18 Ekim 2018 Perşembe

SA6993/YB42: İyiliğe Yabancılaşmak / Sınanmış Renkler 41

"Her gündoğumunda önceki günle aynı şekilde başlayan ve sonraki gündoğumuna dek biten şeylerin arasında tek düze bir akışta yabancılaştığımız iyilik, neden kötülüğe yeniliyor, hiç merak etmiyor musunuz?"  


Ölürüz doğduktan bir vakit sonra. Bu öyle bir vakittir ki, her gün doğumunda önceki günle aynı şekilde başlayan ve biten şeylerin arasında yaşanır. Her gün aynı şekilde geçer gider zannedersiniz; yabancı bir diyardaki bir yabancı gibi pencerenizden seyredersiniz hayatı. Bebek, çocuk, genç, orta yaşlı ve yaşlı olursunuz, her yeni günde uyanan ve gecesinde uyuyan bir insan olarak. 

Pencerenizden gördükleriniz düşüncelerinizi şekillendirir ölene dek. Bu yüzden mühimdir gördükleriniz; bu yüzden iyilikten ve kötülükten ibaret olan her gördüğünüz şeyle ilişkinizin biçimi sizi iyi ya da kötü yapar. Ne görüyorsanız en çok onu düşünür, diğerine yabancılaşırsınız dostlarım. Gördükleriniz önemlidir, gördüklerinizi düşünürsünüz, düşündüklerinizi görürsünüz ve ne kadar çok yabancıysanız dünyaya o kadar çok dost olursunuz gördüklerinize, onlara alışırsınız.

Bugün dündeki atalarınızdan daha çok şey görüyorsunuz pencerelerinizden, ama daha çok şey görmek sizi daha iyi yapmıyor değil mi dostlarım? Çünkü dünyada her gün daha fazla görmeye devam ettiğiniz şey iyilik değil, kötülük... 

Daha çok ve sık gördüğünüz kötülükten uzak kalabiliyor musunuz gerçekten? O kötülükleri yapmamayı başarabiliyor olsanız bile, gittikçe daha az gördüğünüz iyiliğe yabancılaşmıyor musunuz? O kötülükleri göre göre aklınıza bile gelmeyen şeyler zihninizi meşgul etmiyor mu? Pencerelerinizden gördüklerinize dair akıl yürütmüyor musunuz, dedikodu yapmıyor musunuz dostlarınızla, onların görmediklerini de görmelerini sağlamıyor musunuz, kötülüğü yaymıyor musunuz mesela?

Ne çok soru soruyorum... ağır yaralı pencerem, gördüklerimden bıktım dostlarım, siz bıkmadınız mı yoksa? Hemen her gün gördüğünüz kötülüğün her türü artık sizi iyiliği özler hâle getirmedi mi? Peki ne yapıyoruz pencerelerimize doluşan kötülüklerden kurtulmak için, gözlerimizi mi kapatıyoruz? 

Yoksa, her kötülüğe inat, iyilikler yaparak başka pencerelerden görünenleri iyiliklerle değiştirmek için mi çabalıyoruz? Çocuklarımıza, torunlarımıza ne bırakacağız iyiliklerimiz yoksa? Kötülüklere alışarak iyiliklere yabancılaştığımızda yabancılaştığımız iyiliği nasıl bileceğiz, nasıl göstereceğiz insan nesline? İnsanı, kendimizi, neslimizi nasıl koruyacağız şeytandan, cinlerden ve kötü insanlardan? Peygamberler bile kendilerine musallat olan fısıldayıcı kötülerden muaf değilken biz nasıl muaf olabiliriz? Peygamberler bile sınanmışken bizler nasıl sınanmayız fısıldayıcılarla?

İyilik Allah'ın yapın diye kötülük de yapmayın diye emrettiği iken, kötülüğü fısıldayanlara neden bu kadar çok kulak verip onları gözlüyoruz ki? Her gündoğumunda önceki günle aynı şekilde başlayan ve sonraki gündoğumuna dek biten şeylerin arasında tek düze bir akışta yabancılaştığımız iyilik, neden kötülüğe yeniliyor, hiç merak etmiyor musunuz? 

Biz, insan nesli olarak, iyiliği sırf Allah emrettiği için yapabilecek kudrette iken yapmıyoruz, ama kötülük fısıldayıcıları kötülüğü sırf Allah yapmayın diye emrettiği için yapıyorlar ve onlara direnmiyoruz; ya görmezden gelerek kötülüğün her yeri kuşatmasına izin veriyoruz ya da görüyor ve onun etkisinde kalarak tek tek kötüleşiyoruz.

Ne dersiniz dostlarım, yabancılaşmamız gereken kötülük iken neden iyiliğe yabancılaşıyoruz? Bu başı ve sonu olan bir vakittir; biliyoruz. Neden Allah'tan yardım dilemiyoruz, iyiliği bize verecek olan sadece Allah değil midir?

Şimdi anlıyor musunuz, Allah'ın Kur'an'da neden, "Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.* (Ahzâb 72)" dediğini? 

Biz çok zalim ve çok cahiliz dostlarım, bu yüzden Allah'a ve onun merhametine muhtacız; o bizi sınarken ancak ondan yardım dileyebiliriz.

Sizce de öyle değil midir?

Hoş ve hoşnut kalınız.

Selam ve sevgiyle.




Yaşlı Bilge, Sonsuz Ark, 18.10.2016, 00:05,  Sınanmış Renkler 41




* İnsanın yüklendiği emanet, başta akıl, irade ve iradeyi serbestçe kullanmanın gerektirdiği sorumluluklardır. İnsan, iyi ve kötü arasında seçim yapabilme yeteneğini olumlu yönde kullanmadığı zaman, hem kendine hem de çevresine zulmetmiş ve cehalete düşmüş olur. Âyette insan türünün bir özelliğine dikkat çekilerek onun genelde emanete riayet konusunda vefasızlık göstermeye yatkın olduğuna işaret edilmektedir.



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı