17 Kasım 2019 Pazar

SA8139/YB43: Yorgun Öfkelerin Kanatları Kırıktır / Sınanmış Renkler 42

"Ama... yaş geçince, öfkenin hırpaladığı ömür faydasız öfke tezviratına fazlasıyla maruz kalınca, işler değişiyor. Öfke yoruluyor ve kanatları kırılıyor. İnsan o saatten sonra da hırslarını da gömüyor toprağa, heveslerini de. Anlıyorsunuz ki öfke hırslara ve heveslere sıkı sıkıya bağlı."


Yorgun öfkelerin kanatları kırıktır, bilir misiniz dostlarım? Doğru; öfkeler de yorulur ve insan o demde öfkelenecek bir sebep bulsa da takati yoktur artık. Bilmelisiniz; öfke bir benliğe sahiptir, doğar, yaşar ve ölür; ölmeden evvel de yorulur. İnsanın öfkeye kapılması da bundandır, öfkeden kopması da. Diyebilirim ki; insanın içindeki ikinci bir insan sayılabilir öfke ve bu ikinci insan her insanın içindeki öfke ile ikizdir.

Niye öfkeye takıldım bu saatte? Belki de bu yaşa dek yolda rastladığım, bazen içime aldığım, bazen bir tekmeyle etrafa savurduğum öfkeyi bir insan gibi resmedersem sizler daha iyi tanırsınız onu diye düşündüm. Onu hiç içimde ev sahibi yapmadım, sizin de yapmanızı istemem.

Düşünüyorum; her birimize ait olan öfke dışarıda doğuyor, dölü de dışarıda; ama içimizde tutunacağı, girip yerleşeceği evi, yani nefsi de yaratmış Allah. Sonra öğreniyor, bu dışarıda doğup gözlerimizle gördüklerimizin, kulaklarımızla duyduklarımızın açtığı yolla sık sık içimize girip bizle tanışarak bize ait olan öfke, bir benliğe sahip oluyor. O ne kadar sık içimize girerse biz o kadar çok onu kendimize ait sanıyoruz. Çoğu zaman onunla birlikte yaşıyoruz, çevremizdeki herkes de bizim gibi öfke belası ile mağdur olduğundan hepimiz bunun, öfkeyle yaşadığımız ilişkinin, normal olduğunu sanıyoruz.

Düşünsenize dostlarım; biz insanlar aslında çok sakin varlıklarız, fakat birbirimizle kavga ederken ve sonra pişman olurken bunun sebeplerini idrak edemiyoruz. Elbette kavgaların sebebi öfke. Çünkü onu aynı anda kavga ettiğimiz kişi ile birlikte içimizden çıkarıp kendimiz sayıyoruz ve vekilimiz olarak kavgaya sürüyoruz. Ne vakit ki şiştiği için içimize sığmayıp dışımıza kaçan öfke bizi terk ediyor, o vakit ne yaptığımızı fark ediyoruz, pişman oluyoruz. Tabi onun içimizde mi dışımızda mı olduğunu bilmediğimiz için yapıp ettiklerimize bir mana veremiyoruz.

Uzun süren yolculuklarımda, gemimde tek başıma otururken öfkelendiğimi hatırlamıyorum. Çünkü yanımda başka bir insan yok. Öfkesini kendisinin önünde tutup bana yaklaşan bir insan görene kadar da bana ait olduğunu iddia eden öfke çıkıp gelmiyor içime doğru. Ne ki yalnızlığın hatırâlardan alıp vermedikleri çok olduğu için, öfke de içimizde hafızayı tepe tepe kullanan nefste kendisine ev açtığından geçmişteki dertler de öfkeyi çağırıp duruyor oluyor kimi yalnızlık zamanlarında.

Ama... yaş geçince, öfkenin hırpaladığı ömür faydasız öfke tezviratına fazlasıyla maruz kalınca, işler değişiyor. Öfke yoruluyor ve kanatları kırılıyor. İnsan o saatten sonra da hırslarını da gömüyor toprağa, heveslerini de. Anlıyorsunuz ki öfke hırslara ve heveslere sıkı sıkıya bağlı. İnsanlar birbirlerinin öfkelerini çağırırken ortalıkta keskin kılıçlı hırslar ve hevesler dolaşıyor. Hırslar ve hevesler öldüğünde, öfke de ölüyor... Nitekim hırstan ve hevesten ibaret olan insan ölmemiş olsa da ölüler gibi çekiliyor hayattan. 

Etrafta gördüğüm yaşlıların ekseriyâtı böyle. Peki ben öyle miyim, dostlarım? Hayır; değilim. Niye değilim, öfkenin sahibi ben olmadığım için, içim de öfkeye ev sahipliği yapmadığı için. Hırslarım ve heveslerim işte bu gemi kadardır; öteki insana zarar ziyan verecek tıynette değillerdir.

Öfke ile sabır aynı membâa sahip değiller, unutmayın. Sabır hep içimizde yerleşiktir, ev sahibidir; öfke dışarıdan gelip önce onu sindirmeye çalışır, evinden kovmaya çalışır. Kovabilirse geçer onu, yerine oturur, ömür boyu hükümranlık taslar.

Zor iştir insan olmak; doğumun başından yaşlılığın sonuna kadar yaşarsanız dostlarım, ömrünüzün son demlerinde görürsünüz; başınıza gelenler niye gelmiş, gelmeyenler niye gelmemiş. Size öğretseler de büyükleriniz olan biteni, siz dinlemezsiniz. Zira hepiniz bir teksiniz ve hepiniz aynı şartlarla imtihan edilirsiniz. İçinizdeki makine durmaz, hırslanır, heveslenir, sabırsızlaşır ve öfkelenirsiniz.

Bir bakıma hayattır bu; yaşarken anlayabileceğiniz bir şey.

Kahvemizi içelim mi şimdi dostlar, nasılsa her kahve içişinizde bu anı hatırlayacaksınız. Güzel hatırlayın isterim bu gemide içtiğiniz kahveleri. Bu kez öfkeyi katıp gidin önünüze, fırlatacağınız bir sakin yer bulana dek.

Hoş ve hoşnut kalınız.

Selam ve sevgiyle.


Yaşlı Bilge, Sonsuz Ark, 16.11.2019, 22:30,  Sınanmış Renkler 42



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı