı üzerinde kafa yormalıyız. 80 milyonluk bir demokrasiye karşı, İran ve Kuzey Kore’ye kullandığımız türden politika araçlarına başvurmadan önce, yaptırımların Türk halkı üzerinde yapacağı siyasi etkileri değerlendirmeliyiz. Yaptırımlar onları bizim mi yoksa Erdoğan’ın tarafına mı çekecek? Daha hedefe odaklı yaptırımlar, bu istenmeyen sonuçların bir kısmını belki önleyebilir mi? İlgili komisyonlarımızın ve yönetimin, harekete geçmeden önce bu sorular üzerinde düşünmesini ümit ediyorum.” Aşağıdaki analizin yazarının sıfatları ve ortaya çıkan Amerikan zavallılığı ışığında bakıldığında, Türkiye 9 Ekim 2019'da ABD Başkanı Trump'ın tehditkâr mektubuna rağmen başlattığı Barış Pınarı Harekâtı ile Amerikan Yüzyılı'nın sona erdiğini ilan ve tescil etmiştir. Bunun sonuçlarını zaman içinde daha net bir şekilde görebileceğiz.
Seçkin Deniz, 01.11.2019

U.S. OFFICIALS IGNORED TRUMP ON SYRIA AND WE ARE ALL PAYING THE PRICE


"Başkan Donald Trump’ın ABD’nin özel harekat kuvvetlerini, bir Türk saldırısından önce kuzeydoğu Suriye’den çekme kararı bölgeyi sarsmaya devam ediyor."

Cumhuriyetçiler, Demokratlar ve Avrupalı ​​liderler, bu kez, IS (DAEŞ-IŞİD-ISIS)'ı yenmek için Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte savaşan Kürt militanlara (Seçkin Deniz'in Notu: Metin'de gerçek çarpıtılarak Kürt militan olarak tanımlanan terör çetesi PKK-YPG üyesi teröristlerin çoğunluğu ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Kanada gibi batılı ülkelerin eski askerlerinden ve lejyonerlerden oluşmaktadır) operasyon yapan Türkiye'nin kuzeydoğu Suriye işgalini etkili bir şekilde desteklediği için Başkan Donald Trump'a karşı öfkede birleşiyorlar.

SA8096/KY1-CÇ680: Bir Başka Bahara

"Bir düşmüş.. bir rüya içinde soluk alıyormuşuz. Yorulduk. Nefesimiz kesildi. Uzun soluklu bir yürüyüş olduğunu kendimize söylerken ne söylediğimizin ayrımında değilmişiz demek ki."


Hülyalı çocuklardık. Bir düşümüz vardı. 

Meleklerin ‘Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın!’ sızlanışlarının gerçekleştiği yeryüzünde ‘Sizin bilmediklerinizi bilirim!’ yanıtının karşılığını verecektik. Ölümü öldürecektik. Dağdan, taştan, ottan, börtü böcekten nasıl sorumlu olduğumuzu hem meleklere, hem kendi soyumuza, hem kendi soyumuzdan olmayan varlıklara gösterecektik. Böyleydi uzun soluklu yürüyüşe başlarken içimizdeki heves. Gönlümüzdeki duyuş, zihnimizdeki plan program.

Seçkin Deniz Twitter Akışı